Ortadoğu
‘Vaade Sadakat’ Operasyonu İran’da nasıl yankılandı?

Aşağıda çevirisini okuyacağınız haber, İsrail’in İran’ın Şam’daki konsolosluk binasını hedef almasına misilleme olarak gerçekleştirdiği ‘Vaade Sadakat’ Operasyonunun İran’da nasıl değerlendirildiğini ele alıyor. Yapılan resmî açıklamalar ve resmî kurumlarla ilişkili medyanın operasyonu nasıl ele aldıkları derleyen haber, ayrıca bazı “muhalif” basın organlarında yayınlanan eleştiriler nedeniyle yargının harekete geçtiğini belirtiyor.
***
İran’daki askeri ve siyasi yetkililer, 14 Nisan’da İsrail’e düzenlenen insansız hava aracı ve füze saldırısını, 1 Nisan’da Şam’daki İran elçilik kompleksinin bombalanmasına verilen akıllıca ve iyi uygulanmış bir yanıt olarak değerlendirdi. Yetkililer, İran’ın İsrail ile çatışmaya sınır çekmeye çalıştığını vurgularken, Tel Aviv tarafından yapılacak misillemenin sert bir yanıtı tetikleyeceği konusunda da uyarıda bulundu. Bu durum, adli makamların İsrail’le savaş ihtimali de dahil olmak üzere operasyonun nihai sonucunu sorgulayan medya kuruluşlarına baskı yaptığı bir döneme denk geliyor.
Resmi tepkiler
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) 14 Nisan’ın ilk saatlerinde İsrail’deki askeri noktalara çok sayıda insansız hava aracı ve füze fırlattığını duyurdu.
Elit güç, “Vaade Sadakat” adını verdiği operasyonun 1 Nisan’da İran’ın Şam’daki büyükelçilik kompleksinin bombalanmasına yanıt olduğunu ileri sürdü. İsrail’in hava saldırısında İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü’nün Levant bölgesindeki en üst düzey komutanı ile altı İranlı subayın öldüğünden şüpheleniliyor.
Tahran’daki yetkililer operasyonu, BM Sözleşmesi uyarınca “orantılı” bir yanıt olarak nitelendirdi ve İsrail’in yeni saldırılarına karşı uyarıda bulundu. Muhafazakâr Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İran silahlı kuvvetlerini “Siyonist düşmana ders” verdiği için övdü ve İsrail’in misilleme yapması halinde “daha güçlü” bir karşılık verileceği sözünü verdi.
İran Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami “Vaade Sadakat”in “beklenenden daha başarılı” olduğunu belirterek Tel Aviv’in karşılık vermesi halinde İran’ın İsrail’in savunmasından öğrendiklerini kullanarak daha güçlü bir saldırı düzenleyeceği uyarısında bulundu. Selami ayrıca İsrail saldırılarına nasıl yaklaşılacağı konusunda da bir değişiklik olduğunu açıkladı: “Bundan böyle Siyonist rejim herhangi bir yerde çıkarlarımıza, varlıklarımıza, şahsiyetlerimize ve vatandaşlarımıza saldırırsa karşı saldırı ile karşılık verilecektir.”
İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri İsrail’in hava savunmasının “özellikle bizim operasyonumuza karşı koymakta başarısız olduğunu” iddia etti. Bakıri, İsrail’in saldırısının İran’ın “daha sert” bir tepki vermesine yol açacağı uyarısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Reisi’nin kıdemli danışmanlarından Muhammed Cemşidi ise “stratejik sabır dönemi sona erdi ve İsrail’in savaşlar arası savaş stratejisi yenilgiye uğradı. Şimdi denklem değişti. İran personelinin ve varlıklarının rejim tarafından hedef alınması doğrudan ve cezalandırıcı bir karşılık bulacaktır.”
