Avrupa
Andy Burnham, Keir Starmer’ı koltuğundan etmeye bir adım daha attı

Andy Burnham, cuma günü Makerfield ara seçimlerini kazanarak Britanya’nın bir sonraki başbakanı olma yolunda önemli bir engeli aştı.
İşçi Partisi’nden Burnham, bu özel seçimde en yakın rakibi Reform UK’den Robert Kenyon’u 9.000’den fazla oy farkıyla rahat bir şekilde geride bıraktı.
Bu zafer, İngiliz halkıyla bağ kurmakta zorlanan Başbakan Keir Starmer’ı görevden almayı şimdiden düşünen İşçi Partisi milletvekilleri nezdinde Burnham’ın konumunu önemli ölçüde güçlendirecek.
Burnham artık parlamentoda bir koltuğa sahip olacak ve buradan İşçi Partisi liderlik yarışını başlatarak Starmer’a doğrudan meydan okuyabilecek.
Cuma sabahı erken saatlerde yaptığı zafer konuşmasında partisine, “değişmek için son şans” ile karşı karşıya olduğunu söyledi:
“Herkes siyasetin işlevsiz olduğunu biliyor, herkes ülkenin olması gereken yerde olmadığını hissediyor. Bu gece, belki de, sadece belki de, bir dönüm noktası olabilir.”
Burnham şunları ekledi:
“Bundan böyle, bunun gerçekleşmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım; Makerfield isminin, bu ülkenin ihtiyaç duyduğu değişimi gerçekleştirmek ve kaybettiğimiz bir şeyi geri getirmekle sonsuza dek özdeşleşmesini sağlayacağım: Umut.”
Burnham’ın zaferi ilan edildikten birkaç saat sonra Starmer, sosyal medyada bir tebrik mesajı paylaştı.
Başbakan, şimdilik Burnham’ın sadece arka sıralardaki bir milletvekili olduğunu vurgulayarak, “Tebrikler, @AndyBurnhamGM, İşçi Partisi’nin Makerfield’daki yeni milletvekili,” diye yazdı.
Dokuz yıl önce Manchester belediye başkanlığı görevini üstlenmek için Westminster’dan ayrılan eski bakan Burnham, Starmer’ın solunda konumlanıyor, fakat siyasi programı belirsizliğini koruyor.
Starmer, 2024’teki ezici zaferinden bu yana anketlerde zorlanıyor ama Burnham’ın her türlü meydan okumasına karşı mücadele edeceğini vurguluyor.
Görevdeki başbakanın kabinesi, istifasını hızlandırmak amacıyla ona karşı harekete geçebileceğine dair işaretler açısından artık yakından izlenecek.
Reform UK ulusal anketlerde birinci sırada yer alsa da, partinin Makerfield’da aldığı ağır darbe, Nigel Farage’ın İngiltere’yi yönetme planları için bir gerileme anlamına geliyor.
Trump’ın müttefiki olan parti kendi sağında, daha küçük ölçekli Restore Britain partisinden gelen bir meydan okumayla karşı karşıya kaldı.
Sonuç olarak Burnham, son yıllarda İşçi Partisi için elverişsiz görülen bir seçim bölgesinde her iki sağcı partinin toplam oylarını geride bıraktı ki bu zafer, başbakanlık koltuğu için yürüttüğü kampanyaya ivme kazandıracaktır.
Burnham’ın Starmer’a karşı beklenen meydan okumasının zamanlaması hâlâ belirsiz olsa da, önemli bir müttefiki olan Louise Haigh bu sabah yaptığı açıklamada, Starmer’ın görevden ayrılma sürecinde “düzenli ve kontrollü” bir geçişi tercih etmesini umduğunu söyledi.
Haigh, BBC’ye verdiği demeçte, Burnham’ın ara seçimlerin “hemen ardından” başbakana meydan okumayacağını, bunun yerine Starmer ile görüşeceğini belirtti.
Fakat Haigh, “herhangi bir süreci uzatmanın” İşçi Partisi ve Starmer’ın liderlik ettiği hükümet için zor olacağı konusunda uyarıda bulundu.
