Bizi Takip Edin

Amerika

Veri merkezleri, elektrik faturalarını milyarlarca dolar artıracak

Yayınlanma

ABD’deki elektrik şebekesi işletmecisi PJM tarafından düzenlenen son kapasite ihalesi, veri merkezlerinin artan enerji talebi nedeniyle 13 eyalette elektrik maliyetlerinin milyarlarca dolar yükseleceğini ortaya koydu. Bağımsız piyasa denetçisi Monitoring Analytics, ihaledeki 16,4 milyar dolarlık toplam kapasite bedelinin yaklaşık 6,3 milyar dolarının veri merkezlerinden kaynaklandığını açıkladı.

ABD’deki elektrik şebekesi işletmecisi PJM tarafından gerçekleştirilen son kapasite ihalesi, veri merkezlerinin artan enerji talebinin önümüzdeki yıllarda 13 eyalette elektrik maliyetlerine milyarlarca dolar ekleyeceğini ortaya koydu.

PJM, Haziran 2028 ile Mayıs 2029 arasındaki dönem için 13 eyalette elektrik tedarik edilmesini kapsayan ihale sonuçlarını açıkladı.

PJM’in bağımsız piyasa denetçisi Monitoring Analytics, ihale sonucunda oluşacak 16,4 milyar dolarlık toplam kapasite piyasası bedelinin yaklaşık 6,3 milyar dolarlık kısmının veri merkezlerinin yarattığı talepten kaynaklandığını tespit etti.

Piyasa denetçisinin verilerine göre, son dört PJM elektrik ihalesinde veri merkezlerinin talebi elektrik maliyetlerine toplamda 29,4 milyar dolar ek yük getirdi.

Monitoring Analytics Başkanı Joseph Bowring, yaptığı açıklamada, piyasa denetleme kurumunun görüşünün “veri merkezi yükünün kapasite piyasasından çıkarılması ve özel bir ihale yoluyla tedarik edilmesi” yönünde olduğunu belirtti.

Bowring, “Bu yöntem, veri merkezlerinin bir piyasa mekanizması aracılığıyla kapasiteye erişmesini sağlarken, kendi kapasite bedellerini ödemelerine imkan tanıyacak ve maliyetlerin diğer tüketicilere yüklenmesini engelleyecektir” dedi.

Tüketici hakları savunucuları da ihale sonuçlarının ardından veri merkezlerinin fiyatlar üzerindeki etkisine yönelik endişelerini dile getirdi.

Consumers for a Better Grid Kampanya Müdürü Clara Summers, “Şu anda veri merkezlerinden kaynaklanan aşırı ve çok hızlı büyüyen bir talep dalgasıyla karşı karşıyayız ve piyasa buna hazırlıklı değildi” değerlendirmesini yaptı.

Fiyatların son dönemdeki diğer ihalelerle benzer seviyede olduğunu kaydeden Summers, tüketicilerin öngörülebilir gelecekte faturalarının yaklaşık aynı oranda yüksek kalmasını bekleyebileceklerini ekledi.

Evergreen Action Eyalet Programı Stratejik Girişimler Direktörü Julia Kortrey ise fiyatların bu noktada artık “büyük ölçüde kesinleştiğini” ifade etti.

Kortrey, “PJM’in durumu iyileştirmek için yapabileceği hiçbir hamleden 2030’lu yıllara kadar muhtemelen bir rahatlama görmeyeceğiz” dedi.

PJM; Delaware, Illinois, Indiana, Kentucky, Maryland, Michigan, New Jersey, Kuzey Karolina, Ohio, Pennsylvania, Tennessee, Virginia, Batı Virginia eyaletleri ile başkent Washington D.C. dahil olmak üzere ABD’nin doğu ve orta batı kesimlerinde 67 milyon kişiye hizmet veriyor.

Şebeke işletmecisi, 2027-2028 dönemine yönelik bir önceki ihalede olduğu gibi, bu ihalede de güvenilirlik hedefini karşılayacak miktarda elektrik tedarik edemediğini duyurdu.

PJM, bu sorunu çözebilmek adına federal düzenleyici kurumlardan özel bir “Destek Tedarik İhalesi” düzenleme yetkisi talep ediyor.

PJM Başkanı ve Üst Yöneticisi David Mills yaptığı yazılı açıklamada, “Bu ihale sonuçları, elektrik talebinin elektrik arzından daha hızlı büyümeye devam ettiğini gösteriyor” ifadesini kullandı.

Mills ayrıca, “PJM, bu arz ve talep dengesizliğinin sistem güvenilirliği ve tüketici maliyetleri üzerindeki etkisinin farkındadır. Yeni üretimi olabildiğince hızlı devreye sokarak ve şebekedeki yeni yük artışını yöneterek bu dengeyi yeniden kurmak için hükümet ve sektör liderleriyle çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz” dedi.

Açıklamada doğrudan veri merkezlerine değinilmedi ancak PJM, yakın zamanda veri merkezlerinin elektrik talebi artışının en hızlı sürüklendiği alan olduğunu bildirmişti.

Amerika

ABD ordusunda 30 yaş ve üzerine zorunlu testosteron testi

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askeri personel için yıllık zorunlu testosteron seviyesi ölçümü yapılacağını açıkladı. Hegseth’e göre bakanlık, periyodik sağlık kontrollerine eklenen bu taramayla “askeri personelin muharebe kabiliyetini, direncini ve uzun vadeli sağlığını en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.” Hormon eksikliği tespit edilen askerler, Federal Gıda ve İlaç Dairesinin nisan ayında kolaylaştırdığı hormon ikame tedavisine gönüllü olarak başlayabilecek.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askeri personel için yıllık zorunlu testosteron seviyesi taraması başlatılacağını ve hormonal yetersizlik belirlenen askerlere hormon ikame tedavisi (TRT) sunulacağını duyurdu.

Hegseth, bu girişimi askeri personelin muharebe kabiliyetini ve savaşma gücünü en üst düzeyde tutmanın bir yolu olarak nitelendirdi.

Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı görüntülü mesajda, askerlerin periyodik sağlık değerlendirmelerine dahil edilecek olan bu taramanın 30 yaş ve üzerindeki tüm personeli kapsayacağını, 30 yaşın altındakilerin ise kendi istekleriyle bu teste başvurabileceğini açıkladı.

“Savaşçıların kabiliyetlerini en üst düzeye çıkaracağız”

Hegseth, silah sistemlerine, askeri platformlara ve teçhizata yoğun yatırımlar yapılmasına rağmen ordunun en belirleyici taktik avantajının her zaman her bir asker olduğunu vurguladı.

Bu avantajı koruma yükümlülükleri olduğunu belirten Hegseth, şu ifadeleri kullandı:

“Bu program yapay bir takviye sağlamakla ilgili değil; doğal kabiliyetlerinizi geri kazandırmak ve optimize etmek, yaşam sürenizi korumak, mücadele etmek ve bunu sürdürmek için ihtiyacınız olan biyolojik temeli sağlamakla ilgilidir. Yaşımız ilerledikçe testosteron seviyelerinin genellikle doğal olarak düştüğü bilimsel bir gerçektir. Askerlerimizin en iyi sonuçları gösterebilmesi adına doğru testosteron seviyelerine sahip olmalarını sağlamak için bu yeni tarama programını onayladım.”

Bakan Hegseth, tarama sonucunda tedavi önerilen askeri personelin, hormon ikame tedavisini alma konusunda kararı tamamen kendi rızalarıyla vereceğini kaydetti.

Paylaştığı videoya “Yüksek Testosteronlu Savaş Bakanlığı” notunu ekleyen Hegseth, “Savaşçılarımıza dünyadaki en iyi tıbbi bakımı sunma borcumuz var. Bu program da bu yükümlülüğü yerine getiriyor” dedi.

ABD’de hormon tedavisine yönelik düzenlemeler gevşetildi

Geleneksel erkeklik vurgusu, Donald Trump yönetiminin temel öncelikleri arasında yer alıyor.

ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy, ocak ayında yaptığı açıklamada, Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi Yöneticisi Mehmet Öz’ün Başkan Trump’ın tıbbi kayıtlarını incelediğini ve 70 yaş üstü bir bireyde görülebilecek en yüksek testosteron seviyesine sahip olduğunu tespit ettiğini aktarmıştı.

Nisan ayında ise ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), onlarca yıldır yalnızca testosteron üretimini etkileyen tıbbi rahatsızlıkları olan erkeklere reçete edilmesini önerdiği hormon ikame tedavisine erişimi genişletme kararı aldı.

Haziran ayında ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile FDA, hormon ikame tedavisi ilaçlarının kullanım talimatlarını güncelleyerek, yaşa bağlı testosteron düşüşü yaşayan erkeklerde bu tedavinin güvenliği ve etkililiğinin kanıtlanmadığına dair ibareyi metinden çıkardı.

Eski bir Ulusal Muhafız üyesi ve Fox News sunucusu olan Savaş Bakanı Hegseth, göreve gelmesinden bu yana ABD ordusunda herkesin tek bir “erkek standardını” karşılamasını gerektiren daha katı fiziksel yeterlilik standartları getirdi.

Sık sık askeri personelle spor yaparak askerlerin sağlığına dikkat çeken Hegseth, geçen eylül ayında Virginia eyaletinin Quantico kasabasında üst düzey askeri yetkililere hitap ettiği konuşmasında, orduda aşırı kilolu personel ya da “şişman generaller ve amiraller” görmek istemediğini söylemişti.

Tıbbi verilere göre, 30 ile 79 yaş arasındaki erkeklerin yaklaşık yüzde 5,6’sında testosteron eksikliği görülüyor.

Kas kaybı, halsizlik, kilo alımı ve cinsel işlev bozukluğuna yol açabilen bu eksiklik; aynı zamanda diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kemik erimesi ve depresyon gibi ciddi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Vance: İsrail destekli kampanya İran mutabakatını sabote ediyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İsrail hükümeti içindeki bazı unsurların finanse ettiği kampanyaların İran’la yürütülen diplomatik süreci baltalamayı amaçladığını söyledi. Joe Rogan’a verdiği röportajda Vance, Trump yönetiminin İran politikası üzerinde yabancı ülkelerin etkisine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump yönetiminin İran’la savaşı sona erdirmek amacıyla yürüttüğü müzakereleri hedef alan ve İsrail hükümeti tarafından finanse edildiğini söylediği kamuoyu etkileme kampanyasına sert tepki gösterdi.

Vance, sunucu Joe Rogan’a verdiği röportajda, Time dergisinde yayımlanan habere işaret ederek, Trump’ın eski seçim kampanyasında görev yapan kişilerin İsrail hükümeti içindeki bazı unsurlar tarafından finanse edilen girişim kapsamında kendisini hedef aldığını söyledi.

Şöyle konuştu: “Dün Time’da yayımlanan bir haber vardı. Haberde, Trump’ın eski seçim kampanyasında görev yapmış birinin para ödediği bazı kişilerden söz ediliyordu. O kişi de İsrail hükümeti içindeki bazı unsurlar tarafından finanse edilmiş. Para alan bu insanlar, başkanın ülke adına belirlediği müzakere hedefini gerçekleştirmeye çalıştığım için bana acımasızca saldırıyor.”

Vance, söz konusu girişimi “müzakereleri sabote etmeye yönelik, son derece planlı ve güçlü biçimde finanse edilen bir kampanya” diye nitelendirdi.

Time’ın haberindeki kampanya

Time dergisi salı günü yayımladığı haberde, Trump’ın eski kampanya yöneticisi Brad Parscale’in ve şirketi Clock Tower X’in, geçen yıl eylül ayında İsrail adına Amerikan kamuoyunu etkilemek amacıyla yürütülen kampanyada görev aldığını yazdı. Dergi, haberini ABD Yabancı Temsilciler Kayıt Yasası kapsamında yapılan resmi bildirimlere dayandırdı.

Habere göre kampanyanın resmi amacı internette yükselen antisemitizmle mücadeleydi. Ancak Time’a konuşan ve kampanya hakkında bilgi sahibi olan İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, asıl hedefin “genç muhafazakârların İsrail’e karşı dönmesini engellemek” olduğunu söyledi.

Time, Trump yönetiminin, geçen ay İran savaşını sona erdirmek amacıyla varılan mutabakatı eleştiren ve muhafazakâr sosyal medya hesaplarından eş zamanlı paylaşılan içerikler tespit ettiğini yazdı. Dergi, bu paylaşımların Parscale’in yürüttüğü kampanyanın parçası olabileceğini aktardı.

Parscale ise kampanyanın genç Amerikalıların İsrail’e karşı tavır almasını önlemeyi amaçladığını kabul etti ancak girişimin Trump yönetiminin İran’la yürüttüğü diplomatik süreci karalamaya kadar uzandığı iddiasını reddetti.

“Cehenneme kadar yolunuz var”

Vance, Rogan’ın bu konuda soru yöneltmemesine rağmen Time’ın haberini gündeme getirdi.

“Bunu sosyal medya paylaşımlarıyla ve gazetecilere bilgi sızdırarak yapıyorlar. Bana takıntılı biçimde saldırıyor, İran’la müzakere etmememiz ve askeri harekâtı süresiz sürdürmemiz gerektiğini söylüyorlar” diyen Vance, şöyle devam etti:

“Bazıları çıkıp Katar’ın etkisi altında olduğumu, yabancı hükümetler tarafından yönlendirildiğimi ya da Tucker Carlson’dan talimat aldığımı söylüyor. Ortalıkta o kadar çok saçmalık dolaşıyor ki.”

Yabancı hükümetlerin sürekli ABD’yi etkilemeye çalıştığını söyleyen Vance, “İsrail de bunu yapıyor, başka ülkeler de. Beni rahatsız eden, kendi yönetimimizin kararlarını ve savunduğu politikaları bu algı operasyonlarının biçimlendirmesine izin vermesi” ifadelerini kullandı.

Vance, “Time’da, yürüttüğüm anlaşmayı sabote etmek amacıyla yabancı bir ülkenin finanse ettiği kampanya düzenlendiğini ve bu kampanyadan para alan birçok kişinin bana bütünüyle dürüstlükten uzak yöntemlerle saldırdığını gördüğümde vereceğim cevap şudur: ‘Cehenneme kadar yolunuz var.’ Amerikan halkı için ne yapmam gerekiyorsa onu yapacağım. Benim için önce Amerikalılar gelir” dedi.

Başkan Yardımcısı, “İsrail devlet mekanizması içinde, savaşı süresiz devam ettirmek amacıyla Amerikan kamuoyunu yönlendirmeye ve tutumunu değiştirmeye çalıştığını hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde bildiğimiz bazı kişiler var” ifadelerini kullandı.

Rogan’ın, İsrail’in etkisi olmasaydı ABD’nin yılın başında İran’la savaşa girip girmeyeceği sorusuna Vance, Trump’ın İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğine İsrail’den bağımsız biçimde inandığını, kendisinin de bu görüşü paylaştığını söyledi.

Rogan, İsrail’in etkisi olmasaydı savaşın bu kadar uzun sürüp sürmeyeceğini yeniden sorsa da Vance aynı tutumu korudu.

İran mutabakatı müzakerelerine katkısı nedeniyle eleştirilerin hedefi olan Vance, Trump yönetimi içinde İsrail’e yönelik en açık eleştirileri dile getiren isimlerden biri haline geldi.

Geçen ay Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı isimlerin mutabakata tepki göstermesinin ardından Vance, bu isimlere “uyanma” çağrısı yapmış ve Trump’ın İsrail’e sempati duyan son dünya lideri olduğunu söylemişti.

İran yönetimindeki ayrışma değerlendirmesi

Rogan’ın İran’la müzakerelerin son durumunu sorması üzerine Vance, İran yönetiminin ABD’yle anlaşmak isteyen pragmatistler ile buna karşı çıkan muhafazakârlar arasında bölündüğünü ileri sürdü.

Vance’e göre muhafazakârlar, mutabakatın ardından ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinden büyük miktarda petrol sevk edebildiğini görünce “paniğe kapıldı” ve bu nedenle bölgedeki gemileri hedef almaya başladı.

“Temelde, ‘Bunu durdurmaya çalışacağız. Elimizdeki kozu kaybetmekten korkuyoruz’ dediler. İran devlet mekanizması içindeki pragmatistler ise ‘Bu hataydı, görüşmeleri sürdürelim’ diyor” ifadelerini kullandı.

Sürecin nasıl sonuçlanacağını bilmediğini söyleyen Vance, “Ekonomik baskı araçlarını, teşvikleri ve yaptırımları aynı anda kullandığımız hassas diplomatik süreç yürütüyoruz. Pragmatistlerle konuşmaya çalışıyoruz. Elbette şiddet eylemlerine başvurduklarında da karşılık veriyoruz” dedi.

Vance, “Bütün bunlar, bizi daha olumlu sürece sokmak amacıyla eş zamanlı ilerliyor. Evet, şu anda ateş açıyorlar. Ancak bütün bunlara rağmen nükleer programları hâlâ imha edilmiş durumda mı? Evet. Daha geniş müzakere süreci açısından bakıldığında, bizi daha iyi noktaya taşımak için birçok gelişme aynı anda yaşanıyor” diye konuştu.

“İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önleme hedefi doğru”

Vance daha sonra İran’a ilişkin tek çözümü ülkeyi bombalayarak yok etmek olarak gören savaş yanlısı Amerikalı muhafazakârları eleştirdi.

Bu kesimlerin İran’daki yönetimi devirmeyi amaçladığını söyleyen Vance, ABD’nin başka ülkelerde yürüttüğü rejim değiştirme girişimlerinin olumlu sonuç vermediğini, böyle operasyonun çok büyük kara gücü gerektireceğini ifade etti.

Trump’ın yerinde olsaydı İran’a yönelik operasyonu başlatıp başlatmayacağı sorusuna Vance, yönetimdeki bazı isimler kadar “hevesli olmadığını” kabul etti.

Görevinin başkanı desteklemek olduğunu söyleyen Vance, Trump’ın kararları bugüne kadar olduğu gibi “yasal ve etik” sınırlar içinde kaldığı sürece bunu sürdüreceğini belirtti.

Vance, “İran’ın nükleer silaha sahip olmasını önleme hedefi kesinlikle doğru” dedi.

Epstein’ın istihbarat bağlantıları

Röportajın Amerikan medyasında en fazla öne çıkan bölümlerinden biri Jeffrey Epstein dosyalarına ilişkin değerlendirmeler oldu.

Vance, Trump yönetiminin bu süreci kötü yönettiğini kabul etti ancak Trump’ın suç teşkil eden herhangi eyleme karışmadığını savundu.

Daha sonra Epstein’ın İsrail istihbaratının ve Amerikan istihbaratının üst düzey isimleriyle bağlantıları olduğunu söyleyen Vance, “Amerikan istihbaratının en üst kademeleriyle bağlantıları olduğu açık. İsrail istihbaratının en üst kademeleriyle de bağlantıları olduğu açık” ifadelerini kullandı.

Vance, “Epstein, İsrail’deki merkez sol çizgideki ‘derin devlet’ unsurlarıyla bağlantılı görünüyordu. Bunu her zaman ilginç bulmuşumdur. İsrail siyasetinin merkez sağ kesimiyle çok güçlü bağları yoktu. Amerika’da ise her kesimle bağlantılıydı. Cumhuriyetçi dostları da Demokrat dostları da vardı” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump’ın sözleri eylül için kapanma kaygısını artırdı

Yayınlanma

ABD’de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörler, Başkan Donald Trump’ın Senato kurallarındaki filibuster engelinin kaldırılması aksi takdirde bütçe krizi yaşanacağı yönündeki talebinin ardından eylül ayında hükümetin yeniden kapanma ihtimalinin yükseldiğini belirtiyor. Trump’ın seçmen kaydı kurallarını sıkılaştıran SAVE America Yasası’nı bütçe tasarısına bağlama ihtimali tartışılırken, taraflar olası bir kapanmanın siyasi sorumluluğunu birbirine yüklemeye çalışıyor.

Her iki partiden ABD senatörleri, Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi liderlerden filibuster kuralını kaldırmalarını talep etmesi, aksi takdirde bir bütçe hesaplaşması ve yeni bir hükümet kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirtmesinin ardından, eylül ayında hükümetin yeniden kapanma olasılığının yükseldiğini ifade ediyor.

Trump, pazartesi günü Senato Cumhuriyetçilerinin filibuster uygulamasını kaldırmamaları durumunda yeni bir kapanma yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunarak Cumhuriyetçi liderleri hazırlıksız yakaladı.

Filibuster kuralının kaldırılması, Cumhuriyetçilerin Demokratların oyuna ihtiyaç duymadan Safeguard American Voter Eligibility (SAVE America) Act (Amerikan Seçmen Güvenilirliğini Koruma Yasası) ile bütçe düzenlemelerini geçirmelerine olanak tanıyor.

Cumhuriyetçi senatörler kasım ayındaki seçimler öncesinde hükümetin kapanması riskini göze almak istemediklerini net bir şekilde belirtirken, Trump federal departmanları ve kurumları kilitleyebilecek yeni bir bütçe savaşına hazırlanıyor.

Trump, Cumhuriyetçilerin filibuster kuralını kaldırmaması halinde yeni bir kapanmanın muhtemel olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Pazartesi günü “Fox & Friends” programına verdiği mülakatta Senato’daki filibuster kuralının kaldırılmasına yönelik talebine değinen Trump, “Cumhuriyetçilerin bunu yapması çok önemli. Bu durum çok çılgınca. Aksi takdirde eylül ayında hükümet kapanacak” dedi.

Senato Demokrat Grubu Lideri Chuck Schumer, Trump’ın bu açıklamalarının, Demokratların önceliklerine yönelik fon artışları konusunda müzakere etmeyi reddetmesi nedeniyle federal kurumları son bir yıl içinde üçüncü kez kapatmaya hazırlandığını gösterdiğini dile getirdi.

Pazartesi günü Senato genel kurulunda konuşan Schumer, “Donald Trump, işleri daha da kötüleştirmek, daha da berbat etmek konusunda bir dehadır. Donald Trump, Fox & Friends programına ‘Cumhuriyetçiler filibuster uygulamasını sonlandırmak zorunda. Bu çok çılgınca. Aksi takdirde eylül ayında hükümet kapanacak’ dedi” ifadelerini kullandı.

Schumer açıklamasına, “Trump kapanışı, kendisi bununla övünüyor. Bunu öngörüyor. Donald Trump, ‘Cumhuriyetçiler filibuster uygulamasını sonlandırmak zorunda, yoksa eylül ayında hükümet kapanacak’ diyor” sözlerini ekledi.

Bu açıklamalar, Senato Cumhuriyetçi Grubu Lideri John Thune’u hazırlıksız yakaladı. Thune, “Filibuster kuralını kaldırmazsak hükümeti kapatmak mı? Bu yeni bir çizgi” değerlendirmesinde bulundu.

Senato Demokratları, Cumhuriyetçilerin kısa vadeli bütçe paketini, seçmen kaydı sırasında vatandaşlık kanıtı sunulmasını, sandık başında fotoğraflı kimlik gösterilmesini zorunlu kılan ve mektupla oy vermeyi sınırlandıran SAVE America Yasası ile birleştirmemesi durumunda Trump’ın bütçe tasarısını imzalamayı reddetme ihtimalini giderek daha yüksek görüyor.

Demokrat Senatör Cory Booker, “Bu başkan hükümeti kapatmak istiyor. Bu durum onun kaosunu, süregelen yozlaşmasını ve Amerikan halkına hizmet etmekle ilgilenmediğini gösteriyor. Hükümeti kapatmaması gerekir” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Demokrat bir senatör, her iki tarafın da 3 Kasım’daki ara seçimlerden birkaç hafta önce yaşanabilecek olası bir kapanmada faturanın hangi tarafa kesileceğini ölçmek amacıyla “nabız yokladığını” belirtti.

Demokrat senatör, “Thune’un hükümetin kapanması yönünde bir ilgisi olduğunu düşünmüyorsak da Trump’ın Kongre ile SAVE America Yasası üzerinden bir kavga başlatarak kapanmayı tetikleyebileceğini düşünüyoruz” dedi.

Demokrat senatör ayrıca, “Eğer Trump, ‘SAVE America Yasası’nı geçirmezseniz hükümeti kapatıyorum’ derse, buyursun yapsın. Cumhuriyetçi trenini doğrudan uçuruma doğru sürüyorsunuz ve sürmeye devam ediyorsunuz demektir. Eğer bir kapanma olursa, bunun sorumlusu kendileri olacaktır. Cumhuriyetçi tarafta da bunun çılgınlık olduğunu düşünen üyeler var” değerlendirmesini yaptı.

Cumhuriyetçiler ise Demokratların, İran ile yaşanan askeri çatışmayı protesto etmek veya Trump yönetiminden tavizler koparmak amacıyla sonbaharda hükümeti kapatmasından endişe duyduklarını ifade ediyor.

Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds, “Demokrat meslektaşlarımızı zorlamaya devam ederek ‘Eğer hükümeti kapatacaksanız bunu önceden bilmeliyiz’ diyoruz” şeklinde konuştu.

Rounds, sıradan pek çok Demokrat senatörün yeni bir kapanmadan kaçınmak istediğine inandığını, ancak Demokrat liderliğinin Trump ile yüz binlerce federal çalışanın ücretsiz izne ayrılmasına yol açabilecek yeni bir mücadeleye hazırlandığını kaydetti.

Rounds, “Görüştüğümüz kişilerin çoğu, hükümeti kapatma niyetleri olmadığını söylediklerinde onlara inanıyorum ancak görünüşe göre liderliklerinin farklı bir bakış açısı var. Şu anda sorunun burada olduğunu düşünüyorum. Demokratların iki partili bütçe ödenekleri konusunda ilerleme sağlayacak bir yol bulmak istemesi gerekir” dedi.

Demokratlar, salı günü Senato’da genellikle güçlü bir partiler üstü destekle geçen 1,15 trilyon dolarlık yıllık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) parti hatlarında oylayarak bloke etti ve Cumhuriyetçilere bir uyarı mesajı gönderdi.

Tasarı geçen ay Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’ndan Demokratların desteğiyle geçmişti, ancak ara seçimler yaklaştıkça parti hatlarındaki saflaşma keskinleşiyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker, Demokratların bu blokajının yaklaşan bütçe mücadelesi için kötü bir işaret olduğunu belirtti.

Wicker, “NDAA’nın görüşülmesi sürecini başlatacak önergenin kabul edilmemesi eşi benzeri görülmemiş bir durumdur. Bu durum, Senatör Schumer’in iş birliği yapmama yönündeki kararını ve zihniyetini yansıtmaktadır çünkü bu işlerin çok büyük bir kısmı iki partili bir temelde yürütülmekteydi. Bu gerçekten yeni bir dip noktasıdır” dedi.

Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Susan Collins ise her iki tarafı da eşikten dönmeye çağırdı.

Collins, “Hükümetin kapanması her zaman kötüdür, her zaman. Bu durum, yönetme kabiliyetinin nihai olarak başarısız olduğunu gösterir. Demokratların geçen yıl kapanmalara yol açan taktikleri tekrarlamayacağını umuyorum” ifadelerini kullandı.

Schumer ise Cumhuriyetçileri, savunma bütçesini önemli ölçüde artıran ancak savunma dışı programlara yetersiz artışlar getiren “tek taraflı” harcama faturalarını dayatmakla suçladı.

Schumer pazartesi günü yazdığı “Değerli Meslektaşım” mektubunda, “Partizan bir süreç yaratıp ardından Demokratları, çıkan sonucu doğrudan onaylamayı reddettiğimiz için hükümeti kapatmak istemekle suçlamanın normal bir tarafı yoktur. Amerikan halkına hizmet eden bir bütçe için mücadele etmek bir silahlandırma değildir. Bu bizim işimizdir” görüşlerine yer verdi.

Cumhuriyetçiler ise olası bir kapanmanın etkilerini hafifletecek yasaları geçirmek için stratejileri tartışıyor. Senatörler Ron Johnson ve Todd Young tarafından sunulan “Shutdown Fairness Act” (Kapanma Hakkaniyet Yasası) adlı öneri, bütçe kesintisi döneminde federal çalışanların maaşlarının ödenmesini garanti altına almayı hedefliyor.

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul konuyla ilgili olarak, “Tüm bu süreçten çıkan tek iyi fikir, Ron Johnson’ın harcamalar konusunda anlaşmazlık yaşandığında hükümet çalışanlarına ödeme yapılmasını öngören yasa tasarısıdır. Umarım yeni bir kapanma yaşanmaz ancak Demokratlar bunu yapmaya karar verirse, bu tasarıyı gündeme getirmeye çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Ancak bu tasarının yasalaşması, muhtemel bir Demokrat filibusterından korunmak amacıyla bütçe uzlaştırma (reconciliation) sürecinin kullanılmasını ve Senato bütçe yetkilisinden (parliamentarian) tasarının salt çoğunlukla geçirilmesi için onay alınmasını gerektiriyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English