Bizi Takip Edin

Avrupa

App Store tek hizmet sayıldı, Apple’ın itirazı reddedildi

Yayınlanma

Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, Apple’ın Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamındaki “geçit bekçisi” statüsüne karşı açtığı davaları reddetti. Mahkeme, şirketin farklı cihazlar için işlettiği App Store’ların tek bir hizmet oluşturduğuna hükmederken, Apple’ın iMessage’a ilişkin itirazlarını da kabul etmedi.

Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, Apple’ın Dijital Piyasalar Yasası (DMA) kapsamındaki “geçit bekçisi” statüsüne yönelik itirazlarını reddetti.

Kararla birlikte şirketin App Store ve iOS için belirlenen statüsü geçerliliğini korudu; iMessage’a ilişkin başvurular da kabul edilmedi.

Apple, iPhone, iPad, Apple Watch, Mac ve Apple TV için işlettiği beş ayrı App Store’un farklı hizmetler olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyordu.

Mahkeme ise bu mağazaların cihazdan bağımsız olarak geliştiriciler ile kullanıcıları buluşturan ortak bir amaca hizmet ettiğine hükmederek bu argümanı reddetti.

Mahkeme ayrıca Apple’ın, DMA’nın birlikte çalışabilirlik yükümlülüklerinin temel haklarını ihlal ettiği yönündeki savunmasını da kabul etmedi.

Ancak bu yükümlülüğün hukuka uygunluğu konusunda esasa ilişkin değerlendirme yapmadı; söz konusu düzenleme ile “geçit bekçisi” statüsünün belirlenmesi arasında doğrudan hukuki bağ kurulamayacağını belirtti.

Apple, kararın ardından DMA kapsamındaki yükümlülüklerin “hukukilik ve orantılılık sınırlarını aştığını” savundu. Şirket, yeni kuralların kullanıcı gizliliği ve güvenliğini sağlamak için yıllardır yürüttüğü çalışmaları riske attığını ileri sürdü.

Apple’ın kararı temyize götürme hakkı var, ancak şirket sözcüsü bu yönde bir planları olup olmadığına ilişkin açıklama yapmadı.

Apple daha önce de DMA kurallarının, Siri’nin yenilenen sürümünün Avrupa’da kullanıma sunulmasını engellediğini ve bunun Avrupa’daki kullanıcıların bu hizmetten yararlanamamasına yol açtığını açıklamıştı.

2024’ten bu yana Avrupa Birliği’nde yürürlükte olan DMA, Alphabet, Amazon, Apple, ByteDance, Meta Platforms ve Microsoft’a ait toplam 22 hizmet ve ürünü kapsıyor.

Düzenleme, bu şirketlerin rakiplerle belirli verileri paylaşmasını, kullanıcıların oluşturduğu verilere erişim sağlamasını ve reklam ortaklarına doğrulama araçları sunmasını zorunlu kılıyor.

Ayrıca platformların kendi ürünlerine ayrıcalık tanıyan rekabet karşıtı uygulamalara yönelmesini yasaklıyor. Kurallara uymayan şirketler küresel cirolarının yüzde 10’una, tekrarlanan ihlallerde ise yüzde 20’sine kadar para cezasıyla karşı karşıya kalabiliyor.

Avrupa

İrlanda, askeri egemenliğini Fransa’ya devrediyor

Yayınlanma

İrlanda, güvenlik ve savunma alanında uzun süredir devam eden zayıf konumunu, ordusunu Fransa’ya “ihale ederek” aşmaya çalışıyor.

Foreign Policy’de yer alan bir değerlendirmede, İrlanda’nın bir “Fransız askeri protektorası” haline geldiği öne sürülüyor.

Protektora, nominal egemenliğini korurken güvenlik kontrolünü daha güçlü bir hamiye devreden devletlere verilen isim.

Resmi olarak tarafsız olan ve 2025 yılında GSYİH’sinin son derece düşük bir oranı olan yüzde 0,22’sini askeri harcamalara ayıran ülkenin askeri envanteri şöyle: Dönüşümlü olarak kullanıma hazır sadece dört deniz aracı, silahları çalıştıracak teknisyenleri olmayan devriye gemileri ve sıfır savaş uçağı.

Geçen aralık ayında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’in ziyareti sırasında bir insansız hava aracı (drone) ihlalini yönetememesi nedeniyle ülkenin “utanç yaşadığını” savunan Foreign Policy, Dublin’in kısa süre önce önemli Avrupa Konseyi toplantıları sırasında geçici hava savunması sağlamak üzere Fransız Donanması’ndan destek almayı planladığını aktarıyor.

Haber şöyle devam ediyor:

“Hem AB hem de ABD’den gelen baskı karşısında İrlanda, en ciddi eksikliklerini gidermeye başlamak üzere bir savunma harcamaları programına da girişti. Bu konuda da İrlanda, Fransa ile işbirliği yapıyor. Ocak ayında Dublin ve Paris, 2030 yılına kadar geçerli olacak bir ortak stratejik çerçeve imzaladı. Şubat ayında ise ortak eğitim, istihbarat paylaşımı ve diğer alanları kapsayan bir askeri işbirliği anlaşması imzalandı. En önemlisi, İrlanda askeri tedarik işlerini –hukuki, idari ve lojistik kontrol dahil– neredeyse tamamen Fransa’ya devretti.”

Yeni anlaşmaların çatısı altında İrlanda ve Fransa, bir dizi ayrı hükümetler arası tedarik anlaşmasını son haline getiriyor.

İrlanda hükümeti fiilen, kritik askeri teçhizatla ilgili sözleşmelerin müzakeresini, yürütülmesini ve imzalanmasını kendi adına Fransa’ya devrediyor.

Bu kapsamda Fransa tedarikçiyi seçecek, zaman çizelgelerini belirleyecek ve fiyatlandırma koşullarını koyacak ve herhangi bir rekabetçi ihale, bağımsız İrlanda teknik değerlendirmesi ya da İrlanda’nın paranın karşılığını aldığını doğrulayacak bir mekanizma olmayacak.

Paris ayrıca, bu teçhizatın uzun vadeli kullanımı için gerekli bakım ve tedarik zincirlerini de kontrol edecek ve aynı zamanda ilgili İrlandalı birliklerin eğitimini de yönetecek.

Resmi amacı Fransız ordusunu donatmak ve Fransız silah ihracatını teşvik etmek olan Fransa’nın Silahlanma Genel Müdürlüğü (DGA), artık İrlanda’nın yeniden silahlanmasını yönetiyor.

Fransız devletinin savunma alımlarını sanayi politikası olarak kullanma konusundaki köklü geleneği göz önüne alındığında Fransız firmaları muhtemelen Dublin’in bu açık çekinden tek yararlanacak şirketler olacak.

En son Fransız-İrlanda anlaşmaları yapılmadan önce bile, Haziran 2025’te Thales, İrlanda donanmasına, deniz araçları tarafından izinsiz giren denizaltıları tespit etmek için kullanılan ilk çekili sonar sistemini sağlamak üzere 60 milyon avroluk bir anlaşma kapsamında seçilmişti. 

Aralık 2025’te İrlanda hükümeti ayrıca 500 milyon avroluk bir radar sistemi için Paris ile müzakerelerin başlatılmasını onayladı.

Irish Times, bunu İrlanda’nın “sistemin tedarikini fiilen Paris’teki yetkililere dış kaynak olarak devretmesi” olarak tanımlıyor.

İrlanda Savunma Bakanı Helen McEntee, Fransız teklifinin “İrlanda’nın yetenek gereksinimlerini büyük ölçüde karşıladığı” için kabul edildiğini belirtti.

Bakanın söylemediği şey ise, bu devasa meblağın kamuya açık ihale veya rekabetçi teklif süreci olmaksızın harcanacağıydı.

Esasen, hangi radar sisteminin İrlanda’ya en uygun olduğuna ve hangi Fransız tedarikçinin ihaleyi alacağına Fransız hükümeti karar veriyor.

Şubat ayında, İrlanda Ordusu tarihindeki en büyük yatırım olan, 800 milyon avroya kadar değerindeki Griffon, Jaguar ve Serval zırhlı araçlarının satın alınmasına ilişkin Fransa ile bir başka anlaşma imzalandı. Müzakerelerin önümüzdeki aylarda tamamlanması bekleniyor.

İrlanda’nın Fransa’ya bağımlılığı neredeyse mutlak hale gelmiş durumda. 2015 ile 2024 yılları arasında İrlanda, toplam 53 milyon avro değerinde Fransız askeri teçhizatı sipariş etti.

2025 yılından bu yana Dublin, Fransız hükümetiyle 1,4 milyar avrodan fazla tutarda sözleşmeler imzaladı ya da müzakereler başlattı.

İrlanda’nın 2026 yılı toplam savunma bütçesi yalnızca 1,5 milyar avro.

Fransa için İrlanda, Fransız liderliği altında Avrupa savunma egemenliği gibi uzun süredir sürdürdüğü stratejik hedefini ilerletmek açısından da yararlı bir müttefik devlet.

İrlanda, Fransız liderliği, Fransız teçhizatı ve Fransız askeri doktrinine dayanan, NATO’ya paralel bir ikili savunma ortaklıkları ağı kurma çabalarına uyum sağlıyor.

Buradaki model, Fransa’nın 2019 yılında Belçika ile kurduğu ve daha sonra Lüksemburg’u da kapsayacak şekilde genişletilen Capacité Motorisée stratejik ortaklığı.

Bu ortaklık, üç ülkenin kara kuvvetleri genelinde doktrin, komuta ve kontrol, teçhizat ve bakım süreçlerini standartlaştırıyor.

Üç ülke, zırhlı araçlarında Fransa’nın tescilli ağ tabanlı dijital savaş sistemi olan Scorpion’u kullanıyor. Bu sistem artık İrlanda’yı da kapsayacak.

Scorpion, NATO ağlarıyla uyumlu olsa da, yazılımın sahibi Fransız Eviden şirketi; donanım ise Thales ve diğer Fransız şirketleri tarafından tedarik ediliyor ve tüm erişim ile güncellemeler münhasıran Paris tarafından kontrol ediliyor. Belçika sanayisi, araç montajı ve bazı ek silahların üretimi ile yetinmek zorunda.

Fransa, Belçika ve Lüksemburg, halihazırda Scorpion sayesinde NATO’dan bağımsız olarak tek bir bütünleşik güç olarak savaşma kabiliyetine sahip. İrlanda artık NATO üyesi olmayan bir ülke olarak Scorpion platformuna katılacak.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa otomotiv sektörü krizde

Yayınlanma

Alman Otomotiv Endüstrisi Birliği (VDA) Başkanı’na göre, Avrupa’daki otomobil üreticileri rekabet gücünü yeniden kazanmak için köklü değişiklikler üzerinde çalışıyor.

Hildegard Müller’e göre bu nedenle, “dayanıklı bir sektör oluşturmak için daha fazla işten çıkarma ve fabrika kapatmaları” kaçınılmaz.

VDA Başkanı Müller çarşamba günü yaptığı açıklamada, Volkswagen ve Stellantis gibi üreticilerin, pahalı enerji ve işgücü maliyetlerinin yanı sıra, rakiplerine karşı dezavantaj yaratacak bürokratik engellerle çok uzun süredir mücadele ettiğini belirtti.

Lobi şefine göre bölgenin sanayisinin temellerinden birine yönelik darbenin etkisini azaltmak için reformların hızlandırılması gerekiyor.

Daha fazla Çinli otomobil üreticisinin Avrupa pazarına girmesiyle üreticiler üzerindeki baskı artarken, bölgede elektrikli araç üretim maliyetleri hâlâ yüksek seviyelerde seyrediyor.

Perşembe günü, Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen, Almanya’daki işten çıkarmaların iki katına çıkarılması ve fabrikaların kapatılması konularını görüşecek.

Müller, Bloomberg’e verdiği mülakatta, “Tüm otomotiv sektöründeki durum, VW’deki tartışmaya benziyor. Her üretim tesisi gelecekte de ayakta kalamayacak, bu nedenle yeniden yapılandırma programları olmalı,” dedi.

Müller, ayrı bir e-posta açıklamasında, sektördeki istihdamı korumak amacıyla üreticilerin yabancı rakiplerine fabrikalarına erişim izni vermesi gerektiğini belirtti.

VDA Başkanı, “Tedarik zincirlerinin paylaşılması, insanları ve ülkeleri hâlâ bir araya getiriyor,” diye konuştu.

Avrupa Birliği, “Made in Europe” hükümleri olarak bilinen, yerel olarak otomobil üreten üreticileri ödüllendirmeyi amaçlayan bir öneri üzerinde çalışıyor. 

Birliğin Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın (IAA) bir parçası olan bu düzenleme, hâlâ uzun bir yasama sürecinden geçmekle meşgulken, Zhejiang Leapmotor Technology ve Chery gibi Çinli üreticiler, Avrupa’daki otomobil üretim kapasitelerini artırmak için şimdiden harekete geçti.

Müller yaptığı açıklamada, “Değişim seçenekleri azaldı ama bu değişiklikler daha da acil hale geldi. Bu durum, insanların talepleri ve beklentileri açısından pek çok değişiklik anlamına gelecek,” dedi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Andy Burnham, silah harcamalarını İngiliz şirketlere yönlendirecek

Yayınlanma

Andy Burnham, milyarlarca sterlin tutarındaki ek savunma harcamalarının Amerikan veya Avrupalı şirketlere aktarılmak yerine yurt içinde kullanılmasını sağlayarak Birleşik Krallık’ın “sert gücünü” yeniden inşa etme sözü verdi.

Dış politika alanındaki ilk büyük açıklamasında İşçi Partili müstakbel başbakan, 2035 yılına kadar GSYİH’nın yüzde 3,5’ini savunmaya ayırma taahhüdünü yerine getirmek için gerekli olan para miktarı konusunda halka “dürüst davranmak” istediğini söyledi.

The Times gazetesinde yazdığı yazıda, yatırımların diğer ülkelerden satın alınan teçhizata güvenmek yerine “ülkenin yeniden canlandırılması ve sanayileştirilmesi”ne yönlendirilmesini, İngiliz istihdamını ve İngiliz işçileri desteklemesini istediğini belirtti.

Ada’nın dışa bağımlılığını azaltması gerektiğini söyleyen Burnham, bunun “hem iktisadi hem de ulusal güvenliğimiz için hayati önem taşıdığını” ekleyerek, meselenin başbakanlığı dönemindeki temel önceliği olacağını ifade etti.

Ayrıca, savunma ve güvenlik konusunda Avrupa ülkeleriyle, özellikle Fransa ve Almanya ile daha yakın ilişkiler kurmayı taahhüt ederken, “yasadışı göç” ile mücadele ve iktisadi güvenlik konusunda AB ile daha geniş kapsamlı müzakereleri hızlandırma sözü verdi.

İngiltere’nin muhtemel başbakanı Andy Burnham kimdir?

Burnham, hükümetinin uluslararası hukuku ve BM gibi uluslararası kurumları desteklemeye devam edeceğini belirtti.

Eski Greater Manchester Belediye Başkanı, “küresel tablonun giderek karardığını” ve bu belirsizliğin sıradan hane halklarını vurduğunu, “toplumumuz ve ekonomimizdeki temel kırılganlıkları ortaya çıkardığını” söyledi.

Burnham bu açıklamayı, görevden ayrılan Başbakan Keir Starmer’ın Ankara’da düzenlenen zirvede Donald Trump da dahil olmak üzere diğer NATO liderleriyle bir araya geldiği sırada yaptı.

Burnham, hükümeti mevcut yüzde 2,56’lık seviyeden 2035 yılına kadar GSYİH’nın yüzde 3,5’ini savunmaya ayırmayı taahhüt eden savunma yatırım planını hayata geçirerek İngiltere’nin “hiç olmadığı kadar ileri gitmesi” gerektiğini söyledi.

Burnham şöyle dedi:

“Mevcut askeri teçhizatımızın büyük bir kısmının ilk tasarlandığı dönemden çok farklı olan yeni bir çağ için sert gücümüzü yeniden inşa etmemiz doğru bir adım. En önemlisi, bunu yaparken İngiliz işçileri ve işletmelerini desteklediğimizden emin olmak istiyorum. Bu, savunma yatırım planı aracılığıyla İngiliz direncini desteklemek için her zamankinden çok daha ileri gitmemiz gerektiği anlamına geliyor; savunma yatırımlarındaki sürdürülebilir artışı sadece silahlı kuvvetlerimizin ihtiyaç duyduğu teçhizatı sağlamak için değil, aynı zamanda iktisadi büyüme yaratmak ve fırsatların azaldığı topluluklarda çıraklık programları ve işler yaratmak için de kullanmalıyız.”

Al Majalla: Colani’yi Şara yapan Powell, PKK’yı da silah bırakmaya ikna eden kişi

“Dışa bağımlılığı azaltmaya, ülkeye gelen yatırımları güvence altına almaya ve müttefiklerimizle yeni endüstriyel ortaklıklar kurmaya” odaklanacaklarını kaydeden Burnham, savunma ve diğer sektörler aracılığıyla yeniden sanayileşmenin, hem iktisadi hem de ulusal güvenlik açısından “hayati önem taşıdığını” ve “her yerde dayanıklılığı artırdığını söyleyerek, bu meselenin kendisi için temel bir öncelik olacağını ilan etti.

Savunma harcamalarının nasıl yapıldığı konusunda kamuoyuna karşı “daha açık” olmak istediğini belirten Burnham, şunları söyledi:

“Maliyet aşımları veya gecikmelerin kontrolden çıkmadan önce bunlarla başa çıkabilmek için, daha fazla şeffaflık ve hesap verebilirlik içeren, daha ayrıntılı ve kamuya açık ilerleme raporları görmek istiyorum. Artan yatırımlarımız, denetimin de artırılmasıyla birleştirilmeli.”

Burnham ayrıca, Jonathan Powell’ın ulusal güvenlik danışmanı olarak görevine devam edeceğini doğruladı ve “ulusal güvenlik konusunda en iyi ve en deneyimli danışmanlara” sahip olmak istediğini ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English