Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya, Batılı şirketlerin dönüşü için yeni prosedürler geliştiriyor

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Batılı şirketlerin Rusya’dan çekilmesinin ardından yerli işletmelerin bu boşluğu doldurduğunu ve ülkenin ekonomik olarak güçlendiğini belirtti. Putin, Rusya’ya dönmek isteyen Batılı şirketler için özel bir prosedür geliştirileceğini, ancak yerli şirketlerin çıkarlarının her zaman öncelikli olacağını vurguladı. Ayrıca, yaptırımların Rusya ekonomisinde olumlu değişikliklere yol açtığını ve Batılı şirketlerin Rusya’dan çıkış zararlarının 1,2 trilyon doları aştığını ifade etti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, dün Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği’nin (RSPP) genel kurul toplantısında yaptığı konuşmada, Rus şirketlerinin Batılı şirketlerin çekilmesiyle oluşan boşluğu başarıyla doldurduğunu ve pazar paylarını artırdığını belirtti.

Putin, “Yurt dışından dönmek isteyen kuruluşlar için ayrı bir prosedür geliştireceğiz,” dedi.

Uzmanlara göre, Rusya’dan ayrılan Batılı şirketlerin zararları 1,2 trilyon doları aşıyor.

Moskova Uluslararası Müzik Evi’nde düzenlenen yıllık kongre, iş dünyasının çıkarlarını temsil eden 320 binden fazla Rus şirketini bir araya getirdi.

RSPP’ye üye şirketler, Rusya’nın gayri safi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 60’ından fazlasını üretiyor.

Kongreye, önde gelen girişimciler ve hükümet yetkilileri dahil olmak üzere yaklaşık 1300 delege katıldı.

Maliye Bakanı Anton Siluanov, bakanlığının Merkez Bankası ile birlikte enflasyonu düşürmek için ekonomiyi soğutma önlemleri aldığını belirtti.

Siluanov, işletmeleri maliyetlerini düşürmeye çağırdı. Putin ise, “Pratikte her şeyin planlandığı gibi olması, aşırı bir soğuma olmaması gerekiyor. Her şeyin yavaş yavaş olması gerekiyor,” ifadelerini kullandı.

Rusya Maliye Bakanlığı, bütçe üzerindeki baskıyı azaltmak için özelleştirme istiyor

Devlet Başkanı Putin ise, Rusya’nın ulaşım, lojistik ve finansal altyapı dahil olmak üzere her alanda egemenliğini güçlendirdiğini belirtti.

Putin, Bu durumun, rakiplerin Rusya’yı engelleme ve ekonomik ile teknolojik kapasitelerini zayıflatma çabalarına yol açtığını söyledi.

Devlet Başkanı, “Küresel rekabet kızıştı ve giderek daha karmaşık ve uzlaşmaz bir hal alıyor. Gözlerimizin önünde yeni bir ekonomik rekabet sarmalı yaşanıyor,” diye konuştu.

Son yıllarda Rus işletmeleri, yaptırımlar, uluslararası ödeme kısıtlamaları ve dış pazarlardaki zorluklar gibi ciddi sorunlarla karşılaştı.

Fakat Rus sermayedarlar, Batı’nın yaptırımları altında çalışmayı öğrendi. Bugün, Rusya’daki kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımlar, diğer tüm ülkelere uygulananların toplamından daha fazla.

Devlet Başkanı Putin, “Girişimcilerin kendileri bile kaç tane yaptırım uygulandığına anlamamış gibi görünüyor, ancak Maliye Bakanlığı hesapladı. Size güvenle söyleyebilirim ki, kişi ve kuruluşlara yönelik 28 bin 595 yaptırım var,” dedi.

Putin, bu tür eylemlerin yatırım özgürlüğünü ve küresel ticareti baltaladığını, ancak aynı zamanda Rusya ekonomisinde, özellikle finans ve teknoloji alanlarında olumlu değişikliklere yol açtığını belirtti.

