Bizi Takip Edin

Amerika

Trump ve ‘Kurtuluş Günü’: Gümrük vergilerinden ötesi

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump küresel ticaret düzenine karşı bir saldırı başlattı ve ABD’ye ithal edilen mallara gümrük vergisi getirdi.

Başkan çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD ekonomisini “özgürleştirmenin” bir yolu olarak nitelendirdiği önlemlerle, 5 Nisan’dan itibaren neredeyse ABD’ye gelen tüm ithalata yüzde 10’luk bir vergi uygulanacağını söyledi.

Beyaz Saray ayrıca, Trump’ın ABD’yi on yıllardır “kazıkladığını” söylediği küresel ticaret sistemini hedef alırken, Amerika’nın en büyük ticaret ortaklarının mallarına yönelik kapsamlı “karşılıklı” tarifeleri de açıkladı.

“Karşılıklı” terimi ticaret bağlamında kullanıldığında, tarihsel olarak iki taraflı ticarette adaleti sağlamak için her iki tarafça alınan önlemlere atıfta bulunur. Son 90 yılın büyük bir bölümünde bu, genellikle ticaret engellerinin azaltılması anlamına geliyordu. ABD’de 1934 tarihli Karşılıklı Ticaret Anlaşmaları Yasası, Amerikan korumacılığı döneminin sonunu getirmiş ve ABD ile ortak ülkelerin birbirlerinin malları için daha düşük gümrük tarifeleri müzakere etmelerine olanak tanımıştı.

Dünyanın en büyük mal ihracatçısı olan Çin’e uygulanan gümrük vergileri, Trump’ın bu yıl Asya ülkesine uyguladığı yüzde 20’lik vergiye ek olarak yüzde 34 daha vergi koymasının ardından yüzde 54’ün üzerine çıkacak.

AB toplamda yüzde 20’ye varan gümrük vergileriyle karşı karşıya kalırken, Washington’un en yakın müttefiklerinden biri olan Japonya’dan yapılan ithalat yüzde 24’lük gümrük vergisiyle karşı karşıya kalacak. Birleşik Krallık’ın ihracatında yüzde 10’luk bir gümrük vergisi var.

Asya ülkelerine sert yaptırımlar

Tüm ülkelerden yapılan ithalat için yüzde 10 temel tarife olarak görülüyor. Bunun ötesinde, ABD’nin en büyük ticaret açığı verdiğini söylediği 60 “en kötü niyetli” ülke için ise “bireyselleştirilmiş karşılıklı daha yüksek tarife” gündemde. Karşılıklı tarifeler yüzde 10 ila yüzde 50 arasında değişecek.

Kesin vergi, Beyaz Saray Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin ABD malları üzerindeki gümrük vergileri ve tarife dışı engellerin toplamı olduğunu düşündüğü miktara dayanıyor. Bu seviyenin yarısı 60 ülkeden yapılacak ithalata uygulanacak.

Güneydoğu Asya’nın ihracat merkezlerinden bazıları neredeyse yüzde 50’lik gümrük vergileriyle karşı karşıya. Kamboçya’ya yüzde 49’luk bir karşılık oranı verilirken, onu yüzde 48 ile Laos ve yüzde 46 ile Vietnam takip etti.

Tarifeleri yüzde 40’ın üzerinde olan diğer ülkeler arasında yüzde 44 ile Sri Lanka, yüzde 47 ile Madagaskar ve yüzde 44 ile Myanmar yer alıyor. Kanada’nın Newfoundland kıyısındaki küçük Fransız bölgesi Saint Pierre ve Miquelon’a yüzde 50 vergi uygulandı.

Asya’daki ülkelere yönelik bu sert tepkinin, Çin’in üretimi buralara kaydırarak bu ülkeler aracılığıyla ABD’ye ithalata devam etmesinin payı var.

Son haftalarda sık sık Trump’ın saldırılarına hedef olan Meksika ve Kanada, karşılıklı gümrük vergilerinden kaçınacak. ABD ile 2020’de imzaladıkları ticaret anlaşmasının şartlarına uymayan mallar için yüzde 25’lik gümrük vergisi yürürlükte kalacak.

Beyaz Saray, geçen hafta açıklanan yüzde 25’lik gümrük vergilerinden etkilenen otomobil ve otomobil parçalarının karşılıklı ek gümrük vergilerinden muaf tutulacağını söyledi.

Külçe, enerji ve ABD’de bulunmayan mineraller de karşılıklı tarifelerden muaf tutulacak. Yarı iletkenler, eczacılık ürünleri, bakır ve kereste karşılıklı tarifelerden etkilenmeyecek. 

Fakat Trump daha önce bakır ve keresteye gümrük vergisi getirilebileceğini açıklamış ve aynı şeyi ilaç ve bilgisayar çipleri için de yapacağının sinyalini vermişti.

Trump ulusal acil durum ilan etti

ABD Başkanı yeni gümrük vergilerini uygulamak için acil durum yetkilerini kullandı. Yönetim, “büyük ve kalıcı yıllık ABD mal ticareti açıklarının yansıttığı koşullardan kaynaklanan ulusal güvenlik ve ekonomik güvenlik endişeleri nedeniyle” ulusal acil durum ilan etti.

İlk tarifeler birkaç gün içinde uygulamaya konulacak. ABD’li yetkililer, yüzde 10’luk temel tarifenin 5 Nisan Cumartesi günü saat 00:01’den itibaren yürürlüğe gireceğini, daha yüksek karşılıklı tarifelerin ise 9 Nisan Perşembe günü saat 00:01’den itibaren uygulanacağını söyledi.

ABD ile anlaşmalar mümkün olabilir fakat bu Trump’a bağlı olacak. Yeni gümrük vergilerini açıklayan kararnamede, “herhangi bir ticaret ortağının karşılıklı olmayan ticaret düzenlemelerini düzeltmek ve ekonomik ve ulusal güvenlik konularında ABD ile yeterince uyum sağlamak için önemli adımlar atması” halinde başkanın vergileri “azaltabileceği veya kapsamını sınırlayabileceği” belirtiliyor.

Fakat ABD’li yetkililer şu anda yalnızca gümrük vergilerini uygulamaya odaklandıklarının sinyalini veriyor. Üst düzey bir Beyaz Saray yetkilisi FT’ye verdiği demeçte, “Elbette ülkeler daha fazla karşılıklı ticaret için neler yapabileceklerini görmek istiyorlar. Şu an için gümrük tarifesi rejimini yürürlüğe koymaya odaklanmış durumdayız,” dedi.

Gümrük vergilerinin amacı nedir?

Trump’ın uzun süredir hedefi ABD’nin ticaret açığını azaltmak. Başkan, Rose Garden’da yaptığı konuşmada 40 yılı aşkın süredir bunu savunduğunu da söyledi.

Yetkililer, ABD’nin “devasa” ve “kronik” ticaret açıklarını üretim kabiliyetlerini aşındırmak, ücretleri baskılamak ve “varlıkları yabancı ellere aktarmakla” suçluyor.

Bir diğer hedef şirketleri üretimi ABD’ye taşımaya zorlamak. Trump, işletmelerin gümrük vergilerinden kaçınmak için ülkede tesis açacağını ve daha fazla istihdam yaratacağını umuyor.

ABD’li bir yetkili, “Amaç, Amerikan büyüklüğünü ve refahını kendi toplumlarındaki gündelik Amerikalı işçiler için yeniden tesis etmek,” dedi.

Bir diğer hedef, “adil olmayan ticaret uygulamalarını düzeltmek.” Beyaz Saray yetkilileri, Trump’ın “hem dost hem de düşman yabancı ticaret ortaklarının haksız ticaret uygulamalarını düzeltme taahhüdü konusunda onlarca yıldır açık olduğunu” söyledi.

Sert vergi indirimleri için ABD’nin gelirlerini artırmak. ABD’li yetkililer gümrük vergilerinin gerekçesi olarak bunu göstermezken, vergilerin “herhangi bir yılda yüz milyarlarca dolar” ya da “10 yıllık bir dönemde trilyonlarca” gelir getireceğini söylediler.

Tarife ve ötesi: Sistemik bir değişim

Trump’ın kritik konuşmasında tüm dikkatler gümrük tarifelerine ve olası ticaret savaşlarına çevrilse de, ilk Trump döneminde başlayan ve Joe Biden yönetiminde de kısmen devam eden bir eğilimin kuvvetlendiği görülüyor.

Esas olarak “Washington Konsensüsü” olarak bilinen ve serbest pazarlar ve küreselleşme ile tanımlanan dönemin artık ABD’nin zararına işlediğine yönelik inanç, Trump’ın “korumacı” iktisadi politikalarına damga vuruyor.

Nitekim Trump da konuşmasında ABD’nin bugünden itibaren “iktisadi bağımsızlığını” elde ettiğini savundu ve “​​Dış ticaret ve iktisadi uygulamalar ulusal bir acil durum yaratmıştır,” diyerek ABD’nin uluslararası iktisadi pozisyonunu güçlendirmeyi ve Amerikan işçilerini korumayı hedeflediğini söyledi.

Trump’ın başkanlık emri, ABD’nin büyük ve sürekli yıllık ticaret açıklarının imalat sektörünün içini boşalttığını; gelişmiş yerli imalat kapasitesinin artırılması için teşvik eksikliğine neden olduğunu; kritik tedarik zincirlerini zayıflattığını ve savunma sanayiini yabancı düşmanlara bağımlı hale getirdiğini öne sürüyor.

Ticaret dengesizliğinin hem sanayi hem de tarım ürünlerinde büyük ve kalıcı bir ticaret açığını körüklediğini, üretimin denizaşırı ülkelere kaymasına yol açtığını ve Çin gibi “piyasa dışı ekonomileri güçlendirdiğini” savunan Trump, tüm bunların Amerikan orta sınıfına ve küçük kasabalarına zarar verdiğini vurguladı.

Emirde, “Bu tarifeler küresel ticaretteki adaletsizlikleri gidermeyi, üretimi yeniden ülkeye taşımayı ve Amerikan halkı için ekonomik büyümeyi teşvik etmeyi amaçlamaktadır,” deniyor.

2023 yılında ABD imalat çıktısının küresel imalat çıktısı içindeki payının 2001 yılındaki %28,4 seviyesinden %17,4’e düştüğünü hatırlatan Trump, “İmalat üretimindeki düşüş ABD’nin imalat kapasitesini azaltmıştır. Dayanıklı bir yerli imalat kapasitesini sürdürme ihtiyacı, özellikle kapasite kaybının ABD’nin rekabet gücünü kalıcı olarak zayıflatabileceği otomobil, gemi yapımı, ilaç, ulaşım ekipmanları, teknoloji ürünleri, makine aletleri ve temel ve fabrikasyon metaller gibi gelişmiş sektörlerde ciddi boyutlardadır,” dedi.

Bu kapsamda, başkanlık emri “Altın Çağın Altın Kuralları”nı şöyle sıralıyor:

  • Amerikan pazarına erişim bir hak değil, bir ayrıcalıktır.
  • ABD artık boş vaatler karşılığında uluslararası ticaret konularında kendisini son sıraya koymayacaktır.
  • Karşılıklı gümrük vergileri Amerikalıların Başkan Trump’a oy vermelerinin en önemli nedenlerinden biriydi; başından beri kampanyasının temel taşlarından biriydi.
    • Göreve gelir gelmez bu konuda bastıracağını herkes biliyordu; tam olarak söz verdiği şey buydu ve seçimi kazanmasının temel nedenlerinden biri de buydu.
  • Bu gümrük vergileri, Başkan Trump’ın Başkan Biden’ın bıraktığı ekonomik hasarı tersine çevirme ve Amerika’yı yeni bir altın çağ yoluna sokma planının merkezinde yer alıyor.
    • Bu plan, enerji rekabetçiliği, vergi indirimleri, bahşişlerden vergi alınmaması, Sosyal Güvenlik yardımlarından vergi alınmaması ve Amerikan refahını artırmak için deregülasyondan oluşan daha geniş ekonomik gündemine dayanmaktadır.

İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan düzenin iflasının ilanı

Başkan, dokuz dev ABD bayrağı fonunda yaptığı konuşmada, “Ülkemiz onlarca yıldır hem dost hem de düşman, yakın ve uzak uluslar tarafından yağmalandı, talan edildi, tecavüze uğradı ve talan edildi. Yabancı dolandırıcılar fabrikalarımızı yağmaladı ve yabancı leş yiyiciler bir zamanlar güzel olan Amerikan rüyamızı parçaladı,” dedi.

İzleyiciler arasında bulunan Amerikalı çelik işçilerini, araba işçilerini, çiftçileri ve zanaatkârları da selamladı. 

“Bu bence Amerikan tarihinin en önemli günlerinden biri. Bu bizim ekonomik bağımsızlık ilanımızdır,” diyen Trump, yıllar boyunca, diğer uluslar zenginleşip güçlenirken, “çalışkan Amerikan vatandaşlarının” bir kenarda oturmak zorunda bırakıldığını, fakat şimdi zenginleşme sırasının ABD’de olduğunu savundu ve “Bugün Amerikan işçisi için ayağa kalkıyoruz ve nihayet Amerika’yı ilk sıraya koyuyoruz,” dedi.

Amerikan rüyası söylemleri ile bezeli konuşmasında Başkan, “2 Nisan 2025, Amerikan sanayisinin yeniden doğduğu, Amerika’nın kaderinin geri kazanıldığı ve Amerika’yı yeniden zenginleştirmeye başladığımız gün olarak sonsuza dek hatırlanacak,” ifadelerini de kullandı.

ABD büyükelçiliklerinden Avrupalı şirketlere ültimatomlar

Trump’ın gümrük tarifelerini açıklamasından önce, ABD’nin başka ülkelerle olan ticaretine yönelik siyasi müdahaleleri başlamıştı.

Geçtiğimiz hafta Trump yönetimi ilk kez Avrupa’da yerleşik şirketleri ABD’nin iç politika yasalarına uyum sağlamaya zorlamaya çalıştı. İşaret fişeği, Fransa’daki ABD büyükelçiliği tarafından buradaki şirketlere gönderilen bir mektupla yakıldı.

ABD’nin Paris Büyükelçiliği tarafından ABD’de ticari faaliyetleri bulunan onlarca büyük Fransız şirketine gönderilen mektup ilk olarak cuma günü Fransız ekonomi gazetesi Les Echos tarafından haberleştirildi.

Mektupta ABD Büyükelçiliği, “yasadışı ayrımcılığa son vermeyi” ve ticari faaliyetleri yeniden “liyakate” dayandırmayı amaçlayan “14.173 sayılı Kararname”nin, Fransa’dan şirketler de dahil olmak üzere, uyruklarına ve nerede çalıştıklarına bakılmaksızın “Amerikan hükümetinin tüm tedarikçileri ve hizmet sağlayıcıları için eşit derecede bağlayıcı” olduğunu ültimatom tonunda ifade etti.

Trump yönetimi “yasadışı ayrımcılık” ile ABD’de sona erdirdiği ve şimdi de diğer kıtalardaki şirketleri sona erdirmeye zorlamak istediği tüm kapsayıcılık programlarını (DEI – Çeşitlilik, Eşitlik ve Kapsayıcılık) kastediyor.

Mektuba, etkilenen şirketlerden kararnameyi nasıl uygulayacaklarını açıklamalarının istendiği bir form eşlik etti.

Financial Times (FT) da cuma günü Belçika ve doğu Avrupa ülkelerindeki ABD büyükelçiliklerinin de muhtemelen aynı ifadeleri içeren bir mektubu ev sahibi ülkelerdeki şirketlere gönderdiklerini bildirdi.

ABD’nin girişimi şiddetli tepkilere yol açtı. Fransız Ticaret Bakanlığı’ndan geçen hafta sonunda yapılan açıklamada “Fransız şirketlerinin kapsayıcılık politikalarına Amerikan müdahalesi kabul edilemez” denilmişti; kapsayıcılık konuları da dahil olmak üzere Fransa’da Fransız yasaları uygulanmaya devam edecekti.

Pazartesi sabahı Ticaret Bakanı Laurent Saint-Martin “derin şokunu” ifade ederek Fransa’nın yasalarının ve “değerlerinin” ihlal edilmemesi konusunda uyarıda bulundu.

İş dünyası derneği Medef (Mouvement des entreprises de France) Başkanı Patrick Martin de daha önce mevcut kapsayıcılık kurallarından feragat edilmesinin “söz konusu olmadığını” ifade etmişti.

Confédération des petites et moyennes entreprises (CPME) Başkanı Amir Reza-Tofighi, Fransız devletinin “egemenliğine yönelik bir saldırıdan” söz etti ve tüm sorumluları ABD’nin tecavüzüne karşı “birlikte ayağa kalkmaya” çağırdı.

Bu hareket Belçika’da da protestolara neden oldu. Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, ABD mektubunda ifade edilen tutumun “derin üzüntü verici” olduğunu belirterek, Belçika’nın toplumsal çeşitlilik ilkesi söz konusu olduğunda “bir milim bile geri adım atmayacağını” açıkladı.

Washington’un Avrupa ülkelerini belirli düzenlemeleri kabul etmeye zorlamaya çalışması prensipte yeni bir durum değil. ABD yıllardır, üçüncü ülkelerdeki şirketlerin de yaptırımlara maruz kalmak istemedikleri takdirde uymak zorunda oldukları zorlayıcı tedbirler olarak adlandırılan bölge dışı yaptırımları defalarca uygulamıştı.

Fakat yeni olan, bir ABD yönetiminin Avrupa’da, özellikle de ABD’de oldukça tartışmalı olan ve oradaki sosyal bölünmeleri derinleştiren yerel düzenlemelerin kabul edilmesini zorlamak istemesi.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English