Bizi Takip Edin

Asya

Tayvan’ın güvenlik konseyi sessizce Çin stratejisinin mimarı haline geliyor

Yayınlanma

Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi “savunma ve dayanıklılık” reformlarını yönlendiriyor, diplomasiyi yürütüyor. Bu yönüyle Çin stratejisinin mimarı olarak görülüyor.

“Devlet içinde devlet” olarak görülen Tayvan Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), adanın Çin’e karşı eylemlerini koordine etmede sessizce daha büyük ve daha kapsamlı bir rol üstleniyor.

NSC’de daha önce üst düzey görev yapmış bir yetkili, üç farklı hükümetten yetkililer ve konuya yakın çok sayıda kaynak, kurumun asimetrik savaş kabiliyetleri oluşturmayı ve “toplumun tamamının” dayanıklılığını artırmayı amaçlayan askeri ve sivil savunma reformlarının başlıca politika mimarı olduğunu anlattı.  Nikkei Asia’ya konuşan kaynaklara göre NSC aynı zamanda bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlıyor ve Taipei’ye uluslararası desteği güçlendirmek amacıyla perde arkasında kritik diplomatik faaliyetler yürütüyor.

Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre, Yediler Grubu’nun (G7) büyük güçleri ile Avrupa ülkelerinden yetkililer NSC ile iletişim ve işbirliğinin daha fazla artırmaya yöneliyor.

Tayvan yalnızca Pekin tarafından değil, Birleşmiş Milletler ve bağlı devletler tarafından da Çin’in resmi bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak ABD de Tayvan’ın Çin’in bir parçası oldugunu resmi olarak kabul etmesine rağmen adadaki ayrılıkçı eğilimleri desteklemeyi ve Pekin’e karşı bir koz olarak kullanmak üzere adayı silahlandırmayı sürdürüyor. Çin bu eylemler karşısında defalarca ada ile yeniden birleşme hedeflerini tekrarladı.

NSC, Cumhurbaşkanlığı Ofisi bünyesinde faaliyet gösteriyor ve başkanlığını Lai Ching-te yürütüyor. İktidardaki Demokratik İlerici Parti’nin ağır toplarından Genel Sekreter Joseph Wu, kurumun operasyonlarını yönetiyor. Üyeler arasında kilit bakanlıkların başkanlarının yanı sıra askeri ve istihbarat kurumlarının yöneticileri de yer alıyor.

Ulusal Savunma Bakanlığı askeri konulardan sorumlu olsa da, Tayvan’ın büyük ölçüde konvansiyonel bir güçten daha büyük bir düşmanla savaşmak üzere tasarlanmış asimetrik savunma stratejisine geçişi, cumhurbaşkanlığı düzeyinde yönlendirme gerektiriyor. National Bureau of Asian Research’te misafir olmayan araştırmacı olarak görev yapan Tristan Tang Nikkei Asia röportajında bunu şöyle açıklıyor:

“NSC önemli çünkü cumhurbaşkanının bu politikayı geliştirmesine ve koordine etmesine yardımcı oluyor, savunma bakanlığının bunu nasıl uyguladığını izliyor ve müdahale gerektirebilecek sorunları tespit ediyor.”

Tang, özellikle insansız hava araçlarına ağırlık veren silahlı kuvvetlerin asimetrik dönüşümünden söz ederek şöyle devam etti:

“Ordular doğaları gereği muhafazakâr kurumlardır. Bu nedenle NSC’den gelen siyasi otorite, büyük savunma reformlarını ileri taşımada önemli olabilir.”

Nikkei Asia’ya konuşan eski üst düzey bir NSC yetkilisine göre, son on yılda güvenlik ile geleneksel olarak başbakan ve kabinesinin görev alanına giren dış ve iç politika arasındaki sınırlar bulanıklaştıkça NSC’nin rolü de genişledi. Örneğin uluslararası ticaret stratejileri ile teknoloji kısıtlamaları, Tayvan’ın dış ve güvenlik politikalarıyla giderek daha fazla iç içe geçiyor.

Eski NSC üyesi, “NSC, güvenlik, istihbarat ve politika yapımının temel yürütme gücü haline geldi” dedi. Kurumun, cumhurbaşkanından aldığı yetki sayesinde bakanlıklar arasındaki politikaları yönlendirme, önceliklendirme ve koordine etme gücüne sahip olduğunu vurguladı.

Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir G7 ülkesi hükümet yetkilisi ise NSC’nin deniz güvenliğinin güçlendirilmesine katkısını övdü. Yetkili, doğrudan askeri saldırının altında kalan “gri bölge” tehditleriyle başa çıkmak için kısa süre önce açıklanan yeni koordinasyon mekanizmasına işaret etti.

G7 yetkilisi, “NSC’nin rolü koordinasyonu geliştirmek” dedi ve daha büyük bir rakibe karşı koyabilmek için “tek takım olarak çalışmak zorundasınız” diye vurguladı.

Ancak Batılı bir yetkili daha az iyimserdi. NSC ve hükümetin asimetrik savunma ve sivil savunma reformlarını acilen hızlandırması ve askeri yapı içerisindeki ataleti aşması gerektiği uyarısında bulundu.

“Aciliyet gerektiren konu, düşünce kuruluşu tarzı tartışmalar yürütmek değil, silahlı kuvvetlerdeki değişiklikleri uygulamaktır.”

Bu eylemlere karşı Pekin, Asya’daki en büyük askeri yığınağı gerçekleştirirken Tayvan’ın uluslararası hareket alanını daraltıyor ve “ayrılıkçı” Lai yönetimini zayıflatmaya çalışıyor.

İngiliz milletvekili ve eski Güvenlik Bakanı Tom Tugendhat, Tayvan NSC’sinin Pekin’e verilen karşılıkta oynadığı rolü vurguladı, koordinasyon olmaması halinde Tayvan’ın “anlamlı bir karşılık verilmeden önce Pekin tarafından bölünüp ezileceği” uyarısında bulundu.

Tayvan 2027 için rekor savunma bütçesi önerdi

Asya

Çinli robot, 100 metreyi Usain Bolt’tan daha hızlı koştu

Yayınlanma

Çin devlet televizyonunun haberine göre, Lightning adlı bir robot 100 metreyi 9,32 saniyede koşarak insan dünya rekorunu kırdı.

Çinli akıllı telefon üreticisi Honor tarafından geliştirilen insansı robot, cumartesi günü başlayan İkinci Dünya İnsansı Robot Oyunları için düzenlenen bir test etkinliği sırasında saniyede 14,5 metrelik bir azami hıza ulaştı.

Bu performans, 17 yıl önce Berlin’de düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası’nda Usain Bolt tarafından konulan 9,58 saniyelik erkekler 100 metre dünya rekorunu geride bıraktı.

Lightning, ayrıca nisan ayında Pekin yarı maratonunu 50 dakika 26 saniyede kazandı; bu süre, erkekler dünya rekorunu geliştirdi.

Robot, yarı maraton sırasında 169 cm boyunda ve 95 cm uzunluğunda bacaklara sahipti. Araştırmacılar, bu Oyunlar için robotun bacaklarını 10 cm uzattı.

İki yılına giren ve beş gün süren oyunlara 2.000’den fazla insansı robot katıldı. Bu etkinlik, ABD ile teknoloji yarışı kızışırken Çin’in ileri robotik alanındaki hızlı ilerlemesini sergilemeyi amaçlayan bir gösteri niteliğinde.

Koşu, masa tenisi ve futbol dahil olmak üzere 51 etkinlik ve 1.000’den fazla yarışma düzenleniyor.

2022 Kış Olimpiyatları için inşa edilen Ulusal Hız Pateni Ovalinde düzenlenen oyunlar, Pekin’in 2026 Dünya Robot Konferansı’na ev sahipliği yaptığı hafta açıldı.

Bu konferansta şirketler, insansı robotlar da dahil olmak üzere yaklaşık 3.000 ürünü sergiledi. Dünyadaki insansı robotların büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor.

Geçen ay, ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC), yurtdışında üretilen yeni insansı robotların ithalatına yasak getirdiğini duyurdu.

FCC, Çin’i hedef alan bu adımda ulusal güvenlik gerekçelerini öne sürdü.

Pentagon da kısa süre önce, Çin’in önde gelen insansı robot üreticilerinden biri olan Unitree’yi, Çin ordusuyla bağlantılı olduğu değerlendirilen şirketler listesine ekledi. Pekin ise bu suçlamalara sert tepki gösterdi.

Cumartesi günü düzenlenen robot oyunlarının açılışında, organizatörler ve robot üreticileri, yüzlerce insansı robotun senkronize bir koordinasyon gösterisiyle sahaya düzenli bir şekilde yürüdüğü sırada, Çin yapımı insansı robotların insanların dünya rekorlarını kırdığını belirtti.

Ayakta yüksek atlamada bir insansı robot 2,88 metreye ulaşabildi; bu, geçen yıl düzenlenen oyunların ilk edisyonunda bir insansı robotun elde ettiği 0,95 metrelik en iyi sonucun çok üzerinde bir rakamdı.

Bu sonuç, 1993 yılında Kübalı Javier Sotomayor tarafından kırılan 2,45 metrelik insan yüksek atlama rekorunu da aştı. Her iki robot da Pekin merkezli X-Humanoid şirketine aitti.

Çin, insansı robotları gelişmekte olan bir sektör olarak destekliyor. Politika yapıcılar ve şirketler, yapay zeka ve donanım alanındaki ilerlemelerin bu robotların imalat, lojistik ve tüketici uygulamalarında kullanımını hızlandıracağına inanıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore Kuzey Deniz Rotası üzerinden ilk ticari seferini başlatıyor

Yayınlanma

Güney Kore, Rusya karasularından geçen Kuzey Deniz Rotası üzerinden Avrupa’ya ilk ticari konteyner gemisi seferini başlatıyor.  Yolculuk süresini yaklaşık yüzde 35 kısaltan bu adımla Seul yönetimi, 2030 yılına kadar Arktik hattını düzenli bir ticaret koridoruna dönüştürerek Busan’ı kilit bir deniz merkezine çevirmeyi hedefliyor.

Güney Kore, Rusya karasularından geçen Arktik Kuzey Deniz Rotası üzerinden Avrupa’ya ilk kez bir konteyner gemisi gönderiyor.

Seul yönetiminin Batı ülkeleriyle ilişkilerinde olası gerilimlerin gölgesinde planlanan bu sefer, ülkenin söz konusu güzergahtaki ilk ticari taşımacılık adımı olma özelliğini taşıyor.

Reuters ve Yonhap ajanslarında yer alan haberlere göre, PanStar Acro adlı konteyner gemisinin 22 Ağustos’ta sefere çıkması planlanıyor.

VesselFinder verilerine göre Panama bayrağı taşıyan ve 2 bin 758 TEU kapasitesi bulunan gemi, otomotiv yedek parçaları ile kimyasal ürünlerin yer aldığı 837 TEU’luk yük taşıyor.

Standart 20 fitlik bir konteyner hacmini ifade eden TEU birimine sahip yüküyle geminin, yerel saatle yaklaşık 20.00’de (Türkiye saatiyle 14.00) hareket etmesi öngörülüyor.

Kamçatka boyunca kuzeye ilerleyip Bering Denizi’ni geçerek Kuzey Deniz Rotası’na girecek olan gemi, Birleşik Krallık’taki Felixstowe, Hollanda’daki Rotterdam ve Polonya’daki Gdansk limanlarına uğrayacak. Tüm seferin 40 ila 45 gün sürmesi bekleniyor.

Güney Kore Devlet Başkanı Li Çje Myon, Arktik deniz taşımacılığını ülkenin önceliklerinden biri haline getirdi. Seul yönetimi, bu rota sayesinde Busan’ı kilit bir deniz merkezine dönüştürmeyi ve Arktik bölgesini 2030 yılına kadar düzenli bir ticaret güzergahı yapmayı planlıyor.

Güney Koreli yetkililerin hesaplamalarına göre Arktik rotası, seyir süresini yaklaşık yüzde 35 oranında kısaltıyor.

Buna karşın proje, Ukrayna’daki çatışma sebebiyle Rusya’yı uluslararası alanda izole etmeye çalışan Batılı müttefiklerle ilişkileri zorlaştırma riski taşıyor.

Seul yönetiminin, geminin buzlar arasında sıkışması gibi olası acil durumlarda yardım sağlanması da dahil olmak üzere süreçle ilgili Moskova ile istişarelerde bulunduğu belirtiliyor.

Norveç Yüksek Kuzey Lojistik Merkezi verilerine göre, 2022 yılında 43, 2024 yılında 97 geminin kullandığı güzergahta geçen yıl 88 gemi toplam 103 transit geçiş gerçekleştirdi.

Arktik hattındaki temel deniz trafiğini ise Rusya ile Çin sağladı. Bilim insanları, eriyen buzulların seyrüseferi kolaylaştırdığını ancak artan deniz trafiğinin küresel ısınmayı hızlandırdığına dikkat çekiyor.

Rusya’nın Avrupa kısmı ile Uzak Doğu bölgesi arasındaki en kısa su yolu olan Kuzey Deniz Rotası, bütünüyle Arktik Okyanusu ile kısmen Pasifik Okyanusu denizlerinde ve Rusya sınırları içinde yer alıyor.

Güzergahtan geçiş izinleri ise Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom tarafından veriliyor.

Rus denizcilik şirketi Sovcomflot’un başkanı İgor Tonkovidov, daha önce Rusya ile Güney Kore arasında Kuzey Deniz Rotası taşımacılığı alanındaki işbirliğinin yeniden başlatılmasını önermişti.

Tonkovidov, Güney Koreli DSME tersanesine sipariş edilen Arktik sınıfı üç doğalgaz tankerinin Rus şirketine teslimatı konusunun yeniden ele alınması çağrısında bulunmuştu.

Yaklaşık 74,24 milyar rubleye karşılık gelen 872,1 milyon dolar değerindeki bu sözleşme, askeri operasyonun başlamasının ardından uygulanan yaptırımlar sebebiyle yerine getirilememişti.

Asya bölgesinde Kuzey Deniz Rotası’nı kullanan tek ülke Güney Kore değil. Rosatom, ağustos ayı başında Çinli denizcilik şirketi Sea Legend’a ait yedi gemiye güzergahtan geçiş izni verdi.

Rosatom Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, şirketin seyrüsefer sezonu boyunca haftalık seferlerle düzenli bir hat kurmayı hedeflediğini açıkladı.

Çin, geçen yıl Çin ile Avrupa’yı birbirine bağlayan dünyanın ilk Arktik ekspres güzergahını resmi olarak devreye almıştı. Bu kapsamda Istanbul Bridge adlı konteyner gemisi Ningbo-Zhoushan Limanı’ndan ayrılarak Felixstowe Limanı’na hareket etmişti.

Kuzey Deniz Rotası’nın hareketlenmesinin Hürmüz Boğazı’ndaki kriz ortamında gerçekleştiğini belirten Lihaçev, Çinli şirketin girişiminin Arktik güzergahına yönelik artan talebi teyit ettiğini ve bu yolun küresel öneme sahip bir ulaşım arteri haline gelmesinde yeni bir aşama olduğunu ifade etti.

Okumaya Devam Et

Asya

Hindistan’ın Çin’e yönelik istihbarat faaliyetleri neden yanlış hesaplamalara yol açabilir?

Yayınlanma

Çinli bir akademisyen, Çin’in rutin faaliyetlerinin Hindistan istihbarat kurumları tarafından giderek daha fazla tehdit olarak değerlendirilmesinin, Yeni Delhi’nin yanlış hesaplama yaparak Pekin’e karşı “tek taraflı karşı önlemler” alma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Macau Bilim ve Teknoloji Üniversitesi araştırmacısı Zhao Ruoxi’ye göre Hindistan, komşusu Çin ile ilişkilerinin son yıllarda bozulmasının ardından istihbarat toplama faaliyetlerini artırdı.

Zhao, bu değerlendirmeleri Hindistan’ın 2020-2026 döneminde Çin’e odaklanan istihbarat operasyonlarını analiz ettiği bir makalede yaptı. Çalışma, Shaanxi Bilim ve Teknoloji Bilgi Enstitüsü tarafından yayımlanan Çince Journal of Intelligence dergisinin 31 Temmuz tarihli sayısında yayımlandı ve South China Morning Post tarafından haberleştirildi.

Zhao’ya göre Çin’in Güney Asya’daki siyasi ve ekonomik varlığı, gelişmekte olan teknolojilere verdiği önem ve Hint Okyanusu’ndaki deniz faaliyetleri, 2020’de yaşanan sınır çatışmasından bu yana Hindistan tarafından daha yakından izleniyor.

Galwan Vadisi’ndeki söz konusu çatışmada 20 Hint ve dört Çin askeri hayatını kaybetmiş, olay iki ülke arasındaki ilişkileri tarihinin en düşük seviyelerinden birine sürüklemişti.

Zhao, Hindistan’ın son yıllarda istihbarat toplama araçlarını genişlettiğini; uzay tabanlı keşif sistemleri, insansız hava araçlarıyla gözetleme ve siber istihbarattan yararlanarak Çin’e karşı çok kurumlu bir ağ oluşturduğunu belirtti.

Makaleye göre Hindistan ayrıca ABD ve Orta Doğu ülkeleriyle işbirliği yaparak Çin donanmasının uzak denizlerdeki faaliyetlerini takip etme ve Pekin’in deniz yoluyla enerji tedarik güzergâhları üzerinde enformasyon baskısı oluşturma kapasitesini geliştirdi.

Ancak Zhao, Hindistan’ın yabancı kaynaklı verilere yoğun biçimde bağımlı olmasını “yapısal bir zayıflık” olarak nitelendirdi ve bunun, ülkenin Çin’e ilişkin değerlendirmelerini üçüncü tarafların stratejik gündemlerinin etkisine açık hale getirdiğini söyledi.

Zhao, Pekin ile Yeni Delhi arasındaki ilişkilerin 2024 sonlarından itibaren iyileşmeye başladığını, ancak Hindistan’ın Çin’i hedef alan genişletilmiş istihbarat faaliyetlerinin devam ettiğini kaydetti.

İki ülke, 2024’te sınır devriyelerinin yeniden başlatılması konusunda anlaşmaya varmalarının ardından ilişkileri düzeltmeye yönelik adımlar attı. Beş yıllık aranın ardından doğrudan uçuşlar yeniden başladı, Pekin Hint hacıların Tibet Özerk Bölgesi’ne yeniden gitmesine izin verdi ve Hindistan Çinli turistlere yeniden vize vermeye başladı.

Geçen yıl, ilişkilerdeki yumuşamanın bir diğer göstergesi olarak Hindistan Başbakanı Narendra Modi yedi yıl aradan sonra ilk kez Çin’i ziyaret etti. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Tianjin’de Modi ile yaptığı görüşmede, sınır sorunlarının iki ülke arasındaki ilişkileri tanımlayan unsur olmaması gerektiğini söyledi.

Pekin’in bir iyi niyet jesti olarak değerlendirdiği Lipulekh Geçidi’nin haziran ayında yeniden açılmasının ardından iki ülke, ağustos ayında Himalayalar’daki Nathu La ve Shipki La geçitleri üzerinden ticareti de yeniden başlattı.

Zhao makalesinde, Hindistan’ın sınır bölgesindeki teknik gözetim faaliyetlerini artırmasının beklendiğini ve bunun Çin’i bilgi güvenliğini güçlendirmeye zorlayacağını belirtti.

Zhao ayrıca Pekin’in Güney Asya’daki komşularıyla yürüttüğü diplomatik faaliyetlerin, özellikle bölgede güven inşa etme çabaları ile Kuşak ve Yol Girişimi kapsamındaki projeleri ilerletme girişimlerinin Yeni Delhi tarafından “sistematik biçimde sekteye uğratılabileceği” uyarısında bulundu.

Zhao’ya göre Hindistan’ın Çin’e yönelik istihbarat faaliyetlerinin artması, yanlış hesaplama riskini de yükseltiyor; zira Çin’in rutin faaliyetleri giderek daha fazla tehdit olarak algılanıyor.

Zhao, “Bunun sonucunda tek taraflı karşı önlemlerin tetiklenme ihtimali artıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Zhao, Çin’in bu baskıya karşı stratejik mesajlarını daha etkili hale getirmesi ve Güney Asya ülkeleri ile Hint Okyanusu kıyısındaki ülkelerle iletişimini güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English