Asya
Japonya’da yenilgiye uğrayan iktidar koalisyonu, mecliste muhalefete muhtaç

Japonya’da iktidar koalisyonu, pazar günü yapılan seçimlerde üst meclisteki çoğunluğunu kaybetti, ekim ayında alt mecliste de benzer bir yenilgiye uğramışlardı. Ancak Başbakan Shigeru Ishiba, hükümeti yönetmeye devam etme niyetini açıkça ortaya koydu.
Nikkei Asia, Japonya’da pazar günkü seçimlerden çıkan bazı önemli sonuçları derledi:
Geleneksel partiler gitti, yeni partiler geldi
Seçimlere katılan 125 üst meclis koltuğunun 47’sini iktidar koalisyonu, 78’ini ise muhalefet kazandı. Ishiba’nın Liberal Demokrat Partisi 13 koltuk kaybederken, koalisyon ortağı Komeito 6 koltuk kaybetti.
Mecliste toplam 248 koltuk bulunuyor.
Koalisyonun yeniden seçime katılmayan 75 sandalye de dahil olmak üzere, koalisyonun üst meclisteki sandalye sayısı 141’den 122’ye düştü ve çoğunluk için 3 sandalye eksik kaldı.
Seçimler öncesinde enflasyon ve göç önemli gündem maddeleriydi. Enflasyonla mücadele tedbirleri konusunda LDP, kişi başına 20.000 yen nakit yardım sözü verdi. Seçmenler, muhalefet partilerinin benzin ve dizel vergilerini düşürme ve tüketim vergisini azaltma veya kaldırma vaatlerine kıyasla bu önlemi yetersiz buldu.
Merkez sol ana muhalefet partisi Anayasa Demokratik Partisi (CDP) mevcut koltuklarını korurken, sağcı “Japonya önce gelir” sloganıyla ortaya çıkan yeni parti Sanseito 13 sandalye kazandı. Merkez sağdaki Halk için Demokratik Parti (DPFP) de 13 sandalye kazandı.
Kampanya sırasında DPFP ve Sanseito, sosyal medyayı ustaca kullanarak genç nesillere doğrudan hitap etti.
Gençlik oyları
Seçim sonrası anketler, nesiller arasında oy verme eğilimlerinde net bir bölünme olduğunu gösteriyor.
Nispi temsil koltukları için, iktidardaki Liberal Demokratik Parti 50 yaşın üzerindeki seçmenler arasında en fazla oyu alırken, daha genç yaş grupları muhalefet partilerini tercih etti.
Anketlerde sıçrayan iki parti, merkez sağ DPFP ve sağcı popülist Sanseito’nun, eski partiler LDP ve CDP’den uzaklaşan genç Japonları kazandığı görüldü.
CDP, 1990’ların sonlarından 2010’ların ortalarına kadar ana muhalefet partisi olan ve 2009’dan 2012’ye kadar iktidarda olan Japonya Demokratik Partisi’nin kökenlerinden geliyor.
LDP’nin en yüksek destek oranı 70 yaş ve üstü seçmenler arasındaydı, ancak bu seçmen grubu aynı zamanda CDP’nin de önemli bir destekçisiydi.
“Japonya önce gelir” tutumunu savunan Sanseito, 40 ve 50 yaş grubundan güçlü destek aldı. Bu seçmenler, Japonya’nın iş piyasasının neredeyse donduğu 1993 ile 2004 yılları arasında iş hayatına atılan, “kayıp nesil” olarak adlandırılan kuşağın bir parçası. Japonya’nın ömür boyu istihdam geleneğinden mahrum kalan bu neslin çoğu, part-time ve serbest çalışan olarak hayatlarını sürdürmek zorunda kaldı. Partinin mesajı bu kesimde yankı buldu.
Parçalanmış parlamento
İktidar koalisyonu çoğunluğunu kaybetmiş olsa da, LDP toplam 101 sandalyeyle en büyük siyasi güç olmaya devam ediyor. Ishiba, “Lider parti olarak ve ülkeye karşı üstlendiğimiz sorumluluğun bilincinde olmalıyız” dedi.
Ishiba, “Sorumluluklarımın son derece farkındayım” diyerek seçimlerden sonra görevine devam etme niyetini de ortaya koydu.
Ancak CDP lideri Yoshihiko Noda, Ishiba’nın daha da zayıfladığını vurguladı. Pazar gecesi yaptığı açıklamada, “Bu kez halk, Ishiba’nın yönetimine açıkça ‘hayır’ dedi” dedi.
DPFP lideri Yuichiro Tamaki ise “Ishiba yönetiminin sert bir şekilde değerlendirilmesinin arka planında, artan maliyetlere karşı yetersiz önlemler olduğunu düşünüyorum” dedi.
Tamaki, asgari vergi muafiyeti gelir seviyesini önemli ölçüde artırma konusunda partisinin LDP ile yaptığı anlaşmayı “hiçe saydığını” söyleyerek LDP’yi eleştirdi.
Tamaki, “Net maaşları artırmak için politikalarımızı kararlılıkla uygulayacağız” diyerek, “Sözlerini tutmayan Ishiba yönetimiyle asla işbirliği yapmayacağız” diye ekledi.
Sanseito lideri Sohei Kamiya, “En önemli önceliklerimiz vergi indirimleri ve proaktif maliye politikasıdır. … İkinci önceliğimiz ise göçmenlik meseleleridir. Yabancılar tarafından [Japonya’da] arazi ve şirket satın alınmasına ve yabancıların ucuz işgücü olarak kabul edilmesine ‘hayır’ dedik” ifadelerini kullandı.
Kamiya, Sanseito’nun iktidar koalisyonuyla konu bazında işbirliği yapıp yapmayacağını değerlendireceğini belirterek, partinin hedefinin bir sonraki alt meclis seçimlerinde 50 ila 60 sandalye kazanarak koalisyon hükümeti kurmak olduğunu ekledi.
Pazarlıklar başlıyor
Ishiba, ABD ile devam eden gümrük vergisi müzakerelerini gerekçe göstererek mevcut görevinde kalma niyetini açıkladı.
Ancak, Diet’in her iki meclisinde de çoğunluğa sahip olmayan iktidar koalisyonu, yasa tasarılarını ve bütçe tekliflerini tek başına geçiremeyecek; her politika girişimi için muhalefet partisinin işbirliğine ihtiyaç duyacak.
Ishiba için, iki ulusal seçimi üst üste kaybetmiş olması nedeniyle, kendi LDP üyelerinin desteğini arkasına almak zor olabilir. LDP milletvekilleri, onu parti liderliğinden istifa etmeye zorlayabilir ve bu da onun halefini belirlemek için bir yarış başlatabilir.
Bu arada Japonya’da muhalefet partileri, LDP liderliğindeki ittifaka rakip olabilecek bir ortaklık kurmak için çalışıyor.
Merkez sol CDP lideri ve eski başbakan Noda, “Muhalefet partileri, birlikte neler yapabileceğimizi kapsamlı bir şekilde tartışıyoruz… [ve] yapabileceklerimizin ayrıntılarını netleştirerek, bir sonraki yönetim için vizyonlar geliştirmek üzere samimi bir diyaloga gireceğiz” dedi.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Asya
Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.
Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.
Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.
Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.
Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.
ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.
Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.
Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.
Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.
Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.
Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.
Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.
Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.
Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.
Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.
“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.
“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.
Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı











