Bizi Takip Edin

Amerika

ABD ordusunda 30 yaş ve üzerine zorunlu testosteron testi

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askeri personel için yıllık zorunlu testosteron seviyesi ölçümü yapılacağını açıkladı. Hegseth’e göre bakanlık, periyodik sağlık kontrollerine eklenen bu taramayla “askeri personelin muharebe kabiliyetini, direncini ve uzun vadeli sağlığını en üst düzeye çıkarmayı hedefliyor.” Hormon eksikliği tespit edilen askerler, Federal Gıda ve İlaç Dairesinin nisan ayında kolaylaştırdığı hormon ikame tedavisine gönüllü olarak başlayabilecek.

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askeri personel için yıllık zorunlu testosteron seviyesi taraması başlatılacağını ve hormonal yetersizlik belirlenen askerlere hormon ikame tedavisi (TRT) sunulacağını duyurdu.

Hegseth, bu girişimi askeri personelin muharebe kabiliyetini ve savaşma gücünü en üst düzeyde tutmanın bir yolu olarak nitelendirdi.

Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı görüntülü mesajda, askerlerin periyodik sağlık değerlendirmelerine dahil edilecek olan bu taramanın 30 yaş ve üzerindeki tüm personeli kapsayacağını, 30 yaşın altındakilerin ise kendi istekleriyle bu teste başvurabileceğini açıkladı.

“Savaşçıların kabiliyetlerini en üst düzeye çıkaracağız”

Hegseth, silah sistemlerine, askeri platformlara ve teçhizata yoğun yatırımlar yapılmasına rağmen ordunun en belirleyici taktik avantajının her zaman her bir asker olduğunu vurguladı.

Bu avantajı koruma yükümlülükleri olduğunu belirten Hegseth, şu ifadeleri kullandı:

“Bu program yapay bir takviye sağlamakla ilgili değil; doğal kabiliyetlerinizi geri kazandırmak ve optimize etmek, yaşam sürenizi korumak, mücadele etmek ve bunu sürdürmek için ihtiyacınız olan biyolojik temeli sağlamakla ilgilidir. Yaşımız ilerledikçe testosteron seviyelerinin genellikle doğal olarak düştüğü bilimsel bir gerçektir. Askerlerimizin en iyi sonuçları gösterebilmesi adına doğru testosteron seviyelerine sahip olmalarını sağlamak için bu yeni tarama programını onayladım.”

Bakan Hegseth, tarama sonucunda tedavi önerilen askeri personelin, hormon ikame tedavisini alma konusunda kararı tamamen kendi rızalarıyla vereceğini kaydetti.

Paylaştığı videoya “Yüksek Testosteronlu Savaş Bakanlığı” notunu ekleyen Hegseth, “Savaşçılarımıza dünyadaki en iyi tıbbi bakımı sunma borcumuz var. Bu program da bu yükümlülüğü yerine getiriyor” dedi.

ABD’de hormon tedavisine yönelik düzenlemeler gevşetildi

Geleneksel erkeklik vurgusu, Donald Trump yönetiminin temel öncelikleri arasında yer alıyor.

ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy, ocak ayında yaptığı açıklamada, Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezi Yöneticisi Mehmet Öz’ün Başkan Trump’ın tıbbi kayıtlarını incelediğini ve 70 yaş üstü bir bireyde görülebilecek en yüksek testosteron seviyesine sahip olduğunu tespit ettiğini aktarmıştı.

Nisan ayında ise ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), onlarca yıldır yalnızca testosteron üretimini etkileyen tıbbi rahatsızlıkları olan erkeklere reçete edilmesini önerdiği hormon ikame tedavisine erişimi genişletme kararı aldı.

Haziran ayında ABD Sağlık ve İnsani Hizmetler Bakanlığı (HHS) ile FDA, hormon ikame tedavisi ilaçlarının kullanım talimatlarını güncelleyerek, yaşa bağlı testosteron düşüşü yaşayan erkeklerde bu tedavinin güvenliği ve etkililiğinin kanıtlanmadığına dair ibareyi metinden çıkardı.

Eski bir Ulusal Muhafız üyesi ve Fox News sunucusu olan Savaş Bakanı Hegseth, göreve gelmesinden bu yana ABD ordusunda herkesin tek bir “erkek standardını” karşılamasını gerektiren daha katı fiziksel yeterlilik standartları getirdi.

Sık sık askeri personelle spor yaparak askerlerin sağlığına dikkat çeken Hegseth, geçen eylül ayında Virginia eyaletinin Quantico kasabasında üst düzey askeri yetkililere hitap ettiği konuşmasında, orduda aşırı kilolu personel ya da “şişman generaller ve amiraller” görmek istemediğini söylemişti.

Tıbbi verilere göre, 30 ile 79 yaş arasındaki erkeklerin yaklaşık yüzde 5,6’sında testosteron eksikliği görülüyor.

Kas kaybı, halsizlik, kilo alımı ve cinsel işlev bozukluğuna yol açabilen bu eksiklik; aynı zamanda diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kemik erimesi ve depresyon gibi ciddi sağlık sorunlarıyla da ilişkilendiriliyor.

Amerika

Meta, 48 eyaletle 18 milyar dolarlık uzlaşma sağladı

Yayınlanma

Meta, sosyal medyanın gençlere verdiği zarara ilişkin devasa federal davayı 18 milyar dolarlık anlaşmayla sona erdirdi.

48 eyaletle varılan uzlaşma anlaşmasının bir parçası olarak Meta, Facebook ve Instagram hizmetlerinde kapsamlı değişiklikler yapacak.

Bu değişiklikler arasında, 18 yaşın altındaki kullanıcılar için uygulamalarında varsayılan olarak iki saatlik bir zaman sınırı getirilmesi de yer alıyor.

Daha önce görülmedik bir düzenleme kapsamında, Meta, uzlaşma bedelinin yalnızca %70’ini ödeyecek. Fakat TikTok ve Alphabet’e ait YouTube’un da uygulamalarında reşit olmayan kullanıcılar için günde varsayılan bir saatlik zaman sınırı getirmeyi ve eyaletlere toplamda yaklaşık 5,3 milyar dolar ödemeyi kabul etmemeleri halinde, Meta uzlaşma bedelinin geri kalan %30’unu, yani 5,3 milyar doları ödeyecek.

Anlaşma bedeli, imzacı eyaletlere nüfuslarına göre 10 yıllık bir süre boyunca yıllık taksitler halinde dağıtılacak.

Anlaşma, 48 eyalet ile dört ABD yargı bölgesini (Columbia Bölgesi, Porto Riko, Amerikan Samoası ve Kuzey Mariana Adaları) kapsıyor.

Bu bahar benzer bir davada Meta’ya dava açan ve kazanan New Mexico ile Florida, şu anda anlaşmanın bir parçası değil.

Meta’nın hisseleri Çarşamba günü %2’nin üzerinde artışla açıldı.

Kararlaştırılan diğer platform değişiklikleri arasında, “gece modu”nun devreye sokulması, uygulamalarda gece yarısı ile sabah 6 arasında varsayılan engelleme ve reşit olmayan kullanıcılar için sabah 8 ile öğleden sonra 3 arasındaki okul saatlerinde anlık bildirimleri (push notifications) devre dışı bırakan bir “okul modu” yer alıyor. Bu ayarlar yalnızca ebeveyn izniyle değiştirilebilir.

Meta’nın hukuk başkanı C.J. Mahoney bir röportajda, “Şu anda ilk kez, bu sorunun nasıl ele alınacağı konusunda büyük sosyal medya platformlarından biri ile ülkenin dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar arasında bir uzlaşma sağlandı,” dedi.

Federal bir yargıcın onayı gereken bu uzlaşma, Salı günü itibarıyla hâlâ devam etmekte olan bir davayı durduruyor.

Kaliforniya, Kentucky, New Jersey ve Colorado eyalet başsavcıları tarafından açılan bu davada, Meta’nın platformlarını bilerek bağımlılık yaratacak şekilde tasarlayıp genç kullanıcıları hedef alarak, eyaletlerin tüketici koruma yasalarını ve aynı zamanda genel olarak COPPA olarak bilinen 1998 tarihli federal Çocukların Çevrimiçi Gizliliğinin Korunması Yasası’nı ihlal ettiği iddia ediliyordu.

Kaliforniya’nın Oakland kentinde görülen dava ikinci haftasına girmişti ve Instagram’ın başkanı Adam Mosseri Salı günü ifade vermeye başlamıştı. Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in de ifade vermesi bekleniyordu.

Bu davada eyalet başsavcıları, yaklaşık 200 milyar dolarlık tazminat talep etmişti. Bu rakam, Meta’nın New Mexico’da benzer bir çocuk güvenliği davasını kaybettikten sonra yakın zamanda ödemesine hükmedilen tutarın 200 katından fazla.

New Mexico başsavcısı tarafından açılan o davada Meta’ya, 375 milyon dolarlık idari para cezası ödemesi, New Mexico’daki gençlere verilen zararı telafi etmek için 567 milyon dolarlık bir telafi fonu oluşturması ve 18 yaşın altındaki kullanıcılara anlık bildirimler gönderebileceği zamanları sınırlamak da dahil olmak üzere, uzlaşma metnindekine benzer değişiklikleri uygulamalarında yapması emredilmişti.

Şirket, sosyal medyanın zararlarına ilişkin iddialarla okul bölgeleri ve bireysel davacılar tarafından açılmış binlerce davayla hâlâ karşı karşıya.

Davalar, yenilikçi bir hukuki ürün sorumluluğu argümanı yoluyla, şirketin Instagram ve Facebook ürünlerinin tasarımından sorumlu tutulmasını amaçlıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

11 Eylül’ün baş zanlısı Halid Şeyh’in duruşması için tarih verildi

Yayınlanma

ABD’de 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed ve diğer üç sanığın yargılanmasına Haziran 2028’de başlanacak. Askeri yargıç, savcıların talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna hükmederek duruşma gününü belirledi. Kararla birlikte dava, saldırılardan 25 yılı aşkın bir süre sonra başlamış olacak.

ABD hükümetinin “modern tarihte Amerikan topraklarındaki en korkunç suç eylemi” olarak nitelediği 11 Eylül saldırılarının baş planlayıcısı olduğu öne sürülen Halid Şeyh Muhammed, saldırılardan çeyrek asrı aşkın bir süre sonra, Haziran 2028’de yargılanacak.

ABD Hava Kuvvetleri Askeri Yargıcı Yarbay Michael A Schrama, çarşamba günü aldığı kararla Muhammed ve beraberindeki üç sanığın davasının 5 Haziran 2028’de başlamasına hükmetti.

Yargıç, savcılık makamının talep ettiği 2027 tarihinin çok erken olduğuna karar vererek davanın iki yıl sonra başlayacağını belirtti.

Mahkeme belgesinde, suç ortağı oldukları öne sürülen diğer sanıklar Velid bin Attaş, Ali Abdülaziz Ali ve Mustafa el-Havsavi olarak kayda geçti.

Yargıç Schrama, belirlenen başlangıç tarihinin mahkeme süreçlerine ilişkin konuların ele alınması ve mahkemeye hangi delillerin sunulabileceğine dair uyuşmazlıkların çözülmesi gibi hususlar için ilave zaman tanıdığını yazdı.

Önümüzdeki ay, hava korsanlarının New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne ve Virginia’daki Pentagon’a uçaklarla çarpması, kaçırdıkları bir diğer uçağın ise Pennsylvania’da bir araziye düşmesinin üzerinden 25 yıl geçmiş olacak. Saldırılarda yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetmişti.

ABD’de eğitim görmüş bir mühendis olan Halid Şeyh Muhammed, ticari uçakları binalara çarpmak üzere pilot yetiştirme fikrini geliştirmek ve bu planları El Kaide lideri Usame bin Ladin’e sunmakla suçlanıyor. Muhammed daha önce 2001 yılındaki “11 Eylül operasyonunu A’dan Z’ye” kendisinin planladığını ifade etmişti.

Mart 2003’te Pakistan’da Mustafa el-Havsavi ile birlikte yakalanan Muhammed, Eylül 2006’dan bu yana Guantanamo Körfezi’ndeki askeri hapishanede tutuluyor.

Muhammed, idam cezasıyla yargılanmaktan kurtulmak karşılığında suçunu kabul edeceği bir uzlaşma anlaşmasına varmıştı. Kendisine şartlı tahliye imkanı olmaksızın müebbet hapis cezası getirecek olan bu anlaşma, iki yıllık müzakerelerin ardından dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından atanan bir yetkili tarafından imzalanmıştı.

Ancak haberlere göre karara hazırlıksız yakalanan ve durumu şaşkınlıkla karşılayan Austin, anlaşmayı derhal iptal etme girişiminde bulundu. Federal bir temyiz mahkemesi ise geçen yaz söz konusu anlaşmayı geçersiz kıldı.

Saldırılardan altı ay sonra açılan Guantanamo Körfezi’ndeki askeri cezaevinde halen yaklaşık 15 tutuklu var.

Okumaya Devam Et

Amerika

Biden döneminde Brezilyalı bir yetkili hakkında sahte belge üretilmiş

Yayınlanma

Bir ABD federal yargıcı, Biden yönetimi döneminde Gümrük ve Sınır Koruma (CBP) sistemine girilen bir göçmenlik kaydının sahte olduğu sonucuna vardı.

Gazeteci Glenn Greenwald’un haberine göre bu sahte kayıt, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun ulusal güvenlik danışmanının ABD’ye hiç gerçekleşmemiş bir girişini yansıtıyordu.

Uydurulan bu giriş kaydı daha sonra, tartışmalı bir Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcı tarafından bir şekilde ele geçirilerek söz konusu ulusal güvenlik yetkilisinin hapse atılması için kullanıldı.

Florida Orta Bölgesi’nden federal yargıç Gregory A. Presnell, yalnızca CBP belgesinin sahte olduğu sonucuna varmakla kalmadı.

Yargıç ayrıca bu sahte kayıttan kimin sorumlu olduğu ve bu kaydın Brezilya’da Bolsonaro’nun en yakın danışmanlarından birini hapse atmak için nasıl kullanıldığına dair hükümetin elindeki tüm belgeleri sunmayı reddettikleri için ABD hükümeti avukatlarını da sert bir şekilde azarladı. 

Yargıcın kararları, geçen yılın sonlarında ABD federal mahkemesinde, 2024 yılında bu sahte CBP göçmenlik kaydı nedeniyle altı ay boyunca önleyici olarak tutuklanan Bolsonaro’nun uluslararası ilişkiler danışmanı Filipe Martins tarafından açılan dava kapsamında verildi.

O dönemde Martins, 2022 başkanlık seçimlerinde Lula’nın Bolsonaro’ya karşı az farkla kazandığı zaferin ardından, Bolsonaro ile birlikte darbe planlamaya katıldığı suçlamasıyla yargılanmayı bekliyordu.

Darbe iddiasıyla ilgili davalara bakan yargıç, sadece kendi ülkesinde değil, tüm dünyada siyasi bir tartışma odağı haline gelen Brezilya Yüksek Mahkemesi Yargıcı Alexandre de Moraes.

Geçen yıl, Trump yönetimi, Moraes’in ABD’li şirketlerin ifade özgürlüğü haklarına “zorbalık” içeren saldırılar düzenlediğini ve açıkça “partizanca amaçlar uğruna” Brezilya adalet sistemini yozlaştırdığını iddia ederek, Moraes’e kişisel mali yaptırımlar uyguladı.

Trump yönetimi, Moraes’e bir kez daha yaptırım uygulamaya hazır görünüyor.

Bu belgeyi kimin uydurduğu şeklindeki temel sorunun ötesinde, hiçbir zaman yanıtlanmamış birçok sorudan biri de, bu sahte CBP kaydının Martins’i hapse atmaya çalışan Brezilyalıların eline nasıl geçtiği.

Bu sahte CBP kaydı ilk kez, Moraes’e çok yakın olduğu bilinen Brezilyalı muhabir Guilherme Amado’nun, açıkça Martins’i suçlamaya yönelik, Greenwald’a göre “tamamen yalanlarla dolu bir haber” yayınlamasıyla kamuoyuna çıktı.

Amado’nun haberinin başlığı, “Soruşturma altında olan eski Bolsonaro danışmanı, 2022’de Orlando’ya gitti ve ortadan kayboldu” idi.

Greenwald’a göre sadece iki hafta sonra, aynı muhabir, Moraes’in kendisinin bu iddiayı kullanmaya başladığını duyurdu.

Çeşitli gazeteciler ve politikacılarla kayıt dışı görüşmeler yaparak onlara Martins’in ABD’ye gittiğini ve “ortadan kaybolduğunu” söyledi ve böylece onun tutuklanmasını emretmek için açıkça zemin hazırladı.

Haftalar sonra Moraes tam da bunu yaptı ve sahte CBP kaydının yer aldığı bir polis raporuna dayanarak, Martins’in ABD’ye gittiğini ve Brezilya’ya bir daha dönmediğini (yani “ortadan kaybolduğunu”) iddia eden bir emir çıkardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English