Ilımlı eski Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani (2013-21) “tüm dünya İran İslam Cumhuriyeti’nin askeri harekât başlatmadığına şahittir. Saldırıyı İsrail başlattı ve İran sadece karşılık verdi ve umarız Siyonistler derslerini almışlardır ve… saldırganlığı durdururlar” dedi. Ruhani, İran’ın bölgede güvenlik ve istikrar istediğini ancak İsrail’in “saldırganlığını sürdürmek” istemesi halinde “cevabını doğal olarak alacağını” vurguladı.
Dışişleri Bakanı Hüseyin Emirabdullahiyan 14 Nisan’da Tahran’da yabancı büyükelçilerle bir araya geldiği toplantıda yaptığı konuşmada ABD’nin “saldırıların sınırlı, kontrollü, meşru müdafaa kapsamında ve [İsrail’i] cezalandırma amaçlı olacağı konusunda gecenin erken saatlerinde bilgilendirildiğini” söyledi. Üst düzey diplomat, İran’ın “Amerikalıları ve bölgedeki ABD üslerini hedef almak istemediğini ve gerginliğin artmasını istemediğini” söyledi. Ancak “ABD’nin Tel Aviv’i savunmak için hedef ülkelerin topraklarını kullanması halinde, o ülkedeki Amerikan üslerinin de kaçınılmaz olarak hedef alınacağı” uyarısında bulundu.
EmirAbdullahiyan İran’ın, İsrail F-35 jetlerinin bulunduğu hava üssünü hedef aldığını söyledi. İran, ABD tarafından tedarik edilen uçakların Şam’daki büyükelçilik yerleşkesini hedef almak için kullanıldığına inanıyor. Diğer hedefin ise, 1 Nisan’da İran’ın Suriye’nin başkentindeki büyükelçilik kompleksinin bombalanması da dahil Gazze savaşının başladığı Ekim 2023’ten bu yana İsrail’in ‘tüm’ operasyonlarını yönlendirdiği bir istihbarat üssü olduğunu sözlerine ekledi.
Dışişleri Bakanı ayrıca İran’ın bölge ülkelerine “Vaade Sadakat” Operasyonu hakkında 72 saat önceden uyarıda bulunduğunu da iddia etti.
İran’daki muhafazakâr medya İsrail’e yönelik saldırıyı büyük bir değişim olarak selamlayarak kutladı. Bu arada müesses nizamın destekçileri Tahran ve İsfahan gibi şehirlerde operasyonu desteklemek için sokaklara döküldü.
Hükümet tarafından yönetilen IRNA haber ajansı, İran’ın “stratejik sabrının Siyonistlerin açık ve gizli saldırılarına karşı ulusal çıkarları savunma” söz konusu olduğunda geçerli olmadığını iddia etti.
Devrim Muhafızları’nın medya kolu Tasnim Haber Ajansı ise elit gücün “İsrail’in son suçlarına verdiği karmaşık, çok boyutlu ve akıllıca yanıtını” övdü.
Deneyimli eski editör ve gazeteci Maşallah Şemsolvaezin, Tasnim’e verdiği röportajda operasyonu özellikle övdü. Şemsolvezin, karşılık verilmesi için ülke içinde oluşan baskıya değinerek, kamuoyunda “işlerin artık bu şekilde devam edemeyeceği, İsrail’in istediği zaman harekete geçip terör estirememesi” gerektiği yönünde “beklentiler” olduğunu belirtti. “Beklentilerin” ‘Vaade Sadakat’ ile karşılandığını da sözlerine ekledi.
Ancak bazı yayın organları, savaş ihtimali de dahil İsrail’e yönelik saldırının nihai sonucuna ilişkin endişelerini dile getirdi. Buna tepki olarak adli makamlar derhal iki gazeteciyle birlikte iki yayın organını hedef aldı.
Ekonomi gazetesi Cihan-ı Sanat 14 Nisan’da ‘Vaade Sadakat’ sonrasında İran riyalinin değer kaybettiğini yazdı. Saatler sonra yargının haber ajansı, Cihan-ı Sanat ve makaleyi yazan muhabirin “başarılı [askeri] operasyonun” ardından “toplumun psikolojik güvenliğini ve ülke ekonomisini bozmakla” suçlandığını bildirdi.
Tahran savcısı, reform yanlısı Etemad gazetesi ve önde gelen yorumcu Abbas Abdi hakkında İsrail ile savaş çıkacağı tahmininde bulunan bir makale nedeniyle yasal işlem başlatıldığını duyurdu ve “toplumun psikolojik güvenliğini bozan” kişilere karşı önlemler alınacağını söyledi.
Tasnim’e 14 Nisan’da verdiği aynı röportajda Şemsolvaezin -ki uzun süredir gazetecilik yapan ve birçok kez kendi çalışmaları nedeniyle yasal takibata uğrayan bir isim- bazı yayın organları tarafından dile getirilen endişeleri eleştirdi: “Ne yazık ki memlekette bazıları Şeytan’ın savunucuları haline geldi ve hiçbir şey olmadığını ve füzelerin [amaçlanan hedefleri] vurmadığını söylüyorlar; İsrail anlatısının %99’unu sunuyor ve tekrarlıyorlar ki bu çok tehlikeli bir şey.”
Medyaya yönelik baskılara Devrim Muhafızları İstihbarat Örgütü’nün nadir görülen bir müdahalesi eşlik etti. Güçlü casusluk teşkilatı bir bildiri yayınlayarak halkı “sahte Siyonist rejime internet üzerinden verilen destek örneklerini” ihbar etmeye çağırdı.
‘Vaade Sadakat’ Operasyonu ve gazeteciler üzerindeki baskıya paralel, İran’ın zorunlu İslami kıyafet kurallarını uygulama çabalarını aniden iki katına çıkarma kararı alması da dikkat çekti. İranlı sosyal medya kullanıcıları, kamusal alanda giyilen kıyafetlere ilişkin düzenlemeleri ihlal ettiği düşünülen kadınlarla yüzleşen ve onları gözaltına alan ahlak polisi minibüslerinde ve memurlarında gözle görülür bir artış olduğunu belirttiler.
Bir videoda batıdaki Kirmanşah kentinde polisin bir kadını gözaltına almasını engelleyen insanlar görülüyor.
Uluslararası tepkiler
Saldırının büyüklüğüne rağmen İsrail topraklarına sadece birkaç füze isabet etti, Negev’deki bir hava üssüne zarar verdi ve bir sivilin yaralandığı bildirildi. İran’ın önceden yaptığı uyarılarla birlikte gözlemciler, operasyonun İsrail’in yanıt vermesini tetikleyecek hasara yol açmadan bir mesaj vermek üzere planlanmış gibi göründüğünü vurguladılar.
İsrail; Fransa, Ürdün, İngiltere ve ABD ile işbirliği içinde İran tarafından fırlatılan insansız hava araçlarının ve füzelerin %99’unu düşürdüğünü açıkladı.
İsrail Savaş Kabinesi Bakanı Benny Gantz, İsrail’in İran’ın saldırısının “bedelini ödeyeceği” sözünü verdi.
Aralarında ABD Başkanı Joe Biden’ın da bulunduğu dünya liderleri itidal ve gerilimi azaltma çağrısında bulundu. Diğer pek çok Batılı lider de saldırıyı kınadı.
İran Dışişleri Bakanlığı 14 Nisan’da yaptığı açıklamada İngiltere, Fransa ve Almanya büyükelçilerini hükümetlerinin ‘Vaade Sadakat’ operasyonunu kınamaları üzerine çağırdığını duyurdu.
Özellikle Rusya, Çin ve Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi bazı Arap devletleri İran’ı kınamadan gerilimi azaltma çağrısında bulundu.
Ortadoğu
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor

New York Times gazetesinin haberine göre ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’daki nükleer tesisleri, enerji altyapısını ve cephanelikleri hedef alan yeni bir askeri harekat planı hazırladı. Kongre ara seçimlerinin ardından başlatılması gündemde olan operasyon için ABD üç uçak gemisi dahil geniş bir askeri gücü bölgeye sevk ediyor.
ABD ve İsrail savunma bakanlıkları, İran’a yönelik yeni bir saldırı planı hazırladı. Planlanan harekatın ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimlerinin ardından başlaması gündemde yer alıyor.
The New York Times gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, hazırlıkları yapılan plan kısa süreli ancak yoğun bir operasyonu öngörüyor.
Askeri birimlerin tatbikatlarını artırdığı bu süreçte, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth olası saldırı senaryolarını İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ele aldı.
Hedef listesinde İran’ın nükleer tesisleri, enerji altyapısı ile füze ve insansız hava aracı cephanelikleri var.
Gazeteye konuşan bazı yetkililer, yeni saldırı dalgasının İran ekonomisine ağır zarar verebileceğini ve Tahran yönetimini taviz vermeye zorlayabileceğini öne sürüyor.
Buna karşılık bazı kaynaklar, çatışmaların yeniden başlamasının şubat ile nisan ayları arasındaki önceki harekattan daha başarılı olacağından şüphe duyuyor.
Söz konusu önceki harekat, enerji fiyatlarının yükselmesine ve ABD’nin önleme füzeleri stoklarının tükenmesine yol açmıştı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bu operasyonu onaylayıp onaylamayacağı henüz netlik kazanmadı.
Planların seyrinde İsrail’deki iç siyasi durumun da etkili olabileceği değerlendiriliyor; zira ülkede genel seçimler 27 Ekim’de yapılacak.
Gazeteye görüş veren bazı uzmanlar, Netanyahu’nun savaş tehdidini ulusal birlik hükümeti kurmak amacıyla kullanabileceğini savunurken, diğerleri muhalefetin başbakana yönelik güvensizliğine dikkat çekiyor.
Washington bölgesel yayılmadan çekiniyor
Washington yönetimi, çatışmaların bölge geneline yayılma ihtimalinden de endişe duyuyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, İran destekli Husilerin saldırıları nedeniyle Çarşamba günü Suudi Arabistan’daki zorunlu olmayan kamu personelinin ve ailelerinin ülkeden ayrılması talimatını verdi.
Üç uçak gemisi, savaş uçakları ve özel kuvvet birliklerini kapsayan ABD askeri gücünün kasım ayı başına kadar bölgeye tamamen konuşlandırılması planlanıyor.
Masadaki hedefler arasında “Pickaxe” adlı yer altı nükleer tesisi de yer alıyor. Trump bu tesise karşı “tüm bombaların anası” olarak bilinen yüksek tahrip gücüne sahip GBU-43/B bombasının kullanılabileceğini dile getirdi; ancak uzmanlar bu mühimmatın yerin derinliklerindeki kompleksi imha edebileceğinden şüphe ediyor.
Tahran yönetimi ise gerilimin olası tırmanışına karşı kendi hazırlıklarını yürütüyor ve hedef listesini genişletme tehdidinde bulunuyor. İran’ın olası karşı saldırılarında gemiler ve enerji altyapısının yanı sıra veri merkezleri ile deniz altı internet kablolarının da hedef alınabileceği belirtiliyor.
İranlı müzakerecinin danışmanı Mehdi Muhammedi, ABD’nin yeni harekatı 72 saat içinde bitirme hesabını “hayal” olarak nitelendirdi. Muhammedi, Tahran’ın vereceği yanıtın daha şiddetli ve beklenmedik olacağını kaydetti.
Financial Times ise daha önce İsrail’in 10 Ekim için planladığı İran operasyonunun, ABD Başkanı’nın Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı çatışmalara dönmek istememesi nedeniyle iptal edildiğini aktarmıştı.
Habere göre ordu, Netanyahu’nun talimatıyla nükleer tesislere, İran yönetimine, elektrik santrallerine ve sivil altyapıya yönelik çok günlük bir saldırı hazırlamıştı. Bu harekatın şubatta başlayan operasyondan daha yoğun olması tasarlanmıştı.
Washington yönetimi Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve nükleer program konularında bir anlaşma koparmayı hedefliyor.
Financial Times‘a konuşan bir kaynak, “Ya bir anlaşma olacak ya da bir saldırı” diyerek önümüzdeki haftalarda operasyonun başlayabileceğini ifade etti.
Aynı gazeteye konuşan bir başka yetkili, İsrail’in hazırlıklarının müzakerelerde İran üzerinde baskı kurma amacı taşıyabileceğini dile getirdi.
Axios da Pentagon’un saldırıların yeniden başlatılması için hazırlık emri verdiğini, ancak belgede belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın nihai kararı henüz vermediğini bildirmişti.
ABD ve İsrail, İran’a karşı operasyonu 28 Şubat’ta başlatmıştı. İran bu hamleye bölgedeki ABD ve İsrail tesislerine saldırarak ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini kısıtlayarak karşılık vermişti.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın kaldırılmasına yönelik müzakereleri öngören bir mutabakat zaptı imzalamış, ancak ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar devam etmişti.
Ortadoğu
İsrail’in İran bombardımanı Trump’ın Kongre seçimi hesabına takıldı

Financial Times gazetesinin haberine göre İsrail ordusunun 10 Ekim için hazırladığı çok günlük İran bombardımanı, ABD Başkanı Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde çatışmayı büyütmek istememesi nedeniyle rafa kalktı. Güncellenen hedef listesinde nükleer tesislerin yanı sıra elektrik santralleri gibi sivil yapılar da yer aldı.
İsrail ordusunun 10 Ekim için planladığı kapsamlı İran operasyonu, ABD Başkanı Donald Trump’ın 3 Kasım’daki Kongre ara seçimleri öncesinde geniş çaplı savaştan kaçınma kararı nedeniyle gerçekleşmedi.
Financial Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun talimatıyla günlerce sürecek bir bombardıman hazırlığı yapılmıştı.
Hedef listesinde nükleer tesisler ve İran liderliğine ait noktaların yanı sıra elektrik santralleri ile diğer sivil altyapı tesisleri de yer aldı.
Planlanan saldırıların yoğunluk bakımından ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı ortak harekatı geride bırakması öngörülüyordu.
Beyaz Saray Sözcü Vekili Anna Kelly, gazeteye yaptığı açıklamada, “Birleşik Devletler ara seçimlerden önceki herhangi bir tarihte İran’a saldırmayacak” ifadesini kullandı.
Kelly, Tahran yönetiminin hem ekonomik hem de askeri açıdan zor durumda olduğunu, İran limanlarına uygulanan abluka ile ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını güvenceye alma çabalarının sonuç verdiğini savundu.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, saldırıların önümüzdeki haftalarda yeniden başlama ihtimaline değinerek “Ya bir anlaşma olacak ya da saldırı” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı kaynak, Washington’ın Hürmüz Boğazı ve nükleer program başlıklarında çatışmayı tamamen bitirecek bir uzlaşma hedeflediğini aktardı; iptal edilen operasyona ABD’nin doğrudan katılıp katılmayacağı ise netleşmedi.
Bir diğer kaynak ise operasyon hazırlığının müzakerelerde Tahran üzerinde baskı kurma aracı olarak kullanılmış olabileceğini, yeni bir askeri adımda nihai kararın ABD Başkanına ait olduğunu ifade etti.
Hegseth İsrail’de güncellenen hedef listesini görüştü
İsrailli bir yetkili, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in 19 Ekim’de İsrail’i ziyaret ederek Netanyahu ve üst düzey temsilcilerle bir araya geldiğini aktardı.
Bir başka kaynak, İsrail tarafının yeni istihbarat verileriyle hazırladığı ve bu yıl daha önce vurulmamış sivil altyapı unsurlarını da içeren güncel hedef listesini Amerikalı muhataplarına sunduğunu belirtti.
Söz konusu temaslara ilişkin soruları Pentagon yanıtlamadı; Netanyahu’nun ofisi ve İsrail ordusu da açıklama yapmaktan kaçındı.
Operasyonun ertelenmesine rağmen Trump ve Netanyahu kamuoyu önünde İran’a yönelik askeri uyarılarda bulunmayı sürdürdü.
Netanyahu 19 Ekim’de yayımlanan videoda Trump’a hitaben “Donald, bu işi bitirmemiz gerektiğini söyledin ve bunu birlikte bitireceğiz” dedi; Trump ise hoparlör üzerinden “Sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız” karşılığını verdi.
Liderlerin bu temasları iki ülkedeki kritik seçim süreçleriyle kesişiyor.
İsrail’de parlamento seçimleri ABD’deki oylamadan bir hafta önce, 27 Ekim’de düzenlenecek.
Ülkedeki kamuoyu yoklamalarının büyük kısmı muhalefet bloğunu Netanyahu koalisyonunun az farkla önünde gösterse de tarafların net bir çoğunluğu bulunmuyor.
ABD merkezli yayın organı Axios da Pentagon’un İran’a dönük saldırı hazırlıklarını tamamlama talimatı verdiğini, ancak direktifte belirli bir tarihin yer almadığını ve Trump’ın kesin kararını vermediğini aktarmıştı.
15 Ekim’de CNN kanalı, “tüm bombaların anası” olarak bilinen GBU-43/B tipi mühimmatın İran nükleer tesislerine karşı kullanım planını haberleştirdi; yayına konuşan Amerikalı yetkililer bombanın derindeki sığınakları imha kapasitesine şüpheyle yaklaştı.
Tahran yönetimi diplomatik çözüme açık olduğunu duyururken olası bir operasyona sert karşılık verileceğini bildirdi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, rakiplerinin askeri çatışmayı seçmesi halinde yanıtın “öncekinden çok daha sert” olacağını vurguladı.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyona karşılık İran bölgedeki hedefleri vurmuş, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerini sınırlandırmıştı.
Taraflar haziran ayında ateşkesi ve boğazdaki ablukanın kaldırılmasına dönük müzakereleri içeren bir mutabakata varsa da ABD ile İran arasındaki karşılıklı saldırılar kesilmedi.
Ortadoğu
Trump desteği yetmedi: Netanyahu muhalefet lideri Eisenkot’un gerisinde

İsrail’de 27 Ekim seçimleri öncesinde yayımlanan anketler, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefetin Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde olduğunu gösteriyor. Ancak iki blok da 120 sandalyeli Knesset’te hükümet kurmak için şart olan 61 vekile ulaşamıyor.
İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimler yaklaşırken eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot liderliğindeki muhalefet cephesi, kamuoyu yoklamalarında Başbakan Binyamin Netanyahu’nun önünde yer almayı sürdürüyor.
İsrail basınında 19 ve 20 Ekim tarihlerinde yayımlanan anket verileri, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık desteğine rağmen iktidar koalisyonunun muhalefeti yakalayamadığını ortaya koyuyor.
Ancak mevcut oy dağılımı, iki kanadın da tek başına hükümet kurma çoğunluğuna erişemediğini belgeliyor.
Netanyahu reaches 61 seats in Channel 14’s latest poll. He doesn’t in i24’s.
Both give him a stronger position than Kan and Maariv. Likud gets 29 seats in Channel 14, 25 in i24, 21 in Kan and 18 in Maariv.
Count the same five lists—Likud, Shas, United Torah Judaism, Otzma… pic.twitter.com/Qb0fCq0qdK
— Zvika Klein צביקה קליין (@ZvikaKlein) October 19, 2026
Hiçbir blok hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamıyor
Kanal 13 tarafından yapılan ankete göre sandık bugün kurulsa Eisenkot’un bloku 51, Netanyahu koalisyonu ise 50 sandalye kazanıyor.
Kanal 12 araştırması ise farkın biraz daha açıldığına işaret ediyor; bu yoklamada Eisenkot ittifakı 55, iktidar bloku 51 milletvekiline ulaşıyor. Toplam 120 sandalyeli İsrail parlamentosu Knesset’te hükümet kurabilmek için asgari 61 sandalye gerekiyor.
Siyasi aritmetiği kilitleyen temel etkenlerden biri, her iki kanadın da İsrail vatandaşı Filistinlilerin partileriyle koalisyon kurmayı reddetmesi oluyor. Bu yaklaşım, seçim sonrasında meclis çoğunluğunun sağlanmasının önündeki en somut engel olarak duruyor.
Kanal 12 verilerine göre genel seçmen katılımının yüzde 72 seviyesinde kalması bekleniyor. Sandığa gitme eğilimi muhalefet seçmeninde yüzde 81’e kadar tırmanırken Netanyahu destekçilerinde bu oran yüzde 74 olarak ölçülüyor.
Aynı yoklama, başbakanlık tercihlerinde Eisenkot’un Netanyahu karşısındaki puan farkını iki puan daha açtığını kayda geçiriyor.
Gantz’ın çekilmesiyle Yashar Partisi yükselişe geçti
Walla sitesinde yer alan anket ise Benny Gantz’ın Mavi Beyaz partisini yarıştan çekme kararının ardından dengelerin değiştiğini gösteriyor. Bu kararla birlikte Eisenkot’un Yashar Partisi sandalye sayısını 23’e çıkarırken Netanyahu’nun Likud Partisi bir kayıpla 19 sandalyeye indi.
Eisenkot’un partisi ve çatısı altında yer aldığı “Siyonist Muhalefet” bloku birkaç aydır yoklamaların zirvesinde kalmayı sürdürüyor.
Trump, daha önceki destek mesajında Netanyahu’yu “harika bir savaşçı başbakan ve barış için daha da büyük bir ortak” sözleriyle övmüştü. Kamuoyu yoklamaları, bu diplomatik ve siyasi desteğin İsrail seçmeninin tercihini iktidar lehine çevirmeye yetmediğini belgeliyor.
Genç seçmenler arasında Ben Gvir’in desteği yükseliyor
Netanyahu’nun ittifakı toplam güç bazında geride kalsa da koalisyon ortağı aşırı sağcı aktörlerin tabanlarını genişlettiği görülüyor. Özellikle genç seçmenler arasında İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Yahudi Gücü Partisine ilginin arttığı ölçülüyor.
Kudüs’teki İbrani Üniversitesine bağlı Agam Labs tarafından yürütülen araştırmada konuşan 18 yaşındaki bir öğrenci tercihindeki değişimi, “Eskiden biraz deli olduğunu düşünüyordum ama sonra söylediklerine gerçekten baktım ve hepsi anlamlı geldi” sözleriyle aktardı.
Bir diğer İsrail vatandaşı ise Ben Gvir’in Batı Şeria’daki yerleşimcileri silahlandırma hamlesinin kendisine “nefes aldırdığını” ifade etti.
Ben Gvir, yerleşimcilerin Mescid-i Aksa’ya yönelik baskınlarına öncülük etmesi ve 7 Ekim 2023’ten bu yana on binlerce yerleşimciye askeri nitelikli tüfek dağıtmasıyla biliniyor.
Filistinlilere yönelik şiddeti tırmandırmakla eleştirilen Ben Gvir; Gazze’nin aç bırakılması, Lübnan’daki askeri harekatın sürmesi ve Beyrut’un bombalanması çağrıları yapıyor. Aşırı sağcı bakanın bu askeri yaklaşımları İsrail’deki birçok muhalefet partisinde de siyasi taban buluyor.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını1 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum












