Bizi Takip Edin

Diplomasi

Türkiye’den İsrail’e ihracat kısıtlaması: Önemli ancak diplomatik tedbirlerle desteklenmeli

Yayınlanma

Ticaret Bakanlığı, Filistin’e saldırılarına devam eden İsrail’e yönelik 54 ürün grubunda ihracat kısıtlaması uygulanmasını kararlaştırdı. İsrail’in tepkisini çeken kararı, araştırmacı yazar Emir Aşnas ile konuştuk.

İsrail’in ekim ayından bu yana süren Gazze operasyonlarından dolayı Türkiye’nin bu ülkeyle ticareti uzun zamandır tartışma konusuydu. Ülke içinde yükselen eleştirilerden sonra Ticaret Bakanlığı adım attı ve 54 ürün grubunda İsrail’e ihracat kısıtlaması getirdi.

Ankara’nın kararına ilk tepki İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’dan geldi. Sosyal medya platformu üzerinden açıklamada bulunan Katz, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı etiketlediği paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

İsrail, ABD’den yaptırım uygulamasını isteyecek

“Erdoğan, Gazze’de kadınlara, kız çocuklara, yetişkinlere tecavüz eden, öldüren ve bedenlerine saygısızlık eden ve çocukları diri diri yakan Hamas katillerine verdiği destek uğruna bir kez daha Türkiye halkının ekonomik çıkarlarını feda ediyor. İsrail şiddete ve gasplara boyun eğmeyecek, ticaret anlaşmalarının tek taraflı ihlaline göz yummayacak ve Türkiye’ye karşı Türk ekonomisine zarar verecek paralel tedbirler alacaktır. İsrail’in Türkiye’nin ihracatını engelleyeceği ürünler için bir liste daha hazırlanmasını ve ayrıca ABD’deki kuruluşlarla temasa geçilmesini, Türkiye’deki yatırımların durdurulmasını ve Türkiye’den ürün ithalatının engellenmesini Amerika’daki dostlarımızdan isteyeceğiz. Kongre boykot yasalarının ihlalini inceleyecek ve buna göre Türkiye’ye yaptırım uygulayacak.”

“İhracatın tümüyle yasaklanması mümkün değil”

Uluslararası ticaret ve yatırım, kamu yönetimi ve ticaret diplomasisi alanında uzman olan araştırmacı yazar Emir Aşnas, ihracat kısıtlamasının ihracat yasağından farkını şöyle anlattı: “Kısıtlama çeşitli şekillerde olabilir. Örneğin belli bir ürüne belli belli bir kota dahilinde yani belli bir miktara kadar ihracat izni verilip, bunun üzerinde olan miktara izin verilmeyebilir. Yasaklamada ise o malın ihracatı tümüyle yasaklanabilir. Yine kısıtlama süreli olabilir; yasaklamada ise o malın ihracatı süresiz olarak durdurulur.”

Daha önemli bir nokta olarak GATT-DTÖ (Dünya Ticaret Örgütü) anlaşmaları ve kuralları kapsamında ihracatın tümüyle ve süresiz yasaklanmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Aşnas, hem Türkiye hem de İsrail’in DTÖ üyesi olduğunu hatırlattı.

Kısıtlama uygulamasına ilişkin mevzuatın henüz Resmî Gazete’de yayımlanmadığını belirten Aşnas, “Dolayısıyla bu uygulamanın kapsamı, esasları, süresi ve uygulama yöntemlerine dair henüz net bir fikre sahip değiliz. Bu aşamada, Ticaret Bakanlığı’nın resmî açıklamasından hareketle bazı öngörülerde bulunmak mümkün. Bu bağlamda Türkiye’nin Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında sayılan 54 adet ürün ve ürün grubunun İsrail’e ihracatını ikinci bir açıklamaya kadar durdurduğunu anlıyoruz.”

“Yasaklanan malların teknik tanımı yapılmalı”

Aşnas, uygulamada kısıtlama kararının nasıl hayata geçeceği ile ilgili şu bilgileri verdi: “Ticaret Bakanlığı bu konuyla ilgili mevzuatı düzenleyecek, uygulamanın esaslarıyla birlikte kısıtlamaya tabi ürünlerin teknik açıklaması ve tanımı için gümrük tarife istatistik pozisyonları belirlenecek ve ilan edilecektir. Yine Ticaret Bakanlığına bağlı gümrükler de bu malların İsrail’e ihracatını içeren gümrük beyannamelerini onaylamayacak ve böylece ihracat gerçekleştirilemeyecektir.”

Ancak şu noktaya da dikkat çekti: “Söz konusu malların bizim gümrüklerimizde başka bir destinasyona/varış noktasına yönelik olduğu kaydedilip, o varış noktasından İsrail’e sevki tabii ki mümkündür.”

Kısıtlama kararının Türkiye’nin İsrail’e ihracatını nasıl etkileneceği konusunda tam bir fikir sahibi olmak için ihracatı kısıtlanacak malların teknik tanımının yapılası ve gümrük tarife istatistik pozisyonlarının belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Aşnas, “Halihazırda Ticaret Bakanlığının ilgili birimlerinin bu çalışmayı yapmakta olduğunu düşünüyorum. Aksi halde sağlıklı bir uygulama söz konusu olamaz” dedi.

İsrail’in demir-çelik ithalatına darbe

Aşnas, kısıtlamanın yapılacağı ilan edilen ürün gruplarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

“Ticaret Bakanlığının açıklamasında sayılan ürün ve ürün grupları arasında demir-çelik ve demir metallerin ve ürünlerinin -ve hattâ metal işleme makinelerinin, metallerin işlemesinde kullanılan kimyasalların- önemli bir bölümünün kısıtlama kapsamında olacağı görülüyor. Metal ve ürünleri ihracatı sektörel olarak Türkiye’nin İsrail’e ihracatında en yüksek paya (%20’nin üzerinde) sahip. Ayrıca, Türkiye bu konuda -özellikle demir-çelik sektöründe- İsrail’in en önemli-birinci tedarikçi ülkesi.”

“Ancak, Türkiye’nin İsrail’e ihracatında ikinci büyük sektör olan otomotiv (ana ve yan sanayi) ürünlerinin ise bu kısıtlamada yer almadığı ya da kısmen yer aldığı görülüyor. Yine listede kimya sektörü ile inşaat sektörüne yönelik çok sayıda ürünün ve ürün grubunun yer aldığı görülüyor. Tüm bu liste incelendiğinde Türkiye’nin İsrail’e ihracatının önemli oranda kısıtlanması bekleniyor. Ancak belirttiğim gibi bu konuda daha net ve kesin bir kanaate varmak için kısıtlama kapsamındaki malların teknik tanımının yapılmasını beklemek yerinde olacaktır.”

“Karar alelacele alınmış gibi görünüyor”

Kısıtlama kararının tepkiyle alınmış ve aceleye getirilmiş olduğunun açık olduğunu belirten Aşnas, “Aksi halde bu konudaki yasal düzenlemelerin yapılmış olması gerekirdi” dedi ve şöyle devam etti: “İkinci husus İsrail’e ihracatta önemli paya sahip bazı ürünlerin (özellikle otomotiv sanayii) liste dışı tutulduğu; bir diğer ifadeyle listenin oluşturulmasında kamuoyunun en çok tepkisini çeken ‘askeri amaçla kullanılabilecek’ metal, kimya, inşaat malzemeleri sektörlerinin ‘zorunlu olarak’ kapsanmak istendiği, bunun dışında ise sektörlerin durumuna göre seçici bir yaklaşım izlenmeye çalışıldığı anlaşılıyor.”

Aşnas, Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında yer alan “Esasen, çok önceden bu yana, İsrail’e askeri amaçla kullanılabilecek herhangi bir ürün veya hizmetin satışına ülkemizce izin verilmemiştir ve verilmemektedir” ifadesinden “suçluluk telaşının” ve Türk kamuoyunda bu konuda yükselen tepkileri dindirme amacıyla kaleme alındığının anlaşıldığını söyledi.

Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasında ihracat kısıtlamasının BM kararlarına ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) kararlarına dayandırılmasıyla ilgili Aşnas şöyle konuştu: “Atıfta bulunulan örneğin BM Güvenlik Konseyi Kararlarının İsrail’e ihracatla ilgisi yok. Söz konusu kararlar Gazze’ye insani yardımın sağlanması ve engellenmemesiyle ilgili. Ancak, Ticaret Bakanlığı’nın atıfta bulunduğu kararlardan birisi, İsrail aleyhine Güney Afrika’nın açtığı soykırım davasında UAD’nin almış olduğu 26 Ocak 2024 tarihli ihtiyati tedbir kararı. Tabii, o zaman da böyle bir kararın alınması için neden bugüne kadar beklendiği haklı bir soru olarak ortaya çıkıyor. Yanı sıra, Filistin konusunda belki de dünyada ‘en iddialı’ konuşan bir ülke olarak Türkiye’nin neden kendisinin UAD’de dava açmadığı sorusu da cevaplanmayı bekleyen önemli bir soru.”

Aşnas, Gazze’de ateşkes uygulanana kadar yani geçici bir şekilde uygulanacağı belirtilen bu ihracat kısıtlamalarının yeterli olup olmayacağı ile ilgili şu değerlendirmelerini paylaştı:

“Kapsanan ürünler itibariyle önemli olmakla beraber yetersiz olduğu, esasen konuyla ilgili hukuki ve teknik düzenlemelerin tamamlanmasından sonra keyfiyetin daha net bir şekilde görüleceği anlaşılıyor. Alelacele, hukuki ve teknik düzenlemeleri yapılmadan açıklanan bu ihracat kısıtlaması kararının, UAD kararının yerine getirilmesinden ziyade Türk kamuoyunda gittikçe yükselen tepkilerin dindirilmesine yönelik olduğu, esasen diplomatik/siyasi tedbirlerle desteklenmeyen bu ihracat kısıtlaması kararının taktiksel ve geçici bir adım olduğu söylenebilir.”

Ticaret Bakanlığının İsrail’e yönelik ihracat kısıtlaması kararı aldığı ürün grupları şunlar:

1- Alüminyum profiller

2- Alüminyum teller

3- Boyalar

4- Bakır profiller, çubuklar ve teller

5- Beton mikserleri

6- Çelik borular ve bağlantı parçaları

7- Çelik filmaşin

8- Çelik kaplar ve depolar

9- Çelik köprü aksamı

10- Çelik kuleler

11- Çelik profiller

12- Çimento

13- Çimentodan, betondan veya suni taştan inşaat için bloklar ve levhalar

14- Demir çelikten tüm inşaat malzemeleri

15- Demir-çelik tüm teller

16- Ekskavatörler

17- Elektrik kabloları

18- Elektrik panolar

19- Fayanslar

20- Fiberoptik kablolar ve elektrik iletkenleri

21- Forkliftler

22- Granit

23- Halat ve kablolar

24- Hırdavat ürünleri

25- Hidrolik yağlar

26- İnşaat demiri

27- İnşaat makinaları

28- İnşaat yalıtım malzemeleri

29- İnşaatta kullanılan camlar

30- Kimyasal bileşikler

31- Kimyasal gübreler

32- Klinker

33- Kovalar, kepçeler, kürekler, kıskaçlar ve kancalar

34- Kükürt

35- Madeni yağlar

36- Makaralı zincirler

37- Mermer

38- Metal işleme makinaları

39- Metallerin işlenmesinde kullanılan kimyasallar

40- Mineral gübreler

41- Motor yağları

42- Paletler

43- Plastik borular

44- Sandviç paneller

45- Seramikler

46- Solvent boyalar

47- Tel çekme makinaları

48- Testere makinaları

49- Tuğlalar

50- Uçak benzini ve jet yakıtı

51- Vernikler

52- Vinçler

53- Yapıştırıcılar ve tutkallar

54- Yassı çelik ürünleri

Diplomasi

Şahbaz Şerif: Üçlü pakt tamamen savunma amaçlı

Yayınlanma

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “tamamen savunma amaçlı” olduğunu vurguladı.

7 Ağustos’ta Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye arasında imzalanan ortak savunma anlaşması, imzacı devletlere, aralarından birine yönelik bir saldırıyı hepsine yönelik bir saldırı olarak değerlendirme yetkisi veriyor.

Pazartesi günü federal kabineye hitap eden Şerif, anlaşmanın amacının “bölgede barış, ilerleme ve refahı teşvik etmek” olduğunu savundu.

Mısır, üçlü pakta neden katılmadı?

Pakistan lideri şöyle konuştu:

“Amacı kesinlikle herhangi bir saldırganlık değil. Anlaşma tamamen savunma amaçlı; bölgedeki barış, huzur ve ilerleme için. Bu anlaşmanın sadece bu üç ülke arasında değil, tüm İslam ümmeti için bir güç kaynağı olduğuna inanıyorum.”

Başbakan, anlaşmanın imzalanması vesilesiyle özellikle Başbakan Yardımcısı İshak Dar’ı ve Savunma Kuvvetleri Komutanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Mareşal Asım Münir’i tebrik etti.

Başbakan, ortak savunma paktı için çabaların “yıllardır sürdüğünü ve geçen cuma günü somutlaştığını” söyledi.

Şerif, Pakistan ile Suudi Arabistan’ın Eylül 2025’te “Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması”nı imzalamış olduğunu, İslamabad ile Ankara arasında da “on yıllardır süren düzenlemeler” bulunduğunu hatırlattı.

Pakistan-Suudi Arabistan anlaşmasında neler vardı?

Başbakan, Pakistan halkı ve ordusunun yıllardır Suudi kuvvetleriyle birlikte Mekke ve Medine gibi “dünyanın en kutsal yerlerini” savunmaktan onur duyduğunu söyledi.

Şerif, “Geçen yıl, Allah’ın lütfuyla bu düzenleme resmi olarak tanındı ve böylece uygun bir anlaşma imzalandı. Cuma günü imzalanan anlaşma, üçlü bir anlaşmanın imzalanmasıyla bunun bir başka uzantısı niteliğinde,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Güney Kore ve ABD yıllık askeri tatbikat düzenleyecek

Yayınlanma

Güney Kore ve ABD orduları, bölgesel tehditlere karşı savunmayı güçlendirmek amacıyla bu ayın ilerleyen günlerinde geniş çaplı askeri tatbikatlar gerçekleştirecek. İki taraf aynı zamanda savaş zamanı operasyonel kontrol (OPCON) yetkisinin gelecekte Seul’e devredilmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Her yıl düzenlenen Ulchi Freedom Shield tatbikatı, 17-27 Ağustos tarihlerinde Güney Kore’de gerçekleştirilecek. ABD Kore Kuvvetleri Halkla İlişkiler Direktörü Albay Ryan Donald, pazartesi günü düzenlenen ortak basın toplantısında tatbikatların “Pasifik’teki en büyük tatbikatlardan biri” olduğunu söyledi.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı, tatbikatların savunma amaçlı olduğunu ve müttefiklerin ortak savunma duruşunu güçlendirmeyi hedeflediğini vurguladı. Donald, Güney Kore’nin resmi adını kullanarak, “Temel amacı Kore Cumhuriyeti’ne yönelik saldırganlığı caydırmak” dedi.

ABD, Güney Kore’de yaklaşık 28 bin 500 asker bulunduruyor. Bu askeri varlık, iki ülkenin 1950-1953 Kore Savaşı’nda aynı safta savaşmasının mirası niteliğinde.

Tatbikatlar, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yakında 30 bin ila 50 bin Kuzey Kore askerinin Rusya’ya gönderilebileceği yönündeki açıklamasının ardından gerçekleştirilecek. Zelenskiy, iddiasını hangi verilere dayandırdığını açıklamadı. Kuzey Kore ise daha önce Rusya’ya destek amacıyla Ukrayna’ya asker göndermişti.

Donald, “Kuzey Koreli askerler Ukrayna’ya konuşlandırıldı ve orada savaştı. Orada öğrendikleri dersleri Kuzey Kore’ye geri götürdüler. Bu, Kuzey Kore’nin kapasitesini değiştiriyor ve bizim eğitimlerimiz de bu tehdidi hesaba katıyor” dedi.

“Tatbikatların bir diğer hedefi de olası bir savaş durumunda Güney Kore’nin kendi birliklerinin komutasını devralacağı geleceğe hazırlık yapmak” olarak açıklandı. Bu mesele yıllardır tartışılıyor ancak henüz hayata geçirilmiş değil.

ABD Başkanı Donald Trump, uzun yıllardır Seul gibi ABD müttefiklerinin kendi savunma ihtiyaçlarının daha büyük bölümünün sorumluluğunu üstlenmesi ve ABD desteğine daha az bağımlı olması gerektiğini savunuyor. Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung da ülkesinin savunma alanında daha fazla özerklik kazanması hedefini destekliyor ve geçen yıl haziranda başlayan beş yıllık tek görev dönemi içinde OPCON devrini tamamlamayı hedefliyor.

Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı pazartesi günü yayımladığı açıklamada, “Tatbikat, ittifak anlaşmaları doğrultusunda, koşullara bağlı savaş zamanı operasyonel kontrol devrine yönelik devam eden hazırlıkları desteklemek için de bir fırsat sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.

ABD Kore Kuvvetleri’nden Donald ile Güney Koreli mevkidaşı Yüzbaşı Jang Do-young, devrin ne zaman gerçekleşebileceğine ilişkin ayrıntı vermeyi reddetti. Her iki isim de kararın, ikili ittifakın temelini oluşturan standartlar doğrultusunda karşılıklı mutabakatla alınacağını vurguladı.

Asya-Pasifik bölgesindeki operasyonlardan sorumlu ABD’li askeri yetkililer, Güney Kore’nin bölgedeki daha geniş kapsamlı ABD operasyonlarını desteklemek üzere bir üs olarak kullanılmasına ilişkin açıklamalar yaptı. Böyle bir gelişme bölgedeki ABD kuvvetlerinin rolünde önemli bir değişim anlamına gelecek.

ABD Kore Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Xavier Brunson, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda Güney Kore’nin Japonya ve Filipinler’le birlikte, ABD’nin Çin ve Rusya’ya karşı koymasını sağlayacak bir “kill web”in parçası olmasını istediğini açıkça dile getirdi.

Donald ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu yılki Ulchi Freedom Shield tatbikatının daha geniş kapsamlı herhangi bir bölgesel hedef taşımadığını ve “kesinlikle Güney Kore’nin savunmasına ve yarımadaya yönelik tüm doğrudan tehditlere karşı koymaya odaklandığını” vurguladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı

Yayınlanma

ABD Kongresi kayıtlarına göre, Ukrayna, Türkiye’den 70 adet uzun menzilli Kara Taktik Füze Sistemi (ATACMS) dahil olmak üzere önemli miktarda ABD yapımı savunma teçhizatı satın aldı.

Silah transferinin Ağustos ayı sonunda başlaması bekleniyor.

6 Ağustos tarihli Kongre tutanaklarına kaydedilen ABD Dışişleri Bakanlığı bildirisine göre, paket şunları içeriyor: 70 adet M39 ATACMS füzesi, 12 adet M270 çoklu fırlatma roket sistemi (MLRS), 2.000’den fazla parça tesirli mühimmat ve 47.000 adet obüs mermisi.

ATACMS, ABD’li üretici Lockheed Martin tarafından üretilen uzun menzilli balistik füze. M39 versiyonu, yaklaşık 165 kilometre (103 mil) menzile sahip daha eski bir model.

Yakında gerçekleşecek transfer, Türkiye’den MKE, ASFAT ve ARCA Savunma, Bulgaristan’dan VTIC International ile ABD’li Pansophico ve Patriot Defense Group gibi bir dizi özel şirket aracılığıyla gerçekleştirilecek.

Dışişleri Bakanlığı’na göre Türkiye, “finansal kaynaklarını mevcut sistemlerin modernizasyonu ve sürdürülebilirliğine odaklamak amacıyla eski savunma malzemeleri envanterini azaltmayı” hedefliyor.

Öte yandan Ukrayna, “Rus işgaline direnirken saldırı ve savunma ateş desteği yeteneklerini güçlendirmeyi” amaçlıyor.

Dışişleri Bakanlığı ayrıca, bu işlemin “ABD’nin güvenlik yardımı hedefleriyle uyumlu” olduğunu da belirtti.

280 milyon dolarlık satış ABD Kongresi belgelerinde ortaya çıktı

ABD Silah İhracat Kontrol Yasası, malzemenin ilk maliyetinin 14 milyon doları aşması durumunda, Kongre’nin üçüncü ülkelere yapılan Amerikan silah transferlerini incelemesini şart koşuyor.

Ukrayna’nın Türkiye’den alacağı paketin ilk satın alma değeri yaklaşık 280 milyon dolar.

Kongre, önümüzdeki iki hafta içinde silahların yeniden ihracatını yasaklayan ortak bir karar almadığı sürece, transfer otomatik olarak onaylanacak.

Ukrayna, Kiev’in uzun süren lobi faaliyetlerinin ardından, 2023 sonbaharında eski ABD Başkanı Joe Biden’dan kısa menzilli M39 ATACMS füzelerinin ilk partisini almıştı.

2024 yılının ilkbaharında ABD, 300 kilometreye kadar uçabilen geliştirilmiş modelleri tedarik etmeye başladı.

O dönemde Kiev’in bu füzeleri yalnızca işgal altındaki Ukrayna topraklarındaki hedeflere karşı kullanmasına izin veriliyordu.

Kasım 2024’te Ukrayna’ya nihayet Rusya sınırları içindeki hedeflere ATACMS füzeleri fırlatma izni verildi.

Geçtiğimiz yıl boyunca Ukrayna, stoklarının ciddi şekilde tükendiği anlaşıldığından ATACMS’leri sadece birkaç kez kullandı.

Ayrıca, ABD’nin İran’a karşı yürütülen savaş nedeniyle ATACMS’lerde ciddi bir kıtlık yaşadığı bildiriliyor.

M26 roketleri ve ATACMS balistik füzeleri, Ukrayna savaş alanında yüksek öneme sahip Rus hedeflerini imha etmek için oldukça etkili bir şekilde kullanıldı.

Bu başarılar arasında S-400 hava savunma sistemlerine ait fırlatıcıların ve radarların imha edilmesi, diğer radar sistemlerinin imha edilmesi ve Rus İskander-M balistik füze fırlatıcılarının etkisiz hale getirilmesi yer alıyor.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri şubat ayında, Donetsk bölgesindeki Novopetrivka yakınlarındaki bir Rus komuta tesisini başarıyla vurdu.

M26 ile elde edilen en önemli başarılardan biri, 1 Ocak 2023’te Donetsk bölgesindeki geçici bir kışlaya isabet ederek 89 Rus askeri personelinin hayatını kaybetmesine yol açan saldırıydı.

Rus elektronik harp faaliyetleri zaman zaman cephedeki hedeflere karşı bu füzelerin etkinliğini sınırlasa da, ATACMS’in 300 kilometrelik menzili, kritik altyapıya yönelik derin saldırılar düzenlemek için özellikle büyük değer taşıyor.

Bu saldırılar, Batı istihbaratından önemli ölçüde destek almıştı.

Türkiye’den taraflara Karadeniz’de moratoryum çağrısı

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Karadeniz’de sivil gemilere yönelik bir dizi saldırının ardından Rusya ve Ukrayna’nın saldırılarına “moratoryum” çağrısında bulundu.

Fidan, AA’ya verdiği röportajda şunları söyledi:

“Çatışma tüm Karadeniz’e yayıldı. Başlangıçta limanları ve askeri gemileri hedef aldılar. Şimdi ise ayrım gözetmeksizin tüm ticari gemilere saldırıyorlar.”

Bakan, hedef alınan gemiler arasında Türkiye’ye ait veya Türk bayrağı taşıyan gemilerin de bulunduğunu belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya’nın Ukrayna’nın liman altyapısına ve Ukrayna ordusuna destek veren gemilere yönelik saldırılarını sürdürdüğünü belirtti.

Bakanlık, Rus kuvvetlerinin Karadeniz’deki Odessa limanında, iletişim ve elektronik harp teçhizatı bulunan askeri depoları vurduğunu açıkladı.

Bakanlık, Mıkolaiv limanında ise Rus kuvvetlerinin askeri teçhizat taşıyan bir kargo gemisini ve silah ile askeri malzeme depolanan bir depoyu vurduğunu duyurdu.

Ayrıca, Ukrayna silahlı kuvvetleri için askeri malzeme taşıyan bir başka kuru yük gemisinin de Karadeniz’de vurulduğunu ekledi.

Cumartesi günü, Türkiye ile Ukrayna’yı birbirine bağlayan stratejik Trans-Balkan doğal gaz boru hattının yakınında, Romanya sınırına yakın bir bölgede bir insansız hava aracının patlamasının ardından Bulgaristan, kendisinin hedef olmadığını açıkladı.

Olayda can kaybı veya maddi hasar yaşanmadı. Bulgaristan Savunma Bakanlığı, söz konusu insansız hava aracının “Ukrayna ordusu tarafından yaygın olarak kullanılan” bir tipte olduğunu belirtti.

Dışişleri Bakanlığı ise AFP’ye yaptığı açıklamada, bu gelişme üzerine pazartesi günü Ukrayna büyükelçisini görüşmeye çağırdığını bildirdi.

Kiev, bir insansız hava aracının NATO hava sahasına girdiği son olayın “koşullarını netleştirmek için Bulgaristan tarafıyla yakın temas halinde” olduğunu belirtti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Georgiy Tykhyi, “Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin Bulgaristan’a kasıtlı olarak herhangi bir varlık yönlendirmediğini kesin olarak ifade edebiliriz,” dedi ve olaydan Rusya’nın işgalini sorumlu tuttu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English