Makerfield’daki katılım oranı yüzde 58,75 olarak gerçekleşti; bu oran, 2024 genel seçimlerindeki yüzde 52,5’e kıyasla artış gösterdi ve İngiliz siyasi takviminde genellikle çok daha önemsiz olaylar olan ara seçimlerdeki eğilime ters düştü.
Bu arada, milletvekillerinin seçilmiş bölgesel belediye başkanı olarak görev yapmaları yasak olduğu için, Burnham’ın yerine belediye başkanı seçmek üzere Greater Manchester’da yeni bir ara seçim yapılacak.
Avrupa
Fransa’da veri sızıntısı skandalı: Bakan özür diledi

Fransa Kamu Hesaplarından Sorumlu Bakanı David Amiel, vergi idaresine düzenlenen siber saldırı sonucu yüz binlerce kişinin verilerinin çalınması nedeniyle yetkililer adına yurttaşlardan özür diledi. Saldırıda yaklaşık 700 bin gerçek ve tüzel kişinin verilerinin ele geçirildiğini belirten Amiel, mağdurlara e-posta yoluyla bildirim yapılacağını duyurdu.
Fransa Kamu Hesaplarından Sorumlu Bakanı David Amiel, ülkenin vergi dairesine yönelik siber saldırı sonucu yüz binlerce kişinin verilerinin çalınmasının ardından yetkililer adına yurttaşlardan özür diledi.
TV1 info medya grubunun aktardığı habere göre Amiel, “Özür dilemek istiyorum çünkü yaşananlar Fransızlar için katlanılmaz bir durum” dedi.
Vergi sistemine yapılan yetkisiz erişim nedeniyle yaklaşık 700 bin gerçek ve tüzel kişinin kişisel verileri çalındı. Bakan Amiel, bu durumun münferit bir hadise olmadığını da vurguladı.
Siber saldırının ardından yetkililer, sızıntının nedenlerini açığa çıkarma taahhüdünde bulundu.
Amiel, saldırıdan etkilenen herkesin e-posta yoluyla bilgilendirileceğini duyurdu.
Bilgilendirme iletilerinin gönderimine 17 Ağustos Pazartesi günü başlandığı ve sürecin bir hafta boyunca devam edeceği kaydedildi.
Devletin dış siber tehditlere karşı koruma tedbirlerini hızlandırması gerektiğine işaret eden Amiel, yapay zekanın hızlı gelişiminin siber saldırı risklerini daha da artırdığını ve kamu otoritelerinin daha hızlı tepki vermesini zorunlu kıldığını ifade etti.
Fransa Vergi Genel Müdürlüğü (DGFiP), 14 Ağustos’ta yaptığı açıklamada haziran sonu ile temmuz sonunda gerçekleşen iki yetkisiz erişim vakasını doğruladı.
Kurum, en az 678 bin gerçek ve tüzel kişiye ait veriler ile tapu kadastro arşivlerindeki yaklaşık 200 bin kullanıcı hesabının çalındığını bildirdi.
Fransa vergi idaresinden veri hırsızlığını gerçekleştiren ZeroBytes adlı hacker grubu ise ele geçirdiği bilgileri sattığını öne sürdü.
Öte yandan, 9 Haziran’da kamu görevlilerinin kullanımına yönelik Fransız devlet mesajlaşma uygulaması Tchap da bir siber saldırıya uğramış ve 73 binden fazla kullanıcı hesabına ait veriler sızmıştı.
Ancak yetkililer, saldırganların ele geçirdiği verilerin kesin kapsamını henüz teyit etmedi.
Avrupa
Alman milletvekilleri, Ben-Gvir’e yaptırım çağrısında bulundu

Almanya’daki iktidar koalisyonuna mensup milletvekilleri, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in Gazze’de her gece hedefli suikastlar yapılması çağrısında bulunmasının ardından yaptırım uygulamaya çağırıyor.
Aşırı sağcı Yahudi Gücü Partisi’nin lideri Ben-Gvir, geçen cumartesi yayınlanan bir podcast bölümünde, “Bence Gazze’de hedefli suikastlar düzenlenmeli, her gece 30, 40 [kişi] ortadan kaldırılmalı. Sadece acil tehdit oluşturanlar değil. Hayır, orada yaşamaya layık olmayan insanlar var. Yaşamamalılar. Onlar insan bile değil,” demişti.
Bu açıklamalar, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in partisi CDU’dan olağanüstü sert bir tepki gördü.
Hıristiyan Demokrat Birliği/Hıristiyan Sosyal Birliği (CDU/CSU) parlamento grubunun dış politika sözcüsü Jürgen Hardt, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Ben-Gvir’in insanlık dışı sözleri ancak kınanabilir. AB, insan onurunun ve insan haklarının evrensel geçerliliğinin bir göstergesi olarak ona yaptırım uygulamalıdır,” dedi.
Hardt daha da ileri giderek, Ben-Gvir veya aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in yer almadığı bir İsrail hükümetinin Avrupa ile İsrail’i birbirine yaklaştıracağına inandığını belirtti.
Sosyal Demokratlar (SPD) da benzer bir tavır sergiledi. Partinin dış politika sözcüsü Adis Ahmetović, iki bakanın son açıklamalarından çok önce uluslararası kamuoyunu şok ettiklerini belirterek, Alman hükümetini her ikisine karşı yaptırımları desteklemeye çağırdı.
Sol Parti’den Dietmar Bartsch, Ben-Gvir’in sözlerini “son derece insanlık dışı” olarak nitelendirdi ve Berlin ile Brüksel’i, ülkeye giriş yasağı da dahil olmak üzere yaptırımları değerlendirmeye çağırdı.
Almanya için Alternatif (AfD) dış politika sözcüsü Markus Frohnmaier de acil bir tehdit oluşturmayan kişilerin ayrım gözetmeksizin öldürülmesi çağrısının “açık bir sınırı” aştığını söyledi.
Yeşiller milletvekili Marlene Schönberger, Ben-Gvir’i “aşırı sağcı” olarak nitelendirdi ve yorumlarının “son derece insanlık dışı” olduğunu belirterek, bunların İsrail’in kendisini ve vatandaşlarını savunma hakkıyla “hiçbir şekilde” ilgisi olmadığını ekledi.
Bu açıklamalar, Berlin’de önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Almanya, haziran ayında Ben-Gvir’e yönelik yaptırım önerileri ve daha geçen ay Batı Şeria’daki yasadışı İsrail yerleşim yerleriyle ticarete getirilen kısıtlamalar dahil olmak üzere, İsrail’i hedef alan AB önlemlerine defalarca karşı çıkmıştı.
AB yaptırımları oybirliği gerektirdiğinden, bloğun harekete geçip geçemeyeceği konusunda Berlin’in önemli bir etkisi bulunuyor.
Merz hükümeti henüz milletvekillerinin izinden gitmedi. Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü bir tavır almayı reddederken, hükümet içindeki bazı kesimler, 27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimlerinden sadece birkaç hafta önce Ben-Gvir’e yaptırım uygulanmasının onun işine yarayabileceğinden endişe duyuyor.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, 1 ve 2 Eylül tarihlerinde İrlanda’da AB’li mevkidaşlarıyla bir araya gelecek.
Bu görüşmelerde Ben-Gvir’in açıklamaları ve Gazze’deki savaşın gündemi domine etmesi muhtemel.
Avrupa
Burnham: Moskova’nın tehditleri Kiev’e desteğimizi değiştirmeyecek

Andy Burnham, Rusya’nın İngiliz yapımı insansız hava araçlarının saldırılarının ardından misilleme tehdidinde bulunmasının ardından, Birleşik Krallık’ın “Ukrayna’yı %100 desteklemeye” devam edeceğini söyledi.
Rusya’nın Birleşik Krallık Büyükelçiliği pazartesi günü yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın Ukrayna çatışmasını kasten tırmandırdığını ve bu çatışmaya ne kadar derinlemesine dahil olursa, “ödeyeceği bedelin o kadar yüksek olacağını” belirtti.
Salı günü Wolverhampton’a yaptığı ziyaret sırasında Moskova’nın tehdidine ilişkin tepkisi sorulan Burnham, şunları söyledi:
“Bu, Birleşik Krallık’ın uzun süredir yapacağını söylediği şeyi yapmasıdır; yani Vladimir Putin’in önderlik ettiği bu yasadışı savaşa karşı Ukrayna’yı yüzde 100 desteklemektir. Ukrayna’nın kendini savunabilmesi için destek sağlıyoruz ve bu, önceki başbakanlar tarafından da bu çatışma boyunca Birleşik Krallık’ın tutumu olmuştur. Benim için de durum aynıdır. Biz sadece iyi gün dostu değiliz. Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu anda yanında olacağız ve bu değişmeyecek.”
İngiliz şirketleri tarafından üretilen insansız hava araçlarının kullanımı, Ukrayna’nın “derin vuruş” kampanyasının bir parçası.
Fakat Ukrayna’nın Rusya’da İngiliz yapımı teçhizat kullanması ilk kez olmuyor; ülke uzun süredir Storm Shadow füzelerini kullanıyor.
Kiev, bu yıl saldırılarını yoğunlaştırdı; uzun menzilli füzeler ve insansız hava aracı sürüleri, giderek artan bir şekilde Rusya’nın askeri sanayi tesislerini ve enerji tesislerini hedef alıyor.
Ayrıca, Rusya’nın en büyük çevrimiçi perakendecisi Wildberries’in büyük depolarını da vurdu. Bu saldırılar, milyarlarca pound değerindeki malların yanmasına neden oldu.
Rusya’nın Birleşik Krallık Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, haberlerin “Londra’nın Ukrayna krizini kasıtlı olarak tırmandırmayı tercih ettiğini” doğruladığını belirterek, İngiltere’yi “Rusya’yı çevreleyip vekiller aracılığıyla ona azami zarar vermeye çalışmakla” suçladı.
Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı sözcüsü ise şunları söyledi:
“İngiltere, Ukrayna ile omuz omuza duruyor ve Putin’in yasadışı işgaline karşı Ukrayna’nın kendini savunması için ihtiyaç duyduğu teçhizatı sağlamaya kararlıyız. Rusya, bu hükümetin Ukrayna’da ve Birleşik Krallık ile müttefiklerimize yönelik Rus saldırganlığına karşı durma kararlılığından hiç şüphe duymamalıdır.”
Rusya’nın iç kesimlerine defalarca yapılan saldırılar, Moskova’yı hava savunma sistemlerini daha geniş bir alana yaymaya zorladı.
Rusya Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, 19 Rus bölgesi ile Karadeniz, Azak Denizi ve Kırım üzerinde 598 Ukrayna insansız hava aracını düşürdüğünü belirtti.
Yetkililer pazartesi günü, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik uzun menzilli saldırılarında gece boyunca yedi kişinin öldüğünü, Rus güçlerinin saldırıları sonucu ise Ukrayna’da beş sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bölge valisinin açıklamasına göre, salı günü Rusya’nın füze saldırıları, Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Harkov bölgesindeki bir köyde 10 kişinin ölümüne ve sekiz kişinin yaralanmasına neden oldu.
Fire Point firmasının ürettiği Flamingo seyir füzesi ve FP-1 uzun menzilli sabit kanatlı insansız hava aracı dahil olmak üzere, büyük ölçüde yerli teknolojilerin hızlı gelişimi, Ukrayna’nın sınırından 1.500 mil (2.400 km) uzaklıktaki depoları, petrol rafinerilerini, limanları ve askeri tesisleri bombalamasına olanak sağladı.
Ukrayna, Moskova’nın sıkça kullandığı yüksek hızlı balistik füzelere sahip olmasa da, büyük insansız hava araçları ve seyir füzeleri kullanarak artık savaşın başından beri Rusya’nın sahip olduğu derin vuruş kabiliyetine neredeyse denk bir seviyeye ulaşabilmiştir.
Aynı zamanda, her iki tarafın hava savunma sistemleri de neredeyse tükenme noktasına gelmiş durumda; bu durum sivil kayıpların artmasına yol açarken, çatışmanın doğrudan cephe hatlarının ötesindeki etkisinin kış aylarında daha da artacağına dair endişeleri de beraberinde getiriyor.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak












