Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Rus varlıkları planına karşı AB ülkelerine baskı yapıyor

Yayınlanma

Dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’yı finanse etmek için kullanılması konusunda AB hükümetleri arasında yaşanan yüksek riskli anlaşmazlık, ABD baskısıyla yeni bir boyut kazandı.

POLITICO’ya konuşan transatlantik ilişkiler ve zirve hazırlıkları konusunda bilgi sahibi olan üst düzey bir AB yetkilisi, “Bizi zayıflatmak istiyorlar,” dedi.

Avrupa Konseyi 18 Aralık’ta toplanacak ve AB liderleri, özellikle Ukrayna’nın finansmanı konusunda somut sonuçlara ihtiyaç duyuyor. 

Fakat bölünmüşlük artık iyice belirgileşti: Merkezdeki hükümetler, Beyaz Saray’ın politikayı etkilemeye çalıştığı bir dönemde AB’yi savunmaları gerektiğini söylüyor ama Viktor Orbán ve Andrej Babiš dahil kadar her zamankinden daha fazla Avrupalı lider Brüksel’in kabul gören görüşünü reddediyor.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, bir Alman televizyon kanalına verdiği röportajda, AB’nin Ukrayna’nın finansmanı konusunda bir anlaşmaya varamaması halinde “yıllarca ciddi şekilde zarar göreceğini” ileri sürdü.

Merz, “Ve dünyaya, tarihimizin bu kadar önemli bir anında, bir arada durup Avrupa kıtasındaki kendi siyasi düzenimizi savunmak için harekete geçemeyecek kadar aciz olduğumuzu göstereceğiz,” dedi.

Görüşmelere katılan dört AB yetkilisinin POLITICO’ya bildirdiğine göre, Trump yönetimi yetkilileri, en azından dost olarak gördükleri Avrupa hükümetlerini, Ukrayna’ya finansman sağlamak için 210 milyar avroluk Rus varlıklarını kullanma planını reddetmeye zorluyorlar.

AB liderleri ekim ayında Brüksel’de bir araya geldiklerinde, Belçika’nın karşı çıkması nedeniyle dondurulmuş nakit konusunda bir anlaşmaya varamadılar. İki ay sonra, AB’nin sorununun aslında Belçika değil, Trump olduğu açıkça ortaya çıktı.

Avrupa Komisyonu ve en etkili başkentler bu süre zarfında birbirleriyle müzakere ederek, Belçika Başbakanı Bart De Wever’i kendi taraflarına çekmeye çalıştılar. AB, Belçika’ya garantiler vermeye çalıştığı için tartışmalar geçen hafta daha da yoğunlaştı.

Fakat anlaşma sağlanma ihtimali salı günü boyunca daha da zora girdi. Konu hakkında bilgi veren bir kaynak, Brüksel’de zirveye hazırlanan AB dışişleri bakanlarının toplantısındaki havayı anlatırken “ağlamak istediğini” söyledi.

Ukrayna, gelecek yıl 71,7 milyar avroluk bütçe açığı ile karşı karşıya olduğu için acil olarak paraya ihtiyaç duyuyor. Nisan ayına kadar nakit akışı başlamazsa, kamu harcamalarını kısmak zorunda kalacak ve bu da, savaşın başlamasından neredeyse dört yıl sonra, moralini ve kendini savunmaya devam etme kabiliyetini olumsuz etkileyebilir.

Belçika hükümeti, Rus varlıklarının krediyi finanse etmek için kullanılmasına karşı çıkmasının nedeninin, paranın geri ödenmesi gerektiğinde kendi vergi mükelleflerini bu yükten korumak olduğunu söylüyor.

Diğer Avrupa ülkeleri için ise mesele daha geniş bir jeopolitik boyuta sahip. Trump yönetimi yetkililerinin Brüksel’i atlayarak başkentlerle gizli görüşmeler yapmasıyla ortaya çıkan Amerikan etki kampanyası, İtalya, Bulgaristan, Malta ve Çekya’nın da muhalif ülkeler grubuna katılmasına yol açtı.

Avrupalı yetkililer, başarısızlığın AB’nin dünyadaki itibarı için bir felaket olacağını, çünkü bunun vereceği mesajın çok önemli olduğunu savunuyorlar.

Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) en büyük siyasi grup olan Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) lideri Manfred Weber, salı günü ilişkilerin kötüye giden durumuna ilişkin çarpıcı bir değerlendirmede bulundu.

Weber, AP’nin bu hafta oturum yaptığı Strazburg’da gazetecilere, “ABD artık açıkça özgür dünyanın lideri değil,” dedi ve Trump yönetiminin “kendilerinden uzaklaştığını” söyledi.

Estonya Başbakanı Kristen Michal, AB’nin kredi anlaşmasını sağlayamaması durumunda ne olacağı sorulduğunda POLITICO’ya, “Bunu ifade edecek doğru kelimeyi bile bulamıyorum. [Kiev], Avrupa’nın ne olursa olsun Ukrayna’yı desteklediğini, kötü bir anlaşmayı kabul etmek zorunda olmadıklarını bilmeli,” dedi.

Beyaz Saray ve Kremlin arasında müzakere edilen ve sızdırılan barış planı taslağına göre, Washington, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının bir kısmını ABD liderliğindeki yeniden inşa çabalarını finanse etmek için kullanmak istiyor.

Beyaz Saray, Brüksel’in müdahale suçlamalarını reddetti. Beyaz Saray basın sekreter yardımcısı Anna Kelly, “Bu görüşmelere katılmayan anonim kaynaklardan gelen spekülatif iddialar ciddiye alınmamalı. ABD’nin tek amacı bu çatışmaya barış getirmektir… Hem Ukraynalılar hem de Ruslar dondurulmuş varlıklar konusunda net bir tutum sergilemiştir ve bizim tek görevimiz, nihayetinde bir anlaşmaya varılmasını sağlayacak bir diyalogu kolaylaştırmaktır,” dedi.

Salı günü zayıflayan müzakerelerde AB yetkilileri ve liderleri giderek en sert seçeneği gündeme getirmeye başladı: tazminat kredisini nitelikli çoğunluk oylamasıyla kabul etmek, başka bir deyişle bazı ülkelerin itirazlarını görmezden gelip yine de ilerlemek. 

Fakat bazı yetkililer, bunun zaten parçalanmış olan bloğu daha da parçalayacağını ve muhtemelen gerçek bir krize sürükleyeceğini söyledi.

Diğer bir alternatif ise, bazı ülkelerin sınırlı ikili krediler sunması. Letonya Başbakanı Evika Siliņa salı günü POLITICO’ya verdiği demeçte şunlar söyledi:

“Belçika’nın anlaşmaya dahil olması önemli, ama bakalım. Eğer bu [nitelikli çoğunluk oyu] tek [seçenek] olacaksa, neden olmasın? AB’nin gücünü ve güçlü kararlar alma yeteneğini göstermesi önemlidir, çünkü zaten oldukça uzun süredir çalışıyoruz ve Ukrayna’ya finansal kaynaklarla yardım edeceğimize söz verdik ve dondurulmuş varlıklar gerçekten iyi bir kaynak.”

Siliņa, “Belçika için, onların ikinci Macaristan olmasını istemediğimi düşündüğünü” de ekledi. Diplomatlar, Belçika’nın varlık anlaşması konusundaki direnişi nedeniyle AB’nin karar alma sürecinde dışlanma riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyarıda bulundu.

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English