Asya
2026 Asya Gündemi: Seçimler, diplomatik rekabet, zirveler

2025 Asya için, ABD’nin gümrük vergileriyle ticaretin büyük ölçüde aksadığı, Güney ve Güneydoğu Asya’da çatışmaların yaşandığı, Güney Kore ve Japonya’da iktidarların değiştiği, Çin’in Trump ile ticaret müzakereleri yürüttüğü bir yıl oldu.
2026’da ise Asya’yı bol seçimli, siyasi çalkantılı ve diplomatik zirveli bir yıl bekliyor. Nikkei Asia, Asya için öne çıkan gelişmeleri derledi:
OCAK
Japonya’da Abe suikastı kararı
Japonya’da bir bölge mahkemesi, 2022’de eski Başbakan Shinzo Abe’nin suikastı ile ilgili kararı 21 Ocak’ta açıklayacak. Bu dava, Abe dahil olmak üzere muhafazakar politikacılarla güçlü bağları olan bir tarikat olan Birleşme Kilisesi’nin faaliyetlerini gündeme getirdi. 45 yaşındaki katil zanlısı Testuya Yamagami ve ailesi, annesinin bu örgüte yaptığı büyük bağışlar nedeniyle maddi sıkıntılar yaşıyordu.
Myanmar seçimleri
Myanmar cuntasının Birlik Seçim Komisyonu, 28 Aralık’ta 102 ilçede gerçekleştirilen ilk aşamanın ardından, 11 Ocak’ta 100 ilçede genel seçimlerin ikinci aşamasını gerçekleştirecek. Üçüncü aşamanın ise 25 Ocak’ta yapılması bekleniyor. Ülke hala iç savaşın içinde ve siyasi belirsizlikle karşı karşıya olmasına rağmen seçimler gerçekleştiriliyor. Bölge ülkeleri, ordunun müttefiklerinin hakim olduğu sıkı bir parti sistemi içindeki şüpheli seçmen listeleri konusunda endişeli.
Vietnam Komünist Partisi kongresi
Vietnam Komünist Partisi üyeleri, ülkenin dört bir yanından Hanoi’de toplanarak partinin en büyük toplantısını gerçekleştirecek. Toplantıda, önümüzdeki beş yıl için ülkenin en üst düzey liderlerinin seçimi de yapılacak. Parti kongresi, Vietnam’ın son kırk yılın en kapsamlı reformlarını gerçekleştirdiği kritik bir dönemde düzenleniyor. Yeni liderler, ülkenin 2026’dan itibaren yıllık en az %10 ekonomik büyüme dahil olmak üzere iddialı hedeflerine ulaşıp ulaşamayacağını belirlemede kilit rol oynayacak.
ŞUBAT
Bangladeş seçimleri ve referandumu
12 Şubat’ta Bangladeş, Ağustos 2024’te Başbakan Şeyh Hasina’nın görevden alınmasından bu yana ilk seçimlerini ve Temmuz Şartı olarak bilinen reform paketi hakkında bir referandum düzenleyecek. Bangladeş Milliyetçi Partisi, fiili lideri Tarique Rahman’ın Londra’dan dönüşüyle ivme kazanarak seçimlerin favorisi olarak görülüyor. İslamcı Jamaat-e-Islami’nin ise ikinci sırada yer alması bekleniyor. 2024 ayaklanmasını yöneten öğrenciler tarafından kurulan Ulusal Vatandaş Partisi ise anketlerde geride kalıyor. Milliyetçi-İslamcı partiler Bangladeş’te güç kazanıyor.
Tayland seçimleri
8 Şubat’ta yapılacak genel seçimlerde Taylandlılar, alt meclisteki 500 milletvekili için oy kullanacak. Toplamın 400’ü ülke genelindeki seçim bölgelerinde seçilirken, kalan 100 sandalye her partiye verilen toplam oy sayısına göre dağıtılacak. Seçim Komisyonu, parlamentonun Nisan ayında yeni başbakanı seçmek için toplanmasından önce yaklaşık bir ay boyunca tüm milletvekillerini onaylayacak.
Laos seçimleri
Laoslular, iktidardaki Laos Halk Devrimci Partisi kongresi öncesinde 22 Şubat’ta sandık başına giderek Ulusal Meclis ve İl Halk Meclisleri temsilcilerini seçecek. Tokyo Üniversitesi profesörü Toshiro Nishizawa, kongrede liderlik geçişinin teknokratların ekonomiyi daha fazla yönlendirmesine yol açacağını öngörüyor.
MART
Nepal seçimleri
Nepal, 5 Mart’ta, eylül ayında şiddetli protestoların ülke geneline yayılması ve 76 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine, Batı tarafından “Z kuşağı” diye adlandırılan protestocuların o dönemki Başbakan K.P. Sharma Oli’nin seçilmiş hükümetini devirmesinden bu yana ilk parlamento seçimlerini gerçekleştirecek. Kasım ayı sonunda aday kayıtları kapandığında, Nepal Kongresi, CPN-UML ve Maoist Merkez dahil 100’den fazla siyasi parti adaylığını açıklamıştı.
Çin Ulusal Halk Kongresi
Çin, Komünist Parti liderlerinin ülkenin önümüzdeki beş yıllık ekonomik planını gözden geçirip onaylayacağı yıllık Ulusal Halk Kongresi’ni düzenleyecek. Plan, ekim ayında partinin önemli dördüncü genel kurulunda tartışıldı ve dünyanın ikinci büyük ekonomisi ABD ile uzun süreli bir süper güç rekabetine girerken, teknolojik yenilik ve kendi kendine yeterlilik konularına yoğun bir şekilde odaklanıldı.
NİSAN
Trump’ın Çin gezisi olasılığı
ABD Başkanı Donald Trump, nisan ayında Çin’i ziyaret etmeyi planladığını ve muhtemelen rakibi Xi Jinping ile iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden şekillendirebilecek bir dizi zirve toplantısı başlatacağını söyledi. İki lider, ekim ayı sonunda Güney Kore’de bir araya geldiklerinde ticaret ateşkesini kesinleştirdiler ve gümrük vergileri ve nadir toprak elementleri konusundaki gerilimi azalttılar, ancak birçok konu çözümlenmemiş kaldı.
Çin otomobil fuarı
Çin’in en önemli otomobil fuarı, en son araç teknolojilerini sergileyecek şekilde 24 Nisan’da Pekin’de açılacak. Çinli elektrikli araç üreticilerinin hızlı yükselişi, küresel endüstriyi bir dönüm noktasına getirdi. Organizatörün web sitesine göre, Auto China fuarı 380.000 metrekareye yayılacak ve 1.000’den fazla katılımcıya ev sahipliği yapacak.
MAYIS
Shangri-la Diyaloğu
Asya’nın en büyük savunma konferansı olan Shangri-la Diyaloğu, ABD-Çin rekabetinin arka planında bir kez daha düzenlenecek. Üst düzey askeri yetkililer ve güvenlik analistlerinin yıllık konferansa katılması beklenirken, dünyanın en büyük iki ekonomisinin savunma bakanlarının katılıp katılmayacağı merak konusu.
HAZİRAN
FIFA Dünya Kupası
11 Haziran’da, FIFA Dünya Kupası, ev sahibi ülkeler Meksika ve Güney Afrika’nın Meksiko’da karşılaşmasıyla başlayacak. ABD ve Kanada’nın da ev sahipliği yaptığı turnuvada, Asya-Pasifik ülkeleri Japonya, Güney Kore, Avustralya, Yeni Zelanda ve Özbekistan, ikonik altın kupayı kazanmak için mücadele edecek, ancak bu ülkeler arasında favori olarak gösterilen yok. Final maçı 19 Temmuz’da New Jersey’de oynanacak.
