Avrupa
Burnham: Partimizin Gazze’ye ilk tepkisi yanlıştı

Andy Burnham, İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtına İşçi Partisi’nin ilk tepkisi nedeniyle özür diledi.
Birleşik Krallık’ın müstakbel başbakanı, partinin “doğru bir tutum sergilemediğini” belirterek, kendi liderliği altında daha iyi bir performans göstermesi gerektiğini söyledi.
Bu ayın sonlarında başbakan olması beklenen Burnham, 2023 yılının Ekim ayı sonuna kadar Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan birkaç İşçi Partili liderden biriydi.
Bu tutumu, o dönemde görevden ayrılan Başbakan Keir Starmer ile arasında bir anlaşmazlığa yol açmıştı.
Burnham sosyal medyada, “Gazze’ye yönelik muameleye ilişkin İşçi Partisi’nin ilk tepkisi büyük bir acıya neden oldu. Yanlış bir tutum sergiledik ve bunun için özür dilerim,” diye yazdı.
Makerfield Milletvekili, bir video mesajında 7 Ekim’deki Aksa Tufanı operasyonunu ve Birleşik Krallık’taki “antisemitik saldırıları” kınadığını da yineledi.
Çatışmanın ilk haftalarında Starmer, yardımların Gazze halkına ulaşmasını sağlamak için insani molaları desteklemiş ama ateşkes çağrısında bulunmaktan kaçınmıştı.
Burnham, video mesajında şöyle devam etti:
“İsrail’in Gazze’deki askeri harekatının başlangıcında partimin doğru bir tutum sergilemediğini düşünen birçok kişi olduğunu biliyorum ve bunun için üzgünüm. Tepkilerimiz çoğu zaman yeterince iyi olmadı. Daha iyisini yapmalıyız. Birleşik Krallık ateşkes çağrısında bulunmakta çok geç kaldı.“
Çatışmanın ilk haftalarında Starmer, 11 Ekim’de LBC’ye verdiği bir röportajda da eleştirilere maruz kalmıştı.
Röportajda kendisine, İsrail’in Gazze’ye elektrik ve su tedarikini kesmesinin ”uygun” olup olmadığı sorulmuş ve Starmer şu cevabı vermişti:
“Bence İsrail’in bu hakkı var. Elbette her şey uluslararası hukuk çerçevesinde yapılmalı fakat İsrail’in kendini savunma hakkına sahip olduğu temel ilkelerden uzaklaşmak istemiyorum.”
İşçi Partisi liderinin bir sözcüsü daha sonra, Starmer’ın yalnızca “İsrail’in genel bir meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu” söylemek istediğini belirtmişti.
Şubat 2024’te, İşçi Partisi, bir önceki ekim ayında çatışmanın patlak vermesinden bu yana ilk kez Gazze’de acil bir insani ateşkes çağrısında bulunmuştu.
Burnham, videosunda İşçi Partisi’nin iktidarda uyguladığı bazı politikaları övdü: Filistin devletinin tanınması, İsrailli bakanlara ve yerleşimcilere yaptırım uygulanması ve İsrail’e silah ruhsatı verilmesinde kısıtlamalar getirilmesi.
Bunun yanında Burnham, “yaklaşımımızı güçlendirmek”, “İsrail hükümetinin uluslararası hukuka uymasını sağlamak ve iki devletli çözüm umudunu canlı tutmak” için daha fazlasının yapılması gerektiğini belirtti.
İsrail’i ABD’nin arabuluculuğunda imzalanan ateşkes anlaşmasını ihlal etmekle suçlayan Burnham, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te yerleşimcilerin şiddet eylemlerinde artış yaşandığını belirtti.
“[Başbakan Binyamin] Netanyahu’nun hükümeti, iki devletli çözümü açıkça imkansız hale getirmeye çalışıyor,” diyen Burnham, Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim yerleriyle mal ticaretini yasaklayacak ilave yaptırımlar ve önlemler çağrısında bulundu.
Eski Büyük Manchester belediye başkanı, birçok İşçi Partisi milletvekilinden övgü aldı.
Geçen ay Burnham’ı destekleyene kadar onun olası rakibi olarak görülen Starmer kabinesinin eski sağlık bakanı Wes Streeting, X’te, “Bu son derece memnuniyet verici,” dedi.
Öte yandan, Ealing Central ve Acton Milletvekili Rupa Huq, X’te şunları söyledi: “Bunun kabul edilmesinin zamanı çoktan geldi ve bu konuda bir şeyler yapılacağına sevindim.”
Avrupa
KNDS, AB’ye “tankları unutmayın” dedi

KNDS, Avrupa’nın silahları seri üretim yoluna sokma çabasının, gelişmiş askeri yeteneklerin aleyhine olmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.
AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius, birkaç aydır Avrupalı silah üreticilerini “haute couture” (yüksek moda) sistemlerinden vazgeçmeye ve bunun yerine üretimi artırmak için “yeterince iyi” teçhizata odaklanmaya çağırmıştı.
Fakat KNDS’nin Uluslararası Gelişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Marcel Grisnigt, salı günü NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu’nun kenarında Euractiv’e verdiği demeçte, her şeyin uygun maliyetli ve seri üretilebilir olamayacağını savundu.
Silahlı kuvvetlerin her zaman bazı sofistike sistemlere ihtiyaç duyacağını belirten Grisnigt, örnek olarak cephede insansız hava araçlarını ve araçları izleyen ve kontrol eden savaş tankları ile topçu sistemlerini gösterdi.
Grisnigt ayrıca, “Neyin yeterince iyi olduğuna karar verecek tek bir kişi var, o da sahada bu ekipmanlarla çalışmak zorunda olan askerlerdir,” dedi.
Silah üreticisi, Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana yeni fabrikalar açtı ve Alstom’un Görlitz’deki demiryolu fabrikası gibi mevcut üretim hatlarını yeniden tasarladı.
Ukrayna, hava ve insansız hava aracı savunmasında giderek artan bir şekilde entegre bir yaklaşım benimsedi ve farklı üreticilere ait önleme sistemlerini tek bir komuta ve kontrol yazılımı aracılığıyla birbirine bağlayarak bunları insansız platformlarla entegre etti.
Grisnigt, bu düzenlemenin operatörlerin insansız hava araçlarını, sensörleri ve savunma sistemlerini daha verimli bir şekilde koordine etmesini sağladığını ve bir hedefi etkisiz hale getirmek için gereken atış sayısını azalttığını belirtti.
Ukrayna, 2022 yılından bu yana insansız hava araçlarının kullanımı ve üretiminde öncü rol oynuyor.
Fakat Grisnigt, insansız hava araçlarının tam anlamıyla otonom olabilecek kadar olgunlaşmadığını ileri sürdü.
KNDS yöneticisi, “İnsansız hava araçları, insanlı sistemlerin, ana muharebe tanklarının veya piyade araçlarının yakınında kalmalı,” dedi.
Silah üreticisi, bu yeteneklerin daha uygun maliyetli hale gelmesinin bir yolunun, ABD’nin “Modüler Açık Sistem Yaklaşımı” kapsamında yapıldığı gibi, standardizasyonu ve modüler, birbiriyle uyumlu bileşenlerin kullanımını artırmak olduğunu öne sürüyor:
“Leopard tankı asla dünyadaki tek tank olmayacak. Örneğin şasi veya fırlatıcılardan başlayarak akıllı bir standardizasyon, birlikte çalışabilirliğe hizmet eder ve tüm tedarik zinciri boyunca ölçek ekonomisinden yararlanılmasını sağlar.”
Yöneticiye göre açık mimariler, tedarik zincirindeki parçaların standartlaştırılması için bir ön koşul.
Öte yandan Grisnigt’e göre bu strateji, nihai ürün için de geçerli:
“Hayalim, Avrupa sistemlerinde Amerikan füzelerini kullanabilmemiz ve bunun tersinin de mümkün olması.”
Avrupa
Ukrayna’nın Patriot üretimi yıllar alacak

ABD’den Patriot hava savunma sistemi füzeleri üretmek için lisans alan Almanya ve Japonya’nın yaşadığı üretim zorlukları, benzer bir izin almayı bekleyen Ukrayna için uyarıcı bir örnek teşkil ediyor. Almanya aradan geçen zamana rağmen henüz tek bir füze bile üretemezken, Japonya’nın yıllık üretimi oldukça sınırlı bir düzeyde kalıyor.
Almanya ve Japonya daha önce ABD’den Patriot hava savunma sistemleri için füze savar üretme lisansı aldı ancak Berlin henüz bu süreci başlatamadı, Tokyo ise son derece düşük hacimlerde mühimmat üretiyor.
The New York Times (NYT) gazetesi, bu durumun benzer bir izin verilmesi planlanan Kiev yönetimi için “uyarıcı bir hikaye” olması gerektiğini yazdı.
Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre ABD, eski Amerikan Başkanı Joe Biden yönetiminin Ukrayna’daki askeri operasyonların başlaması nedeniyle Avrupa’nın füze savunma kapasitesine ilişkin endişeleri üzerine, Berlin’e lisansı 2022 yılında verdi. Almanya bu lisans kapsamında Patriot için füze savar üretecek bir fabrika kurma hakkı elde etti.
Bu iznin ardından 2024 yılı için bir sözleşme imzalandı. Sözleşmeye göre Alman fabrikasının bizzat Federal Almanya Cumhuriyeti ordusunun yanı sıra İspanya, Hollanda ve Romanya’ya 1000 adede kadar füze teslim etmesi gerekiyordu.
NYT, Schrobenhausen kentinde bulunan tesiste şu ana kadar henüz tek bir füze bile üretilmediğini açıklıyor. Tesisin füze savar üretimine ancak gelecek yıl başlaması bekleniyor.
Japonya ise lisansı çok daha önce, 2005 yılında aldı. O dönemde Japon hükümeti, Kuzey Kore’nin nükleer ve füze programlarının gelişmesi karşısında ülkenin savunma sistemlerinin yeterince etkili olmamasından endişe duyuyordu.
Japon üreticiler bu noktadan itibaren Amerikan savunma şirketleri Raytheon ve Lockheed Martin ile ortaklık içinde Patriot füze savarları olan PAC-3’leri üretebiliyordu.
Japon Öz Savunma Kuvvetlerinin PAC-3 sistemlerinin ilk başarılı testini gerçekleştirmesi üç yıl sürdü. NYT, mevcut tahminlere göre Japonya’nın şu anda yılda yalnızca 30 kadar Patriot füzesi ürettiğini belirtiyor.
Yayınlanan verilere göre, Patriot hava savunma sistemleri için füze savar üretim aşaması, izin alan ülkeler için büyük zorluklar yaratıyor. Bunun nedeni, bir ülkenin üretim sürecinin çeşitli aşamalarında yer alan yaklaşık yirmi tedarikçiyi bulmak ve bunları lisanslamak zorunda olmasıdır.
NYT, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmede Washington’ın Kiev’e lisans sağlayacağını açıklamasının ardından, hızlı bir şekilde Patriot üretimine başlama kabiliyeti konusunda güven beyan eden Ukrayna yönetimi için bu durumun “uyarıcı bir hikaye” olduğunu özetliyor.
Daha önce Bloomberg ajansı da Ukrayna’da füze üretiminin kurulmasının yıllar alacağı konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Zelenski, 7 Temmuz’da yaptığı açıklamada Ukrayna’nın füze savunma araçlarından “son derece yoksun” olduğunu belirtmiş, mayıs sonunda ise ABD’den Patriot füzeleri üretimi için lisans talep etmişti. Ukrayna lideri nisan ayında da sistem için kritik düzeyde füze sıkıntısı yaşandığını dile getirmişti.
Avrupa
AB, 15 milyar avroluk teknoloji finansman paketi açıklayacak

Avrupa Yatırım Bankası (EIB), bugün AB başkentleri ve özel yatırımcılarla birlikte Avrupa teknoloji şirketlerinin büyümesine destek olmayı amaçlayan 15 milyar avroluk bir girişimi duyuracak.
Kıtadaki startup’lar, on yıllardır Atlantik’in bu yakasında büyümek için gerekli olan büyük ölçekli finansman turlarını toplamakta zorlanıyor ve genellikle genişledikçe ABD’li yatırımcılara başvuruyor ya da yurtdışına taşınıyor.
EIB Başkanı Nadia Calviño, “Arayı kapatıyoruz. Şimdi hızlanmamız gerekiyor,” dedi.
EIB, mevcut Avrupa Teknoloji Şampiyonları Girişimi kapsamında, AB genelinde yüksek büyüme potansiyeline sahip şirketlere yatırım yapan fonlar kurmak üzere altı AB hükümetiyle halihazırda kaynaklarını birleştirmişti.
Calviño, girişimin “çok başarılı” olduğunu belirterek, Alman yapay zeka çeviri şirketi DeepL de dahil olmak üzere değeri 1 milyar avronun üzerinde olan 12 Avrupalı “unicorn” şirketi desteklediğini söyledi.
Banka şimdi, programı orijinalinin neredeyse dört katı büyüklüğünde yeni bir aşama ile genişletiyor.
Santander ve Danske Bank gibi özel yatırımcıların yanı sıra yirmi beş AB hükümetinin de programa katılması bekleniyor.
Bu ilk 15 milyar avro, 80 milyar avroya kadar yatırımın harekete geçirilmesini amaçlıyor. Calviño, bu tahminin önceki programlar kapsamında elde edilen çarpan etkilerine dayandığını belirtti.
Bu çabaların bir parçası olarak EIB, muazzam sermaye havuzlarını yöneten ama tarihsel olarak ABD’li muadillerine kıyasla teknoloji yatırımlarına daha az kaynak ayıran Avrupa emeklilik fonlarını da çekmeyi hedefliyor.
Calviño, yeni fonlamanın yanı sıra EIB’nin, Avrupa Komisyonu’nun Scaleup Europe Fund’ı, Fransa’nın Tibi girişimi ve Almanya’nın Win girişimi dahil olmak üzere mevcut Avrupa ölçekli büyüme girişimleri için tek bir erişim noktası sağlayan bir platform oluşturacağını belirtti.
Söyleşi2 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Rusya2 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Diplomasi2 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş6 gün önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Diplomasi1 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti











