Amerika
ABC, Jimmy Kimmel’ın programını yayından kaldırdı

Jimmy Kimmel’in gece yarısı televizyon programı, muhafazakâr aktivist Charlie Kirk’ü öldürmekle suçlanan adam hakkında yaptığı yorumların ardından Disney’in sahibi olduğu ABC tarafından “süresiz” olarak yayından kaldırıldı.
Oscar ödül törenini sunmuş olan tanınmış komedyen, cinayet zanlısının Başkan Donald Trump’ın “MAGA” (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin bir destekçisi olduğunu öne sürdü.
Kimmel’in yayını, ABD’deki medya düzenleme kurumu Federal İletişim Komisyonunun (FCC) başkanı Brendan Carr da dahil olmak üzere eleştirilere yol açtı.
ABC çarşamba günü, Jimmy Kimmel Live’ın “süresiz olarak yayından kaldırılacağını” açıkladı.
Trump, programın askıya alınmasını memnuniyetle karşıladı. Başkan, Truth Social platformunda, “ABC’yi, yapılması gerekeni yapma cesaretini nihayet gösterdiği için tebrik ediyorum. Kimmel’ın yeteneği SIFIR ve Colbert’ten bile daha kötü reytingleri var, eğer bu mümkünse,” diye yazdı.
Trump ayrıca rakip gece programı sunucuları Jimmy Fallon ve Seth Meyers’a atıfta bulunarak, “Bu durumda, Fake News NBC’de tam birer ezik olan Jimmy ve Seth kalıyor. Onların reytingleri de berbat. Yap şunu NBC!!!“ diye ekledi.
Disney’in kararı, Trump’ın liberal eğilimli medya figürlerine karşı yürüttüğü kampanyanın tırmanışına işaret ediyor.
Cumhuriyetçiler, Kirk suikastini kullanarak baskıyı artırmayı hedefliyor
Tartışma, Kimmel’ın pazartesi günkü yayında, ”Hafta sonu, MAGA çetesi, Charlie Kirk’ü öldüren bu çocuğu kendilerinden biri olarak tanımlamaya çalışırken ve bundan siyasi puan kazanmak için ellerinden gelen her şeyi yaparken yeni bir dip noktaya ulaştık,” demesiyle başladı.
Jimmy Kimmel Live programının yayından kaldırılması, CBS’in The Late Show with Stephen Colbert programını iptal etmesinden iki ay sonra gerçekleşti.
Colbert, Skydance ile bir anlaşma için FCC’nin onayını alırken, Trump’ın açtığı hakaret davasını uzlaşma yoluyla çözme kararı nedeniyle ağın sahibi Paramount’u eleştirmişti.
Trump daha sonra Colbert’in programının iptalini överek, “Sırada daha da yeteneksiz Jimmy Kimmel var,” diye bir paylaşım yapmıştı.
Kısa bir süre sonra FCC, CBS’nin Skydance’a satışını onayladı.
Trump’ın FCC’ye atadığı Carr, medya düzenleme kurumunun yayıncılara baskı uygulamaya hazır olduğunu açıkça belirtiyor.
Çarşamba günü Carr, Kimmel’ın canlı yayında yaptığı yorumları “mümkün olan en iğrenç davranış” olarak nitelendirdi ve Disney harekete geçmezse kurumunun ABC’nin bağlı kuruluşlarının lisanslarını iptal edebileceği uyarısında bulundu.
ABC’nin açıklaması, büyük bir yerel TV istasyonları ağı olan Nexstar’ın Kimmel’in programını yayından kaldırmasından kısa bir süre sonra geldi.
Nexstar, “Kimmel’in Charlie Kirk’ün öldürülmesiyle ilgili son yorumlarına şiddetle karşı olduğunu” belirtti.
Amerika
Lockheed Martin ile Pentagon’dan 35 milyar dolarlık THAAD anlaşması

ABD merkezli savunma sanayi kuruluşu Lockheed Martin, Pentagon ile imzaladığı 35 milyar dolarlık yeni anlaşmayla THAAD füzesi üretimini dört katına çıkaracağını duyurdu. Yedi yıllık süreyi kapsayan bu sözleşme, ABD Savunma Bakanlığının tedarik dönüşüm stratejisinin ilk büyük adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
ABD merkezli havacılık ve savunma şirketi Lockheed Martin, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) sistemi füze üretimini dört kat artırmak amacıyla 35 milyar dolar değerinde yedi yıllık bir sözleşme imzaladığını duyurdu.
Şirket tarafından yapılan basın açıklamasında, bu anlaşmanın Pentagon’un tedarik süreçlerini dönüştürme stratejisi kapsamında hayata geçirilen ilk büyük çok yıllı sözleşmelerden biri olduğu belirtildi.
Söz konusu sözleşme, Pentagon ile Lockheed Martin arasında ocak ayında imzalanan THAAD çerçeve anlaşmasının fiili uygulamasını oluşturuyor.
Açıklamada, bu anlaşmanın üretim kapasitesini artırmak, savunma sanayi tabanını güçlendirmek ve hem ABD hem de müttefikleri için kritik öneme sahip füze savunma sistemlerinin tedarikini sağlamak adına ihtiyaç duyulan uzun vadeli talebi güvence altına aldığı kaydedildi.
THAAD sistemi, ABD envanterinde hedefleri hem atmosfer içinde hem de atmosfer dışında engelleyebilmek üzere tasarlanmış tek füze savunma sistemi olma özelliğini taşıyor.
Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Lockheed Martin Füze ve Atış Kontrol Birimi Başkanı Tim Cahill, şu ifadeleri kullandı:
“Bu anlaşma, çok yıllı tedarik süreçlerine yönelik dönüşümcü bir geçiş yoluyla Amerika’nın özgürlük cephaneliğini güçlendirme konusunda Savunma Bakanlığı ile paylaştığımız ortak vizyonu yansıtmaktadır. Yeni yaklaşım, savunma sanayi tabanımızı güçlendirme, üretimi genişletme ve Amerikan ordusuna benzeri görülmemiş bir hız ile ölçekte silah sağlama çabalarımızı artırmaktadır.”
Washington Post: ABD, THAAD stoklarının yarısını İsrail için tüketti
Lockheed Martin, daha önce Alabama eyaletinin Troy kentinde yeni bir mühimmat üretim tesisi ile Arkansas eyaletinin Camden kentinde bir mühimmat üretim merkezi açmıştı.
Şirket, geçtiğimiz nisan ayında da ABD hükümetiyle PAC-3 MSE füzelerinin üretimini hızlandırmak amacıyla 4,7 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştı.
Merkezi Maryland eyaletinin Bethesda kentinde bulunan Lockheed Martin, askeri teknolojiler alanında Pentagon’un en büyük yüklenicilerinden biri olarak faaliyet gösteriyor.
Çok uluslu şirket; havacılık sistemleri, hava savunma sistemleri, füze sistemleri ve uzay araçları geliştirip üretiyor.
Amerika
Ro Khanna: İlerici hareket ABD genelinde yükseliyor

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, solcu adayların son dönemde elde ettiği seçim zaferlerinin ardından ilerici hareketin ülke genelinde yükselişte olduğunu açıkladı. New York ve Washington D.C. eyaletlerindeki ön seçim sonuçlarını değerlendiren Khanna, partinin asıl enerjisinin bu harekette olduğunu belirtti.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, ülke genelinde sol kanadın elde ettiği son seçim zaferlerinin ardından ilerici hareketin yükselişte olduğunu belirtti.
CNN televizyonunda yayımlanan Kaitlan Collins ile “The Source” programına katılan Demokrat Partili Khanna, New York’un 7. Kongre Bölgesi için Demokrat Parti adaylığını kazanacağı öngörülen eyalet meclisi üyesi Claire Valdez’i “olağanüstü bir aday” olarak nitelendirdi. Demokratik sosyalist olan Valdez, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani tarafından destekleniyor.
Salı gecesi açıklamalarda bulunan Khanna, Valdez hakkında, “Dış politikada net bir ahlaki vizyona sahip. Temel sorunun adaletsiz ve dengesiz ekonomi olduğunu, işçi sınıfı için yeni bir vizyona ihtiyacımız olduğunu anlıyor. Ancak bunun iki şeyi gösterdiğine inanıyorum: Birincisi, Mamdani bir yıldız; onu göz ardı eden herkes saf ve gerçeklerden uzaktır.” dedi.
Khanna sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mamdani şu anda ülkedeki en etkili beş Demokrattan biri ve insanlar ona saygıyla yaklaşmalı. İkinci şey ise ilerici hareketin Temsilciler Meclisinde ve ülke genelinde yükselişte olmasıdır. Bunun sadece New York ile sınırlı olduğunu söylemek doğru değil. Pennsylvania, New Jersey, Michigan ve Maine’de kazanıyoruz; partinin enerjisi gerçekten de burada.”
New York Demokratik ön seçimlerinde Mamdani’nin adayları kazandı
Geçen yıl New York belediye başkanlığı için yapılan Demokrat Parti ön seçiminde eski New York Valisi Andrew Cuomo’yu mağlup ederek ulusal siyaset sahnesine çıkan demokratik sosyalist Mamdani, New York Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde üç adayı destekledi.
Mamdani’nin desteklediği demokratik sosyalist adaylar Valdez ve Darializa Avila Chevalier, salı günü yapılan ön seçimleri kolayca kazandı. Belediye başkanının desteklediği bir diğer ilerici isim olan eski belediye başkanı adayı Brad Lander da yarıştan galibiyetle ayrıldı.
New York’taki ön seçimler, Belediye Meclisi Üyesi Janeese Lewis George’un bu ayın başlarında Washington D.C. belediye başkanlığı için yapılan Demokrat Parti ön seçimini kazanmasının hemen ardından gerçekleşti.
ABD’de demokratik sosyalizm, hareketin lideri olarak kabul edilen Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın iki kez katıldığı başkanlık yarışlarının ardından, son on yılda yükselişini sürdürüyor.
Amerika
Anket: ABD’de İsrail’e verilen desteğe tepki rekor seviyede

ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington’ın İsrail’e sağladığı desteğin çok fazla olduğunu düşünen kayıtlı seçmenlerin oranının tarihi bir zirveye ulaştığını ortaya koydu. Quinnipiac Üniversitesi tarafından düzenlenen ankete göre, katılımcıların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini belirtti.
ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington yönetiminin İsrail’e çok fazla destek verdiğini düşünen Amerikan seçmenlerinin oranının şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi.
Quinnipiac Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’e “çok fazla” destek sağladığını belirtirken, yüzde 7’si bu desteğin “yetersiz” olduğunu, yüzde 38’i ise “kararında” olduğunu ifade etti. Katılımcıların yüzde 6’sı ise kararsız kaldı veya soruyu yanıtsız bıraktı.
Araştırmayı hazırlayan uzmanlar, “Bu oran, Quinnipiac Üniversitesinin kayıtlı seçmenlere bu soruyu ilk kez yönelttiği Ocak 2017’den bu yana, ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini düşünen seçmenlerin ulaştığı en yüksek seviyedir” değerlendirmesini yaptı.
Siyasi parti eğilimlerine göre incelendiğinde, ankete katılan Demokratların yüzde 66’sı, bağımsız seçmenlerin yüzde 55’i ve Cumhuriyetçilerin yüzde 20’si ABD’nin İsrail’i çok fazla desteklediğini kaydetti.
Son yıllarda İsrail, özellikle Gazze’deki askeri operasyonları yürütme biçimi nedeniyle küresel düzeyde eleştirilerin odağında yer alıyor. İsrail’in iki yılı aşkın bir süre önce başlattığı ve Hamas’ı hedef alan savaş, Gazze’deki Filistinlilerin kitlesel ölümlerine ve altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açtı.
Diğer yandan ABD, yaklaşık dört ay önce İsrail ile birlikte İran’a karşı mevcut savaşa katılmıştı. Son anketler, bu adımın Amerikan halkı arasında popüler olmadığını gösteriyor.
Geçen hafta ABD Başkan Yardımcısı Vance, İsrailli yetkilileri, yakın zamanda Washington ile Tahran arasında varılan barış anlaşmasını eleştirmemeleri konusunda uyardı. Vance, küresel ölçekte tecrit edilen İsrail’in ABD ile olan ortaklığına minnettar olması gerektiğini ima etti.
Beyaz Saray’da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Vance, “İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, tüm dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike herhalde saldırmazdım” dedi.
18-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Quinnipiac anketi, kendisini kayıtlı seçmen olarak tanımlayan 1165 kişinin katılımıyla yapıldı. Araştırmanın hata payı ise artı veya eksi yüzde 3,4 olarak açıklandı.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4












