Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Türkiye ile Irak petrol boru hattı anlaşmasını uzatıyor

Yayınlanma

Türkiye ile Irak, süresi 27 Temmuz’da dolacak olan ve Irak petrolünün Ceyhan Limanı üzerinden ihracatını düzenleyen boru hattı anlaşmasını bir yıl daha uzatmak için son aşamaya geldi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, önümüzdeki 12 ayı kapsayacak anlaşmayı önümüzdeki günlerde imzalamayı hedeflediklerini açıkladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye ile Irak’ın iki ülke arasındaki ham petrol boru hattının işletilmesini sağlayan anlaşmayı bir yıl daha uzatacağını duyurdu.

Ankara ile Bağdat arasında 1973 yılında imzalanan ve Irak petrolünün Türkiye’ye ihracatını düzenleyen boru hattı anlaşmasının süresi 27 Temmuz’da doluyor.

Bağdat’ı ziyaret eden Bakan Bayraktar, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Önümüzdeki 12 ayı kapsayacak anlaşmayı son aşamaya getirdik. Önümüzdeki günlerde imzalamayı hedefliyoruz” ifadesini kullandı. Bayraktar, Irak’ın petrol ihracatını Türkiye’nin Doğu Akdeniz kıyısındaki Ceyhan Limanı üzerinden sürdürmeye devam edeceğini belirtti.

Boru hattı tahkim kararı nedeniyle iki yıl kapalı kaldı

Boru hattı, uluslararası tahkim mahkemesinin Ankara’nın 2014-2018 yılları arasında Bağdat’ın onayı olmadan Kuzey Irak petrolünü ihraç ettiği gerekçesiyle 1,5 milyar dolar tazminat ödemesine hükmetmesinin ardından iki yılı aşkın süre kapalı kaldı.

2014 yılında Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) dönemin Başkanı Mesud Barzani, Peşmerge güçlerini petrol zengini Kerkük’e göndermişti. Bağdat hükümetinin itirazlarına rağmen Barzani yönetimi, Türkiye ile ortaklaşa inşa edilen yeni bir boru hattı üzerinden İsrail’e petrol ihracatına başlamıştı. Kurulan bu yeni hat, Erbil’in Bağdat’ın kontrolündeki Kerkük-Ceyhan boru hattını devre dışı bırakmasına olanak sağlamıştı.

Ancak Paris merkezli Uluslararası Ticaret Odası (ICC), Şubat 2023’te IKBY yönetiminin Türkiye üzerinden gerçekleştirdiği ihracatın 1973 tarihli boru hattı anlaşmasını ihlal ettiğine hükmetti. Aktarılan bilgilere göre Türkiye 1,5 milyar dolarlık tazminatı ödemeyi reddetti. Ancak Ankara, Bağdat ve Erbil yönetimleri arasında varılan anlaşmanın ardından petrol ihracatı Eylül 2025’te yeniden başladı.

Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından Ceyhan’ın önemi arttı

Bakan Bayraktar, Bağdat ziyareti kapsamında Irak Petrol Bakanı Basim Muhammed ile petrol ve doğalgaz alanındaki işbirliğini görüştüğünü, ayrıca Irak Başbakanı Ali Zeydi ile de bir araya geldiğini açıkladı.

Irak’ın Türkiye üzerinden yaptığı petrol ihracatı, İran’ın şubat ayında ABD-İsrail saldırılarına karşılık Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından Bağdat açısından daha da önem kazandı. Irak’ta devlet bütçesinin yaklaşık yüzde 90’ını finanse eden petrol gelirleri bu süreçte ciddi düşüş gösterdi.

Hürmüz Boğazı kapanmadan önce Irak, petrolünün büyük bölümünü Basra Limanı’ndan tankerlerle yükleyerek bu stratejik su yolundan ihraç ediyordu. Bağdat yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından ayrıca tanker kamyonlarıyla Suriye’ye kara yolundan petrol ihracatına da başladı.

Ortadoğu

Lübnan’da kontrolün devredileceği ilk pilot bölge devreye giriyor

Yayınlanma

İsrail ordusunun Lübnan’da işgal ettiği bölgelerdeki kontrolün devredilmesini öngörek ilk “pilot bölge” uygulaması önümüzdeki günlerde başlıyor. CNN’e konuşan ABD’li bir yetkili, Washington’ın Lübnan hükümetinin bu bölgelerde egemenliğini yeniden kurması için uluslararası ortaklarla çalışacağını bildirdi.

İsrail kuvvetleri tarafından işgal edilen Lübnan topraklarındaki kontrolün devredilmesini öngören ilk “pilot bölge” uygulaması önümüzdeki günlerde hayata geçiriliyor.

CNN televizyonunun Amerikalı bir yetkiliye dayandırdığı habere göre, bu adımın ardından yeni bölgelerin devreye alınması planlanıyor.

Kanala konuşan kaynak, “Şu anda sonraki pilot bölgeler üzerinde çalışmalar ve planlamalar yürütülüyor. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), sürecin ilerletilmesi için her iki ülkeyle koordinasyonu sağlamaktadır” dedi.

Washington yönetiminin ayrıca, Lübnan hükümetinin bu bölgelerde ve ülkenin tamamında egemenliğini etkin bir şekilde yeniden kurmasına yardımcı olmak amacıyla yakın zamanda uluslararası ortaklarla çalışmaya başlayacağı aktarıldı.

Roma’da kapalı kapılar ardında teknik müzakereler yapılacak

Yetkili, gelecek hafta Roma’da düzenlenecek görüşmelerin basına ve kamuoyuna kapalı formatta gerçekleştirileceğini belirtti.

Bu toplantıların, hükümetlerin ilgili konuları çerçeve anlaşmasının tüm maddeleri üzerinde çalışacak teknik heyetlere devretmesine olanak tanıyacağını ifade etti.

Söz konusu 14 maddelik belge, haziran ayının sonunda Washington’da İsrailli ve Lübnanlı yetkililer arasında ABD arabuluculuğunda gerçekleştirilen son müzakere turunun ardından uzlaşıyla kabul edilmişti.

Müzakerelerin gidişatı hakkında bilgi sahibi diplomatik bir kaynak ise Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun’un, ülkesinin İsrail ile müzakerelere devam etmesini, İsrail askeri güçlerinin Lübnan’ın güney bölgelerinden çekilmeye başlaması şartına bağladığını aktardı.

Öte yandan, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail askerlerinin Lübnan’ın güneyinden geniş kapsamlı olarak geri çekilmesi fikrine karşı çıktı. Katz, “Lübnan’a girmek için kimseden izin istemedik, orada kalmak için de kimseden izin alacak değiliz” şeklinde konuştu.

Daha önce Fox News kanalına açıklamalarda bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Lübnan’daki bazı Hristiyan köylerinin sakinlerinin, İsrail’in koruması altında kalmak istedikleri için yerleşim yerlerinin İsrail tarafından ilhak edilmesini talep ettiğini ileri sürmüştü.

Netanyahu ayrıca, Lübnan halkının Hizbullah’tan kurtulmak istediğini savundu.

İsrail ve Lübnan, 26 Haziran tarihinde ABD’nin arabuluculuğunda, çatışmaların aşamalı olarak çözülmesini ve İsrail birliklerinin Lübnan topraklarından kısmi olarak çekilmesini öngören bir çerçeve anlaşması imzalamıştı.

Başbakan Netanyahu, ilk aşamada İsrail’in Lübnan’ın güneyinde, Litani Nehri’nin kuzeyinde ve güneyinde yer alan iki bölgeden askerlerini çekeceğini açıklamıştı. Ancak belgenin imzalanmasından 24 saatten kısa bir süre sonra İsrail, Lübnan’ın güney kesimine hava saldırısı düzenlemişti.

Hizbullah lideri Naim Kasım ise söz konusu anlaşmayı reddederek belgeyi “teslimiyet” olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Gazze’ye 20 bin kişilik güç planı 10 askerle başlıyor

Yayınlanma

The Wall Street Journal’a göre ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’ye 20 bin kişilik uluslararası güç yerleştirme planı, ilk aşamada yalnızca 10 ila 20 askerin gönderilmesiyle başlayacak. Haziranda faaliyete geçmesi öngörülen misyonu İsrail ile İran arasındaki savaş ve Lübnan’daki çatışmalar geciktirdi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’nde savaş sonrası düzen için öngördüğü 20 bin kişilik uluslararası güç planının ilk aşamasında yalnızca 10 ila 20 asker gönderilmeye hazırlanılıyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) bir ABD’li askeri yetkili ile proje hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı habere göre ilk grup Faslı askerlerden oluşacak.

Uluslararası gücün haziranda göreve başlaması planlanıyordu. Ancak ilk aşamada yaklaşık 10 Fas askeri İsrail’e gidecek. Askerler önce Gazze sınırı yakınında eğitim alacak, daha sonra bölgede operasyona başlayacak. İlerleyen dönemde başka ülkelerin birliklerinin de misyona katılması öngörülüyor.

WSJ, planın uygulanmasındaki gecikmeyi Orta Doğu’da güvenlik koşullarının ağırlaşmasına bağladı. İsrail ile İran arasındaki savaş ve Lübnan’daki çatışmalar takvimi etkiledi.

Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Vekili’nin Orta Doğu’dan sorumlu yardımcısı Daniel Shapiro, İran’la çatışmanın yalnızca misyon hazırlıklarını geciktirmediğini, bazı ülkelerin Gazze’ye asker gönderme isteğini de azalttığını söyledi.

Arnavutluk, Kazakistan, Kosova ve Fas’ın uluslararası misyona katılım anlaşmalarını imzalamaya yakın olduğu belirtiliyor.

Daha önce Gazze’ye birkaç bin asker göndermeyi değerlendiren Endonezya ise Orta Doğu’daki istikrarsızlığı gerekçe göstererek martta görüşmeleri askıya aldı.

ABD ve İsrail uluslararası güç seçeneğini 2023’te ele aldı

ABD ile İsrail, Gazze’de uluslararası güç konuşlandırılması fikrini 2023 sonbaharında, savaş sonrasında bölgenin nasıl yönetileceğine ilişkin olası seçeneklerden biri olarak görüşmeye başladı.

ABD, Katar, Mısır ve Türkiye, Ekim 2025’te İsrail ile Hamas arasındaki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan anlaşmayı arabulucu olarak imzaladı.

ABD’nin çözüm planına dayanan anlaşma; ateşkes, rehinelerin serbest bırakılması, İsrail askerlerinin aşamalı olarak çekilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze’ye uluslararası istikrar güçlerinin yerleştirilmesini öngörüyordu.

Trump, Ocak 2026’da anlaşmanın uygulanmasını, Gazze’deki geçiş yönetiminin çalışmalarını ve bölgenin yeniden inşasını denetlemek üzere uluslararası “Barış Konseyi”nin kurulduğunu duyurdu.

Ancak planın uygulanmasında çeşitli sorunlar ortaya çıktı. İsrail askerlerini çekme sürecini tamamlamadı, Hamas silahsızlanmayı görüşmeyi reddetti. ABD’nin girişimiyle oluşturulan Barış Konseyi de finansman sağlama ve uluslararası misyonu konuşlandırma konusunda güçlüklerle karşılaştı.

Barış Konseyi, haziran sonu ile temmuz başında Kıbrıs’ta çalışma toplantısı düzenledi.

Toplantının resmi sonuçları açıklanmadı. Konsey buna karşın, çatışmalar sona erdikten sonra Gazze’de güvenliği sağlaması planlanan uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması için hazırlıklara başlandığını bildirdi.

İsrail 2005’te Gazze’den asker ve yerleşimcileri çekti

Gazze Şeridi 1967’den itibaren İsrail’in kontrolü altında kaldı. İsrail ile Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ), Birinci İntifada’nın ardından 1993’te Oslo Anlaşmaları’nı imzaladı.

Anlaşmalar kapsamında FKÖ silahlı mücadeleden vazgeçerken İsrail tarafı Filistin topraklarında bağımsız devlet kurulmasını kabul etti. Ancak bağımsız Filistin devleti kurulmadı.

İsrail, İkinci İntifada’nın ardından 2005’te Gazze üzerindeki kontrolünden çekildi ve bölgedeki 9 bin asker ile yerleşimciyi tahliye etti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Smotrich, Witkoff’un kendisine verdiği sözü ifşa etti

Yayınlanma

İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un göreve atanmasından kısa bir süre sonra kendisiyle yaptığı görüşmenin ayrıntılarını açıkladı.

Smotrich, görüşmenin, Witkoff’un Gazze sınır bölgesini ziyaret edip bazı görüntüler izledikten bir gün sonra, dönemin Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer’in de katılımıyla gerçekleştiğini söyledi.

İsrailli bakan, Witkoff’un görüntülerden gözle görülür şekilde sarsıldığını ve kendisine şöyle dediğini aktardı: “Bezalel, sınır çiti boyunca çocuklarınızın yanında iki milyon Nazinin yaşamasına izin vermeyeceğim.”

İsrail’in Gazze Şeridi ve Lübnan’daki politikasına değinen Smotrich, “Düşmanı inciten tek bir şey var: toprak. Bize bulaşan herkes toprağını sonsuza dek kaybedecek,” diye eklerken, Lübnan sınırı boyunca uzun vadeli bir güvenlik tampon bölgesi kurulması çağrısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English