Norilsk Nikel’in kurucusu Vladimir Potanin, yaptığı açıklamada, “Pek çok kişi bu yaptırımların yasa dışı olduğunu ve Rus işletmeleri üzerinde bir baskı aracı olduğunu düşünüyor. Devlet Başkanımızın gündeminde bu konunun (ABD ile ilişkilerin normalleşmesi için) bir koşul olarak yer alması boşuna değil. Bu nedenle, bu alanda devlet politikasını izlememizin doğru olacağını düşünüyoruz,” ifadelerini kullandı.

Rus sermayedarlar, Moskova ile çalışmak isteyen diğer yabancı ortaklarla alternatif işbirliği mekanizmaları kurmayı başardı.

Ayrıca Vladimir Putin, Rus işletmelerinin BRICS ortaklarıyla projelere aktif katılımını beklediğini ifade etti.

Putin, konuşmasının büyük bir bölümünü, Ukrayna’daki askeri müdahalenin başlamasından sonra pazarı terk eden ve Rusya’ya geri dönmek isteyen yabancı şirketlere ayırdı.

Bu durumdan Rus işletmelerinin faydalandığını ve boşalan pazar paylarını doldurduğunu belirtti ve Rusya’dan ayrılan bazı kuruluşların geri dönmek istediğini anımsattı.

İktisatçı Valeriy Korneyev, İzvestiya‘ya yaptığı açıklamada, “Batılı işletmelerin Rusya’daki doğrudan kayıplarını doğru bir şekilde tahmin etmek zor. Fakat, Batı’da bloke edildiği düşünülen 600 milyar dolarlık uluslararası rezervlerimizden daha fazlasını kaybettiler. Batılı şirketlerin Rusya’daki kayıplarını bilançolarından silmelerinden kaynaklanan doğrudan zararları 1,2 trilyon doları aşıyor. Rusya’da bıraktıkları pazar paylarından elde edebilecekleri potansiyel kâr kayıpları ise tahmin edilemiyor, bu çok daha büyük,” dedi.

Öte yandan Putin, hükümete, Batılı ülkelerin şirketlerinin Rusya’ya dönüşü için dürüst iş yapma garantisiyle bir prosedür geliştirmesi talimatını verdi.

Özellikle ülkeden “kapıyı çarparak” çıkan Batılı şirketlerin dönüşüyle ilgili anlaşmalara dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

Putin, “Rus şirketlerinin, işletmelerinin ve çalışanlarının çıkarları bizim için her zaman öncelikli olacak. Yabancı işletmelerin pazarımıza dönüşü konusunu bu açıdan değerlendireceğiz,” diye ekledi.

Rusya lideri, “Eskisi gibi olmayacak. Ticaret, ödemeler ve sermaye akışlarının tam özgürlüğüne güvenmek mümkün değil, tıpkı yatırımcıların ve girişimcilerin haklarını korumak için Batılı mekanizmalara güvenilemeyeceği gibi,” diye vurguladı.

Bu mekanizmaların daha önce de zorlukla çalıştığını belirten Putin, “Şimdi ise, tabiri caizse, tüm örtüler kalktı. Avrupa başkentlerindeki çeşitli ‘yüksek mahkemelerin’ ve birçok kişinin saklanmak için çabaladığı Batı yargı bölgelerinin neye mal olduğu herkese açık hale geldi. Her şey. Bunların hiçbiri yok. Ve hiçbir gizli yargı bölgesi yok,” diyerek sözlerini tamamladı.

Putin’den Batılı şirketlere uyarı: Geri dönüşler kolay olmayacak

Rusya

Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.

Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.

Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.

Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.

Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.

Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.

İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.

Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.

Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.

Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.

Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.

Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.

Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.

Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.

Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.

Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.

Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.

Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.

Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Bir komplonun anatomisi

Yayınlanma

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.


Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?

Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026

Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.

Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.

Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.

Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.

Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).

İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.

Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.

Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.

2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.

Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.

Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.

Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.

İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.

Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.

İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Yayınlanma

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.

Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.

FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.

FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.

Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.

Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.

Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.

Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.

Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.

Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.

Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English