Amerika
Vance: İsrail destekli kampanya İran mutabakatını sabote ediyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail hükümeti içindeki bazı unsurların finanse ettiği kampanyaların İran’la yürütülen diplomatik süreci baltalamayı amaçladığını söyledi. Joe Rogan’a verdiği röportajda Vance, Trump yönetiminin İran politikası üzerinde yabancı ülkelerin etkisine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump yönetiminin İran’la savaşı sona erdirmek amacıyla yürüttüğü müzakereleri hedef alan ve İsrail hükümeti tarafından finanse edildiğini söylediği kamuoyu etkileme kampanyasına sert tepki gösterdi.
Vance, sunucu Joe Rogan’a verdiği röportajda, Time dergisinde yayımlanan habere işaret ederek, Trump’ın eski seçim kampanyasında görev yapan kişilerin İsrail hükümeti içindeki bazı unsurlar tarafından finanse edilen girişim kapsamında kendisini hedef aldığını söyledi.
Şöyle konuştu: “Dün Time’da yayımlanan bir haber vardı. Haberde, Trump’ın eski seçim kampanyasında görev yapmış birinin para ödediği bazı kişilerden söz ediliyordu. O kişi de İsrail hükümeti içindeki bazı unsurlar tarafından finanse edilmiş. Para alan bu insanlar, başkanın ülke adına belirlediği müzakere hedefini gerçekleştirmeye çalıştığım için bana acımasızca saldırıyor.”
Vance, söz konusu girişimi “müzakereleri sabote etmeye yönelik, son derece planlı ve güçlü biçimde finanse edilen bir kampanya” diye nitelendirdi.
Time’ın haberindeki kampanya
Time dergisi salı günü yayımladığı haberde, Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale’in ve şirketi Clock Tower X’in, geçen yıl eylül ayında İsrail adına Amerikan kamuoyunu etkilemek amacıyla yürütülen kampanyada görev aldığını yazdı. Dergi, haberini ABD Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası kapsamında yapılan resmi bildirimlere dayandırdı.
Habere göre kampanyanın resmi amacı internette yükselen antisemitizmle mücadeleydi. Ancak Time’a konuşan ve kampanya hakkında bilgi sahibi olan İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, asıl hedefin “genç muhafazakârların İsrail’e karşı dönmesini engellemek” olduğunu söyledi.
Time, Trump yönetiminin, geçen ay İran savaşını sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı eleştiren ve muhafazakâr sosyal medya hesaplarından eş zamanlı paylaşılan içerikler tespit ettiğini yazdı. Dergi, bu paylaşımların Parscale’in yürüttüğü kampanyanın parçası olabileceğini aktardı.
Parscale ise kampanyanın genç Amerikalıların İsrail’e karşı tavır almasını önlemeyi amaçladığını kabul etti ancak girişimin Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü diplomatik süreci karalamaya kadar uzandığı iddiasını reddetti.
“Cehenneme kadar yolunuz var”
Vance, Rogan’ın bu konuda soru yöneltmemesine rağmen Time’ın haberini gündeme getirdi.
“Bunu sosyal medya paylaşımlarıyla ve gazetecilere bilgi sızdırarak yapıyorlar. Bana takıntılı biçimde saldırıyor, İran’la müzakere etmememiz ve askeri harekâtı süresiz sürdürmemiz gerektiğini söylüyorlar” diyen Vance, şöyle devam etti:
“Bazıları çıkıp Katar’ın etkisi altında olduğumu, yabancı hükümetler tarafından yönlendirildiğimi ya da Tucker Carlson’dan talimat aldığımı söylüyor. Ortalıkta o kadar çok saçmalık dolaşıyor ki.”
Yabancı hükümetlerin sürekli ABD’yi etkilemeye çalıştığını söyleyen Vance, “İsrail de bunu yapıyor, başka ülkeler de. Beni rahatsız eden, kendi yönetimimizin kararlarını ve savunduğu politikaları bu algı operasyonlarının biçimlendirmesine izin vermesi” ifadelerini kullandı.
Vance, “Time’da, yürüttüğüm anlaşmayı sabote etmek amacıyla yabancı bir ülkenin finanse ettiği kampanya düzenlendiğini ve bu kampanyadan para alan birçok kişinin bana bütünüyle dürüstlükten uzak yöntemlerle saldırdığını gördüğümde vereceğim cevap şudur: ‘Cehenneme kadar yolunuz var.’ Amerikan halkı için ne yapmam gerekiyorsa onu yapacağım. Benim için önce Amerikalılar gelir” dedi.
Başkan Yardımcısı, “İsrail devlet mekanizması içinde, savaşı süresiz devam ettirmek amacıyla Amerikan kamuoyunu yönlendirmeye ve tutumunu değiştirmeye çalıştığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde bildiğimiz bazı kişiler var” ifadelerini kullandı.
Rogan’ın, İsrail’in etkisi olmasaydı ABD’nin yılın başında İran’la savaşa girip girmeyeceği sorusuna Vance, Trump’ın İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğine İsrail’den bağımsız biçimde inandığını, kendisinin de bu görüşü paylaştığını söyledi.
Rogan, İsrail’in etkisi olmasaydı savaşın bu kadar uzun sürüp sürmeyeceğini yeniden sorsa da Vance aynı tutumu korudu.
İran mutabakatı müzakerelerine katkısı nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Vance, Trump yönetimi içinde İsrail’e yönelik en açık eleştirileri dile getiren isimlerden biri haline geldi.
Geçen ay Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı isimlerin mutabakata tepki göstermesinin ardından Vance, bu isimlere “uyanma” çağrısı yapmış ve Trump’ın İsrail’e sempati duyan son dünya lideri olduğunu söylemişti.
İran yönetimindeki ayrışma değerlendirmesi
Rogan’ın İran’la müzakerelerin son durumunu sorması üzerine Vance, İran yönetiminin ABD’yle anlaşmak isteyen pragmatistler ile buna karşı çıkan muhafazakârlar arasında bölündüğünü ileri sürdü.
Vance’e göre muhafazakârlar, mutabakatın ardından ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden büyük miktarda petrol sevk edebildiğini görünce “paniğe kapıldı” ve bu nedenle bölgedeki gemileri hedef almaya başladı.
“Temelde, ‘Bunu durdurmaya çalışacağız. Elimizdeki kozu kaybetmekten korkuyoruz’ dediler. İran devlet mekanizması içindeki pragmatistler ise ‘Bu hataydı, görüşmeleri sürdürelim’ diyor” ifadelerini kullandı.
Sürecin nasıl sonuçlanacağını bilmediğini söyleyen Vance, “Ekonomik baskı araçlarını, teşvikleri ve yaptırımları aynı anda kullandığımız hassas diplomatik süreç yürütüyoruz. Pragmatistlerle konuşmaya çalışıyoruz. Elbette şiddet eylemlerine başvurduklarında da karşılık veriyoruz” dedi.
Vance, “Bütün bunlar, bizi daha olumlu sürece sokmak amacıyla eş zamanlı ilerliyor. Evet, şu anda ateş açıyorlar. Ancak bütün bunlara rağmen nükleer programları hâlâ imha edilmiş durumda mı? Evet. Daha geniş müzakere süreci açısından bakıldığında, bizi daha iyi noktaya taşımak için birçok gelişme aynı anda yaşanıyor” diye konuştu.
“İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önleme hedefi doğru”
Vance daha sonra İran’a ilişkin tek çözümü ülkeyi bombalayarak yok etmek olarak gören savaş yanlısı Amerikalı muhafazakârları eleştirdi.
Bu kesimlerin İran’daki yönetimi devirmeyi amaçladığını söyleyen Vance, ABD’nin başka ülkelerde yürüttüğü rejim değiştirme girişimlerinin olumlu sonuç vermediğini, böyle operasyonun çok büyük kara gücü gerektireceğini ifade etti.
Trump’ın yerinde olsaydı İran’a yönelik operasyonu başlatıp başlatmayacağı sorusuna Vance, yönetimdeki bazı isimler kadar “hevesli olmadığını” kabul etti.
Görevinin başkanı desteklemek olduğunu söyleyen Vance, Trump’ın kararları bugüne kadar olduğu gibi “yasal ve etik” sınırlar içinde kaldığı sürece bunu sürdüreceğini belirtti.
Vance, “İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önleme hedefi kesinlikle doğru” dedi.
Epstein’ın istihbarat bağlantıları
Röportajın Amerikan medyasında en fazla öne çıkan bölümlerinden biri Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin değerlendirmeler oldu.
Vance, Trump yönetiminin bu süreci kötü yönettiğini kabul etti ancak Trump’ın suç teşkil eden herhangi eyleme karışmadığını savundu.
Daha sonra Epstein’ın İsrail istihbaratının ve Amerikan istihbaratının üst düzey isimleriyle bağlantıları olduğunu söyleyen Vance, “Amerikan istihbaratının en üst kademeleriyle bağlantıları olduğu açık. İsrail istihbaratının en üst kademeleriyle de bağlantıları olduğu açık” ifadelerini kullandı.
Vance, “Epstein, İsrail’deki merkez sol çizgideki ‘derin devlet’ unsurlarıyla bağlantılı görünüyordu. Bunu her zaman ilginç bulmuşumdur. İsrail siyasetinin merkez sağ kesimiyle çok güçlü bağları yoktu. Amerika’da ise her kesimle bağlantılıydı. Cumhuriyetçi dostları da Demokrat dostları da vardı” dedi.
Amerika
Brezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?

Brezilya’da ikinci turda hangi aday listesinin geçerli oyların çoğunluğunu elde edeceği belirlenecek.
Micaela Ovelar, São Paulo
Brezilya’da cumhurbaşkanlığı seçimi, Liberal Parti (PL) Senatörü Flávio Bolsonaro ile İşçi Partisi (PT) mensubu Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva arasında yapılacak ikinci turda karara bağlanacak. Tüm oy verme makinelerindeki oyların sayılmasıyla birlikte Bolsonaro, 4 Ekim’de yapılan ilk turu geçerli oyların yüzde 47,03’ünü alarak tamamladı ve yüzde 45,16 oy alan Lula’nın önüne geçti. Hiçbir aday seçimi ilk turda kazanmak için gereken çoğunluğu sağlayamadığından, iki aday 25 Ekim’de ikinci turda karşı karşıya gelecek.
Bolsonaro 56 milyon 104 bin 503 oy alırken Lula 53 milyon 879 bin 538 oyda kaldı. İki aday arasındaki fark 2 milyon 224 bin 965 oy, yani yaklaşık 1,87 yüzde puan oldu. Böylece Bolsonaro, ikinci tura ilk turun birincisi olarak giriyor.
Seçimlerde yasama organı üyeleri ve eyalet valilerinin büyük bölümü de belirlendi. Brezilya’nın en büyük seçmen kitlesine sahip eyaleti São Paulo’da Vali Tarcísio de Freitas (Republicanos), ilk turda yeniden seçilmeyi başardı. Ülke genelinde 20 eyalette valilik seçimleri ikinci tura kalmadan sonuçlandı.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonuçları
Önde gelen iki aday, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kullanılan geçerli oyların toplam yüzde 92,19’unu aldı. Diğer adaylar ise oyların yüzde 7,81’ini paylaştı.
Avante partisinden Augusto Cury, yaklaşık yüzde 2,89 oyla (3 milyon 448 bin 569) üçüncü sırada yer aldı. Onu yüzde 2,24 (2 milyon 675 bin 887) oyla Missão partisinden Renan Santos ve yüzde 2,18 (2 milyon 605 bin 148) oyla Sosyal Demokrat Parti’den (PSD) Ronaldo Caiado izledi. Novo partisinden Romeu Zema ise yüzde 0,27 (326 bin 488) oy aldı. Bu adayların hiçbiri ikinci tura kalamadı.
Cury ve Santos daha sonra ikinci tura kalan iki adaydan hiçbirini desteklemeyeceklerini açıkladı. Ancak bu açıklamalar, destekçilerinin 25 Ekim’de nasıl oy kullanacağını belirlemiyor. Elenen adaylara verilen oyların otomatik olarak Bolsonaro’ya veya Lula’ya aktarılacağı varsayılamaz.
Kesinleşen oy sayımı, seçim öncesindeki son anketlerden de farklı bir tablo ortaya koydu. Söz konusu anketlerde Lula yüzde 45, Bolsonaro ise yüzde 42 oyla gösteriliyordu. Seçim sonuçlarında ise Bolsonaro küçük bir farkla öne geçti.
Oyların coğrafi dağılımı, Lula’nın ülkenin kuzeydoğusunda önde olduğunu, Bolsonaro’nun ise güneydeki üç eyalette, Paraná, Santa Catarina ve Rio Grande do Sul’da üstünlük sağladığını gösterdi. Ülke genelinde Bolsonaro 14 eyalette ve Federal Bölge’de, Lula ise 12 eyalette ilk sırada yer aldı. Ancak bu sonuçlar, eyaletlerdeki zaferlere ayrı ayrı seçici kurul oyları kazandırmıyor; bütün oylar ülke çapındaki tek bir cumhurbaşkanlığı seçim sonucuna dahil ediliyor.
Seçim sistemi nasıl işliyor?
Brezilya’da cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı, iki turlu seçim sistemiyle ortak bir aday listesi üzerinden seçiliyor. Bir aday listesinin ilk turda kazanabilmesi için geçerli oyların yarısından fazlasını alması gerekiyor. Boş ve geçersiz oylar bu hesaplamaya dahil edilmiyor. Hiçbir aday bu eşiği aşamazsa en fazla oy alan iki aday ikinci tura kalıyor.
4 Ekim’de yapılan seçimlerde cumhurbaşkanlığının yanı sıra eyalet valilikleri, Temsilciler Meclisi, Senato ve eyalet ya da Federal Bölge yasama organları için de oy kullanıldı. Temsilciler Meclisi’nin 513 sandalyesinin tamamı ve 81 sandalyeli Senato’nun 54 sandalyesi için seçim yapıldı. Senato üyelerinin üçte ikisinin yenilendiği seçimlerde, her eyalette ve Federal Bölge’de seçmenler iki farklı senatör adayı için oy kullandı.
Brezilya topraklarında oy verme işlemi Brasília saatiyle 17.00’de sona erdi. Bunun ardından seçim yetkilileri oy sayım sonuçlarını yayımladı. Portekizce kısaltması TSE olan Yüksek Seçim Mahkemesi, sonuçları resmî seçim sonuçları internet sitesi ve mobil uygulaması üzerinden kamuoyuyla paylaşıyor.
25 Ekim’de yapılacak ikinci turda cumhurbaşkanlığının yanı sıra ikinci tur gerektiren eyalet valiliği seçimleri de sonuçlanacak. Yasama organı seçimleri ise ilk turdaki oylarla belirleniyor ve ikinci tura taşınmıyor.
Seçime katılım ve sandığa gitmeyenler
Cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 125,3 milyon kişi oy kullandı. Bu sayı, yüzde 78,92’lik bir katılım oranına karşılık geliyor. Yaklaşık 33,5 milyon kayıtlı seçmen sandığa gitmedi ve seçime katılmama oranı yüzde 21,08 olarak gerçekleşti.
Oy sayımında ayrıca yaklaşık 2,3 milyon boş oy ve 3,67 milyon geçersiz oy kaydedildi. Bu iki kategori birlikte kullanılan oyların yaklaşık yüzde 4,77’sini oluşturdu. Böylece cumhurbaşkanlığı seçiminde yaklaşık 119,3 milyon geçerli oy kullanılmış oldu. Bolsonaro’nun yüzde 47,03’lük ve Lula’nın yüzde 45,16’lık oy oranları, kullanılan bütün oylar ya da kayıtlı seçmenlerin tamamı üzerinden değil, bu geçerli oy toplamı üzerinden hesaplanıyor.
Sandığa gitmemek, boş veya geçersiz oy kullanmaktan farklıdır. Sandığa gitmeyen seçmen oy kullanmamıştır. Boş veya geçersiz oy veren seçmen ise seçime katılmış, ancak herhangi bir aday lehine geçerli bir tercih yapmamıştır. Bu iki gruptaki seçmenlerin de otomatik olarak kararsız seçmen şeklinde tanımlanmaması gerekir.
4 Ekim’de oy kullanmayan seçmenler, ikinci turda yeniden sandığa gitme fırsatına sahip olacak. Ancak ilk tur sonuçları, bu seçmenlerden kaçının ikinci turda oy kullanacağını veya hangi adayı tercih edeceğini ortaya koymuyor.
São Paulo ve eyaletlerdeki sonuçlar
São Paulo, seçime yaklaşık 34,1 milyon kayıtlı seçmenle girdi. Bu sayı, Brezilya’daki toplam seçmenlerin yaklaşık yüzde 21,5’ine karşılık geliyor. Ülkenin en büyük seçmen kitlesine sahip eyaleti olan São Paulo, Rio de Janeiro, Minas Gerais ve Espírito Santo ile birlikte Güneydoğu bölgesini oluşturuyor. Ulusal seçmen kitlesi içindeki ağırlığı, São Paulo’yu cumhurbaşkanlığı seçim sonuçlarının değerlendirilmesinde özellikle önemli hale getiriyor.
Eyaletteki valilik seçimi ilk turda sonuçlandı. Republicanos partisinden Tarcísio de Freitas, geçerli oyların yaklaşık yüzde 63’ünü (14 milyon 491 bin 874) alarak yeniden vali seçildi. De Freitas, İşçi Partisi’nin (PT) adayı Fernando Haddad’ı (8 milyon 423 bin 656 oy) geride bıraktı. İki aday arasındaki fark yaklaşık 26 yüzde puan oldu.
Brezilya genelinde 4 Ekim’de 20 eyalette valilik seçimi ilk turda sonuçlandı. Bu, 1994’ten bu yana yapılan seçimlerde ilk turda sonuçlanan en yüksek valilik seçimi sayısı oldu. Böylece 2022’de ilk turda sonuçlanan 15 valilik seçimi ve daha önce 2010’da kaydedilen 18 seçimlik rekor geride bırakıldı.
İlk turda kazanan diğer adaylar arasında Minas Gerais’te Cleitinho Azevedo, Paraná’da Sérgio Moro ve Rio Grande do Sul’da Luciano Zucco yer aldı. İşçi Partili mevcut valiler Jerônimo Rodrigues, Elmano de Freitas ve Rafael Fonteles de sırasıyla Bahia, Ceará ve Piauí eyaletlerinde yeniden seçilmeyi başardı.
Altı bölgede valilik seçiminin ikinci tura kaldığı kesinleşti: Acre, Amazonas, Espírito Santo, Rio Grande do Norte, Tocantins ve Federal Bölge.
Rio de Janeiro’daki durum
Rio de Janeiro’da Douglas Ruas yüzde 49,27, Eduardo Paes ise yüzde 42,76 oy aldı. Anthony Garotinho’nun, adaylığının reddedilmesine ilişkin itirazını geri çekmesi, geçerli oy hesabına hangi oyların dahil edileceğini değiştirebilir. Bu durum Ruas’ın oy oranını ilk turda kazanmak için gereken eşiğin üzerine çıkarabilir.
Rio de Janeiro’daki seçim henüz kesinleşmiş değil. Çünkü seçim makamlarının vereceği bir karar, toplam geçerli oy sayısını etkileyebilir. Seçim yetkililerinin resmî işlem yapması gerektiğinden, yarışın ilk turda sonuçlandığı henüz söylenemiyor.
Bununla birlikte, seçim yargısının, Bolsonaro’nun partisi PL’nin de adayı olan Douglas Ruas’ın ilk turda kazandığını ilan etmesi oldukça muhtemel görünüyor.
Yurt dışındaki Brezilyalı seçmenler
TSE verilerine göre, yurt dışında kayıtlı Brezilyalı seçmenler de cumhurbaşkanlığı seçimlerine katıldı. 186 şehirde yaklaşık 341 bin 800 kişi oy kullandı. Yurt dışında oy kullanma hakkına sahip seçmen sayısı ise yaklaşık 916 bin 500’dü.
Ülke genelindeki sonucun aksine, yurt dışındaki oy sayımında Lula öne çıktı. Lula 157 bin 387 oyla yurt dışında kullanılan geçerli oyların yüzde 47,57’sini alırken Bolsonaro yaklaşık 143 bin 900 oyla yüzde 43,49’da kaldı. Lula 64 ülkede, Bolsonaro ise 37 ülkede birinci sırada yer aldı.
Oyların dağılımı ülkeden ülkeye önemli farklılıklar gösterdi. Bolsonaro, ABD’de yüzde 61,10, Japonya’da ise yüzde 71,76 oy aldı. Lula ise Portekiz’de yüzde 52,45, Arjantin’de yüzde 64,44, Kanada’da yüzde 57,75 ve Almanya’da yüzde 71,93 oyla öne geçti.
Yurt dışında kullanılan oylar ayrı bir seçim olarak değerlendirilmek yerine, ülke genelindeki cumhurbaşkanlığı seçim sonucuna dahil ediliyor.
Brezilya, ilk turda Bolsonaro’nun önde tamamladığı seçimlerin ardından 25 Ekim’de yapılacak ikinci tura hazırlanıyor. Ancak cumhurbaşkanlığını kimin kazanacağı henüz belli değil. İkinci turda hangi aday listesinin geçerli oyların çoğunluğunu elde edeceği belirlenecek.
Amerika
Trump İran füzesi üzerinden Los Angeles ve San Diego sözlerini yineledi

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Los Angeles ve San Diego’yu hedef alabileceğine ilişkin ifadelerini Teksas’taki mitinginde yineleyerek böyle bir senaryoya izin vermeyeceklerini savundu. Eyalet yöneticileri Trump’ın görevden alınması için anayasal süreç çağrısı yaparken Beyaz Saray açıklamaların arkasında durdu.
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef alabileceği yönündeki sözlerini Teksas’taki seçim mitinginde yineledi. Trump, böylesi bir senaryonun gerçekleşmesine izin vermeyeceklerini savundu.
San Antonio kentindeki mitingde konuşan Trump, “Travma mı görmek istiyorsunuz? Sorun mu görmek istiyorsunuz? Geçen gün de söyledim, bırakın gelirken San Diego’ya ya da Los Angeles’a bir füze atsınlar. Bir korku filmi mi görmek istiyorsunuz? Bırakın San Diego’yu vursunlar. Bırakın Los Angeles’ı vursunlar” dedi.
Trump sözlerini, “Kötü şeylerin yaşandığını mı görmek istiyorsunuz? Bir ülkenin serbest düşüşe geçtiğini mi görmek istiyorsunuz? Bunun olmasına izin vermeyeceğiz” diye sürdürdü.
Kaliforniyalı yöneticilerden sert tepki geldi
Trump, pazartesi günü Nebraska’daki seçim etkinliğinde İran’ın Los Angeles ve San Diego’yu “yok edebileceğini” öne sürmüş, bu açıklamalar Kaliforniya eyaletindeki yöneticilerin tepkisini çekmişti.
Demokrat Partili Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, The Hill’e yaptığı açıklamada Trump’ın “akıl hastası” olduğunu ileri sürerek ABD Anayasası’nın 25. Ek Maddesi’nin işletilmesi çağrısında bulundu.
Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass sözleri “tehlikeli ve güvenliğimizi tehlikeye atabilecek nitelikte” diye nitelerken, San Diego Belediye Başkanı Todd Gloria kentin “ikincil hasar olmadığını” belirtti.
Beyaz Saray eleştirileri reddetti
Beyaz Saray yönetimi ise açıklamalara yönelik tepkilere karşı çıktı. Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, X hesabından yaptığı paylaşımda medyadaki tepkilerin gerçeği yansıtmadığını savundu.
Cheung, “Başkan Trump nükleer silaha sahip bir İran durdurulmasaydı ABD kentlerinin tehdit altında kalacağını açıkça ifade etti. Başkan sayesinde Amerika daha güvenli bir yer. İran’ın nükleer gücü, donanması, hava kuvvetleri ve parası yok” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
Trump’ın sözleri California’yı ayağa kaldırdı: “Kentler feda edilemez”

Donald Trump’ın miting konuşmasında İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef alabileceğini ima etmesi, California Valisi Gavin Newsom’ın ABD Anayasası’nın 25. Maddesi’ni gündeme getirmesine yol açtı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir ara seçim mitinginde İran’ın Los Angeles ve San Diego kentlerini hedef almasına izin verebileceğini ima etmesi, California’daki Demokrat siyasetçilerin ve en az bir Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi adayının sert tepkisine yol açtı.
California Valisi Demokrat Gavin Newsom, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada Trump’ın “akıl hastası” olduğunu savunarak ABD Anayasası’nın 25. Maddesi’nin işletilmesi çağrısında bulundu.
Newsom, yaptığı yazılı açıklamada “25. Madde’nin vakti geldi!” ifadesini kullandı.
Vali Newsom, salı günkü çağrısından önce pazartesi günü sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda da Trump’ı “dengesiz ve tehlikeli” olarak nitelemişti.
2028 başkanlık seçimlerinde Demokrat Parti’nin güçlü aday adayları arasında gösterilen Newsom’a Beyaz Saray Sözcüsü Davis Ingle tepki gösterdi. Ingle, “Gavin Newscum Amerika’nın en kötü ve muhtemelen en aptal valisidir” dedi.
California’daki yerel yöneticiler ve adaylar tepkili
Trump’ın sözlerine eyalet genelinde farklı kademelerden tepkiler geldi. Los Angeles Belediye Başkanı Demokrat Karen Bass, açıklamaların tehlikeli olduğunu ve kent sakinlerinin güvenliğini zedeleyebileceğini dile getirdi.
San Diego Belediye Başkanı Demokrat Todd Gloria ise yayımladığı mesajda Trump’a seslenerek “Kentimizi pervasız savaş söylemlerinizin dışında tutun” dedi.
San Diego bölgesinden Temsilciler Meclisi üyeliği için yarışan Cumhuriyetçi aday Jim Desmond da partisinin liderine açıkça karşı çıktı.
Desmond, sosyal medyada yaptığı paylaşımda, hiçbir Amerikan kentinin gözden çıkarılamayacağını ve hiçbir ailenin ikincil hasar muamelesi göremeyeceğini belirterek başkana kesin bir dille katılmadığını vurguladı.
Cumhuriyetçi stratejistler ara seçim riskine işaret ediyor
Başkanın sözleri, Cumhuriyetçilerin kendi tabanını sandığa taşımakta zorlandığı bir süreçte Demokrat seçmeni hareketlendirme riski yaratıyor.
Californialı Cumhuriyetçi stratejist Matthew Klink, “Başkanın sözleri Nebraska’da alkış alabilir ancak California’da seçmenlerin Trump’tan neden nefret ettiğini bir kez daha gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.
Eyaletteki 48. Seçim Bölgesi’nde yarışan Jim Desmond’ın durumu da tartışılan başlıklar arasında yer alıyor. Kıdemli Cumhuriyetçi stratejist Rob Stutzman, zorlu yarışlara giren parti adaylarının başkanla aralarına yeniden mesafe koymak zorunda kalacağını söyledi.
Başka bir Cumhuriyetçi stratejist ise Desmond’ın bu açıklamayla, Demokratların “Trump’ın noter tasdik memuru olacağı” yönündeki suçlamalarını boşa düşürebileceğini savundu.
Trump’ın eski kampanya danışmanlarından biri de sözlerin şaka yollu söylendiğini ancak seçime bir ay kala dikkat dağıtıcı bir etki yarattığını kaydetti.
Beyaz Saray İletişim Direktörü Steven Cheung, sosyal medyada yaptığı açıklamada basında çıkan haberlerin gerçekleri yansıtmadığını savundu.
Cheung, Trump’ın nükleer bir İran durdurulmasaydı ABD şehirlerinin tehdit altında kalacağını kastettiğini belirterek, başkanın politikaları sayesinde ülkenin daha güvenli hale geldiğini ifade etti.
Demokrat stratejistler ise California liderlerinin tutumunu destekliyor. Stratejist Joel Payne, Trump’ın kendi vatandaşlarına zarar gelmesini dile getirmesini kabul edilemez olarak nitelerken, Newsom’ın eski danışmanı Garry South da Los Angeles’ın İran dışındaki en büyük İranlı göçmen nüfusuna ev sahipliği yaptığını hatırlattı.
Trump’ın Nebraska mitingine giderken South Carolina Demokrat Senato adayı Annie Andrews hakkında transfobik bir ifade kullanması da seçim sürecindeki gerilimleri tırmandıran bir diğer başlık oldu.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Görüş7 gün önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Sachs: Trump’ın Genel Kurul konuşması diplomasi standartlarını sarstı
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri








