Avrupa
“Savunma bankası, NATO’nun harcama girişimini hızlandırabilir”

Lüksemburg Başbakanı Luc Frieden, kamu maliyesi zor durumda olan ülkelerin Lüksemburg ve Kanada’nın öncülüğünde kurulması planlanan çok taraflı bir savunma bankasından finansman talep edebileceklerini söyledi.
Önerilen kurum, savunma yatırımları için kamu ve özel sermayeyi harekete geçirmeyi amaçlıyor.
Euractiv’e konuşan Frieden’e göre, bu kurum NATO üyeleri ve ortak ülkelere açık çok taraflı bir kredi kuruluşu olarak faaliyet gösterecek ve egemen devletlere, savunma şirketlerine ve ticari bankalara finansman sağlayacak.
Girişimin destekçileri, müttefiklerin önümüzdeki on yıl boyunca askeri harcamalarını artırması nedeniyle bu kurumun mevcut finansman araçlarını tamamlayıcı nitelikte olacağını belirtiyor.
NATO zirvesi sırasında Euractiv’e konuşan Frieden, girişimin hâlâ geliştirme aşamasında olduğunu ama şimdiden katılımcı ülkelerden oluşan bir çekirdek grubun ilgisini çektiğini söyledi.
Başbakan, “Şu anda bazı büyük ülkeler de dahil olmak üzere yaklaşık on ülkeden oluşan bir grubumuz var. Bu devam eden bir çalışma, dolayısıyla bu zirvede resmi olarak başlatmıyoruz. Burada temelleri atıyoruz,” dedi.
Frieden, katılımcı ülkelerin bankanın tüzüğü ve yönetişim kurallarının taslağını hazırlamak da dahil olmak üzere ön çalışmaları şimdiden tamamladıklarını ve kurumu resmen faaliyete geçirmeden önce diğer NATO müttefikleri ve ortaklarıyla iletişime geçmeye devam edeceklerini belirtti.
İtalya veya Yunanistan gibi bütçe kısıtlamalarıyla karşı karşıya olan ülkelerin savunma finansmanı için bankaya başvurabilecekleri sorulduğunda Frieden, “Elbette” yanıtını verdi.
Frieden, NATO üyelerinin önümüzdeki on yıl içinde savunma harcamalarını artırmasıyla birlikte, bankanın hükümetlerin karşı karşıya kaldığı finansman açığını gidermeye yardımcı olacağını savundu:
“Jeopolitik nedenlerden ötürü, savunmaya daha fazla harcama yapmamız gerektiğine karar verdik. Çeşitli NATO üye devletleri, önümüzdeki on yıl boyunca üstlenmek istediğimiz tüm ek savunma harcamalarını finanse edecek yeterli mali alana sahip değil.”
Frieden’e göre, bu kurum mevcut finansman kaynaklarının yerini almak yerine onları tamamlayıcı bir rol oynayacak.
Egemen devletlere kredi vermenin yanı sıra, küçük ve orta ölçekli işletmeler de dahil olmak üzere savunma şirketlerini finanse edebilecek ve savunma sektörüne kredi verilmesini desteklemek için ticari bankalara finansal garantiler sağlayabilecek.
Lüksemburg başbakanı ayrıca bu girişimi, AB’nin Avrupa için Güvenlik Eylemi (SAFE) aracıyla karşılaştırarak, SAFE’nin uygunluk kurallarının daha kısıtlayıcı olduğunu savundu.
Ortak tedarik programları yerine kendi başlarına tedarik yapmak isteyen ülkelerin önerilen bankaya başvurma olasılığının daha yüksek olup olmayacağı sorulduğunda Frieden, “Aynen öyle,” diye yanıtladı.
Avrupa
Avrupa’da “NATO olmayan NATO” tartışmaları

“Avrupalı NATO” kurulması yönündeki tüm çağrılara rağmen, birçok Avrupa ülkesindeki siyasetçiler ve askeri yetkililer, İttifak dışında askeri kapasite seçenekleri üzerinde çalışıyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bunun nedeni, kilit komuta merkezleri ve silah sistemlerinin Avrupa ülkeleri tarafından sağlanacağı bir “Avrupa NATO’su”nun bile, faaliyetleri Washington’un işine yaramazsa nihayetinde ABD tarafından “engellenebileceği” yönündeki endişelerden kaynaklanıyor.
Bu nedenle, bir süredir “B Planı” çağrıları giderek artıyor. İskandinav ülkelerinde ise “güçlü bir Kuzey Avrupa savunma kümesi”nin böyle bir planın “çekirdeği” olabileceği düşünülüyor.
Birleşik Krallık ise 2014 yılından bu yana, NATO ile uyumlu ama NATO’dan bağımsız olarak da faaliyet gösterebilen bir askeri güç olan Müşterek Sefer Gücü’nü (JEF) inşa ediyor. Northwood’daki karargahında her türlü bağımsız yapı mevcut.
Son zamanlarda, JEF’in on üye devleti, Rusya’ya karşı ortak deniz kuvvetleri kurmaya karar verdi.
Ayrıca, NATO’nun “modası geçmiş” doktrinlerle hareket ettiği öne sürülüyor; insansız hava aracı savaşına odaklanarak, savaşın “Avrupai” yöntemlerini bulmak hedefleniyor.
İsveç: Bir B planına ihtiyacımız var
NATO içinde Avrupa’dan gelen personel ve silahlara daha fazla güvenme çabalarının ve böylece aynı zamanda Avrupa üye devletlerinin ABD’ye karşı özerkliğini güçlendirme çabalarının ötesinde artık NATO dışında askeri yetenekler geliştirme seçenekleri de tartışılıyor.
Bunun itici gücü, en azından Avrupa ülkeleri silahlı bir çatışmaya karışırsa Washington’un sadece askeri desteğini esirgemekle kalmayıp Avrupa için NATO yapılarını engelleyebileceği korkusu.
ABD’nin bugüne kadar NATO’yu domine ettiği göz önüne alındığında (örneğin, kilit yapılar ABD liderliği etrafında ve ABD teknolojisi kullanılarak oluşturuldu) yakın zamanda The Economist “içeriden” bir kaynağın şu soruyu sorduğunu aktardı: “Amerika NATO’yu engellerse hangi emir komuta zinciri kullanılabilir?”
Brüksel Özgür Üniversitesi’nden Luis Simón’a göre, ABD olmadan “caydırıcılık ekosisteminin parçalanması” beklenmeye devam ediyor.
Fakat şu anda bazı silahlı kuvvetlerin, NATO’nun komuta altyapısına başvurmadan nasıl savaşabileceklerine dair gizlice planlar hazırladıkları bildiriliyor.
Yine The Economist, İsveçli bir hükümet yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Bir B Planına ihtiyacımız var.”
İskandinavya’da Rusya karşıtı ortak güç doğuyor
Böyle bir “B Planı” şu anda, özellikle de Kuzey Avrupa ülkelerinde tartışılıyor.
Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (FIIA) uzman Matti Pesu, kasım ayında “güçlü bir İskandinav savunma kümesi”nin bu “B Planı”nın çekirdeği haline gelebileceğini belirtmişti.
Avrupalı müttefikler şu anda ABD’nin askeri gücünün yerini hiçbir şekilde tam olarak alamasa da, “daha yakın İskandinav entegrasyonu”nun “inandırıcı bir caydırıcılık ve savunma” sağlanmasına yardımcı olabileceğini söylemişti.
2023 yılından bu yana FIIA’nın “İskandinav Ağı”nın başkanlığını yürüten Pesu, özellikle Birleşik Krallık’ın operasyonel deneyimi ve denizcilik kapasitesiyle, Fransa’nın ise nükleer yetenekleri ve sefer kuvvetleriyle İskandinav ülkeleriyle askeri işbirliği açısından “doğal ortaklar” olarak değerlendirilebileceğini yazıyor.
Fransa, bir süredir nükleer şemsiyesinin genişletilmesi konusunda birkaç Kuzey Avrupa ülkesiyle görüşmeler yürütüyor.
Pesu ayrıca, Rusya’ya karşı Kuzeydoğu Avrupa ittifakına atıfta bulunarak, “dış ve savunma politikasında daha derin bir İskandinav-Baltık-Polonya koordinasyonuna ihtiyaç” olduğunu da belirtti.
Beş Kuzey Avrupa devleti, 2009 yılından bu yana İskandinav Savunma İşbirliği (NORDEFCO) çerçevesinde askeri işbirliği içinde.
Birleşik Krallık’ın Rusya karşıtı askeri yapısı: JEF
Birleşik Krallık liderliğindeki Müşterek Sefer Gücü (JEF), genellikle daha büyük ve her şeyden önce halihazırda faaliyette olan alternatif bir askeri yapı olarak gösteriliyor.
2014 yılında kurulan bu güç, 2018 yılından beri faaliyette ve yapısı “NATO’ya bağlı değil ama NATO ile uyumlu çalışır” diye özetleniyor.
Güç, Birleşik Krallık’ın yanı sıra beş İskandinav ve üç Baltık ülkesi ile Hollanda’dan oluşan on NATO üyesinden oluşuyor. Kanada’nın katılımı ise görüşülüyor.
JEF, NATO çerçevesi içinde müdahale edebiliyor ama ittifak içinde gerekli konsensüs sağlanamadığında bile askeri harekât düzenleyebilme yeteneğine sahip.
Bu bakımdan da Londra’nın kuzeybatısındaki Northwood’da bulunan karargâhı, istihbarat, planlama ve lojistik gibi alanlarda kapsamlı yeteneklere sahip. Ayrıca, NATO altyapısına bağımlı olmayan güvenli iletişim ağlarına da sahip.
Londra’daki Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Edward Arnold’un, bunun “JEF’i tüm alternatifler arasında en köklü yapı haline getirdiğini” söylediği aktarılıyor.
JEF, öncelikle askeri tatbikatlar için olmak üzere, aynı zamanda Rusya’ya yönelik Baltık Denizi’ndeki düzenli devriyeler için de halihazırda birkaç kez harekete geçirildi.
Çok kısa sürede müdahale edebilen hızlı müdahale güçlerine sahip ama odak noktası Kuzey Avrupa.
NATO’ya destek mi, NATO’dan ayrı mı?
Nisan ayında, JEF üye devletleri ortak deniz kuvvetleri kurma konusunda bir sonraki adımı atmaya karar verdiler.
Bu kuvvetler NATO’yu tamamlayıcı nitelikte planlanıyor fakat görünüşe göre kendi başlarına da operasyonel yeteneğe sahip olmaları amaçlanıyor.
İlk hedefler olarak ortak tatbikatlar ve acil durumlara yönelik koordineli hazırlıklar gösteriliyor. Deniz kuvvetlerinin karargâhı, JEF karargâhında olduğu gibi, Northwood’da bulunacak ve haberlere göre birlikler buradan “gerektiğinde” komuta edilecek.
Şu anda İngiliz Donanması’nın en üst rütbeli subayı olan Birinci Deniz Lordu ve aynı zamanda Deniz Kurmay Başkanı olarak görev yapan General Gwyn Jenkins, bu kuvvetlerin “gerekirse gerçek yetenekler, gerçek savaş planları ve gerçek entegrasyonla derhal savaşmaya hazır” olarak tasarlandığını vurguluyor.
Gelecekteki JEF deniz kuvvetlerinin düşmanı olarak, Jenkins’in “güvenliğimiz için en büyük tehdit” olarak tanımladığı Rusya gösteriliyor.
Gözlemciler, sadece deniz kuvvetlerine değil, JEF’e bir bütün olarak baktıklarında, bu güçte hâlâ önemli bir unsurun eksik olduğunu belirtiyorlar: Birleşik Krallık’ın yanı sıra Almanya, Fransa ve Polonya gibi başlıca aktörler.
Almanya şu anda deniz faaliyetlerini büyük ölçüde Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’e yoğunlaştırıyor. Fakat Berlin’in kendisini İngiliz liderliğine tabi kılmaya istekli olacağı şüpheli.
“Modası geçmiş” NATO doktrini
Avrupalı askeri liderler, JEF gibi NATO’dan bağımsız olarak faaliyet gösteren güçlere odaklanmanın yanı sıra, Ukrayna’daki savaş ve günümüzde insansız hava araçlarının (İHA’lar) ve giderek artan oranda robotların sahip olduğu muazzam önemin de etkisiyle, yeni savaş yöntemlerini değerlendirmeye başlıyor.
NATO içinde “taktik-operasyonel kavramsal düşünce”, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı John Stringer’ın kısa süre önce bir RUSI konferansında açıkladığı üzere, “1991’de büyük ölçüde durma noktasına geldi.”
Askeri yetkililer ve politikacılar, NATO doktrininin tamamının bu nedenle “modası geçmiş” olduğunu kabul ediyor; üstelik çoğu zaman gerekli teknolojiye de sahip değiller.
İran’daki savaş, genel kanıya göre çok daha zayıf olan ülkelerin, geleneksel standartlara göre çok daha güçlü silahlı kuvvetlere karşı stratejik olarak kendilerini savunmada başarılı olabileceğini gösteriyor.
Avrupa’daki silahlı kuvvetler, Ukraynalı askeri personel ve uzmanların yardımıyla artık savaşa yönelik yeni yaklaşımlar keşfetmeye başladı.
Financial Times (FT) bir Fransız hükümet yetkilisinin, bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nden uzaklaşmanın avantajlı olabileceği yönünde bir açıklamasına yer veriyor: “‘Daha az Amerika’, en azından şu soruyu nihayet sorabileceğimiz anlamına gelir: ‘Artık Amerikalılar gibi savaşmak zorunda kalmazsak, nasıl savaşacağız?’”
Avrupa
Avrupa’da özel jetler yazın yakıt riskiyle karşı karşıya

Avrupa’da kurumsal ve özel jet işletmecileri, yaz aylarında jet yakıtı sıkıntısı yaşanabileceği endişesiyle hazırlık yapıyor. Financial Times’a göre sektör, olası arz daralması halinde havalimanlarının yakıtı öncelikle ticari havayollarına ayırmasından kaygı duyuyor.
Avrupa’da faaliyet gösteren kurumsal ve özel hava aracı işletmecileri, turizm sezonunun en yoğun dönemine girilirken bu yaz jet yakıtı sıkıntısı yaşanabileceği ihtimaline karşı hazırlık yapıyor.
Financial Times’ın haberine göre sektör temsilcileri, yakıt arzında daralma yaşanması halinde Avrupa’daki havalimanlarının yakıt ikmalinde ticari havayolu şirketlerine öncelik verebileceğinden endişe ediyor.
Gazete, Fransa’nın Côte d’Azur bölgesindeki özel havacılığın en büyük merkezlerinden Nice Havalimanı’nın geçen hafta yakıt yetersizliği nedeniyle bazı özel hava araçlarına hizmet veremediğini aktardı.
Silver Air Private Jets’in Üst Yöneticisi (CEO) Ceysın Midılton, şirketinin Birleşik Krallık ve Avrupa kıtası dışındaki diğer bölgelerden kıta Avrupası’na yapılacak dönüş uçuşları için önceden yakıt ikmali yapmayı planladığını söyledi.
Midılton, havalimanı işletmecilerinin yakıtı tarifeli havayolu şirketleri için ayırmak amacıyla özel havacılık işletmecilerine satış yapmayı reddedebileceğini ifade etti.
Luxe Jets’in Başkanı Aleksandır Grehem de şirketinin bu yaz özellikle küçük havalimanlarında yaşanabilecek yakıt sıkıntısına karşı hazırlık yaptığını belirtti.
Sektör temsilcileri, olası sıkıntının müşterilerin seyahat etme imkanını ciddi ölçüde etkilemesini beklemediklerini, ancak yerel ölçekte kesintilerin yaşanabileceğini kabul ediyor.
Financial Times, ABD ile İran arasındaki çatışmanın ilk haftalarında havacılık yakıtı fiyatlarının iki katına çıktığını, daha sonra ise yeniden önceki seviyelerine gerilediğini yazdı.
Gazeteye göre daha önce Avrupa’nın jet yakıtı tedarikinin yüzde 40’ına kadarını sağlayan Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatın tamamen normale dönmesi birkaç ay sürebilir.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) Başkanı Fatih Birol da nisan ayının ortasında yaptığı açıklamada Avrupa’da yaklaşık altı haftalık havacılık yakıtı stoku kaldığını söylemişti.
Birol, yaşananları “şimdiye kadar karşı karşıya kaldığımız en büyük enerji krizi” olarak nitelendirmişti.
Avrupa
Norveç: Arktik’te ABD’yi savunuyoruz

Norveç Savunma Bakanı, Yüksek Kuzey’de Rusya’yı gözlemleyen müttefiklerin halihazırda Arktik güvenliği konusunda somut çalışmalar yürüttüğünü belirtti.
Bakan Tore Sandvik, Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında POLITICO’ya verdiği mülakatta, “Amerikalı [meslektaşlarıma] eskiden şöyle derdim: ‘Sizin için vatan savunması yapıyoruz’,” dedi.
Bu sözler, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Washington’un Arktik’te daha fazla güvenliğe ihtiyacı olduğu ve bunun yolunun Grönland’ı ele geçirmek olduğu” şeklindeki argümanına karşı dile getirildi.
ABD’li lider, adanın “Danimarka tarafından değil, ABD tarafından kontrol edilmesi gerektiğini” söylemişti.
Sandvik, Trump’a doğrudan karşı çıkmadı ama Grönland’ın “kırmızı çizgi” olduğunu vurguladı.
Sandvik, “Grönland’ın egemenliği konusunda çok netiz. Orası Danimarka’nın, Danimarka Krallığı’nın bir parçası ve bu konuyu Amerikalılara da oldukça net bir şekilde ifade ediyoruz,” dedi.
Norveç’in güvenlik sorununa farklı bir bakış açısı olduğunu belirten Sandvik, bunun nedeninin Kuzey Kutbu’ndaki ana askeri tehdidin Grönland çevresinde olmaması olduğunu söyledi.
Norveçli, “Grönland çevresinde Rusya veya Çin’den gelen herhangi bir hareket yok,” dedi.
Avrupalı müttefiklerin, Danimarka ve Grönland’ın egemenliğinin sorgulanmasını zorlaştırmak için Grönland çevresinde daha kalıcı bir varlık kurması gerekip gerekmediği sorulduğunda Sandvik, bunun yerine Norveç’in Svalbard Adaları ile anakara arasındaki sulara işaret etti.
Bakana göre oradaki tehlike, Kola Yarımadası’ndan Kuzey Atlantik’e doğru hareket eden Rus denizaltılarından kaynaklanıyor.
“Grönland’a gidecekseniz buradan geçmeniz gerekir,” diyen Sandvik, Norveç anakarasının Kuzey Burnu ile Svalbard takımadaları arasında yer alan 650 kilometrelik stratejik bir deniz geçidi olan Bear Gap’ten bahsetti. “Sessizliğin sesini takip ediyoruz,” diyen Sandvik, “Grönland’ı korumanın yolunun buradan başladığını” ekledi.
Sandvik’in daha genel mesajı, sadece Arktik’te değil, Ukrayna konusunda da Norveç’in ittifakın güvenlik yükünün önemli bir kısmını zaten üstlendiği yönündeydi.
Savunma Bakanı, Norveç, Hollanda, Danimarka, İsveç, Baltık ülkeleri ve Almanya’nın Kiev’i desteklemek için üzerlerine düşenden fazlasını yaptıklarını, oysa bazı büyük Avrupa ekonomilerinin çok daha az katkı sağladığını belirtti.
Norveçli siyasetçi, “Bunun Avrupa için uzun vadede sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum,” dedi.
Yine de Sandvik, Oslo’nun desteğini azaltmayacağını belirtti ve “Ukrayna’ya hâlâ çok para harcayacağız ve ne kadar sürerse sürsün orada kalacağız, tüm Avrupa ülkelerinin daha fazla çaba göstermesi gerekiyor,” diye ekledi.
Söyleşi2 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını1 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı










