Avrupa
Avrupa’da “NATO olmayan NATO” tartışmaları

“Avrupalı NATO” kurulması yönündeki tüm çağrılara rağmen, birçok Avrupa ülkesindeki siyasetçiler ve askeri yetkililer, İttifak dışında askeri kapasite seçenekleri üzerinde çalışıyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bunun nedeni, kilit komuta merkezleri ve silah sistemlerinin Avrupa ülkeleri tarafından sağlanacağı bir “Avrupa NATO’su”nun bile, faaliyetleri Washington’un işine yaramazsa nihayetinde ABD tarafından “engellenebileceği” yönündeki endişelerden kaynaklanıyor.
Bu nedenle, bir süredir “B Planı” çağrıları giderek artıyor. İskandinav ülkelerinde ise “güçlü bir Kuzey Avrupa savunma kümesi”nin böyle bir planın “çekirdeği” olabileceği düşünülüyor.
Birleşik Krallık ise 2014 yılından bu yana, NATO ile uyumlu ama NATO’dan bağımsız olarak da faaliyet gösterebilen bir askeri güç olan Müşterek Sefer Gücü’nü (JEF) inşa ediyor. Northwood’daki karargahında her türlü bağımsız yapı mevcut.
Son zamanlarda, JEF’in on üye devleti, Rusya’ya karşı ortak deniz kuvvetleri kurmaya karar verdi.
Ayrıca, NATO’nun “modası geçmiş” doktrinlerle hareket ettiği öne sürülüyor; insansız hava aracı savaşına odaklanarak, savaşın “Avrupai” yöntemlerini bulmak hedefleniyor.
İsveç: Bir B planına ihtiyacımız var
NATO içinde Avrupa’dan gelen personel ve silahlara daha fazla güvenme çabalarının ve böylece aynı zamanda Avrupa üye devletlerinin ABD’ye karşı özerkliğini güçlendirme çabalarının ötesinde artık NATO dışında askeri yetenekler geliştirme seçenekleri de tartışılıyor.
Bunun itici gücü, en azından Avrupa ülkeleri silahlı bir çatışmaya karışırsa Washington’un sadece askeri desteğini esirgemekle kalmayıp Avrupa için NATO yapılarını engelleyebileceği korkusu.
ABD’nin bugüne kadar NATO’yu domine ettiği göz önüne alındığında (örneğin, kilit yapılar ABD liderliği etrafında ve ABD teknolojisi kullanılarak oluşturuldu) yakın zamanda The Economist “içeriden” bir kaynağın şu soruyu sorduğunu aktardı: “Amerika NATO’yu engellerse hangi emir komuta zinciri kullanılabilir?”
Brüksel Özgür Üniversitesi’nden Luis Simón’a göre, ABD olmadan “caydırıcılık ekosisteminin parçalanması” beklenmeye devam ediyor.
Fakat şu anda bazı silahlı kuvvetlerin, NATO’nun komuta altyapısına başvurmadan nasıl savaşabileceklerine dair gizlice planlar hazırladıkları bildiriliyor.
Yine The Economist, İsveçli bir hükümet yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Bir B Planına ihtiyacımız var.”
İskandinavya’da Rusya karşıtı ortak güç doğuyor
Böyle bir “B Planı” şu anda, özellikle de Kuzey Avrupa ülkelerinde tartışılıyor.
Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (FIIA) uzman Matti Pesu, kasım ayında “güçlü bir İskandinav savunma kümesi”nin bu “B Planı”nın çekirdeği haline gelebileceğini belirtmişti.
Avrupalı müttefikler şu anda ABD’nin askeri gücünün yerini hiçbir şekilde tam olarak alamasa da, “daha yakın İskandinav entegrasyonu”nun “inandırıcı bir caydırıcılık ve savunma” sağlanmasına yardımcı olabileceğini söylemişti.
2023 yılından bu yana FIIA’nın “İskandinav Ağı”nın başkanlığını yürüten Pesu, özellikle Birleşik Krallık’ın operasyonel deneyimi ve denizcilik kapasitesiyle, Fransa’nın ise nükleer yetenekleri ve sefer kuvvetleriyle İskandinav ülkeleriyle askeri işbirliği açısından “doğal ortaklar” olarak değerlendirilebileceğini yazıyor.
Fransa, bir süredir nükleer şemsiyesinin genişletilmesi konusunda birkaç Kuzey Avrupa ülkesiyle görüşmeler yürütüyor.
Pesu ayrıca, Rusya’ya karşı Kuzeydoğu Avrupa ittifakına atıfta bulunarak, “dış ve savunma politikasında daha derin bir İskandinav-Baltık-Polonya koordinasyonuna ihtiyaç” olduğunu da belirtti.
Beş Kuzey Avrupa devleti, 2009 yılından bu yana İskandinav Savunma İşbirliği (NORDEFCO) çerçevesinde askeri işbirliği içinde.
Birleşik Krallık’ın Rusya karşıtı askeri yapısı: JEF
Birleşik Krallık liderliğindeki Müşterek Sefer Gücü (JEF), genellikle daha büyük ve her şeyden önce halihazırda faaliyette olan alternatif bir askeri yapı olarak gösteriliyor.
2014 yılında kurulan bu güç, 2018 yılından beri faaliyette ve yapısı “NATO’ya bağlı değil ama NATO ile uyumlu çalışır” diye özetleniyor.
Güç, Birleşik Krallık’ın yanı sıra beş İskandinav ve üç Baltık ülkesi ile Hollanda’dan oluşan on NATO üyesinden oluşuyor. Kanada’nın katılımı ise görüşülüyor.
JEF, NATO çerçevesi içinde müdahale edebiliyor ama ittifak içinde gerekli konsensüs sağlanamadığında bile askeri harekât düzenleyebilme yeteneğine sahip.
Bu bakımdan da Londra’nın kuzeybatısındaki Northwood’da bulunan karargâhı, istihbarat, planlama ve lojistik gibi alanlarda kapsamlı yeteneklere sahip. Ayrıca, NATO altyapısına bağımlı olmayan güvenli iletişim ağlarına da sahip.
Londra’daki Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Edward Arnold’un, bunun “JEF’i tüm alternatifler arasında en köklü yapı haline getirdiğini” söylediği aktarılıyor.
JEF, öncelikle askeri tatbikatlar için olmak üzere, aynı zamanda Rusya’ya yönelik Baltık Denizi’ndeki düzenli devriyeler için de halihazırda birkaç kez harekete geçirildi.
Çok kısa sürede müdahale edebilen hızlı müdahale güçlerine sahip ama odak noktası Kuzey Avrupa.
NATO’ya destek mi, NATO’dan ayrı mı?
Nisan ayında, JEF üye devletleri ortak deniz kuvvetleri kurma konusunda bir sonraki adımı atmaya karar verdiler.
Bu kuvvetler NATO’yu tamamlayıcı nitelikte planlanıyor fakat görünüşe göre kendi başlarına da operasyonel yeteneğe sahip olmaları amaçlanıyor.
İlk hedefler olarak ortak tatbikatlar ve acil durumlara yönelik koordineli hazırlıklar gösteriliyor. Deniz kuvvetlerinin karargâhı, JEF karargâhında olduğu gibi, Northwood’da bulunacak ve haberlere göre birlikler buradan “gerektiğinde” komuta edilecek.
Şu anda İngiliz Donanması’nın en üst rütbeli subayı olan Birinci Deniz Lordu ve aynı zamanda Deniz Kurmay Başkanı olarak görev yapan General Gwyn Jenkins, bu kuvvetlerin “gerekirse gerçek yetenekler, gerçek savaş planları ve gerçek entegrasyonla derhal savaşmaya hazır” olarak tasarlandığını vurguluyor.
