Avrupa
AB, Macaristan’ın vetosunu aşmak için Ukrayna ile yeni bir müzakere formatı başlattı

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ilgili bakanları, Macaristan’ın itirazlarını aşarak Ukrayna ile yeni teknik müzakereler başlatma kararı aldı.
Ukrayna’nın Lviv kentinde düzenlenen iki günlük gayri resmi toplantının ardından yapılan açıklamada, Budapeşte’nin süreci engellemesini önlemek amacıyla “frontloading” (ön yükleme) olarak adlandırılan bir formatın devreye sokulacağı belirtildi.
Danimarka’nın AB Bakanı Marie Bjerre, “Bugün bu yeni yaklaşımı teyit ettik ve bir sonraki dönem başkanı Kıbrıs da bunu sürdürebilecek. Bu, Ukrayna’nın katılımıyla genişleme sürecinin durmadığı anlamına geliyor” diye konuştu.
AB’nin Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Marta Kos da Ukrayna ve AB’nin Macaristan’ın veto tehlikesi olmadan teknik bir sürece geçtiğini teyit etti.
Kos, “Bugün AB üyesi ülkeler net bir çalışma yönü belirledi. Bir reform listesi var ve hiç kimse Ukrayna’nın bu reformları uygulamasını veto edemez” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, savaşın başlamasının ardından Şubat 2022’de ülkesinin AB’ye üyelik başvurusunu imzalamıştı. Aynı yılın haziran ayında Ukrayna ve Moldova aday ülke statüsü almış, Gürcistan’ın başvurusu ise reddedilmişti.
Kasım 2023’te Avrupa Komisyonu, Ukrayna ve Moldova ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını, Gürcistan’a ise “gerekli uyum derecesine ulaşıldığında” aday statüsü verilmesini tavsiye etmişti.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, katılım sürecinin aday ülkelerin liyakatine dayanacağını ve “kısa yol” olmayacağını belirtmişti.
Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ise Ukrayna’nın 2030 yılına kadar AB üyesi olabileceğini dile getirmişti.
Barış planında ‘2027’ye kadar AB üyeliği’ hedefi
Ukrayna’nın AB’ye garantili üyeliği, halihazırda geliştirilen barış planının maddelerinden birini oluşturuyor.
The Washington Post‘un 10 Aralık’ta Amerikalı ve Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, plan Kiev’in 2027 yılına kadar AB’ye katılmasını öngörüyor.
Köşe yazarı David Ignatius, “Üyelik, ticaret ve yatırımın gelişmesine katkıda bulunacaktır. Ama belki de en önemlisi, Ukrayna’yı kamu işletmelerindeki zararlı yolsuzluk kültürünü kontrol altına almaya zorlayacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Ukrayna’da yayımlanan Zerkalo Nedeli gazetesi de 11 Aralık’ta, Trump’ın barış planını oluşturan dört belgeye atıfta bulunarak benzer bilgiler aktardı.
Gazete, “İşte size müjde: Ukrayna 1 Ocak 2027’ye kadar AB üyesi olacak. En azından Washington’dan böyle görünüyor” diye yazdı.
Haberde, “AB’nin kendisinin bu konuda ne düşündüğü, özellikle de Trump’ın dostu Orbán’ın bu adıma hazır olup olmadığı belgede belirtilmiyor. Fakat Ukrayna’nın AB üyeliğini beklerken birliğin bu süre için Avrupa pazarına kısa vadeli tercihli erişim sağlayacağı vaat ediliyor” ifadeleri yer aldı.
Kiev, üyeliği güvenlik garantisi olarak görüyor
Vladimir Zelenskiy, AB üyeliğini Batılı ortakların barışçıl bir çözüm çerçevesinde Kiev’e sunabileceği güvenlik garantilerinden biri olarak nitelendirmişti. Bu pozisyon Brüksel’de de karşılık buluyor.
Komisyon Üyesi Kos, Lviv’de yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın bloğa katılımının kaçınılmaz olduğunu ve bunu “güvenlik garantilerinin siyasi temeli” olarak gördüğünü söyledi.
Brüksel ‘reforma bağlı’ diyor, Kiev ‘hızlanabilir’
Ukrayna yönetimi, uzun süredir Brüksel’in ülkenin birliğe kabulü için somut bir takvim belirlemesi konusunda ısrar ediyor.
Zelenskiy, 2 Aralık’ta İrlanda’da düzenlediği basın toplantısında, “Ukrayna’yı Avrupa Birliği’nde gördükleri için Avrupa’ya minnettarız ve bizim için bu, güvenlik garantilerinin bir parçası. Mesele, bu yüzyılda mı yoksa gelecek yüzyılda mı AB’de olacağımızdır. Ukrayna halkı için kesinlik, işte gereken bu” demişti.
Buna karşılık Avrupa Komisyonu, 10 Aralık’ta yaptığı açıklamada, AB’ye katılım için önceden belirlenmiş bir takvim olmadığını, her şeyin yalnızca reformların uygulanmasına ve bu alanda sürdürülebilir sonuçlar elde edilmesine bağlı olduğunu belirtti.
Komisyon Sözcüsü Guillaume Mercier, “Ukrayna hükümeti, katılım müzakerelerini 2028 sonuna kadar tamamlama niyetini açıkladı. Komisyon bu iddialı hedefi desteklemeye kararlıdır ancak bu hedefe ulaşmak için başta hukukun üstünlüğü olmak üzere temel konularda reform hızının artırılması gerektiğine inanıyor” diye konuştu.
Mercier, her adayın “hazır olduğunda, koşulları ve Kopenhag kriterleri dahil AB anlaşmalarında yer alan kriterleri yerine getirdiğinde katılabileceğini” vurguladı.
Ukrayna’nın Avrupa ve Avrupa-Atlantik Entegrasyonundan Sorumlu Başbakan Yardımcısı Taras Kaçka ise Lviv’deki toplantının ardından, teknik müzakerelerin önünün açılmasının süreci Avrupa Komisyonu’nun önerdiğinden daha hızlı tamamlamayı sağlayacağını söyledi.
Kaçka, “Bu sonbaharda Avrupa Komisyonu müzakerelerin 2028’de tamamlanması gerektiğini bildirdi. Bu, tüm ev ödevlerimizin önümüzdeki 24 ay içinde yapılması gerektiği anlamına geliyor. Üyeliğin gelecekteki barış müzakerelerinin ve güvenlik garantilerinin temel taşlarından biri olduğu düşünüldüğünde, bu süre 24 aydan bile daha kısa olabilir” dedi.
Brüksel, Ukrayna’nın hazırlık seviyesini nasıl görüyor?
Avrupa Komisyonu, düzenli olarak yayımladığı raporlarla AB’ye katılmak isteyen on ülkenin (Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, Moldova, Kuzey Makedonya, Sırbistan, Türkiye, Ukrayna, Karadağ ve kısmen tanınan Kosova Cumhuriyeti) ilerlemesini altı başlık altında değerlendiriyor. Komisyon, 1’den 5’e kadar bir ölçek kullanıyor; 1 başlangıç, 5 ise ileri seviyeyi temsil ediyor.
4 Kasım 2025’te yayımlanan son raporda Brüksel, Ukrayna’nın ilerlemesini pek çok alanda 5 üzerinden 2, yani “bir miktar hazırlık seviyesi” olarak değerlendirdi. Yolsuzlukla mücadele konusunda ise bu alandaki başarıların oldukça sınırlı olduğu kaydedildi.
Raporda, Temmuz 2025’te Zelenskiy’nin girişimiyle Rada’nın, yolsuzlukla mücadele kurumları NABU ve SAP’ın bağımsızlığını sınırlayan ve onları devlet başkanı tarafından atanan başsavcıya bağlayan bir yasayı kabul ettiği hatırlatıldı.
O dönemde AB temsilcileri, Ukrayna makamlarından açıklama talep etmiş ve ülkeye “şeffaflık, yargı reformu ve demokratik yönetişim alanlarında ilerleme kaydedilmesi koşuluyla önemli mali yardım” sağlandığını belirtmişti.
Bunun üzerine Rada, iki gün sonra devlet başkanının sunduğu ve NABU ile SAP’ın bağımsızlığını yeniden tesis eden yasayı kabul etmişti.
Geçen ayki raporda, “Bu gelişmeler, Ukrayna’nın yolsuzlukla mücadele programına olan bağlılığını sorgulatıyor. Ukrayna, yolsuzlukla mücadele sistemini iyileştirmeli ve reformlardaki kayda değer başarılarından geri adım atmamalıdır” denildi.
Enerji ve savunma alanındaki yolsuzluk skandalı
Avrupa Komisyonu’nun raporu, Ukrayna’da enerji ve savunma alanlarında ortaya çıkan büyük yolsuzluk skandalından önce yayımlandı.
Skandal, 10 Kasım’da Zelenskiy’nin eski bir iş ortağı ve Kvartal 95 stüdyosunun kurucularından Timur Mindiç’in evinde yapılan aramalarla başladı.
Yolsuzlukla mücadele kurumlarına göre Mindiç, üç nükleer santralin işletmecisi olan devlet şirketi Energoatom’da büyük bir yolsuzluk şebekesi kuran suç örgütünü yönetiyordu.
Yayımlanan belgelere göre, grup üyeleri devlet şirketinin yüklenicilerinden, onlarla yapılan sözleşmelerin değerinin yüzde 10 ila 15’i oranında rüşvet alıyordu.
NABU ve SAP, 10 Kasım’da yaptıkları açıklamada, “Toplamda, sözde aklama mekanizmasından yaklaşık 100 milyon dolar geçti” bilgisini paylaştı.
Skandal kapsamında eski Başbakan Yardımcısı Aleksey Çernişov ve eski Enerji Bakanı Danışmanı İgor Mironyuk’un da aralarında bulunduğu en az beş kişi gözaltına alındı. Adalet Bakanı German Galuşçenko ve Enerji Bakanı Svetlana Grinçuk’un yanı sıra daha sonra Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andrey Yermak da istifa etti.
Macaristan, Ukrayna’nın AB üyeliğine neden karşı çıkıyor?
Ukrayna’nın AB yolundaki en büyük engel şimdiye kadar Macaristan’ın tutumu oldu. Budapeşte, bu yılın baharından bu yana Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonunun yeni aşamalarının başlatılmasını sürekli olarak engelliyor.
Lviv’deki toplantıya katılmayı reddeden Macaristan AB Bakanı János Bóka, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Macaristan hükümetinin Ukrayna’nın AB üyeliğini desteklemediğini yazdı.
Bóka, mevcut zirvenin “Macar hükümetinin katılmak istemediği siyasi bir şov” olduğunu belirtti.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, daha önce Ukrayna’nın yolsuzluk nedeniyle Avrupa Birliği’ne üye olma hakkı olmadığını söylemişti.
Orbán, “Ukrayna’nın altın illüzyonu çöküyor. Başkan Zelenskiy ile sayısız bağlantısı olan savaş zamanı mafya şebekesi ortaya çıkarıldı. Teşekkürler, ama biz buna katılmak istemiyoruz” demişti.
Orbán, Ukrayna’nın birliğe katılmasının AB ile Rusya arasında bir savaş durumuna yol açacağını da pek çok kez dile getirmişti.
Komisyon Üyesi Kos ise Lviv’de yaptığı açıklamada, Macaristan’ın artık Ukrayna’nın AB’ye katılım sürecini engelleyemeyeceğini söyledi.
Kos, “Genişleme prosedürleri, müzakere kümelerinin açılması için oybirliği gerektiriyor. Bu blokajı kaldıramadık ama farklı bir yaklaşım seçtik. Resmi olarak bir abluka olsa bile, yapılması gereken teknik çalışmalara devam edebiliriz. Ve sonra, abluka kaldırıldığında, müzakere kümelerini çok hızlı bir şekilde açıp kapatabiliriz” diye açıkladı.
Politico dergisinin ekim ayında aktardığına göre, Avrupa Komisyonu, Ukrayna’nın Avrupa entegrasyonu sürecinin önünü açmak için birlikteki üyelik kurallarını değiştirmeyi de değerlendiriyor.
Bu değişikliğe göre, yeni üyeler ilk aşamada tam oy hakkına sahip olamayacak ve birliğin kararlarını veto edemeyecek. Avrupalı yetkililere göre bu durum, Orbán’ı Ukrayna’nın birliğe katılması konusunda daha uzlaşmacı hale getirebilir.
Lviv’deki toplantıda Ukrayna ile yeni müzakere planının duyurulmasının ardından Bóka, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın AB üyeliğinin barış getirmeyeceğini, aksine birliğin Rusya ile savaşa girmesine yol açacağını yazdı.
AB’ye katılım süreci hangi aşamalardan oluşuyor?
- Aday statüsü alınması: Avrupa Komisyonu’nun bir ülkenin AB üyeliği başvurusu hakkında görüşünü sunmasının ardından birliği tüm üyeleri tarafından onaylanıyor.
- Resmi üyelik müzakereleri: Bu aşama, aday ülkenin mevzuatının taranmasını ve mevcut AB mevzuatına uyarlanmasını, ayrıca birliğin gerekliliklerini (Kopenhag kriterleri) karşılamak için gerekli olan adli, idari, iktisadi ve diğer reformların uygulanmasını içeriyor. Tüm süreç, 35 başlığa ayrılan altı müzakere kümesinden oluşuyor.
- Katılım: Müzakereler ve ilgili reformlar tamamlandığında ve sonuç her iki tarafı da tatmin ettiğinde, aday ülke AB’ye katılabilir. Yeni devletin üyeliğini onaylayan anlaşma, Avrupa Konseyi, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun desteğini almak zorunda. Belge, aday ülke ve tüm AB üyesi ülkelerin temsilcileri tarafından imzalanıyor ve her üye ülke tarafından anayasal kurallara göre ayrı ayrı onaylanıyor. AB, müzakereleri tek taraflı olarak askıya alma veya sonlandırma hakkına sahip.
Avrupa
Leonardo, Ukrayna’daki varlığını güçlendiriyor

İtalyan savunma devi Leonardo, öncelikle araştırma ve geliştirmeye odaklanan bir iştirakini Ukrayna’da kurarak, savaşın yıkıma uğrattığı bu ülkedeki varlığını güçlendirdi.
Kiev merkezli Leonardo Ukraine adlı şirket, 20 Mayıs tarihinden itibaren Ukrayna ticaret siciline kayıtlı olmakla birlikte, ilk kez temmuz ayı sonunda yayınlanan Leonardo’nun yarıyıl mali raporunda kamuoyuna duyuruldu.
Şirketin sermayesi 5,13 milyon Ukrayna grivnası (yaklaşık 100.000 avro) ve Leonardo International’ın tam mülkiyetinde.
Çarşamba günü İtalyan medyası tarafından ilk kez haber verilen yeni şirketin kurulması, Leonardo’nun Ukrayna’ya yönelik daha geniş kapsamlı hamlesinin en son adımı.
Bir Leonardo iletişim yetkilisi Euractiv’e, “Faaliyete geçmek için gerekli yasal süreci tamamladık. Yeni şirket, bu bölgede faaliyet göstermek üzere kullanılacak,” dedi.
Leonardo Ukraine, iletişim ve navigasyon sistemleri, yazılım, BT hizmetleri ile elektronik ve optik teknolojileri kapsayan bilimsel ve mühendislik Ar-Ge çalışmalarına odaklanacak.
Bu adım, Leonardo’yu Ukrayna’nın hızla gelişen savunma teknolojisi sektörüne, özellikle de savaş sırasında hızla büyüyen insansız hava aracı ve füze endüstrilerine yaklaştırıyor.
Yeni şirket, Leonardo’ya devlet destekli “Brave hub”ın merkezinde yer alan Ukrayna savunma inovasyon ekosisteminde doğrudan bir varlık kazandıracak.
Avrup Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Kiev’e yaptığı son ziyaret sırasında, insansız hava aracı üretimini artırmayı amaçlayan bir ortaklık anlaşmasını açıklamıştı.
Anlaşma kapsamında, Ukrayna’daki üretim için “SAFE kapsamında hâlâ kullanılabilir olan bütçe kaynaklarından” 10 milyar avroya kadar ek fon sağlanacak.
Leonardo’nun o dönemdeki CEO’su Roberto Cingolani, geçtiğimiz mart ayında şirketin entegre çok alanlı hava savunma sistemi olan Michelangelo Dome’u Ukrayna’da da test etmeyi planladığını duyurmuştu.
Bir ay sonra İtalyan hükümeti, Cingolani’nin Leonardo CEO’su olarak görev süresini uzatmama kararı aldı.
Haberlere göre bu karar, Michelangelo Dome projesinin yönetimi konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle alındı.
Avrupa
Sırbistan orman yangınlarıyla mücadelede Rusya’dan yardım istedi

Sırbistan İçişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği’nden uygun yangın söndürme uçağı temin edilememesi üzerine orman yangınlarıyla mücadele için Rusya’dan yardım talep edildiğini duyurdu. Rusya Acil Durumlar Bakanlığına ait IL-76P tipi yangın söndürme uçağı, güneydeki Niş kentine ulaştıktan sonra haftalardır süren rezerv yangınına müdahale için görevlendirildi.
Sırbistan İçişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği bünyesinde uygun yangın söndürme uçağı bulunamaması nedeniyle orman yangınlarıyla mücadelede Rusya’dan yardım istendiğini açıkladı.
Rusya Acil Durumlar Bakanlığına ait bir IL-76P yangın söndürme uçağı çarşamba akşamı Sırbistan’ın güneyindeki Niş kentine indi. Uçak, perşembe günü Deliblatska Peşçara koruma altındaki tabiat rezervinde haftalardır devam eden yangına müdahale etmek üzere görevlendirildi.
Sırbistan, AB üyesi olmamasına karşın birliğin Sivil Koruma Mekanizması kapsamında acil durum yardımlarına erişebiliyor.
Belgrad yönetimi bu yaz aynı mekanizma çerçevesinde İspanya’daki orman yangınlarıyla mücadeleye destek olmak amacıyla bir yangın söndürme helikopteri ile acil müdahale ekibi göndermişti; fakat Avrupa genelindeki orman yangınları AB’nin kaynaklarını tüketti.
İçişleri Bakanlığı Olağanüstü Haller Dairesi Başkanı Luka Çauşiç, çarşamba gecesi yaptığı açıklamada, “AB içinde bu kapasitede uygun yangın söndürme uçağı bulunmadığı göz önüne alındığında… gelen Rus uçağı yangınlarla mücadeledeki kabiliyetimizi önemli ölçüde güçlendirecektir” dedi.
Rus uçaklarının, 2022’de Ukrayna’daki askeri müdahale nedeniyle yürürlüğe konan yaptırımlar kapsamında Avrupa hava sahasını kullanması yasaklanmış durumda bulunuyor; ancak insani yardımlar bu yaptırımlardan muaf tutuluyor.
Bulgaristan haber ajansı BTA’nın Bulgaristan Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığının açıklamasına dayandırdığı habere göre, Rus uçağı Sırbistan’a ulaşmak üzere Belgrad’ın talebi doğrultusunda AB ve NATO üyesi Bulgaristan’ın hava sahasından geçti.
Uçağın gelişi, Sırbistan’ın tarihi bağlara sahip olduğu Rusya ile katılmayı hedeflediği AB arasındaki denge siyasetinin bir başka göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy bu ay Sırbistan’ı ziyaret etmiş, ancak Belgrad yönetimi Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlara katılmamıştı.
Pilot Andrey Vidlov, çarşamba günü uçağı indirdikten sonra devlet televizyonu RTS’ye yaptığı açıklamada, “Buraya çalışmaya geldik. Bu ilk seferimiz değil; burada kendimizi evimizde gibi hissediyoruz” diye konuştu.
Sırbistan basını, uçağın Sırbistan’ın yardım talebinin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in talimatıyla gönderildiğini yazdı.
Avrupa
Chery, Birleşik Krallık’ta Ar-Ge merkezi açacak

Çinli otomobil üreticisi Chery, pazardaki varlığını genişletmek amacıyla Birleşik Krallık’ta binek araçlara yönelik bir araştırma ve geliştirme merkezi açacak.
Bu adım, Çinli grubun Avrupa ve Birleşik Krallık pazarlarına girme çabaları kapsamında atılıyor.
Şubat ayında Chery, özellikle Avrupa pazarları için tasarlanan Lepas markasının lansmanını duyurmuştu.
Grup ayrıca haziran ayında, Japon otomobil üreticisi Nissan’ın Sunderland tesisinde araçlarını üretmek üzere Nissan ile bir anlaşma imzaladı.
Chery International UK’nin CEO’su Gary Lan, mayıs ayında düzenlenen FT Future of the Car Zirvesi’nde, binek otomobiller için bir Ar-Ge merkezinin açılmasının, faaliyetlerinin yerelleştirilmesi yolunda önemli bir adım olacağını ve bunun ardından Birleşik Krallık’ta üretime geçileceğini belirtti.
Lan, çarşamba günü yaptığı açıklamada, tesisin “Birleşik Krallık için uzun vadeli planımızın bir sonraki adımı” olduğunu belirtti ve “Bu pazara girmek için doğru zamanı 20 yılı aşkın süredir bekledik ve hedefimiz her zaman sadece buraya araç getirmekten çok daha ötesine uzanmıştır,” diye devam etti.
Chery, tesisin sonbaharın sonlarında açılacağını duyurdu. Bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı kapsamında Nissan, gelecek yıldan itibaren Sunderland’da Çinli grubun araçlarının üretimine başlamayı planlıyor.
Chery, aynı zamanda kendi adını taşıyan markanın da sahibi olarak, Birleşik Krallık’taki en hızlı büyüyen Çinli otomobil üreticilerinden biri.
Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği’ne (SMMT) göre, temmuz ayında Chery ile Omoda ve Jaecoo markaları, Birleşik Krallık pazar payının yaklaşık yüzde 8’ini elde etti; bu rakam geçen yılki yüzde 3’lük paydan artış gösterdi.
BYD, Geely ve Xiaomi gibi diğer Çinli otomobil üreticileri de Avrupa otomobil pazarına hızla yayılıyor.
Yeni Ar-Ge tesisi, Bedfordshire’daki bir araç test ve geliştirme merkezi olan UTAC Millbrook bünyesinde inşa edilecek.
Bu bölge, mühendislik ve motor sporları için bir merkez niteliğinde olup, birçok otomotiv Ar-Ge tesisine ev sahipliği yapıyor.
Araştırmalar, şirketin araçlarının Birleşik Krallık’taki sürüş koşullarına nasıl uyarlanacağına ve nihayetinde otonom sürüş ve yapay zekaya odaklanacak.
Grup, Ar-Ge merkezinde yerel yetenekleri işe almak ve yeni, yüksek vasıflı işler yaratmak konusunda uzun vadeli hedefleri olduğunu belirtti.
Chery, Temmuz ayında dünya çapında yaklaşık 280.000 araç sattı ve ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 70 artışla yaklaşık 202.000’e ulaştı.
Bu da onu bir ayda 200.000’den fazla araç ihraç eden ilk Çinli otomobil üreticisi yaptı.
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Diplomasi1 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Asya1 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










