Asya
Tayland GSYH’si yüzde 2,3 büyüdü

Pazartesi günü açıklanan resmi verilere göre Tayland’ın ekonomik büyümesi tüketim, turizm ve ihracattaki artışa bağlı olarak ikinci çeyrekte güçlendi ve hükümet tüm yıl için büyüme tahmin aralığını daralttı.
Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Konseyi’nin (NESDC) verilerine göre Güneydoğu Asya’nın en büyük ikinci ekonomisi Nisan-Haziran çeyreğinde bir önceki yıla göre %2,3 büyüyerek Reuters anketinde analistlerin %2,1’lik büyüme beklentilerini aştı.
2024’ün Ocak-Mart çeyreğinde gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) yıllık bazda yukarı yönlü revize edilmiş %1,6 artış gösterdi.
Çeyreklik bazda GSYH ikinci çeyrekte mevsimsellikten arındırılmış olarak %0,8 büyürken, önceki üç ayda yukarı yönlü revize edilen %1,2’lik genişlemenin ve %0,9’luk büyüme yönündeki anket tahmininin altında kaldı.
Devlet planlama ajansı NESDC yaptığı açıklamada, özel tüketimin ikinci çeyrekte büyümeye devam ettiğini ancak kamu ve özel yatırımların daraldığını söyledi.
NESDC bu yıl GSYH büyümesinin %2,3 ile %2,8 arasında gerçekleşmesini beklerken, daha önceki %2,0 ile %3,0 tahmin aralığını daralttı. Geçen yılki büyüme %1,9 olarak gerçekleşmişti.
Tayland ekonomisi, yüksek hane halkı borcu ve borçlanma maliyetlerinin yanı sıra en büyük ticaret ortağı Çin’deki yavaşlama nedeniyle durgunlaşan ihracatla karşı karşıya olduğu için bölgesel emsallerinin gerisinde kaldı.
Planlama ajansı bu yıl için ihracat büyüme tahminini %2 olarak korudu.
Asya
Amerikan zenginleri Yeni Zelanda’nın “altın vizelerine” hücum ediyor

Son 14 ayda 700’den fazla varlıklı yabancı, “altın vize” programı kapsamında Yeni Zelandalı olmak için başvuruda bulundu; bu rakam, önceki üç yılda 115 idi.
Başvuru sahipleri, üç yıl içinde yerel fonlara, şirketlere veya hayır kurumlarına en az 5 milyon Yeni Zelanda doları tutarında yatırım yapmak zorunda.
Ayrıca 127 kişi, tahviller gibi pasif varlıklara beş yıl boyunca 10 milyon Yeni Zelanda doları yatırılmasını gerektiren farklı bir programa başvurdu.
Bu hücum, ülkenin gayrimenkul alımları, yatırımlar ve başvuru sahiplerinin hak kazanabilmeleri için ülkede kalmaları gereken süreye ilişkin kuralları gevşetmesinin ardından başladı.
Financial Times’a (FT) göre Yeni Zelanda’da süresiz olarak yaşama, çalışma ve eğitim görme hakkı için başvuranların sayısındaki artış, ülkenin güvenliği ve uzak konumunu giderek daha çekici hale getiren jeopolitik belirsizlik dönemine denk geliyor.
Portekiz’den ABD’ye kadar dünyanın dört bir yanındaki onlarca ülke, yatırım karşılığında veya bazı durumlarda nakit ödeme karşılığında göçmenlik konusunda öncelikli muamele sunuyor.
Birçoğunun bu konudaki deneyimleri karışık. İrlanda, Malta ve Avustralya, programların yeterince ilgi görmemesi veya suistimal edilme endişeleri nedeniyle programlarını iptal etti.
Yeni Zelanda’nın durumunda ise Başbakan Christopher Luxon, bu vizelerin daha fazla yabancı yatırımı çekmesini ve ülkenin büyümesini tehlikeye atan “beyin göçü” eğilimini tersine çevirmesini umuyor.
Turistler Yeni Zelanda’yı sevip oraya taşınmayı hayal etseler de, pek çok genç iktisadi fırsat arayışıyla ülkeyi terk ediyor.
Luxon’a göre, Yeni Zelanda’daki startup’lar bu durumdan şimdiden faydalanmaya başladı:
“Dünyanın dört bir yanındaki herkes kısıtlamalarını sıkılaştırırken, biz bu kapıları açtık ve startup’larımıza gelen sermayeden büyük fayda sağladık; aynı zamanda bu startup’lara gelen bilgi ve teknik birikimden de büyük ölçüde yararlandık.”
Programın kapsamlı bir şekilde revize edildiği Nisan 2025’ten bu yana, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’dan gelen başvuru sahipleri, her biri 5 milyon veya 10 milyon Yeni Zelanda doları tutarında olmak üzere toplam 4,8 milyar Yeni Zelanda doları (2,7 milyar ABD doları) taahhüt ettiler.
Bu rakam, bu yılın ilk çeyreğinde yapılan 14,8 milyar Yeni Zelanda doları tutarındaki yabancı yatırımla karşılaştırılabilir.
Risk sermayesi şirketi Motion Capital’in kurucu ortağı Lachlan Nixon, bunun “Silikon Vadisi’nde bir onur nişanesi” haline geldiğine dikkat çekiyor.
Verilere göre, başvuruların 277’si Amerikalılar tarafından yapılmış ve özellikle Kaliforniyalılar Yeni Zelanda pasaportuna büyük ilgi gösteriyor.
“Devasa bir sermaye akışı geliyor, fakat asıl önemli olan, şu anda Yeni Zelanda ekonomisine yatırım yapan bu kişilerin kalitesi,” diyen Nixon, yüksek büyüme potansiyeline sahip Yeni Zelanda şirketleri için yakın zamanda gerçekleştirilen 27 milyon Yeni Zelanda doları tutarındaki fon toplama işleminin yüzde 40’ını 30 “altın vize” sahibinden temin edebildiğini de sözlerine ekledi.
Luxon’a göre, bu programdan yararlananlar arasında, yönetim kuruluna Avrupa çelik sektörünün deneyimli ismi Francesc Rubiralta’yı atayan kritik mineraller şirketi Zethos da yer alıyor.
Nixon, program kapsamında destek alan diğer şirketler arasında tohum yağı proteini üreticisi Miruku ve magnezyum madenciliği şirketi Aspiring Materials’ın da bulunduğunu belirtti.
Birçok adayın tercih ettiği dağ kasabası Queenstown’da, yerli halk, Peter Thiel ve New York’taki Empire State Binası’nın sahibi olan vakfı yöneten Anthony Malkin gibi milyarderleri “tepelerdeki gizli sakinler” olarak adlandırıyor.
Çoğu, varlıklarını gizli tutmayı tercih ediyor. Thiel’in vatandaşlığı bir parlamento tartışmasında yanlışlıkla ortaya çıkmıştı. Malkin’in varlığı ise Yılbaşı gecesi attığı havai fişeklerin çimlerde yangınlara yol açmasıyla kamuoyuna duyuruldu.
Cotality’ye göre, bu kişilerin gelmesi Queenstown’u Yeni Zelanda’nın en pahalı emlak piyasası haline getirdi. Buradaki medyan fiyat 1,8 milyon Yeni Zelanda doları ve bu rakam ülke ortalamasının iki katı.
Vize programının şartları uyarınca, bu kişiler yalnızca 5 milyon Yeni Zelanda dolarından fazla değerde gayrimenkul satın alabilirler; bu hüküm, onların varlığının konut piyasasını bozmaması için tasarlanmış.
Bir emlak danışmanı, “Burada çok sayıda milyarder var. Sadece lastik çizme giyiyorlar,” diyor.
Öte yandan bu programın faydalarına ilişkin şüpheler var. Emeklilik fonu Simplicity’nin genel müdürü Sam Stubbs, insanların ülkeye “gerçek anlamda yatırım yapması” gerektiğini ve bir risk sermayesi fonundaki “cüzi bir miktar para” karşılığında özel muamele aramaması gerektiğini söyledi ve “Cennetin bir bedeli var; hepimizin ödediği bedel,” dedi.
Başvuru sahiplerinden bazıları da eleştirilerini dile getiriyor. Santa Barbara’da eşi Jim ile birlikte bir risk sermayesi fonu yöneten Courtney Andelman, geçen yıl vize başvurusunu başarıyla tamamladı ve düzenli olarak burayı ziyaret ediyor. Andelman, “Havada ve suda sihirli bir şey var. Burası gerçekten sağlıklı bir yer,” diyor.
Öte yandan Andelman, yatırımlarının daha büyük bir etki yaratabileceği Güney Adası’ndaki Nelson gibi daha küçük bir şehre yerleşmek istediğini söyledi ama orada değeri 5 milyon NZ$’dan fazla olan çok az gayrimenkul vardı.
Ayrıca Yeni Zelanda’daki kurallar gereği, ailesinin yılda 183 günden fazla süreyle ülkede kalması halinde küresel gelirlerinin tamamı üzerinden vergilendirilmesinden şikayet ediyor.
Andelman, Yeni Zelanda’yı sevdiğini ama endişelerini dile getirdiğini ve dolaylı olarak bir tehdit savurduğunu belirtti:
“Bir doların en yüksek ve en iyi şekilde nasıl kullanılacağı, kendimize sürekli sorduğumuz bir soru. Eğer Yeni Zelanda en iyi değeri sunmazsa, başka bir yere gideriz. O dolarların her biri seyyar.”
Asya
Çinli Sinopec Rusya’dan ucuz petrol alımını artırma yoluna gitti

Dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devleti kontrolündeki Sinopec, Ortadoğu’dan yapılan sevkiyatlardaki düşüşü karşılamak amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırdı. Şirket, Çin’de mart ayından bu yana yurtdışına petrol ürünü satışlarına sınırlama getirilmesine rağmen indirimli Rus petrolü sayesinde tedarik hacmini korumayı başardı.
Reuters’ın konuya vakıf kaynaklara ve gemi takip verilerine dayandırdığı haberine göre dünyanın en büyük petrol işleme şirketi olan Çin devlet kuruluşu Sinopec, Ortadoğu’dan gelen sevkiyatlardaki azalmayı dengelemek amacıyla Rusya’dan petrol alımlarını artırma kararı aldı.
Daha ucuz olan Rus petrolünün satın alınması, Çin’de mart ayından bu yana petrol ürünlerinin yurtdışına satışına kısıtlamalar uygulanmasına rağmen Sinopec’in görece istikrarlı bir tedarik hacmini korumasına ve fazla yakıtı yüksek karlılıkla sevk etmesine yardımcı oldu.
Ajansa konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Çinli şirketin Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu (ESPO) türünden günde yaklaşık 241 bin ila 320 bin varile denk gelecek şekilde toplam 30 ila 40 parti Rus petrolü tedarik ettiğini belirtti.
Reuters, bu miktarın şirketin günlük 5,2 milyon varil olan toplam işleme kapasitesinin yüzde 5’i ile yüzde 6’sına karşılık geldiğini kaydetti.
ESPO petrolü, Doğu Sibirya-Pasifik Okyanusu boru hattı üzerinden ve Primorskiy Krayı’ndaki Kozmino Limanı aracılığıyla sevk edilen, Rusya menşeili düşük kükürtlü hafif ihracat petrolü türü olarak biliniyor.
Reuters, Çin’in İran’daki savaşın başlamasından bu yana toplam ham petrol ithalatını keskin bir şekilde düşürdüğünü aktardı. Ülkede haziran ayındaki alımlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 oranında geriledi.
Bununla birlikte Çin yönetimi, temmuz ve ağustos ayları için yakıt ihracatına yönelik kısıtlamaları esnetti.
Gemi hareketlerini takip eden Vortexa şirketinin Çin baş analisti Emma Li’nin sunduğu verilere göre Sinopec, temmuz ayında yaklaşık 7,4 milyon varil ESPO petrolü satın aldı. Şirket ayrıca ağustos ayı için en az 10 parti, eylül ayı için de 10 parti petrol tedariki gerçekleştirdi.
Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Li, “İthalatta genel bir artış yaşanması yerine talep, teslimat garantisi daha yüksek ve nakliye maliyetleri daha düşük olan varillere kayıyor. Bu noktada öncelikle karayoluyla yapılan teslimatlar ile Rusya’nın Uzak Doğu bölgesinden gelen kısa mesafeli kargolar öne çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Ukrayna’daki savaşın başlangıcından bu yana Çin ve Hindistan Rus petrolünün en büyük alıcıları konumunda yer alıyordu.
Ancak haberde, Washington’ın Rosneft ve Lukoil şirketlerine yaptırım uygulamasının ardından alımların durakladığı kaydedildi. Buna karşın Reuters, Pekin’in tek taraflı yaptırımları tanımadığını ve bağımsız petrol rafinerilerinin Rus petrolünü almaya devam ettiğini aktardı.
Moskova yönetimi ise Rusya karşıtı yaptırımları yasa dışı ve etkisiz olarak nitelendiriyor.
Çinli rafinerilerin temmuz ayında Rus petrolü tedarik ettiğini Bloomberg de haberleştirmişti.
Analist Emma Li o dönemde yaptığı açıklamada, “Unipec liderliğindeki Çinli petrol şirketleri temmuz ayından itibaren aktif olarak Rus ESPO petrolü satın alıyor. Ortadoğu’da son dönemde yaşanan aksamalar ağustos ve eylül ayları için yapılan alımları hızlandırdı” demişti.
Söz konusu gelişmeden bir ay önce Bloomberg, talepteki düşüş ve ABD’nin artan baskısı gölgesinde İran’dan Çin’e yapılan petrol sevkiyatlarında sert bir azalma olduğunu bildirmişti.
Bloomberg verilerine göre şubat ayında günlük 1,8 milyon varil seviyesinde olan ihracat, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi.
Ajans, bu sevkiyatların İran ekonomisine hayati bir destek sağladığına dikkat çekti.
Asya
Tayvan, komutanların kabiliyetlerinin sınanacağı geniş çaplı savaş tatbikatı başlattı

Tayvan, komuta esnekliğini sınamak için geniş çaplı savaş tatbikatı başlattığını duyurdu.
Tayvan, düşman hareketlerinin öngörülen senaryoların dışına çıkması durumunda komutanların sahada hızla karar alma ve savaşma kabiliyetini sınamak amacıyla çarşamba günü geniş çaplı askeri tatbikatlara başladığını duyurdu. Üst düzey Tayvanlı yetkililer, tatbikat kapsamında ilk kez internet erişiminin geçici olarak sınırlandırılacağını da söyledi.
Konu hakkında bilgilendirilen iki üst düzey Tayvanlı yetkilinin Reuters’a verdiği bilgiye göre, 10 gün sürecek yıllık Han Kuang tatbikatı, Taipei’deki yer altı komuta merkezinden tatbikat emrinin verilmesinin ardından sabah erken saatlerde başladı. Emirle birlikte savaş uçaklarının farklı noktalara dağıtılması ve donanmanın acil konuşlandırılması gibi muharebe hazırlığı adımları devreye sokuldu.
Yetkililer, konunun hassasiyeti nedeniyle isimlerinin açıklanmaması koşuluyla, Tayvan’ın ilk kez ABD askeri uygulamalarından esinlenen “backbrief” yöntemini de kullanacağını belirtti. Bu yöntemde emir alan alt rütbeli subaylar, görevin ayrıntılarını komutanlarına kendi ifadeleriyle tekrar aktararak talimatları doğru anladıklarını teyit ediyor.
Yetkililerden biri, bu uygulamanın amacının “komutanlar ile astların harekâtın amacı konusunda aynı anlayışa sahip olmasını sağlamak” olduğunu söyledi.
Tatbikat, Çin’in olası bir saldırının ilk aşamasında komuta merkezlerini, limanları, lojistik ağları ve savunma sanayisi tesislerini felce uğratmaya çalışması ihtimaline odaklanacak.
Tayvan sadece Pekin tarafından değil, Birleşmiş Millet ve bağlı ülkeler tarafından da Çin’in bir parçası olarak görülüyor. Tayvan’ın Çin’e bağlı olduğunu tasdik eden ‘Tek Çin’ ilkesi ABD tarafından da resmi olarak kabul ediliyor. Ancak buna rağmen Washington adayı Çin’e karşı bir koz olarak kullanmaya ve silahlandırarak ayrılıkçı politikaları desteklemeye devam ediyor. Çin ise Tayvan’ın bağımsızlığına karşı çıkarak ada ile yeniden birleşme taahhüdünde bulundu.
Savaş döneminde tesislerin taşınması
1984’ten bu yana her yıl düzenlenen tatbikatlarda ilk kez, bant genişliğinin sınırlı hâle gelmesi durumunda sivillerin nasıl iletişim kuracağını test etmek amacıyla mobil internet hızları bilinçli olarak düşürülecek.
Tayvan ordusu büyük bir cephaneliğin savaş koşullarında başka bir yere taşınmasını canlandıracak, sivil fabrikaları seferber edecek ve Tayvan’ın Pasifik kıyısı açıklarında refakat tatbikatları düzenleyecek.
Operasyonun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan üçüncü bir üst düzey yetkili, “Bunların tamamı tatbikatları daha zorlayıcı hâle getiren bir dizi uygulamanın parçası. Artık boşlukta yürütülen laboratuvar benzeri bir tatbikattan söz etmiyoruz” dedi.
Savunma yetkilisi, “Gerçek bir saha ortamına giriyor, gerçek sınır koşullarıyla karşılaşıyorsunuz. Eğitimin son aşamasında bu seviyeye ulaşmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu yaklaşım, geçmişte bazı tatbikatların fazlasıyla kurgulanmış olduğu yönündeki eleştirilerin ardından Tayvan’ın askeri tatbikatlarını daha gerçekçi hâle getirme çabalarının bir parçasını oluşturuyor.
Dayanıklılık tatbikatları
Bu çalışmalar kapsamında, depremden Çin müdahalesine kadar birbirini izleyen krizlerde yerel yetkililerin devlet işleyişini nasıl sürdüreceğini sınayan dayanıklılık tatbikatları da yapılıyor.
Savunma yetkilisi, 14 Ağustos’ta sona erecek tatbikatlarda saha komutanlarının “beklenmedik senaryolarla” sınanacağını belirterek, “Durum başlangıçta öngörülen düşman senaryosuna uymuyorsa ne yapmalı? Durumu nasıl yeniden değerlendirmeli, planlarını nasıl uyarlamalı ve hızla nasıl emir vermeli?” dedi.
Tatbikatlarda 20 binden fazla yedek asker de seferber edilecek.
Çarşamba günü Taipei’deki bir lisenin spor sahasında onlarca yedek asker, havan topu kullanma ve tüfekle mevzi alma eğitimi için bir araya geldi.
Yetkililer ayrıca ordunun, savaş döneminde cepheden yapılacak haber duyurularını ve düşman dezenformasyonuna karşı yürütülecek çalışmaları değerlendirmek amacıyla “iliştirilmiş muhabir” mekanizmasını da devreye sokacağını söyledi.
Savunma yetkilisi, esas vurgunun “Tayvan’ın savaşla nasıl yüzleşmesi gerektiği” üzerine olacağını belirtti.
Çin’in füze testi nükleer denizaltı kabiliyetlerini ortaya koydu
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi1 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını4 gün önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz












