Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’da ulusal ödeme sisteminin özelleştirilmesi gündemde

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankasının bütünüyle sahibi olduğu Ulusal Ödeme Kartı Sisteminin (NSPK) kısmi özelleştirilmesi için pazar oyuncularıyla müzakereler yürütülüyor. Rusya Tarım Bankası (RSHB) Yönetim Kurulu Başkanı Boris Listov, bankanın bu yapıya ortak olmaya hazır olduğunu açıklarken, şirkete yaklaşık 20 yeni hissedarın katılabileceğini belirtti.

Rusya Tarım Bankası (RSHB), mülkiyeti bütünüyle Rusya Merkez Bankasına ait olan Ulusal Ödeme Kartı Sisteminin (NSPK) kısmi özelleştirilmesi fikrini desteklediğini ve şirketin sermayesine ortak olarak girmeye hazır olduğunu açıkladı.

Finans Kongresi sırasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan RSHB Yönetim Kurulu Başkanı Boris Listov, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Merkez Bankası detayları henüz tartışıyor ancak konsept olarak biz hazırız” ifadesini kullandı.

Listov, NSPK’nın olası özelleştirme modeline dair bazı ayrıntıları paylaştı.

Rusya Merkez Bankasının en az yüzde 50 artı bir hisseyle kontrol gücünü elinde tutacağını şimdiden netleştirdiğini belirten Listov, bunun prensipte çok önemli bir koşul olduğunu vurguladı. Listov, pazar oyuncularına azınlık hissesi sunulacağını ve olası yeni hissedar sayısının 20 civarında olabileceğini aktardı.

Birçok kesimin bu adımı NSPK’nın gelişimi için ek sermaye arayışı olarak gördüğünü ifade eden Listov, şirketin mevcut kârının kendi kendine gelişmesi için yeterli olduğunu kaydetti.

Listov, bu nedenle ortaklığın yeni yatırımların şirkete kalması yerine, mevcut hissedara kaynak aktarımı sağlayacak nakit çıkışı (cash-out) yöntemiyle gerçekleşmesinin öngörüldüğünü dile getirdi.

NSPK platformunda, Rusya’daki ödeme sistemlerinin organizasyonu da dahil olmak üzere stratejik kararların alınmasının tartışılması planlanıyor. Listov, kararların oy çokluğuyla mı yoksa Merkez Bankası ile bir katılımcının oyunun birleşmesiyle mi alınacağı gibi karar alma mekanizmalarının detaylı şekilde çalışılması gerektiğini söyledi.

Platform bankaları ile klasik bankaların ödeme servislerinin gelişimi konusunda farklı stratejik vizyonlara sahip olabileceğini belirten Listov, “Bu nedenle, pazarın tüm katılımcılarının görüşleri dikkate alınarak gelişebilmesi için kararların tek bir bütün halinde alınmasını sağlayacak mekanizmanın doğru ayarlanması büyük önem taşıyor” dedi.

NSPK, Kırım’ın ilhakı sonrasında uygulanan yaptırımların ardından, uluslararası ödeme sistemlerinin Rus bankalarının işlemlerini durdurma olasılığına karşı 2014 yılında kuruldu. Rusya içindeki tüm kart işlemleri NSPK tarafından gerçekleştiriliyor.

Buna, Ukrayna’daki askeri faaliyetler nedeniyle Mart 2022’de Rusya pazarından çekilen Visa ve Mastercard kartları da dahil ediliyor.

NSPK, işlem süreçlerinin yanı sıra 2015 sonundan itibaren Mir kartını, Hızlı Ödeme Sistemini (SBP) ve QR kod ile akıllı telefon üzerinden ödeme gibi çeşitli servisleri geliştiriyor. Bu servislerin bir kısmının zamanla bankalar için zorunlu hale getirilmesi, kendi teknolojilerini geliştiren Sberbank gibi bazı büyük sektör oyuncularının eleştirilerine yol açmıştı.

Geleceğe yönelik planlar

Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, NSPK’nın gelecekte kısmi olarak özelleştirilebileceğini ilk kez 2024 yılında kamuoyu önünde dile getirdi.

Merkez Bankası, Eylül 2025’te yayımladığı raporda kısmi özelleştirmenin nasıl yapılabileceğini özetledi. Raporda azınlık hisselerinin satılmasının yanı sıra bazı servislerin ayrı bir şirket altında toplanması (spin-off) ve ardından bu şirketin hisselerinin satılması seçeneği de yer aldı.

Nabiullina, Ekim 2025’te yaptığı açıklamada, bu servisler arasında SBP ve Mir ödeme sisteminin bulunabileceğini belirtti. Merkez Bankası Başkanı, pazarla bu konudaki diyalogların NSPK bünyesindeki katılımcılar konseyinde devam ettiğini söyledi.

Merkez Bankasının tek bir yatırımcıya en fazla yüzde 5 hisse satmayı değerlendirdiği, piyasa koşullarının uygun olması durumunda bu işlemin 2027 yılında gerçekleşebileceği belirtiliyor.

Sberbank, Alfa-bank ve T-bank gibi ülkenin en büyük bankaları, NSPK’ya alternatif veya tamamlayıcı olabilecek kendi ödeme sistemlerini kurmayı tartışmış, ancak Rusya Merkez Bankası bankaların bu yöndeki tüm konsept ve önerilerini reddetmişti.

Rusya

Bakü’de hüküm giyen Rusların takası gündemde

Yayınlanma

Rusya’nın Yekaterinburg kentinde iş insanlarının öldürülmesi nedeniyle 24 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Ural Azerbaycan diasporası lideri Şahin Şıhlinski’nin, Bakü’de hüküm giyen Rus vatandaşlarıyla takas edilmesinin değerlendirildiği bildirildi. E1 portalına konuşan kaynaklara göre takasın ağustos ayında gerçekleşmesi bekleniyor.

Rusya’nın Ural bölgesindeki eski Azerbaycan diasporası lideri Şahin Şıhlinski’nin, Bakü’de hapis cezasına çarptırılan Rus vatandaşlarıyla yapılması planlanan mahkum takası kapsamında serbest bırakılabileceği öne sürüldü. E1 portalının haberine göre konuya vakıf kaynaklar, takasın ağustos ayında gerçekleşebileceğini bildirdi.

Aynı kaynaklardan biri, “Onunla birlikte oğlu da takas kapsamına alınacak” ifadelerini kullandı. E1’e konuşan ikinci kaynak ise Şahin Şıhlinski’nin gelişmelere iyimser yaklaştığını belirterek, “Kendisi yüzde yüz takasa dahil olacağından emin” dedi.

Haziran ayı sonunda Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, Rus tarafının mahkum takası konusunu Moskova’da Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov ile yapılacak görüşmede ele almayı planladığını açıkladı.

Galuzin, RTVI’ye verdiği demeçte, “Vatandaşlarımızın kısa süre içinde serbest bırakılacağını umuyoruz” ifadelerini kullandı.

İki ülke arasındaki ilişkiler, 2025 yazında Yekaterinburg’da Azerbaycan kökenli kişilere yönelik, bir dizi cinayet ve cinayete teşebbüs soruşturması kapsamında gerçekleştirilen geniş çaplı gözaltıların ardından gerildi. 27 Haziran’daki operasyonlarda Şahin Şıhlinski ile oğlu Mutvalı Şıhlinski dahil onlarca kişi gözaltına alındı.

Soruşturma işlemleri sırasında Hüseyin ve Ziyeddin Safarov kardeşler yaşamını yitirdi. Bakü, ölüm olaylarında şiddet izleri bulunduğunu açıklayarak ceza soruşturması başlatırken, Rusya Soruşturma Komitesi kardeşlerden birinin ölüm nedeninin kalp yetmezliği olduğunu bildirdi.

Bu gelişmelerin ardından Azerbaycan’da 1 Temmuz 2025’te 11 Rus vatandaşı, İran’dan uyuşturucu transit geçişi sağlamak ve siber suç işlemek suçlamalarıyla gözaltına alındı. Mayıs ve haziran aylarında görülen davalar sonucunda sanıklar hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme kararı uyarınca Sergey Sofronov, Anton Draçev, Dmitriy Bezuğlıy, Valeriy Dulov ve Aleksandr Vaysero dörder yıl hapis cezası aldı. Dmitriy Fyodorov, Boris Timoşov, Aleksey Vasilyçenko, İlya Bezuğlıy, İgor Zabolotskih ve İlnur Valitov ise üçer yıl hapis cezasına mahkum edildi.

Azerbaycanlı soruşturmacılara göre hüküm giyen Rus vatandaşları, İran’dan uyuşturucu madde getirerek bunları Bakü’de internet üzerinden dağıtan organize grubun üyeleriydi. Dosyada sanıklara, 4,153 gram eroin, 2 gram ağırlığında 50 metadon tableti ve 36,814 gram metamfetaminin büyük miktarda satışı suçlaması yöneltildi.

Sanıkların önemli bölümünün gözaltına alınmadan önce bilişim sektöründe faaliyet gösterdiği belirtildi. Bunlar arasında en tanınan isim, MTS ve T-Bank’a bağlı yatırım yapılarının yatırım yaptığı ev hizmetleri platformu Airo’nun kurucu ortaklarından 41 yaşındaki Anton Draçev oldu.

Draçev daha önce Red Star Asset Management adlı hedge fonunda çalışmıştı. Dmitriy Bezuğlıy, Sergey Sofronov ve Aleksandr Vaysero’nun da yazılım geliştiricisi ve bilişim girişimcisi olarak faaliyet gösterdiği aktarıldı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ekonomisinde uzun vadeli büyüme ve verimlilik arayışı

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası tarafından Saint Petersburg’da düzenlenen Finans Kongresi’nde, ülke ekonomisinin uzun vadeli büyüme olanakları ve karşılaştığı yapısal engeller ele alındı. Kongreye katılan hükümet yetkilileri, Merkez Bankası yöneticileri ve ülkenin önde gelen bankacılık sektörü temsilcileri, iş gücü piyasasındaki dar boğazı aşmak için yapay zeka yatırımlarının ve özel sektör girişimlerinin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.

Rusya Merkez Bankası’nın St. Petersburg kentinde düzenlediği ve 3 Temmuz tarihine kadar sürecek olan Finans Kongresi başladı.

Kongrenin açılış gününde düzenlenen “Uzun Vadeli Büyüme Rotası: Fırsatlar Nasıl Kaçırılmaz” başlıklı oturumda, yapay zekanın yaygınlaştırılması, iş gücü verimliliğinin artırılması, finansal kaynakların yeniden dağıtımı ve girişimciliğin desteklenmesi gibi başlıklar Rusya ekonomisinin büyüme reçetesi olarak öne çıktı.

Oturuma Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, Sberbank Üst Yöneticisi German Gref ve ülkenin diğer önde gelen finans sektörü temsilcileri katıldı.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, iş gücü verimliliğindeki artışı hızlandırmak adına kaynakların yeniden dağıtımı önündeki engellerin kaldırılmasının önemine değindi.

Nabiullina, adil rekabet koşulları temelinde girişimcilik enerjisinin ve inisiyatifinin serbest bırakılması gerektiğini vurguladı.

Son yıllarda kurumsal kredilendirme yapısında ciddi değişimler yaşandığını ifade eden Nabiullina, “Para, devlet desteğinin ve devletin yöneldiği alanlara gidiyor” dedi.

Nabiullina, Rusya ekonomisindeki en büyük kısıtlayıcı unsurun iş gücü piyasasındaki gerginlik olduğunu aktardı. Yatırımlardaki artışın henüz iş gücü verimliliğine yansımadığını kaydeden Merkez Bankası Başkanı, büyük kamu şirketlerine verilen kredilerin payının son üç yılda 15 yüzde puan arttığını paylaştı.

Şirketlerin kullandığı her dört rubleden birinin piyasa dışı faiz oranlarıyla fonlandığını bildiren Nabiullina, Rusya ekonomisindeki işlem maliyetlerinin trilyonlarca rubleye ulaştığını belirtti.

Bankaların karşılık ayırma oranlarına da değinen Nabiullina, bankacılık sektöründe rezerv oluşturma hızının ekonomide aşırı soğumaya işaret etmediğini söyledi.

Aşırı soğuma teriminin dikkatli kullanılması gerektiğini ekleyen Nabiullina, Merkez Bankası’nın yüksek faiz oranlarının taraftarı olmadığını dile getirdi.

Yatırımların payı artıyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak, ülkede yatırım miktarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) içindeki payının mevcut yüzde 24 seviyesinden gelecekte yüzde 28’e yükseleceğini öngördüklerini belirtti.

Yakıt ve enerji sektörünün GSYH içindeki payının birkaç yıl önce yüzde 20 seviyesindeyken bugün yüzde 13’e gerilediğini aktaran Novak, Rusya ekonomisinin dış sınamalara uyum sürecini yüzde 80 oranında tamamladığını ifade etti.

İç akaryakıt piyasasındaki tedarik kesintilerinin büyük ölçüde lojistik değişikliklerden kaynaklandığını ve bu sorunların hızla çözüldüğünü vurgulayan Novak, bazı rafinerilerde bakım çalışmaları yürütülse de iç pazarda benzin ve dizel tedarikinde sorun yaşanmadığını ekledi.

Novak, petrol şirketlerinin akaryakıt istasyonlarındaki fiyat artışlarını enflasyon sınırları içinde tuttuğunu, bağımsız istasyonlardaki fiyat farkının ise zamanla dengeleneceğini söyledi.

Yakıt fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisinin asgari düzeyde kalmasını umduğunu belirten Başbakan Yardımcısı, yıllık enflasyonun Ekonomi Bakanlığı tarafından öngörülen yüzde 5,2 seviyesinde kalmasını beklediklerini aktardı.

Girişimcilik ulusal proje olmalı

Alfa-Bank Genel Müdürü Vladimir Verhoshinsky ise iş dünyası ve girişimciliğe yönelik desteklerin Rusya’nun en önemli ulusal projesi haline getirilmesi önerisinde bulundu.

Bu inisiyatifin birincil öncelik olması gerektiğini savunan Verhoshinsky, “Ülkemizde ulusal projeler yürütülüyor. Bence şu an en önemli proje, iş dünyasını ve girişimciliği destekleme projesi olmalı” ifadelerini kullandı.

Verhoshinsky, 2022 yılında benzeri görülmemiş dış kısıtlamaların ardından ekonominin bu zorlu süreci atlatmasını sağlayan temel gücün iş dünyası olduğunu belirtti.

Girişimcilik inisiyatiflerinin desteklenmesinin devlet için diğer tüm projeler kadar büyük önem taşıması gerektiğini söyleyen finans uzmanı, “Gerisini zaten Adam Smith’in öğretilerinde olduğu gibi iş dünyası kendisi halleder” dedi.

Verhoshinsky, devlet desteğinin yalnızca finansal yardımlarla sınırlı kalmaması, yasal teşviklerden finansal mekanizmalara kadar geniş bir yelpazeyi kapsaması gerektiğini vurguladı.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin farklı ekonomik davranışlar sergilediğini belirten yönetici, küçük işletmelerin ödeme güçlerinin bu yıl iyileşme gösterdiğini, sorunlu kredi oranlarının 2025 yılına kıyasla daha düşük seyrettiğini ancak henüz 2023 seviyelerine dönmediğini aktardı.

Mevcut durumdaki asıl stres noktasının orta ölçekli işletmeler olduğunu ifade eden Verhoshinsky, vergi istikrarının önemine de değindi.

Vergiler konusunda yasal bir moratoryum ilan edilmesi gerektiğini savunan Verhoshinsky, “Gelecek beş yıl boyunca vergilerde hiçbir değişikliğe gidilmeyeceğine dair bir kararname veya yasa çıkarılmalı” önerisini sundu.

Yapay zeka verimliliği artırıyor

Sberbank Üst Yöneticisi German Gref, yapay zeka teknolojilerinin Rus şirketlerinde verimliliği yüzde 20’den fazla artırma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çekti.

Gref, mevcut yapay zeka çözümlerinin iş süreçlerinde kullanımını incelediklerini ve bunun farklı şirketlerde verimliliği yaklaşık yüzde 11 ile 22 arasında artırabileceğini gördüklerini paylaştı. Bu oranın, üretken yapay zeka ile robotik sistemlerin entegrasyonu sayesinde daha da yukarı taşınabileceğini belirtti.

Gref, Rusya’daki şirketlerin yarısının iş gücü verimliliğini en başarılı yüzde 10’luk kesimin seviyesine çıkarması durumunda, yıllık GSYH büyümesine yaklaşık 2 ila 3 yüzde puanlık katkı sağlanabileceğini hesapladıklarını ekledi.

Rusya’da teknoloji sektörünün kronik biçimde yetersiz yatırım aldığını söyleyen Gref, fiziksel ticaretin ancak e-ticaret platformlarıyla eşit rekabet koşulları sağlandığında doğal yollarla yerini dijitale bırakması gerektiğini ifade etti.

Mevcut durumda dijital platformların rekabet alanı dışında kaldığını belirten Sberbank yöneticisi, ekonomi politikalarındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

Hükümetin Merkez Bankası adımlarıyla uyumlu çalışmak için yeterli mekanizmaya sahip olmadığını savunan Gref, “Şu an tüm ekonomi değişken faiz oranlarıyla yaşıyor. Bu oranlar krediye erişimi zorlaştırdığı gibi şirketlerin likiditesini de eritiyor” dedi.

Merkez Bankası’nın bağımsız bir organ olduğunu ve bu bağımsızlığını farklı koşullarda kanıtladığını belirten Gref, düzenleyici kurumun ekonomi üzerinde çok sayıda araca sahip olmasına rağmen yalnızca enflasyondan sorumlu tutulmasını eleştirdi.

VTB Bank Yönetim Kurulu Başkanı Andrey Kostin ise ekonomideki verimsiz sektörlere yönelik sübvansiyonların sonlandırılması çağrısında bulundu.

Kostin, devletin kaynaklarını havacılık, uzay teknolojileri ve yapay zeka gibi öncelikli sektörlerin desteklenmesine yoğunlaştırması gerektiğini kaydetti.

Okumaya Devam Et

Rusya

RT Genel Yayın Yönetmeni Simonyan: Bizi sansürlediler ama izleyicimiz iki katına çıktı

Yayınlanma

Batı ülkelerinin uyguladığı yoğun yaptırım ve sansür kararlarına rağmen küresel erişimini artırmaya devam eden Russia Today (RT) televizyonunun Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, uğradığı suikast girişimlerini, kanserle mücadelesini ve Rusya’nın küresel enformasyon savaşındaki konumunu anlattı.

Gazetecilik kariyerine henüz 19 yaşında İkinci Çeçen Savaşı’nın ön cephelerinde imza attığı haberlerle başlayan Margarita Simonyan, uluslararası medyanın en çok konuşulan figürleri arasında yer alıyor.

Henüz 25 yaşındayken Russia Today (RT) ve Sputnik’in Genel Yayın Yönetmenliği görevine getirilen Simonyan, Batılı yayın organlarının küresel tekelini kırmayı hedefleyen yayın politikasıyla yirmi yılı aşkın süredir uluslararası kamuoyunun dikkatini çekiyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki çatışmaların başlamasının ardından Batılı hükümetler ve dijital platformlar tarafından kişisel olarak yaptırım listesine alınan, kanalı küresel ölçekte erişim engellerine maruz kalan ve bu süreçte üç kez suikast girişiminden kurtulan Simonyan, yaşadığı zorlu süreci ve RT’nin yeni dönem stratejilerini Çin merkezli Guancha yayın organına verdiği özel mülakatla değerlendirdi.

“Gözlerimin önünde çocuklar can verdi”

Kariyerinin ilk yıllarında karşılaştığı trajik olayların üzerinde bıraktığı derin izlere değinen Sputnik ve Russia Today (RT) Genel Yayın Yönetmeni Margarita Simonyan, Beslan rehine krizinde yaşadığı dehşeti şu sözlerle aktardı:

“O dönem meslekten uzaklaşmayı hiç düşünmedim ancak bu denli vahşi eylemlerin gerçekleştirildiği bölgelerden kaçıp uzaklaşma arzusu duyduğum anlar oldu. Yaşananların gerçek olduğuna inanmakta güçlük çekiyordum. Özellikle okul binasında meydana gelen o iki büyük patlamanın ardından çocukların panik içinde sağa sola kaçışmaya başladığı anı unutamıyorum. Bazı çocuklar oracıkta, yolun ortasında can verdi, bazıları ise bedenlerinden kanlar süzülürken koşmaya devam ediyordu. Bu, insan psikolojisinin sınırlarını zorlayan korkunç bir manzaraydı.”

Yaşadığı travmanın ardından ciddi bir bağışıklık sistemi hastalığına yakalandığını ve iyileşme sürecinin çok uzun sürdüğünü ifade eden Simonyan, “Eşimi dokuz ay boyunca komada kaldıktan sonra kaybettim, bir çocuğum ciddi bir hastalık geçirdi ve ben kendim de şu an kanser tedavisi görüyorum. Ne zaman kendime acımaya başlasam ya da derin bir umutsuzluğa kapılsam, aklıma hemen Beslan’da hayatı altüst olan o aileler geliyor. Orada can veren çocukların anne babaları ve hayatta kalıp engelli olarak yaşamak zorunda kalan evlatların gösterdiği o büyük dirayet, benim en zor anlarımda en büyük dayanağım oldu” dedi.

Beslan’daki ailelerle iletişimini koparmadığını vurgulayan Simonyan, “Kızlarından birini saldırıda kaybeden, diğer kızı ise ağır baş yaralanması sonucu yıllardır okuma yazmayı ve yürümeyi her gün yeniden öğrenmeye çalışan bir anneyle görüşüyorum. Bu insanlar yaşadıkları devasa acılara rağmen hala hayata gülümseyebiliyor. Bu, benim hayatım boyunca aldığım en büyük ve en anlamlı derslerden biridir” ifadelerini kullandı.

“Yönetici olarak atandığımda dehşete kapıldım”

Henüz 25 yaşındayken küresel ölçekte yayın yapması planlanan devasa bir medya ağının başına getirilmesinin kendisinde yarattığı hisleri samimiyetle paylaşan Simonyan, o günleri şu sözlerle anlattı:

“Beni bu göreve atayan insanların aklını kaçırmış olduğunu düşündüm ve büyük bir dehşete kapıldım. 25 yaşıma gireli henüz bir ay olmuştu. Rezil olmaktan, başarısızlığa uğramaktan o kadar çok korkuyordum ki benim için prestij kaybetmek ölümden daha korkunç bir senaryoydu. Bu tarifsiz kaygı yüzünden ilk birkaç yıl geceleri gözüme uyku girmedi, yılbaşı geceleri de dahil olmak üzere neredeyse aralıksız çalıştım. Zamanla işler yoluna girdi ve taşlar yerine oturdu.”

Kendisini bu göreve layık gören yetkililerin dil hakimiyetine ve mesleki geçmişine güvendiğini belirten Simonyan, “Eğitimimin bir kısmını ABD’de tamamladığım için İngilizce benim ikinci ana dilim gibidir. Ayrıca çok genç yaşlardan itibaren televizyon haberciliğinin her kademesinde çalıştım ve Kremlin muhabirliği yaptım. Ülkemizin sesini dünyaya nasıl duyurmamız gerektiğini, uluslararası politikada yaşanan gelişmeleri Batılı hedef kitleye hangi perspektiften aktaracağımızı iyi biliyordum. O dönemde küresel enformasyon alanında BBC ve CNN gibi devlerin mutlak bir hegemonyası vardı ve her iki kanal da İngiliz ve Amerikan kökenli olmalarına rağmen tamamen aynı gündemi, aynı kelimelerle servis ediyordu. Dünyada başka hiçbir şey olmuyormuş gibi tek taraflı bir yayıncılık yapıyorlardı. Biz bu tek sesliliği kırmak ve dünyada gerçekte neler yaşandığını göstermek için yola çıktık” şeklinde konuştu.

“Bize devlet propagandası diyenleri dinleyecek vaktim yok”

Yayın politikaları nedeniyle Batılı ülkeler tarafından sıklıkla “Kremlin’in propaganda aygıtı olmakla” suçlanmalarına tepki gösteren Simonyan, eleştirilere şu sözlerle yanıt verdi:

“Ben o çevrelerin eleştirilerini ciddiye almıyorum ve dinlemiyorum. ABD Dışişleri Bakanlığının devasa propaganda mekanizması mı bana devlet propagandası üzerine ders verecek? Onların ne söylediğini takip edecek vaktim dahi yok. Genç bir kadın olarak bu göreve geldiğimde pek çok önyargıyla ve şüpheyle karşılaştım. Ancak biz işimize baktık. Rusya’da popüler bir atasözünün de ifade ettiği gibi: Köpekler havlar ama kervan yürümeye devam eder.”

Muhabirlikten yöneticiliğe geçiş sürecinde edindiği tecrübeleri de aktaran Simonyan, “18 yaşında yerel bir televizyonda stajyer olarak başladığım bu sektörde, sahada çekim ekibinden bütçe yönetimine kadar her aşamada bizzat bulundum. Bizim meslekte ‘üç kişiyi başarıyla yönetebilen bir insan, yarın üç milyon insanı da yönetebilir’ anlayışı hakimdir. Benim için asıl zorlu ve yeni olan süreç, küresel televizyon yayıncılığının dağıtım mekanizmalarını çözmek ve uluslararası çalışanlarımızla ortak bir çalışma kültürü geliştirmek oldu. Farklı ülkelerden gelen meslektaşlarımızın iş disipliniyle Rus televizyonculuğunun dinamiklerini ortak bir paydada buluşturmayı başardık” dedi.

“Batı bizi yasakladıkça izleyicimiz daha çok arttı”

Ukrayna’daki askeri harekatın başlamasının ardından Batı dünyasında RT’ye uygulanan topyekun sansürün beklenenin aksine ters teptiğini öne süren Simonyan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Uygulanan tüm kısıtlamalar ve yaptırımlar bizim için olumlu bir kamçı görevi gördü. Batı dünyasında her platformda yasaklanınca daha esnek, adeta bir gerilla medya tarzında, karmaşık yöntemlerle çalışmaya başladık. Sonuç olarak izleyici kitlemiz daralmak bir yana, daha da büyüdü. Batılı politikacılar ve medya kuruluşları sürekli olarak ‘her türlü engeli koymamıza rağmen RT’nin küresel erişimini nasıl engelleyemiyoruz’ diye yakınıyor. Örneğin İtalya’da yaptığımız askeri belgeseller sinema salonlarında gizli gösterimlerle izleyiciyle buluşuyor ve büyük ilgi görüyor. Resmi verilere göre, 2025 yılındaki küresel internet trafiğimiz ve izlenme oranlarımız bir önceki yıla kıyasla tam iki katına çıktı.”

Uyguladıkları alternatif yöntemlerin ayrıntılarını güvenlik gerekçesiyle paylaşamayacağını belirten Simonyan, “Şu an kullandığımız yöntemleri açıkça anlatırsam Batılı istihbarat servisleri anında o kanalları da kapatmak için harekete geçer. ABD Merkez Karşı Casusluk Ofisi ve CIA her adımımızı yakından izliyor. Ancak bizim binlerce farklı kanaldan dünyaya ulaştığımızı henüz çözebilmiş değiller. İçerik ve yayın stratejimizde ise hiçbir değişiklik yapmadık; her koşulda yalnızca doğruları ve gerçekleri aktarmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“Ölümden korkmuyorum, hayatımı vatanıma hizmete adadım”

Kendisine yönelik suikast tehditlerinin hayatının bir parçası haline geldiğini dile getiren Simonyan, vatanseverlik ve ölüm üzerine yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:

“Şu ana kadar bana yönelik üç büyük suikast girişimi engellendi. Bunlardan birinde, içinde beş çocuk ve iki yaşlı kadının bulunduğu evimiz doğrudan insansız hava araçlarıyla hedef alındı. Beni doğrudan hedef alan suikast planlarının failleri şu an tutuklu ve yargı süreçleri devam ediyor. Ancak ben eski bir savaş muhabiriyim; hayatın her an son bulabileceği gerçeğine çok genç yaşta sahada alıştım. Anneme bu tehlikeleri yansıtmamak için çok uğraştım ama o bir şekilde öğrendi. Bana, ‘Eğer kızım vatanını korurken hayatını kaybederse, onunla gurur duyarım, o bir kahramandır’ dedi. Bu sözler benim için en büyük güç kaynağı oldu.”

İnançlı bir Hristiyan olduğunu ve hayattaki her şeyin Tanrı’nın iradesiyle gerçekleştiğine inandığını vurgulayan Simonyan, “İnsan sadece güzel yemekler yemek, pahalı ayakkabılar giymek ve dünyayı gezmek için mi yaşar? Bence hayatın asıl anlamı topluma ve devletine fayda sağlamaktır. Vatanımın bana duyduğu güvene layık olmak ve dünya düzeninin daha adil bir noktaya evrilmesine küçük de olsa bir katkıda bulunabilmek benim için en büyük onurdur. Eğer bu uğurda ölmem gerekiyorsa, bunu sükunetle karşılarım. Önemli olan ne zaman öleceğimiz değil, geride nasıl bir iz bırakarak göçüp gideceğimizdir” dedi.

“Çocuklarım gelecekte dünyaya Çin’in liderlik edeceğini biliyor”

Son dönemde kaleme aldığı bir makalede çocuklarının neden küçük yaşlardan itibaren Çince öğrendiğine açıklık getiren Simonyan, bu tercihin arkasındaki vizyonu şu sözlerle açıkladı:

“Çocuklarıma neden Çince öğrendiklerini sorduğumda bana doğrudan, ‘Çünkü biz büyüdüğümüz zaman dünyaya Çin liderlik edecek’ yanıtını veriyorlar. Bu analizlerinde tamamen haklılar. Çin, insanlık tarihinin en köklü ve en eski medeniyetine sahip. Kağıttan pusulaya kadar insanlık tarihini kökten değiştiren pek çok keşif Çin kültürünün bir ürünüdür. Ben şahsen Çin estetiğine, mimarisine, tasarım diline ve sanatına büyük bir hayranlık duyuyorum. Antik Yunan kültüründen çok daha önce Çin şehirlerinde yerleşik toplumsal kuralların ve düzenin bulunması bu medeniyetin büyüklüğünü kanıtlıyor.”

Çocuklarının şu an Çin’de bulunduğunu ve ülkeyi derinlemesine keşfetmeye devam ettiklerini belirten Simonyan, “Çin’in çok akıllıca kurgulanmış bir devlet sistemi, zengin bir coğrafyası ve muhteşem insanları var. Çocuklarımın ana dilleri gibi Çince konuşabilmelerini gıpta ile izliyorum. Ermeni kökenli dış görünüşlerine rağmen Çin’deki yerel halkla kusursuz bir Çince ile iletişim kurmaları beni son derece mutlu ediyor. Çin kültürü ve dili, Batı’nın içine düştüğü o rasyonellikten uzak çılgınlık sarmalına karşı çocuklarımı koruyacak en güçlü entelektüel kaledir” diyerek sözlerini tamamladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English