Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın politikaları sonucu diğer ülkelerin Çin’e ‘yönelmesi’ hız kazanıyor

Yayınlanma

Analistlere göre ABD Başkanı Donald Trump’ın politikaları, ABD’nin geleneksel müttefikleriyle ilişkilerini zorlayıp gererken Çin ise rotasını Kanada ve Hindistan dâhil kilit ortaklarla ilişkilerini güçlendirmeye çevirdi.

Trump, bir yıl önce “Önce Amerika” gündemiyle göreve geldiğinde pek çok analist bunun Çin’in zaten yavaşlayan ekonomisi için sorun yaratacağını düşündü. Ancak Pekin, diğer ticaret ortaklarıyla soğuk ilişkilerini yumuşatarak rekor düzeyde bir dış ticaret fazlası vermeyi başardı.

Bunun sonucu olarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin dış ticaret fazlası 2025’te rekor 1,2 trilyon dolara ulaştı; aylık döviz girişleri tarihin en yüksek seviyesi olan 100 milyar doları gördü ve Çin para birimi yuanın küresel kullanımı genişledi.

Britanya Başbakanı Keir Starmer, son dönemde gerilen iş dünyası bağlarını canlandırma umuduyla çarşamba günü Çin’e ayak basarken, Reuters’a konuşan analist ve uzmanlar Pekin’in küresel siyasi ve ekonomik etkisini daha da artırmasını bekliyor.

Boston College’da ekonomi profesörü Aleksandar Tomic’e göre Çin, 20 trilyon dolarlık ekonomisi ve 45 trilyon dolar değerindeki hisse ve tahvil piyasalarının desteğiyle birçok ülke için giderek “istikrarlı bir ortak” hâline geliyor.

Allspring Global Investments’ta gelişen piyasalar hisse yatırımları eş başkanı Derrick Irwin ise şöyle konuştu: “Bence Çin, kendisini güvenilir ve istikrarlı bir ticaret ortağı olarak konumlandırma konusunda iyi bir iş çıkardı ve bu yaklaşım doğruydu.”

“Temelde şunu söylüyorlar: Bakın, ABD gibi dev bir ticaret ortağınız var ama artık biraz daha belirsiz bir hâle geldi. Biz öngörülebilirlik ve istikrar sunabiliriz. Bence bu oldukça adil bir yaklaşım.”

Starmer’ın Çin’e yapacağı dört günlük ziyaret, 2018’den bu yana bir Britanya başbakanının gerçekleştireceği ilk Çin ziyareti olacak. Bu ziyaret, bu ayın başlarında Çin’e giden Kanada Başbakanı Mark Carney’nin ziyaretini izliyor; Carney de 2017’den bu yana Pekin’i ziyaret eden ilk Kanada başbakanı olmuştu.

Carney’nin ziyareti sırasında iki ülke, ticaret engellerini kaldırmayı ve yeni bir stratejik ilişki kurmayı hedefleyen ekonomik bir anlaşmaya imza attı. Carney, Çin’i “daha öngörülebilir ve güvenilir bir ortak” olarak tanımladı.

Önceki gün de, Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo Çin’i ziyaret etti. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşen Orpo, Pekin’in uluslararası ilişkilerdeki rolünü “takdir etti”. İki ülke 11 anlaşma ve 6 mutabakat zaptı imzaladı.

Önümüzdeki ay ise,  Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Çin’i ziyaret etmesi planlanıyor.

Ancak ABD’ye bağımlılığı azaltmak için yeni ticaret anlaşmaları arayışında olan yalnızca Çin değil. Hindistan ile Avrupa Birliği, salı günü uzun süredir ertelenen bir ticaret anlaşmasını sonuçlandırdı. Bu anlaşma, çoğu üründe gümrük vergilerini ciddi biçimde düşürecek ve iki taraf arasındaki ticareti canlandırarak 2032’ye kadar Avrupa’nın Güney Asya ülkesine ihracatını potansiyel olarak iki katına çıkarabilecek.

Starmer: Çin ile buz devri sona erdi

ÇİN EKONOMİSİ DİRENÇLİ

Dünyanın en büyük iki ekonomisi son yıllarda jeopolitik anlaşmazlıklara kilitlenmiş durumda. Ancak Trump’ın Ocak 2025’te Beyaz Saray’a geri dönüşü, ticaret ve teknoloji dâhil birçok başlıkta gerilimi keskin biçimde tırmandırdı.

Trump, nisan ayında Çin’e uygulanan gümrük tarifelerini %100’ün üzerine çıkardı; ardından kısmen geri adım atarak geçici bir ateşkesle yetindi. Pekin ise ABD dışındaki pazarlara ihracatı artırdı ve özel sektör ile piyasaları destekleyici önlemler devreye soktu.

2025’te Çin’in ABD’ye yaptığı sevkiyatlar %20 düşerken; Afrika’ya ihracat %25,8, Latin Amerika’ya %7,4, Güneydoğu Asya’ya %13,4 ve Avrupa Birliği’ne %8,4 arttı.

Tomic, “Daha önce Çin’e sıcak bakmayan pek çok ülke, ABD’nin giderek daha az öngörülebilir hâle gelmesi nedeniyle Çin’e yönelmeye başladı” dedi. “ABD ne kadar zor bir muhatap hâline gelirse, bu Çin için o kadar alan açıyor.”

ABD ile ticari gerilime rağmen, içerde zayıf tüketim ve uzun süreli gayrimenkul sektöründeki durgunluk nedeniyle deflasyonist baskı altında olan Çin ekonomisi, 2025’te hükümetin %5 büyüme hedefini tutturdu.

Son aylarda Çin, yabancı yatırımı artırmaya yönelik bir dizi adım attı. Bunlar arasında Pekin, Şanghay ve diğer bölgelerde yürütülen pilot programlarla; telekomünikasyon, sağlık ve eğitim gibi hizmet alanlarında pazar erişiminin genişletilmesi de yer alıyor.

Döviz düzenleyici kurumun banka uzlaşma verilerine göre ülke aralık ayında tarihin en yüksek aylık döviz girişini kaydederek 100,1 milyar dolara ulaştı. Resmî döviz rezervleri ise 3,36 trilyon dolarla son 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı.

Şanghay endeksinin son bir yılda %27 yükselerek ABD borsalarından daha iyi performans göstermesi, piyasa işlem hacminin rekor kırması ve yuanın küresel kullanımının genişlemesiyle, Çin’in finansal piyasaları da ticaret ihtilaflarından güçlü çıktı.

Konuya vakıf bankacılara göre, Trump’ın ticaret ve uluslararası diplomasiye yaklaşımındaki oynaklık nedeniyle dolar yatırımcılar açısından cazibesini yitirirken Pekin de yuanın küresel kullanımını artırma hedefini hızlandırıyor.

Aynı bankacılar, bazı büyük küresel bankaların offshore merkezlerde yuan likiditesini artırmak için hızla harekete geçtiğini; Çin ile Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Avrupa arasındaki ticaret koridorlarında yuanda daha hızlı ödeme mutabakatı sağlayacak çerçeveler oluşturmaya çalıştığını ekledi.

Çin’de varlığı bulunan küresel bir bankada görev yapan bir bankacı, “Çin’in yuanı uluslararasılaştırmaya çalışıp sonra geri çekildiği birkaç döngü gördük” dedi. “Bu kez durum farklı… Trump’ın politikaları yuan kullanımını artırmak için son derece elverişli” diye ekledi.

PBOC ve SAFE’in en güncel verilerine göre, Çin’in sınır ötesi işlemlerinin artık yarıdan fazlası yuan üzerinden gerçekleştiriliyor; oysa 15 yıl önce neredeyse hiç yoktu. Ayrıca Çin’in yurt dışına verdiği banka kredilerinin yaklaşık yarısı da artık renminbi cinsinden.

ÇİN’E TEMKİNLİ YAKLAŞIM

Washington merkezli Brookings Institution’da dış politika uzmanı Patricia Kim’e göre, yeni ticaret anlaşmalarına rağmen ABD’ye duyulan güvensizlik, ABD’nin müttefik ve ortaklarının Pekin’e güven duyacağı anlamına gelmiyor.

Kim, “Bu ülkelerin birçoğu Çin’in ticaret yaklaşımı, ekonomik baskı araçlarını kullanması ve çözümsüz kalan deniz yetki alanı ile tarihî anlaşmazlıklar konusunda derin kaygılar taşıyor” dedi.

“Mevcut tabloda Çin, Trump yönetiminin aşırı söylem ve eylemleriyle kıyaslandığında daha kontrollü veya pragmatik görünebilir. Ancak Pekin’in fiilî davranışları pek de güven verici olmadı” diye değerlendirdi.

Çin ekonomisi 2025’te yüzde 5 büyüyerek hükümetin hedefini tutturdu

Asya

Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Yayınlanma

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.

Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.

Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.

Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.

South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:

Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?

Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.

Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.

Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.

Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.

Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.

Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.

Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?

UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.

Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.

Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.

Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.

Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.

Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?

Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.

Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.

Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.

Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.

Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.

Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.

Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English