Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump Zelenskiy’i ‘desteğini çekmekle’ tehdit etti, Avrupa şokta

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskiy’nin Donald Trump ile görüşmesi, iki liderin Beyaz Saray’da dünya medyasının önünde Rusya ile savaş konusunda sıra dışı bir tartışmaya girmelerinin ardından cuma günü felaketle sonuçlandı.

Zelenskiy Oval Ofis’teki görüşmeyi, ABD’yi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile anlaşmamaya ikna etmek için bir fırsat olarak görmüştü.

Bunun yerine ABD Başkanı Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, Zelenskiy’e kendilerine saygısızlık yaptığını söyleyerek barışı tercih etmezse Rusya ile savaşta yalnız kalacağını hatırlattı. Reuters’a konuşan ABD’li bir yetkili, Ukraynalı lidere ülkeyi terk etmesinin söylendiğini belirtti.

Ukrayna ve ABD arasında Ukrayna’nın zengin doğal kaynaklarının işletilmesine yönelik olarak imzalanması beklenen anlama da imzalanmadı.

Trump, Beyaz Saray’dan ayrılırken basın mensuplarına Oval Ofis’te Zelenskiy ile yaşadığı tartışmayı değerlendirdi. Zelenskiy ile görüşmesinin iyi geçmediğini belirten Trump, “Elini çok fazla oynadı. Biz barış arıyoruz, barış yapmayacak birini aramıyoruz. Ben barış arıyorum. On yıllık bir savaşa girip oyun oynamak istemiyoruz” dedi.

Vance görüşmede, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük çatışmanın çözümü için diplomasiye duyulan ihtiyacı vurgularken, Zelenskiy kollarını kavuşturarak Putin’e hiçbir görüşmede güvenilemeyeceğini söyledi ve Vance’in Ukrayna’yı hiç ziyaret etmediğini belirtti.

Zelenskiy, Putin’e yönelik daha yumuşak yaklaşımı nedeniyle Trump’a meydan okuyarak onu “bir katile taviz vermemeye” çağırdı.

Trump ise Truth Social hesabından Zelenskiy’i ABD’ye saygısızlık etmekle suçladı. “Başkan Zelenskiy’nin Amerika işin içindeyse barış için hazır olmadığına karar verdim” diye yazdı. “Barış için hazır olduğunda geri gelebilir” diye ekledi.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Komutanı Oleksandr Syrskyi Telegram üzerinden yaptığı açıklamada birliklerinin Zelenskiy’nin yanında olduğunu ve Ukrayna’nın gücünün birliğinden geldiğini söyledi.

Avrupalı liderler endişeli

Olayı uzaktan izleyen endişeli Ukraynalılar büyük bir şok yaşarken, ülkenin bel bağladığı ABD askeri yardımının devam edip etmeyeceği konusunda endişeliler. Avrupalılar da aynı şekilde.

Trump’ın Rusya ile yürüttüğü barış müzakereleri sürecinden dışlanan Avrupalı liderler, başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan, “bu korkunç savaşta saldırgan ile kurbanı asla birbirine karıştırmamalıyız” diyen yeni Almanya şansölye adayı Friedrich Merz’e kadar Zelenskiy’nin savunmasına atladılar.

Macron, “Rusya saldırgan, Ukrayna ise saldırıya uğrayan halktır” diye yazdı. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, “Ukrayna, İspanya sizinle” diye paylaşım yaptı.

Friedrich Merz, “Sevgili Vladimir Zelenskiy, iyi zamanda da zor zamanda da Ukrayna’nın yanındayız. Bu korkunç savaşta, saldırgan ve kurbanı asla birbirine karıştırmamak gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Onurunuz, Ukrayna halkının cesaretini yüceltiyor. Güçlü olun, cesur olun, korkusuz olun. Sevgili Başkan Zelenskiy, asla yalnız değilsiniz. Adil ve kalıcı bir barış için sizinle çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Ukrayna’nın Avrupa’nın bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Ukrayna’nın yanındayız. Ukrayna’nın saldırılara karşı mücadelesine destek olmaya devam edeceğiz. Bugün, özgür dünyanın yeni bir lidere ihtiyacı olduğu daha açık hale geldi. Bu meydan okumayı kabul etmek, biz Avrupalılara düşüyor” dedi.

Estonya Dışişleri Bakanı, “Eğer Ukrayna savaşmayı bırakırsa, Ukrayna diye bir şey kalmayacaktır. Estonya’nın Ukrayna’ya desteği sarsılmaz bir şekilde devam etmektedir. Avrupa için adım atma zamanı” diye çağrı yaptı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk da, “Sevgili @ZelenskyyUa, sevgili Ukraynalı dostlar, yalnız değilsiniz” paylaşımını yaptı.

Washington’daki Ukrayna delegasyonundan bir yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada Zelenskiy’nin Macron, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile telefonda görüştüğünü söyledi.

Kongre’de Trump’ın Cumhuriyetçi Partisinden gelen tepkiler karışık olurken, Demokratlar Trump’ın toplantıyı ele alış biçimini eleştirdi.

Ukraynalı lider toplantıyı ana dili olmayan İngilizcesiyle yönetti ve toplantı ilerledikçe Trump ve Vance tarafından susturuldu.

“İyi bir konumda değilsiniz. Şu anda elinizde kartlar yok. Bizimle birlikte kartlara sahip olmaya başlarsın,” dedi Trump.

Zelenskiy, “Kart oynamıyorum, çok ciddiyim Sayın Başkan,” dedi.

“Kart oynuyorsunuz. Milyonlarca insanın hayatıyla kumar oynuyorsunuz, Üçüncü Dünya Savaşı ile kumar oynuyorsunuz” diye devam etti Trump.

Eski Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, Telegram’da Ukrayna liderinin “acımasız bir şekilde azarlandığını” yazdı.

Erken çıkış

Bir Beyaz Saray yetkilisine göre, görüşmelerin ardından Trump iki üst düzey yardımcısına Zelenskiy’e ayrılma vaktinin geldiğini söylemeleri talimatını verdi, hatta görevliler heyetlere öğle yemeği servisi yapmaya hazırlanıyordu.

Yetkili, Ukraynalıların görüşmelere devam etmek istemelerine rağmen ayrılmaları talimatının verildiğini de sözlerine ekledi.

Bu anlaşmazlık, Ukrayna ve ABD’nin, Kiev’in Trump’ı Ukrayna’nın savaş çabalarını desteklemeye teşvik edeceğini ve potansiyel olarak Kongre’deki Cumhuriyetçilerden yeni bir yardım turu için destek kazanacağını umduğu çok övülen bir mineral anlaşmasını imzalayamadığı anlamına geliyordu.

Bu çatışma aynı zamanda Avrupalı liderlerin, Trump’ı Ukrayna için güvenlik garantileri sağlamaya ikna etme çabalarının da boşa düştüğü anlamına geliyor. Nitekim Trump ABD’yi Ukrayna’dan desteğini çekmekle tehdit etti.

“Ya bir anlaşma yapacaksınız ya da biz yokuz ve eğer biz yoksak, siz de savaşacaksınız” dedi Trump Zelenskiy’e.

“Anlaşmayı imzaladığımızda çok daha iyi bir konumda olacaksınız. Ama hiç de müteşekkir davranmıyorsunuz ve bu hoş bir şey değil. Dürüst olacağım. Bu hoş bir şey değil” diye vurguladı Trump ve Putin’in bir anlaşma yapmak istediğini hatırlattı.

Vance ayrıca Zelenskiy’nin Oval Ofis’e gelerek kendi pozisyonunu savunmasının saygısızlık olduğunu söyledi ve Trump da bu görüşe katıldı.

Vance, “Teşekkür etmediniz,” dedi. Zelenskiy sesini yükselterek cevap verdi: “Amerikan halkına pek çok kez teşekkür ettim.”

Biden yönetiminden milyarlarca dolarlık ABD silahı ve manevi destek kazanan Zelenskiy, Trump’ın keskin bir şekilde farklı bir tutumuyla karşı karşıya. Trump üç yıllık savaşı hızla sona erdirmek, Rusya ile ilişkileri iyileştirmek ve Ukrayna’yı desteklemek için harcanan parayı telafi etmek istiyor.

Trump, “Umarım bir barış yapıcı olarak hatırlanırım” dedi.

Trump daha önce Zelenskiy’e askerlerinin inanılmaz derecede cesur olduğunu ve ABD’nin savaşın sona erdiğini ve paranın “yeniden inşa gibi farklı şekillerde” kullanıldığını görmek istediğini söyledi.

Trump son haftalarda kendi tutumuna karşı çıkan Zelenskiy’e yüklenmeye başlamıştı, savaşı ele alışını eleştirmiş, ona “diktatör” demiş ve mineraller anlaşmasını kabul etmeye çağırmıştı.

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English