Gelecekteki JEF deniz kuvvetlerinin düşmanı olarak, Jenkins’in “güvenliğimiz için en büyük tehdit” olarak tanımladığı Rusya gösteriliyor.
Gözlemciler, sadece deniz kuvvetlerine değil, JEF’e bir bütün olarak baktıklarında, bu güçte hâlâ önemli bir unsurun eksik olduğunu belirtiyorlar: Birleşik Krallık’ın yanı sıra Almanya, Fransa ve Polonya gibi başlıca aktörler.
Almanya şu anda deniz faaliyetlerini büyük ölçüde Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’e yoğunlaştırıyor. Fakat Berlin’in kendisini İngiliz liderliğine tabi kılmaya istekli olacağı şüpheli.
“Modası geçmiş” NATO doktrini
Avrupalı askeri liderler, JEF gibi NATO’dan bağımsız olarak faaliyet gösteren güçlere odaklanmanın yanı sıra, Ukrayna’daki savaş ve günümüzde insansız hava araçlarının (İHA’lar) ve giderek artan oranda robotların sahip olduğu muazzam önemin de etkisiyle, yeni savaş yöntemlerini değerlendirmeye başlıyor.
NATO içinde “taktik-operasyonel kavramsal düşünce”, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı John Stringer’ın kısa süre önce bir RUSI konferansında açıkladığı üzere, “1991’de büyük ölçüde durma noktasına geldi.”
Askeri yetkililer ve politikacılar, NATO doktrininin tamamının bu nedenle “modası geçmiş” olduğunu kabul ediyor; üstelik çoğu zaman gerekli teknolojiye de sahip değiller.
İran’daki savaş, genel kanıya göre çok daha zayıf olan ülkelerin, geleneksel standartlara göre çok daha güçlü silahlı kuvvetlere karşı stratejik olarak kendilerini savunmada başarılı olabileceğini gösteriyor.
Avrupa’daki silahlı kuvvetler, Ukraynalı askeri personel ve uzmanların yardımıyla artık savaşa yönelik yeni yaklaşımlar keşfetmeye başladı.
Financial Times (FT) bir Fransız hükümet yetkilisinin, bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nden uzaklaşmanın avantajlı olabileceği yönünde bir açıklamasına yer veriyor: “‘Daha az Amerika’, en azından şu soruyu nihayet sorabileceğimiz anlamına gelir: ‘Artık Amerikalılar gibi savaşmak zorunda kalmazsak, nasıl savaşacağız?’”
Avrupa
Burnham: Moskova’nın tehditleri Kiev’e desteğimizi değiştirmeyecek

Andy Burnham, Rusya’nın İngiliz yapımı insansız hava araçlarının saldırılarının ardından misilleme tehdidinde bulunmasının ardından, Birleşik Krallık’ın “Ukrayna’yı %100 desteklemeye” devam edeceğini söyledi.
Rusya’nın Birleşik Krallık Büyükelçiliği pazartesi günü yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın Ukrayna çatışmasını kasten tırmandırdığını ve bu çatışmaya ne kadar derinlemesine dahil olursa, “ödeyeceği bedelin o kadar yüksek olacağını” belirtti.
Salı günü Wolverhampton’a yaptığı ziyaret sırasında Moskova’nın tehdidine ilişkin tepkisi sorulan Burnham, şunları söyledi:
“Bu, Birleşik Krallık’ın uzun süredir yapacağını söylediği şeyi yapmasıdır; yani Vladimir Putin’in önderlik ettiği bu yasadışı savaşa karşı Ukrayna’yı yüzde 100 desteklemektir. Ukrayna’nın kendini savunabilmesi için destek sağlıyoruz ve bu, önceki başbakanlar tarafından da bu çatışma boyunca Birleşik Krallık’ın tutumu olmuştur. Benim için de durum aynıdır. Biz sadece iyi gün dostu değiliz. Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu anda yanında olacağız ve bu değişmeyecek.”
İngiliz şirketleri tarafından üretilen insansız hava araçlarının kullanımı, Ukrayna’nın “derin vuruş” kampanyasının bir parçası.
Fakat Ukrayna’nın Rusya’da İngiliz yapımı teçhizat kullanması ilk kez olmuyor; ülke uzun süredir Storm Shadow füzelerini kullanıyor.
Kiev, bu yıl saldırılarını yoğunlaştırdı; uzun menzilli füzeler ve insansız hava aracı sürüleri, giderek artan bir şekilde Rusya’nın askeri sanayi tesislerini ve enerji tesislerini hedef alıyor.
Ayrıca, Rusya’nın en büyük çevrimiçi perakendecisi Wildberries’in büyük depolarını da vurdu. Bu saldırılar, milyarlarca pound değerindeki malların yanmasına neden oldu.
Rusya’nın Birleşik Krallık Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, haberlerin “Londra’nın Ukrayna krizini kasıtlı olarak tırmandırmayı tercih ettiğini” doğruladığını belirterek, İngiltere’yi “Rusya’yı çevreleyip vekiller aracılığıyla ona azami zarar vermeye çalışmakla” suçladı.
Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı sözcüsü ise şunları söyledi:
“İngiltere, Ukrayna ile omuz omuza duruyor ve Putin’in yasadışı işgaline karşı Ukrayna’nın kendini savunması için ihtiyaç duyduğu teçhizatı sağlamaya kararlıyız. Rusya, bu hükümetin Ukrayna’da ve Birleşik Krallık ile müttefiklerimize yönelik Rus saldırganlığına karşı durma kararlılığından hiç şüphe duymamalıdır.”
Rusya’nın iç kesimlerine defalarca yapılan saldırılar, Moskova’yı hava savunma sistemlerini daha geniş bir alana yaymaya zorladı.
Rusya Savunma Bakanlığı cumartesi günü yaptığı açıklamada, 19 Rus bölgesi ile Karadeniz, Azak Denizi ve Kırım üzerinde 598 Ukrayna insansız hava aracını düşürdüğünü belirtti.
Yetkililer pazartesi günü, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik uzun menzilli saldırılarında gece boyunca yedi kişinin öldüğünü, Rus güçlerinin saldırıları sonucu ise Ukrayna’da beş sivilin hayatını kaybettiğini bildirdi.
Bölge valisinin açıklamasına göre, salı günü Rusya’nın füze saldırıları, Ukrayna’nın kuzeydoğusundaki Harkov bölgesindeki bir köyde 10 kişinin ölümüne ve sekiz kişinin yaralanmasına neden oldu.
Fire Point firmasının ürettiği Flamingo seyir füzesi ve FP-1 uzun menzilli sabit kanatlı insansız hava aracı dahil olmak üzere, büyük ölçüde yerli teknolojilerin hızlı gelişimi, Ukrayna’nın sınırından 1.500 mil (2.400 km) uzaklıktaki depoları, petrol rafinerilerini, limanları ve askeri tesisleri bombalamasına olanak sağladı.
Ukrayna, Moskova’nın sıkça kullandığı yüksek hızlı balistik füzelere sahip olmasa da, büyük insansız hava araçları ve seyir füzeleri kullanarak artık savaşın başından beri Rusya’nın sahip olduğu derin vuruş kabiliyetine neredeyse denk bir seviyeye ulaşabilmiştir.
Aynı zamanda, her iki tarafın hava savunma sistemleri de neredeyse tükenme noktasına gelmiş durumda; bu durum sivil kayıpların artmasına yol açarken, çatışmanın doğrudan cephe hatlarının ötesindeki etkisinin kış aylarında daha da artacağına dair endişeleri de beraberinde getiriyor.
Avrupa
Almanya’da şirket kapanmaları 10 yılın en yüksek seviyesine çıktı

Almanya’da 2025 yılında yaklaşık 190 bin şirket faaliyetini durdurarak son on yıldan uzun sürenin en yüksek seviyesine ulaştı. ZEW ve Creditreform verilerine göre kapanışlarda yüksek maliyetler, nitelikli iş gücü açığı ve işletmeleri devralacak halef bulunamaması belirleyici oldu. Kapanan şirketlerin yalnızca sekizde birinin iflas gerekçesiyle faaliyetine son verdiği kaydedildi.
Almanya’da 2025 yılında yaklaşık 190 bin şirket kapandı. Bloomberg’in ZEW Enstitüsü ve Creditreform verilerine dayandırdığı habere göre bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 10’luk bir artışa işaret ediyor ve son on yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesi olma özelliği taşıyor.
Veriler, faaliyetini sonlandıran her sekiz şirketten yalnızca birinin ödeme güçlüğü ve iflas nedeniyle kapandığını gösteriyor.
Uzmanlar ve şirketler kapanışların başlıca nedenleri arasında nitelikli personel eksikliğini, yüksek maliyetleri, demografik dönüşümü ve işletmeleri devralacak halef bulunamamasını sıralıyor.
ZEW araştırmacısı Sandra Gottschalk, giderek daha fazla işletme sahibinin emeklilik yaşına geldiğini ve işlerini devredecek kimseyi bulamadığını belirtti.
Gottschalk, bu sorunun devir meselesi yaşanmadığı takdirde faaliyetini sürdürebilecek “yaşayabilir” işletmeleri de doğrudan etkilediğini kaydetti.
Almanya’da 2025 yılında yaklaşık 11 bin sanayi kuruluşu kapandı. Kapanış dalgası sanayiyle sınırlı kalmayıp diğer sektörlere de yayıldı. Otelcilik ve sağlık sektörlerindeki şirket kapanışları yüzde 10’un üzerinde arttı.
Creditreform temsilcisi Patrik-Ludwig Hantzsch, kamuoyunun dikkatini daha az çeken küçük ve orta ölçekli işletmelerin toplam kapanış sayısının önemli bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.
Haziran ayı başında CDU/CSU ve SPD’den oluşan iktidar koalisyonu, ekonomik büyümeyi ve istihdamı canlandırmak amacıyla yaklaşık 30 maddelik bir teşvik paketi üzerinde uzlaştı.
Söz konusu plan; vergi yükünün azaltılmasını, çocuk yardımlarının artırılmasını, sosyal yardımlar ile emeklilik sisteminin reforme edilmesini ve istihdamı artırıcı adımları içeriyor.
Hükümet ayrıca iş dünyası üzerindeki bürokratik yükü hafifletmeyi hedefliyor. Plan doğrultusunda otomotiv, kimya, ilaç, makine imalatı, batarya ve yarı iletken üretimi ile yapay zeka geliştirme gibi kilit sektörlerin desteklenmesi amaçlanıyor.
Bu önlem paketinin yürürlüğe girmesi için Federal Meclis (Bundestag) tarafından onaylanması gerekiyor.
Almanya ekonomisi, 2023 yılındaki yüzde 0,3’lük daralmanın ardından 2024 yılında da yüzde 0,2 küçüldü. Bu dönemde imalat sektöründeki brüt katma değer yüzde 3, inşaat sektöründe yüzde 3,8, ihracat ise yüzde 0,8 geriledi. Bloomberg, cari yılın ağustos ayı itibarıyla Alman ekonomisinin toparlanma işaretleri verdiğini değerlendiriyor.
Uzmanlar, Almanya ekonomisindeki güçlükleri nüfusun yaşlanmasıyla da ilişkilendiriyor. Almanya’da 65 yaş üstü nüfusun oranı 2023 yılında yüzde 22,8’e ulaştı.
Avrupa Komisyonu tahminlerine göre bu oranın 2030 yılına kadar yaklaşık yüzde 25’e yükselmesi bekleniyor.
Avrupa
AfD ile MAGA arasındaki dans tüm Alman sağını memnun etmiyor

Almanya için Alternatif (AfD) ile Trump destekçilerinden oluşan MAGA arasındaki ittifak, Alman sağındaki tüm figürler açısından olumlu bir şey değil.
Örneğin Financial Times’a (FT) konuşan Alman Yeni Sağı’nın genç isimlerinden Benedikt Kaiser bu ilişkiden pek memnun değil. AfD milletvekili Robert Teske ile birlikte çalışan Kaiser, partideki MAGA “hayranları” hakkında sert eleştirilerde bulunuyor.
Kaiser, “Her şey gerçekten sıradan bir şekilde başlıyor. Şapkalardan hoşlanıyorlar: ‘Make America Great Again’, ‘Make Germany Great Again’. Onlar hayranlar ve hayranlar da hayran gibi davranırlar,” diyor.
Partide çok sayıda Trump hayranı var. Ancak Doğu Almanya’da kök salmış en radikal kanadının birçok üyesi, uzun zamandır ABD’ye karşı derin bir şüpheyle yaklaşıyor. Kamuoyunun Washington’a karşı tutumu kötüleştikçe, bu üyelerin sesleri daha da yükseliyor.
Kaiser, yılın başından bu yana Trump’ın yurtdışı müdahalelerini sıraladı ve bazı parti mensuplarının tepkilerini alaycı bir şekilde taklit ederek şöyle konuştu:
“Maduro mu? Bravo! İran mı? Bravo! Grönland mı? Bravo! Sonuçlarını hiç düşünmediler. Bunun Almanya’ya ve Avrupa’ya yansımaları olacağı gerçeğini göz önünde bulundurmadılar.”
Kaiser, İran savaşının, AfD’ye Washington’a fazla yakınlaşmanın riskleri konusunda uyarıda bulunan kendisi gibi isimleri haklı çıkardığını söyledi.
Sağcı yazar, “Kendini ‘MAGA’nın bir uzantısı’ olarak gören Alman sağındaki bu grubun yanıldığı artık kanıtlandı,” diyor.
Parti, Trump’a karşı giderek kötüleşen kamuoyu havasıyla yüzleşmek zorunda kaldı. İran savaşı, zaten Alman sanayisini cezalandırıcı gümrük vergileri uygulayan, önemsiz vize ihlalleri nedeniyle Avrupalı vatandaşları gözaltına alan ve defalarca Grönland’ı ilhak etmekle tehdit eden başkan hakkındaki endişeleri daha da artırdı.
AfD, özellikle doğu eyaletlerinde yapılacak iki önemli seçime hazırlanırken, parti içindeki çatışan akımlar arasında denge kurmak zorunda kaldı.
Parti yönetimi son aylarda milletvekillerinden, kamuoyuna yansıyan ilişkilerini biraz hafifletmelerini istedi.
Üst düzey bir AfD yetkilisi, “İran, Trump’ın kamuoyundaki imajına zarar verdi. Hâlâ temas var, ancak eskisi kadar yoğun değil,” dedi.
2013 yılında Avro Bölgesi krizine tepki olarak kurulan parti, marjinal bir hareket olmaktan çıkıp ulusal anketlerde başı çeken bir partiye dönüştü.
Fakat parti, savaş sonrası dönemde alınan önlemler kapsamında, koalisyon kurmayı veya işbirliği yapmayı reddeden Almanya’nın ana akım partileri tarafından hâlâ dışlanıyor.
Bu durum, AfD’nin Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi’nden gelen ilgiden neden bu kadar gurur duyduğunu ve enerji kazandığını açıklamaya yardımcı oluyor.
Birçok AfD üyesi, Ocak 2025’te Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünden büyük keyif aldı. Bir grup üst düzey parti yetkilisi, Trump’ın göreve başlama töreni için Washington’a gitti.
Bunların arasında, AfD başkan yardımcısı Beatrix von Storch da vardı. Storch, geziyle ilgili olarak “Washington kırmızıya büründü. Harika,” demişti.
Geçen yıl AfD’nin ikinci sırada yer aldığı Almanya parlamento seçimlerinden önceki haftalarda, partinin MAGA ile bağları daha da derinleşti.
AfD’nin eş başkanı Alice Weidel, Elon Musk’ın sosyal medya platformu X’te düzenlenen canlı bir etkinliğe katıldı.
Ayrıca Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile bir araya geldi.
Vance, Avrupa liderlerini aşırı sağ ile işbirliğine karşı kurulan “güvenlik duvarını” yıkmaya çağırarak şok etmişti.
AfD, son on yılda giderek radikalleşti ve Holokost’u önemsiz gösteren, Nazi dönemi sloganlarıyla flört eden sert çizgideki isimlere yer verdi.
Parti, kitlesel sınır dışı etmeleri benimsedi ki bunun için genellikle “tersine göç” terimini kullanıyor.
Sadık bir Hıristiyan ve Hitler’in bakanlarından birinin torunu olan von Storch için, Trump’ın ikinci dönemi göç, aile politikası, sosyal medya düzenlemesi ve “anti-woke” gündemi konusunda bir rehber niteliğinde.
Von Storch, “AfD’nin Amerika’nın yaptığı her şeyi yüceltmesi gerekmese de… aynı dalga boyundayız. O da bizim istediğimiz gündemi takip ediyor,” diyor.
Trump ile uyum, siyasi koruma konusunda da umutlar doğurdu. Geçen yıl Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı AfD’yi aşırı sağcı olarak sınıflandırdığında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio bunu “kılık değiştirmiş tiranlık” olarak nitelendirmiş ve yetkilileri kararlarından vazgeçmeye çağırmıştı.
MAGA’ya şüpheyle yaklaşan Kaiser bile, olası bir yasaktan “korunmanın” ABD ile bağlar kurmanın avantajlarından biri olduğunu kabul ediyor.
AfD’nin temaslarının çoğu, partinin dış politikasından sorumlu, puro ve burbon içen milletvekili Markus Frohnmaier aracılığıyla yürütülüyor.
Frohnmaier, “Uzun bir süre boyunca partinin odak noktası Doğu Avrupa, Rusya ve Çin’di. Dış politika sözcüsü olduktan sonra… ABD ile temaslara daha fazla ağırlık vermek istedim,” diyor.
Geçtiğimiz yıl boyunca, Avrupa’daki ifade özgürlüğü kısıtlamalarının önde gelen ABD’li eleştirmenlerinden biri haline gelen Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Sarah Rogers ve Avrupa’daki aşırı sağ ile bağlar kurmak konusunda aktif rol oynayan ABD’li Kongre Üyesi Anna Paulina Luna ile bir araya geldi.
Aralık ayında Frohnmaier, Forte’nin New York Genç Cumhuriyetçiler grubu tarafından düzenlenen bir etkinlikte ödül aldı.
Bu etkinlikte katılımcılar, Almanya milli marşının tabu sayılan orijinal ilk kıtasını (Deutschland, Deutschland über alles – Almanya, her şeyden önce Almanya) seslendirdiler.
O ve von Storch, birkaç ay sonra Forte’nin Berlin ziyaretini ve Trump’ın eski sosyal medya stratejistlerinden biri için Federal Meclis’te düzenlenen bir etkinliği organize ettiler.
Bu bağlantıların ne kadar derin olduğu bazen belirsiz. Frohnmaier’in ilk temasları arasında, daha sonra Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. için çalışan eski bir Amerikalı stajyer de yer alırken, Weidel ise ABD’li milyarderle kendisi başarılı bir şekilde iletişime geçemeyince 24 yaşındaki bir influencer aracılığıyla Musk’a ulaştı.
Mevcut bağlar soğumuş olsa da Frohnmaier bunu kabul etmekte isteksiz. Ortakların “her konuda aynı fikirde olmaları gerekmediğini” söyleyen AfD’li, yılın geri kalanında ABD’yi ziyaret etme planı olmadığını da ekledi.
Bunun yerine Haziran ayında, Vladimir Putin’in en önemli ekonomi forumu için St. Petersburg’a gitti ve burada Gazprom başkanı ve Putin’in bir başka önemli danışmanıyla görüşmeler yaptı. Ayrıca Hindistan’a da bir gezi planlıyor.
Frohnmaier’in bu temkinli tavrı, AfD içindeki alışılmadık konumunu yansıtıyor: ABD ile güçlü ticari bağları olan bir bölgeden gelen bir milletvekili, aynı zamanda partinin en aşırı kanadıyla da bağlantıları olan bir isim.
Trump’ın şubat sonunda İran’a hava saldırıları düzenlemesinin ardından Frohnmaier, bu saldırıların “cerrahi hassasiyetini ve net hedefini” övdü ama daha geniş çaplı bir çatışmanın tehlikelerine karşı uyarıda bulundu.
Parti içindeki bazı isimler, eylül ayında Saksonya-Anhalt ve Mecklenburg-Vorpommern gibi doğu eyaletlerinde yapılacak seçimlerin ardından daha görünür temasların yeniden başlayacağına inanıyor.
Diğerleri ise, Trump’ın müdahaleci dış politikası konusunda kendi içinde bölünmüş olan MAGA’daki kargaşanın, özellikle de daha izolasyonist ve küreselleşme karşıtı Vance’in bir sonraki Cumhuriyetçi aday olması durumunda, AfD için bu uyum sürecini nihayetinde daha az karmaşık hale getirebileceğine inanıyor.
Kaiser gibi isimlerin etkisinin “abartılmaması” konusunda uyarıda bulunan Von Storch, ABD’li meslektaşlarla “canlı” iletişimin perde arkasında devam ettiğini söyledi.
İkili arasındaki ilişkiye yakın bir kaynağa göre, Weidel hâlâ Musk’a düzenli olarak mesaj gönderiyor.
AfD’nin eş başkanı Tino Chrupalla, Amerika’nın 250. kuruluş yıldönümünü kutlamak üzere Berlin’de düzenlenen ve ABD Büyükelçiliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen bir partiye katıldı.
AfD yetkilileri, ABD’nin diplomatik etkinliklerine de davet ediliyor.
Daha alt düzeyde de girişimler var; bunlardan biri, AfD’nin iki Amerikalı stajyeri birkaç hafta boyunca Bundestag grubuyla birlikte vakit geçirmeleri için davet ettiği son etkinlik.
Son yıllarda Polonya ve Macaristan’da etkinlikler düzenleyen Cumhuriyetçi bir buluşma olan Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı (CPAC), gelecek yıl Almanya’da ilk konferansını düzenlemeyi planlıyor.
Almanya’daki Republicans Overseas’in başkanı George Weinberg, etkinliğin amacının Almanya’ya “mevcut Amerikan yönetiminin yankısını” taşımak olduğunu söyledi:
“Biz Brandmauer’a, yani güvenlik duvarına karşıyız. Almanların çoğunluğu muhafazakârdır.”
Weinberg ayrıca Şansölye Friedrich Merz’in Hıristiyan Demokratlarının “yumuşadığını” da ekledi.
Bazı AfD üyeleri bu fikre açık olsa da Frohnmaier bu fikri reddediyor. O, gelecek yıl bir ara dünyanın dört bir yanından benzer görüşteki politikacıları bir araya getirmek üzere kendi konferansını düzenlemek istiyor.
Onun gerekçesi, AfD ve diğer sağcı milliyetçi partilerin karşı karşıya olduğu zorluğu özetliyor: Yurt içindeki seçmenleri kendinden uzaklaştırmadan MAGA’nın uzattığı eli nasıl kabul edecekler?
Frohnmaier, “Avrupa’da bir CPAC düzenlerseniz, etkinliğin başında ABD milli marşı çalınır. Bu çok güzel bir marş. Fakat bazı kişilerde, bunun esasen… yurt dışından ithal edilmiş bir format olduğu izlenimini yaratabilir,” diyor.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak









