Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın gümrük vergileri neden en çok Japon hisselerini sarstı?

Yayınlanma

Japon hisse senetleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın hem müttefikleri hem de düşmanları hedef alan gümrük vergisi yaylım ateşinden bu yana Tokyo piyasasının kendine has özellikleri nedeniyle darbe aldı.

Piyasa analistleri borsanın kırılganlığının üç ana nedeni olduğunu belirtiyor: Japonya’nın işlem saatleri, makro hedge fon ticareti ve güçlenen yen. Tokyo’nun oynaklığı, yabancı paranın gelgitlerine karşı hassasiyetini ve yerli yatırımcıları geliştirmenin önemini vurguluyor.

Trump’ın geçen hafta Asya ülkelerine %49 ‘a varan yeni gümrük vergileri getireceğini duyurduğu “Kurtuluş Günü”nün ardından Japon hisse senetleri değer kaybetti. Osaka Borsası’ndaki Nikkei vadeli işlemleri perşembe günü bir ara %6,6 düştü. Gösterge Nikkei Hisse Senedi Ortalaması o gün bir aşamada 1.600 puandan fazla ya da %4,5 düşerek gün içi sekiz ayın en düşük seviyesini gördü. Hisse senetleri cuma günü kayıplarını genişletti.

Japon hisse senetlerindeki düşüş bölgede öne çıktı. Güney Kore’nin KOSPI endeksi %2,7 düşerken, Hong Kong’un gösterge Hang Seng Endeksi %2,4 geriledi. Singapur’da Straits Times Endeksi bir ara %1,3 geriledi.

Dow Jones Industrial %4,1’e kadar düşerken, Londra’daki kayıplar daha az keskin oldu ve mavi çipli FTSE 100 perşembe günü %2’den biraz daha az düştü.

Küresel resesyon endişelerinin artması Asya’daki bankaları vurdu

Çin’in ABD’ye misilleme gümrük vergileriyle karşılık vermesinin ardından cuma günü iki gösterge daha fazla zarar gördü, ancak ilk şoktan en büyük zararı Tokyo gördü.

Matsui Securities’de kıdemli bir piyasa analisti olan Tomoichiro Kubota, “Sık sık şaka yaptığımız gibi, Tokyo her zaman suratına yumruk yiyor,” dedi.

Tokyo, küresel işlem günü boyunca açılan ilk büyük borsadır. Genellikle hafta sonu yaşanan gelişmelerden ve Beyaz Saray’ın gece boyunca yaptığı açıklamalardan en çok etkilenen borsadır.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerinin çarşamba günü Doğu saatiyle 15:00’te açıklanacağına dair ilk yorumu buna bir örnek teşkil ediyor. New York işlem saatleri sırasında beklenen açıklama Tokyo’ya kısa bir rahatlama sağladı. Ancak sonunda, büyük açıklama bir saat geriye çekilerek ABD işlem saatlerinin dışına düştü.

Tokai Tokyo Intelligence Laboratory’de kıdemli analist olan Ryotaro Sawada, “Belirsizlik Tokyo piyasası için her zaman en yüksek seviyededir,” dedi.

Sawada, çoğu makro hedge fonlarından oluşan Avrupalı yatırımcıların, Japon hisse senetlerinin son dönemdeki düşüşünün ardındaki bir diğer itici güç olduğunu söyledi. “En kötüsünü bekleyerek satış yapıyorlar. Tokyo onların insafına kalmış durumda ve sallanıyor” dedi.

Japan Exchange Group’a göre, şubat ayında Avrupalı yatırımcılar net 774 milyar yen (5,3 milyar dolar) Japon hisse senedi satarak Kuzey Amerikalı yatırımcıların neredeyse altı katına ulaştı.

Tokyo’daki UBP Investments’ta kıdemli fon yöneticisi olan Zuhair Khan, “Japonya bu zaman dilimindeki en likit ve kısa pozisyon alınması en kolay piyasa,” dedi ve ekledi: “Asya hakkında olumsuz görüşe sahip küresel makro yatırımcılarınız olduğunda, [Japonya] kullandığınız piyasadır.”

Khan, Japon kurumlarının çoğunun pasif yatırımcı olduğunu, bu nedenle dipten almak ya da zirveden satmak isteseler bile küresel makro yatırımcıların hareketlerine karşı koymalarının zor olduğunu söyledi.

Singapur’daki Nomura Securities’de varlıklar arası stratejist olan Yoshitaka Suda, geçen hafta Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerini açıklamasının ardından Japon hisse senetlerinin gerilediğini, çünkü makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerinde büyük kısa pozisyonlarının olmadığı bir dönemde vergilerin beklenenden yüksek olduğunu söyledi.

Suda’nın hesaplamalarına göre, geçen haftadan önce, Avrupa ve ABD merkezli makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerindeki kısa pozisyonları, agresif açığa satışlarının tarihi türbülansı körüklediği geçen yazın yarısından daha azdı. Son iki işlem seansında, “genel olarak, makro fonlar net kısa pozisyonlarını genişletirken, bazı makro hedge fonları Japon hisse senetlerini daha fazla sattı” dedi.

Yen’in son dönemde değer kazanması da Japon hisse senetlerindeki büyük dalgalanmaları destekleyen önemli bir faktör.

Japonya ihracata dayalı bir ekonomidir ve büyük üreticiler büyük ölçüde denizaşırı satışlara, özellikle de ABD’ye bağlıdır. Zayıf bir yen genellikle yabancı şirketlerin Japon mallarını daha ucuza satın almasına izin vererek ihracatı desteklerken, daha güçlü bir para birimi denizaşırı alıcılar için fiyatların nispeten yüksek olacağı anlamına geliyor ve Japon ihracatçıların rekabet gücüne zarar veriyor.

Geçen hafta Japon yeni bir ara dolar karşısında 144.54 ile son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

“İhracata yönelik işletmeler ve Japonya’daki diğer pek çok işletme ABD doları üzerinden iş yapıyor. Güçlenen yen yatırımcıları Japon otomobil üreticileri ve elektronik sektöründeki hisseleri satmaya itti,” dedi.

Japon Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre ABD geçen yıl Japon otomobil üreticileri için en büyük pazar oldu ve ihracatlarının %30′ unu oluşturdu.

Sumitomo Mitsui DS Asset Management’ın baş piyasa stratejisti Masahiro Ichikawa, “Bu durum Japonya borsasının satılabilir bir yapıya sahip olduğunu ve zaman zaman kırılgan olduğunu gösteriyor,” dedi. Ichikawa, ülkenin sermaye kontrolleri olmadığı ve serbest ve açık bir piyasa olduğu için “yabancı giriş ve çıkışlarına karşı hassas” olduğunu belirtti.

Ichikawa, “Japonya’nın ihracat ağırlıklı sanayi yapısının değişme olasılığı düşük” olsa da, vergiden muaf bir yatırım programı olan Nippon Bireysel Tasarruf Hesabı gibi girişimlerle genç bir yatırımcı tabanının büyümesinin piyasanın dinamiklerini değiştirebileceğini sözlerine ekledi.

Japonya, Trump’ın gümrük vergilerinin etkilerini ‘ulusal kriz’ olarak adlandırdı

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Yayınlanma

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.

Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.

Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.

Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.

Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi

Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.

Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.

Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.

Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.

Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.

Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.

Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.

İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı

İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.

Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.

İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.

İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.

Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.

Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Asya

SoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak

Yayınlanma

SoftBank, yatırımcılara satılan en büyük yüksek getirili tahvil işlemlerinden biri olacak şekilde 11 milyar dolardan fazla borçlanmayı hedefliyor.

Yatırımcılara sunulan şartlara göre, Japon şirketi, önümüzdeki ay tamamlanması beklenen OpenAI yatırımının üçüncü dilimini finanse edecek bir anlaşmanın parçası olarak, kredi yatırımcılarına 10 milyar dolarlık ve 1 milyar avroluk tahvil satışı gerçekleştiriyor.

Tahvillerin fiyatının perşembe günü belirleneceği tahmin ediliyor.

SoftBank’ın bu son işlemi, yapay zeka alanında dünyanın en büyük yatırımcılarından biri olan şirketin halihazırda biriktirdiği borç yığınına ekleniyor.

Şirket, OpenAI’a ve daha geniş kapsamlı yapay zeka patlamasına yönelik yatırımlarını desteklemek için milyarlarca dolar borçlanmıştı.

Bu işlem, bu yıl büyük teknoloji grupları tarafından gerçekleştirilen ve kurumsal kredi piyasalarının sınırlarını zorlayan tahvil ihraç seline bir yenisini ekliyor.

Fakat bu ihraçlar çoğunlukla daha güvenli yatırım notu seviyesindeki borçlanma araçlarıyla sınırlı kalmıştı.

Konuya yakın kaynaklar, yatırımcılarla yapılan ilk görüşmelerin, vade süreleri 3,5 ila 7,5 yıl arasında değişen dolar cinsinden tahvillerin yüzde 9 ile 10 arasında getiri sunacağını gösterdiğini belirtti.

Finans direktörü Yoshimitsu Goto da dahil olmak üzere SoftBank’ın üst düzey yöneticileri, geçen hafta New York’taki Citi genel merkezinde yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi.

Kaynaklardan biri, işlemin pazartesi günü resmi olarak başlamadan önce 8 milyar dolardan fazla ön sipariş topladığını belirtti.

SoftBank, bu yılın başlarında OpenAI’a yapılacak yatırımları finanse etmek üzere Japon Mizuho Bankası da dahil olmak üzere çeşitli kredi kuruluşlarından 40 milyar dolara kadar köprü kredisi almak üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Yatırımların Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç taksitte gerçekleştirilmesi planlanıyordu.

Anlaşma, SoftBank’ın sektörü desteklemek için kendi belirlediği borçlanma sınırlarını zorlamaya hazır olduğunun bir göstergesiydi.

Grup, normal koşullarda kredi-değer oranını yüzde 25’in altında tutmayı hedeflediğini belirtmişti; fakat FT’ye verdiği demeçte, bu sınırın gelecekte geçici olarak aşılabileceğini de ifade etmişti.

Bu ayın başlarında SoftBank, 15 Eylül’de köprü kredilerindeki 25,9 milyar dolarlık bakiyeyi geri ödeyeceğini ve anlaşmayı daha uzun vadeli borçlarla yeniden finanse edeceğini açıklamıştı. 

Grup, yatırımcılara, Ekim ayında tamamlanması planlanan ve tahvil ihracıyla finanse edilecek olan OpenAI’a yönelik üçüncü yatırım diliminin, köprü kredi anlaşması kapsamında kalan 10 milyar dolarlık yedek kapasitenin iptal edilmesiyle birlikte gerçekleşeceğini bildirdi.

FT’nin haberine göre, OpenAI, bilgi işlem gücüne erişimini genişletmek için agresif yatırımlar yaptığı için 2030 sonuna kadar yaklaşık 280 milyar doları harcamayı bekliyor ve yatırımcılardan bu agresif harcama planlarını desteklemelerini istiyor.

Şirketin finansman sağlama kabiliyeti, çip üreticisi Nvidia ve Oracle dahil olmak üzere diğer teknoloji gruplarıyla imzaladığı anlaşmalar ağı için hayati önem taşıyor.

SoftBank’ın veri merkezi işinin gelecekteki gelirleri de OpenAI ile yapılan sözleşmelere bağlı.

Ocak ayında OpenAI ve SoftBank, yapay zeka girişiminin veri merkezleri kurulumunu desteklemek amacıyla yapılan bir başka anlaşma kapsamında, Japon holdingin kısmen sahibi olduğu altyapı şirketi SB Energy’ye 1 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiklerini duyurdu.

SoftBank’ın tahvil ihraçının dolar cinsinden kısmı üç vadeye, avro cinsinden kısmı ise iki vadeye yayılacak.

Citi, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley gibi kredi kuruluşları bu ihraçın pazarlanmasını üstleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English