Diplomasi
ABD ile Birleşik Krallık ticaret anlaşması imzaladı

ABD ile Birleşik Krallık uzun yıllardır süren müzakerelerin ardından önemli bir ticaret anlaşmasına imza attı.
Anlaşma uyarınca İngiliz mallarına uygulanan %10’luk “karşılıklı” gümrük vergisi oranı değişmezken, Birleşik Krallık çelik ve otomobillerde muafiyetlerden ve tarım ürünleri ihracatında pazar erişiminin artmasından yararlanacak.
Anlaşma, ileride daha fazla müzakere için de kapı açık bırakıyor. ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada, “Son ayrıntılar önümüzdeki haftalarda yazılacak,” dedi.
Beyaz Saray basın toplantısına telefonla katılan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, anlaşmayı “tarihi” olarak nitelendirdi ve “Bu, ülkelerimiz arasındaki ticareti artıracak. Sadece işleri korumakla kalmayacak, aynı zamanda istihdam yaratacak ve pazar erişimini açacak,” dedi.
Anlaşma kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasından çok uzak olsa da, Birleşik Krallık, Trump ile bu tür bir anlaşmayı imzalayan ilk ülke oldu.
İngiliz otomotiv sektörü rahat bir nefes aldı
En önemli değişiklik, çelik, alüminyum ve otomobillere uygulanan %25’lik genel ek gümrük vergisinden muafiyeti. Anlaşma kapsamında, İngiliz otomobil ihracatına uygulanan gümrük vergileri %10’a düşürülecek ve yıllık 100.000 adetlik kota uygulanacak.
İngiliz başbakanlık kaynakları, bu rakamın Birleşik Krallık’ın geçen yıl ihraç ettiği toplam miktara neredeyse eşit olduğunu söylüyor. Bu kotanın aşılması durumunda araçlar %25’lik vergiye tabi olacak.
Öte yandan bu oran, Trump’ın ikinci başkanlık döneminden önce İngiltere’nin yararlandığı %2,5’lik gümrük vergisinin dört katı.
Bununla birlikte, gümrük vergilerindeki indirim, geçen yıl 9 milyar sterlin ihracat gerçekleştiren ve Birleşik Krallık’ın ABD’ye en büyük mal ihracatçısı olan İngiliz otomobil üreticilerine çok ihtiyaç duyulan bir rahatlama sağlayacak.
Çelik ve havacılık sektöründe karşılıklı adımlar
Anlaşma, yüksek fırınların kapatılması ve istihdam kayıpları tehdidi altında bir krizle karşı karşıya olan İngiltere’nin zor durumdaki çelik endüstrisi için gümrük vergilerini tamamen kaldırıyor.
ABD, şu anda Birleşik Krallık’ın AB’den sonra en önemli ikinci çelik ihracat pazarı: Amerikan pazarı, ülkenin çelik ihracatının değer olarak %9’unu, hacim olarak ise %7’sini oluşturuyor.
ABD ayrıca, Birleşik Krallık’ın havacılık parçaları için muafiyetler vaat ederken, karşılığında Birleşik Krallık’ın havacılık bileşenlerine “tercihli erişim” hakkı elde ediyor.
Oval Ofis’te konuşan ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, “Rolls Royce motorları ve bu tür uçak parçalarının gümrüksüz olarak ithal edilmesine izin vermeyi kabul ettik,” dedi.
Başlangıçta, havacılık parçaları, güvenlik gerekçesiyle daha önce muaf tutulanlar da dahil olmak üzere, genel %10’luk karşılıklı gümrük vergisine dahil edilmişti.
Londra, dijital vergi konusunda taviz vermedi
Birleşik Krallık’ın, ABD’nin vergiyi düşürme baskısına rağmen dijital hizmetler vergisi konusunda taviz vermemesi birçokları için sürpriz oldu. %2’lik vergi, Amazon, Meta ve Google gibi teknoloji devlerinin gelirlerini hedefliyor ve bu yıl 800 milyon sterlin gelir getireceği tahmin ediliyor. Bu vergi, Amerikan şirketlerine ayrımcılık yaptığı gerekçesiyle uzun süredir ABD’nin tepkisini çekiyordu.
Fakat POLITICO’nun perşembe günü ilk kez bildirdiği gibi, vergi anlaşmanın bir parçası olarak değişmedi.
Bunun yerine, her iki ülke de ihracatçılar için bürokratik işlemleri ortadan kaldırmak ve gümrük prosedürlerini kolaylaştırmak için bir dijital ticaret anlaşması üzerinde çalışmaya karar verdi.
Hizmet Endüstrileri Koalisyonu Başkanı Christine Bliss yaptığı açıklamada, “İngiltere’nin dijital hizmet vergisi, Amerikan hizmet sağlayıcılarına adil bir şekilde uygulanmasını sağlamak için daha ayrıntılı bir şekilde tartışılmalı ve ele alınmalıdır,” dedi.
Teknoloji anlaşması, biyoteknoloji, yaşam bilimleri, kuantum bilişim, nükleer füzyon, havacılık ve uzay gibi alanlarda da daha fazla işbirliği öngörüyor.
Kampanyacılar için büyük bir rahatlama olan Birleşik Krallık’ın çevrimiçi güvenlik kurallarında da herhangi bir taviz verilmedi.
Londra hükümeti, geçen ay Washington’un baskısı üzerine ABD ile ticaret görüşmelerinde çevrimiçi güvenlik kurallarının gözden geçirileceğini açıklamış ve büyük tepki toplamıştı.
Birleşik Krallık’ın ABD Büyükelçisi Peter Mandelson, POLITICO’ya verdiği demeçte “sonuçtan çok memnun olduğunu” belirterek, ülkesinin “tüm ana taleplerini elde ettiğini ve anlaşmanın artık daha derin ve uzun vadeli bir ABD-Birleşik Krallık teknoloji ortaklığının kapılarını açacağını” ekledi.
Tarımda karşılıklı pazar açıklığı ve gıda standartları
Büyük Britanya’daki tarım lobisinin şüpheyle karşıladığı bir hamle ile, ülkeler sığır eti konusunda yeni karşılıklı pazar erişimi anlaşması imzaladı. Anlaşma kapsamında, İngiliz çiftçilere 13.000 metrik tonluk gümrüksüz kota ve %4 ile %10 arasında indirimli gümrük vergisi oranı tanındı.
Öte yandan, ABD’li çiftçiler de aynı miktarda sığır etini gümrüksüz olarak İngiltere’ye ihraç edebilecek.
Fakat daha önemlisi, ithal edilen tüm etlerin Birleşik Krallık gıda standartlarına uyması gerekiyor. Bu da, İngiliz çiftçilerin hormonlu sığır etinin yakın zamanda kapılarına dayanmayacağı için rahat bir nefes alabileceği anlamına geliyor.
Gıda standartları, Mayıs 2020’de ilk Trump yönetimi altında başlayan Birleşik Krallık-ABD serbest ticaret anlaşması müzakerelerinden bu yana sorunlu bir konu olmuştu.
ABD’ye etanol ihracatı kıyağı
Sürpriz bir hamle ile ABD’ye, ilk 1,4 milyar litre için yeni bir gümrüksüz etanol kotası da verildi. Daha önce, Birleşik Krallık’a ihraç edilen ABD etanolü, kullanımına bağlı olarak yüzde 10 ila 50 arasında gümrük vergisine tabi idi.
Beyaz Saray’da düzenlenen basın toplantısında konuşan Trump, anlaşmanın Amerikan sığır eti, etanol ve büyük çiftçiler tarafından üretilen neredeyse tüm ürünlerin pazara erişimini “önemli ölçüde” artıracağını söyledi.
Beyaz Saray’ın belgelerine göre, anlaşma “ABD’li çiftçiler, çiftlik sahipleri ve üreticiler için 5 milyar dolarlık yeni ihracat fırsatı” yaratacak. Bu rakamın 700 milyon dolarından fazlası etanol ihracatından, 250 milyon doları ise sığır eti gibi diğer tarım ürünlerinden elde edilecek.
Ulusal Çiftçiler Birliği Başkanı Tom Bradshaw, “En büyük endişemiz, ekonomideki diğer sektörlerin gümrük vergilerinin kaldırılmasının ağır yükünü iki tarım sektörünün üstlenmek zorunda bırakılmasıdır,” dedi ve İngiliz tarımının “gelecekteki müzakerelerde bu tür dengesizlikleri üstlenmeye devam edemeyeceğini” ekledi.
Bradshaw, anlaşmaya biyoetanolün dahil edilmesinin “İngiliz tarla çiftçileri için endişe yarattığını” da sözlerine ekledi ve bunun yerli biyoetanol üretiminin sürdürülebilirliği ve üyeleri üzerindeki potansiyel etkisi için ne anlama geldiğini incelediklerini söyledi.
Beyaz Saray, ülkelerin endüstriyel ve tarımsal pazar erişimini geliştirmek için birlikte çalışmaya da karar verdiklerini açıkladı.
İlaçlara ayrıcalıklı muamele
Anlaşma, ABD’nin henüz ilaçlara gümrük vergisi uygulamamasına rağmen, Britanya’nın ilaç gümrük vergileri konusunda ayrıcalıklı bir sonuç elde etmek için müzakere yapmasına da olanak tanıyacak.
İlaçlar, Birleşik Krallık’ın ABD’ye en büyük ikinci ihracat kalemi. İngiltere geçen yıl 6,6 milyar sterlinlik ilaç ihracatı gerçekleştirdi ve bu rakam, ülkenin ABD’ye toplam ihracatının %11,1’ini oluşturdu.
Trump, 1 Nisan’da ilaç ithalatının ulusal güvenlik üzerindeki etkilerini araştırmak üzere bir soruşturma başlatmış ve salı günü, “önümüzdeki iki hafta içinde” bu sektöre gümrük vergisi uygulayacağını açıklamıştı.
Öte yandan Birleşik Krallık’ın, Trump’ın film endüstrisine uygulayacağı gümrük vergilerinde ayrıcalıklı muamele görüp görmeyeceği henüz belli değil.
Hafta sonu, ABD Başkanı, yabancı filmlere yüzde 100 gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmiş ve diğer ülkelerin film yapımcılarını kendi ülkelerine çekmek için sunduğu teşviklerin ABD’nin ulusal güvenliği için tehdit oluşturduğunu söyledi.
Kültür Komitesi Başkanı Caroline Dinenage, “ABD’nin sahip olduğu fikri mülkiyet haklarına dayalı olarak İngiltere’deki tesis ve yeteneklere yapılan yatırımlar” nedeniyle filmler üzerindeki gümrük vergilerinin “Amerikan şirketlerinin çıkarlarına aykırı” olduğunu savundu.
Ticaret Bakanı Jonathan Reynolds ise, “Şu aşamada, ABD’nin filmlerle ilgili olarak tam olarak ne tür gümrük vergileri uygulamayı önerdiği belli değil,” dedi.
Diplomasi
Kanada, AB’ye üyeliği değil, “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor

Başbakan Mark Carney’e göre Kanada, AB ile “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor fakat üye olmayı düşünmüyor.
Carney, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin Kanada’nın bloğun “ortak üyesi” olup olamayacağını araştırdığını bildirmesinin ardından pazar günü açıklama yaptı.
Gazete, hem AB hem de Kanada’dan ismi açıklanmayan yetkililere atıfta bulunarak, geçmişte üyelik kuralları konusunda esnek davranmayan AB’nin, Kanada’ya henüz oluşturulmamış bir ortak üyelik statüsü tanıma fikrine açık olduğunu bildirdi.
Carney, “Avrupa Birliği’ne üye olmak gibi bir niyetimiz yok,” dedi.
Başbakan, Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Aradığımız şey ve bunun için görüşmelere başlayacağımız şey Kanada ile Avrupa Birliği arasında benzersiz bir ittifaktır. Aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı önceliklere sahibiz ve birbirimizi çok iyi tamamlayan güçlü yanlarımız var.”
Carney’in ofisi cumartesi günü, Carney’in önümüzdeki hafta Fransa ve İngiltere’ye seyahat edeceğini doğruladı.
Carney, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapacak ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa Birliği’nin Durumu” başlıklı konuşmasına katılacak.
The Globe and Mail gazetesi ise ayrı bir haberde, “ortak üyelik” unvanını gündeme getiren kişinin Carney değil, AB olduğunu bildirdi ve isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu ilişkiye verilecek unvanla ilgili herhangi bir tartışmanın henüz erken olduğunu belirtti.
Kanada’nın ABD ile giderek tırmanan ticaret savaşı, diğer ticaret ortaklarına yönelik stratejik yönelimine aciliyet kazandırdı.
Ottawa ile Washington arasındaki ilişkiler, ticaret ve diğer konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıl Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana keskin bir şekilde kötüleşti.
Ticaret anlaşmazlığı, sınır ötesi ticarette on milyarlarca dolarlık gümrük vergilerinin uygulanmasına yol açtı.
Trump pazar günü eleştirilerini yineledi; Kanada’yı “iş yapmak için en kötü ülke” olarak nitelendirdi ama bu ülkenin “anlaşma yapmak için can attığını” düşündüğünü de ekledi.
Trump Air Force One uçağında gazetecilere, “Yıllardır ülkemizi dolandırıyorlar,” dedi.
ABD Başkanı, 1 Ocak’tan itibaren Kanada’dan gelen otomobiller, kamyonlar ve otomobil parçalarına yeni gümrük vergileri uygulama niyetini yineledi.
WSJ’nin haberine göre, Kanada ve AB, enerji, yapay zeka, savunma ve kritik mineraller gibi stratejik tedarik zincirlerinde yer alan Kanada menşeli mal, hizmet ve işgücünün serbestçe dolaşımını sağlamak için çeşitli yolları görüşüyor. Bu sayede AB sınırı fiilen kaydırılmış olacak.
Gazetenin aktardığına göre, Kanada ve AB ayrıca su altı kablolarının döşenmesi, veri merkezleri, bulut depolama ve yeni uydu ağlarının ortaklaşa inşası ile Kanada’dan AB’ye enerji nakliyesi için gerekli altyapının kurulması konularını da görüşüyor.
WSJ, konuyla ilgili bilgisi olan ismi açıklanmayan iki yetkiliye atıfta bulunarak, Carney’in Kanadalıların AB’de vizesiz olarak yaşama ve çalışma imkânı konusunda başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere birçok AB lideriyle düzenli olarak görüşmeler yaptığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanlığı, Macron’un 20 Eylül’de Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarındaki bir ada grubu olan ve Fransa’ya ait Saint Pierre ve Miquelon’da Carney ile görüşeceğini doğruladı.
Fakat daha mütevazı bir ticaret anlaşmasını hayata geçirme yönündeki geçmişteki çabaların Avrupa içinde şiddetli bir muhalefetle karşılaşmış olması nedeniyle, Kanada ile AB arasında daha yakın bağlar kurmaya yönelik herhangi bir projenin zorluklarla karşılaşması muhtemel.
Anlaşmanın imzalanmasından on yıldan fazla, geçici olarak yürürlüğe girmesinden ise dokuz yıl geçmesine rağmen, birçok AB ülkesi hâlâ anlaşmayı onaylamadı.
Diplomasi
Alman şirketleri Çin’deki yatırımlarını artırıyor

Alman şirketleri 2026 yılının ilk yarısında Çin’deki yatırımlarını üçte bir oranında artırırken, ABD’deki yatırımlarını ise keskin bir şekilde azalttı.
Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan ve Bundesbank verilerine dayanan bir araştırmaya göre, Alman firmaları Çin’e önceki yılın aynı dönemine kıyasla 5,6 milyar avro (6,50 milyar dolar) daha fazla yatırım yaptı.
Bu rakam, 2020 ile 2025 yılları arasındaki ortalama yarı yıllık yatırım seviyesiyle uyumlu.
IW’den Jürgen Matthes, ülkeyi hem önemli bir satış pazarı hem de şirketlerin rekabet gücünü artırabilecekleri bir “spor salonu” olarak nitelendirerek, “Alman şirketlerinin Çin’e yatırım yapmaya devam etmekten başka seçeneği yok,” dedi.
Matthes, devlet sübvansiyonları ve değerinin altında tutulan yuanın Çin’deki üretimi yapay olarak ucuz hale getirdiğini ve Alman şirketlerini, küresel ölçekte Çinli rakiplerle rekabet edebilmek için yerel olarak genişlemeye teşvik ettiğini söyledi.
Matthes şöyle devam etti:
“Almanya için bu, üretim ve istihdamın Çin’e kaydığı anlamına geliyor. AB, bu haksız oyuna son vermeli ve Çin’den yapılan ithalatlara telafi edici gümrük vergileri uygulamalı.”
Araştırmaya göre, ticaret gerilimleri ve Başkan Donald Trump tarafından uygulanan ABD gümrük vergileri nedeniyle ABD’ye yapılan yatırımlar yaklaşık üçte iki oranında azalarak 4,3 milyar avro civarına geriledi.
Bu farklılık, Avrupa’da iktisadi bağımlılıkları azaltma ve yerli sanayinin rekabet gücünü artırma yönündeki geniş çaplı çabalara rağmen, söz konusu dönemde Almanya’nın yatırımları açısından Çin’in ABD’nin önüne geçmesine neden oluyor.
Diplomasi
BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.
ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.
Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.
Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.
Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.
Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.
Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.
Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.
Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.
Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.
Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.
Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.
Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.
Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.
Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.
Avrupa7 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa7 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor









