Diplomasi
ABD ile Ukrayna arasındaki nadir toprak elementleri anlaşmasına dair bilinmesi gerekenler

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, geçen yıl sunduğu “zafer planında” bu elementlerin işletilmesi için erişim teklifinde bulundu. ABD Başkanı Donald Trump ise, “Amerikan desteği karşılığında Ukrayna’nın kaynakları” anlaşması planını ilk kez 3 Şubat’ta duyurdu.
Trump, 25 Şubat’ta yaptığı açıklamada, “Bu çok büyük bir anlaşma. Bu bir trilyon dolarlık bir anlaşma olabilir,” dedi. Aynı gün, Batı ve Ukrayna medyası anlaşmanın onaylandığını bildirdi ve 26 Şubat’ta The Financial Times (FT) ve European Pravda anlaşma metnini yayımladı.
Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, dün Beyaz Saray’da bir araya geldi. Trump, daha önceden “diktatör” ifadesini kullandığı Zelenskiy’i kapıda şahsen karşıladı. İki lider arasında çıkan tartışa sonrasında, imzalanması beklenen mineral anlaşması gerçekleşmedi ve görüşme sonlandı. Zelenskiy, anlaşmayı imzalamaksızın Beyaz Saray’dan ayrıldı.
Anlaşma neleri kapsıyor?
“Yatırım ve Yeniden Yapılandırma Fonu Kurallarını ve Koşullarını Belirleyen İkili Anlaşma” başlıklı belge 11 maddeden oluşuyor (ABD, belge üzerindeki çalışmaların devam ettiğini belirtiyor).
Kiev ve Washington, ortak bir Yatırım ve Yeniden Yapılandırma Fonu kurmayı kararlaştırdı. Ukrayna hükümeti, devlet mülkiyetindeki doğal kaynakların (mineraller, petrol, gaz) satışından elde edilen gelirlerin yüzde 50’sini bu fona aktaracak, ancak Naftogaz ve Ukrnafta’nın faaliyet alanına giren kaynaklar buna dahil edilmeyecek.
Biriken fonlar, en az yılda bir kez ülkenin “güvenliğine, korumasına ve refahına katkıda bulunmak amacıyla” Ukrayna projelerine yeniden yatırılacak. ABD ise “istikrarlı ve iktisadi açıdan müreffeh bir Ukrayna’nın gelişimine yönelik uzun vadeli taahhütlerde” bulunuyor. Taraflar, ayrıntıları fon hakkında ayrı bir anlaşmayla belirleyeceklerini taahhüt ediyor.
Medyaya sızan ilk anlaşma taslağı, Ukrayna’ya çok daha ağır yükümlülükler getiriyordu: Bu katkıların toplamı 500 milyar dolara ulaşana kadar doğal kaynak satışlarından elde edilen gelirlerin yüzde 50’sini fona aktarmak zorundaydı. Kiev ayrıca, ABD’nin anlaşma imzalandıktan sonra sağlayacağı miktarın iki katını fona yatırmak zorundaydı. Ayrıca, fonun yüzde 100 ABD’ye ait olması öngörülüyordu. Bu maddeler anlaşmadan çıkarıldı.
Kiev ayrıca belgeye ABD tarafından güvenlik garantilerinin dahil edilmesinde ısrar etti. Sonuç olarak, metne Washington’un “Ukrayna’nın kalıcı barış yaratmak için gerekli güvenlik garantilerini elde etme çabalarını desteklediği” ifadesi eklendi.
Anlaşma, Ukrayna’nın kilit bakanlıkları —adalet, ekonomi ve dışişleri Bakanlıkları— tarafından onaylandı. FT’nin Kiev’deki kaynakları, bunun sadece bir “çerçeve anlaşma” olduğunu ve olası tüm anlaşmazlıkların fon kurulana kadar çözülmesinin planlandığını söyledi.
Batılı ortaklara Ukrayna doğal kaynaklarına erişim sağlama fikrini Zelenskiy, geçen yılın ekim ayında resmen sunduğu “zafer planında” ortaya koydu.
Ülkenin stratejik ekonomik potansiyeline ilişkin 4. maddede, ortaklarına “ülkedeki kritik kaynakların ortak korunmasına” ve ortak yatırıma ilişkin bir anlaşma imzalamayı önerdi.
Planda, “Trilyonlarca ABD doları değerindeki doğal kaynaklar ve kritik öneme sahip metaller —özellikle uranyum, titanyum, lityum, grafit ve diğer stratejik değerli kaynaklar— söz konusu,” deniliyordu.
FT’ye göre, bu maddeyi plana dahil etme önerisi Donald Trump destekçisi Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’dan geldi. Zelenskiy planı, geçen yılın eylül ayında ABD’de bulunduğu sırada Trump’a gösterdi.
Anlaşma süreci
Müzakereler zorlu geçti. Trump’ın anlaşma ihtimalini duyurmasından dokuz gün sonra, 12 Şubat’ta, ABD Maliye Bakanı Scott Bessent hazır bir taslakla Kiev’e geldi.
FT’nin haberine göre, Ukrayna tarafına metin, Bessent’in Zelenskiy’le görüşmesinden sadece üç saat önce verildi ve görüşmede Maliye Bakanı belgenin hemen imzalanmasını talep etti. Zelenskiy bunu kesinlikle reddetti.
Gazeteye göre, Amerikan temsilcisiyle öyle yüksek sesle konuşuyordu ki, bu komşu odalarda duyulabiliyordu. Görüşmeden sonra Zelenskiy, “elleri titreyen, bariz biçimde tedirgin Bessent’in” yanında basın mensuplarına, anlaşmayı Münih Güvenlik Konferansı’nda imzalayacağını söyledi.
Münih’te Ukrayna, ABD’ye değişiklik önerilerini iletti ve anlaşmanın imzalanması tekrar ertelendi. 18 Şubat’ta Riyad’da, çözüm sürecini başlatmak üzere anlaştıkları Rusya ile ABD arasında görüşmeler yapıldı.
Zelenskiy buna oldukça olumsuz tepki verdi ve “Moskova ve Washington’un bizim insanlarımız ve hayatlarımız, savaşın sona erdirilmesi konusunda bizsiz müzakere edemeyeceklerini” belirtti.
Trump buna karşılık Ukrayna liderine yönelik söylemini sertleştirdi. Zelenskiy’in desteğinin yüzde 4’e düştüğünü iddia etti ve onu “seçimsiz diktatör” olarak nitelendirdi (Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü’nün Şubat 2025 anketine göre, Ukraynalıların yüzde 57’si Zelenskiy’e güvendiklerini, yüzde 37’si güvenmediklerini belirtti).
Trump ayrıca, anlaşmada yer alan 500 milyar doların, Ukrayna’nın ABD’nin desteği için borçlu olduğu ve Washington’un kaynak anlaşması yoluyla geri almayı planladığı para olduğu konusunda ısrar etti.
Ardından Trump, ya Ukrayna’nın anlaşmaya gideceğini ve ABD’ye 400-500 milyar dolar tazminat ödeyeceğini, ya da sorun yaşayacağını belirtti.
ABD başkanının tepkisini danışmanı Mike Waltz, “Başkan Trump şu anda Başkan Zelenskiy’den, önerimizi kabul etmek istememesinden açıkça çok hayal kırıklığına uğradı, ki bence sonunda kabul edecek,” diye açıkladı.
Zelenskiy, yarım trilyon dolar tazminat talebini kesinlikle reddederek “ABD’den 500 milyar dolar yardımı kabul etmeye niyetim yok. Birileri bunu beğensin ya da beğenmesin. 100 milyar doları bile tanımıyorum, Başkan Biden’la anlaştık, bu bir hibe! Hibe bir yükümlülük değil. Hibeleri geri ödemeyeceğiz… On nesil Ukraynalının ödeyeceği hiçbir şeyi imzalamıyorum,” dedi.
Anlaşmanın nihai versiyonu Zelenskiy’i memnun etti. UNIAN ajansının aktardığına göre Zelenskiy, 26 Şubat’ta basın mensuplarına yaptığı açıklamada “Benim için en önemlisi, medyada nerede ve ne duyulursa duyulsun, borçlu olmamamızdı. Anlaşmada ne 500 milyar, ne 350, ne de 100 milyar borç var. Çünkü bu bize karşı adil olmazdı,” ifadelerini kullandı.
Donald Trump, Rusya’nın nadir toprak elementlerine de ilgi gösteriyor. Washington ve Moskova’nın “büyük ekonomik kalkınma anlaşmaları” üzerine görüşmeler yaptığını bildirdi. Trump, “Rus nadir elementlerine erişim sağlamak için bir anlaşma yapmak isterdim,” diye konuştu.
24 Şubat’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hükümet üyeleriyle nadir toprak metalleri konusunda bir toplantı yaptı. Biraz sonra VGTRK’nin sunucusu Pavel Zarubin’e verdiği mülakatta Putin, Moskova’nın “yabancı ortakları, Rusya Federasyonu’na geri dönen sözde yeni, tarihi topraklarımıza da çekmeye” hazır olduğunu belirtti.
Putin, “Orada da belirli [nadir toprak] kaynakları var. Amerikalılar dahil ortaklarımızla çalışmaya hazırız,” diye ekledi.
Ukrayna’da hangi kaynaklar var ve ABD için neden gerekli?
Trump’ın başlangıçta Ukrayna’nın doğal kaynaklarına erişim hakkında bir anlaşmadan bahsettiğinde tam olarak neyi kastettiği —sadece nadir toprak metalleri (skandiyum, itriyum, lantan, praseodimyum, neodimyum gibi 17 element) mi yoksa daha geniş anlamda “kritik maden” (ABD Jeolojik Araştırma Servisi USGS’nin 2022 listesine göre, lityum, kobalt, bizmut, grafit, titanyum, zirkonyum dahil 50 element) mi— hâlâ net değil.
Nadir toprak metalleri, güçlü kalıcı mıknatıslar, akıllı telefonlar ve diğer tüketici elektroniği ürünlerinin yanı sıra askeri uçak motorları, füze sistemleri ve lazerler dahil savunma sistemlerinin üretiminde kullanılıyor.
Gazprombank İktisadi Tahmin Merkezi verilerine göre, nadir toprak elementlerinin dünya pazarının toplam hacmi yıllık 15 milyar doları geçmiyor.
Yayınlanan anlaşma metni, Ukrayna’nın “maden yatakları, hidrokarbonlar, petrol, doğalgaz ve diğer hammadde kaynakları, altyapı, limanlar ve devlet işletmelerine” yatırım planlarına işaret ediyor.
CBS, Trump’ın özellikle nadir toprak elementlerine yaptığı vurgu, Amerikan sanayisinin bu konuda Çin’e ve onun hammadde kapasitelerine büyük ölçüde bağımlı olmasıyla ilgili, diye belirtiyor.
GlobalData verilerine göre, Çin dünya nadir toprak elementleri üretiminin yaklaşık yüzde 70’ini ve küresel rafine kapasitesinin yüzde 90’ını sağlıyor. Bu, nadir toprak elementlerini kendileri çıkaran ülkelerin bile bunları işlenmek üzere Çin’e gönderdiği anlamına geliyor.
Diğer yandan AFP ajansına göre Ukrayna, önemli bir manganez, titanyum, grafit (sonuncusu lityum-iyon pillerde kullanılıyor) üreticisi, lityum rezervlerine sahip (ancak bunlar işlenmemiş) ama nadir toprak element rezervleri doğrulanmadı. Ajansa konuşan USGS uzmanı Elena Safirova, “Ukrayna’nın nadir toprak elementleri içeren birkaç yatağı var, ancak hiçbiri işletilmemiş,” diye konuştu.
Diğer yandan Ukrayna’da ciddi miktarda demir cevheri, titanyum ve kömür (Zaporojye’de) varlıkları bulunuyor. The Economist dergisinin verilerine göre, Ukrayna dünya titanyum arzının yüzde 4 ila 7’sini sağlıyor.
Sanıldığı kadar yok: Ukrayna’nın nadir toprak metal rezervleri ölçeği
Bununla beraber S&P Global Commodity Insights verilerine göre, Ukrayna tamamen Sovyet nadir toprak metal rezervleri tahminlerine dayanıyor. Bu jeolojik araştırmalar esas olarak 1960-1980’lerde yapıldı.
Ukrayna Devlet Jeoloji ve Maden Hizmetleri’nin eski genel müdürü Roman Opimah, AFP‘ye verdiği demeçte “Maalesef, modern bir değerlendirme [nadir toprak metal rezervleri] yok,” dedi ve bu tür kaynaklara ilişkin bilgilerin bir kısmının gizli olduğunu da sözlerine ekledi.
S&P’nin belirttiğine göre, Ukrayna hükümetinin bahsettiği nadir toprak metali yataklarından biri Novopoltavskoe (Zaporojye), 1970 yılında Sovyet jeologları tarafından keşfedildi ve kanıtlanmış rezervlere sahip tek yatak.
Diğer yataklar —Azov ve Mazurovskoye— askeri müdahalenin beraberinde Rusya’nın kontrolünde geçti.
Ayrıca Ukrayna’daki nadir toprak metal rezervlerinin ölçeği de tartışma konusu.
Colorado Madencilik Okulu Payne Enstitüsü Direktörü Morgan Bazilian, “Ukrayna’da kayda değer nadir toprak element rezervleri olduğunu bilmiyorum. Bu, savaş halindeki bir ülke sayesinde kritik madenlere erişim sorunumuzu sihirli bir şekilde çözeceğimiz, basit anlamda yeni fantezilerden biri. Aklıma gelen en yakın benzerlik, Afganistan’ın yeraltında bulunduğu iddia edilen trilyonlarca dolarlık madenlere ilişkin son derece benzer bir abartı,” yorumunu yaptı.
Bağımsız jeoloji danışmanı Tony Mariano da “Ukrayna’da ekonomik olarak yaşayabilir nadir toprak yatakları yok,” değerlendirmesinde bulundu.
Diplomasi
ABD ve İran Hürmüz Boğazı için anlaşmaya yakın

Bloomberg ve CBS News’te yer alan haberlerde ABD ve İran’ın, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması için mutabakat zaptı imzalamaya yakın olduğu bildirildi. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde, nihai uzlaşı için 60 günlük bir müzakere süreci başlayacak.
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılması amacıyla anlaşma imzalamaya yaklaştı. Bloomberg ve CBS News‘ün yüksek düzeyli yetkililer ile G7 ülkelerinin temsilcilerine dayandırdığı haberlere göre, söz konusu uzlaşının nihai bir anlaşma yerine öncelikle bir mutabakat zaptı şeklinde formüle edilmesi ve nihai anlaşma için müzakerelerin önünü açması bekleniyor.
İranlı üst düzey bir yetkili anlaşmanın yakın olduğunu belirtirken, bir G7 temsilcisi de belgenin bağlayıcı bir anlaşmadan ziyade bir niyet beyanı niteliği taşıyacağını aktardı.
Başka bir G7 temsilcisi ise Bloomberg’e yaptığı açıklamada, belgenin bu pazar günü İsviçre’nin Cenevre kentinde imzalanması ihtimalinin görüşüldüğünü ancak İran tarafının nihai uzlaşıyı henüz onaylamadığını bildirdi.
Bu yılki G7 zirvesi 15 ila 17 Haziran tarihlerinde Fransa Alpleri’ndeki Evian kentinde düzenlenecek. Cenevre ise bu bölgeye yakın bir konumda bulunuyor.
Ajansın kaynağı, çatışmaların başlamasından bu yana Washington ile Tahran arasındaki iletişimin zorlukla yürütüldüğünü kaydetti. CBS News kaynakları mutabakat zaptının önümüzdeki haftanın başında imzalanabileceğini öngörürken, ABD Başkanı Donald Trump da bu hafta sonu Avrupa’da İran ile bir barış anlaşması imzalanmasının muhtemel olduğunu söyledi.
G7 temsilcileri, daha önce diplomatik alanda sağlanan ilerlemenin henüz resmiyete dökülmediğini ve nihai şartlar üzerinde uzlaşıldığına dair kesin bir işaret bulunmadığını vurguladı.
Mutabakat zaptının imzalanması, taraflar arasında nihai anlaşmanın detaylarını netleştirmek üzere 60 günlük bir müzakere sürecini başlatacak.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Bloomberg’e yaptığı açıklamada, tarafların bu konuda henüz nihai karara varmadıklarını bildirdi. Sözcü bununla birlikte, Ortadoğu’da gerilimin tırmanmasına ve enerji fiyatlarının yükselmesine yol açan çatışmanın sonlandırılması yönünde bir ilerleme kaydedildiğini doğruladı.
Axios sitesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, ABD ve İran arasındaki mutabakat zaptının metni üzerinde uzlaşı sağlandı ancak belgenin henüz nihai olarak onaylanması gerekiyor.
Haberdeki iddialara göre İran, nükleer silah edinme arayışına girmeme ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını belirli bir düzene sokma taahhüdünde bulunuyor.
ABD tarafı ise BM müfettişlerinin gözetimi altında uranyum zenginleştirme seviyesinin düşürülmesi seçeneğini değerlendiriyor.
İran ve ABD arasında barış mutabakatı: Taslak metindeki maddeler neler?
Belge uyarınca, İran’ın nükleer programına yönelik sonraki adımlar ancak taraflar arasında ikinci bir anlaşmanın yapılmasıyla mümkün olacak.
Bununla birlikte, Axios’a konuşan kaynaklar, müzakerelerin karmaşıklığı nedeniyle ikinci bir anlaşmanın imzalanma olasılığını düşük görüyor.
Metin, Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilerin geçişi için derhal ve ücretsiz olarak açılmasını, taşımacılık hacminin de 30 gün içinde çatışma öncesi seviyeye getirilmesini öngörüyor. Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldıracak.
Siteye konuşan kaynak, mutabakat zaptının nükleer konulara ilişkin ayrıntılı hükümler içerdiğini ve ABD’nin taleplerini karşıladığını ifade etti.
Daha önce yansıyan bilgilere göre, boğazın açılmasının ardından İran’a geçici olarak yaptırım muafiyeti tanınabileceği ve 60 gün boyunca petrol ihraç etmesine izin verilebileceği belirtilmişti.
Bu sürenin ardından kısıtlamaların gevşetilmeye devam etmesi, anlaşma şartlarının yerine getirilmesine bağlı olacak.
İran’ın yurt dışında dondurulmuş varlıklarının durumu ise henüz çözüme kavuşturulamadı.
Tahran bu fonların bir kısmının derhal ödenmesini talep ederken, Washington paranın aşamalı olarak serbest bırakılmasını öneriyor.
Diplomasi
ABD, Sahalin-2 petrolünün Japonya’ya sevkiyat iznini uzattı

ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesinden çıkarılan petrolün deniz yoluyla Japonya’ya taşınmasına izin veren lisansın süresini 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı. Karar kapsamında ayrıca, yaptırım uygulanan Rus bankaları ve Merkez Bankası ile sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen muafiyetin süresi de 18 Aralık’a kadar uzatıldı.
ABD Hazine Bakanlığı, Rusya’nın Sahalin-2 projesi kapsamında üretilen petrolün deniz yoluyla taşınmasına yönelik işlemlere izin veren lisansı 18 Aralık 2026’ya kadar uzattı.
Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan belgeye göre, söz konusu muafiyet, taşınan petrolün tamamının yalnızca Japonya’ya ithal edilmesi şartıyla geçerli olacak.
Daha önce 18 Haziran 2026’ya kadar uzatılmış olan bu lisans, ABD tarafından ilk kez 2022 yılında verilmiş ve o tarihten bu yana defalarca yenilenmişti. Tokyo yönetimi, kendi enerji güvenliğini sağlamak amacıyla Eylül 2025’te Sahalin-2 petrolünü tavan fiyat uygulamasından muaf tutmuştu.
Sivil nükleer enerji projelerine yönelik muafiyet de uzatıldı
ABD Hazine Bakanlığı ayrıca, yaptırım listesinde yer alan Rus bankaları ve kurumlarının katılımıyla sivil nükleer enerji alanında yapılacak işlemler için verilen lisansın süresini de 18 Aralık’a kadar uzattı.
Söz konusu izin kapsamındaki kurumlar arasında Gazprombank, VEB.RF, Otkritie Bankası, Sovcombank, Sberbank, VTB, Alfa-Bank, Rosbank, Zenit ve St. Petersburg bankaları ile Ulusal Takas Merkezi yer alıyor.
Muafiyet, bu kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla hissesine sahip olduğu tüm şirketleri ve Rusya Merkez Bankası’nı da kapsıyor.
Nisan 2024’te ilk kez yürürlüğe giren bu lisans, yalnızca 21 Kasım 2024’ten önce başlatılmış olan sivil nükleer projelerin sürdürülmesi veya desteklenmesi için gerekli işlemleri kapsıyor.
Diplomasi
Çin’in İran’dan ithal ettiği petrol miktarı üç ayda onda bire düştü

Çin’in İran’dan ithal ettiği ham petrol miktarı, bağımsız rafinerilerin talebini azaltması, yeni ABD yaptırımları ve lojistik sorunlar nedeniyle mayıs ayında günlük 160 bin varile geriledi. Bloomberg verilerine göre, şubatta 1,8 milyon varil olan günlük sevkiyatın bu seviyeye düşmesiyle iki ülke arasındaki petrol ticareti en ciddi sınamasıyla karşı karşıya kaldı.
Çin’in İran’dan gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı, azalan talep ve ABD’den gelen baskıların artmasıyla keskin bir düşüş kaydetti.
Bloomberg’ün verilerine göre, şubat ayında günlük 1,8 milyon varil olan Çin’in İran’dan petrol ithalatı, mayıs ayında yaklaşık 160 bin varile kadar geriledi. Sevk edilen miktar, üç ay içinde onda birden fazla azaldı.
Bloomberg, bu sevkiyatların İran ekonomisine “hayati bir destek” sağladığına dikkat çekti.
Düşüşün temel nedenlerinden biri olarak Çin’deki bağımsız petrol rafinerilerinin alımlarını azaltması gösterildi. Artan zararlarla karşı karşıya kalan bu işletmeler, petrol işleme hacimlerini düşürmeye başladı.
ABD yaptırımları da piyasa üzerinde ek baskı oluşturdu. Habere göre bazı Çinli alıcılar, Washington’ın kısıtlamalarına maruz kalma riskinden kaçınmak amacıyla İran ham petrolünü satın alma konusunda daha temkinli davranmaya başladı.
Hürmüz Boğazı’nda sevkiyatlar durma noktasında
Lojistik alanda yaşanan sorunlar da ithalat rakamlarını olumsuz etkiliyor. Enerji danışmanlık firması Vortexa’nın verilerine göre, haziran ayında Hürmüz Boğazı’ndan İran petrolü taşıyan tek bir tanker bile geçmedi.
JTD Energy Services Baş Stratejisti John Driscoll, ajansa yaptığı değerlendirmede, “İran ile Çin arasındaki petrol ticareti, tüm zamanların en ciddi sınamasıyla karşı karşıya” ifadesini kullandı.
Uzmanlar, Çin’in İran’dan azalan ithalatı diğer tedarikçiler kanalıyla telafi edebileceğini belirtiyor. Son dönemde fiyatı düşen Rus petrolü, Çinli alıcılar için daha cazip bir seçenek haline geldi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, mayıs ayında Çin lideri Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından, Rusya’nın Çin’e kesintisiz petrol ve doğalgaz tedarik etmeye devam etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.
Çin Genel Gümrük İdaresi verilerine göre, ülkenin Rusya’dan yaptığı petrol ithalatı 2026 yılının ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 40,83 milyon tona ulaştı.
Bloomberg daha önce yayımladığı bir haberde, bağımsız rafinerilerin talebinin düşmesi üzerine İran’ın Çinli alıcılara yönelik petrol indirimlerini artırmak zorunda kaldığını bildirmişti.
Ajansın verilerine göre, mayıs ayında gösterge ham petrol fiyatlarına göre primle satılan İran Light petrolünün temmuz vadeli partileri, Brent petrolünün varil fiyatından 1 dolardan fazla indirimle alıcı buldu.
The Wall Street Journal gazetesi ise ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukası nedeniyle Tahran yönetiminin petrolü depolamak ve taşımak için alternatif yollar aramak zorunda kaldığını yazmıştı.
Gazetenin haberine göre İranlı yetkililer, ham petrolü sadece tankerlerde değil, Ahvaz ve Asaluye’deki petrol merkezlerinde bulunan konteynerler ile atıl durumdaki rezervuarlarda depolamaya başladı.
Ayrıca İran’ın Çin’e demiryolu üzerinden petrol sevkiyatı gerçekleştirmeyi denediği aktarıldı.
Sevkiyatlardaki bu düşüş, küresel petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı çevresindeki krizin sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.
Küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si, sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatının ise yüzde 30’u bu güzergah üzerinden yapılıyor.
ABD Enerji Bakanlığı verilerine göre, Hürmüz Boğazı uzunca bir süre daha fiilen kapalı kalmaya devam edecek ve bu kritik rota üzerinden tam kapasiteli petrol sevkiyatları en erken 2027 yılında yeniden başlayabilecek.
Görüş2 hafta önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş2 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Dünya Basını2 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş5 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi1 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceYakut Türkleri Lenin’i tartışıyor
Asya2 hafta önceÇin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi








