Diplomasi
ABD ile Avrupa’nın “NATO 3.0” sınavı

NATO’nun 36. liderler zirvesi, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarının ve ittifakın geleceğine yönelik tartışmaların gölgesinde 7-8 Temmuz’da Ankara’da toplanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla düzenlenecek zirvede, savunma harcamalarının artırılması baskısı ve Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların geleceği masaya yatırılacak. Türkiye ise ev sahipliği yapacağı bu zirveyi ittifak içindeki artan savunma sanayisi gücünü ve stratejik konumunu pekiştirmek için bir fırsat olarak görüyor.
NATO liderleri, ittifakın geleceğine dair yapısal tartışmaların ve Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki bütçe gerilimlerinin gölgesinde, 36. liderler zirvesi için 7-8 Temmuz’da Ankara’daki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geliyor.
Türkiye’nin 2004 yılındaki İstanbul zirvesinden sonra ev sahipliği yapacağı bu ikinci NATO zirvesine, ABD Başkanı Donald Trump dahil 32 üye ülkenin liderlerinin yanı sıra davetli yaklaşık on ülkenin heyetleri katılacak.
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’da toplam ekonomik büyüklüğü yaklaşık 70 trilyon doları bulan 40’tan fazla ülkenin temsilcilerinin toplanacağını bildirdi.
Katılımcılar arasında ABD Başkanı Trump ile ikili bir görüşme gerçekleştirmesi beklenen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin yanı sıra Avustralya, Japonya, Güney Kore, Yeni Zelanda ile İstanbul İşbirliği Girişimi ortakları Bahreyn, Katar, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) temsilcileri yer alıyor. Avrupa Birliği ise zirvede Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı António Costa ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından temsil edilecek.
Zirve kapsamında ayrıca Trump’ın Suriye Devlet Başkanı Ahmed el Şara ile görüşmesi planlanıyor ancak el Şara’nın ittifak etkinliklerine doğrudan katılıp katılmayacağı henüz netleşmedi.
Reuters’a konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Trump’ın Ankara’da Zelenski ile yapacağı görüşmenin ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile temas kurabileceğini aktardı. Yetkili, ABD Başkanı’nın Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirmek konusunda “yoğun bir aciliyet” hissettiğini belirtti.
Trump, 6 i̇mza öncesinde yaptığı açıklamada Ukrayna’da çözüme “tahmin edilenden çok daha yakın” olunduğunu ifade etmişti. Rusya liderinin yardımcısı Yuri Uşakov da iki liderin gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Trump’ın Ankara’daki zirveye katılımını da dikkate alarak Ukrayna konusunu ele aldıklarını doğrulamıştı.
Müttefikler savunmaya ne kadar bütçe ayırdı?
Washington yönetimi için Ankara zirvesi, müttefiklerin geçen yıl Lahey’de alınan kararları ne ölçüde uyguladığını denetleme fırsatı taşıyor. Lahey zirvesinde Trump’ın baskısıyla müttefikler, savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayri safi yurtiçi hasılalarının (GSYİH) yüzde 5’ine (yüzde 3,5 doğrudan askeri harcamalar, yüzde 1,5 ise altyapı ve siber güvenlik gibi ilgili alanlar) çıkarma taahhüdünde bulunmuştu.
ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, müttefiklerin Ankara’da ilk “başarı karnelerini” alacaklarını belirterek, “Başkan Trump, tüm müttefiklerin yüzde 5 hedefine ulaşmak için derhal ve hızlı adımlar atmasını bekliyor” dedi.
Trump, zirve öncesinde sosyal medya platformu Truth Social üzerinden müttefiklerini hedef alarak, ABD’nin NATO’ya diğer tüm ülkelerden “açık ara” daha fazla yatırım yaptığını ancak karşılığında hiçbir avantaj elde edemediğini yazdı.
2025 yılı savunma bütçelerine atıfta bulunan Trump, ABD’nin 999 milyar dolar harcamasına karşın İngiltere’nin 90,5 milyar, Fransa’nın 66,5 mlyar, İtalya’nın 48,8 milyar ve Polonya’nın 44,3 milyar dolar harcadığını belirtti.
Trump, “Almanya dahil diğerleri çok daha az harcıyor. Bize yardıma gelmediler” diyerek özellikle İran krizinde Avrupa ülkelerinin ABD uçaklarına hava sahası ve üs açmamasını eleştirdi.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in eleştirilerine tepki gösteren Trump, Federal Cumhuriyet’teki ABD askerlerinin sayısını azaltma tehdidinde bulunmuş ve mayıs ayında 5 bin ABD askerinin Almanya’dan çekileceği açıklanmıştı.
Aynı dönemde Polonya’daki 4 bin askerin rotasyonu durdurularak mevcut güç 6 bine indirilmiş, ancak Trump daha sonra Polonya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki ile ilişkiler temelinde bu ülkeye 5 bin ek asker göndereceğini duyurmuştu.
Pentagon, Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmek için altı ay sürecek bir çalışma başlatırken, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in askerleri tamamen çekme önerisi Beyaz Saray’da kabul görmedi.
Pentagon’un ocak ayında yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin önceliği Çin’i çevrelemeye ve Batı Yarımküre’ye vereceğini, Avrupa’nın ise kendi savunma sorumluluğunu üstlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
“NATO 3.0” olarak adlandırılan bu yeni modelde, savunma harcamalarını hızlı artıran müttefiklere ABD silah alımlarında ve liderlikle temaslarda öncelik verilmesi planlanıyor.
Türkiye’nin “merkez ülke” arayışı
Ev sahibi Türkiye için bu zirve, ittifak içindeki konumunu güçlendirme arayışını temsil ediyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Türkiye’nin artık güneydoğu sınırında bir “cephe ülkesi” olmaktan çıkıp NATO’nun merkezine taşındığını vurguladı.
Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret eden NATO Genel Sekreteri Rutte de Türk savunma sanayisini tüm ittifaka örnek göstererek Ankara’nın bu alanda bir devrim gerçekleştirdiğini ifade etmişti.
Türkiye’nin savunma ihracatı 2020’den bu yana yaklaşık dört kat artarak 10 milyar dolar seviyesine ulaştı. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından F-35 programından çıkarılan ve Avrupa’daki bazı tedarik zincirlerinden dışlanan Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savunma ticaretindeki kısıtlamaların kaldırılmasını beklediğini ve Türkiye’nin Avrupa güvenliğine katkısının hak ettiği değeri görmesi gerektiğini belirtti.
Ukrayna’ya yardımların ölçeği nasıl şekillenecek?
Zirve öncesinde WSJ’ye konuşan Genel Sekreter Rutte, Kanada ve Avrupalı müttefiklerin önümüzdeki iki yıl içinde savunma harcamalarını 250 milyar dolar daha artıracağını açıkladı.
Mart ayında yayımlanan rapora göre, Avrupalı üyeler askeri harcamalarını geçen yıl yüzde 20 artırarak 2025’te toplam 574 milyar dolara (GSYİH’nin yüzde 2,33’ü) ulaştırdı. Polonya GSYİH’sinin yüzde 4,4’ünü savunmaya ayırarak başı çekerken, onu Litvanya (yüzde 4), Letonya (yüzde 3,7), Estonya (yüzde 3,4), Danimarka (yüzde 3,3) ve Norveç (yüzde 3,2) izledi. Portekiz, Kanada, Belçika, Arnavutluk ve İspanya ise henüz yüzde 2 barajını aşamadı. İspanya, geçen yıl Lahey’de yüzde 5 hedefine karşı çıkan tek ülke olmuştu.
İngiltere’de görevden ayrılmak üzere olan Başbakan Keir Starmer, ülkenin savunma bütçesini 2029’a kadar yıllık 80 milyar sterline (GSYİH’nin yüzde 2,7’si) çıkarma taahhüdünde bulundu ve Prince of Wales uçak gemisini İzlanda açıklarındaki NATO tatbikatına gönderdi.
Ancak İngiliz basınında yer alan analizlere göre bu adımların Trump’ın müttefiklere yönelik sert tutumunu değiştirmesi beklenmiyor. Trump, görev süresinin bitimine bir gün kala Starmer’ın istifasını ima eden paylaşımlar yapmış, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile de “uzaklaştırma kararı gerekiyor” diyerek alay etmişti. Trump’ın Ankara’da G7 liderleriyle resmi bir ikili görüşme programı bulunmuyor.
Avrupa ülkeleri, Haziran ayındaki G7 zirvesinde sağlanan ortak mutabakatı Ankara’da da sürdürerek Trump’ı Ukrayna’ya destek konusunda ikna etmeyi hedefliyor. Reuters’ın ele geçirdiği sonuç bildirgesi taslağına göre NATO, Ukrayna’ya 2026 yılı için 70 milyar euro askeri yardım ve sonraki yıl için en az aynı seviyede destek taahhüt etmeye hazırlanıyor.
Rusya ise Batı’nın Kiev’e yönelik silah sevkiyatlarının çatışmayı uzattığını savunarak bu yardımlara karşı çıkmaya devam ediyor.
Ukrayna ile Trump arasında Patriot kavgası
The Telegraph’ın haberine göre zirve organizatörleri, Trump’ı kızdırmamak adına Ukrayna konusunu resmi gündemde arka plana itmeyi planlıyor.
Zelenski’nin Patriot füzelerinin Ukrayna’da lisanslı üretimi konusunda Washington’dan onay alıp alamayacağı belirsizliğini koruyor.
Zelenski, 6 Temmuz’daki ulusa sesleniş konuşmasında ABD’nin siyasi iradesinin hava savunma açığını kapatmaya yeteceğini ancak desteğin henüz yetersiz olduğunu belirtti. Trump, temmuz ayında müttefiklerin Ukrayna’ya eldeki sistemleri devredebilmesi için Avrupa’ya 17 yeni Patriot sistemi sevk edileceğini duyurmuştu.
Patriot konusu, Ukrayna ile Polonya arasında da diplomatik krize yol açtı. Polonya Sejm Başkan Vekili Krzysztof Bosak’ın, Polonya’nın ilkbaharda Ukrayna’ya gizlice Patriot füzeleri vermiş olabileceğini iddia etmesi üzerine Polonya Savunma Bakanlığı, 2022’den bu yana yapılan tüm askeri yardımları belgesiyle açıklayacağını duyurdu.
Polonya ayrıca, Kiev’in insansız hava araçları deneyimini paylaşma sözünü tutmadığı gerekçesiyle Ukrayna’ya MiG-29 savaş uçaklarını vermeyi reddetti.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, doğu sınırındaki kendi yükümlülüklerini hatırlatarak bakanlarına Ukrayna’ya yönelik yeni mali taahhütler konusunda “temkinli olmaları” talimatını verdi.
İki ülke arasındaki ilişkiler, Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki’nin, Zelenski’ye verilen Beyaz Kartal Nişanı’nı geri almasıyla daha da gerildi.
Karara gerekçe olarak Ukrayna ordusundaki bir birliğe Polonyalı sivillerin katledilmesinden sorumlu tutulan UPA’nın adının verilmesi gösterildi. Zelenski ödülü posta yoluyla iade ederek Gdansk’taki Ukrayna’nın yeniden inşası konferansına katılmaktan vazgeçti.
Öte yandan ittifak içinde Kiev’e yönelik yardımlara karşı çıkanların sayısı artıyor. Slovakya Başbakanı Robert Fico, “Ukrayna’nın askeri masraflarını ödemeyeceklerini” yinelerken, Çekya Başbakanı Andrej Babis AB’nin Ukrayna’ya yönelik 90 milyar euroluk kredi paketine karşı çıktı ve L-159 uçaklarının teslimatını bloke etti.
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar da Ukrayna’ya askeri malzeme gönderilmesine karşı duruşunu koruyor.
Diplomasi
Ukrayna’da yabancı bağışları aklayan örgüte operasyon

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ve Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Dışişleri Bakanlığının eski müsteşarının liderlik ettiği bir suç örgütünün yabancı donörlere ait fonları zimmetine geçirdiğini açıkladı. Savaşın başında yürütülen usulsüzlükle yaklaşık 1,28 milyon dolar tutarında bağışın aklanarak kişisel amaçlarla kullanıldığı bildirildi.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU) ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP), Ukrayna Dışişleri Bakanlığının eski müsteşarı tarafından yönetilen bir organize suç örgütünün, savaşun başlangıç döneminde yabancı donörlerin sağladığı fonları zimmetine geçirdiğini ve akladığını duyurdu.
Açıklama NABU’nun resmi internet sitesinde yayımlandı. Ukrayna’da Dışişleri Bakanlığı Müsteşarlığı makamı, bakanlık idari teşkilatının idaresinden sorumlu en üst idari merci konumunda.
Açıklanan soruşturma verilerine göre zimmete geçirilen ve aklanan meblağ 37 milyon Ukrayna grivnasından fazla bir tutara tekabül ediyor.
Bu miktar, suçun işlendiği dönemdeki kur üzerinden yaklaşık 1,28 milyon dolara, güncel kur üzerinden ise yaklaşık 830 bin dolara karşılık geliyor.
Soruşturmayı yürüten kurumlar, usulsüzlük mekanizmasının organizatörü olarak 2020 ile 2024 yılları arasında görev yapan eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarını işaret etti.
Resmi duyuruda şüphelinin ismi açıklanmadı. RBK-Ukrayna ve Yevropeyska Pravda yayın organları, eski Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba döneminde bu makamda Aleksandr Bankov’un görev yaptığına dikkati çekti.
Anket: Ukraynalılar en büyük tehdit olarak yolsuzluğu görüyor
Paralar paravan yapılar ve nakit merkezleri üzerinden aklandı
Soruşturma dosyasındaki bulgulara göre süreç, bağışların belirli yapılara yönlendirilmesiyle işletildi. NABU açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Soruşturma verilerine göre Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı, uluslararası donörleri ve yurtdışındaki diplomatik misyonların bağlı personellerini, finansal yardımları denetimi altındaki bir sivil toplum kuruluşunun banka hesabına aktarmaya ikna etti. Yapılan bilirkişi incelemesi sonuçlarına göre, söz konusu sivil toplum kuruluşu tarafından tahsil edilen bu paralar hukuki statü bakımından Ukrayna Dışişleri Bakanlığının özel fonuna ait tahsisli bütçe kaynağı niteliğindeydi.”
Gelen fonların daha sonra şüphelilerin kontrolündeki şahıs şirketlerinin ve tüzel kişilerin hesaplarına aktarıldığı, ardından nakit dönüştürme merkezleri aracılığıyla nakde çevrildiği kaydedildi.
Aklanan paraların şüphelilerce kişisel ihtiyaçlar doğrultusunda kullanıldığı tespit edildi.
Dosyadaki şüpheliler arasında eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı idari idare başkanı, halen görevde olan bir diplomatik personel ve eski Dışişleri Bakanının bir danışmanı da yer alıyor.
Adli süreç Ukrayna Ceza Kanunu’nun 190. maddesinin 4. fıkrası, 191. maddesinin 5. fıkrası ve 209. maddesinin 3. fıkrası kapsamında yürütülüyor.
Geçen yılın kasım ayında da Ukrayna’nın devlet nükleer enerji şirketi Energoatom bünyesindeki bir yolsuzluk mekanizması açığa çıkarılmıştı.
“Kvartal 95” şirketinin ortaklarından Timur Mindıç ile çok sayıda eski üst düzey yetkilinin adının geçtiği o soruşturmada, şüphelilerin kurumla iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila 15’i oranında rüşvet talep ettiği ileri sürülmüştü.
Bu skandalın ardından Ukrayna Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Andriy Yermak görevden alınmıştı.
Yermak hakkında daha sonra, Kiev Bölgesi’ndeki lüks Dinastiya müstakil konut projesinin inşaat esnasında 10 milyon dolardan fazla parayı akladığı iddiasıyla şüphe bildirimi düzenlenmişti.
Soruşturma makamları, inşaata aktarılan kaynağın Energoatom’daki yolsuzluk mekanizmalarından elde edilmiş olabileceğini kaydetmiş, Yermak kefaletle serbest bırakılmıştı.
Zelenskiy’nin kasası yargılanıyor: Ukrayna’daki yeni dalga yolsuzluk operasyonlarına bakış
Diplomasi
İngiltere, Ukrayna’ya çok uluslu güç göndermeye hazır olduğunu açıkladı

Büyük Britanya Başbakanı Andy Burnham, ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna topraklarında çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olduklarını açıkladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelen Burnham, Kiev’e elektronik harp teknolojisi devredileceğini de duyurdu.
Büyük Britanya, Ukrayna topraklarında ateşkes rejimine ulaşıldıktan sonra çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olduğunu duyurdu.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede açıklamalarda bulundu.
Portsmouth kentinde yer alan Queen Elizabeth uçak gemisinde yapılan görüşmede Zelenskiy, göreve gelmesinden bu yana yeni İngiliz Başbakanı tarafından kabul edilen ilk yabancı lider oldu.
Independent gazetesinin aktardığına göre Burnham görüşmede, “Barışı güvence altına almanıza yardımcı olacağız. Müttefiklerimizle birlikte istekliler koalisyonuna liderlik etmeyi sürdüreceğiz. Nihayet bir ateşkes sağlandığında, Ukrayna’nın uzun vadeli güvenliğini pekiştirmek için çok uluslu bir güç konuşlandırmaya hazır olacağız” ifadelerini kullandı.
Kiev’e “tam ve koşulsuz bir ateşkes” sağlanması ve müzakerelerin yeniden başlaması konusunda destek sözü veren Burnham, “Yüzde yüz Ukrayna’nın yanındayız. Sayın Cumhurbaşkanı, ben şahsen yüzde yüz sizinleyim. Bu ülkenin Ukrayna’ya karşı üstlendiği tüm taahhütleri eksiksiz yerine getireceğim” dedi.
Başbakan Burnham ayrıca Ukrayna’ya ait “Stone Cloak” insansız hava araçlarının korunması için yeni İngiliz elektronik harp teknolojilerinin Kiev’e devredileceğini açıkladı. Başbakanlık ofisinden yapılan açıklamada, bu elektronik harp cihazlarından binlercesinin daha önce Ukrayna’ya teslim edildiği belirtildi.
Tablet büyüklüğündeki bir elektronik harp sistemi olan Stone Cloak, insansız hava araçlarına monte edilerek bunların hava savunma sistemleri tarafından tespit edilmesini zorlaştırıyor.
Yapılan açıklamada, “Fikri mülkiyet haklarının devredilmesi sayesinde Ukrayna artık Stone Cloak sistemini kendi bünyesinde büyük miktarlarda üretebilecek. Bu durum cephe hattındaki ve genel olarak Avrupa’daki savunmayı güçlendirecek” denildi.
Burnham daha önce yaptığı açıklamada da Moskova’nın Londra’nın kararlılığından “şüphe duymaması” gerektiğini vurgulamıştı. İngiltere Başbakanı, ülkesinin Ukrayna’nın yanında kalmayı sürdüreceğini ve İngiltere’nin Kiev’e desteğinin sarsılmaz olduğunu belirtmişti.
Kremlin ise daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna’ya Avrupa askeri yerleştirilmesinin Rusya sınırlarında bir NATO varlığının ortaya çıkması olarak değerlendirileceğini duyurmuştu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı da bu durumu kabul edilemez olarak nitelendirmiş ve bu tür askeri güçlerin meşru askeri hedefler olarak görüleceğini açıklamıştı. Bakanlık, Ukrayna’ya asker sevk edilmesinin “yabancı müdahale” anlamına geleceğini kaydetmişti.
Diplomasi
Silah tekelleri askeri startup’lara büyük paralar yatırıyor

Dünyanın en büyük silah şirketleri, hızla değişen modern savaş ortamına uyum sağlamaya çalışırken, bu yıl askeri startup’lara rekor düzeyde yatırım yaptı.
Financial Times’ın (FT) Dealroom tarafından derlenen verilerden aktardığına göre, Lockheed Martin ve BAE Systems gibi Batı hükümetleri ve ordularıyla uzun süredir bağları olan savunma devleri, bu yılın başından bu yana toplam 4,1 milyar dolarlık rekor bir risk sermayesi turuna katıldı.
Danışmanlık odaklı yatırım bankası PJT’nin havacılık ve savunma alanındaki faaliyetlerini yöneten ortaklarından Gwen Billo şöyle konuştu:
“Son dönemdeki çatışmalar, mevcut yerleşik platformların yeni ve devrim niteliğindeki teknolojilerle bir arada var olduğu modern bir savaş türüne duyulan ihtiyacı ortaya koydu. Yeni savunma teknolojileri kalıcı olacak ve savunma devleri bu teknolojilere erişimlerini sağlamak istiyor.”
Bu değişim, Londra’nın dışındaki Farnborough’da düzenlenen bu yılki sektörün en önemli etkinliğinde de gözle görülür bir şekilde ortaya çıktı.
Geleneksel olarak sivil havacılık sektörünün hakim olduğu bu etkinlikte, 1.636 katılımcının rekor bir oranda yarısı savunma sektöründen geliyordu.
Etkinliği en son ürünlerini sergilemek için kullanan savunma teknolojisi startup’ları, bankacılar ve potansiyel yatırımcılar tarafından ilgi gördü.
Bu yatırımcılar arasında askeri donanım sektörünün en büyük isimleri de yer alıyordu.
Hükümetler, son dönemdeki çatışmalar, özellikle de Ukrayna Savaşı karşısında askeri harcamalarını artırdı.
Bu durum, önleme füzelerinden otonom insansız hava araçlarına kadar, üretimi daha hızlı ve daha ucuz olan silahlara olan ihtiyacı daha da belirgin hale getirdi.
Dealogic tarafından derlenen verilere göre, birleşme ve satın almalar ile fon toplama faaliyetleri de dahil olmak üzere küresel savunma sektöründeki anlaşmaların toplam değeri bu yıl şimdiden 40 milyar doları aştı.
Bu rakam, 2019’da kaydedilen 59 milyar dolarlık önceki yıllık rekoru kırma yolunda ilerliyor.
En büyük silah üreticileri, artan devlet harcamaları ve hızlı dönüşüm dalgasından yararlanmak isteyen, daha hızlı ve teknoloji odaklı rakiplerle giderek daha fazla rekabet etmek zorunda kalıyor.
Bir zamanlar avcı uçakları, savaş gemileri ve küçük silahlar gibi ana pazarlarına odaklanabilen savunma sektörünün önde gelen şirketleri, artık risk sermayesi yatırımcıları gibi düşünmeye adapte olmak zorunda kalıyor.
Fransız savunma teknolojisi grubu Thales, deniz robotik ve navigasyon şirketi Exail Technologies’i 3,9 milyar avro değer biçilen bir anlaşma ile satın almayı planlıyor.
Thales, anlaşmayı kazanmak için bir diğer Fransız grubu Safran’ı geride bıraktı.
Aynı gün, Lockheed Martin, Thales dahil rakiplerini geride bırakarak, özel sermaye şirketi Advent’ten deniz teknolojisi grubu Ultra Maritime’i 3,45 milyar dolara satın aldı.
Bu teklif savaşları, büyük savunma holdinglerinin hem birleşme ve satın almalar yoluyla hem de büyük ölçekli sermaye artırımı yatırımlarıyla savunma teknolojisi portföylerini güçlendirme konusundaki artan istekliliğini ortaya koyuyor.
Etkinlik organizatörlerine göre, bu yoğun faaliyet, Farnborough’da finans sektöründen rekor düzeyde katılımla da kendini gösterdi.
350 kuruluştan yatırımcılar, bankacılar ve fon temsilcileri dahil olmak üzere 650’den fazla kişi etkinliğe katıldı.
Bu ayın başlarında, Alman drone üreticisi Quantum Systems, Airbus da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle yaklaşık 8 milyar dolarlık bir değerlemeyle 1,2 milyar dolarlık yeni fon topladı.
İngiliz deniz savunma şirketi Kraken Technology ise 9 Temmuz’da, Rheinmetall da dahil olmak üzere yatırımcıların desteğiyle 1 milyar dolarlık “unicorn” değerlemesinde 175 milyon dolarlık bir fon topladığını duyurdu.
Avrupa’nın önde gelen bir savunma şirketinden bir yönetici ve bir havacılık danışmanı, yatırımcıların şirketlere çoğunlukla savunma teknolojileri ve savaşın geleceği hakkında sorular yönelttiğini belirtti.
Bu sorular, hava ve deniz insansız hava araçları ile karşı önlemlerin giderek daha önemli bir rol oynadığı, Ukrayna’da devam eden savaş ve ABD’nin İran’la çatışmasından çıkarılan derslere dayanıyordu.
Önde gelen savunma şirketleri, potansiyel olarak kârlı teknolojilere erken aşamada erişim sağlamak amacıyla hem araştırma ve geliştirme faaliyetlerine hem de risk sermayesi fonlarına yaptıkları yatırımları artırdı.
Vertical Research Partners’ın analizine göre, büyük sivil faaliyetleri nedeniyle Airbus ve Boeing hariç tutulduğunda, dünyanın en büyük silah üreticilerinden 13’ünün 2021’den 2026’ya kadar iç Ar-Ge harcamalarını yüzde 25’in üzerinde artırarak 11,6 milyar dolara çıkardığı tahmin ediliyor.
İngiltere merkezli BAE, geçtiğimiz günlerde Avrupa’nın en tanınmış savunma sektörü girişim destekçilerinden Lakestar ve Expeditions’ın yönettiği iki fona 50 milyon avro tutarında yatırım taahhüdünde bulundu.
Benzer şekilde, ciro açısından dünyanın en büyük silah üreticisi olan Lockheed, geçen hafta Birleşik Krallık ve Avrupa’daki savunma teknolojisi girişimlerine en az 100 milyon dolar yatırım yapacağını açıkladı.
Bu adım, şirketin girişim yatırım kolunu 400 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkarma planlarının ardından geldi.
Lockheed’in operasyon direktörü Frank St John, FT’ye verdiği demeçte, şirketin savunma teknolojisi alanında “Avrupa’da henüz keşfedilmemiş bir potansiyel” gördüğünü belirterek, “bu bahçeyi sulayıp neyin filizleneceğini görmek” istediklerini ekledi.
St John, fon kapsamında ABD’li grubun, startup’ları yeni projeler üzerinde çalışan mühendisleriyle eşleştirerek “bu teknolojileri kendi ürün yelpazesine nasıl entegre edebileceğini” değerlendirdiğini söyledi.
Almanya merkezli Airbus’ın savunma ve uzay iş kolu, geçen hafta hem sivil hem de askeri kullanım amaçlı teknolojileri hedefleyen yeni bir fonun ana yatırımcısı olduğunu açıkladı.
Hedef büyüklüğü 500 milyon avro olan E2D fonu, hava, deniz ve uzay alanlarındaki yatırımları hedefleyecek.
Avrupalı havacılık ve savunma grubu, Ukrayna merkezli SkyFall ve Estonyalı füze üreticisi Frankenburg Technologies dahil olmak üzere birçok savunma teknolojisi girişimi ile ortaklıklar kurdu.
Airbus Defence and Space’in savunma dijital ve siber satış müdürü Andreas Reinecke, Ukrayna dahil olmak üzere son dönemdeki çatışmaların modern savaşta teknolojik değişimin hızını ortaya koyduğunu belirtti.
Reinecke, bu nedenle Airbus için hızlı değişimlere ayak uydurabilmek amacıyla daha küçük ve daha çevik oyuncularla “işlevsel bir ortaklık sistemi” kurmanın “hayati önem taşıdığını” söyledi.
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Görüş2 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya2 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceDeepSeek, önümüzdeki yıl halka arz planlıyor
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu









