Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, Kongre’ye İran’la yeni savaş bildiriminde bulundu

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’ye gönderdiği resmi mektupla İran ile savaş durumunun yeniden başladığını bildirdi. Hafta sonu iletilen bu bildirimle, ABD yönetiminin Kongre onayı almadan bölgede askeri güç kullanması için yeni bir 60 günlük yasal süre işlemeye başladı. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı ise son bir haftada İran’a ait 300’den fazla askeri hedefin vurulduğunu ve saldırıların süreceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump, hafta sonu milletvekillerine gönderdiği resmi bildirimle ülkesinin İran ile yeniden savaş durumuna geçtiğini bildirdi.

Politico tarafından ulaşılan ve 10 Temmuz tarihini taşıyan mektupta Trump, 7 Temmuz’da başlayan hava saldırılarının “Amerikalıları ve ABD’nin hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki çıkarlarını koruma sorumluluğuyla tutarlı askeri eylemler” olduğunu ifade etti.

Bu bildirim, ABD yönetimine Kongre onayı olmaksızın bölgede askeri güç kullanması için yeni bir 60 günlük yasal süre tanıyor.

İki ülkenin küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki hakimiyet mücadelesi nedeniyle durup yeniden başlayan bu savaş, Trump için çözülmesi zor bir süreç haline geldi.

Trump, İran ile bir barış anlaşmasına varılamamasından duyduğu huzursuzluğu dile getirirken, Cumhuriyetçiler ise ara seçimler öncesinde artan akaryakıt fiyatlarının sorumlusu olarak görülmekten endişe duyuyor.

Trump, pazartesi günü İran üzerindeki askeri baskıyı daha da artırarak ABD’nin bölgede yeniden bir abluka uygulayacağını ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirerek geçiş yapan gemilerden ücret alacağını ilan etti.

Ateşkes süreci resmen sona erdi

Kongre’ye yapılan bu bildirim, Trump’ın İran ile iki aydır yürürlükte olan ateşkesin resmen sona erdiğini açıklamasının ardından geldi.

İlk olarak nisan ayında ilan edilen ateşkes, her iki ülkeden gelen karşılıklı saldırılar nedeniyle başından itibaren kırılgan bir yapıda seyretmişti. Trump yönetimi ise bu süreçte topyekun bir savaşın yeniden başlamadığını savunmuştu.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileri, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki saldırgan eylemlerine misilleme olarak, son bir hafta içinde İran’a ait 300’den fazla askeri hedefin vurulduğunu açıkladı.

Pazartesi günü CENTCOM tarafından yapılan açıklamada, ABD güçlerinin “Başkomutanın talimatıyla” İran’a yönelik ek hava saldırıları düzenlediği belirtildi.

Açıklamada, “Bu saldırılar İran güçlerine ağır bedeller ödetmeye devam edecek, onların Hürmüz Boğazı’ndaki masum sivillere ve ticari gemilere saldırma kabiliyetlerini zayıflatacaktır” ifadesine yer verildi.

Savaş yetkileri tartışması

Trump, şubat ayında başlayan savaşın mayıs ayında “sona erdiğini” Kongre’ye bildirmiş ve böylece askeri operasyonların Kongre izni olmadan durdurulmasını gerektiren 60 günlük yasal süreyi sıfırlamıştı.

Nisan başında yürürlüğe giren ateşkesin süresiz olarak uzatılmasıyla Beyaz Saray, Savaş Yetkileri Yasası kapsamındaki sürenin durduğunu savunmuştu.

Ancak Kongre’deki savaş karşıtları, büyük askeri çatışmalar dursa bile ABD Donanması’nın Tahran’ı zorlamak amacıyla ablukayı sürdürdüğünü belirterek, hükümetin yasayı yanlış yorumladığını öne sürmüştü.

Yeni bildirim, Kongre’nin İran’daki savaşı sınırlandırmaya yönelik mevcut çabalarını zorlaştırıyor. Senato geçen ay, Trump’ın Tahran’a yönelik askeri hamlelerine verilen desteğin azaldığının bir göstergesi olarak, çatışmaların sonlandırılması yönünde sembolik bir karar almıştı.

Demokratlara katılan dört Cumhuriyetçi senatörün oyuyla 48’e karşı 50 oyla kabul edilen bu karar, askeri operasyonlar için Kongre onayını şart koşuyordu.

Benzer bir karar daha önce Temsilciler Meclisinde de dört Cumhuriyetçinin desteğiyle 208’e karşı 215 oyla kabul edilmişti.

Fakat bu kararların yasal etkisi sınırlı kalıyor zira ortak kararlar başkanın onayına sunulmuyor ve başkanlık yetkilerini kısıtlayacak her türlü tasarının Beyaz Saray’dan veto yemesi bekleniyor.

Trump, Kongre’ye yazdığı mektupta, ABD askeri güçlerinin müttefiklerine yönelik tehditleri önlemek amacıyla konuşlanmaya devam ettiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“ABD askeri güçleri, ABD’ye veya müttefikleri ile ortaklarına yönelik yeni tehdit ve saldırılara karşı koymak, İran İslam Cumhuriyeti Hükümeti’nin ABD ve ortakları için bir tehdit unsuru olmaktan çıkmasını sağlamak amacıyla, gerektiği ve uygun görüldüğü takdirde ileri adımlar atmak üzere hazır durumdadır.”

Amerika

Lindsey Graham’ın kız kardeşi Senato koltuğunu devralıyor

Yayınlanma

Hafta sonu hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, ocak ayında dolacak görev süresini tamamlamak üzere kız kardeşi Darline Graham Nordone atandı. Güney Carolina Valisi Henry McMaster tarafından yapılan atama kararına, ABD Başkanı Donald Trump da destek verdi. Ağustos ayında tam dönem senatörlük için özel bir ön seçim gerçekleştirilecek.

Güney Carolina Valisi Cumhuriyetçi Henry McMaster, hafta sonu ani şekilde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, görev süresinin geri kalanını tamamlaması için senatörün kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.

Nordone’un Graham’ın mevcut görev süresinin dolacağı ocak ayına kadar Senatoda görev yapması öngörülüyor. Altı yıllık tam Senato dönemi için ise ağustos ayında Cumhuriyetçi Parti içinde ayrı bir özel ön seçim düzenlenecek.

Vali McMaster kararını açıklarken şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yasalar çerçevesinde, bu karşı konulamaz, yeri doldurulamaz ve sıra dışı insanın yerine görev süresinin geri kalanında hizmet edecek birini atamak benim görevim ve onurdur. Lindsey geçmiş yıllarda küçük kız kardeşine kol kanat germişti. Şimdi onun yarım kalan işini tamamlamasını kız kardeşi Darline Graham’dan istemek benim için bir onurdur.”

Nordone, bu görevlendirme için McMaster’a teşekkür ederek bunu “bir onur” olarak nitelendirdi ve “Lindsey her zaman benim yanımdaydı, şimdi de ben onun için orada olacağım” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump da pazartesi günü erken saatlerde Nordone’a desteğini açıklayarak, bu atamanın ağabeyinin anısına “harika bir saygı duruşu” olacağını belirtti.

Senatoda sarsıntı yaratan ölüm

Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü ani ölümü, dış ve iç politika konularında Kongre’nin üst kanadında 23 yıldır önemli bir ağırlığa sahip olan bir ismin kaybedilmesiyle Senatoda halefiyet tartışmalarını başlattı.

Ofisinden pazar günü erken saatlerde yapılan açıklamada, Graham’ın cumartesi günü “kısa ve ani bir hastalık” nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Washington Adli Tıp Kurumu Başkanı, 71 yaşındaki senatörün ön ölüm nedeninin, arteriosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı aort damarı yırtılması olduğunu açıkladı.

Pazar günü Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, dört dönem Güney Carolina senatörlüğü yapan Graham ile ilgili kişisel anılarını paylaşarak taziyelerini iletti.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, kendisinin, Graham’ın, Cumhuriyetçi Senatör Katie Britt ve Senatör Eric Schmitt’in Paris’teki Eyfel Kulesi önünde çekilmiş 2024 tarihli bir fotoğrafını paylaştı.

Cruz, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu fotoğraf telefonumda karşıma çıktı. Normandiya Çıkarması’nın 80. yıl dönümü için oraya gittiğimiz dönemden kalma” yazdı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da pazar günü yaptığı açıklamada, Afganistan ve Ukrayna seyahatleri sırasında Graham’ı yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.

Dış politikadaki şahin duruşuyla bilinen Cumhuriyetçi senatör, Rusya’nın askeri müdahalesine karşı Ukrayna’ya güçlü destek veriyordu. Graham, vefatından bir gün önce, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

Warren, X paylaşımında, “Büyük teknoloji şirketlerine yönelik yasa tasarımız için mücadeleyi yeniden başlatmak üzere yeni bir araya gelmiştik. Birçok konuda fikir ayrılığı yaşasak da her zaman mizah ve zeka ile müzakereye açıktı. Kalbim onun sevdikleriyle birlikte” ifadelerini kullandı.

Graham, selefi Cumhuriyetçi Senatör Strom Thurmond ile Demokrat senatörler Ellison Smith ve Ernest “Fritz” Hollings’in ardından Güney Carolina tarihinin en uzun süre görev yapan dördüncü senatörüydü.

Graham’ın halefinin kim olacağına ilişkin karar Güney Carolina Valisi Henry McMaster’a aitti. Eyalet yasalarına göre vali, ölen senatörün 3 Ocak 2027’de sona erecek görev süresini tamamlamak üzere geçici bir isim atamakla yükümlü.

Graham, geçen ay yapılan ön seçimleri kazanmış ve muhafazakar eyalette beşinci dönem için güçlü bir konumda yer alıyordu.

Senatörün ölümü sebebiyle eyalette, Demokrat aday Annie Andrews’un karşısına çıkacak ismi belirlemek üzere Graham’ın ölümünden tam bir ay sonra, 11 Ağustos’ta özel bir ön seçim düzenlenmesi gerekiyor.

Ön seçim adaylık başvuruları 21 Temmuz’da başlayıp 28 Temmuz’da sona erecek. İhtiyaç duyulması halinde, eyalet yasaları gereği ikinci tur oylama 25 Ağustos’ta yapılacak.

Güney Carolina’da birçok Cumhuriyetçi şimdiden bu koltuğa ilgi gösteriyor. Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, pazar günü yaptığı açıklamada bu özel ön seçimde aday olma ihtimalini dışlamadığını belirtti.

Geçen ay yapılan vali ön seçimlerinde beşinci sırada kalan ve ocak ayında Temsilciler Meclisinden ayrılacak olan Mace, Fox News Live yayınında, “Hayata bir kez geliyorsunuz. Eğer Güney Carolina halkı bu sıfatla hizmet etmemi isterse, buna kesinlikle bakarım” dedi.

Mace’in, adaylık gücünü ölçmek amacıyla bu hafta anket yaptırması bekleniyor.

Valilik ön seçimini üçüncü sırada tamamlayan Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman da pazar günü Bloomberg Government’a yaptığı açıklamada, Graham’ın koltuğu için adaylığı düşündüğünü söyledi.

Norman, bu süreçte Donald Trump’tan destek istediğini, Trump’ın ise kendisine “Bana bir hafta ver” yanıtını ilettiğini aktardı.

Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, Graham’ın yerine geçecek isim için aklında biri olduğunu ancak senatöre saygısından dolayı henüz isim vermeyeceğini kaydetti.

NBC News’in “Meet the Press” programında Kristen Welker’ın sorularını yanıtlayan Trump, “Herhangi biri hakkında konuşmak istemiyorum ama gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var” dedi.

Graham’ın vefatı; üyesi olduğu Senato Bütçe, Çevre ve Bayındırlık, Yargı ve Ödenek komisyonlarında da boşluk yarattı.

Ocak 2025’ten bu yana Bütçe Komisyonuna başkanlık eden Graham, Cumhuriyetçi senatörleri Trump’ın önceliklerini bir araya getiren kapsamlı yasa tasarısı arkasında birleştirmede önemli rol oynamıştı.

Cumhuriyetçi Senato grubu, yaklaşık 18 ay önce bu göreve seçtiği Graham’ın halefini belirlemek üzere yeni bir oylama yapacak.

Senato Cumhuriyetçi grubu kurallarına göre, komisyon başkan adaylarının belirlenmesi çok aşamalı bir onay sürecine tabi bulunuyor ve komisyondaki Cumhuriyetçi üyelerin aday göstermesi ile grup çoğunluğunun gizli oylamayla onayını gerektiriyor.

Graham’ın vefatının ardından Bütçe Komisyonu 10 Cumhuriyetçi ve 10 Demokrat üyeden oluşuyor. Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi olan Oregon Senatörü Jeff Merkley, pazar günü yaptığı açıklamada Graham’ın ölümünden dolayı şoke olduğunu ifade etti.

Merkley, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ukrayna’nın savunulması ve birçokları için şaşırtıcı olsa da iklim değişikliği konularında güçlü ortak çıkarlarımız vardı. Bütçe Komisyonu da dahil olmak üzere üç ayrı komisyonda birlikte çalışırken birbirimizi yakından tanıdık” diye yazdı.

Bütçe Komisyonu, Graham’ın ölümünün ardından salı günü yapılması planlanan Hal Duncan’ın Beyaz Saray Bütçe Yönetim Ofisi Müdür Yardımcılığı adaylığına ilişkin toplantısını iptal etti.

Graham’ın yerine komisyon başkanlığına geçmesi beklenen Wisconsin Senatörü Ron Johnson’ın sözcüsü, pazar günü The Hill’e yaptığı açıklamada, senatörün resmi duyuru yapıldığında bütçe başkanlığı görevini üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi.

Graham’ın vefatı, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins için de dengeleri değiştirdi. Graham’ın kaybı ve haziran ayındaki düşüşünden bu yana hastanede tedavisi süren Kentucky Senatörü Mitch McConnell’ın yokluğu sebebiyle Demokratlar komisyonda 14’e 13 çoğunluk elde etti.

Senatoya Graham’dan önce giren 12 senatörden biri olan Collins, pazar günü yaptığı paylaşımda “iyi bir dost ve değerli bir meslektaşını” kaybettiğini belirterek, “Onun yasama becerileri ve eksilmeyen nüktedanlığı, kendisiyle birlikte çalışma şansına erişen bizler tarafından çok aranacak” dedi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune da pazar günü yayınladığı taziye mesajında Graham’ın askeri hakimlik görevine, ABD Hava Kuvvetlerindeki albaylık rütbesine ve “dünyada iyiliği sağlamak için Amerika’nın askeri gücüne olan inancına” atıfta bulundu.

Dış müdahaleleri savunan çizgisiyle bilinen Graham, 2000’lerin başında Irak’a yönelik operasyonu ve yakın zamanda da İran’a karşı askeri adımları desteklemişti.

Thune paylaşımında, “Güney Carolina’nın kıdemli senatörü olarak Lindsey, eyaleti için tutkuyla mücadele etti. Benim ve diğer birçok kişi için güvenilir bir danışman ve meslektaştı. Birçok devlet başkanı onun tavsiyelerine güvendi. Federal yargı, ulusal savunma ve Güney Carolina üzerindeki etkisi nesiller boyu hissedilecektir” ifadelerine yer verdi verdi.

Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

Ölüm nedeni aort damarı yırtılması olarak açıklandı

Washington Adli Tıp Kurumu pazar günü yaptığı açıklamada, Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü arteriosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort rüptürü nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Francisco Diaz’ın ofisinden yapılan açıklamada, “Toksikolojik ve mikroskobik testler tamamlanana kadar ölüm belgesi nihai hale getirilmeyecektir. Test sonuçlarının ardından ölüm nedeni ve şekli kesin olarak güncellenecektir” denildi.

Graham’ın ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımında ise senatörün ailesinin bu zor süreçte mahremiyet talep ettiği ve dualar için minnettar olduğu belirtildi.

Diaz’ın ofisi ve Washington Metropolitan Polis Departmanı tarafından yapılan ortak açıklamada, Graham’ın vücudunda herhangi bir madde bulunup bulunmadığını belirleyecek olan toksikolojik incelemelerin tamamlanmasının zaman alacağı ifade edildi.

NBC News tarafından elde edilen telsiz kayıtlarına göre, cumartesi gecesi Graham’ın Washington’daki evi için “kalp durması” ihbarı yapılması üzerine acil sağlık ekipleri adrese sevk edildi ve olay yerinde kalp masajı uygulandı.

Olay yerinden paylaşılan fotoğraflarda, sağlık görevlilerinin Graham’ın evinden bir kişiyi sedyeyle ambulansa taşıdığı, polis araçları ve itfaiye kamyonlarının da evin önünde hazır bulunduğu görüldü.

Senatonun tatilde olduğu geçen hafta içinde Ukrayna’ya giden Graham, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, cuma günü Washington’a dönen Graham ile cumartesi akşamı telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump, NBC News’e verdiği demeçte, “Sesi biraz yorgun geliyordu ama gayet iyiydi. Yorgun olmakta da son derece haklıydı” dedi.

Mayo Clinic verilerine göre aort damarı yırtılması, vücudun ana atardamarı olan aortun iç tabakasında meydana gelen yırtılma ile kanın bu tabakalar arasına sızması sonucu oluşuyor ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Genellikle 60 ve 70’li yaşlardaki erkeklerde görülen bu rahatsızlığın belirtileri arasında ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, şiddetli karın ağrısı ve bilinç kaybı yer alıyor.

Cleveland Clinic verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde ve ABD’de birincil ölüm nedeni olarak kaydediliyor.

Aile geçmişinde bu rahatsızlığı barındıran kişilerin risk altında olduğu belirtilirken, Graham’ın babası Florence Graham’ın da 68 yaşında kalp krizinden hayatını kaybettiği biliniyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de ICE memurunun ateş açması sonucu ölüm

Yayınlanma

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurunun Maine eyaletinde bir kişiyi vurarak öldürmesi üzerine tarafsız soruşturma çağrıları yapılıyor. Federal yetkililer, memurun “kamu güvenliği endişesiyle” ateş açtığını savunurken, göçmen hakları örgütleri hayatını kaybeden 26 yaşındaki Kolombiyalının ülkede yasal çalışma izni olduğunu bildirdi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Maine eyaletinde bir kişinin federal göçmenlik polisi tarafından vurularak öldürülmesine gerekçe olarak “kamu güvenliği endişesini” gösterdi.

Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarının, Pazartesi günü yerel saatle 07.00 sularında Biddeford kentinde sınır dışı kararı bulunan bir düzensiz göçmenin bilinen son adresinde “hedefli gözetim” yürüttüğü ifade edildi. Bu sırada bir kişinin adresten araçla ayrıldığı aktarıldı.

Bakanlık açıklamasında, “Araç olay yerinden kaçmaya çalıştı ve bir memur, kamu güvenliği endişesiyle silahını ateşledi” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Aracın sürücüsü vuruldu ve acil yardım ekipleriyle derhal irtibata geçildi. Sürücü aldığı yaralar sebebiyle yaşamını yitirdi” denildi.

Öldürülen kişinin çalışma izni vardı

Maine Göçmen Hakları Koalisyonu ve Presente! Maine adlı sivil toplum örgütleri, hayatını kaybeden kişinin ABD’de çalışma iznine ve sosyal güvenlik numarasına sahip 26 yaşında bir Kolombiya vatandaşı olduğunu açıkladı.

Örgütler tarafından yayımlanan ortak bildiride, “26 yaşında bir adam yaşamak ve çalışmak için Maine’e geldi, şimdi ise ailesi ICE’ın dahil olduğu bir olayın ardından onun ölümünün yasını tutuyor. Bu durum yıkıcı, öfke uyandırıcı ve kabul edilemezdir. Yakınları yanıtları, kamuoyu ise ne olduğuna dair eksiksiz ve şeffaf bir açıklamayı hak ediyor” ifadelerine yer verildi.

ICE, bir Palantir programı ile göçmen baskınları yapıyor

Siyasetçilerden bağımsız soruşturma çağrısı

Maine senatörleri Cumhuriyetçi Susan Collins ve bağımsız Angus King, olaya ilişkin tarafsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.

Senatör Collins, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Biddeford’daki silahlı olay, yaşananların eksiksiz ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını gerektiriyor. Biddeford polisinin bölgede güvenliği sağladığını ve FBI’ın soruşturma yürüttüğünü biliyorum” dedi.

Collins daha sonra İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’in kendisine, bakanlığın müfettişlik makamına bağlı Boston ofisinin, FBI işbirliğiyle soruşturmayı üstlendiği bilgisini verdiğini aktardı.

Senatör King ise Associated Press haber ajansına yaptığı açıklamada, Bakan Mullin’in kendisini bilgilendirdiğini ve üzerlerinde vücut kamerası taşımayan ICE memurlarının Biddeford’da bir yakalama kararını infaz etmek üzere orada bulunduğunu, ancak bu kararın vurulan kişiyle ilgili olmadığını belirtti.

CNN televizyonuna da konuşan King, “Gerçekler neydi? Bu genç adam gerçekten aracını bir ICE ajanının üzerine mi sürmeye çalıştı, yoksa sokaktaki diğer insanları ezme tehlikesi mi yaratıyordu ve bu silahlı saldırıyı haklı çıkaracak makul bir bedensel zarar ya da ölümcül güç tehdidi var mıydı?” diyerek soruşturmanın bu soruları aydınlatması gerektiğini vurguladı.

“Aracı silah olarak kullandı” iddiası

Senatör King, İç Güvenlik Bakanı Mullin ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, bakanın olayda “aracı silah olarak kullanmak” ifadesini tercih ettiğini aktardı.

King, “Araçtaydı, araçla hareket etti ve bakanın kullandığı ifadeyle aracı silah olarak kullandı ve bir ICE ajanı tarafından vuruldu” dedi.

ICE tarafından daha sonra yapılan açıklamada ise aracın bir silah gibi kullanıldığı ifadesine yer verilmezken, sadece şüphelinin kaçmaya çalıştığı öne sürüldü.

Açıklamada, vurulan kişinin asıl hedef olup olmadığı konusuna da açıklık getirilmedi.

Maine Başsavcılığı da kendi soruşturmasını yürüteceğini açıklarken, olaya ilişkin ilk bulgulara değindi. Başsavcılık açıklamasında, “İlk beyanlar, bir sınır dışı operasyonu yürüten memurun görevini yaptığı sırada, öznenin aracıyla memurun üzerine doğru kaçmaya çalıştığını ve bu sırada vurularak öldürüldüğünü göstermektedir” denildi.

İç Güvenlik Bakanlığı, daha önce de ICE tarafından vurulan kişileri agresif davranmakla suçlamış, ancak daha sonra ortaya çıkan video kayıtları bu iddialarla çelişmişti. Olay anında memurların üzerinde vücut kamerası yer almadığı bildirildi.

Bir haftada ikinci olay

Maine’deki bu olay, son bir hafta içinde bir ICE memurunun dahil olduğu ikinci ölümcül silahlı saldırı olarak kayıtlara geçti. Geçen hafta Salı günü Teksas eyaletinde ICE memurları, işe gitmekte olan Lorenzo Salgado Araujo’yu vurarak öldürmüştü.

Kurum, Salgado Araujo’nun aracını memurlara karşı bir silah gibi kullanmaya çalıştığını öne sürmüş, ancak araçtaki diğer kişiler ve Salgado Araujo ailesinin avukatı bu iddiayı yalanlamıştı.

Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Delia Ramirez, yaşananlara tepki göstererek, “Lorenzo’nun öldürülmesinin üzerinden bir hafta bile geçmeden ICE, Maine’de bir başka adamı daha vurarak öldürdü. ICE eliyle gerçekleştirilen cinayetler münferit değil, bir kalıbın parçasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Kongre üyeleri Houston’daki ICE operasyonu için soruşturma istedi

Okumaya Devam Et

Amerika

Veri merkezleri Microsoft’un karbon emisyonunu yükseltti

Yayınlanma

Teknoloji devi Microsoft, yapay zeka veri merkezlerinin altyapısını genişletmesiyle birlikte 2025 yılında karbon emisyonlarının yüzde 25 oranında arttığını bildirdi. Şirket tarafından Perşembe günü yayımlanan sürdürülebilirlik raporunda, artışın temel nedeninin altyapı büyümesi ve yeni enerji yatırımlarına öncelik verilmesi olduğu kaydedildi.

Teknoloji şirketi Microsoft, yapay zeka veri merkezlerinin kullanımını artırma hedefleri doğrultusunda, 2025 yılında karbon emisyonlarında yüzde 25 oranında artış yaşandığını bildirdi.

Perşembe günü yayımlanan yeni sürdürülebilirlik raporunda, Microsoft Başkan Yardımcısı Brad Smith ile Sürdürülebilirlik Direktörü Melanie Nakagawa ortak bir açıklama yaptı.

Açıklamada, emisyon artışının “öncelikli olarak veri merkezi altyapımızın genişletilmesinden ve şebekelere net yeni enerji sağlayan yatırımlara öncelik verirken, ek katkı sağlamayan, bağımsız yenilenebilir enerji sertifikalarının kullanımını durdurmamızdan” kaynaklandığı ifade edildi.

Raporun genel değerlendirme bölümünde, “Bu karar kısa vadede bildirilen emisyonlarımızı artırsa da yalnızca sertifikalara güvenmek yerine yeni karbon emisyonsuz elektrik geliştirilmesini artırmamıza olanak tanıyor” denildi.

Değerlendirmede ayrıca, “Bu değişikliğin daha uzun vadeli sürdürülebilirlik faydaları yaratacağına inanıyoruz. Büyümeye bağlı emisyon baskısı beklenen bir durumdu” ifadesine yer verildi.

Söz konusu artışın önemli bir bölümünün, şirketin faaliyetlerini yürütmek için satın aldığı veya edindiği enerjiden kaynaklanan ve Microsoft’un “Kapsam 2” olarak adlandırdığı emisyonlarla ilişkili olduğu belirtildi.

Bu kalem, geçen yıl toplam emisyonların yüzde 2’sini oluştururken, bu yıl toplam emisyonların yüzde 13’üne ulaştı.

Smith ve Nakagawa tarafından kaleme alınan raporda, “Bu gelişme, tedarik zincirimiz genelindeki enerji sistemlerinin çevresel sonuçları şekillendirmede ne kadar önemli olduğunu vurguluyor” tespiti paylaşıldı.

Veri merkezleri ABD’li valilik adaylarının hedefinde

Geçen yıl Haziran ayında sona eren 2025 mali yılını kapsayan rapor, Microsoft’un bu tarihten sonra yaptığı anlaşmaları içermiyor.

Bu anlaşmalar arasında doğalgazla çalışan veri merkezleri ve geçen ay Chevron ile yapılan 20 yıllık enerji anlaşması da yer alıyor.

Söz konusu anlaşma kapsamında, Batı Texas’ta şirket için bir enerji santrali inşa edilecek.

Buna karşın sürdürülebilirlik raporunda, Microsoft’un “faaliyetlerimiz ile değer zincirimiz genelinde emisyonları azaltarak ve saldığımızdan daha fazla karbonu ortadan kaldırarak 2030 yılına kadar karbon negatif” olma taahhüdü yineleniyor.

Microsoft’un verileri; Google ve Amazon’un kendi sürdürülebilirlik raporlarını yayımlamasının ardından geldi. Google, “işletmemizin hızlı genişlemesini destekleyen tedarik zinciri faaliyetlerindeki artışlar” nedeniyle emisyonlarının yüzde 18 arttığını açıklamıştı.

Amazon’un genel emisyonları yüzde 16 artarken, veri merkezi inşası ve yapımını da içeren tedarik zinciri emisyonları yüzde 20 oranında yükseldi.

Veri merkezleri, artan enerji fiyatları ve inşaat için ayrılan arazi kullanımı konusundaki endişeler nedeniyle kamuoyunda tepkiyle karşılaşıyor.

Eyalet milletvekilleri, veri merkezlerinin geride bıraktığı çevresel ve ekonomik etkilerle mücadele etmek amacıyla moratoryumlar veya daha sıkı düzenlemeler getirmeyi değerlendiriyor.

Bu tepkiler, eyalet valilerini ve vali adaylarını, veri merkezlerinin bölgelerinde yarattığı etkilerle nasıl mücadele edecekleri konusunda zor bir pozisyonda bırakıyor.

Veri merkezi sektörü ise yapay zeka ile veri merkezleri arasında kurulan doğrudan ilişkiye karşı çıkarak, bu merkezlerin başka amaçlara da hizmet ettiğini savunuyor.

ABD’deki yeni veri merkezlerinin yüzde 40’ı gecikebilir

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English