Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Hindistan’ın Rus petrol alımını durdurması karşılığında gümrük vergilerini %18’e indirdi

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, pazartesi günü Hindistan’la bir ticaret anlaşması yapıldığını açıkladı. Buna göre, Hindistan’ın Rus petrolü satın alımlarını durdurması ve ticaret engellerini azaltması karşılığında, ABD’nin Hindistan menşeli mallara uyguladığı gümrük tarifeleri %50’den %18’e indirilecek.

Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından anlaşmayı sosyal medya üzerinden duyurdu. Trump, Hindistan’ın artık petrolü ABD’den ve potansiyel olarak Venezuela’dan satın alacağını da belirtti.

Beyaz Saray’dan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, ABD’nin Hindistan’ın Rus petrolü alımları nedeniyle tüm Hindistan ithalatına uyguladığı cezalandırıcı nitelikteki ilave %25 vergiyi geri çektiğini söyledi. Bu vergi, hâlihazırda yürürlükte olan %25’lik “karşılıklılık” (reciprocal) tarifesine ek olarak uygulanıyordu.

Haberin ardından ABD’de işlem gören büyük Hindistan şirketlerinin hisseleri yükseldi. BT danışmanlık firması Infosys günü %4,3 artışla kapatırken, danışmanlık şirketi Wipro %6,8 yükseldi; HDFC Bank %4,4 değer kazandı ve iShares MSCI India borsa yatırım fonu %3 yükseldi.

Trump’ın açıklaması, yarı iletken üreticileri ve yapay zekâ alanındaki olumlu havaya da eklenerek başlıca endekslerin gün içinde artı bölgeye geçmesine katkı sağladı.

Trump ayrıca, Modi’nin Hindistan’ı “çok daha yüksek bir düzeyde AMERİKAN MALI SATIN ALMAYA” (BUY AMERICAN) da bağladığını ifade etti. Bunun yanında Hindistan’ın, kömür de dahil olmak üzere ABD’den 500 milyar dolardan fazla enerji alımı yapmayı; ayrıca teknoloji, tarım ürünleri ve diğer ürünleri de satın almayı taahhüt ettiğini ekledi.

Trump, Hindistan için “ABD’ye karşı uyguladıkları tarifeleri ve tarife dışı engelleri de SIFIRA indirecekler” dedi.

Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre Hindistan, Trump’ın yeniden göreve dönüp geçen yıl ABD tarife oranlarını çift haneli seviyelere yükseltmesinden önce dünyadaki en yüksek tarifelerden bazılarına sahipti: basit uygulanan oran %15,6; fiilî uygulanan tarife oranı ise %8,2 idi.

AZ DETAY MEVCUT

Trump’ın Truth Social mesajında, indirimli tarifelerin başlangıç tarihi, Hindistan’ın Rus petrolü alımlarını sonlandırması için belirlenen son tarih, ticaret engellerindeki azaltımların kapsamı ve Hindistan’ın satın almayı taahhüt ettiği ABD ürünlerinin hangileri olduğu gibi kritik ayrıntılar yer almadı.

Pazartesi gününün ilerleyen saatlerine kadar Beyaz Saray, değişiklikleri resmîleştirmek için gerekli olan başkanlık kararnamesini ya da Federal Register (Federal Sicil) bildirimini yayımlamamıştı.

Beyaz Saray sözcüsü ek detay paylaşmazken, Hindistan’ın ticaret ve dışişleri bakanlıkları da mesai saatleri sonrası gönderilen sorulara hemen yanıt vermedi. Rusya’nın Washington Büyükelçiliği de yorum talebine derhal dönüş yapmadı.

Japonya ve Güney Kore gibi diğer büyük Asyalı ticaret ortaklarıyla yapılan önceki anlaşmalar, ABD sanayilerine yüz milyarlarca dolarlık yatırım taahhütlerini içermişti; ancak Hindistan’la ilgili açıklamada herhangi bir spesifik yatırım taahhüdünden bahsedilmedi.

Emkay Global ekonomisti Madhavi Arora, bu anlaşmanın Hindistan’ı “tarife oranları bakımından Asya’daki benzerleriyle genel olarak aynı çizgiye” getirdiğini söyledi; söz konusu oranların %15–%19 bandında olduğunu belirterek, anlaşmanın Hindistan ihracatı ile rupi üzerindeki orantısız baskıyı ortadan kaldıracağını ekledi.

Hindistan piyasaları, Washington’un tarifeleri yürürlüğe koymasından bu yana ağır darbe almış; 2025’te gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performans gösteren piyasa hâline gelmişti. Bu süreçte yabancı yatırımcı çıkışları rekor seviyelere ulaştı.

ABD’li iş dünyası grupları anlaşmayı temkinli ve eleştirel şekilde karşıladı. Uzun süredir Hindistan’la pazar açıcı bir ticaret anlaşmasını savunan ABD Ticaret Odası (U.S. Chamber of Commerce), Trump’ın açıklamasını bu hedefe doğru bir ilerleme olarak nitelendirdi.

Oda Başkanı Suzanne Clark, yayımladığı açıklamada şunları söyledi: “Bunun, daha kapsamlı bir ticaret anlaşmasına doğru atılan ilk adım olduğu konusunda iyimseriz. Bu anlaşma özel sektör iş birliğini daha da artıracak kapıları açacaktır ve anlaşmanın ayrıntılarını incelemeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”

“We Pay the Tariffs” adlı ve 800’den fazla küçük işletmenin yer aldığı koalisyon ise Amerikalılara anlaşmayı kutlamama çağrısı yaptı. Grup, anlaşmayı “2024’e kıyasla Amerikan işletmeleri için %600 vergi artışı” olarak tanımladı. Koalisyon, o dönemde ABD’nin Hindistan ithalatına uyguladığı tarifelerin yaklaşık %2–%3 seviyesinde olduğunu; şimdi ise %18 olacağını ve Hindistan Rus petrolünden tamamen uzaklaşmazsa daha da yükselebileceğini belirtti.

MODİ’DEN “BÜYÜK TEŞEKKÜR”

Modi, X’te yaptığı paylaşımda “Bugün değerli dostum Başkan Trump ile konuşmak harikaydı. ‘Hindistan’da üretilen’ ürünlerin artık %18’e düşürülmüş bir tarife ile karşılaşacak olmasından mutluluk duyuyorum” dedi. “Bu harika açıklama için 1,4 milyar Hint halkı adına Başkan Trump’a büyük teşekkürler” diye ekledi.

Hindistan Ticaret Bakanı Piyush Goyal, anlaşmanın ABD ve Hindistan ekonomilerini birbirine daha da yaklaştıracağını söyledi.

Goyal X’teki paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Bu anlaşma; çiftçiler, KOBİ’ler (MSME), girişimciler ve nitelikli çalışanlar için, dünyaya üretmek üzere Hindistan’da Üret (Make in India), dünyaya tasarlamak üzere Hindistan’da Tasarla (Design in India) ve dünyaya yenilik yapmak üzere Hindistan’da Yenilik Yap (Innovate in India) vizyonu doğrultusunda eşi görülmemiş fırsatlar yaratıyor. Hindistan’ın ABD’den teknoloji edinmesine yardımcı olacak.”

Anlaşma, Hindistan’ın Avrupa Birliği ile uzun süredir beklenen bir ticaret anlaşmasını imzalamasından bir haftadan kısa süre sonra geldi. Bu AB anlaşmasının, değere göre ticarete konu malların %96,6’sındaki tarifeleri kaldırması veya azaltması bekleniyor. Ancak bu anlaşma kapsamında AB’nin soya fasulyesi, sığır eti, şeker, pirinç ve süt ürünleri tarife indirimleri dışında tutuldu.

Trump yönetimi, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Trump’ın Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası (International Emergency Economic Powers Act) kapsamında uyguladığı “karşılıklılık” tarifelerini iptal edip etmeyeceğine ilişkin kararından önce, büyük ticaret ortaklarıyla çerçeve anlaşmaları hızla sonuçlandırmaya çalışıyor.

Trump yönetimi yetkilileri geçen ay Tayvan ile bir anlaşmaya vardıklarını ve mahkemenin kararından bağımsız olarak bu tür anlaşmaların devam etmesinin beklendiğini söylüyor. Yetkililere göre, mahkeme iptal kararı verse bile tarifeler başka yasal yetkiler kapsamında yeniden uygulanacak.

BATI YARIKÜRE PETROLÜ

Trump, cumartesi günü, ABD’nin ocak başında düzenlenen bir askerî baskınla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırmasının ardından, Hindistan’ın Venezuela petrolü satın almasına yönelik olası bir anlaşmaya işaret etmişti.

Bu anlaşma, dünyanın en büyük iki demokrasisi arasında aylar süren gergin ticaret müzakerelerinin ardından geldi.

Geçen ağustosta Trump, Yeni Delhi’yi Rus petrolü almaktan vazgeçmeye zorlamak amacıyla Hindistan’dan yapılan ithalata uygulanan vergileri %50’ye çıkarmıştı. Bu ayın başında ise Hindistan alımları kısmazsa oranın yeniden artabileceğini söylemişti.

Venezuela petrolü alımları, dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı olan Hindistan’ın Rusya’dan aldığı petrolün bir kısmının ikame edilmesine yardımcı olabilir.

Hindistan petrol ithalatına büyük ölçüde bağımlı: ihtiyacının yaklaşık %90’ını ithalatla karşılıyor. Rusya’nın 2022’de Ukrayna müdahalesinden ve Batılı ülkelerin Rus enerji ihracatına yaptırımlar uygulamasından sonra, daha ucuz Rus petrolü ithalatı Hindistan’ın ithalat maliyetlerini düşürmesine yardımcı olmuştu.

Reuters’ın haberine göre Hindistan son dönemde Rusya’dan petrol alımlarını yavaşlatmaya başladı. Ocak ayında alımlar günlük yaklaşık 1,2 milyon varil düzeyindeydi; şubat ayında yaklaşık 1 milyon varile, mart ayında ise 800 bin varile düşmesi bekleniyor.

‘Tüm Anlaşmaların Anası’ Hindistan-AB serbest ticaret anlaşması

Diplomasi

Avustralya dışişleri bakanı, Çinli mevkidaşıyla görüşmesinde füze denemesinden rahatsızlığını dile getirdi

Yayınlanma

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmesinde Pekin’in füze denemesini gündeme getirdi. Manila’daki ASEAN toplantısı kapsamında Avustralyalı mevkidaşı Penny Wong ile bir araya gelen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Canberra’ya “çifte standartlardan vazgeçme” çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Avustralya’nın Çin’in askeri kapasitesindeki artış ve yakın zamanda gerçekleştirdiği füze denemesine ilişkin kaygılarını dile getirdiği görüşmede, Canberra yönetimini “çifte standartlardan” vazgeçmeye ve ikili ilişkilerdeki iyileşme ivmesini korumaya çağırdı.

Wang, salı günü Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong ile yaptığı görüşmede, Canberra ile Pekin’in karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde farklılıklarını ele alması gerektiğini söyledi.

Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Wang, “İki taraf, anlaşmazlıkları yönetirken ortak noktalar aramalı ve ilişkilerin önyargılar nedeniyle sekteye uğramasına ya da zarar görmesine izin vermek yerine, olumlu gelişmeyi besleyen sağlıklı bir döngü oluşturmalıdır” dedi.

Bakanlığın açıklamasında Wang’ın ayrıca Avustralya’nın iç işlerine karışmama ilkesine bağlı kalmasını ve çifte standartlardan vazgeçmesini umduğunu ifade ettiği belirtildi.

İki bakan, ASEAN öncülüğünde düzenlenen dışişleri bakanları toplantısı kapsamında Manila’da bir araya geldi.

Avustralya Dışişleri Bakanlığının yayımladığı açılış konuşması tutanağına göre Wong, ülkesinin Pekin’e yönelik tutarlı yaklaşımını yineledi.

Wong, “İşbirliği yapabileceğimiz alanlarda işbirliği yapacağız, anlaşmamız gereken konularda ise görüş ayrılıklarımızı ortaya koyacağız. Diyaloğu sürdürmek istiyoruz, çünkü bunun ulusal çıkarlarımıza uygun olduğuna inanıyoruz” dedi.

Wong, Canberra’nın “güvenli ve profesyonel askeri davranış ile niyetler konusunda şeffaflık ve güvence verilmesinin önemi” de dahil olmak üzere bölgesel güvenlik meselelerini görüşmek istediğini belirtti.

Aynı gün Bloomberg’e verdiği televizyon röportajında Avustralya’nın güvenlik kaygılarını da dile getiren Wong, Çin’in askeri kapasitesini artırmasına ve 6 Temmuz’da Pasifik’te belirlenen sulara yönelik gerçekleştirdiği stratejik füze denemesine dikkat çekti.

Wong, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Bölgemizde İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük askeri yığınağa tanıklık ediyoruz” dedi. Bölge ülkelerinin “niyetlere ilişkin güvence ve şeffaflık konusunda teminat” beklediğini söyledi.

Çin’in son füze denemesine ilişkin değerlendirmesinde Wong, denemenin “bölge ülkelerinin beklediği düzeyde önceden bildirim, öngörülebilirlik ve dolayısıyla niyetlere ilişkin güvence sağlanmadan” gerçekleştirildiğini savundu.

Pekin ise füze fırlatmasını savundu. Çin donanması daha önce yaptığı açıklamada, tatbikatın yıllık eğitim programının rutin bir parçası olduğunu bildirmişti. İlgili ülkelere önceden bilgi verildiğini, operasyonun herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve uluslararası hukuka tamamen uygun şekilde gerçekleştirildiğini açıklamıştı.

Wang, salı günü ASEAN toplantısı kapsamında düzenlenen bir başka ikili görüşmede Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile de bir araya geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Wang, görüşmede Pekin’in iki ülke arasındaki üst düzey temasların bir sonraki aşaması için hazırlık yapmaya hazır olduğunu söyledi.

Wang, Çin’in küresel yönetişim ve yapay zekâ dahil olmak üzere çok taraflı konularda Kanada ile koordinasyonunu güçlendirmeye ve hassas meseleleri uygun biçimde ele alarak “istikrarsız bir dünyaya daha fazla kesinlik kazandırmaya” hazır olduğunu ifade etti.

Kanada Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre iki bakan, Başbakan Mark Carney’nin ocak ayında Çin’e yaptığı resmi ziyaretten bu yana ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönünde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirdi.

Bu kapsamda dışişleri bakanları arasında her yıl düzenli toplantılar yapılması ve ikili ulusal güvenlik ve hukukun üstünlüğü diyaloğunun yeniden başlatılması planları ele alındı.

Ottawa ile Pekin arasındaki ilişkilerin yumuşaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı Çin ile ilişkilerini onarmaya iten gümrük vergisi savaşı ortamında gerçekleşiyor.

Carney’nin ocak ayındaki ziyareti sırasında iki ülke, Kanada’nın Çin üretimi elektrikli araçlara uyguladığı gümrük vergisini önemli ölçüde düşürmesini öngören bir ön anlaşmaya varmıştı.

Buna göre, yıllık 49 bin araçlık ithalat kotasına tabi olmak üzere, söz konusu tarifenin 1 Mart’tan itibaren yüzde 6,1’e indirilmesi kararlaştırılmıştı.

Buna karşılık Çin de mart ayından itibaren Kanada’nın başlıca tarım ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerini düşürdü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Dünya Bankası: İran savaşı küresel büyümeyi %1,3’e kadar düşürebilir

Yayınlanma

Dünya Bankası baş ekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan gerginliklerin enflasyonu yeniden alevlendirebileceğini, faiz oranlarını yükseltebileceğini ve küresel büyümeyi geçen yılki %2,9 seviyesinden %1,3’e kadar düşürebileceğini belirtti.

Ağustos sonunda emekliye ayrılacak olan Gill, Orta Doğu’daki savaşla ilgili yüksek belirsizlik nedeniyle bankanın haziran ayı iktisadi tahmininde üç farklı senaryo modellemiş olduğunu, ama çatışmaların altı ay veya daha uzun sürmesi gibi en kötü senaryonun şimdiden gerçekleşmeye yakın olduğunu belirtti.

Bu senaryoya göre, küresel manşet enflasyon %4,5’e ulaşacak.

Gill, uzun süren çatışmaların ve bölgedeki petrol altyapısına verilen hasarın, tarımda ihtiyaç duyulan gübre, helyum ve kükürt sevkiyatlarını aksatarak gıda güvensizliğini daha da derinleştireceğini ve bunun da faiz oranlarının yükselmesini de içerebilecek bir dizi ikincil etkiyi tetikleyeceğini belirtti.

Bu, Washington ile Tahran arasındaki gerginliğin keskin bir şekilde tırmanması ve çatışmanın etkisinin daha az şiddetli olacağına dair umutları besleyen nisan ayındaki ateşkes anlaşmasının çöküşünden bu yana bir Dünya Bankası üst düzey yetkilisi tarafından yapılan ilk açıklama.

Gill, COVID-19 pandemisinden henüz toparlanamamış yoksul ülkelerin daha büyük gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini, yüksek borç seviyesine sahip ülkelerin ise faiz oranlarının yükselmesiyle artan borçlanma maliyetlerinden etkileneceğini ve bunun da eğitim, sağlık ve diğer hayati hizmetlere yönelik harcamaları kısıtlayacağını belirtti.

Ekonomist, “Kişisel görüşüm, belki de buna birkaç ay kalmış olabilir, çünkü henüz politika faiz oranlarının yükselmeye başladığını görmüyoruz,” dedi.

Gill, “Enflasyon hızlandığında, ağır borç yükü altındaki ülkelerin borç servisi ödemelerini karşılamada ciddi sorunlarla karşılaşmalarına sadece birkaç ay kalabilir,” diye ekledi.

Gerginliğin işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Konuyla ilgili bilgilendirilmiş bir kaynağa göre, nakit sıkıntısı çeken bazı ülkeler Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) mevcut kredilerin artırılmasını talep ederken, Pakistan ise bu hafta ABD’den 10 milyar dolarlık döviz istikrar fonu talep etti.

Dünya Bankası’nın haziran ayı tahminleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin %40’ının ya halihazırda borç sıkıntısı içinde olduğunu ya da bu duruma düşme riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.

Gill, bu sayının 32 ülkeye tekabül ettiğini fakat faiz oranları yükselirse bu sayının hızla artabileceğini belirtti ve borçlarını ödeyemese bile diğer ülkelerin uzun vadeli büyüme beklentilerinin düşebileceğini ekledi.

“Bu, yavaş yavaş ilerleyen bir tren kazası gibi,” diyen Gill, borçlarını ödeyen ülkelerin, gelecekteki büyümeyi desteklemek için gerekli olan eğitim, sağlık ve diğer alanlardan kaynaklarını tüketmek zorunda kalacaklarına dikkat çekti.

Dünya Bankası verilerine göre, gelişmekte olan ve gelişen ülkelerin ortalama borç-GSYİH oranı 2025 yılında yaklaşık %74 olarak gerçekleşti; bu oran, 2019 sonlarında başlayan pandemiden önceki %50-55 civarındaki oranların oldukça üzerinde. Düşük gelirli ülkeler için bu oran, yaklaşık %40’tan %67’ye yükseldi.

Gill, bazı ülkelerin duruma göre borç affına ihtiyaç duyacağını belirtti.

Dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD, Çin ve Hindistan’ın savaşın etkisinden nispeten korunmuş olduğunu ve her birinin farklı dayanıklılık kaynaklarından faydalandığını söyledi. Ancak gelişmekte olan ülkeler daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Borç kırılganlıkları arttıkça, G-20 büyük ekonomileri borç yeniden yapılandırma sürecinde reformlar konusunda ilerleme kaydetmiş olsa da, iyileşmeler yavaş gerçekleşti.

Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkeler için bazı iyi haberler de olduğunu belirten Gill, Dünya Bankası’nın bu ülkelerin yapay zekaya hazırlık durumuna ilişkin yeni bir analizinde, gelişmekte olan teknolojiden ve bunun vaat ettiği verimlilik artışlarından faydalanabileceklerinin ortaya çıktığını kaydetti. Gill, yoksul ülkelerdeki insanların yaklaşık %10’unun yapay zekadan olumsuz etkilenme olasılığı olduğunu, buna karşılık zengin ülkelerde bu oranın yaklaşık %30-40 olduğunu belirtti.

Gill sözlerine şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu ülkeler için yapay zeka büyük bir kazanç olabilir. Gelişmekte olan ülkeler, yapay zekanın etkisine ilişkin olarak gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha iyimser olmalı.”

Gill, yapay zekanın büyümeyi on yıllardır görülmemiş seviyelere geri getirmeye potansiyel olarak yardımcı olabileceğini, ancak bunun muhtemelen bu on yıl içinde gerçekleşmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki siyasi uzlaşmazlık sürüyor. Konuya vakıf kaynakların Kyiv Independent gazetesine verdiği bilgilere göre, bakanın görevden alınmasına karşı düzenlenen protestolara üç gün ara verilmesine rağmen iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor.

Binlerce kişinin Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmesinin üzerinden günler geçmesine karşılık, her iki kamp da katı tutumunu koruyor. Zelenskiy, kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı ancak Fedorov’u yeniden savunma bakanı yapma niyetinde olmadığını gösterdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Fedorov’a hükümette Ukrayna’nın teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanan “önemli bir pozisyon” teklif ettiğini duyurdu.

Fedorov ise ancak savunma bakanı olarak geri döneceğini, hükümette başka bir görevi kabul etmeyeceğini net bir dille ifade etti. Eski bakan, Zelenskiy’nin son önerisine henüz resmi bir yanıt vermedi.

Konuya vakıf bir kaynak, “Bu konuyu konuşmaya devam edecekler” diyerek durumun belirsizliğini koruduğunu aktardı. Yaşanacak gelişmeler, yalnızca Ukrayna ordusunun gelecekteki liderliğini değil, aynı zamanda protestoların bu hafta içinde yeniden başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.

Fedorov’dan Sırskiy’ye yönelen tepkiler

Fedorov’un geçen hafta görevden alınması, Ukrayna genelinde protesto dalgasına yol açtı. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı, savaş döneminde somut başarılarıyla tanınan ve ülkenin en popüler bakanlarından biri olan Fedorov’un neden görevden uzaklaştırıldığını kavrayamadı.

Zelenskiy ise kamuoyuna yaptığı tek açıklamada, Fedorov ile Sırskiy arasında yaşandığı iddia edilen bir anlaşmazlığa işaret etti.

Gösterilerin ilk gününde neredeyse tamamen Fedorov’un görevden alınmasına odaklanıldı. Ancak ikinci günden itibaren protestoların yönü değişmeye başladı. Fedorov’un eski danışmanı ve eski neo-Nazi Pravıy Sektör sokak örgütünün yöneticilerinden Serhiy Sternenko, 17 Temmuz’daki canlı yayınında Genelkurmay Başkanı Sırskiy’yi hedef aldı.

Sternenko, Sırskiy’yi dost ateşi vakalarının üzerini örtmekle ve Rus saldırıları sırasında bazı Ukrayna tugaylarını kasıtlı olarak zayıflatmakla suçladı. Diğer kamuoyu önderleri ve askeri gazilerin de bu eleştirilere katılmasıyla tartışma, Fedorov’un görevden alınmasından Sırskiy’nin liderliğine kaydı.

İki isim arasındaki gerilim uzun süredir bekleniyordu. Fedorov; inovasyon, ademi merkeziyetçilik ve teknolojik modernizasyonu temel alan reformcu bir yaklaşımı temsil ediyordu.

Sırskiy ise Sovyet askeri doktrinine dayanan, son derece merkeziyetçi bir komuta yapısını tercih ediyordu. Sırskiy, ayrıntılara aşırı müdahale etmekle ve “Sovyet tarzı” olarak nitelendirilen komuta kültürünü sürdürmekle suçlanıyordu.

Zelenskiy protestoların ardından Sırskiy’yi görevden aldı

Skeliya Alayı tartışması

Kamuoyundaki tartışmalar, Skeliya Alayı etrafında çıkan yeni bir krizle daha da hız kazandı. Sırskiy’nin özel hücum birimleri kurma çabalarının bir parçası olarak genişletilen ve 10 binden fazla personeli barındıran alay, yeni seferber edilen askerleri bünyesine alıyor ve yüksek riskli hücum görevlerinde kullanıyor.

Ukrayna merkezli yayın organı Babel, 23 Haziran’da alay içindeki kötü muamele iddialarını ayrıntılarıyla yayımladı. Haberde, yeni askere alınanlar arasında en az 25 muharebe dışı ölümün gerçekleştiği bildirildi. Site, daha sonra yedi benzer vakayı daha ortaya çıkardı.

Protestoların sürdüğü sırada Rus kuvvetleri, bir operasyonda Skeliya Alayına bağlı iki Ukrayna askerini esir aldı. Bu olay, birliğin Rus askerlerinden temizlendiğini iddia ettiği Konstantinovka bölgesinde Ukrayna bayrağının çekilmesi sırasında yaşandı. Aynı gün, anonim bir Ukrayna Telegram kanalında Skeliya logosunun yer aldığı bir video paylaşıldı. Videoda, ellerinde Sırskiy ve Zelenskiy’nin portrelerinin olduğu bayraklar tutan üç askerlerin, Konstantinovka’daki kültür merkezinin temizlendiğini ve Ukrayna bayrağının çekildiğini söylediği görüldü. Söz konusu video daha sonra kanaldan kaldırılsa da diğer platformlarda yayılmaya devam etti.

Bu gelişmeler, Sırskiy’nin liderliğine yönelik eleştirileri artırdı ve görevden alınması yönündeki çağrıları güçlendirdi. Protestoların ikinci ve üçüncü gününde, “Sırskiy dışarı” sloganları, Fedorov’un göreve iade edilmesi talebi kadar sık duyulur hale geldi.

Zelenskiy’nin strateji değişikliği

Devlet Başkanlığı Ofisi, halkın öfkesinin yön değiştirdiğini hızla fark etti. Zelenskiy, protestolardan önce kendi partisi Halkın Hizmetkarı milletvekillerine, ideal senaryoda hem Fedorov’u hem de Sırskiy’yi değiştirmek istediğini kapalı kapılar ardında söylemişti.

Genelkurmay başkanına yönelik eleştiriler yoğunlaşınca Zelenskiy aktif olarak yeni bir aday aramaya başladı. Tartışmalara vakıf bir yetkili, Zelenskiy’nin son birkaç günde bu pozisyon için olası adaylarla görüştüğünü teyit etti.

Bu görüşmeler, büyüyen tepkiyi kontrol altına alma çabalarıyla eş zamanlı yürüdü. Zelenskiy aynı zamanda Fedorov ile doğrudan temasını sürdürdü. Eski bakanın popülaritesini dikkate alan Zelenskiy, ona ekibinde başka bir üst düzey rol teklif etti.

Zelenskiy, Fedorov’un askeri modernizasyonu devlet başkanlığı danışmanı veya başbakan yardımcısı olarak yönetmesini önerdi. Bu teklif, devlet başkanının, Fedorov’un başlattığı reformları Savunma Bakanlığına dönmeden de sürdürebileceğine olan inancını yansıtıyordu.

Siyasi duruşuyla değil, teknolojik atılımlarıyla “Ukrayna’nın Elon Musk’ı” olarak anılan Fedorov; insansız hava aracı savaşından askeri modernizasyona, Rus güçlerinin Starlink sistemlerine erişiminin engellenmesinden Rus lojistik hatlarına yönelik saldırıların koordine edilmesine kadar birçok reformu yönetmişti. Ayrıca kendisinin de “popüler olmayan ancak son derece hayati” olarak nitelendirdiği bir askeri rütbe reformunu başlatmıştı.

Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?

Uzlaşma sağlanamadı

Fedorov için bu teklif hiçbir zaman kabul edilebilir olmadı. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Fedorov, Zelenskiy’e yalnızca savunma bakanı olarak dönmek istediğini iletti. Altı aylık görev süresi boyunca başlattığı reformların ancak bu pozisyondan tamamlanabileceğine inanıyor.

Fedorov, görev süresindeki üç ana önceliğini; askeri alım süreçlerinin reformu, savunma tedarik sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve orduya yönelik İHA tedarikinin artırılması olarak sıraladı.

Buna karşılık Devlet Başkanlığı Ofisi geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Zelenskiy’nin yakınındaki yetkililer, kamuoyu baskısının büyük ölçüde Fedorov’dan Sırskiy’ye kaydığını ve bunun da siyasi maliyeti düşürdüğünü düşünüyor. Fedorov’un ekibi ise durumu farklı değerlendiriyor.

Sürekli kamuoyu baskısının Zelenskiy’yi yeni bir geri adıma zorlayabileceğine inanıyorlar; tıpkı geçen yıl geniş çaplı gösterilerin ardından devlet başkanının yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatma girişimlerinden vazgeçmesi gibi.

Duruma vakıf bir kaynak, gizlilik kaydıyla yaptığı açıklamada, “Protestoları yatıştırmak için sadece genelkurmay başkanını görevden almaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Ancak sokaktaki insanlar tüm bu kararların arkasında net bir açıklama bekliyor” dedi.

Kiev’de protestolar sürerken Zelenskiy’nin, halkın öfkesini dindirmek amacıyla Sırskiy’yi feda etmeye giderek daha hazır olduğu gözlemlendi. Zelenskiy’nin geçen hafta savunma bakanlığı için ilk tercihi dönemin İçişleri Bakanı İgor Klimenko olmuştu. Ancak bu adaylık hızla kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı.

Tepkilerin büyümesi üzerine Zelenskiy farklı bir isme yönelerek Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Alfa Özel Harekat Merkezini yöneten SBU Başkan Vekili Yevgeniy Hmara’yı aday gösterdi.

Hmara, askeri çevrelerde büyük saygı gören bir isim olarak tanınıyor ve adaylığı protestocular tarafından çok daha olumlu karşılandı. Eylemlere katılan 39 yaşındaki bilişim uzmanı Aleksey, “Yevgeniy Hmara alanında olağanüstü bir profesyonel. Ancak savunma bakanlığı onun yapması gereken iş değil” dedi.

Hmara, kısa süre sonra hükümet tarafından geçici olarak savunma bakanlığı görevine getirildi. Resmi onay, devlet başkanının aday göstermesinin ardından parlamento tarafından yapılacak.

Parlamento teknik olarak 18 Ağustos’a kadar tatilde olduğu için Zelenskiy, Hmara’yı henüz kalıcı görev için resmi olarak aday göstermedi.

Cuma günü geniş çaplı protestolar düzenlenecek

Fedorov’un görevden alınmasına ve Sırskiy’nin görevde kalmasına karşı son protesto 20 Temmuz’da Kiev’de düzenlendi. Başkentte yüzlerce gösterici toplanırken diğer Ukrayna şehirlerinde de daha küçük çaplı mitingler yapıldı.

Pazartesi günkü gösterinin ardından organizatörler, Zelenskiy’e iki temel talebini yerine getirmesi için 24 Temmuz’a kadar süre vererek eylemlere üç gün ara verdiklerini duyurdu.

Bu talepler, Fedorov’un savunma bakanlığına iade edilmesi ve Sırskiy’nin genelkurmay başkanlığı görevinden alınması olarak açıklandı.

Devlet başkanlığı ofisindeki genel beklenti, Sırskiy’nin değiştirilmesinin protestocuları memnun edeceği ve gösterilerin yeniden başlamasını engelleyeceği yönünde.

Yetkililer ayrıca kamuoyu baskısının hafiflemesiyle birlikte Fedorov’un teklif edilen alternatif görevi yeniden değerlendirmekten başka çaresinin kalmayacağını umuyor. Ancak eski bakana yakın çevreler beklemeye hazır görünüyor.

Şu an için iki taraf da geri adım atmıyor. Bir sonraki kritik sınav, yalnızca Sırskiy’yi değiştirmenin protestocuları tatmin etmeye yetip yetmeyeceğinin ya da Fedorov’un göreve iade edilmesi talebinin insanları yeniden sokaklara döküp dökmeyeceğinin netleşeceği 24 Temmuz günü verilecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English