Bizi Takip Edin

Rusya

Putin, Kiev’e 15 Mayıs’ta İstanbul’da doğrudan görüşme teklif etti

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kiev yönetimine 15 Mayıs Perşembe günü İstanbul’da ön koşulsuz doğrudan görüşmeler yapmayı teklif etti. Putin, amacın “çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırmak” ve “kalıcı barış” sağlamak olduğunu belirtirken, Batılı liderler teklife temkinli yaklaştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün akşam geç saatlerde yaptığı açıklamada, Kiev ile 15 Mayıs Perşembe günü İstanbul’da “doğrudan görüşmelere” hazır olduğunu belirtti.

Putin, Zafer’in 80. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen uluslararası etkinlikleri özetlediği gece konuşmasında, Ukrayna ile doğrudan diyaloğun yeniden başlatılmasının amacının “çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırmak” ve “uzun vadeli, kalıcı bir barış tesis etmek” olduğunu söyledi.

Putin, “Kiev yönetimiyle doğrudan görüşmeleri bu perşembe, 15 Mayıs’ta İstanbul’da gecikmeksizin yeniden başlatmayı teklif ediyoruz,” dedi.

Görüşmelerin “ön koşulsuz” olarak başlatılmasını teklif ettiğini vurgulayan Putin’in açıklamasının tam metni şöyle:

Hepinizi selamlamak istiyorum saygıdeğer hanımefendiler, beyefendiler, değerli meslektaşlarım! Hepinizi bir kez daha Büyük Zafer bayramı münasebetiyle kutlamak istiyorum. Bu günlerde Moskova’da, muzaffer nesle saygılarını sunmak üzere yıl dönümü kutlamalarında bizimle birlikte olan dostlarımıza, yabancı ortaklarımıza teşekkür etmek istiyorum. Nazizm’e karşı kazanılan ortak zafere katkıda bulunan herkesi saygıyla anıyoruz. Bunlar arasında Hitler Karşıtı Koalisyondaki müttefiklerimiz, Çinli savaşçılar, Avrupa’daki anti-faşist direnişin katılımcıları, Afrika’da, Asya-Pasifik bölgesindeki halk kurtuluş hareketlerinin savaşçıları ve Latin Amerika ülkelerinden gönüllüler bulunmaktadır. Dostlarımız ve bizimle aynı fikirde olanlarla bizi birleştiren şey, ortak hafıza, tarihe saygı ve özgürlük için savaşan gerçek kahramanların yiğitliğine duyulan saygıdır. Ve elbette, geleceğe yönelik sorumluluğumuz, daha adil ve güvenli dünya inşa etme sorumluluğumuzdur.

Tüm dünya toplumunun, Avrasya’nın ve dünyanın diğer bölgelerinin istikrarlı, sürdürülebilir kalkınmasının doğrudan bağlı olduğu konular, Moskova’da gerçekleşen ikili ve çok taraflı toplantıların merkezinde yer aldı. Bu toplantılar elbette özel, resmi, bayram havasında geçti ancak aynı zamanda son derece yoğun ve içerikliydi; siyasi, iktisadi ve insani gündem konularıyla doluydu. Sonuçları özetlerken —ki bunu şimdi yapmak istiyorum— 7-10 Mayıs tarihleri arasındaki dört gün boyunca üç yabancı devlet liderinin —Çin Halk Cumhuriyeti, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti ve Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti— resmi ziyaret etkinliklerinin gerçekleştiğini söyleyebilirim. Ayrıca, BDT (Bağımsız Devletler Topluluğu), Asya, Afrika, Orta Doğu, Avrupa ve Latin Amerika ülkelerinin liderleriyle 20 ikili görüşme yapıldı. Toplamda, kutlamalara BDT, Asya, Afrika, Orta Doğu, Avrupa ve Latin Amerika’dan 27 devlet başkanı ile yaklaşık 10 uluslararası kuruluş yöneticisi katıldı. Altı ülke daha üst düzeyde temsil edildi. Yabancı ülke heyetlerinin ve uluslararası kuruluşların bu denli geniş katılımını, ortak Büyük Zaferimizin kalıcı fikirleri ve değerleri etrafında gerçek konsolidasyonun ilham verici kanıtı olarak görüyoruz.

Kızıl Meydan’daki geçit törenine ulusal silahlı kuvvetlerinin birliklerini gönderen 13 ülkenin liderlerine minnettarız. Onların bizim tören birliklerimizle omuz omuza yürüyüşü, ortak bayramımıza özel enerji, İkinci Dünya Savaşı yıllarında çelikleşmiş savaş kardeşliği ruhu kattı. Kore Halk Ordusu komutanlarına bizzat teşekkür etmekten, Kursk Oblastı’nın sınır bölgelerinin Kiev rejimi oluşumlarından kurtarılması sırasında askerlerimizle birlikte profesyonelce —bunu vurgulamak istiyorum— ve özveriyle görev yapan Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti özel kuvvetler birliklerinin asker ve komutanlarına en sıcak selamlarımı iletmekten mutluluk duydum. Vurgulamak isterim ki, cesaret ve kahramanlık gösterdiler, bir kez daha söylemek istiyorum, son derece profesyonelce hareket ettiler, iyi eğitim ve hazırlık sergilediler.

Ve elbette, tüm devlet liderleri için tribünlerde Zafer yıl dönümünün baş kahramanları olan Rusya, İsrail, Ermenistan ve Moğolistan’dan İkinci Dünya Savaşı gazilerini selamlamak özel onurdu.

Tehditlere, şantajlara ve Moskova’ya hava sahasının kapatılmasına varan engellemelere rağmen, bazı Avrupa ülkelerinin —Sırbistan, Slovakya, Bosna-Hersek— liderlerinin de geldiğini belirtmek isterim. Tekrar ediyorum, ne denli büyük baskıyla karşılaştıklarını anlıyoruz ve bu nedenle onların siyasi cesaretini, sağlam ahlaki duruşunu, bayramı bizimle paylaşma ve hem kendi vatanları için hem de tüm dünyanın, abartısız söylüyorum tüm insanlığın kahverengi vebadan (Nazizm’den) kurtuluşu için savaşan Büyük Vatanseverlik Savaşı, İkinci Dünya Savaşı kahramanlarının anısına saygı duruşunda bulunma kararını içtenlikle takdir ediyoruz.

Milyonlarca Avrupalının, egemen politika yürüten ülke liderlerinin bunu hatırlaması bizim için önemlidir. Ve bu, er ya da geç, tarihin derslerine ve kendi halklarının görüşlerine dayanarak, Avrupa ülkeleriyle yapıcı ilişkilerin yeniden kurulması yönünde ilerlemeye başlayacağımıza dair bize iyimserlik ve umut veriyor. Buna, bugün hâlâ Rusya karşıtı söylemlerden ve bize yönelik açıkça saldırgan eylemlerden vazgeçmeyen, hâlâ —bunu tam da bu günlerde görüyoruz— bizimle esasen kaba üslupla ve ültimatomlarla konuşmaya çalışanlar da dahildir.

Çin Halk Cumhuriyeti ile kapsamlı ortaklığımız ve stratejik işbirliğimiz, 21. yüzyılda çağdaş eşit haklara dayalı ilişkilerin gerçek örneği olabilir. ÇHC Devlet Başkanı Şi Cinping, Büyük Zafer’in 80. yıl dönümüne adanmış törenlerin baş konuğuydu. Son derece verimli görüşmeler gerçekleştirdik. Devlet başkanları düzeyinde iki ortak bildiri kabul edildi. Enerji, ticaret, finans, bilim, kültür ve daha birçok alanı kapsayan çok sayıda hükümetler arası ve kurumlararası anlaşma imzalandı. Daha önce de söylediğim gibi, eylül ayında militarist Japonya’ya karşı kazanılan zaferin 80. yıl dönümü törenleri için Çin’e resmi iade-i ziyarette bulunmam kararlaştırıldı. İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa ve Asya’da sona ermesinin 80. yıl dönümüyle ilgili ana, esasen başlıca anma etkinliklerinin, halkları en ağır sınavlardan geçmiş ve ortak zafer uğruna en yüksek bedeli ödemiş devletlerin başkentleri olan Moskova ve Pekin’de yapılması son derece sembolik ve doğaldır.

Değerli meslektaşlarım, sanırım Moskova’da yapılan görüşmeler ve toplantılar sırasında Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne ilişkin konunun da ele alındığı herkes için açıktır. Tüm misafirlerimize, dostlarımıza bu çatışmaya gösterdikleri ilgi ve çatışmanın sona ermesi için gösterdikleri çabalar için minnettarız.

Bu bağlamda bu konuya ayrıca değinmeyi gerekli görüyorum. Bu hususta şunu söylemek isterim ki, bilindiği üzere Rusya daha önce defalarca ateşkes girişimlerinde bulunmuştur. Ancak bu girişimler Ukrayna tarafınca defalarca sabote edilmiştir. Örneğin, Kiev rejimi, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile aramızdaki anlaşmaya uygun olarak ilan edilen, enerji tesislerine yönelik saldırılara ilişkin 18 Mart-17 Nisan tarihleri arasındaki 30 günlük —bunu vurgulamak istiyorum— 30 günlük moratoryumu yaklaşık 130 kez açıkça ihlal etmiştir.

Rusya’nın başlattığı Paskalya ateşkesine de uyulmadı, ateşkes rejimi Ukrayna birlikleri tarafından yaklaşık 5 bin kez ihlal edildi. Yine de, Zafer Günü kutlamalarında —ki biz bunu da bizim için kutsal bayram olarak görüyoruz, düşünebiliyor musunuz, 27 milyon kaybımız var— işte bu bizim için kutsal olan bayramda üçüncü kez ateşkes ilan ettik. Bu sırada, Batı’daki, bana göre samimiyetle çözüm yolları arayan meslektaşlarımıza, Zafer Günü’nde ateşkesin durdurulması konusundaki tutumumuzu ilettik ve gelecekte bu ateşkesin süresini uzatma olasılığını dışlamadığımızı, fakat elbette bu birkaç gün içinde ne olacağının analizinden sonra, Kiev rejiminin teklifimize nasıl tepki vereceğinin sonuçlarına göre hareket edeceğimizi belirttik.

Peki ne görüyoruz, bu sonuçlar nelerdir? Kiev makamları —aslında siz de tüm bunları çok iyi görüyorsunuz— ateşkes teklifimize hiçbir şekilde yanıt vermedi. Dahası, teklifimizi duyurduktan sonra —ki bu, hatırlayacağınız üzere, bu yılın 5 Mayıs’ında gerçekleşti— Kiev makamları 6 Mayıs’ı 7 Mayıs’a bağlayan gece büyük çaplı saldırılar düzenledi. Saldırıda 524 insansız hava aracı ve Batı yapımı çok sayıda füze yer aldı. Aynı anda Karadeniz’de 45 insansız deniz aracı da kullanıldı. Ve ilan ettiğimiz ateşkesin olduğu bu üç günde, yani 8, 9 ve 10 Mayıs’ta, sizin de kitle iletişim araçlarından gördüğünüz, aslında sizin haberlerinizden de anlaşılan şeyler yaşandı. Bu süre zarfında Kursk oblastında ve Belgorod oblastı ile kesişim noktasında Rusya Federasyonu devlet sınırına beş hedefli saldırı girişimi yapıldı. Tam da ilan ettiğimiz ateşkes günlerinde.

Ayrıca, diğer yönlerde 36 saldırı daha düzenlendi. Kursk ve Belgorod oblastlarında Rusya Federasyonu topraklarına sızma girişimleri de dahil olmak üzere tüm bu saldırılar püskürtüldü. Dahası, askeri uzmanlarımız bu saldırıların hiçbir askeri önem taşımadığını, tamamen siyasi nedenlerle yapıldığını ve düşmanın çok büyük kayıplar verdiğini düşünmektedir.

Daha önce de söylediğim gibi, Kiev makamları sadece ateşkes teklifimizi reddetmekle kalmadı, aynı zamanda hepimizin gördüğü gibi Moskova’daki törenler için toplanan devlet liderlerini de korkutmaya çalıştı. Biliyorsunuz değerli meslektaşlarım, burada Moskova’da meslektaşlarımla görüşürken aklıma şöyle düşünce geldi, sizinle paylaşayım. Nazi Almanyası’na karşı kazanılan zaferin kutlamaları için Moskova’ya gelenlerden kimi korkutmaya çalıştılar? Kimi korkutmaya çalıştılar? Çünkü bize gelenler, makamları ya da mevkileri gereği lider olanlar değil. Onlar karakterleriyle, inançlarıyla ve inançlarını savunmaya hazır olmalarıyla liderdirler. Peki onları kim korkutmaya çalıştı? Eski SS askerlerine hazırolda durup selam veren, onları alkışlayan ve İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler ile işbirliği yapanları milli kahraman mertebesine yükseltenler mi? Bana öyle geliyor ki bu, açıkça yetersiz araçlarla yapılan girişimdir ve bunu yapmaya çalışanlar, kendilerinin hedeflediği etkiye ulaşamazlar.

Bir kez daha tekrar ediyorum, defalarca ateşkes adımları teklif ettik, Ukrayna tarafıyla diyalogdan asla vazgeçmedik. Bir kez daha hatırlatmak isterim ki, 2022’de müzakereleri kesen biz değildik. Bunu Ukrayna tarafı yaptı.

Bu bağlamda, her şeye rağmen, Kiev makamlarına 2022 sonunda kendilerinin kestiği müzakereleri; doğrudan müzakereleri, üstelik —özellikle vurguluyorum— hiçbir ön koşul olmaksızın yeniden başlatmalarını yeniden başlatmalarını teklif ediyoruz. Derhal, önümüzdeki perşembe, 15 Mayıs’ta, daha önce yapıldığı ve kesildiği yer olan İstanbul’da başlamayı öneriyoruz.

Bilindiği üzere, Türk meslektaşlarımız bu tür müzakerelerin düzenlenmesi için defalarca hizmetlerini teklif ettiler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan bunların düzenlenmesi için çok şey yaptı. Hatırlatmak isterim ki, bu müzakereler sonucunda ortak belge taslağı hazırlanmış ve Kiev müzakere heyeti başkanı tarafından paraflanmıştı, ancak Batı’nın ısrarıyla bu taslak çöpe atıldı.

Yarın Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan ile görüşmemiz planlanıyor. Kendisinden Türkiye’de müzakerelerin yapılması için böyle imkân sağlamasını rica etmek istiyorum ve Ukrayna’da barışın bulunmasına katkıda bulunma arzusunu teyit edeceğini umuyorum.

Ukrayna ile ciddi müzakerelere hazırız. Bu müzakerelerin anlamı, çatışmanın temel nedenlerini ortadan kaldırmak, tarihi perspektifle uzun vadeli, kalıcı barış tesis etmektir. Bu müzakereler sırasında yeni ateşkesler, yeni ateşkes üzerinde anlaşmaya varılabileceğini, üstelik sadece Rusya tarafından değil, Ukrayna tarafından da uyulacak gerçek ateşkes olabileceğini dışlamıyoruz. Bu, tekrarlıyorum, Ukrayna ordusunun yeniden silahlandırılması, takviye edilmesi ve hummalı siper kazma ve yeni mevziler oluşturma faaliyetlerinin ardından silahlı çatışmanın devamına önsöz değil, uzun vadeli sürdürülebilir barışa doğru ilk adım olurdu. Böyle bir barış kime lazım?

Teklifimiz, tabiri caizse, masadadır. Karar şimdi Ukrayna makamlarına ve görünüşe göre kendi halklarının çıkarlarından ziyade kişisel siyasi hırslarıyla hareket ederek Ukraynalı milliyetçilerin eliyle Rusya ile savaşı sürdürmek isteyen hamilerine aittir. Tekrarlıyorum, Rusya hiçbir ön koşul olmaksızın müzakerelere hazırdır. Şu anda çatışmalar, savaş devam ediyor. Biz ise bizim tarafımızdan kesilmeyen müzakereleri yeniden başlatmayı öneriyoruz. Bunda kötü olan ne var? Gerçekten barış isteyenler bunu desteklemeden edemez.

Bu vesileyle, Ukrayna krizinin barışçıl çözümüne yönelik yabancı ortaklarımızın üstlendiği arabuluculuk hizmetleri ve çabaları için bir kez daha şükranlarımı sunmak isterim. Bunlar arasında Çin, Brezilya, Afrika ülkeleri, Orta Doğu ve son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni yönetimi bulunmaktadır.

Son olarak, Nazizm’e karşı kazanılan zaferin 80. yıl dönümüne adanmış bayram kutlamalarını bizimle paylaşan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Eminim ki, bu günlerde Moskova’da bizi birleştiren dayanışma ve uyum ruhu, gelecekte de ilerleme, güvenlik ve barış adına verimli işbirliği ve ortaklıklar kurmamıza yardımcı olacaktır. Ve bu vesileyle, yıl dönümü etkinliklerini, saatler süren mevcut müzakerelerin ve çalışma toplantılarının programını aktaran basın mensuplarının, dünyadan haber ajanslarının, televizyon kanallarının, basının temsilcilerinin büyük rolünü de belirtmek isterim. Dünyanın farklı ülkelerindeki insanların Moskova’daki bu bayram günlerinin eşsiz atmosferini hissetmeleri için çok şey yaptılar. Ve tabii ki, bu toplantı için size teşekkür ediyorum, zira oldukça geç saatte gerçekleşiyor ve elbette herkes yorgun. Dikkatiniz için çok teşekkür ederim.”

Moskova daha önce, Ukrayna’ya Batı askeri yardımının tamamen durdurulması da dâhil olmak üzere belirli koşullar altında ateşkes anlaşmasını değerlendirebileceğini belirtmişti.

Trump: Harika bir gün

Putin’in doğrudan görüşme teklifine Batı’dan ilk tepkiler geldi. ABD Başkanı Donald Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social’dan yaptığı açıklamada, Vladimir Putin’in doğrudan görüşme girişimini memnuniyetle karşılayarak, “Bu, Rusya ve Ukrayna için muhtemelen harika bir gün,” ifadelerini kullandı ve “büyük bir haftanın” başlayacağını duyurdu.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Putin’in teklifini “ilk adım, ancak yeterli değil” olarak nitelendirdi. Macron, Rusya’nın “çıkış yolu aradığını ancak hâlâ zaman kazanmak istediğini” düşündüğünü belirtti.

Cumartesi günü Fransa, İngiltere, Almanya ve Polonya liderleri, pazartesi gününden itibaren geçerli olacak ateşkes tekliflerinin, aynı gün telefonla bilgilendirdikleri Trump tarafından desteklendiğini açıkladılar.

ABD, Ukrayna’ya ihanet etti

Ukrayna ile “dayanışma” göstergesi olarak dört Avrupalı lider, tekliflerinin reddedilmesi durumunda Rusya Devlet Başkanı Putin üzerindeki yaptırım baskısını artırma tehdidinde bulundu. Dört liderin Kiev ziyareti, Ukrayna’ya yaptıkları ilk ortak gezi ve Friedrich Merz’in yeni Almanya Şansölyesi olarak ilk resmi ziyareti oldu.

Geçtiğimiz ay, Moskova’daki Zafer Günü geçit töreni öncesinde Putin, 8 Mayıs gece yarısından 11 Mayıs gece yarısına kadar tek taraflı geçici ateşkes ilan etmişti.

Moskova’nın üç günlük tek taraflı ateşkesine rağmen çatışmaların durmadığı bildirildi. Kiev ile Moskova karşılıklı suçlamalarda bulundu. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrey Sibiga, X sosyal medya ağında yaptığı açıklamada ateşkesi “saçmalık” olarak nitelendirerek, Rusya’nın Ukraynalı sivillere yönelik saldırılarına ve Ukrayna’daki cephe hattına yönelik hücumlarına devam ettiğini savundu.

Ancak Putin, gece konuşmasında, Zafer Günü “ateşkesi” öncesindeki günlerde Ukrayna’yı Rusya’ya yönelik saldırıları tırmandırmakla ve Kursk ile Belgorod oblastlarına yönelik beş sınır ötesi saldırı girişimi de dâhil olmak üzere üç günlük ateşkesi defalarca ihlal etmekle suçladı. Putin, bu saldırıların “hiçbir askeri önemi olmadığını” belirtti.

Rusya

Rusya’dan akaryakıt fiyatlarını dengeleyecek vergi adımı

Yayınlanma

Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma, hükümetin yakıt piyasasında fiyat istikrarını sağlamak amacıyla hazırladığı Vergi Kanunu değişikliklerini ikinci ve üçüncü okumalarda kabul etti. Düzenleme, yakıt sönümleme mekanizması ile akaryakıt satış süreçlerinde köklü değişiklikler ve yeni ihracat sınırlandırması koşulları öngörüyor.

Rusya Devlet Duması, hükümet tarafından yakıt piyasasındaki fiyatları dengelemek amacıyla sunulan Vergi Kanunu değişiklik teklifini ikinci ve üçüncü okumalarda kabul etti.

Kabul edilen kanun metni, parlamentonun veri tabanında yayımlandı.

Yeni yasa, yakıt sönümleyici (demfer) mekanizmasında ve akaryakıt satış usullerinde değişiklikler öngörüyor. Bu doğrultuda, asgari borsa satış standardı hesaplanırken, hükümet tarafından belirlenecek durumlarda borsa dışında satılan yakıt miktarları da hesaba katılacak.

Ayrıca düzenleme, Temmuz 2026 ile Temmuz 2027 döneminde orta distilatlar için sönümleyici ödemesi yapılabilmesine imkan tanıyor.

Değişikliklerle birlikte, ithal motorin için de ithal benzine benzer bir sönümleyici ödeme mekanizması getiriliyor. Bu kapsamda, Belarus’tan yapılacak motorin teslimatlarında tazminat katsayısının 0,9 seviyesine çıkarılması planlanıyor.

Üçüncü ülkelerden ithal edilen motorine yönelik sönümleyici hesaplamasında ise ihracat alternatifi, Rus limanlarına teslimat maliyeti de dahil edilerek Hindistan piyasasındaki fiyatlar üzerinden belirlenecek.

Sönümleyici ödemeleri, yalnızca bir önceki ayda hem motorin hem de uçak yakıtı ihracatına yönelik kısıtlamaların eş zamanlı olarak uygulandığı vergi dönemlerinde yapılacak.

Yakıt piyasasını dengelemeye yönelik bu adımların yanı sıra kabul edilen pakette, uluslararası şirketlerin vergilendirilmesine ilişkin düzenlemeler de yer alıyor.

Yasa, uluslararası şirketlerin çalışan motivasyon programı yöneticilerinin, bu program katılımcılarına hisse senedi alımı ve devriyle ilgili gelir ve giderlerini kurumlar vergisi matrahından muaf tutuyor.

Yasanın açıklama metninde, yapılan değişikliklerin sık sık ek hisse senedi ihracı yapılması ihtiyacını ortadan kaldıracağı, çalışan motivasyon programlarının esnekliğini artıracağı ve ihraççı kurumlar üzerindeki idari yükü hafifleteceği belirtiliyor.

Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, ülkenin yakıt arzı ve fiyatlarındaki durumun çok yakın zamanda radikal bir şekilde değişmeye başlayacağını ifade etti.

Mevzuattaki değişikliklerin özel tüketim vergilerini kapsadığını vurgulayan Volodin, bu adımların ek yakıt tedarikini ve gerekli rezervlerin oluşturulmasını teşvik etmeyi amaçladığını bildirdi.

Duma Başkanı, “Yakıt hem cephede hem arkada hem hasat döneminde hem de acil servislerde bulunmalıdır” açıklamasında bulundu.

Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, kabinenin yakıt piyasasını dengelemek için aldığı önlemlerin sonuç verdiğini vurgulamıştı.

Novak, özellikle petrol ürünleri ihracatının yasaklanmasına, üretim hacimlerinin artırılmasına, ithalat yoluyla piyasanın doyurulmasına ve işletmelerin bakım-onarım takvimlerinin ertelenmesine dikkat çekmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya, kripto parayı sınır ötesi ticarette serbest bıraktı

Yayınlanma

Rusya’da yıllar süren tartışmaların ardından, yaptırımları aşmak amacıyla sınır ötesi ödemelerde kripto para kullanımına izin veren ve iç piyasayı sıkı denetim altına alan yeni yasa kabul edildi. Merkez Bankası gözetiminde oluşturulacak şeffaf altyapı dışında iç ödemeler yasaklanırken, niteliksiz bireysel yatırımcılara yıllık 300 bin ruble limit getirildi. Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov sektörde düzeni sağlamayı hedeflediklerini belirtirken, uzmanlar bu modelin yatırımcıları Batı yaptırımları riskiyle karşı karşıya bırakabileceğini kaydediyor.

Rusya’da birkaç yıldır süren tartışmaların ardından, kripto para birimlerinin dolaşım kurallarını belirleyen yasa kabul edildi.

Yasanın yaptırımları aşmak için gerekli olduğunu belirten yetkililer, diğer tüm işlemler üzerinde ise devlet kontrolü kurmayı amaçlıyor.

Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, bu sektörde düzeni sağlama niyetinde olduklarını ifade etti.

Yeni düzenleme uyarınca ihracatçılar ve ithalatçılar sınır ötesi hesaplaşmalarda kripto parayı herhangi bir kısıtlama olmaksızın kullanabilecek.

Ülke içindeki dolaşım ise eylül ayından itibaren yasallaşmakla birlikte çok sıkı kurallara tabi tutulacak.

Yasa doğrultusunda ülke içindeki kripto para ile ödemeler tamamen yasaklanıyor. Kripto varlıkların alım satım işlemleri ise tıpkı hisse senedi piyasasında olduğu gibi yalnızca Merkez Bankası tarafından denetlenen borsalar, brokerler, portföy yönetim şirketleri, kripto saklama kuruluşları ve dijital depolardan oluşan kayıtlı yapı içinde gerçekleştirilebilecek.

Kripto paralarla işlem yapmak isteyenlerin öncelikle bir testten geçmesi gerekecek. Yatırımcıların yüzde 98’ini oluşturan niteliksiz yatırımcılar için tek bir aracı kurum üzerinden yıllık en fazla 300 bin ruble işlem limiti uygulanacak.

Kripto varlıklarla yapılan tüm işlemlerin, depolama ve kayıt süreçlerinin Merkez Bankası tarafından düzenlenen altyapı içinde yürütülmesi zorunlu kılındı.

Kripto para saklama kuruluşları ile dijital depoları yasal zemine kavuşturan düzenleme, piyasa katılımcılarına lisans almaları için 1 Temmuz 2027 tarihine kadar süre tanıyor.

Devlet için şeffaf olan bu yapılar üzerinden kripto para ticareti yapılabilecek ve kripto varlıklarla menkul kıymet veya dijital araç gibi diğer varlıklar satın alınabilecek.

Bankalar, yetkilendirilmemiş diğer alıcılara yapılacak para transferlerini reddetmekle yükümlü olacak. Borsa işlemlerine yalnızca son iki yılda ortalama piyasa değeri 5 trilyon rubleyi aşan ve günlük ortalama işlem hacmi 1 trilyon rublenin üzerinde olan kripto para birimleri kabul edilecek.

Yabancı stabil koinler için de kripto paralarla aynı şartlar geçerli olacak.

Rusya Merkez Bankası Birinci Başkan Yardımcısı Vladimir Çistyuhin, bu kriterleri karşılayan varlıklar arasında Bitcoin, Ether ve USDT stabil koininin yer aldığını açıkladı. Diğer kripto para birimlerinin işlemlere kabulü ise Merkez Bankası Yönetim Kurulunun kararına bağlı olacak.

Rusya vatandaşları, tıpkı ticari işletmeler gibi yurt dışında kripto para işlemleri gerçekleştirebilecek ancak bu işlemler yalnızca yabancı bankalardaki hesaplar üzerinden yürütülebilecek. Rusya’da satın alınan kripto paraların yurt dışına transferi ise yalnızca yetkilendirilmiş aracılar vasıtasıyla yapılabilecek.

Bununla birlikte, kripto dolaşım altyapısına para giriş çıkışları ile varlıkların lisanslı profesyonel katılımcılar yerine doğrudan sahibinin kontrolünde olduğu kişisel soğuk cüzdanlara aktarılması üzerinde sıkı bir denetim kuruluyor.

Soğuk cüzdanlara doğrudan transfer yetkisi yalnızca dış ticaret kuruluşlarına tanınırken, bireysel kullanıcıların öncelikle kripto varlıklarını yabancı bir saklama cüzdanına aktarmaları, ardından kendi soğuk cüzdanlarına çekmeleri gerekecek.

Rusya Parlamentosunun alt kanadı Duma’nın Finansal Piyasa Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov, bu kararın gerekçesini vatandaşları dolandırıcılardan ve suç teşkil eden faaliyetlerden korumak olarak açıkladı.

Aksakov, anonim cüzdanların kitlesel kullanımının ve kayıt dışı kripto dolaşımının yasal piyasa anlayışıyla çeliştiğini ifade etti.

Söz konusu model, yatırımcılar açısından yaptırım risklerini de beraberinde getiriyor. Rusya’daki kayıtlı aracı kurumlar üzerinden yapılan işlemler Batılı düzenleyici kurumların dikkatini çekebilir.

Birleşik Krallık’ın geçen yıl kripto borsası HTX’e yaptırım uygulamasının ardından birçok kullanıcının hesabı bloke edilmişti.

Rus basınına değerlendirmede bulunan Bitok kurucusu Dmitriy Maçihin, birçok yatırımcının adreslerinin Batılı kurumlar tarafından işaretlenmesinden endişe duyduğunu belirtti.

Maçihin, yalnızca Rusya sınırları içinde ve denetlenen altyapıda çalışma zorunluluğunun, ülke içindeki kripto yatırımlarını neredeyse işlevsiz hale getirdiğini kaydetti.

Uzmana göre bu şartları, sadece hukuki temizlik ile yurt içindeki vergi raporlaması kolaylığına önem veren en muhafazakar uzun vadeli yatırımcılar kabul edecek.

Rusya vatandaşlarının büyük bir kısmı ise kripto işlemlerini yabancı ülkelerin yargı yetki alanlarında sürdürmeye devam edecek. Bu durumda vatandaşların, yurt dışındaki kripto varlıkları hakkında Rusya vergi dairesine bildirimde bulunması gerekecek.

Rusya’daki bireysel yatırımcıların elinde önemli miktarda kripto varlık bulunuyor.

Merkez Bankası verilerine göre, kripto piyasasındaki düşüşün ardından bile Rus vatandaşlarının kripto borsalarındaki tahmini bakiye tutarı 720 milyar ruble seviyesinde seyrediyor.

Mart ayı sonu itibarıyla Rusya vatandaşlarının cüzdanlarında 350 milyar ruble değerinde Bitcoin, 44 milyar ruble değerinde Ether ve 186 milyar ruble değerinde diğer kripto varlıklar yer alıyor.

Rusya Merkez Bankası, merkeziyetsiz platformlardaki Rus yatırımlarının miktarını ise tespit edemediğini bildiriyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rus sermayedarlardan Merkez Bankasına faiz uyarısı

Yayınlanma

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği Başkanı Aleksandr Şohin, Merkez Bankasının gösterge faiz oranını mevcut seviyede tutmasının ekonomideki olumsuz faktörlerin birikmesi nedeniyle sonbaharda şirket iflaslarına yol açabileceğini bildirdi. Şohin, pahalı krediler yüzünden yerli firmaların yatırım programlarını kestiğini, ekipman kurulumunu tamamlayan ithal ikameci projelerin siparişsiz kaldığını ve yabancı rakiplerin ucuz finansman avantajıyla piyasada fiyat düşürdüğünü belirtti.

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandr Şohin, Rusya Merkez Bankasının gösterge faiz oranını mevcut seviyede tutmaya devam etmesi durumunda, ekonomide biriken olumsuz etkenlerin etkisiyle işletmelerin sonbaharda bir iflas dalgasıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısını yaptı.

Forbes dergisinin aktardığı habere göre Şohin, biriken olumsuz faktörlerin “sonbahar iflasları” riski oluşturduğunu dile getirdi.

RSPP değerlendirmesine göre yüksek faiz ortamında en hassas durumda yer alan kesimi ithal ikameci projeler oluşturuyor.

Birçok şirketin ekipman alımı ve montaj süreçlerini tamamladığını belirten Şohin, bu işletmelerin artık finansman eksikliğiyle değil, ürettikleri nihai ürünlere yönelik sipariş yetersizliğiyle mücadele ettiğini kaydetti.

Şohin, sipariş daralmasının temel nedeni olarak Rus şirketlerinin yüksek kredi maliyetleri yüzünden yatırım programlarını kısmasını gösterdi. Yabancı rakiplerin daha ucuz finansmana ve devlet desteklerine erişebildiğine dikkati çeken RSPP Başkanı, bu durumun yabancı firmalara pazarda fiyat düşürme olanağı sağladığını, Rus üreticilerin dış pazarlara çıkış imkânlarını ise sınırladığını ifade etti.

Şohin, bu koşullar altında en aktif şirketlerin bile satış yapamama ve yatırımlarını geri döndürememe riski taşıdığını aktardı.

Ayrıca istatistiklere yansıyan yatırım harcamalarındaki artışa da değinen Şohin, bu yükselişin ekonomide gerçek bir canlanmaya işaret etmediğini savundu.

Rusya Merkez Bankası ucuz krediyle büyüme tezini reddetti

“Erken gevşeme stagflasyona yol açabilir”

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulunun gösterge faiz oranını görüşeceği bir sonraki toplantı 24 Temmuz’da düzenlenecek. Düzenleyici kurum, haziran ayındaki bir önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme hızını yavaşlatarak politika faizini 0,25 puanlık indirimle yıllık yüzde 14,25 seviyesine çekmişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından yaptığı açıklamada faiz oranını daha da düşürmek için alan olduğunu, ancak bunun zamanlaması ile hızının ekonomik koşulların seyrine bağlı kalacağını duyurdu.

Nabiullina, enflasyonist baskıların sürdüğü bir ortamda para politikasında erken bir gevşemeye gidilmesinin olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Merkez Bankası Başkanı, böyle bir adımın ekonomiyi durgunluk, yüksek işsizlik ve hızlı fiyat artışlarının aynı anda yaşandığı stagflasyon sürecine sokma riski taşıdığı konusunda uyarı yaptı.

Devlet Duması ve Kremlin’den faiz mesajı

Faiz kararı öncesinde açıklamada bulunan Devlet Duması Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov, Merkez Bankasının faiz oranını 0,25 puan daha düşürmesini umduğunu kaydetti.

Aksakov, buna karşın düzenleyici kurumun faiz oranını sabit tutma olasılığını da göz ardı etmedi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ülkedeki makroekonomik göstergelerin politika faizinde indirime gidilmesi gerektiğine işaret ettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English