Asya
Çin-Orta Asya Zirvesi: “Pekin ilk kez güvenlik meselesine dahil oldu”

Çin-Orta Asya Zirvesi, 18-19 Mayıs tarihlerinde Çin’in Şensi eyaletinin başkenti Şian’da toplandı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in başkanlık ettiği zirveye, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım-Jomart Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadyr Japarov, Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev ve Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhammedov katıldı.
Bu buluşma, 31 yıl önce diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana Çin ile beş Orta Asya ülkesinin liderleri arasındaki ilk yüz yüze zirve oldu. Zirvenin dönüşümlü olarak toplanması kararı alındı, buna göre sonraki zirve 2025’te Kazakistan’da olacak. Ayrıca liderler, bu mekanizmanın Çin’de daimi bir sekretaryasının kurulması konusunda da anlaştılar.
“Dış güçlerin renkli devrimler düzenlemesine kararlılıkla karşı çıkacağız”
İlk gün görkemli bir açılış töreni ile başlayan Zirvenin ikinci günkü açılışında konuşan Xi Jinping, “Orta Asya ülkelerinin egemenliği, güvenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğü korunmalı, Orta Asya halkının bağımsız olarak seçtiği kalkınma yoluna saygı gösterilmeli, Orta Asya bölgesinin barış, uyum ve huzur için gösterdiği çabalar desteklenmelidir” dedi.
Xi ayrıca, Çin ile Orta Asya arasındaki stratejik güveni artırmak ve güvenlik bağlarını güçlendirmek için ortak çaba çağrısında bulundu, “Dış güçlerin bölge ülkelerinin iç işlerine karışmasına ve ‘renkli devrimler’ düzenlemesine kararlılıkla karşı çıkacağız, üç güce (terörizm, ayrılıkçılık ve dinci aşırılık) sıfır tolerans göstereceğiz ve bölgesel güvenlik ikilemini çözmek için çalışacağız” dedi.
Xi, Çin’in Orta Asya ülkelerinin “bölgesel güvenliği bağımsız bir şekilde sürdürmesi için” kolluk kuvvetlerinin güvenlik ve savunma yeteneklerini güçlendirmesine yardım etmeye istekli olduğunu söyledi ve Çin’in Afganistan’ın “barışçıl bir şekilde yeniden inşasını” destekleyeceğini de sözlerine ekledi.
Ticari ve ekonomik işbirliğini genişletme hedefi
Devlet haber ajansı Xinhua’ya göre Xi, Orta Asya ile ticari ve ekonomik işbirliğini genişletme sözü verdi ve Pekin’in diğer şeylerin yanı sıra bölgedeki bağlantıyı derinleştireceğini ve enerji işbirliğini genişleteceğini söyledi.
Orta Asya, “eşsiz coğrafi avantajı ile Asya ve Avrupa’da önemli bir ara bağlantı merkezi haline gelebilir” diyen Xi, Çin-Orta Asya doğalgaz boru hattının yanı sıra D Hattı doğal gaz boru hattının (Türkmenistan sınırından Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan topraklarından geçecek) inşasını hızlandırmayı ve bölge ile petrol ve gaz ticareti ölçeğini genişletmeyi umduğunu söyledi.
Çin-Avrupa Demiryolu inşasının hızlandırılacağı ve Çinli işletmelerin Orta Asya ülkelerinde denizaşırı depolar inşa etmeye teşvik edileceği kaydedildi.
Çin’le Orta Asya ülkeleri arasında sınır ötesi taşımacılığın ve lojistik ağının geliştirileceği, yüksek teknoloji ve yeşil kalkınma alanında ortak çalışma ve projeler geliştirileceği belirtildi.
“Medeniyetler arası diyaloğu güçlendirmemiz gerekiyor” diyen Xi, Orta Asya ülkelerini “Kültürel İpek Yolu” programına katılmaya davet etti. Xi, Orta Asya’da daha fazla geleneksel tıp merkezi ve kültür merkezleri kuracaklarını, öğrenci değişim programlarını ve üniversiteler arası etkileşimi artıracaklarını kaydetti.
Xi ayrıca, Çin’in Orta Asya ülkelerinin kalkınmasına yardımcı olmak için 26 milyar yuan (3,7 milyar ABD doları) mali destek sağlayacağını duyurdu.
Bu yıl aynı zamanda Xi’nin 2013 yılında Kazakistan’a yaptığı ziyarette önerdiği “İpek Yolu Ekonomik Kuşağı” girişiminin 10. yıl dönümü. Xi’nin Kuşak ve Yol Girişimi’ni başlatmasından bu yana geçen on yılda, Çin ile beş Orta Asya ülkesi arasındaki ticaret hızla arttı. Geçen yıl yüzde 40 artışla 70,2 milyar ABD dolarına ulaştı.
Pekin, Orta Asya’yı ticaret ve enerji güvenliğini genişletmek için kritik bir sınır olarak görüyor. Ayrıca bölge, Uygurların Çin ile Batı arasındaki en tartışmalı konulardan biri olduğu Sincan’da istikrarın sağlanması için de çok önemli görülüyor.
Üç başlık öne çıktı: Ticaret, güvenlik ve kültürel entegrasyon
Çin-Orta Asya Zirvesi’ni, toplantıdan çıkan sonuçları ve gelecek planlarını Astana Uluslararası Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Doçent Dr. Nurbek Isabay ile konuştuk.

“Orta Asya ülkeleri için büyük bir yeni sayfa açıldı” diyen Dr. Isabay, ABD’nin de 2015 yılında Orta Asya ülkeleri ile C5+1 adında böyle bir girişim kurduğunu hatırlattı, ancak Çin’le bu yeni formatın Orta Asya ülkeleri için çok önemli olduğunun altını çizdi.
Dr. Nurbek Isabay, Xi Jinping’in bugünkü konuşmasında 3 önemli noktaya vurgu yaptığı belirtti: Ticaret koridorlarının geliştirilmesi, güvenlik işbirliğinin sağlanması ve kültürel entegrasyon.
“İlk madde Çin için çok önemli. Ukrayna savaşından önce Rusya üzerinden Trans Sibirya Demiryolu kullanılıyordu. Ayrıca Pekin’den Avrupa’ya uzanan Kazakistan’dan geçen Orta Koridor ve Çin’den Hazar Denizi ve Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya uzanan Güney Koridoru mevcut. Bunun bir kolu da Özbekistan ve İran üzerinden Türkiye’ye oradan da Avrupa’ya çıkıyor.
Bir de Malakka Boğazı üzerinden işleyen deniz ticareti var, ancak Singapur üzerinden ABD orada hakimiyet kurmaya çalıştığı için Çin, Malakka’ya sıkışmadan ticaret yollarını çeşitlendirmeye önem veriyor. Rusya-Ukrayna savaşından önce işlek olan Trans Sibirya koridoru ise savaş sebebiyle sıkıntılı durumda. Dolayısıyla Çin, Orta Asya üzerinden Güney Koridorunu harekete geçirmeye çalışıyor.”
Zirvede, Çin’den Kırgızistan ve Özbekistan’a demiryolu inşası için anlaşıldığını bildiren Isabay, Kazakistan’la da Kurık limanı ve Hazar denizi üzerinden o altyapıyı geliştirme kararı alındığını söyledi. Ticaret koridorlarının geliştirilmesi konusunda önemli anlaşmalar sağlandığını kaydeden Dr. Isabay’a göre, bunlar Güney Koridorunu canlandırma stratejisinin bir parçası.
2015’te Çin’in Orta Asya ile ticaret hacmini 2030’a kadar 70 milyar dolara ulaştırma hedefi konulduğunu, geçen sene ise hedefe ulaşıldığını belirten Nurbek Isabay, bu verinin, ticaret hacminin nasıl dinamik ilerlediğini gösterdiğini vurguladı.
“Çin, Rusya’nın bıraktığı boşluğu dolduruyor”
“İkinci önemli konu güvenlik ve savunma. Xi Jinping, Orta Asya ülkelerinin egemenliğine bağımsızlığına ve iç işlerine karışılmaması gerektiğine dikkat çekti. Teröre karşı ortak mücadele mesajı verildi. Çin’in Orta Asya ülkelerinde renkli devrimlere karşı çıktığını vurguladı. Bence Xi Jinping burada iki tarafa da mesaj gönderdi. Hem Rusya’ya hem de Batı’ya. Eski Rusya Başbakanı Medvedev, geçen sene aralık ayında Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkeleri üzerinde Rusya adına hak iddia eden bir açıklama yaptı. Putin de 2015’te Kazakistan’da devlet geleneği olmadığını iddia eden bir konuşma yapmıştı. Rus milletvekili Fyodorov da daha önce kuzey Kazakistan’ın Rus toprakları olduğunu iddia eden bir konuşma yapmıştı. Dolayısıyla Xi Jinping’in konuşmasındaki renkli devrimlere imkan vermeme ve toprak bütünlüğünü koruma vurguları hem Rusya’ya mesaj vermektedir hem de ABD’ye ve Batı’ya mesaj vermektedir. Konuşma Kazakistan kamuoyunda böyle yorumlandı.”
Çin’in güvenlik ve savunma için Orta Asya ülkelerine geri ödemesiz 26 milyar yuan (3.7 milyar dolar) tesis edeceğini vurgulayan Doç Dr. Nurbek Isabay, Pekin’in daha önce ticaret dışında güvenlik alanına girmediğini ama Orta Asya konusunda bu alana dahil olduğunu belirterek, bunun bir ilk olduğunu kaydetti. Rusya’nın Ukrayna savaşı ile Orta Asya’da etkisinin zayıfladığını söyleyen Isabay, bu boşlukta Batı tarafından da girişilebilecek renkli devrimlerin önüne geçmek için Çin’in boşluk doldurduğu yorumunu yaptı. Isabay, “Çin, dış politikada geleneksel yöntemleri olan ticari ve kültürel alışverişe ağırlık vermekteydi, ancak ilk defa güvenlik ve savunma konusunda kendi tutumunu çok açık bir şekilde ortaya koydu” ifadesini kullandı.
“Çin kültürel anlamda Orta Asya’ya yabancıydı, bu açık kapatılıyor”
“Üçüncü konu kültürel işbirliği ve entegrasyon konusu. Çin’in en zayıf noktalarından biri Uygur bölgesi biliyorsunuz. Orda Kazaklar da yaşamaktadır. Resmi olarak 1 milyon 300 bine yakın kazak yaşamaktadır. Ayrıca Kırgızlar ve Özbekler de var o bölgede. Şimdiye kadar kültürel olarak Çin, Orta Asya ülkelerine dil, kültür, yaşam tarzı açısından yabancıydı. Ancak son yıllarda, özellikle de son 5 yılda kültür alanında Çin Orta Asya ülkelerine çok önem vermeye başladı. Çin üniversitelerinde burslu programlar açıldı. Bu Zirvede de öğrenci değişim programları anlaşmalarla geliştirildi. Kazakistan’ın en büyük üniversitesiyle Çin’in birkaç üniversitesi arasında anlaşmalar yapıldı.
Orta Asya’da Konfüçyüs enstitüleri etkili olmaya başladı. Öğrencilere ve araştırmacılara burslar sağlandı. Orta Asya’da 70’e yakın Konfüçyüs enstitüsü mevcut bildiğim kadarıyla. Bu enstitülerin çoğaltılması konusunda da bir anlaşma yapıldı. Kültürel entegrasyonun yoğunlaştırılması için devlet düzeyinde kararlar alındı. Yani Çin kültürel anlamda orta Asya’da yabancıydı, tanınmıyordu. Şimdi bu arayı kapatmak istiyor.”
“Mekanizma, Türkiye ile genişletilebilir”
Doç. Dr. Nurbek Isabay’a göre, bu mekanizma önümüzdeki dönemde başka ülkelerle genişleyebilir. Bu noktada özellikle Türkiye’ye işaret eden Isabay, “Güney Koridoru’nu geliştirmek Türkiye olmadan mümkün değil. Xi Jinping bu formatın daha sona başka ülkelerle de genişleyeceğini söyledi. Dolayısıyla Türkiye burada önemli” dedi. Isabay ayrıca, Azerbaycan, Gürcistan ve İran’ın da bu formata dahil olabileceğini belirtti.
Çin’in Orta Asya’da etkisinin artmasının Rusya açısından tartışıldığını kaydeden Isabay, Rus dumasından bu Zirveye olumlu baktıklarına dair resmi açıklamalar geldiğini belirtti. Isabay, “Rusya rahatsız olsa bile Batı ile olumsuz ilişkileri sebebiyle resmi anlamda açıkça bu rahatsızlığını dile getirmeyecektir” dedi
Asya
Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.
Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.
Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.
Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.
South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:
Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?
Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.
Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.
Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.
Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.
Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.
Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.
Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?
UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.
Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.
Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.
Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.
Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.
Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?
Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.
Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.
Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.
Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.
Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.
Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı












