Bizi Takip Edin

Amerika

Trump’ın sözleri eylül için kapanma kaygısını artırdı

Yayınlanma

ABD’de hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat senatörler, Başkan Donald Trump’ın Senato kurallarındaki filibuster engelinin kaldırılması aksi takdirde bütçe krizi yaşanacağı yönündeki talebinin ardından eylül ayında hükümetin yeniden kapanma ihtimalinin yükseldiğini belirtiyor. Trump’ın seçmen kaydı kurallarını sıkılaştıran SAVE America Yasası’nı bütçe tasarısına bağlama ihtimali tartışılırken, taraflar olası bir kapanmanın siyasi sorumluluğunu birbirine yüklemeye çalışıyor.

Her iki partiden ABD senatörleri, Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi liderlerden filibuster kuralını kaldırmalarını talep etmesi, aksi takdirde bir bütçe hesaplaşması ve yeni bir hükümet kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirtmesinin ardından, eylül ayında hükümetin yeniden kapanma olasılığının yükseldiğini ifade ediyor.

Trump, pazartesi günü Senato Cumhuriyetçilerinin filibuster uygulamasını kaldırmamaları durumunda yeni bir kapanma yaşanabileceği konusunda uyarıda bulunarak Cumhuriyetçi liderleri hazırlıksız yakaladı.

Filibuster kuralının kaldırılması, Cumhuriyetçilerin Demokratların oyuna ihtiyaç duymadan Safeguard American Voter Eligibility (SAVE America) Act (Amerikan Seçmen Güvenilirliğini Koruma Yasası) ile bütçe düzenlemelerini geçirmelerine olanak tanıyor.

Cumhuriyetçi senatörler kasım ayındaki seçimler öncesinde hükümetin kapanması riskini göze almak istemediklerini net bir şekilde belirtirken, Trump federal departmanları ve kurumları kilitleyebilecek yeni bir bütçe savaşına hazırlanıyor.

Trump, Cumhuriyetçilerin filibuster kuralını kaldırmaması halinde yeni bir kapanmanın muhtemel olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Pazartesi günü “Fox & Friends” programına verdiği mülakatta Senato’daki filibuster kuralının kaldırılmasına yönelik talebine değinen Trump, “Cumhuriyetçilerin bunu yapması çok önemli. Bu durum çok çılgınca. Aksi takdirde eylül ayında hükümet kapanacak” dedi.

Senato Demokrat Grubu Lideri Chuck Schumer, Trump’ın bu açıklamalarının, Demokratların önceliklerine yönelik fon artışları konusunda müzakere etmeyi reddetmesi nedeniyle federal kurumları son bir yıl içinde üçüncü kez kapatmaya hazırlandığını gösterdiğini dile getirdi.

Pazartesi günü Senato genel kurulunda konuşan Schumer, “Donald Trump, işleri daha da kötüleştirmek, daha da berbat etmek konusunda bir dehadır. Donald Trump, Fox & Friends programına ‘Cumhuriyetçiler filibuster uygulamasını sonlandırmak zorunda. Bu çok çılgınca. Aksi takdirde eylül ayında hükümet kapanacak’ dedi” ifadelerini kullandı.

Schumer açıklamasına, “Trump kapanışı, kendisi bununla övünüyor. Bunu öngörüyor. Donald Trump, ‘Cumhuriyetçiler filibuster uygulamasını sonlandırmak zorunda, yoksa eylül ayında hükümet kapanacak’ diyor” sözlerini ekledi.

Bu açıklamalar, Senato Cumhuriyetçi Grubu Lideri John Thune’u hazırlıksız yakaladı. Thune, “Filibuster kuralını kaldırmazsak hükümeti kapatmak mı? Bu yeni bir çizgi” değerlendirmesinde bulundu.

Senato Demokratları, Cumhuriyetçilerin kısa vadeli bütçe paketini, seçmen kaydı sırasında vatandaşlık kanıtı sunulmasını, sandık başında fotoğraflı kimlik gösterilmesini zorunlu kılan ve mektupla oy vermeyi sınırlandıran SAVE America Yasası ile birleştirmemesi durumunda Trump’ın bütçe tasarısını imzalamayı reddetme ihtimalini giderek daha yüksek görüyor.

Demokrat Senatör Cory Booker, “Bu başkan hükümeti kapatmak istiyor. Bu durum onun kaosunu, süregelen yozlaşmasını ve Amerikan halkına hizmet etmekle ilgilenmediğini gösteriyor. Hükümeti kapatmaması gerekir” dedi.

İsminin açıklanmasını istemeyen Demokrat bir senatör, her iki tarafın da 3 Kasım’daki ara seçimlerden birkaç hafta önce yaşanabilecek olası bir kapanmada faturanın hangi tarafa kesileceğini ölçmek amacıyla “nabız yokladığını” belirtti.

Demokrat senatör, “Thune’un hükümetin kapanması yönünde bir ilgisi olduğunu düşünmüyorsak da Trump’ın Kongre ile SAVE America Yasası üzerinden bir kavga başlatarak kapanmayı tetikleyebileceğini düşünüyoruz” dedi.

Demokrat senatör ayrıca, “Eğer Trump, ‘SAVE America Yasası’nı geçirmezseniz hükümeti kapatıyorum’ derse, buyursun yapsın. Cumhuriyetçi trenini doğrudan uçuruma doğru sürüyorsunuz ve sürmeye devam ediyorsunuz demektir. Eğer bir kapanma olursa, bunun sorumlusu kendileri olacaktır. Cumhuriyetçi tarafta da bunun çılgınlık olduğunu düşünen üyeler var” değerlendirmesini yaptı.

Cumhuriyetçiler ise Demokratların, İran ile yaşanan askeri çatışmayı protesto etmek veya Trump yönetiminden tavizler koparmak amacıyla sonbaharda hükümeti kapatmasından endişe duyduklarını ifade ediyor.

Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds, “Demokrat meslektaşlarımızı zorlamaya devam ederek ‘Eğer hükümeti kapatacaksanız bunu önceden bilmeliyiz’ diyoruz” şeklinde konuştu.

Rounds, sıradan pek çok Demokrat senatörün yeni bir kapanmadan kaçınmak istediğine inandığını, ancak Demokrat liderliğinin Trump ile yüz binlerce federal çalışanın ücretsiz izne ayrılmasına yol açabilecek yeni bir mücadeleye hazırlandığını kaydetti.

Rounds, “Görüştüğümüz kişilerin çoğu, hükümeti kapatma niyetleri olmadığını söylediklerinde onlara inanıyorum ancak görünüşe göre liderliklerinin farklı bir bakış açısı var. Şu anda sorunun burada olduğunu düşünüyorum. Demokratların iki partili bütçe ödenekleri konusunda ilerleme sağlayacak bir yol bulmak istemesi gerekir” dedi.

Demokratlar, salı günü Senato’da genellikle güçlü bir partiler üstü destekle geçen 1,15 trilyon dolarlık yıllık Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) parti hatlarında oylayarak bloke etti ve Cumhuriyetçilere bir uyarı mesajı gönderdi.

Tasarı geçen ay Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu’ndan Demokratların desteğiyle geçmişti, ancak ara seçimler yaklaştıkça parti hatlarındaki saflaşma keskinleşiyor.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Roger Wicker, Demokratların bu blokajının yaklaşan bütçe mücadelesi için kötü bir işaret olduğunu belirtti.

Wicker, “NDAA’nın görüşülmesi sürecini başlatacak önergenin kabul edilmemesi eşi benzeri görülmemiş bir durumdur. Bu durum, Senatör Schumer’in iş birliği yapmama yönündeki kararını ve zihniyetini yansıtmaktadır çünkü bu işlerin çok büyük bir kısmı iki partili bir temelde yürütülmekteydi. Bu gerçekten yeni bir dip noktasıdır” dedi.

Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Susan Collins ise her iki tarafı da eşikten dönmeye çağırdı.

Collins, “Hükümetin kapanması her zaman kötüdür, her zaman. Bu durum, yönetme kabiliyetinin nihai olarak başarısız olduğunu gösterir. Demokratların geçen yıl kapanmalara yol açan taktikleri tekrarlamayacağını umuyorum” ifadelerini kullandı.

Schumer ise Cumhuriyetçileri, savunma bütçesini önemli ölçüde artıran ancak savunma dışı programlara yetersiz artışlar getiren “tek taraflı” harcama faturalarını dayatmakla suçladı.

Schumer pazartesi günü yazdığı “Değerli Meslektaşım” mektubunda, “Partizan bir süreç yaratıp ardından Demokratları, çıkan sonucu doğrudan onaylamayı reddettiğimiz için hükümeti kapatmak istemekle suçlamanın normal bir tarafı yoktur. Amerikan halkına hizmet eden bir bütçe için mücadele etmek bir silahlandırma değildir. Bu bizim işimizdir” görüşlerine yer verdi.

Cumhuriyetçiler ise olası bir kapanmanın etkilerini hafifletecek yasaları geçirmek için stratejileri tartışıyor. Senatörler Ron Johnson ve Todd Young tarafından sunulan “Shutdown Fairness Act” (Kapanma Hakkaniyet Yasası) adlı öneri, bütçe kesintisi döneminde federal çalışanların maaşlarının ödenmesini garanti altına almayı hedefliyor.

Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul konuyla ilgili olarak, “Tüm bu süreçten çıkan tek iyi fikir, Ron Johnson’ın harcamalar konusunda anlaşmazlık yaşandığında hükümet çalışanlarına ödeme yapılmasını öngören yasa tasarısıdır. Umarım yeni bir kapanma yaşanmaz ancak Demokratlar bunu yapmaya karar verirse, bu tasarıyı gündeme getirmeye çalışmamız gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Ancak bu tasarının yasalaşması, muhtemel bir Demokrat filibusterından korunmak amacıyla bütçe uzlaştırma (reconciliation) sürecinin kullanılmasını ve Senato bütçe yetkilisinden (parliamentarian) tasarının salt çoğunlukla geçirilmesi için onay alınmasını gerektiriyor.

Amerika

Meta, 48 eyaletle 18 milyar dolarlık uzlaşma sağladı

Yayınlanma

Meta, sosyal medyanın gençlere verdiği zarara ilişkin devasa federal davayı 18 milyar dolarlık anlaşmayla sona erdirdi.

48 eyaletle varılan uzlaşma anlaşmasının bir parçası olarak Meta, Facebook ve Instagram hizmetlerinde kapsamlı değişiklikler yapacak.

Bu değişiklikler arasında, 18 yaşın altındaki kullanıcılar için uygulamalarında varsayılan olarak iki saatlik bir zaman sınırı getirilmesi de yer alıyor.

Daha önce görülmedik bir düzenleme kapsamında, Meta, uzlaşma bedelinin yalnızca %70’ini ödeyecek. Fakat TikTok ve Alphabet’e ait YouTube’un da uygulamalarında reşit olmayan kullanıcılar için günde varsayılan bir saatlik zaman sınırı getirmeyi ve eyaletlere toplamda yaklaşık 5,3 milyar dolar ödemeyi kabul etmemeleri halinde, Meta uzlaşma bedelinin geri kalan %30’unu, yani 5,3 milyar doları ödeyecek.

Anlaşma bedeli, imzacı eyaletlere nüfuslarına göre 10 yıllık bir süre boyunca yıllık taksitler halinde dağıtılacak.

Anlaşma, 48 eyalet ile dört ABD yargı bölgesini (Columbia Bölgesi, Porto Riko, Amerikan Samoası ve Kuzey Mariana Adaları) kapsıyor.

Bu bahar benzer bir davada Meta’ya dava açan ve kazanan New Mexico ile Florida, şu anda anlaşmanın bir parçası değil.

Meta’nın hisseleri Çarşamba günü %2’nin üzerinde artışla açıldı.

Kararlaştırılan diğer platform değişiklikleri arasında, “gece modu”nun devreye sokulması, uygulamalarda gece yarısı ile sabah 6 arasında varsayılan engelleme ve reşit olmayan kullanıcılar için sabah 8 ile öğleden sonra 3 arasındaki okul saatlerinde anlık bildirimleri (push notifications) devre dışı bırakan bir “okul modu” yer alıyor. Bu ayarlar yalnızca ebeveyn izniyle değiştirilebilir.

Meta’nın hukuk başkanı C.J. Mahoney bir röportajda, “Şu anda ilk kez, bu sorunun nasıl ele alınacağı konusunda büyük sosyal medya platformlarından biri ile ülkenin dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar arasında bir uzlaşma sağlandı,” dedi.

Federal bir yargıcın onayı gereken bu uzlaşma, Salı günü itibarıyla hâlâ devam etmekte olan bir davayı durduruyor.

Kaliforniya, Kentucky, New Jersey ve Colorado eyalet başsavcıları tarafından açılan bu davada, Meta’nın platformlarını bilerek bağımlılık yaratacak şekilde tasarlayıp genç kullanıcıları hedef alarak, eyaletlerin tüketici koruma yasalarını ve aynı zamanda genel olarak COPPA olarak bilinen 1998 tarihli federal Çocukların Çevrimiçi Gizliliğinin Korunması Yasası’nı ihlal ettiği iddia ediliyordu.

Kaliforniya’nın Oakland kentinde görülen dava ikinci haftasına girmişti ve Instagram’ın başkanı Adam Mosseri Salı günü ifade vermeye başlamıştı. Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in de ifade vermesi bekleniyordu.

Bu davada eyalet başsavcıları, yaklaşık 200 milyar dolarlık tazminat talep etmişti. Bu rakam, Meta’nın New Mexico’da benzer bir çocuk güvenliği davasını kaybettikten sonra yakın zamanda ödemesine hükmedilen tutarın 200 katından fazla.

New Mexico başsavcısı tarafından açılan o davada Meta’ya, 375 milyon dolarlık idari para cezası ödemesi, New Mexico’daki gençlere verilen zararı telafi etmek için 567 milyon dolarlık bir telafi fonu oluşturması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılara anlık bildirimler gönderebileceği zamanları sınırlamak da dahil olmak üzere, uzlaşma metnindekine benzer değişiklikleri uygulamalarında yapması emredilmişti.

Şirket, sosyal medyanın zararlarına ilişkin iddialarla okul bölgeleri ve bireysel davacılar tarafından açılmış binlerce davayla hâlâ karşı karşıya.

Davalar, yenilikçi bir hukuki ürün sorumluluğu argümanı yoluyla, şirketin Instagram ve Facebook ürünlerinin tasarımından sorumlu tutulmasını amaçlıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

11 Eylül’ün baş zanlısı Halid Şeyh’in duruşması için tarih verildi

Yayınlanma

ABD’de 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed ve diğer üç sanığın yargılanmasına Haziran 2028’de başlanacak. Askeri yargıç, savcıların talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna hükmederek duruşma gününü belirledi. Kararla birlikte dava, saldırılardan 25 yılı aşkın bir süre sonra başlamış olacak.

ABD hükümetinin “modern tarihte Amerikan topraklarındaki en korkunç suç eylemi” olarak nitelediği 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed, saldırılardan çeyrek asrı aşkın bir süre sonra, Haziran 2028’de yargılanacak.

ABD Hava Kuvvetleri Askeri Yargıcı Yarbay Michael A Schrama, çarşamba günü aldığı kararla Muhammed ve beraberindeki üç sanığın davasının 5 Haziran 2028’de başlamasına hükmetti.

Yargıç, savcılık makamının talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna karar vererek davanın iki yıl sonra başlayacağını belirtti.

Mahkeme belgesinde, suç ortağı oldukları öne sürülen diğer sanıklar Velid bin Attaş, Ali Abdülaziz Ali ve Mustafa el-Havsavi olarak kayda geçti.

Yargıç Schrama, belirlenen başlangıç tarihinin mahkeme süreçlerine ilişkin konuların ele alınması ve mahkemeye hangi delillerin sunulabileceğine dair uyuşmazlıkların çözülmesi gibi hususlar için ilave zaman tanıdığını yazdı.

Önümüzdeki ay, hava korsanlarının New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Virginia’daki Pentagon’a uçaklarla çarpması, kaçırdıkları bir diğer uçağın ise Pennsylvania’da bir araziye düşmesinin üzerinden 25 yıl geçmiş olacak. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetmişti.

ABD’de eğitim görmüş bir mühendis olan Halid Şeyh Muhammed, ticari uçakları binalara çarpmak üzere pilot yetiştirme fikrini geliştirmek ve bu planları El Kaide lideri Usame bin Ladin’e sunmakla suçlanıyor. Muhammed daha önce 2001 yılındaki “11 Eylül operasyonunu A’dan Z’ye” kendisinin planladığını ifade etmişti.

Mart 2003’te Pakistan’da Mustafa el-Havsavi ile birlikte yakalanan Muhammed, Eylül 2006’dan bu yana Guantanamo Körfezi’ndeki askeri hapishanede tutuluyor.

Muhammed, idam cezasıyla yargılanmaktan kurtulmak karşılığında suçunu kabul edeceği bir uzlaşma anlaşmasına varmıştı. Kendisine şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis cezası getirecek olan bu anlaşma, iki yıllık müzakerelerin ardından dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından atanan bir yetkili tarafından imzalanmıştı.

Ancak haberlere göre karara hazırlıksız yakalanan ve durumu şaşkınlıkla karşılayan Austin, anlaşmayı derhal iptal etme girişiminde bulundu. Federal bir temyiz mahkemesi ise geçen yaz söz konusu anlaşmayı geçersiz kıldı.

Saldırılardan altı ay sonra açılan Guantanamo Körfezi’ndeki askeri cezaevinde halen yaklaşık 15 tutuklu var.

Okumaya Devam Et

Amerika

Biden döneminde Brezilyalı bir yetkili hakkında sahte belge üretilmiş

Yayınlanma

Bir ABD federal yargıcı, Biden yönetimi döneminde Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) sistemine girilen bir göçmenlik kaydının sahte olduğu sonucuna vardı.

Gazeteci Glenn Greenwald’un haberine göre bu sahte kayıt, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun ulusal güvenlik danışmanının ABD’ye hiç gerçekleşmemiş bir girişini yansıtıyordu.

Uydurulan bu giriş kaydı daha sonra, tartışmalı bir Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcı tarafından bir şekilde ele geçirilerek söz konusu ulusal güvenlik yetkilisinin hapse atılması için kullanıldı.

Florida Orta Bölgesi’nden federal yargıç Gregory A. Presnell, yalnızca CBP belgesinin sahte olduğu sonucuna varmakla kalmadı.

Yargıç ayrıca bu sahte kayıttan kimin sorumlu olduğu ve bu kaydın Brezilya’da Bolsonaro’nun en yakın danışmanlarından birini hapse atmak için nasıl kullanıldığına dair hükümetin elindeki tüm belgeleri sunmayı reddettikleri için ABD hükümeti avukatlarını da sert bir şekilde azarladı. 

Yargıcın kararları, geçen yılın sonlarında ABD federal mahkemesinde, 2024 yılında bu sahte CBP göçmenlik kaydı nedeniyle altı ay boyunca önleyici olarak tutuklanan Bolsonaro’nun uluslararası ilişkiler danışmanı Filipe Martins tarafından açılan dava kapsamında verildi.

O dönemde Martins, 2022 başkanlık seçimlerinde Lula’nın Bolsonaro’ya karşı az farkla kazandığı zaferin ardından, Bolsonaro ile birlikte darbe planlamaya katıldığı suçlamasıyla yargılanmayı bekliyordu.

Darbe iddiasıyla ilgili davalara bakan yargıç, sadece kendi ülkesinde değil, tüm dünyada siyasi bir tartışma odağı haline gelen Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes.

Geçen yıl, Trump yönetimi, Moraes’in ABD’li şirketlerin ifade özgürlüğü haklarına “zorbalık” içeren saldırılar düzenlediğini ve açıkça “partizanca amaçlar uğruna” Brezilya adalet sistemini yozlaştırdığını iddia ederek, Moraes’e kişisel mali yaptırımlar uyguladı.

Trump yönetimi, Moraes’e bir kez daha yaptırım uygulamaya hazır görünüyor.

Bu belgeyi kimin uydurduğu şeklindeki temel sorunun ötesinde, hiçbir zaman yanıtlanmamış birçok sorudan biri de, bu sahte CBP kaydının Martins’i hapse atmaya çalışan Brezilyalıların eline nasıl geçtiği.

Bu sahte CBP kaydı ilk kez, Moraes’e çok yakın olduğu bilinen Brezilyalı muhabir Guilherme Amado’nun, açıkça Martins’i suçlamaya yönelik, Greenwald’a göre “tamamen yalanlarla dolu bir haber” yayınlamasıyla kamuoyuna çıktı.

Amado’nun haberinin başlığı, “Soruşturma altında olan eski Bolsonaro danışmanı, 2022’de Orlando’ya gitti ve ortadan kayboldu” idi.

Greenwald’a göre sadece iki hafta sonra, aynı muhabir, Moraes’in kendisinin bu iddiayı kullanmaya başladığını duyurdu.

Çeşitli gazeteciler ve politikacılarla kayıt dışı görüşmeler yaparak onlara Martins’in ABD’ye gittiğini ve “ortadan kaybolduğunu” söyledi ve böylece onun tutuklanmasını emretmek için açıkça zemin hazırladı.

Haftalar sonra Moraes tam da bunu yaptı ve sahte CBP kaydının yer aldığı bir polis raporuna dayanarak, Martins’in ABD’ye gittiğini ve Brezilya’ya bir daha dönmediğini (yani “ortadan kaybolduğunu”) iddia eden bir emir çıkardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English