Bizi Takip Edin

Amerika

Peter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”

Yayınlanma

Peter Thiel’in ABD’nin siyaset, finans ve teknoloji alanındaki nüfuzlu isimlerini bir araya getirdiği gizli cemiyeti “Dialog” açığa çıktı.

WIRED’da yer alan habere göre cemiyetin iç kayıtları internette açıkta kaldı ve bu kayıtlarda, derneğin etkinliklerine katılanların isimleri yer alıyor.

Dialog adlı cemiyet, milyarder teknoloji yatırımcısı ve Palantir’in kurucusu Peter Thiel tarafından 2006 yılında kurulan, davetle katılımın mümkün olduğu özel bir kuruluş.

Grup, ABD’li yetkilileri, yabancı hükümet temsilcilerini ve Silikon Vadisi yöneticilerini, kayıt dışı yıllık toplantılarda bir araya getiriyor.

Dialog, yirmi yıldır üye listesini açıklamayı reddediyor.

Web sitesinin kodunda yer alan bir dizin, ilk olarak İsviçreli hacker “maia arson crimew” tarafından ortaya çıkarıldı.

ABD hükümetinin Uçuş Yasağı Listesi’ni ifşa etmesi ve güvenlik kamerası şirketi Verkada’nın sistemine sızmasıyla tanınan hacker, WIRED’e bu dizinin isimsiz bir ihbar yoluyla ortaya çıktığını söyledi. WIRED, dizinin içeriğini bağımsız olarak doğruladı.

Bir kaynak, WIRED’e ayrı olarak Dialog’un 2026 yılına ait inziva etkinliğinin kayıt listesini sağladı.

Silikon Vadisi eskatolojisi – 1: Ahir zamanı beklerken

Listede 222 kişinin adı yer alıyor ve her bir katılımcının üyelik durumu ile katılımcı türü –“aktif üye” ve “misafir” dahil– belirtiliyor. İnziva etkinliği, 12-16 Ağustos tarihleri arasında İrlanda’nın Dublin kentinin dışındaki Powerscourt Oteli’nde yapılacak.

Aynı veriler, “Para (Gerçekten?) Mutluluğu Satın Alır mı?”, “Nükleer Enerjiyi Geri Getirelim”, “Üçüncü Dünya Savaşı’nda Yol Bulmak”, “Savaş Alanı Teknolojileri” ve “Cinsel Yaşamınız Nasıl?” gibi kapalı oturumlardan oluşan bir programı ortaya koyuyor.

Diğer konuşmalar arasında, Hristiyan ağ sitesi Pray.com’un kurucusu tarafından yönetilen “Bir Tarikat Kurun” ve eski bir Beyaz Saray ulusal güvenlik yetkilisi tarafından yürütülen “Bir Parti Kurun” yer alıyor.

Belgeler, tipik bir düşünce liderliği konferansının sıradan içeriğinin yanı sıra, olağanüstü bir iktidar birleşimini de ortaya koyuyor.

Kayıt kayıtlarında, Temmuz 2025’te göreve başlayan ve sızdırılan listede 2021’den beri Dialog toplantılarına katıldığı belirtilen NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı ve ABD Avrupa Komutanlığı Başkanı General Alexus Grynkewich’in adı yer alıyor.

Web sitesindeki rehberde, görevdeki Trump yönetimi yetkilileri, iki ABD senatörü, “PayPal Mafyası”nın altı üyesi, eski bir Orta Doğu istihbarat şefi ve görevdeki bir ABD büyükelçisinin yanı sıra, ülkenin en büyük gözetim, veri aracılık ve reklam verisi şirketlerinin kurucuları ve yöneticileri de yer alıyor.

Teknoloji milyarderi Peter Thiel’in sızdırılan gizli ‘Deccal’ dersleri

Bu yöneticiler, kendi sektörlerini denetleyen üst düzey ABD yetkilileriyle yan yana görünüyor.

Örneğin Dialog’un başkanı Auren Hoffman, tüketici veri ekonomisinin en önemli tedarikçilerinden ikisi olan konum verisi aracısı SafeGraph ve kimlik belirleme şirketi LiveRamp’ı kurdu.

Hoffman, dizinde, finansal verilerle ilgili kuralları belirleyen Hazine Bakanı Scott Bessent ve Federal Ticaret Komisyonu ile veri gizliliği otoritesini denetleyen Ticaret, Bilim ve Ulaştırma Komitesi Başkanı Senatör Ted Cruz ile birlikte yer alıyor.

Palantir’in kurucu ortağı Joe Lonsdale, Ordu Bakanı Dan Driscoll ve Palantir’in sözleşme yaptığı kurumları denetleyen Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi’nin kıdemli üyesi Temsilci Jim Himes ile aynı dernekte listeleniyor.

Bu haberde adı geçen kişilerin hiçbiri yorum taleplerine yanıt vermedi. LinkedIn profilinde kendini Dialog’un icra direktörü olarak tanıtan ve How to Be a Grown-Up [Nasıl Yetişkin Olunur?] adlı kişisel gelişim kitabının yazarı olan Raffi Grinberg, yorum talebine yanıt vermedi.

Kayıt kayıtları, sadece Dialog’a kimlerin üye olduğunu değil, aynı zamanda kimlerin etkinliğe katıldığını da gösteriyor gibi görünüyor.

Sızan kayıtlara göre, 2026 yılındaki etkinliğe kaydolan 222 kişiden 87’si ilk kez katılanlar olarak işaretlenmiş.

Trump’ın Silikon Vadisi’ndeki adamı Thiel’in antidemokratik distopyası

Diğerlerinin ise on yıldan fazla bir geçmişi var ve birkaçı derneğin 20 yıl önceki kuruluşuna kadar uzanıyor. Grynkewich dahil olmak üzere kayıt yaptıranların hiçbiri devlet e-posta adresi kullanmamış.

Hepsi kişisel veya kurumsal hesaplarla kayıt yaptırmış; böylece katılımları, kamu kayıtları yasalarına tabi e-posta sistemlerinin kapsamı dışında kalmış.

WIRED’a göre bu listeyi herhangi bir unvan veya görevden daha fazla birleştiren şey, yapay zeka, uzun ömür ve yakın geleceğe yönelik ortak bir ilgi.

Kayıt formunda geleceği tahmin etmeleri istendiğinde, kayıt yaptıranlar defalarca aynı temaya geri döndüler: Yapay zekanın birkaç yıl içinde iş, savaş, eğitim ve inanç alanlarını yeniden düzenleyeceği.

Birçoğu, kitlesel işsizlik ve sendikalara ve devlet programlarına geri dönüş öngörüyor; diğerleri ise bir “yapay zeka kışı”, veri merkezlerini hedef alan iç terör, sanıkların kamu avukatları yerine yapay zeka avukatlarını tercih etmesi ya da bu dönüşümün tetikleyeceği dini bir canlanma olacağını tahmin ediyor.

Başka bir kişi, “Toplumsal yozlaşma hızlanmaya devam edecek,” diye öngörüyor.

Üyeler ayrıca “eğlence evi yapımı,” aksan taklidi, dağ kayakçılığı, kentsel keşif ve “gerçekliğin doğasına dair meditatif ve psikedelik araştırma” gibi yeteneklerini sıralıyor.

Peter Thiel, AI destekli “paralel yargı” kurmak istiyor

Biri “şefkat ve varoluşsal korku,” diğeri ise “akşam yemeği partileri, sır saklama, doğum günlerini hatırlama” gibi yetenekleri olduğunu öne sürüyor.

Kitap önerileri ise klasik ve “optimizasyon odaklı”: Marcus Aurelius ve Milan Kundera’nın yanı sıra Annie Duke’un Thinking in Bets [Bahislerle Düşünmek], Peter Attia’nın Outlive kitapları ve en az bir katılımcının önerisiyle Thiel’in kendi kitabı Zero to One [Sıfırdan Bire].

Dialog aynı zamanda çöpçatanlık da yapıyor. Katılımcı formunda kayıt yaptıranlara “Aşk arıyor musunuz?” diye soruluyor ve “gelecekteki eşleştirme” çalışmalarına “Bekar Erkek”, “Bekar Kadın” veya “Diğer” yanıtlarını dahil etme seçeneği sunuluyor.

Ayrı bir site olan dating.dialog.org, “olağanüstü insanlar için anlamlı bağlantılar” sloganıyla tanıtılan bir uygulamaya ev sahipliği yapıyor.

Form ayrıca, her katılımcının “siyasi eğilimi” de dahil olmak üzere hassas bilgileri topluyor. Dialog, bu bilgilerin “asla uygulamada veya diğer katılımcılarla paylaşılmayacağını” taahhüt ediyor. Ama bu veriler ve eşleştirme yanıtları, sızıntı sonucunda açığa çıktı.

Kayıtlar, ticari bir veritabanı olan Airtable’da tutuluyor. Dialog, her katılımcı için üyelik durumunu, kişinin katıldığı tüm inziva etkinliklerini, özgeçmişini, yaşadığı şehri ve kişisel erişim tokenini kaydediyor.

Sızdırılan kayıt listesinde, 113’ün kamuya açık dizininde yer almayan üst düzey isimler de yer alıyor: Şu anda İngiltere Merkez Bankası’nın Finansal Politika Komitesi’nde görev yapan eski Federal Rezerv Başkanı Randy Kroszner; Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’nin (DEA) eski genel danışmanı ve vekil genel sekreteri Hallie Hoffman; İftira ve İnkârla Mücadele Birliği’nin (ADL) genel müdürü Jonathan Greenblatt; Cato Enstitüsü Başkanı Peter Goettler; Charles Koch Vakfı’nın yönetici direktörü Ryan Stowers; ve Chicago Üniversitesi’nden Nobel ödüllü iktisatçı Roger Myerson.

Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor

Listede ayrıca, şirketin öncü yapay zeka bölümünün küresel ilişkilerinden sorumlu Tom Lue’nun da aralarında bulunduğu bir grup Google ve Google DeepMind yöneticisi ile Washington Post’un ulusal güvenlik muhabiri Souad Mekhennet yer alıyor.

Üyelerin geri kalanı arasında hedge fon ve özel sermaye milyarderleri, görevdeki ve eski yabancı yetkililer, ulusal televizyon kanallarında rol alan oyuncular, en çok satan yazarlar ve dini liderler yer alıyor.

Dialog’un kayıt bilgilerini barındıran aynı çevrimiçi veritabanında açıkta bıraktığı birkaç iç belgeden biri, etkinlik moderatörlerine yönelik bir kılavuz.

Bu kılavuzda moderatörlerin katılımcılara her şeyin “kayıt dışı” olduğunu, yorumların ise özlü ve “aşikar olmayan” şekilde yapılması gerektiğini hatırlatmaları isteniyor.

Ayrıca, senatörler, üst düzey yetkililer ve iş dünyası devleriyle dolu bir odada “statü göstergelerinden kaçınmak” için kısa tanıtımlar yapmaları konusunda da yönlendiriliyorlar.

Dialog, kurulduğu günden bu yana kamuoyunda neredeyse hiç iz bırakmadan faaliyet gösterdi. Yılda en az bir kez, koltukların önceden belirlendiği, oturumların moderatör tarafından yönetildiği ve söylenen hiçbir şeyin kaynak gösterilemeyeceği kuralının geçerli olduğu bir toplantı düzenliyor.

Peter Thiel’in kurduğu gizli Dialog kulübü Washington’da yeni mülkler alacak

Grubun Washington, DC bölgesinde bir kampüs kurma planlarını ilk kez haber yapan Axios’a göre, geçmişteki toplantılar Arizona’daki Ritz-Carlton Dove Mountain ve İtalya’nın Venedik kentindeki San Clemente Palace’ta gerçekleştirilmişti.

Cemiyet, Batı’daki siyasi ve iş dünyası elitlerinin kapalı kapılar ardında bir araya geldiği Bilderberg toplantılarının teknoloji sektörü versiyonu olarak nitelendiriliyor.

İstatistikçi Andrew Gelman, 2022 yılında blogunda Dialog’un davetiyelerinden birini yayınlamış ve etkinliğin formatını ve 16.000 dolardan fazla olan kayıt ücretini açıklamıştı.

2014 yılındaki toplantı, yaklaşık 150 davetli arasında Jeffrey Epstein’in de yer aldığı davet listesinin, ABD Adalet Bakanlığı’nın Epstein dosyalarını kamuoyuna açıklamasının ardından bu yıl yeniden gündeme geldi.

Epstein’in toplantıya katılıp katılmadığı ise hâlâ belirsizliğini koruyor.

Amerika

Florida’da ön seçimleri “Demokratik Sosyalist” Nixon kazandı

Yayınlanma

“Demokratik Sosyalist” Angie Nixon, Florida Demokrat Partisinin Senato adayı olmak üzere yapılan ön seçimleri beklenmedik bir şekilde kazandı.

Nixon, çarşamba günü erken saatlerde Demokrat Parti’nin adaylığını garantiledi.

Nixon, 2019’daki Kongre azil süreci sırasında Başkan aleyhine ifade verdikten sonra Donald Trump tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi’nden kovulan Alex Vindman’ı mağlup etti.

Nixon’ın 12 puanlık zaferi, siyasi kuruluşa karşı seçmenlerin hoşnutsuzluğunu kampanya malzemesi haline getirerek Minnesota, New York ve Colorado’da ön seçim zaferleri elde eden Demokratların “ilerici” kanadına en son moral desteği oldu:

“Birlikte, milyonlarca dolara karşı mücadele ettik . . . Harcama oranımız 16’ya 1 aleyhimizeydi ama kazandık.”

Nixon zafer konuşmasında ve “Washington DC’deki yaygın yolsuzluğa” karşı mücadele çağrısında bulundu.

Nixon, “Dünyaya, örgütlü insanların neler başarabileceğini gösterdik. Ve dünyaya Florida halkının neyi temsil ettiğini gösterdik: Herkes için Medicare, evrensel çocuk bakımı, gerçekten uygun fiyatlı konutlar, tam olarak finanse edilen kamu eğitimi ve anlamsız savaşın sona ermesi,” diye ekledi.

Öte yandan diğer “ilerici” adaylar, Florida’daki ayrı ön seçimlerde başarısız oldu. Elijah Manley ve Oliver Larkin, kongre seçim bölgelerindeki oylamalarda sırasıyla görevdeki Debbie Wasserman Schultz ve Jared Moskowitz’e karşı ağır bir yenilgiye uğradı.

Demokrat Parti’nin “sol” kanadı, Wisconsin dahil olmak üzere diğer ön seçimlerde de yenilgiler yaşadı.

Wisconsin’de “ılımlı” bir isim olan David Crowley, Demokratların vali adayı olmak için girdiği çekişmeli yarışta bir demokratik sosyalisti beklenmedik bir şekilde mağlup etti.

Salı günü Florida’daki Cumhuriyetçi ön seçimler de yakından takip ediliyordu. Trump’ın desteklediği aday Byron Donalds, “aşırı sağcı” James Fishback dahil olmak üzere diğer adayları geride bıraktı.

Donalds, görev süresi dolan Cumhuriyetçi vali Ron DeSantis’in yerine geçecek kişiyi belirleyecek yarışta, eski bir Cumhuriyetçi olan Demokrat David Jolly ile karşı karşıya gelecek.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump yönetimi UCM Başkanı Tomoko Akane’ye yaptırım kararı aldı

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ve Kıdemli Duruşma Avukatı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Beyaz Saray, mahkemenin ABD egemenliğini tehdit etme kabiliyetini yitirene kadar sistematik olarak dağıtılmasını hedefleyen ilave adımlar atılacağını duyurdu. Karara Hollanda ve Japonya tepki gösterirken, ABD’li insan hakları örgütleri de yönetime karşı dava açtı.

Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (UCM) üst düzey isimlerine yönelik yaptırım kararı aldı. Yaptırımların hedefinde mahkemenin Japon başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma avukatı Abdoulaye Seye yer alıyor.

Beyaz Saray ayrıca mahkemeye karşı ek adımlar atılacağı tehdidinde bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio yaptığı açıklamada, bu adımların amacının “UCM’nin Amerikan egemenliğini tehdit etme kabiliyetini bütünüyle yitirene kadar sistematik olarak dağıtılması” olduğunu kaydetti.

ABD, kurulduğu 2002 yılından bu yana 21 kişiyi gözaltına alan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova’nın da aralarında bulunduğu 60 kişi hakkında tutuklama emri çıkaran UCM’nin tarafı konumunda bulunmuyor.

Göreve gelen ABD başkanlarının yönetimleri, UCM’nin Amerikalılara yönelik dava yürütme yetkisine istikrarlı şekilde karşı çıksa da mahkemeye karşı yaptırım savaşını yalnızca Trump başlattı.

Trump, ilk başkanlık döneminde de Amerikalıların Afganistan’da savaş suçları işlediği yönündeki iddiaları soruşturması nedeniyle UCM başsavcısına ve yardımcılarından birine yaptırım uygulamıştı.

UCM’nin 2024 yılında İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki eylemleri gerekçesiyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri çıkarması, Trump cephesinden gelen saldırıları daha da artırdı.

Rubio konuya ilişkin açıklamasında, “Bu mahkeme, yetkilerini kötü niyetle suistimal eden, görev sınırlarını aşan, yozlaşmış ve telafisi imkansız biçimde siyasallaşmış ulusüstü bir mahkemedir” ifadelerini kullandı.

Kısa süre önce hakimlik görevine aday gösterilen Abdoulaye Seye, İsrail-Filistin dosyası üzerinde çalışıyordu.

Geçtiğimiz hafta ABD’deki dört insan hakları örgütü, Trump yönetiminin UCM’ye karşı yürüttüğü seferberlik nedeniyle dava açtı. Kuruluşlar, uygulanan yaptırımların “dünya genelinde ağır uluslararası suçların mağdurları için adalete erişimi” kısıtladığını savundu.

Merkezi Lahey’de bulunan UCM’ye ev sahipliği yapan Hollanda’nın Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, Washington’ın son kararını kınadı. Berendsen yaptığı açıklamada, “Uluslararası mahkemeler ve ceza mahkemeleri yetkilerini serbestçe kullanabilmelidir” dedi.

UCM’nin en büyük mali destekçisi konumundaki Japonya da benzer bir açıklama yaptı. Japonya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin yaptırım kararını “son derece esef verici” olarak nitelendirdi ve ülkenin uluslararası toplumda hukukun üstünlüğünü güçlendirme kararlılığını sürdürdüğünü vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Venezuela hükümeti muhalefetle müzakerelerde Maduro’yu masaya getirmedi

Yayınlanma

Venezuela hükümetinin ABD destekli muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde, Washington tarafından alıkonulan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etmediği bildirildi. Financial Times’ın haberine göre Karakas yönetimi, ABD’de ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklu bulunan eski liderini tamamen gözden çıkardı. 

Venezuela hükümeti, ABD desteğiyle muhalefetle yürüttüğü müzakerelerde Washington tarafından ‘narkoterörizm’ suçlamasıyla tutuklanan eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun serbest bırakılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmadı.

Financial Times (FT) gazetesinin ‘Venezuela, Maduro’yu Amerikan Hapishanesinde Kaderine Terk Etti’ başlıklı haberine göre Karakas yönetimi, görüşmeler boyunca eski liderin tutukluluk haline tek bir kez bile değinmedi.

Müzakere sürecine katılan bir muhalefet temsilcisi gazeteye yaptığı değerlendirmede, “Maduro ve eşi Cilia Flores müzakere masasında kesinlikle mevcut değil. Onlar tarihten silindi” ifadelerini kullandı.

Müzakereler 6 Ağustos’ta başladı. ABD, muhalefetin başmüzakerecisi olarak Ulusal Meclis eski Başkanı Dinorah Figuera’yı belirledi. Venezuela hükümeti heyetine ise parlamento başkanı Jorge Rodriguez liderlik ediyor. Rodriguez’in kız kardeşi Delcy Rodriguez, Maduro’nun ABD operasyonuyla alıkonulmasından bu yana Venezuela’nın devlet başkanlığı görevini vekaleten yürütüyor.

Müzakerelerin 12 Ağustos’ta sona eren ilk turunun ardından taraflar, Yüksek Adalet Mahkemesi yargıçlarının atanmasına yönelik yeni bir mekanizmayı da içeren yargı reformu konusunda ön mutabakata vardıklarını açıkladı.

Heyetler ayrıca İngiltere Merkez Bankasında dondurulan altın rezervlerinin geri getirilerek depremden etkilenenlere yardım amacıyla kullanılması için ortak çalışma yürütme konusunda uzlaştı.

Görüşmelerde, Venezuela’da 2024 devlet başkanlığı seçimlerinde muhalefetin ortak adayı olan ancak adaylığı o dönem hükümet tarafından engellenen Maria Corina Machado yer almıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Maduro’nun kaçırılmasının ardından ocak ayında Machado’yu Beyaz Saray’da ağırlamıştı.

Fakat Trump, halk desteğinin yetersizliği nedeniyle ülkeyi yönetmekte zorlanacağını savunarak Machado’nun iktidarı devralma niyetini desteklemediğini ifade etmişti.

Amerikan güçleri ocak ayında düzenledikleri askeri operasyonla Maduro ve eşi Cilia Flores’i Venezuela’dan çıkararak ABD’ye götürdü. Çifte ABD’de resmi olarak ‘narkoterörizm’ suçlaması yöneltildi. O dönemde Devlet Başkan Vekili Delcy Rodriguez, Maduro ile eşinin ülkeden kaçırılmasını ‘alçakça bir saldırı’ olarak nitelemiş; kardeşi Jorge Rodriguez ise eski devlet başkanı serbest bırakılana kadar ‘rahat durmayacaklarını’ ilan etmişti.

Buna karşın FT, ABD destekli Rodriguez yönetiminin müzakerelerde eski Venezuela liderinin serbest bırakılması talebini dahi gündeme getirmeyerek muhalefeti şaşırttığını aktardı.

Venezuelalı analist Edward Rodriguez ise sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Maduro’nun kaderi çoktan belirlendi. Olayların kendi seyrinde ilerlemesine izin verecekler ve bu süreçte tek bir önceliğe, yani kendi hayatta kalma mücadelelerine odaklanacaklar” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English