Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın gümrük vergileri neden en çok Japon hisselerini sarstı?

Yayınlanma

Japon hisse senetleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın hem müttefikleri hem de düşmanları hedef alan gümrük vergisi yaylım ateşinden bu yana Tokyo piyasasının kendine has özellikleri nedeniyle darbe aldı.

Piyasa analistleri borsanın kırılganlığının üç ana nedeni olduğunu belirtiyor: Japonya’nın işlem saatleri, makro hedge fon ticareti ve güçlenen yen. Tokyo’nun oynaklığı, yabancı paranın gelgitlerine karşı hassasiyetini ve yerli yatırımcıları geliştirmenin önemini vurguluyor.

Trump’ın geçen hafta Asya ülkelerine %49 ‘a varan yeni gümrük vergileri getireceğini duyurduğu “Kurtuluş Günü”nün ardından Japon hisse senetleri değer kaybetti. Osaka Borsası’ndaki Nikkei vadeli işlemleri perşembe günü bir ara %6,6 düştü. Gösterge Nikkei Hisse Senedi Ortalaması o gün bir aşamada 1.600 puandan fazla ya da %4,5 düşerek gün içi sekiz ayın en düşük seviyesini gördü. Hisse senetleri cuma günü kayıplarını genişletti.

Japon hisse senetlerindeki düşüş bölgede öne çıktı. Güney Kore’nin KOSPI endeksi %2,7 düşerken, Hong Kong’un gösterge Hang Seng Endeksi %2,4 geriledi. Singapur’da Straits Times Endeksi bir ara %1,3 geriledi.

Dow Jones Industrial %4,1’e kadar düşerken, Londra’daki kayıplar daha az keskin oldu ve mavi çipli FTSE 100 perşembe günü %2’den biraz daha az düştü.

Küresel resesyon endişelerinin artması Asya’daki bankaları vurdu

Çin’in ABD’ye misilleme gümrük vergileriyle karşılık vermesinin ardından cuma günü iki gösterge daha fazla zarar gördü, ancak ilk şoktan en büyük zararı Tokyo gördü.

Matsui Securities’de kıdemli bir piyasa analisti olan Tomoichiro Kubota, “Sık sık şaka yaptığımız gibi, Tokyo her zaman suratına yumruk yiyor,” dedi.

Tokyo, küresel işlem günü boyunca açılan ilk büyük borsadır. Genellikle hafta sonu yaşanan gelişmelerden ve Beyaz Saray’ın gece boyunca yaptığı açıklamalardan en çok etkilenen borsadır.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerinin çarşamba günü Doğu saatiyle 15:00’te açıklanacağına dair ilk yorumu buna bir örnek teşkil ediyor. New York işlem saatleri sırasında beklenen açıklama Tokyo’ya kısa bir rahatlama sağladı. Ancak sonunda, büyük açıklama bir saat geriye çekilerek ABD işlem saatlerinin dışına düştü.

Tokai Tokyo Intelligence Laboratory’de kıdemli analist olan Ryotaro Sawada, “Belirsizlik Tokyo piyasası için her zaman en yüksek seviyededir,” dedi.

Sawada, çoğu makro hedge fonlarından oluşan Avrupalı yatırımcıların, Japon hisse senetlerinin son dönemdeki düşüşünün ardındaki bir diğer itici güç olduğunu söyledi. “En kötüsünü bekleyerek satış yapıyorlar. Tokyo onların insafına kalmış durumda ve sallanıyor” dedi.

Japan Exchange Group’a göre, şubat ayında Avrupalı yatırımcılar net 774 milyar yen (5,3 milyar dolar) Japon hisse senedi satarak Kuzey Amerikalı yatırımcıların neredeyse altı katına ulaştı.

Tokyo’daki UBP Investments’ta kıdemli fon yöneticisi olan Zuhair Khan, “Japonya bu zaman dilimindeki en likit ve kısa pozisyon alınması en kolay piyasa,” dedi ve ekledi: “Asya hakkında olumsuz görüşe sahip küresel makro yatırımcılarınız olduğunda, [Japonya] kullandığınız piyasadır.”

Khan, Japon kurumlarının çoğunun pasif yatırımcı olduğunu, bu nedenle dipten almak ya da zirveden satmak isteseler bile küresel makro yatırımcıların hareketlerine karşı koymalarının zor olduğunu söyledi.

Singapur’daki Nomura Securities’de varlıklar arası stratejist olan Yoshitaka Suda, geçen hafta Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerini açıklamasının ardından Japon hisse senetlerinin gerilediğini, çünkü makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerinde büyük kısa pozisyonlarının olmadığı bir dönemde vergilerin beklenenden yüksek olduğunu söyledi.

Suda’nın hesaplamalarına göre, geçen haftadan önce, Avrupa ve ABD merkezli makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerindeki kısa pozisyonları, agresif açığa satışlarının tarihi türbülansı körüklediği geçen yazın yarısından daha azdı. Son iki işlem seansında, “genel olarak, makro fonlar net kısa pozisyonlarını genişletirken, bazı makro hedge fonları Japon hisse senetlerini daha fazla sattı” dedi.

Yen’in son dönemde değer kazanması da Japon hisse senetlerindeki büyük dalgalanmaları destekleyen önemli bir faktör.

Japonya ihracata dayalı bir ekonomidir ve büyük üreticiler büyük ölçüde denizaşırı satışlara, özellikle de ABD’ye bağlıdır. Zayıf bir yen genellikle yabancı şirketlerin Japon mallarını daha ucuza satın almasına izin vererek ihracatı desteklerken, daha güçlü bir para birimi denizaşırı alıcılar için fiyatların nispeten yüksek olacağı anlamına geliyor ve Japon ihracatçıların rekabet gücüne zarar veriyor.

Geçen hafta Japon yeni bir ara dolar karşısında 144.54 ile son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

“İhracata yönelik işletmeler ve Japonya’daki diğer pek çok işletme ABD doları üzerinden iş yapıyor. Güçlenen yen yatırımcıları Japon otomobil üreticileri ve elektronik sektöründeki hisseleri satmaya itti,” dedi.

Japon Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre ABD geçen yıl Japon otomobil üreticileri için en büyük pazar oldu ve ihracatlarının %30′ unu oluşturdu.

Sumitomo Mitsui DS Asset Management’ın baş piyasa stratejisti Masahiro Ichikawa, “Bu durum Japonya borsasının satılabilir bir yapıya sahip olduğunu ve zaman zaman kırılgan olduğunu gösteriyor,” dedi. Ichikawa, ülkenin sermaye kontrolleri olmadığı ve serbest ve açık bir piyasa olduğu için “yabancı giriş ve çıkışlarına karşı hassas” olduğunu belirtti.

Ichikawa, “Japonya’nın ihracat ağırlıklı sanayi yapısının değişme olasılığı düşük” olsa da, vergiden muaf bir yatırım programı olan Nippon Bireysel Tasarruf Hesabı gibi girişimlerle genç bir yatırımcı tabanının büyümesinin piyasanın dinamiklerini değiştirebileceğini sözlerine ekledi.

Japonya, Trump’ın gümrük vergilerinin etkilerini ‘ulusal kriz’ olarak adlandırdı

Asya

Çin’in ekonomik reformlarının baş mimarlarından eski Başbakan Zhu Rongji 97 yaşında hayatını kaybetti

Yayınlanma

Eski Başbakan Zhu Rongji, Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılım sürecine öncülük etti.

İnsanlık tarihinin en büyük ekonomik reformlarından birinin mimarlarından olan Çin’in eski Başbakanı Zhu Rongji, çarşamba günü hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Zhu 97 yaşındaydı.

1998-2003 yılları arasında Çin Başbakanı olarak görev yapan Zhu, yolsuzlukla mücadele etmesi, merkezi planlı ekonomide kapsamlı değişikliklere gitmesi ve kamu iktisadi teşebbüsleri (KİT) sektörünü yeniden yapılandırmasıyla hatırlanıyor.

Zhu, Çin’in 2001 yılında Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılımına ilişkin müzakerelerin başındaki isimdi. Bu süreç Çin’in uluslararası pazarlara açılmasını sağladı ve ülke ekonomisinde büyük değişimlerin önünü açtı.

Zhu ayrıca 1997’de Hong Kong’un Çin’e sorunsuz biçimde devredilmesinde önemli rol oynadı ve aynı yıl patlak veren Asya mali krizine karşı Pekin’in yürüttüğü politikaların başında yer aldı.

Zhu kamuoyu önüne son kez Ekim 2018’de Pekin’de çıktı. Tsinghua Üniversitesi Ekonomi ve Yönetim Fakültesi Danışma Kurulu üyeleriyle bir araya geldiği toplantıya eski ABD Hazine Bakanı Henry Paulson, Apple CEO’su Tim Cook ve dönemin IBM CEO’su Ginni Rometty de katıldı.

Çin devlet haber ajansı Xinhua’nın çarşamba günü yayımladığı resmi ölüm ilanında Zhu, “Komünist Partinin seçkin bir üyesi, uzun yıllar sınanmış ve sadık bir komünist savaşçı, seçkin bir proleter devrimci ve devlet adamı, parti ile devletin müstesna bir lideri” olarak nitelendirildi.

İlanda Zhu’nun, ülkenin Asya mali krizinin yarattığı büyük etkilerin üstesinden gelmesine yardımcı olduğu ve “Hong Kong’un uluslararası bir finans merkezi olarak refah ve istikrarını kararlılıkla koruduğu” belirtildi.

Zhu’nun istikrarlı ve hızlı ekonomik büyümeyi sürdürmek amacıyla daha aktif maliye ve para politikalarına yöneldiği de kaydedildi.

Xinhua’nın yayımladığı ölüm ilanında Zhu’nun ekonomik sistem reformlarının ilerletilmesindeki rolüne de dikkat çekildi. Özellikle kamu işletmelerini yeniden yapılandırırken mülkiyet haklarının daha açık biçimde tanımlanmasına ve devletin idari işlevleriyle şirketlerin ticari faaliyetlerinin birbirinden ayrılmasına öncelik verdiği vurgulandı.

Açıklamada ayrıca Zhu’nun, Çin’in DTÖ’ye katılımını sağlayan “zorlu müzakerelere” liderlik etmedeki belirleyici rolüne dikkat çekildi. Bu adım, ülkenin küresel ekonomiyle bütünleşme sürecini yeniden şekillendirdi.

Resmi ölüm ilanına göre Zhu, Mart 2003’te başbakanlıktan emekli olduktan sonra da Hu Jintao ve Xi Jinping liderliğindeki merkezi yönetimi desteklemeyi sürdürdü.

İlanda, “Çin karakterli sosyalizmin büyük davasıyla ilgilenmeye devam etti ve partinin çalışma tarzı ile dürüstlüğünün güçlendirilmesini ve yolsuzlukla mücadeleyi kararlılıkla destekledi” denildi.

Açıklamada ayrıca Zhu’nun “halka derin bir bağlılık duyduğu; kamu görevlilerinin halkın hizmetkârı olarak hareket etmesi, doğruyu söylemeye cesaret etmesi, insanları gücendirmekten korkmaması, özel ayrıcalık peşinde koşmaması, ağır sorumluluklar üstlenmesi, zor meselelerin üzerine sorumlulukla gitmesi ve somut sonuçlar üretmesi gerektiğini vurguladığı” belirtildi.

Economic Information Daily’nin 2013 yılında yayımladığı bir habere göre Zhu, 1998’de başbakan olduğunda bilim, eğitim ve ekonomi arasındaki yakın entegrasyonu teşvik ederek ülkenin kalkınmasını hızlandırmak amacıyla Ulusal Bilim, Teknoloji ve Eğitim Liderlik Grubu’nu kurdu ve başına geçti.

1990’lı yıllarda Çin’de yüksek enflasyon, artan borç yükü ve kamu işletmelerinin zararları mali istikrarı tehdit ederken Zhu, maliye politikasını merkezileştirerek, bürokrasiyi azaltarak ve başarısız işletmeleri kapatarak ya da özelleştirerek bu riskleri azaltmaya çalıştı.

Çarşamba günü yayımlanan resmi ölüm ilanında Zhu, işten çıkarılan ve işsiz kalan çalışanların yeniden istihdam edilmesini teşvik etmesi ve sosyal güvenlik sistemini güçlendirmesi nedeniyle de övüldü.

1928 yılında Çin’in orta kesimindeki Hunan eyaletinin başkenti Changsha’da doğan Zhu, 1951’de Tsinghua Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu ve kamu hizmetine girerek bölgesel ve ulusal ekonomi politikaları üzerinde çalıştı.

Zhu, 1991-1998 yılları arasında Çin ekonomisinden sorumlu başbakan yardımcılığı görevini yürüttü, ardından başbakan oldu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin ve Endonezya Tayvan’ın doğusunda deniz tatbikatı gerçekleştirecek

Yayınlanma

Çin ve Endonezya ağustos ortasında Tayvan adasının doğusunda tatbikat yapacak: İlk ortak tatbikatın “büyük önem” taşıdığı belirtiliyor. Tayvan hükümeti ise tatbikatı kınadı.

Çin Savunma Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, ağustos ortasında Tayvan’ın doğusunda gerçekleştirilecek tatbikatın, Endonezya donanmasına ait bir gemiyle düzenlenecek bir “seyir tatbikatı” olacağını duyurdu. Tatbikatın tam olarak nerede yapılacağı açıklanmadı.

Bu, Çin donanması ile yabancı bir ülkenin donanmasının söz konusu sularda gerçekleştireceği ilk tatbikat olacak. Çinli askeri uzman Zhang Junshe, salı günü Global Times’a yaptığı açıklamada, tatbikatın büyük önem taşıdığını ve Çin’in Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerindeki egemen haklarını ve yetkisini ortaya koyduğunu söyledi.

Çin Savunma Bakanlığı’nın salı günkü açıklamasına göre, ağustos ortasında Çin donanmasına ait Honghe gemisi, Tayvan adasının doğusunda Endonezya donanmasına ait bir gemiyle seyir tatbikatı gerçekleştirecek. Tatbikatta haberleşme ve seyir halinde ikmal gibi konulara odaklanılacak. Tatbikatın iki donanmanın müşterek operasyon kapasitesini artırmayı, ikili pratik işbirliğini derinleştirmeyi ve bölgesel barış ve istikrarı ortaklaşa korumayı amaçladığı belirtildi.

Çin ve Endonezya daha önce de çeşitli vesilelerle ortak tatbikatlar düzenledi. Kasım sonundan aralık başına kadar iki ülke, Çin ve Endonezya silahlı kuvvetlerinin kara, deniz ve hava unsurlarının katıldığı ortak bir insani yardım ve afet müdahale tatbikatı gerçekleştirdi.

Askeri uzman Zhang Junshe, Çin ve Endonezya donanmalarının Tayvan adasının doğusundaki sularda gerçekleştireceği yaklaşan tatbikatın, Çin ile yabancı bir ülke arasında bu sularda düzenlenen ilk deniz tatbikatı olacağını belirterek bunun “son derece önemli” olduğunu söyledi.

Zhang, bu adımın Çin’in tutumunu dış dünyaya açık biçimde iletmeyi amaçladığını belirtti:

“Çin, Tayvan adasının doğusundaki münhasır ekonomik bölge üzerinde egemen haklara ve yargı yetkisine sahiptir.”

Zhang şöyle devam etti:

“Yabancı donanma gemelerini Çin’in kendi yetki alanındaki sularda eğitim gerçekleştirmeye davet etmek normal ve makuldür. Bu eylem aynı zamanda Çin’in bu sularda egemen haklara ve yargı yetkisine sahip olduğunu göstermektedir. Çin’in egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarının ilgili kapsamı, Tayvan adasının doğusundaki karasularının yanı sıra münhasır ekonomik bölgeyi ve kıta sahanlığını da içermektedir.”

Daha önce Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) Doğu Harekât Alanı Komutanlığı, Tayvan Boğazı’nda ve adanın kuzeyi, güneybatısı, güneydoğusu ve doğusundaki sularda “Justice Mission 2025” kod adlı ortak tatbikatlar gerçekleştirmişti.

Bu yıl haziran ayından bu yana Çin Sahil Güvenliği gemileri Tayvan adasının doğusundaki sularda düzenli kolluk devriyeleri gerçekleştiriyor. Bu devriyelerin amacının, “hukuka uygun biçimde yetki kullanmak ve Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak” olduğu ifade edildi.

ABD ve müttefikleri, çok cepheli tatbikatlarla Çin’in etrafında güç gösterisi yapıyor

Bu eylemlerin, Japonya ve Filipinler’in Tayvan adasının doğusundaki sularla ilgili sınır müzakerelerini başlatacaklarını tek taraflı olarak açıklamalarına karşı gerekli olduğu belirtildi. Söz konusu adımın Çin’in toprak egemenliği ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını ciddi biçimde ihlal ettiği savunuldu.

Zhang, Çin ve Endonezya’nın bu sularda gerçekleştireceği ortak deniz tatbikatının Çin’in ulusal egemenlik ile denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumaya yönelik “araç setini” daha da genişleteceğini söyledi.

“Bu, Çin’in düzenli ve pratik deniz faaliyetleri aracılığıyla denizlerdeki hak ve çıkarlarını korumak ve Tayvan adasının doğusundaki ilgili sularda egemen haklarını ve yargı yetkisini ortaya koymak konusunda hem kapasiteye hem de güçlü bir kararlılığa sahip olduğunu tam anlamıyla göstermektedir” dedi.

Bu, Çin ile Endonezya arasında bu ay gerçekleştirilen ikinci denizcilik işbirliği faaliyeti olacak ve iki ülke arasındaki giderek daha somut hale gelen askeri ilişkilerin bir başka örneğini oluşturacak.

China Military Online’a göre, uzak denizlerde staj eğitimi ve ziyaret görevi yürüten, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait Qijiguang eğitim gemisi (Borda No. 83) ve Kunlunshan amfibi çıkarma gemisinden (Borda No. 998) oluşan görev grubu, dört günlük dostluk ziyareti kapsamında 2 Ağustos’ta Endonezya’nın Surabaya kentindeki Tanjung Perak Limanı’na ulaştı.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Jiang Bin, 30 Temmuz’daki olağan basın toplantısında şöyle konuşmuştu:

“Son yıllarda Çin ve Endonezya donanmaları, ortak tatbikatlar ve karşılıklı gemi ziyaretleri dahil olmak üzere işbirliğini sürekli genişletti ve iki ülke arasındaki askeri ilişkileri hem kapsam hem de derinlik açısından ileri taşıdı.”

Salı günü geç saatlerde açıklama yapan Tayvan yönetimi ise, tatbikatı “tehlikeli bir askeri provokasyon” olarak nitelendirdi ve Pekin’e “statükoyu baltalayan bu tehlikeli davranışı derhal durdurma” çağrısında bulundu.

Öte yandan Tayvan da, Çin’in olası bir saldırısını nasıl püskürteceğini simüle ettiği yıllık Han Kuang savaş tatbikatlarını sürdürüyor.

Japonya yeni Beyaz Kitap’ta Çin ‘tehdidine’ karşı durmak ve ekonomik refah için askeri yığınağı savundu

Okumaya Devam Et

Asya

Kuzey Kore, ABD-Güney Kore tatbikatları öncesinde füze fırlattı

Yayınlanma

Kuzey Kore, çarşamba günü Kore Yarımadası’nın doğu kıyısı açıklarındaki denize doğru bir balistik füze fırlattı. Güney Koreli ve Japon yetkililer, fırlatmanın Seul ve Washington’ın, Pyongyang’ın uzun süredir tepki gösterdiği büyük çaplı ortak askeri tatbikatlarından birkaç gün önce gerçekleştirildiğini bildirdi.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı’na (JCS) göre füze, Kuzey Kore’nin doğu kıyısındaki Wonsan bölgesinden yerel saatle yaklaşık 06.00’da (salı 21.00 GMT) fırlatıldı. Kuzey Kore, altı gün önce de aynı bölgeden başka bir balistik füze fırlatmıştı.

Fırlatma, Güney Kore ile ABD’nin 17-27 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirmeyi planladığı ve Pyongyang’ın gelişen nükleer ve silah kapasitesine karşı koymayı amaçlayan “Ulchi Freedom Shield” adlı askeri tatbikat öncesinde geldi.

Seul’deki Kore Ulusal Birleşme Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan Hong Min, fırlatmanın muhtemelen Kuzey Kore’nin mevcut silah geliştirme takviminin bir parçası olduğunu, ancak zamanlamanın ABD-Güney Kore tatbikatları öncesinde bir mesaj vermek amacıyla da seçilmiş olabileceğini söyledi.

Hong, “Geliştirilmekte olan bir silahın testi olsa bile, ne zaman gerçekleştirileceğinin seçilmesi siyasi bir karar gerektirir,” dedi.

Güney Koreli yetkililer, Kuzey Kore’nin 6 Ağustos’ta da Wonsan’dan bir balistik füze fırlattığını, ancak Pyongyang’ın bu fırlatmayı devlet medyasında duyurmadığını belirtti. Hong, söz konusu testin amaçlanan hedefe ulaşamamış olabileceğini söyledi.

Kuzey Kore bu yıl kısa menzilli balistik füzeler, topçu roketleri ve diğer taktik silahlar dahil olmak üzere bir dizi test gerçekleştirdi.

Güney Kore’nin değerlendirmelerine göre çarşamba günkü fırlatma, Kuzey Kore’nin 2026’daki 11’inci şüpheli balistik füze testi oldu.

Güney Kore ve Japonya savunma makamları, füzenin yaklaşık 700 kilometre uçtuğunu açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı, çarşamba günü fırlatılan silahı kısa menzilli balistik füze olarak tanımlamadı ve yetkililerin füzenin teknik özelliklerine ilişkin ayrıntılı analiz yürüttüğünü bildirdi.

Analistlere göre bu tanımlamanın yapılmaması, füzenin hangi türden olduğu sorusunu açık bırakıyor. Menzili 300 ila 1.000 kilometre arasında olan balistik füzeler genel olarak kısa menzilli olarak sınıflandırılıyor.

Hong, menzil, yörünge ve fırlatma bölgesinin bunun bir tür hipersonik füze olabileceğine işaret ettiğini, ancak denizaltından fırlatılan bir füze olma ihtimalinin de bulunduğunu söyledi.

Pyongyang’dan fırlatmaya ilişkin henüz bir açıklama yapılmadı.

Kınamalar ve yükselen gerilim

Güney Kore ve Japonya fırlatmayı kınadı.

Japonya Savunma Bakanı Shinjiro Koizumi gazetecilere yaptığı açıklamada, “Japonya, Pekin’deki Japonya Büyükelçiliği üzerinden diplomatik kanallarla Kuzey Kore’ye güçlü bir protesto iletti ve bu eylemi şiddetle kınadı,” dedi.

Kuzey Kore devlet medyası salı günü Japonya’nın son savunma beyaz kitabını militarizmi yeniden canlandırmayı amaçlayan bir belge olarak nitelendirmiş, Tokyo’nun Pyongyang’ı güvenlik tehdidi olarak temelsiz biçimde göstermesini silahlanmasını meşrulaştırmak için kullandığını savunmuştu.

Güney Kore Ulusal Güvenlik Ofisi acil toplantı düzenledi ve Kuzey Kore’nin 6 Ağustos’taki fırlatmanın ardından balistik füze denemelerine devam etmesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Pyongyang’a, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal eden provokasyonları durdurma çağrısı yapıldı.

Güney Kore ordusu, ABD ile ortak savunma düzeni kapsamında herhangi bir provokasyona “ezici” biçimde karşılık verecek hazırlık seviyesini koruduğunu açıkladı.

ABD Hint-Pasifik Komutanlığı, müttefikler ve ortaklarla yakın istişare halinde olduğunu belirterek, ilk değerlendirmeye göre fırlatmanın ABD personeli veya toprakları ile müttefiklerine yönelik acil bir tehdit oluşturmadığını bildirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise salı günü, Rusya’nın ülkenin güneydoğusundaki Zaporijya kentinde bulunan bir çelik fabrikasına düzenlediği ve yedi işçinin hayatını kaybettiği saldırıda Kuzey Kore yapımı balistik füzeler kullandığını iddia etti.

Çin’den Japonya’nın savunma belgesine tepki

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English