Bizi Takip Edin

Avrupa

AB ülkeleri Sırbistan’ın üyelik sürecine karşı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonunun Sırbistan ile yürütülen Avrupa Birliği (AB) katılım müzakerelerini ilerletme girişimi, üye ülkelerin şüpheci yaklaşımıyla karşılaştı. Hollanda’nın süreci veto etmeye hazırlandığı belirtiliyor.

Avrupa Komisyonunun Sırbistan’ın Avrupa Birliği (AB) katılım müzakerelerini ilerletme yönündeki girişimi, üye ülkelerin şüpheci yaklaşımıyla karşılaştı.

Politico’nun beş Avrupalı diplomat ve yetkiliye dayandırdığı habere göre, bazı üye ülkeler bu adıma mesafeli dururken, Hollanda kararı tamamen veto etmeye hazırlanıyor.

Avrupa Komisyonunun 8 Temmuz günü Brüksel’de düzenlenecek toplantıda, üye ülkelerin büyükelçilerinden Sırbistan ile yeni bir müzakere başlığının (küme) açılmasını onaylamalarını istemesi bekleniyor.

Müzakerelerin ilerletilmesi konusundaki fikir ayrılıkları, AB içindeki genişleme politikasının hedeflerine yönelik daha derin bir tartışmayı da görünür kılıyor.

Yetkililerden ikisi, komisyonun birliği komşu ülkeleri Avrupa’ya bağlayan jeopolitik bir araç olarak gördüğünü, ancak bazı üye ülkelerin gerekli reformları tamamlamayan adayların ödüllendirilmesinden endişe duyduğunu aktarıyor.

Sırbistan’ın Avrupa Entegrasyonu Bakanı Nemanja Starovic, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Sırbistan’ın AB katılım müzakerelerinde üçüncü kümenin açılması çoktan gecikmiş bir adım. Sırbistan fiilen yaklaşık beş yıldır bu aşamada sıkışıp kaldı. Sırbistan devlet yönetiminin 2022 yılından bu yana gerçekleştirdiği birikimli reformların, süreçte bu kadar mütevazı bir ilerlemeyi hak etmediğini savunmak zor.”

Bakan Starovic, kararın bir kez daha ertelenmesinin gelecekteki reform fırsatlarının kaçırılması anlamına geleceğini belirterek, bu durumun hem Sırbistan’da hem de kıta genelinde Avrupa karşıtı siyasi güçlere en büyük hediye olacağını ifade etti.

Avrupa Komisyonunun Politico tarafından incelenen kurum içi bilgi notunda, Sırbistan’ın önemli yükümlülükleri yerine getirdiği, reformlardaki gerilemeyi düzelttiği ve bu nedenle başvurusunun ilerlemesi gerektiği belirtiliyor.

Ancak gazetenin ulaştığı bir diğer gizli raporda, Komisyonun ülkede sivil toplum ve gazeteciler üzerindeki baskının arttığını, hukukun üstünlüğünü savunan kişilere yönelik karalama kampanyalarının yürütüldüğünü tespit ettiği görülüyor.

Sırbistan, AB adaylık statüsünü 2012 yılında aldı. Brüksel, Belgrad’ın en önemli donörü ve finansal ortağı konumunu korurken, üyelik için kurumsal değişikliklerin yapılmasını şart koşuyor.

Resmi müzakere süreci 2014 yılında başlasa da 2021 yılından bu yana ilerleme kaydedilemedi.

Belgrad yönetimi, stratejik hedeflerinin ülkeyi 2026 yılı sonuna kadar üyeliğe hazırlamak olduğunu açıklasa da bu yoldaki en büyük engeller arasında Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmama kararı, Kosova’nın bağımsızlığının tanınmaması ve hukukun üstünlüğü alanındaki kriterlerin tam olarak karşılanmaması yer alıyor.

AB ise süreci yavaşlatıp fon kesintisi tehdidini bir baskı unsuru olarak kullanmaya devam ediyor.

Avrupa

Beş NATO ülkesi ortak akıllı deniz mayını alacak

Yayınlanma

Finlandiya liderliğindeki Deniz Mayınları İşbirliği girişimi kapsamında beş NATO ülkesi, Forcit firması tarafından üretilen akıllı deniz mayını sistemi Blocker’ı ortaklaşa tedarik edecek. Ukrayna’daki savaşın ardından artan güvenlik hassasiyeti doğrultusunda imzalanan anlaşma, Baltık ve Kuzey denizlerinde stratejik alanların blokajını hedefliyor.

Finlandiya, Almanya, Danimarka, Litvanya ve Norveç, Rus gemilerini olası bir askeri kriz anında engelleyebilmek amacıyla toplu deniz mayını tedarik etmek üzere ortaklık kurdu.

Finlandiya Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılan açıklamaya göre beş NATO üyesi ülke, yakın gelecekte Finlandiyalı patlayıcı üreticisi Forcit tarafından geliştirilen Blocker deniz mayınlama sistemini teslim almaya başlayacak.

Finlandiya liderliğindeki Deniz Mayınları İşbirliği (NMS) girişimi kapsamında gerçekleştirilecek teslimatların toplam değerinin yüzlerce milyon avroyu bulacağı tahmin ediliyor.

Finlandiya Savunma Kuvvetleri, bu beş NATO ülkesine yapılacak teslimatları koordine etmek üzere Forcit firması ile bir çerçeve anlaşması imzaladı.

Finlandiyalı yetkililer, bu işbirliğinin temel amacının müttefiklerin deniz savunmasını güçlendirmek olduğunu vurguluyor.

Forcit Genel Müdürü Joakim Westerlund, Bloomberg’e verdiği demeçte, deniz mayınlarının askeri kriz dönemlerinde askeri hareketlilik ve kargo sevkiyatı açısından kritik merkezler olan Baltık Denizi limanlarında etkin biçimde kullanılabileceğini belirtti.

Ukrayna’daki savaşın, stratejik bölgelerin bloke edilmesine yönelik askeri araçların önemini ortaya koyduğunu dile getiren Westerlund, bu durumun deniz mayınlarına yönelik ilgiyi artırdığını ifade etti.

Blocker, deniz tabanına yerleştirilen ve TNT eşdeğeri 1000 kilogramı aşan patlama gücüne sahip akıllı bir temassız mayın sistemi olarak tanımlanıyor.

Sistem, üzerinden geçen gemileri sınıflandırma yeteneği barındırıyor. Yalnızca önceden belirlenen hedefleri vuracak şekilde programlanabilen mayınlar, bu sayede dost unsurların ve tarafsız gemilerin bölgeden güvenle geçişine imkan tanıyor.

Açık kaynaklı teknik verilere göre bu ayırt etme kabiliyeti, çok kanallı sensör teknolojilerine dayalı entegre bir hedef tespit modülü sayesinde sağlanıyor.

Geliştirici ekip, tüm bu cihazların serbestçe programlanabilen tespit ve imha algoritmalarında kullanılabildiğini, böylece sistemin mayın temizleme faaliyetlerine karşı yüksek direnç gösterdiğini kaydediyor.

Avrupalı NATO üyelerinin, Rusya’dan gelebilecek güvenlik riskleri karşısında askeri kapasitelerini artırmak amacıyla deniz mayınlarına yöneldiği belirtiliyor.

Finlandiya Savunma Kuvvetleri ise NMS programının Baltık Denizi’nde güvenliği, müttefiklerin ortak savunmasını ve deniz alanlarının gözetimini desteklediğini, hem Baltık hem de Kuzey Denizi koşullarının bu tür mühimmatların kurulumuna elverişli olduğunu paylaştı.

Temmuz 2024 tarihinde imzalanan ve Kuzey Avrupa ülkelerinin katılımıyla onaylanan NMS girişimi, ülkeler arasında yalnızca mühimmat tedarikini değil; aynı zamanda lojistik, askeri eğitim, bilgi paylaşımı ve yeni silah sistemlerinin geliştirilmesi alanlarında da kapsamlı işbirliğini öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

ABD Polonya’ya üç ay içinde ek askeri birlik göndermeyi planlıyor

Yayınlanma

Polonya hükümetinin ABD yönetimiyle yürüttüğü müzakereler kapsamında, üç ay içinde rotasyon sistemiyle ek Amerikan askerlerinin ülkeye gelmesi bekleniyor. Varşova’da daimi bir ABD askeri üssü kurulmasına yönelik görüşmeler sürerken, askeri kararın 6 ila 12 ay içinde alınacağı belirtiliyor.

Polonya ile ABD arasında askeri işbirliğini güçlendirmeye yönelik müzakereler sürerken, üç ay içinde ülkeye rotasyon sistemi kapsamında ek Amerikan askerlerinin konuşlandırılması planlanıyor.

Dziennik Gazeta Prawna (DGP) gazetesinin Polonya Cumhurbaşkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı çevrelerine dayandırdığı haberine göre, Varşova ile Washington arasında Polonya topraklarında daimi bir Amerikan askeri üssü kurulması için yürütülen görüşmeler devam ediyor.

Haberde, ek askeri güçlerin konuşlandırılmasına ilişkin planların yanı sıra, daimi askeri üsse dair kararın 6 ay ile bir yıl arasındaki süreçte alınmasının beklendiği aktarıldı.

DGP’ye konuşan bir kaynak, ABD’nin her iki girişimi de hayata geçirmek için siyasi irade ve kararlılık gösterdiğini ifade etti.

Süreç kapsamında Polonya Ulusal Güvenlik Bürosu (BBN) Başkanı Bartosz Grodecki, Pentagon’da temaslarda bulundu. Görüşmelerin ardından DGP’ye açıklama yapan Grodecki, “Amerikan tarafı, Polonya’nın ABD için örnek bir müttefik olduğunu defalarca dile getirdi.

Pentagon Başstratejisti Elbridge Colby ile yaptığım görüşme de dahil olmak üzere temaslarım bu durumu teyit etti. Buna bağlı olarak, önümüzdeki yıllarda Amerikan-Polonya işbirliği büyük bir gelecek vadediyor” ifadelerini kullandı.

DGP’nin edindiği gayriresmi bilgilere göre daimi üs konusundaki nihai askeri karar 6 ila 12 ay içinde verilecek.

Polonya Parlamentosu Savunma Komisyonu Başkan Yardımcısı Joanna Kluzik-Rostkowska, son rotasyon kapsamında Polonya’ya gelen 4 bin askere ek olarak 5 bin Amerikan askerinin daha ülkeye ulaşabileceğini, böylelikle ülkedeki toplam ABD askeri sayısının 11 bine çıkacağını belirtti.

Sürecin siyasi ayağında ise önümüzdeki aylarda ABD Başkanı Donald Trump ile Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki arasında bir görüşme gerçekleşebileceği kaydedildi.

ABD Başkanı Trump, daha önce Polonya’ya ek olarak 5 bin asker gönderme niyetini dile getirmişti. Polonya tarafı da Washington’ın Almanya’daki askeri varlığını azaltması durumunda daha fazla Amerikan askerine ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Diğer taraftan ABD, geçtiğimiz nisan ayında Ukrayna’ya yönelik yardımların koordine edildiği Rzeszow yakınlarındaki Jasionka geçici üssünde bulunan askeri personel ve teçhizatı tahliye ederek daimi tesislere kaydırma kararı almıştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall CEO’su eski Şansölye Merkel’i hedef aldı

Yayınlanma

Alman savunma sanayisi kuruluşu Rheinmetall’in Üst Yöneticisi Armin Papperger, eski Şansölye Angela Merkel döneminde savunma sektörünün dışlandığını ve adeta dışlanmış bir kesim haline getirildiğini belirtti. Papperger, Ukrayna’daki çatışmaların ardından bütçe artışları yaşansa da uzun vadeli sözleşmelerin yetersiz olduğunu ve karar alma süreçlerinin hızlanması gerektiğini kaydetti.

Alman savunma sanayisi kuruluşu Rheinmetall’in Üst Yöneticisi (CEO) Armin Papperger, Welt gazetesinin düzenlediği güvenlik zirvesinde yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki savaş başlamadan önce federal hükümetin ulusal savunma sanayisini devlet politikalarından fiilen uzaklaştırdığını belirtti.

Eski Şansölye Angela Merkel döneminde savunma sektörünün adeta bir dışlanmış gibi görüldüğünü dile getiren Papperger, o dönemki yönetimin kriz anlarında doğrudan ABD’ye güvenilebileceği yaklaşımını benimsediğini aktardı.

Papperger, Merkel’in kendilerine yönelik olarak, “Bize aslında ihtiyacımız yok. Bir sorun çıkarsa Amerikalıları ararız” dediğini ifade etti.

Savunma sanayisinin sadece ihracat odaklı bir sektör olarak konumlandırıldığını kaydeden Rheinmetall yöneticisi, bu yaklaşımdan dolayı Almanya içinde kendilerinin istenmediği bir iklimin yaratıldığını savundu.

Ukrayna’daki savaşın ardından Berlin’in askeri harcamalarında önemli artışlar meydana geldi. Şansölye Olaf Scholz liderliğindeki hükümet 100 milyar avroluk özel bir savunma fonu oluştururken, muhalefet lideri Friedrich Merz’in öncülüğündeki birlik de savunma giderlerini içeren 500 milyar avroluk borçlanma paketini onayladı.

Bu süreçte Rheinmetall’in hisseleri 2022 yılından bu yana yüzde 1000’den fazla değer kazandı, şirketin cirosu ise 6,41 milyar avrodan 9,94 milyar avro seviyesine yükseldi.

Papperger, bu mali artışlara rağmen savunma alanındaki karar alma süreçlerinin yavaş işlediğini vurguladı.

Şirketin kendi kaynaklarıyla 500 milyon avro değerinde bir topçu fabrikası inşa ettiğini ancak şu ana kadar sadece 200 bin adetlik mühimmat siparişi aldıklarını belirten Papperger, uzun vadeli sözleşmelerin eksikliğine dikkat çekti. Rheinmetall yöneticisi, askeri üretimin sadece Almanya’da sınırlı kalmaması, diğer Avrupa ülkelerine de yayılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Financial Times gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Almanya mühimmat açığını kapatmak ve Washington’ın Avrupa güvenliğindeki rolünü korumak amacıyla ABD yapımı bazı silahların kendi topraklarında üretilmesi için izin almaya çalışıyor.

Bu kapsamda Alman ve ABD’li üreticiler arasında Tomahawk seyir füzeleri ile Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan PAC-3 füzelerinin ortak üretimi üzerinde görüşmeler yürütülüyor.

Almanya Savunma Bakanlığı, iki ülke arasındaki savunma işbirliğinin derinleştiğini doğruladı.

Bu kapsamda Rheinmetall’in F-35 savaş uçaklarının parçalarının üretiminde yer alması ve MBDA şirketinin Patriot füzeleri için Raytheon ile ortaklık kurması gibi projeler bulunuyor.

Haberde aktarılan bilgilere göre, Berlin’in ana hedefi ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma ihtimaline karşı bir denge kurmak.

ABD’nin Almanya’daki asker sayısını yaklaşık 5 bin kişi azalttığı belirtilirken, Berlin yönetiminin Typhon füze sistemlerinden ek alım yapmayı ve ABD silah sistemlerine erişimini genişletmeyi planladığı kaydediliyor.

Rheinmetall yöneticisi Papperger, daha önce yaptığı bir açıklamada ise sanayinin bir bölümünün savunma sektörüne yönlendirilmesi sayesinde Almanya’nın mühimmat üretim kapasitesinin ABD’nin üretim seviyelerini geride bıraktığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English