Bizi Takip Edin

Amerika

Altman: Yapay zekanın bazı kötü yönlerini kabullenmeliyiz

Yayınlanma

OpenAI CEO’su Sam Altman, yapay zekanın faydaları uğruna “bazı kötü olayların” kabul edilmesi gerektiğini savundu.

POLITICO’ya verdiği mülakatta, Altman’a hızla gelişen teknolojinin giderek daha sık kontrolden çıkma riskleri soruldu.

OpenAI CEO’su, “Bu teknolojinin faydaları uğruna dünyanın bazı kötü olayları kabul etmesi gerektiğine inanıyoruz,” dedi.

Altman’ın yapay zeka güvenliği konusunda yaptığı diğer yorumlar arasında, rakibi Anthropic hakkındaki yorumları da yer alıyor.

Altman, “[Anthropic ile] Aramızda büyük bir fark olduğunu düşünüyorum,” dedi.

AI’ın ciddi tehditleri konusunda, “gerçekten felaket niteliğindeki riskleri” kabul etmediğini söyledi.

Bu riskler arasında, bir Anthropic araştırmacısının AI’ın tüm insanları öldürme olasılığının %10 olduğunu söylemesi de yer alıyor.

Fortune’a verdiği ayrı bir mülakatta Altman, Fortune’a OpenAI’ın “uyum” sorununu çözmediğini bildirdi.

Bu terim, AI’ı yaratıcılarının değerleriyle uyumlu hale getirmeyi ifade ediyor; örneğin, hükümet web sitelerini hacklememek gibi.

Altman’ın bu ani medya turunun nedeni de merak ediliyor. POLITICO ve Fortune’un yanı sıra Vanity Fair’e de konuşan CEO’nun bu hamleyi OpenAI’ın güvenlik ekibinin bir liderinin güvenlik endişeleri nedeniyle istifa etmesinin ardından yapması dikkat çekiyor.

Bu arada Wall Street Journal, OpenAI’ın güvenlik ekibinden üç araştırmacıyı gizli bilgileri paylaştıkları için işten çıkardığını bildiriyor.

Kotaku’ya göre ise OpenAI’nin GPT-6 Astra’sı, bir video oyununda kazanmak için kuralları çiğnedi.

Amerika

OpenAI, BAE ve BlackRock’ın dahil olacağı fon turunda

Yayınlanma

OpenAI, halka arzını (IPO) gelecek yıla ertelerken, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) varlık fonlarını ve BlackRock’u hedefleyen büyük çaplı bir fon toplama girişimi yürütüyor.

Bloomberg, konuya yakın kaynaklara atıfta bulunarak, OpenAI’ın yeni bir fon toplama turunda toplam 30 milyar dolar toplamak üzere, Abu Dabi merkezli teknoloji yatırım şirketi MGX de dahil olmak üzere BAE’deki birkaç büyük yatırım fonuyla görüşmelerde olduğunu bildirdi.

MGX, daha önce OpenAI ve Anthropic’in fon toplama turlarına da katılmıştı.

THE ELEC’e göre, MGX bu yılın başlarında yapay zeka altyapısı ve temel teknolojilere yönelik yatırımları hızlandırmak amacıyla yaklaşık 50 milyar dolar topladı.

​OpenAI, şirket değerini yaklaşık 1,4 trilyon dolar olarak belirlemiş durumda ve en az 30 milyar dolar toplamayı hedefliyor.

Şirketin en son finansman turu Mart ayında gerçekleşmiş ve 852 milyar dolarlık değerlemeyle 122 milyar dolar toplamıştı.

Konuya yakın kaynaklara göre, BAE fonları bu finansman turuna katılmak üzere bir konsorsiyum kurmayı görüşüyor ve toplam yatırımın 10 milyar dolara kadar bir kısmını üstlenmeyi değerlendiriyor.

BlackRock da konsorsiyumla birlikte finansman turuna katılmak üzere görüşmeler yürütüyor.

Altman, OpenAI’ı halka arz etmenin şirketi kısa vadeli borsa değerlemelerine maruz bırakacağını ve yapay zeka güvenliği konusundaki kararları etkileyebileceğini belirterek, şirketin teknoloji geliştirmeye ve hükümet düzenlemelerine yanıt vermeye odaklandığı için 2026’da bir halka arzın vaktinden önce olacağını ifade etti.

Bloomberg, son finansman turunun tipik bir risk sermayesi finansman sürecinden farklı olduğunu bildirdi.

Normalde, seçilen bir baş yatırımcı, şirketle müzakereye başlamadan önce bir değerleme sunar ve belirli yatırım koşulları önerir.

Fakat OpenAI, pazardaki hakim konumunu kullanarak yatırım öncesi (pre-money) değerlemesini 1,4 trilyon dolar olarak belirliyor ve bu rakamı potansiyel yatırımcılara sabit bir fiyat olarak sunuyor.

Bu arada, ChatGPT şu anda dünya çapında 60’tan fazla pazarda reklam hizmetleri sunuyor ve bu iş kolundan elde edilen yıllık tekrarlayan gelirin (ARR) 1 milyar doları aştığı bildiriliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic yapay zekada bilinç ihtimalini ilahiyatçılarla tartıştı

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi Anthropic, geliştirdiği Claude modeline ahlaki standartlar kazandırmak ve bilinç tartışmalarını değerlendirmek üzere din alimleriyle gizli toplantılar yürüttü. Şirket yöneticileri modellerin korunması gerektiğini öne sürdü. Daha önce Papa 14. Leo yayımladığı genelgede makinelerin bilince sahip olamayacağını belirterek insan merkezli küresel denetim çağrısı yapmıştı.

Yapay zeka alanında faaliyet gösteren ABD merkezli Anthropic şirketi, geliştirdiği Claude adlı yapay zeka ailesine ahlaki bir çerçeve kazandırmak ve sistemlerin bilince sahip olma ihtimalini ele almak amacıyla dünya genelinden dini düşünürlerle kapsamlı ve gizli görüşmeler yürüttü.

New York Times gazetesinin haberine göre katılımcılara gizlilik sözleşmeleri imzalatılarak yürütülen toplantılarda, şirketin yöneticileri ile Hristiyan, Yahudi, Sih ve geleneksel Afrika inançlarına mensup ilahiyatçılar ve felsefeciler bir araya geldi.

Toplantılarda Anthropic’in kurucu ortaklarından Christopher Olah, yapay sinir ağlarının yalnızca birer yazılım olmadığını, insan davranışlarına ve duygularına benzer tepkiler sergileyebileceğini savundu.

Olah ve ekibi, Claude modellerinin insanlar gibi ahlaki bir statüye ve saygı görme hakkına sahip olabileceği fikrini tartışmaya açtı.

İsrail’den davet edilen Ortodoks ilahiyatçı ve eski bilgisayar mühendisi Haham Mois Navon, şirket yöneticilerinin modele bilinçli bir varlık muamelesi yaptığını gözlemlediğini aktardı. Şirket cephesinde ise modellerin acı çekme ihtimali karşısında zarar görmekten korunması gerektiği görüşü öne çıktı.

Yapay zekada “balon” anlatısını doğrulayan veriler: Yatırım yüksek, kârlılık düşük

Claude için 84 sayfalık ahlaki anayasa hazırlandı

Anthropic, modellerin etik gelişimini yönlendirmek amacıyla şirket bünyesinde “Ruh Belgesi” olarak adlandırılan 84 sayfalık bir kurallar metni oluşturdu.

Şirketin kurum içi felsefecisi Amanda Askell öncülüğünde hazırlanan metin, Claude için sabit komut listeleri vermek yerine erdem geliştirmeyi hedefleyen bir karakter çerçevesi çiziyor.

Olah, modellerin bir matematik bahçesi gibi büyüdüğünü, bu yapılara yön verilebilse de eylemlerinin tamamen kontrol edilemeyeceğini kaydetti.

Şirketin dini çevrelerle temasları, modellerin toplumsal tehlikeler yaratmadan insanlığa fayda sağlayacak şekilde eğitilmesi hedefiyle açıklandı.

Fakat bazı bilim insanları ve sektör temsilcileri, yapay zekaya bilinç atfetmenin hem kanıtlanamaz bir yaklaşım olduğunu hem de teknolojiyi üretenlerin sorumluluğunu perdeleyebileceğini dile getirdi.

Microsoft yetkilileri de modelleri bilinçli varlıklarmış gibi eğitmenin tehlikeli sonuçlar doğurabileceği uyarısını yaptı.

Vatikan makinelerin bilinç sahibi olamayacağını açıkladı

Anthropic’in yürüttüğü ahlaki arayış, Katolik Kilisesi’nin yapay zeka konusundaki duruşuyla doğrudan karşı karşıya geldi. Roma Katolik Kilisesi lideri Papa 14. Leo, yayımladığı “Magnifica Humanitas” (Görkemli İnsanlık) başlıklı genelgesinde, makinelerin bir bilince, bedene ya da ilişki kurma yeteneğine sahip olamayacağını vurguladı.

Papa, teknolojinin nihai ölçüt haline gelmesi durumunda insanın veri yığınına ya da bir meta haline indirgeneceğini belirterek yapay zekanın nükleer teknoloji gibi “silahsızlandırılması” gerektiğini kaydetti.

Genelgenin tanıtım toplantısında Papa ile aynı kürsüyü paylaşan Olah, modellerin insan sinirbilimini andıran içsel durumlar sergilediğini ve yapay zeka şirketlerinin kâr güdüsüyle hareket ettiğini kabul ederek kilise gibi kurumlardan denetim talep etti.

Görüşmeler sonrasında konuşan Katolik biyoetik uzmanı Charles Camosy ise ilk incelemelerin yarattığı şaşkınlığın ardından modellerin bir bilince sahip olmadığı sonucuna vardığını ifade etti.

Sektör genelinde yapay zekanın kontrol dışına çıkabileceğine ve zararlı biyolojik yapılar üretebileceğine dair endişeler sürerken, 2 trilyon dolarlık halka arza hazırlanan Anthropic’in dini ve sivil aktörlerle yürüttüğü etik danışma süreçlerinin devam ettiği biliniyor.

Papa XIV. Leo, yapay zekanın “Tanrıyı oynamasını” engellemek istiyor

Okumaya Devam Et

Amerika

Gözaltı rekoru kıran ICE operasyonları ABD’de Cumhuriyetçileri zora sokuyor

Yayınlanma

ABD’de Kongre ara seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti, Donald Trump yönetiminin sertleşen sınır dışı operasyonları ile seçmen tepkileri arasında denge kurmaya çalışıyor. Göçmenlik Dairesi temmuz ve ağustosta 50 biner kişiyi gözaltına alarak rekor kırarken, Florida ve Teksas’ta Trump’a oy veren Hispanik seçmenlerin yaklaşık beşte biri desteğini çektiğini belirtiyor.

ABD’de Cumhuriyetçi Parti, Kongre ara seçimleri öncesinde Başkan Donald Trump yönetiminin sert göçmen politikaları nedeniyle zorlu bir denge arayışıyla karşı karşıya kaldı.

Sınır güvenliğini güçlendirme ve tarihin en büyük sınır dışı operasyonunu yürütme vaadiyle iki yıldır bu siyaseti savunan parti tabanında, seçmen tepkileri ve uygulama yöntemlerine dair anlaşmazlıklar öne çıkıyor.

Batı Virginia Senatörü Jim Justice’ın art arda yaptığı açıklamalar bu bölünmeyi yansıtıyor. Politico’ya salı günü demeç veren Justice, göçmenlik memurlarının “15 yıldır aynı sokakta yaşayan insanları sürükleyerek götürdüğünü” belirterek, “Bu tür adımlara ihtiyacımız olduğundan emin değilim. Daha iyiye gitmek için önce bir şeyleri yanlış yaptığınızı kabul etmelisiniz” dedi.

Ancak ertesi gün X hesabından geri adım atan Justice, “Açıkça belirteyim: Başkan Trump’ın göç stratejisini amasız fakatsız destekliyorum” mesajını paylaştı.

Trump da Beyaz Saray’da düzenlenen Hispanik Miras Ayı etkinliğinde konunun zorluğuna değinerek, “Açıkçası üstlendiğim en zor görev bu. Ya çok sert olduğunuzu söylerler ya da çok yumuşak. Sertleşirsiniz, yumuşarsınız. Ne yaparsanız yapın, işiniz her zaman zor” ifadelerini kullandı.

AP-NORC anketine göre Trump’ın göç politikalarına kamuoyu desteği yüzde 39 seviyesinde kaldı.

Politico araştırması ise kendisini MAGA (Make America Great Again) hareketine ait hissetmeyen Cumhuriyetçilerin yüzde 31’inin sınır dışı kampanyasını “fazla sert” bulduğunu gösterdi.

Hispanik seçmen desteğinde gerileme işaretleri

Cumhuriyetçiler, 2024 seçimlerinde Trump’a ve partiye destek veren Hispanik seçmen bloğunda da güç kaybediyor.

Özellikle Teksas ve Florida’da Kasım ayında Kongre çoğunluğunu korumak isteyen partiye yönelik hoşnutsuzluk anketlere yansıdı.

UnidosUS kuruluşunun ilkbahar araştırmasında Florida’da 2024’te Trump’a oy veren Hispaniklerin yüzde 20’si tercihlerini tekrarlamayacaklarını kaydetti.

Cook Political Report ile TelevisaUnivision ortak anketine göreyse Teksas’ta Trump’a oy vermiş Latin kökenlilerin yüzde 18’i artık kendisini desteklemiyor.

Muhafazakar çevrelerden de uygulamalara dönük itirazlar yükseliyor. Kongre üyeliğine aday olan eski Maine Valisi Paul LePage, yasal statüyle ABD’de yaşayan oğlunun kayınpederinin sınır dışı edildiğini belirterek, “Washington’daki bazı kişilerin hoşlanmadığı bir ülkeden geldiği için sınır dışı ediliyor. Bu doğru değil” dedi.

LePage, konunun gündeme gelmesi üzerine daha sonra bunun “özel bir mesele” olduğunu söyleyerek ayrıntı vermeyi reddetti.

Florida Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Maria Elvira Salazar ise nüfusunun büyük bölümü yabancı doğumlulardan oluşan seçim bölgesinde Trump’ın adımlarını eleştiren bir reklam kampanyası yürüttü.

Beyaz Saray önünde Trump’a seslenen Salazar, “Sayın Başkan, göç denetimindeki bazı uygulamalarınız haddini aştı” ifadesini kullandı.

Bu çıkışın ardından Trump sosyal medyada Salazar’ı hedef alan çok sayıda paylaşım yaparken, Sınır Sorumlusu Tom Homan da “Nerede sınırı aştığımıza dair tek bir örnek verin” diyerek eleştiriyi reddetti.

Kansas Senatörü Roger Marshall da ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) eyalette yerel polise haber vermeden operasyon düzenlemesini eleştirdi ve uygulamanın işletmelerde aksamaya yol açtığını kaydetti.

Gözaltı sayıları rekor kırıyor

Tepkilerin ardından ICE, sosyal medyada önceden duyurulan baskınlar yerine sivil giyimli memurlar ve plakasız araçlarla yürütülen daha sessiz operasyonlara geçti. Bu da göçmenler arasında belirsizlik ve kaçışlara yol açarken tutuklamalar artmaya devam etti.

Sabıka kaydı olmayan ve göç başvuruları inceleme aşamasında yer alan kişiler de hedef alındı. Kurum, hem temmuz hem de ağustos aylarında 50 biner göçmeni gözaltına alarak rekor kaydetti.

Adalet Bakanlığına bağlı Göç İhtilafları Ofisinin dosya sayısı Trump’ın ikinci döneminin başlangıcından bu yana 7 bin 700 dolayından 9 bin 500’e yaklaştı.

Bu davaların önemli bir bölümünü, göçmen merkezlerinde tutulan yaklaşık 70 bin kişinin yaptığı yasa dışı tutukluluk (habeas corpus) başvuruları oluşturuyor.

Diğer Cumhuriyetçi senatörler ise operasyonların görünürlüğü azaldığı için şikayetlerin düştüğünü savunuyor. Senatör Shelley Moore Capito, şiddet suçlularının sınır dışı edilmesini halkın desteklediğini, ICE’ın eğitimlerini artırdığını söyledi.

Oklahoma Senatörü James Lankford da şikayetlerin azaldığını öne sürdü; buna rağmen Oklahoma, Kansas ve Teksas’taki hayvancılık birlikleri baskınların sektöre verdiği zararı ortak bir mektupla yetkililere iletti.

Demokratlar ise bu yılki ölümlü olayların ardından yönetimin göç politikalarının Cumhuriyetçilere sandıkta kaybettireceği görüşünde. Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin, yönetimin artık en tehlikeli suçluları değil, doğrudan kendisinin aşırı sert yöntemleri benimsediğini savundu.

Göç Alt Komisyonu üyesi Pramila Jayapal da ICE’ın kota doldurma çabasının ters teptiğini vurgulayarak, “Bu stratejiyi gürültülü olduğunda tepki çektiği için sessizce sürdürüyorlar. Ancak kasım ayında sessiz yöntemlerin de kabul görmediğini anlayacaklar” değerlendirmesini yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English