Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Yemen güçleri Saada semalarında Suudi Arabistan’a ait Vestel Karayel İHA’sını vurdu

Yayınlanma

Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzeyindeki Saada vilayeti semalarında düşmanca faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle Suudi Arabistan’a ait Türk yapımı Karayel keşif İHA’sını vurduğunu ilan etti. Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami, Suudi Arabistan’ın uyguladığı abluka tamamen kaldırılıncaya kadar misilleme harekâtının kararlılıkla devam edeceğini duyurdu.

Ensarullah’a bağlı Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkenin kuzey sınırında yer alan Saada vilayeti üzerinde Suudi Arabistan Hava Kuvvetlerine ait Türk yapımı Karayel tipi bir keşif insansız hava aracını düşürdüğünü açıkladı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri, hava savunma birliklerinin Saada semalarında tespit ettiği araca uygun bir silah sistemiyle müdahale ettiğini bildirdi.

Seri, insansız hava aracının bölgede düşmanca faaliyetler yürüttüğü sırada hedef alındığını belirterek, Yemen ordusunun ülke egemenliğini koruma kararlılığını sürdüreceğini ve her türlü hava ihlaline karşı meşru müdafaa hakkını kullanacağını kaydetti.

Saada semalarında düşürülen altıncı Karayel

Düşürülen aracın, Türkiye merkezli Vestel Savunma şirketi tarafından tasarlanıp üretilen keşif ve silahlı insansız hava aracı modeli Karayel olduğu aktarıldı.

Yemen yerel basını, Suudi Arabistan liderliğindeki askeri koalisyonun Yemen’deki operasyonlarda bu araçları uzun süredir kullandığını ve hava savunma birliklerinin bugüne kadar aynı tipte beş İHA’yı daha imha ettiğini kaydetti.

Başkent Sana’nın yaklaşık 243 kilometre kuzeyinde bulunan dağlık Saada bölgesi, koalisyon güçlerinin hava saldırılarına en sık maruz kalan alanlar arasında yer alıyor.

Askeri kanadın İHA açıklamasının ardından Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Dayfullah eş-Şami de bölgedeki son duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Lübnan merkezli El-Meyadin televizyonuna konuşan Şami, Sana yönetiminin Suudi Arabistan tarafından uygulanan ablukayı kırmak amacıyla askeri operasyon başlattığını ve Yemen halkı haklarını tam olarak alana kadar bu adımların süreceğini ifade etti.

Suudi Arabistan’ın milyonlarca Yemenli üzerinde vesayet kurma arayışında olduğunu savunan Şami, Sana hükümetinin tüm seçenekleri masada tuttuğunu ve şimdiye kadar icra edilen operasyonların Riyad’ı çözüme zorlamaya dönük birer uyarı niteliği taşıdığını belirtti.

Ateşkes ihlali ve karşılıklı misillemeler

Son askeri temaslar, Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki gerilimin yeniden tırmandığı bir süreçte gerçekleşti. Suudi Arabistan güçlerinin 13 Temmuz tarihinde Sana Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan hava saldırısı düzenlediği bildirildi.

Yemen yönetimi, bu saldırının dört yıldır yürürlükte bulunan ateşkes şartlarını doğrudan ihlal ettiğini kaydederek misilleme harekâtını yeniden devreye soktu.

Yemen Silahlı Kuvvetleri, takip eden günlerde Suudi Arabistan topraklarındaki Abha Uluslararası Havalimanı dahil olmak üzere birden fazla stratejik noktaya yanıt operasyonları düzenlediğini açıkladı.

Ensarullah yönetimi son olarak geçen pazartesi günü “ablukaya karşı abluka” stratejisini yürürlüğe koyduğunu ilan ederek Babülmendep Boğazı üzerinden gerçekleşen Suudi deniz seyrüseferine yaptırım uygulanacağını duyurdu.

Riyad yönetimine Irak suçlaması tepkisi

Ensarullah yetkilisi Şami, Suudi Arabistan’ın Yemen’de sürdürdüğü 12 yıllık askeri varlığın ve uyguladığı ablukanın getirdiği sorumluluklardan kaçmaya çalıştığını dile getirdi.

Riyad yönetiminin sahada yerel müttefiklerine dayandığını ya da yaşanan saldırılardan Irak gibi komşu ülkeleri sorumlu tuttuğunu belirten Şami, Suudi yetkililerin İHA saldırılarında Irak’ı işaret etmesinin kendi askeri başarısızlıklarını gizleme amacına hizmet ettiğini söyledi.

Yemen’in icra ettiği tüm askeri operasyonları resmi kanallar üzerinden şeffaf şekilde kamuoyuna duyurduğunu ekleyen Şami, Sana yönetiminin askeri kapasitesini ve eylemlerini açıklamaktan çekinmediğini vurguladı.

Diplomatik temaslara da değinen Şami, Ürdün’ün Yemen’e yönelik uçuşları yeniden başlatma yönündeki girişimini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti.

Katar’ın da ablukanın hafifletilmesine dönük adımlara destek vermesini beklediklerini aktaran Şami, Yemen’in Direniş Ekseni’nin bir bileşeni olarak diğer unsurlarla koordinasyon içinde hareket ettiğini ve ulusal hakları güvence altına alacak askeri imkânlara sahip olduğunu kaydetti.

Ortadoğu

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

Yayınlanma

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.

Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.

Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.

Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.

İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.

Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde

Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.

ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.

İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.

Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.

Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.

Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

AB’den FIFA’ya tepki

Yayınlanma

FIFA’nın bazı bölümlerinin satılmasına yönelik planlara AB tepki gösterdi ve “soruşturma” yapılacağı açıklandı.

AB Spor Komiseri Glenn Micallef, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, FIFA içindeki azınlık hisselerinin açık artırmaya çıkarılmasına yönelik önerilerin, AB rekabet kurallarını ihlal etme potansiyeli taşıdığını ve dünyanın en popüler sporu olan futbolun geleceğini tehlikeye attığını savundu.

“Bu beyzbol değil,” diyen Micallef, FIFA’ya futbolun Avrupa kökenlerini hatırlatarak şöyle devam etti:

“FIFA her türlü ticari fırsatı sömürse de, Dünya Kupası hâlâ gezegendeki en büyük spor turnuvası. Ama artık yeter. Futbolun durmak bilmeyen ticarileştirilmesi zararlı hale geldi. Bu durum, futbolu dünyanın en popüler sporu yapan unsurları tehdit ediyor.”

FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor

Donald Trump’ın müdahalesinin ardından FIFA’nın Dünya Kupası sırasında bir kırmızı kart kararını iptal etme kararının yol açtığı tartışmanın ardından Micallef, bu son hamlenin “yönetişim, bağımsızlık ve çıkar çatışmaları konusunda derin sorular ortaya attığını” söyledi.

Komiser, “FIFA’nın düzenleyici yetkileri özel kuruluşların mali çıkarlarıyla örtüştüğünde özellikle endişe duyuluyor,” dedi.

Komiser, FIFA’yı sınırlandırmaya yönelik AB Adalet Divanı’nın (AAD) önceki kararına atıfta bulunarak, Brüksel’in gelişmeleri yakından takip ettiğini belirtti:

“AAD’nin tutarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, spor kuralları iktisadi etkiler doğurduğu durumlarda AB hukukuna tabidir. Antlaşmalar kapsamındaki yetkileri çerçevesinde, Avrupa Komisyonu bu önerileri dikkatle inceleyecektir.”

UEFA bünyesindeki Avrupa futbol ülkeleri, FIFA’nın dış yatırımla yeni bir ticari şirket kurma girişimine karşı çıkmak üzere bu hafta sanal ortamda acil bir toplantı düzenleyecek.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

ABD ve Suudi Arabistan Irak’ta Haşdi Şabi üslerini ortak hava harekatıyla vurdu

Yayınlanma

ABD ve Suudi Arabistan orduları, çarşamba sabahı Irak’ın en az yedi vilayetinde Halk Seferberlik Güçlerine (Haşdi Şabi) ait üs ile silah depolarını kapsayan koordineli hava saldırıları düzenledi. Haşdi Şabi, bombardımanda ilk belirlemelere göre 20 mensubunun yaşamını yitirdiğini, 32 kişinin yaralandığını açıklarken operasyonun bilançosunun sahadaki incelemelerin ardından kesinleşeceğini bildirdi.

ABD ve Suudi Arabistan orduları, çarşamba sabahı Irak genelinde Halk Seferberlik Güçlerine (Haşdi Şabi) ait üsler, lojistik merkezler ve silah depolarına koordineli hava saldırıları gerçekleştirdi.

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı ile ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), yaptıkları ayrı açıklamalarda ortak askeri operasyonu doğruladı. Riyad ve Washington yönetimleri, İran ile bağlantılı olduğunu ileri sürdükleri silahlı grupların ABD birlikleri ile Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına yönelik son saldırılardan sorumlu olduğunu savundu.

Can kaybı 20’ye yükseldi

Rudaw’ın aktardığı bilgilere göre Haşdi Şabi, bombardımanın bilançosuna dair yaptığı ilk açıklamada Ninova vilayetinde sekiz mensubunun yaşamını yitirdiğini, dört mensubunun ise yaralandığını duyurdu. Kurum tarafından daha sonra yayımlanan ikinci açıklamada ise toplam can kaybının 20’ye, yaralı sayısının 32’ye yükseldiği kaydedildi.

Haşdi Şabi, hava harekatının Bağdat, Vasıt, Ninova, Basra, Kerkük, Kerbela ve Diyala’nın da aralarında bulunduğu en az yedi vilayeti kapsadığını bildirdi. Bombardıman neticesinde üslerin, araçların ve askeri teçhizatın hasar gördüğü açıklandı.

Saha hasarının saptanması ve bilgilerin doğrulanması amacıyla özel komisyonların incelemelerini sürdürdüğü kaydedildi. Kamuoyuyla paylaşılan can kaybı ve yaralı sayısının ön tespit niteliği taşıdığı, arama çalışmaları ile saha raporlarının tamamlanmasıyla bilançonun ağırlaşabileceği vurgulandı.

Riyad İHA saldırılarını gerekçe gösterdi

Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Turki el-Maliki, CENTCOM ile koordinasyon içerisinde belirlenen hedeflerin vurulduğunu açıkladı. Maliki, hedef alınan noktaların Suudi Arabistan’ın Doğu Bölgesi ile başkent Riyad’daki petrol tesislerine yönelik son insansız hava aracı (İHA) saldırılarıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, söz konusu saldırılarda kullanılan İHA’ların Irak topraklarından fırlatıldığını iddia etti.

Riyad yönetimi, bölgedeki gerilimi tırmandırma amacı taşımadığını duyurmakla birlikte Suudi Arabistan’a yöneltilecek her türlü saldırıya karşılık verileceğini kaydetti. CENTCOM ise ABD ve Suudi savaş uçaklarının Irak’taki lojistik üsler ile silah depolarını hedef aldığını doğruladı.

Saldırıların Basra ve Vasıt hatlarındaki dökümü

Iraklı kaynaklar, en yoğun bombardımanın Basra vilayetinde meydana geldiğini aktardı. Haşdi Şabi’nin ed-Deyr bölgesindeki operasyon merkezi ile silah depolarının hedef alındığı kaydedildi. El-Hadath’ın da aralarında yer aldığı Arap yayın organları, bölgeye çok sayıda hava saldırısı düzenlendiğini ve yaralıların bulunduğunu bildirdi. Güvenlik kamerası kayıtlarında bölgede sıralı patlamaların yaşandığı görüldü.

Haşdi Şabi Basra Operasyon Komutanlığı, karargah çevresine üç hava saldırısı yapıldığını, iki füzenin ise yakındaki alanlara düştüğünü duyurdu.

Vasıt vilayetinin es-Suveyre bölgesindeki üsler ile silah depolarının da vurulduğu, hedef alınan mevkiler arasında el-Feth el-Mübin Üssü’nün yer aldığı belirtildi. İlk raporlarda Babil vilayetindeki Haşdi Şabi mevzilerinin ve Cürf en-Nasr bölgesindeki bazı noktaların da hedef alındığı öne sürüldü. Haşdi Şabi’nin son açıklaması bombardımanın Bağdat, Diyala, Kerkük ve Kerbela hattına yayıldığını kesinleştirdi.

Irak egemenliği ve direniş gruplarının uyarısı

Haşdi Şabi, ABD ve Suudi Arabistan’ın ortak harekatını “son derece tehlikeli bir tırmanış” şeklinde niteledi. Açıklamada bombardımanın Irak’ın egemenliğini ihlal ettiği ve ülkenin resmi güvenlik kurumlarını doğrudan hedef aldığı vurgulandı.

Askeri operasyon, Iraklı direniş gruplarının Suudi Arabistan’ı Irak topraklarına yönelik olası bir askeri harekata karşı uyarmasının ardından gerçekleşti. Irak İslami Direnişi, pazartesi günü yayımladığı metinde Suudi petrol tesislerine düzenlenen saldırılarla ilişkisi bulunduğu iddiasını reddederek Riyad’ın suçlamalarını “asılsız” olarak tanımlamıştı.

Irak İslami Direnişi açıklamasında, “Bu asılsız iddialar, Suudi yönetiminin Yemen direniş güçlerinin ülke derinliklerindeki altyapıya yönelik son derece etkili operasyonlarına karşılık vermekteki başarısızlığını örtme girişiminden başka bir şey değildir” ifadesine yer vermişti.

Grup ayrıca şu uyarıyı kaydetmişti: “Suudi yönetimini açık biçimde uyarıyoruz. Atacağı herhangi bir düşüncesiz adım, kendisine derin pişmanlık yaşatacak kararlı bir karşılıkla karşılanacaktır.”

Irak İslami Direnişi, Suudi Arabistan yönetimine Irak’ı suçlamak yerine Yemen halkına uygulanan ablukayı kaldırma çağrısında bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English