Güney Kore yerel seçimleri
Güney Koreliler, geleneksel olarak iktidar partisinin ilk dönem karnesi olarak görülen yerel seçimlerde, ülke genelinde belediye başkanları ve diğer belediye yöneticilerini seçecek. Seçimler, Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’un görevdeki ilk yılını doldurmasıyla gerçekleşecek. En çok ilgi çeken koltuk, nüfusun beşte birinin yaşadığı Seul belediye başkanlığı olacak. Konut ve istihdam yaratma gibi temel konular seçim öncesi tartışmaların ana gündem maddelerini oluşturacak gibi görünüyor.
Dalian’da “Yaz Davos”
Dünya Ekonomik Forumu, yıllık yaz toplantısını 23-25 Haziran tarihleri arasında Çin’in kuzeydoğusundaki Dalian kentinde gerçekleştirecek. Konferans, akademisyenleri, politikacıları, yöneticileri ve diğer kişileri bir araya getirerek güncel küresel konuları tartışacak.
TEMMUZ
Ankara’da NATO zirvesi
2025 yılında Lahey’de düzenlenen tarihi NATO zirvesinde müttefikler, 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılanın %5’ini savunmaya ayırmayı taahhüt ettikten sonra, transatlantik savunma paktı, Ukrayna, Orta Doğu ve Kafkasya’ya yakın stratejik bir konumda bulunan Ankara’da yıllık toplantısını düzenliyor. Bu, 2004 yılındaki toplantının ardından Türkiye’nin ikinci kez zirveye ev sahipliği yapması anlamına geliyor.
AĞUSTOS
Yeni J. League takviminin başlangıcı
32 sezonun ardından, Japonya’nın futbol J. Ligi takvimini değiştirerek Avrupa tarzı sonbahar-ilkbahar sezonuna geçiyor. Geçişin sorunsuz olması için, Ağustos-Mayıs sezonunun başlamasından önce Şubat-Mayıs ayları arasında bir mini lig düzenlenecek. Amaç, takvimi küresel transfer dönemlerine daha iyi uyumlu hale getirerek oyuncu değerlerini artırmak, ülkenin zorlu yaz aylarında oynanan maç sayısını azaltmak ve kıtasal yarışmalarla daha iyi senkronize olmaktır.
EYLÜL
Semicon Tayvan
Yılın en önemli teknoloji ve çip endüstrisi etkinliklerinden biri 2 Eylül’de Taipei’de başlıyor. Geçen yılki etkinlik, 100.000’den fazla ziyaretçi ve 1.200’den fazla katılımcıyla rekor kırdı. Semicon, düzenli olarak sektörün en büyük isimlerini çekiyor ve geçmişte Taiwan Semiconductor Manufacturing Co., Nvidia ve Infineon’un yöneticileri konuşmacı olarak yer aldı.
Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi
Çin liderliğindeki Şanghay İşbirliği Örgütü, bu kez Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te yıllık zirvesini gerçekleştirecek. Diğer Orta Asya ülkeleri ile Rusya, Hindistan, Pakistan ve İran’ı da içeren grubun bu toplantısının güvenlik odaklı olması bekleniyor.
EKİM
Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün net sıfır tartışmaları
Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Net Sıfır Çerçevesi, IMO üyeleri tarafından yılın başlarında geçici olarak kabul edilmesine rağmen, ABD’nin ortak muhalefeti karşısında Ekim 2025’teki toplantıda kabul edilmedi. Bunun yerine, küresel yakıt standardı ve deniz taşımacılığı emisyonları için fiyatlandırma mekanizmasından oluşan çerçeveye ilişkin oylamanın bir yıl ertelenmesi kararlaştırıldı. Sektör, küresel enerji kaynaklı karbondioksit emisyonlarının yaklaşık %2’sini oluşturmaktadır.
KASIM
Filipinler’de ASEAN Zirvesi
Elçiler ve liderler, Asya için en önemli zirvelerden biri olan ASEAN Zirvesi için Filipinler’de bir araya gelecek. Tüm gözler, grubun yeni başkanı olarak Manila’ya çevrilmiş durumda. Manila’nın görev süresi, derinleşen jeopolitik çatlaklar ve ekonomik zorluklar karşısında bloğun dayanıklılığını belirleyecek.
APEC toplantısı, Shenzhen
Çin, 18 ve 19 Kasım tarihlerinde Shenzhen’de Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği liderler toplantısına ev sahipliği yapacak. Toplantının temasını “Birlikte Refah İçinde Yaşamak için Asya-Pasifik Topluluğu Oluşturmak” olarak belirleyen Çin, ABD, Japonya, Tayvan ve diğer ülkelerle tırmanan gerilimin aksine bir tavır sergiliyor.
BM iklim konferansı, Türkiye
Birleşmiş Milletler’in yıllık iklim görüşmeleri Türkiye’nin Antalya kentinde yapılacak, ancak Ankara ve Canberra arasında ev sahipliği konusunda uzlaşma sağlanmasının ardından müzakerelerin başkanlığını Avustralya üstlenecek. 2025’te Brezilya’da düzenlenen konferansta petrol üreticisi ülkelerin muhalefeti nedeniyle fosil yakıtların aşamalı olarak kaldırılmasına yönelik bir yol haritası üzerinde anlaşma sağlanamamış, bu kez ilerleme kaydedilip kaydedilemeyeceği odak noktası olacak. Hindistan ve Çin’in Brezilya’da iklim sorunu haline getirilmesine katkıda bulunduğu ticaret konusu yine gündemde olacak.
Bangladeş, Nepal ve Laos en az gelişmiş ülke statüsünden çıkıyor
Birleşmiş Milletler kararının üzerinden beş yıl geçtikten sonra, Bangladeş, Nepal ve Laos 24 Kasım’da en az gelişmiş ülke statüsünden çıkmaya hazırlanıyor. Bu, ülkelerin ekonomik kalkınmasında bir dönüm noktası olacak. Ancak, bu kategoriden çıkmak ticaret dahil bazı avantajların kaybı anlamına geliyor ve Bangladeş’te bu statüden çıkmanın ertelenip ertelenmemesi konusunda tartışmalar bile yaşandı. Dakka, geçişi sorunsuz hale getirmek için şu anda ticaret anlaşmaları imzalamaya çalışıyor.
Tayvan yerel seçimleri
Tayvan’da seçmenler 28 Kasım’da belediye başkanları, belediye meclisi üyeleri ve diğer yetkililer için oy kullanacak. Tayvan lideri Lai Ching-te’nin Demokratik İlerleme Partisi, ana muhalefet partisi Kuomintang ve yeni lideri Cheng Li-wun ile mücadele ederken, yerel seçimler genel siyasi ivmenin yakından izlenecek bir göstergesi olacak.
ARALIK
Yeni Zelanda seçimleri
Yeni Zelanda, mevcut parlamentonun feshedilmesi veya görev süresinin dolmasının ardından seçimler düzenleyecek ve oy kullanma için son tarih 19 Aralık olacak. İktidar koalisyonunun baskın üyesi olan Ulusal Parti ile 2023’teki önceki seçimlerde yenilgiye uğrayan muhalefet partisi İşçi Partisi, şu anda anketlerde başa baş gidiyor.
G20 zirvesi
G20 zirvesi, 14 Aralık’tan itibaren iki gün boyunca Trump’ın Miami’deki golf tesisinde yapılacak. Asya ‘nın büyük güçleri Çin, Hindistan ve Japonya için önemli bir diplomatik platform oluşturacak olan bu etkinliğe, ABD başkanının davetiyle Kazakistan ve Özbekistan liderleri de katılacak.
Asya
Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.
Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.
Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.
ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.
Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.
Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.
BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.
Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.
ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.
Asya
Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?

Güney Kore ve ABD arasındaki anlaşmanın imzalanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçerken Washington’da rahatsızlık büyüyor.
Güney Kore’nin ABD Başkanı Donald Trump’la ABD’ye 350 milyar dolar yatırım yapma konusunda anlaşmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Ancak bugüne kadar henüz hiçbir yatırım için para taahhüdünde bulunulmadı. Bu durum Washington’da rahatsızlığı artırırken Seul’de de endişeye yol açıyor.
Güney Kore medyasında Teksas’ta doğalgazla çalışan bir elektrik santrali ve nükleer enerji santralleri de dahil olmak üzere çeşitli projelerin gündemde olduğuna ilişkin spekülasyonlar çıktı. Ancak Seul yönetimi bu iddiaları hızla yatıştırmaya çalıştı.
Seul bu hafta yaptığı açıklamada, “ABD yatırımları konusunda ne belirli yatırım alanları ve bunların açıklanacağı tarihler ne de ilk para transferinin miktarı ve zamanı kesinleşmiş durumda” dedi.
Konu hakkında bilgi sahibi bir ABD’li kaynak, Financial Times’a, Seul’ün “artık harekete geçmesi” gerektiğini, aksi halde Trump’ın sert tepki gösterme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bir başka kaynak ise yatırım sürecindeki gecikmelere ilişkin duyulan rahatsızlığın, Trump’ın geçen ay ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü kampanyaya yeterince destek vermediği gerekçesiyle Güney Kore’yi özellikle hedef almasının nedenlerinden biri olduğunu öne sürdü.
Washington merkezli danışmanlık şirketi The Asia Group’un ortağı Jennifer Lee, “ABD hükümeti içinde ciddi bir rahatsızlık birikiyor. Özellikle de Kore’nin kaydettiği ilerleme, Japonya’nın peş peşe açıkladığı yatırım paketleriyle kıyaslandığında yavaş görünüyor” dedi.
Taahhüt, geçen yıl Trump’ın Güney Kore mallarına uygulamakla tehdit ettiği yüzde 25’lik tarifeleri yüzde 15’e düşürmesini öngören anlaşmanın bir parçasıydı. Seul ayrıca gemi inşasına 150 milyar dolar, stratejik sektörlere ise 200 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Yıllık yatırım tutarı 20 milyar dolarla sınırlandırıldı.
Japonya da benzer bir anlaşma kapsamında ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Ancak Japonya için yıllık bir üst sınır bulunmuyor ve Tokyo daha hızlı hareket etti. Japonya, Ohio’da 33 milyar dolarlık doğalgaz santrali ile Tennessee ve Alabama’da toplam 40 milyar dolara kadar çıkabilecek küçük modüler nükleer reaktör projeleri dahil çeşitli yatırımlar açıkladı.
Trump bu tür yatırım taahhütlerini son derece işlemsel bir çerçevede ele aldı. Daha önce Güney Kore’nin 350 milyar dolarlık taahhüdünü “peşin” ödenecek para olarak tanımlamıştı. Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ise Japonya’yla yapılan anlaşmayı “esas itibarıyla açık çek” olarak nitelemişti.
Başkan Lee Jae Myung, geçen kasım ayında anlaşmayı Güney Kore kamuoyuna anlatırken yatırımların “yalnızca ticari olarak uygulanabilir projelere” yapılacağını söylemişti.
Kore Ulusal Diplomasi Akademisi Profesörü Min Jeong-hun da projelerin ekonomik açıdan mantıklı olmadığı durumda şirketlerin yatırım yapmayacağını söyledi.
“Yapmazlar. Kore’nin temkinli davranmaktan başka seçeneği yok” diyen Min, “Başkan Trump hızlı ilerleme görmek istiyor. Tarafların pozisyonları farklı” ifadelerini kullandı.
Koreli şirketler ayrıca geçen eylülde ABD göçmenlik yetkililerinin Georgia’daki Hyundai-LG Energy Solution batarya fabrikasına düzenlediği baskından da ciddi şekilde rahatsız olmuştu. Olayın hemen ardından Başkan Lee, bunun Koreli şirketleri ABD’de yatırım yapmak konusunda “son derece tereddütlü” hale getirebileceği uyarısında bulunmuştu.
The Asia Group’tan Lee de iki hükümet arasında neyin üzerinde anlaşmaya varıldığı konusunda “gerçek bir yorum farkı” bulunduğunu kabul etti. Washington’ın tek tek projelerde daha büyük çaplı yatırımlar ve projelerin seçiminde daha fazla söz hakkı istediğini belirtti.
Washington ayrıca Samsung Electronics ve SK Hynix’in ABD’de gelişmiş bellek çipi üretimine yatırım yapması yönünde baskı uyguluyor. Ancak sektörün stratejik önemi ve çip üreticilerinin Güney Kore’de halihazırda üstlendikleri büyük yatırım taahhütleri nedeniyle bu talepler Seul açısından son derece hassas.
Buna karşılık gemi inşa sektörü, Seul’ün elinde belli ölçüde pazarlık gücü bulunan alanlardan biri.
ABD, küresel ticari gemi tonajının yalnızca yüzde 0,2’sini üretirken Güney Kore, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci gemi üreticisi konumunda. Trump’ın ABD gemi inşa sektörünü canlandırma planları da Kore teknolojisinin ve uzmanlığının Amerikan tersanelerine taşınmasını öngörüyor.
King’s College London’dan Ramón Pacheco Pardo, “Benim izlenimim, Trump’ın müttefiklerle ilişkilerinde benimsediği işlemsel yaklaşımın bir zaferi olarak sunabileceği büyük ölçekli yatırımlar görmek istediği yönünde” dedi.
Bazı uzmanlar ise Seul’ün bekleyerek kendi işini daha da zorlaştırdığını savunuyor.
Korea Economic Institute of America’dan Troy Stangarone, “Kore’nin ilk yatırım projesini açıklaması kritik önem taşıyor” dedi.
Stangarone, “Kore geciktikçe yönetimde, Güney Kore’nin taahhüdünden sıyrılmaya çalıştığı yönünde bir algı oluşması riski artıyor” ifadelerini kullandı.
Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri de baskıyı artırabilir.
Ewha Womans Üniversitesi Profesörü Park Won Gon, “Trump açısından bakıldığında, ABD’de yatırımların gerçekleşmesi gerekiyor ki bunu seçim kampanyasında kullanabilsin” dedi.
Yatırım anlaşmazlığı, ABD-Güney Kore ilişkilerinin başka boyutlarıyla da iç içe geçmiş durumda.
Trump 16 Ağustos’ta, Kuzey Kore’yi caydırmayı amaçlayan yıllık Ulchi Freedom Shield askeri tatbikatının kapsamının daraltılması talimatını verdi. Ertesi gün ABD Başkanı, “Sizi Kim Jong Un’dan korumak için orada 39 bin askerimiz var… ve siz İran’daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyeceksiniz. Bu garip” dedi.
Bununla birlikte ABD, Güney Kore ve Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği beş günlük ayrı bir askeri tatbikat bu hafta planlandığı şekilde başladı. Tatbikatın kapsamı veya süresinde herhangi bir değişiklik yapıldığı bildirilmedi.
Seul, İran konusunda ABD’ye nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini söylüyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü, Güney Kore’nin Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara katılmasının “ciddi sonuçları” olabileceği uyarısında bulundu.
Stangarone ise Hürmüz’de olası bir angajmanın Güney Kore’ye yatırım konusunda herhangi bir avantaj sağlamayabileceği görüşünde.
“Bir konuşlanma açıklamasının Kore’ye yatırım meselesinde herhangi bir esneklik sağlayacağını düşünmüyorum” diyen Stangarone, “Bu, kazanımlarını azamiye çıkarmaya çalışan bir [ABD] yönetimi” ifadelerini kullandı.
Pacheco Pardo’ya göre Trump, ilave baskı aracı olarak Washington’ın geçen yıl Seul’ün nükleer enerjili denizaltı edinme planlarını destekleme yönündeki anlaşmasından da “geri adım atabilir” ya da Kore’deki Amerikan askerlerini çekmekle tehdit edebilir.
Pacheco Pardo, ABD-Güney Kore ittifakının “temellerinin” güçlü olduğunu söylese de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Trump’ın müttefiklere ilişkin görüşleri dikkate alındığında, Trump görevde kaldığı sürece ilişkiler çalkantılı olmaya devam edecek.”
Asya
İran ile Çin arasında milyarlarca dolarlık gizli ticaret ağı

İran, petrol gelirlerini doğrudan nakit almak yerine Çin’den ithal ettiği malların finansmanında kullanarak milyarlarca dolarlık yaptırımları aşıyor. Reuters ajansının haberine göre gizli takas mekanizması üzerinden son bir yılda 2,5 milyar dolarlık işlem gerçekleşirken, bu kaynaklarla ilaç ve araçların yanı sıra askeri teçhizat da temin edildi.
İran, petrol satışlarına yönelik yaptırımları aşmak ve Çin’den askeri teçhizat dahil milyarlarca dolarlık ürün satın almak için takas benzeri gizli bir ticaret mekanizması işletiyor.
Reuters ajansına konuşan iki üst düzey İranlı yetkili ve konuyu yakından izleyen üç kaynak, Tahran yönetiminin Çin’e sattığı petrol karşılığında nakit yerine bu ülkeden ithal edilen mallar için kredi aldığını aktardı.
Adlarının gizli kalmasını isteyen kaynaklar, petrol gelirlerini Çin mallarıyla takas eden bu yöntemin, nükleer programı nedeniyle ABD’nin ekonomik ve askeri baskısını artırdığı son dönemde Tahran yönetimine doğrudan mali can damarı sağladığını vurguluyor.
Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı konumundaki Çin ise bu sayede indirimli İran petrolüne erişmeyi sürdürürken, bu ülkeye ihracat yapan bankalarını ve şirketlerini uluslararası ceza riskinden koruyor.
Washington yönetimi, İran petrolünün taşınmasını sağlayan bazı küçük ölçekli Çinli kuruluşlara yaptırım uygulasa da, küresel ekonomiyi sarsabilecek kapsamlı adımlardan kaçınıyor.
İki ülke arasındaki savaş sürerken Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya çalışan ABD, baskının dozunu artırdı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent geçen ay yaptığı açıklamada, Tahran ile ticari ilişkilerini kesmeyen ülkelerin dolar sisteminden çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalacağını belirtmişti.
Altı aydır süren savaş kapsamında ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukasının bu takas mekanizmasını nasıl etkilediği henüz netleşmedi.
Fakat 14 Temmuz’da ablukanın yeniden yürürlüğe konmasından bu yana Hürmüz Boğazı’ndan geçerek Çin’e ulaşan hiçbir İran petrol sevkiyatı kayıtlara geçmedi.
Batı’nın tek taraflı yaptırımlarını yasa dışı olarak niteleyen Pekin ve Tahran ise ticareti nasıl sürdürdüklerini kamuoyuna açıklamaktan kaçınıyor.
Kaynaklar, Tahran’ın bu sistemi ilaç, araç ve iletişim ekipmanı temin etmek amacıyla devreye soktuğunu aktarıyor. Çinli üreticilerin İran ile doğrudan temas kurmadığı ve yaptırımları deldiklerine dair bir işaret olmadığı belirtiliyor.
Öte yandan mekanizma, geçtiğimiz yıl İran’a milyonlarca dolar değerinde hava savunma ekipmanı sağlayan sözleşmeler kapsamında da en az bir kez kullanıldı. Kaynaklar söz konusu sevkiyatlara dair ayrıntı vermezken, işlemler bağımsız mercilerce doğrulanmadı.
Birleşmiş Milletler’in konvansiyonel silah ambargosu, İran ile küresel güçler arasında 2015’te imzalanan nükleer anlaşmanın çökmesi üzerine Eylül 2025’te diğer yaptırımlarla birlikte yeniden devreye girdi.
Tahran anlaşma hükümlerinden çekilmiş, Avrupalı ülkelerin yaptırımları otomatik olarak geri getirmesini ise Pekin ile Tahran hukuken sakat bir adım olarak tanımlamıştı.
Çin Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın sorularına verdiği yanıtta söz konusu ticaret yapısından haberdar olmadığını belirtti.
Pekin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi onayı taşımayan ve uluslararası hukuka dayanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı durduğunu bildirdi.
İran’ın New York ve Cenevre’deki diplomatik temsilcilikleri ise sorulara sessiz kaldı. Beyaz Saray adına konuşan bir ABD yetkilisi, Tahran’ın nükleer hedeflerine ulaşmasını engellemek için AB dahil uluslararası ortaklarla çalıştıklarını söylemekle yetindi.
Kpler veri analiz şirketine göre, 2025 yılında İran’ın ihraç ettiği ham petrolün yüzde 80’den fazlasını Çin satın aldı. Bu oran günde ortalama 1,4 milyon varile denk geliyor.
İki ülke 2021 yılında enerji ve altyapı alanlarını kapsayan 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzalasa da işbirliğinin uygulama detayları büyük ölçüde gizli tutuluyor.
Söz konusu model, İran’ın uluslararası bankacılık kanallarına uğramadan Çin’den mal ve hizmet temin ettiği ağlardan yalnızca birini oluşturuyor.
Batılı bir yetkili ve konuyu izleyen diğer iki kişi, devlete ait Çinli petrol şirketi Zhuhai Zhenrong adına hareket eden bir alıcının, Çin merkezli ChuXin adlı gölge bir finans kuruluşuna bu yıla kadar her ay yüz milyonlarca dolar yatırdığını aktardı.
Bu mevduatların, İran Ulusal Petrol Şirketi (NIOC) ile bağlantılı Hong Kong merkezli bir şirketten alınan petrolün bedelini oluşturduğu belirtiliyor.
ChuXin üzerinden aktarılan petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’i İran’daki altyapı projelerine ayrılıyor. Kalan kısım ise İran’a mal sağlayan şirketlere ödeme yapmak üzere kurulan özel amaçlı şirketin (SPV) hesaplarına aktarılıyor.
İran’ın karar alma merkezine yakın kaynaklar, bu finansal mekanizmanın varlığını doğruluyor.
Fonların yönetimini Çin Ticaret Bakanlığı adına hareket eden bir firma ile İran Merkez Bankası ile bağlantılı diğer bir kuruluş paylaşıyor. İran Merkez Bankası ithalatçılara yetki verdiğinde, para transferi tedarikçi firmalara yönlendiriliyor. Resmi kayıtlarda ChuXin adına rastlanmazken, bir kaynak yapının yalnızca muhasebe tablolarında yaşam bulduğunu kaydetti.
Exeter Üniversitesi’nden uluslararası politika uzmanı Andrea Ghiselli, Pekin’in bu dolaylı ağları ABD’nin ikincil yaptırım tehditlerine boyun eğmeyeceğini göstermek için kullandığını ifade etti.
Ghiselli, Çinli liderlerin kendi bankalarını ve firmalarını küresel finansal sistemin dışına itilmekten korumayı amaçladığına dikkat çekerek, “İnkar edilebilir bir zemin oluşturmak istiyorlar” dedi.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa3 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek









