Diplomasi
Sol siyasette yeni akım: ‘Z kuşağı sosyalizmi’ yükseliyor

Demokratik ülkelerde “z kuşağı sosyalizmi” olarak adlandırılan yeni bir sol dalga güç kazanırken, The Economist dergisi bu hareketin gıda ve barınma fiyatlarını devletin belirlemesi gibi basit ancak ekonomik açıdan uygulanamaz vaatlerine dikkat çekti. Gelir kaynağı olarak yalnızca süper zenginleri hedef alan yeni nesil sosyalist siyasiler, lüks konut vergileri ve kira kontrolleriyle öne çıkıyor.
Demokratik ülkelerde “z kuşağı sosyalizmi” adı verilen yeni bir sol fikir dalgası güç kazanıyor.
The Economist dergisi, bu hareketin sloganlarının basit ve cazip olduğunu, ancak önerilen çözümlerin safça ve genellikle uygulanamaz nitelik taşıdığını bildirdi.
Derginin değerlendirmesine göre, savaş sonrası sosyalizm kapitalizmi ulusallaştırma yoluyla yönetmeyi amaçlarken, milenyum kuşağı sosyalizmi kooperatifler ve sübvansiyonlar aracılığıyla sistemi daha yeşil hale getirmeye çalıştı.
Mevcut yeni dalga ise daha ileri giderek devletin gıda ve konut gibi temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını dikte etmesini istiyor ve bu süreç için gerekli paranın yalnızca süper zenginlerden alınmasını öne sürüyor.
The Economist, yeni hareketin şimdiden tanınan yüzlerinin ortaya çıktığını aktardı. Bu isimler arasında kiraları donduran ve belediyeye ait gıda mağazaları açan New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, kira kontrolü getirmeyi ve otobüsleri gençler için ücretsiz yapmayı planlayan İngiliz Yeşiller Partisi Lideri Zak Polanski ile “Costco’nun kamu hizmeti gibi çalıştığını hayal edin” diyerek devlet eliyle işletilen gıda zincirleri kurulmasını teklif eden Kanadalı siyasetçi Avi Lewis yer alıyor.
Dergi, bu fikirlerin zemin bulmasının nedenini, kağıt üzerindeki ekonomi ile insanların gerçek deneyimleri arasındaki eşi görülmemiş uçuruma bağlıyor.
Resmi verilere göre gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) ve hisse senedi piyasaları rekorlar kırarken, işsizlik ise düşük seviyede seyrediyor; buna rağmen halk memnuniyetsizlik yaşıyor.
Yeni sosyalistlerin geçmişteki temsilcilerden en büyük farkı, tüm bu harcamaları kimin ödeyeceği sorusunda ortaya çıkıyor.
Amerikalı sol siyasetçi Bernie Sanders, yıllık geliri 29 bin doların üzerinde olan, yani neredeyse tüm Amerikalıları kapsayan bir gelir vergisi artışı önerirken, mevcut sol hareket yalnızca süper zenginleri hedef alıyor.
Polanski, 10 milyon sterlinin üzerindeki servetler için yüzde 1, 1 milyar sterlinin üzerindekiler için ise yüzde 2 vergi uygulanmasını istiyor. Mamdani ise New York’taki lüks gayrimenkullere yönelik yeni bir vergi getirmeyi planlıyor.
Diğer yandan ekonomistler bu fikirlerin çoğunu işlevsiz buluyor. Kira kontrollerinin konut arzını azalttığı ve fiyatları daha da artırdığı belirtilirken, bazı solcuların dile getirdiği yapay zekanın durdurulması fikrinin yatırımları ve istihdamı başka ülkelere kaydıracağı ifade ediliyor.
Dergi ayrıca, süper zenginlerin sayısının az olması ve başka yerlere taşınabilme ihtimalleri nedeniyle, sadece onları vergilendirmeye dayalı bir modelin güvenilir olmadığını kaydediyor.
Buna rağmen, sosyalizmle ilgisi olmayan siyasetçiler de bu gündemin unsurlarını benimsiyor. İngiliz İşçi Partisi gıda fiyatlarına sınır getirilmesi fikrine yakın dururken, ABD’deki merkezci Demokratlar en yüksek maaş alanlar dışındaki herkes için vergi indirimleri öneriyor. Cumhuriyetçi Trump destekçileri ise yapay zeka veri merkezlerinin inşasının yavaşlatılmasına olumlu yaklaşıyor.
New York Belediye Başkanı Mamdani, nisan ayında kent sakinlerinin 5 milyon dolar ve üzerindeki değerde olan ikinci lüks konutları için yeni bir vergi uygulanmasını teklif etti.
Belediye başkanı, bu verginin paralarını New York gayrimenkullerinde saklayan ancak fiilen burada yaşamayan “zenginlerin en zenginlerini” hedef aldığını açıkladı.
Financial Times gazetesinin aktardığına göre, New York’un süper zengin sakinleri bu girişimi eleştirdi. Third Point hedge fonunun sahibi olan ve Forbes’a göre 3,9 milyar dolar serveti bulunan milyarder Daniel Loeb, X platformunda yaptığı paylaşımda belediye başkanını sınıf düşmanlığını körüklemekle suçladı.
Bir diğer milyarder Bill Ackman, “Mamdani zenginleri vergilendirin sloganını seviyor olsa da planları, yardım etmeye çalıştığını iddia ettiği nüfus gruplarına zarar verecek” değerlendirmesinde bulundu. Öneriyi Truth Social üzerinden eleştiren ABD Başkanı Donald Trump ise Mamdani’nin New York’u mahvettiğini yazdı.
Diplomasi
Fransız askerlerini Güney Kıbrıs’a konuşlandıracak anlaşma imzalanacak

Fransa ve Güney Kıbrıs’ın, Paris’in Ada’da asker konuşlandırmasına olanak tanıyan bir kuvvet statüsü anlaşması imzalayacağı açıklandı.
Anlaşma, Fransız Silahlı Kuvvetler Bakanı Catherine Vautrin ve Güney Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas tarafından Lefkoşa’da imzalanacak.
Her iki bakan da aynı gün savunma konfigürasyonunda düzenlenecek gayri resmi Avrupa Dışişleri Konseyi toplantısına katılacak.
Güney Kıbrıs lideri Nikos Hristodulidis’e göre, anlaşma “Fransız hükümetiyle olan gelişmiş işbirliğimizin bir parçası olarak, tamamen insani amaçlarla Fransız kuvvetlerinin Kıbrıs topraklarında bulunmasını sağlayacak.”
Anlaşma, ulusal egemenliğe saygı gösterilmek kaydıyla Fransız kuvvetlerinin Kıbrıs’ta konuşlandırılması, eğitimi ve faaliyet göstermesi için gerekli şartları belirleyecek.
Anlaşma, askeri koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik, savunma teknolojisi ve sanayi bağlantıları, ortak askeri tatbikatlar ve eğitim faaliyetleri, personel değişimi ve birbirlerinin topraklarında faaliyet gösteren kuvvetler için idari düzenlemeleri kapsayacak.
Anlaşma, nisan ayında Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Adayı ziyareti sırasında Hristodulidis tarafından planları açıklandığından beri tartışmalara yol açtı.
Kuzey Kıbrıs yönetimi, anlaşmanın açıklanmasından kısa bir süre sonra anlaşmayı geçersiz ilan etti ve bunun adadaki güç dengesini değiştirebileceği, Kıbrıs Türklerinin haklarını göz ardı edebileceği ve gerginlik yaratabileceği endişelerini dile getirdi.
Kıbrıs Türk yönetimi ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Ada adına böyle bir anlaşmayı imzalama yetkisi olmadığını savundu.
Diplomasi
Moldova Dışişleri Bakanlığı düşen İHA için Ukrayna’yı işaret etti

Moldova Dışişleri Bakanlığı, Orhey bölgesinde patlayan insansız hava aracının büyük olasılıkla Ukrayna menşeli olduğunu bildirdi. Bakanlık, sınır ihlaline yol açan olaydan Rusya’yı sorumlu tuttu.
Moldova Dışişleri Bakanlığı, Orhey bölgesine düşen insansız hava aracının (İHA) büyük olasılıkla Ukrayna’ya ait olduğunu, ancak olayın sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğunu duyurdu.
Bakanlığın resmi Telegram kanalı üzerinden paylaşılan açıklamada, sınır ihlaline ve patlamaya yol açan İHA vakasına ilişkin teknik bulgular ile diplomatik temaslar paylaşıldı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Orhey bölgesinde patlayan İHA ile ilgili olarak Ukrayna makamlarıyla sürekli istişare halinde olunduğu belirtildi.
Açıklamada, “Şu ana kadar elde edilen verilere göre, İHA’nın Ukrayna menşeli olması en yüksek olasılıktır” ifadesine yer verildi.
İHA’nın düşmesiyle sonuçlanan hadiseyi kınayan Moldova Dışişleri Bakanlığı, söz konusu hava aracına dair Ukrayna hükümetiyle kesintisiz temasın sürdüğünü kaydetti.
Bakanlık, bununla birlikte Moldova topraklarına giren her türlü insansız hava aracının sorumluluğunun Rusya’ya ait olduğunu ifade etti.
Gelişmenin öncesinde Moldova Savunma Bakanlığı da bir açıklama yaparak, Ulusal Orduya ait izleme sistemlerinin devlet sınırının bir İHA tarafından ihlal edildiğini saptadığını duyurmuştu.
Askeri kurum tarafından yapılan bilgilendirmede, olay yerinde tespit edilen izlerin bir patlamaya işaret ettiği kaydedildi.
Diplomasi
İran, Çin’e sattığı petrolün fiyatını Brent’in altına çekti

İran, en büyük alıcıları arasında yer alan Çinli özel rafinerilerin talebini canlandırmak amacıyla Iranian Light petrolünde indirimleri artırdı. Bloomberg’e göre temmuz vadeli Iranian Light’ın fiyatı Brent petrolüne kıyasla varil başına 1 doların üzerinde geriledi. Çin’e yapılan İran petrolü sevkiyatları ise mayısta günlük 1,1 milyon varile düşerek Ocak 2025’ten bu yana en düşük seviyeyi gördü.
Bloomberg’in ticarette yer alan yatırımcılara dayandırdığı haberine göre İran, Çin’deki özel petrol rafinerilerini yeniden alıma teşvik etmek amacıyla petrolüne uyguladığı indirimleri artırdı.
Ajansın aktardığına göre Tahran’ın hedef aldığı özel rafineriler son dönemde düşen karlılık nedeniyle zararlarını dengelemek için üretimlerini azaltmıştı.
Yatırımcılar, temmuz vadeli Iranian Light petrolünün fiyatının Brent petrolüne kıyasla varil başına 1 doların üzerinde aşağı çekildiğini bildirdi. Mayıs ayında ise Iranian Light’ın Brent’e primli satıldığı kaydedildi.
Bloomberg, Çin’deki özel rafinerilerin İran petrolünün en büyük alıcıları olduğunu belirtti. Ancak son aylarda bu şirketler üzerindeki ekonomik baskı arttı.
Rafinaj marjlarının zaten düşük seviyelerde bulunduğu bir dönemde, ABD ile İran arasındaki savaş sırasında ortaya çıkan Hürmüz krizi nedeniyle bu tesislerin zarar ettiği ifade edildi.
Ajansın aktardığına göre Pekin, Hürmüz Boğazı üzerinden enerji sevkiyatlarında yaşanan aksaklıkların ardından iç piyasadaki yakıt arzını korumak amacıyla rafinerilere üretimlerini önceki iki yılın ortalama seviyesine denk gelecek düzeyde sürdürme talimatı verdi. Haziran ayının başında ise bu yönergeler gevşetildi.
Bloomberg’in Kpler verilerine dayandırdığı habere göre Çin’e yapılan İran petrolü sevkiyatları mayısta günlük 1,1 milyon varile geriledi. Bu seviye, Ocak 2025’ten bu yana görülen en düşük hacim oldu.
Ajans ayrıca dünya genelinde tankerlerde bekleyen yaklaşık 56 milyon varil İran petrolü bulunduğunu bildirdi. Bu petrolün taşındığı gemilerin yüzde 60’tan fazlası Singapur Boğazı’nda ve Çin kıyıları açıklarında demirli durumda bulunuyor.
Haberde, Çin’deki özel rafinerilerin normal koşullarda İran’ın petrol satışlarının yaklaşık yüzde 90’ını oluşturduğu belirtildi. Bununla birlikte Bloomberg, ABD’nin Tahran’ı bir barış anlaşmasına yönlendirmek amacıyla bu ticarete yönelik yaptırımları son dönemde genişlettiğini aktardı.
Bu kapsamda Çin’in büyük özel rafinerilerinden Hengli de İran petrolü satın aldığı gerekçesiyle ABD yaptırımlarına dahil edildi.
Öte yandan The Wall Street Journal, nisan ayı sonunda mevcut ve eski yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD’nin uyguladığı abluka nedeniyle İran’ın petrol ihracatını sürdürmek için olağanüstü yöntemlere başvurduğunu yazmıştı.
Gazete, tüketicilere teslimatın ve boş tankerlerin yüklenmesinin önündeki engeller nedeniyle ülkedeki petrol depolama tesislerinin dolmaya başladığını aktarmıştı.
Habere göre Tahran, üretimi durdurmamak için petrolü tankerlerde depolamaya başladı; ayrıca Ahvaz ve Asaluye’deki kullanılmayan depolama alanları ile konteynerlerden yararlandı.
Petrol, Gaz ve Petrokimya Ürünleri İhracatçıları Birliği Sözcüsü Hamid Hüseyni de İran’ın petrolü Çin’e demiryoluyla göndermeye çalıştığını doğrulamıştı.
Görüş6 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor
Diplomasi4 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı












