Avrupa
Avrupa’da “NATO olmayan NATO” tartışmaları

“Avrupalı NATO” kurulması yönündeki tüm çağrılara rağmen, birçok Avrupa ülkesindeki siyasetçiler ve askeri yetkililer, İttifak dışında askeri kapasite seçenekleri üzerinde çalışıyor.
German Foreign Policy’de yer alan analize göre bunun nedeni, kilit komuta merkezleri ve silah sistemlerinin Avrupa ülkeleri tarafından sağlanacağı bir “Avrupa NATO’su”nun bile, faaliyetleri Washington’un işine yaramazsa nihayetinde ABD tarafından “engellenebileceği” yönündeki endişelerden kaynaklanıyor.
Bu nedenle, bir süredir “B Planı” çağrıları giderek artıyor. İskandinav ülkelerinde ise “güçlü bir Kuzey Avrupa savunma kümesi”nin böyle bir planın “çekirdeği” olabileceği düşünülüyor.
Birleşik Krallık ise 2014 yılından bu yana, NATO ile uyumlu ama NATO’dan bağımsız olarak da faaliyet gösterebilen bir askeri güç olan Müşterek Sefer Gücü’nü (JEF) inşa ediyor. Northwood’daki karargahında her türlü bağımsız yapı mevcut.
Son zamanlarda, JEF’in on üye devleti, Rusya’ya karşı ortak deniz kuvvetleri kurmaya karar verdi.
Ayrıca, NATO’nun “modası geçmiş” doktrinlerle hareket ettiği öne sürülüyor; insansız hava aracı savaşına odaklanarak, savaşın “Avrupai” yöntemlerini bulmak hedefleniyor.
İsveç: Bir B planına ihtiyacımız var
NATO içinde Avrupa’dan gelen personel ve silahlara daha fazla güvenme çabalarının ve böylece aynı zamanda Avrupa üye devletlerinin ABD’ye karşı özerkliğini güçlendirme çabalarının ötesinde artık NATO dışında askeri yetenekler geliştirme seçenekleri de tartışılıyor.
Bunun itici gücü, en azından Avrupa ülkeleri silahlı bir çatışmaya karışırsa Washington’un sadece askeri desteğini esirgemekle kalmayıp Avrupa için NATO yapılarını engelleyebileceği korkusu.
ABD’nin bugüne kadar NATO’yu domine ettiği göz önüne alındığında (örneğin, kilit yapılar ABD liderliği etrafında ve ABD teknolojisi kullanılarak oluşturuldu) yakın zamanda The Economist “içeriden” bir kaynağın şu soruyu sorduğunu aktardı: “Amerika NATO’yu engellerse hangi emir komuta zinciri kullanılabilir?”
Brüksel Özgür Üniversitesi’nden Luis Simón’a göre, ABD olmadan “caydırıcılık ekosisteminin parçalanması” beklenmeye devam ediyor.
Fakat şu anda bazı silahlı kuvvetlerin, NATO’nun komuta altyapısına başvurmadan nasıl savaşabileceklerine dair gizlice planlar hazırladıkları bildiriliyor.
Yine The Economist, İsveçli bir hükümet yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Bir B Planına ihtiyacımız var.”
İskandinavya’da Rusya karşıtı ortak güç doğuyor
Böyle bir “B Planı” şu anda, özellikle de Kuzey Avrupa ülkelerinde tartışılıyor.
Finlandiya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (FIIA) uzman Matti Pesu, kasım ayında “güçlü bir İskandinav savunma kümesi”nin bu “B Planı”nın çekirdeği haline gelebileceğini belirtmişti.
Avrupalı müttefikler şu anda ABD’nin askeri gücünün yerini hiçbir şekilde tam olarak alamasa da, “daha yakın İskandinav entegrasyonu”nun “inandırıcı bir caydırıcılık ve savunma” sağlanmasına yardımcı olabileceğini söylemişti.
2023 yılından bu yana FIIA’nın “İskandinav Ağı”nın başkanlığını yürüten Pesu, özellikle Birleşik Krallık’ın operasyonel deneyimi ve denizcilik kapasitesiyle, Fransa’nın ise nükleer yetenekleri ve sefer kuvvetleriyle İskandinav ülkeleriyle askeri işbirliği açısından “doğal ortaklar” olarak değerlendirilebileceğini yazıyor.
Fransa, bir süredir nükleer şemsiyesinin genişletilmesi konusunda birkaç Kuzey Avrupa ülkesiyle görüşmeler yürütüyor.
Pesu ayrıca, Rusya’ya karşı Kuzeydoğu Avrupa ittifakına atıfta bulunarak, “dış ve savunma politikasında daha derin bir İskandinav-Baltık-Polonya koordinasyonuna ihtiyaç” olduğunu da belirtti.
Beş Kuzey Avrupa devleti, 2009 yılından bu yana İskandinav Savunma İşbirliği (NORDEFCO) çerçevesinde askeri işbirliği içinde.
Birleşik Krallık’ın Rusya karşıtı askeri yapısı: JEF
Birleşik Krallık liderliğindeki Müşterek Sefer Gücü (JEF), genellikle daha büyük ve her şeyden önce halihazırda faaliyette olan alternatif bir askeri yapı olarak gösteriliyor.
2014 yılında kurulan bu güç, 2018 yılından beri faaliyette ve yapısı “NATO’ya bağlı değil ama NATO ile uyumlu çalışır” diye özetleniyor.
Güç, Birleşik Krallık’ın yanı sıra beş İskandinav ve üç Baltık ülkesi ile Hollanda’dan oluşan on NATO üyesinden oluşuyor. Kanada’nın katılımı ise görüşülüyor.
JEF, NATO çerçevesi içinde müdahale edebiliyor ama ittifak içinde gerekli konsensüs sağlanamadığında bile askeri harekât düzenleyebilme yeteneğine sahip.
Bu bakımdan da Londra’nın kuzeybatısındaki Northwood’da bulunan karargâhı, istihbarat, planlama ve lojistik gibi alanlarda kapsamlı yeteneklere sahip. Ayrıca, NATO altyapısına bağımlı olmayan güvenli iletişim ağlarına da sahip.
Londra’daki Royal United Services Institute (RUSI) uzmanı Edward Arnold’un, bunun “JEF’i tüm alternatifler arasında en köklü yapı haline getirdiğini” söylediği aktarılıyor.
JEF, öncelikle askeri tatbikatlar için olmak üzere, aynı zamanda Rusya’ya yönelik Baltık Denizi’ndeki düzenli devriyeler için de halihazırda birkaç kez harekete geçirildi.
Çok kısa sürede müdahale edebilen hızlı müdahale güçlerine sahip ama odak noktası Kuzey Avrupa.
NATO’ya destek mi, NATO’dan ayrı mı?
Nisan ayında, JEF üye devletleri ortak deniz kuvvetleri kurma konusunda bir sonraki adımı atmaya karar verdiler.
Bu kuvvetler NATO’yu tamamlayıcı nitelikte planlanıyor fakat görünüşe göre kendi başlarına da operasyonel yeteneğe sahip olmaları amaçlanıyor.
İlk hedefler olarak ortak tatbikatlar ve acil durumlara yönelik koordineli hazırlıklar gösteriliyor. Deniz kuvvetlerinin karargâhı, JEF karargâhında olduğu gibi, Northwood’da bulunacak ve haberlere göre birlikler buradan “gerektiğinde” komuta edilecek.
Şu anda İngiliz Donanması’nın en üst rütbeli subayı olan Birinci Deniz Lordu ve aynı zamanda Deniz Kurmay Başkanı olarak görev yapan General Gwyn Jenkins, bu kuvvetlerin “gerekirse gerçek yetenekler, gerçek savaş planları ve gerçek entegrasyonla derhal savaşmaya hazır” olarak tasarlandığını vurguluyor.
Gelecekteki JEF deniz kuvvetlerinin düşmanı olarak, Jenkins’in “güvenliğimiz için en büyük tehdit” olarak tanımladığı Rusya gösteriliyor.
Gözlemciler, sadece deniz kuvvetlerine değil, JEF’e bir bütün olarak baktıklarında, bu güçte hâlâ önemli bir unsurun eksik olduğunu belirtiyorlar: Birleşik Krallık’ın yanı sıra Almanya, Fransa ve Polonya gibi başlıca aktörler.
Almanya şu anda deniz faaliyetlerini büyük ölçüde Baltık Denizi ve Kuzey Atlantik’e yoğunlaştırıyor. Fakat Berlin’in kendisini İngiliz liderliğine tabi kılmaya istekli olacağı şüpheli.
“Modası geçmiş” NATO doktrini
Avrupalı askeri liderler, JEF gibi NATO’dan bağımsız olarak faaliyet gösteren güçlere odaklanmanın yanı sıra, Ukrayna’daki savaş ve günümüzde insansız hava araçlarının (İHA’lar) ve giderek artan oranda robotların sahip olduğu muazzam önemin de etkisiyle, yeni savaş yöntemlerini değerlendirmeye başlıyor.
NATO içinde “taktik-operasyonel kavramsal düşünce”, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Başkomutan Yardımcısı John Stringer’ın kısa süre önce bir RUSI konferansında açıkladığı üzere, “1991’de büyük ölçüde durma noktasına geldi.”
Askeri yetkililer ve politikacılar, NATO doktrininin tamamının bu nedenle “modası geçmiş” olduğunu kabul ediyor; üstelik çoğu zaman gerekli teknolojiye de sahip değiller.
İran’daki savaş, genel kanıya göre çok daha zayıf olan ülkelerin, geleneksel standartlara göre çok daha güçlü silahlı kuvvetlere karşı stratejik olarak kendilerini savunmada başarılı olabileceğini gösteriyor.
Avrupa’daki silahlı kuvvetler, Ukraynalı askeri personel ve uzmanların yardımıyla artık savaşa yönelik yeni yaklaşımlar keşfetmeye başladı.
Financial Times (FT) bir Fransız hükümet yetkilisinin, bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri’nden uzaklaşmanın avantajlı olabileceği yönünde bir açıklamasına yer veriyor: “‘Daha az Amerika’, en azından şu soruyu nihayet sorabileceğimiz anlamına gelir: ‘Artık Amerikalılar gibi savaşmak zorunda kalmazsak, nasıl savaşacağız?’”
Avrupa
AfD-CDU işbirliği: Nazi kurbanları için “tökezleme taşı” yapılmayacak

Doğu Almanya’daki Heidenau kasabasında Nazilerin kurbanlarına adanmış “tökezleme taşı” anıtları AfD-CDU işbirliği ile yasaklandı.
Tartışmanın odağında, Heidenau belediye meclisi tarafından 25 Eylül’de kabul edilen ve “Stolperstein” adı verilen bu tür anıtların kaldırımlara yerleştirilmesini “saygısızlık” olarak nitelendirerek durdurmayı ve bunun yerine kasabanın Kuzey Mezarlığı’nın kullanılmasını öngören bir önerge yer alıyor.
Yere gömülü, üzerine yazıt işlenmiş küçük pirinç “tökezleme taşları”, yayaların durup eski sakinlerin kaderini düşünmelerini sağlamayı amaçlıyor.
Projenin web sitesine göre, şu anda Avrupa genelinde, çoğunluğu Almanya’da olmak üzere 1.860 belediyede 116.000 adet bu tür taş bulunuyor.
Heidenau’daki anıt taşlarının yerleştirilmesini engelleme girişimi, Hıristiyan Demokratlar (CDU) ile Almanya için Alternatif (AfD) partisi tarafından ortaklaşa desteklendi.
Kasabanın şu anki belediye başkanı Conny Örtel, bağımsız bir politikacı.
AfD, genel olarak Almanya’nın Holokost anma kültürüne karşı çıkmasıyla tanınıyor. Komşu Thüringen eyaletinde partiye liderlik eden Björn Höcke, bir keresinde Berlin’deki Holokost anıtını, Alman gururunu zedeleyen bir “utanç anıtı” olarak nitelendirmişti.
Öte yandan, azınlıkta da olsa bazı Yahudiler, anıtların üzerine basılabileceği ve yapraklar ya da çöplerle kaplanabileceği yerlere dikilmesinin saygısızlık olduğunu öne sürerek anıtlara karşı çıkıyor. Bu kişiler, taşların ayrıca vandalizmin hedefi olduğunu da belirtiyor.
Ne var ki, Münih’te taşların yerleştirilmesine başarıyla karşı çıkan Charlotte Knobloch’a göre Heidenau’daki önerge kurbanlar için değil; daha ziyade Almanya’nın anma kültürünü bastırmak için “AfD’li aşırılıkçıların şeffaf bir manevrası.”
Holokosttan sağ kurtulan Knobloch, “Heidenau’da şu anda olduğu gibi, anma yerlerini şehir siluetinden kaldırmak kesinlikle yanlış bir yaklaşım,” dedi.
Saksonya eyaletindeki Heidenau, projeye karşı harekete geçen ilk kasaba değil. Bavyera’daki Münih şehri, Knobloch’un yanında yer alarak, kamusal alanlarda bu taşların yerleştirilmesine izin vermemeyi 2004 yılında oylamıştı.
Kuzey Ren-Vestfalya’daki Pulheim şehrinde proje 2011’de engellenmişti ama belediye sonunda kararını değiştirdi ve 2022’de ilk yerleştirmelerin yapılmasına izin verdi.
Stolpersteinlerin ilginç bir yönü, hem ulusal gururu zedelediğini düşünen Almanya’nın sağcıları hem de kurbanların anısını yeterince yüceltmediğini düşünen bir Yahudi azınlık tarafından karşı çıkılması.
Belediye meclisinin bu kararı, AfD’nin ülke çapındaki seçimlerde destek kazanmaya devam ettiği bir dönemde geldi.
Partinin Heidenau’daki projenin yasaklanmasına verdiği destek, Holokost’un resmi kamu anma etkinliklerinin bastırılmasına yönelik olası adımlara ilişkin endişeleri tetikledi.
Cuma günü basına yaptığı açıklamada Knobloch, CDU’nun bu hamleyi “desteklemeye yanaşmasına” “dehşete düştüğünü” ekledi ve “Demokratik merkez, bu konuda kendine geri dönmeli ve daha iyi bir çözüm bulmalı,” dedi.
Avrupa
İngiltere, demiryolu işletmecisi Avanti West Coast’u kamulaştıracak

İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracağını duyurdu. Karar, yüksek bilet fiyatları, gecikmeler ve ülke ortalamasının iki katına çıkan sefer iptallerinin ardından geldi. Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, kamu denetimiyle güvenilir bir demiryolu ağı inşa etmeyi hedeflediklerini açıkladı.
İngiltere hükümeti, ülkenin en büyük demiryolu işletmecilerinden Avanti West Coast şirketini Mart 2027’de kamulaştıracak.
Ulaştırma Bakanı Heidi Alexander, X sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, “Avanti West Coast şirketinin demiryolu taşımacılığı hizmetlerini ilk fırsatta kamulaştıracağımızı yarın konferansta duyuracağım. Birleşik Krallık’ın güvenebileceği bir demiryolu inşa ediyoruz” dedi.
Alexander, The Times gazetesine verdiği mülakatta da Londra ile Manchester arasındaki hattaki hizmet kalitesinin uzun süredir memnuniyetsizlik yarattığına dikkat çekti. Bakan Alexander, şirketin kamu mülkiyetine geçmesiyle yolcuların “farkı hissetmeye başlayacaklarını” söyledi.
Avanti West Coast, Londra, Birmingham, İngiltere’nin kuzeybatısı ve Glasgow arasındaki ana güzergahta sefer düzenleyen, ülkenin en büyük şehirlerarası taşımacılık şirketleri arasında yer alıyor.
İngiltere Başbakanı Andy Burnham da Avanti West Coast şirketini güvenilmezlik, sefer iptalleri ve yüksek bilet fiyatları nedeniyle defalarca eleştirdi.
The Times gazetesinin haberine göre hükümet, sözleşme süresinin sona ermesiyle şirketi Mart ayında kamu mülkiyetine geçirmeyi planlıyor.
Avanti West Coast, bu yaz İngiltere genelinde sefer iptal oranı en yüksek şirket oldu. Şirketin iptal oranı, ülke ortalamasının iki katına ulaştı.
Birleşik Krallık’ın en yoğun demiryolu hattında zamanında varış oranları da geriledi.
Beş yıl önce trenlerin yaklaşık yüzde 60’ı varış noktasına vaktinde ulaşıyordu.
Şirket bir yıl içinde rötarlar nedeniyle yapılan 1,4 milyondan fazla tazminat başvurusunu onayladı. Bu sayı, 2019 yılına kıyasla yaklaşık 1 milyon artış gösterdi.
İngiliz demiryolları büyük oranda 1990’lı yılların ortalarında özelleştirildi. Yolcular, o tarihten bu yana hizmet kalitesinin düştüğünü, bilet fiyatlarının ise yükseldiğini savunuyor.
Bu olumsuz değişimler, Birleşik Krallık hükümetini yeniden kamulaştırma adımlarını başlatmaya sevk etti.
Kamulaştırma süreci fiilen başlamış durumda. 2024 yılı itibarıyla altı yolcu taşımacılığı imtiyazı kamu mülkiyetine geçmiş vaziyette.
Avrupa
ASML uyardı: İhracat kısıtlamaları Çin’i güçlü bir rakibe dönüştürür

ASML Genel Müdürü Christophe Fouquet, Batı’nın ihracat kısıtlamalarının Çin’i kendi yerli teknolojisini üretmeye teşvik ederek güçlü bir rakip yaratacağını söyledi. Hollandalı şirketin yöneticisi, ABD’nin Avrupa’ya gelişmiş sistemlerin sevkiyatını durdurması yönünde baskı kurduğu bir dönemde aşırı kısıtlamaların hedeflenenin aksi sonuçlar doğuracağını savundu.
Batılı ülkelerin uygulamaya koyduğu ihracat kısıtlamaları, hedeflenenin tam aksine sonuçlar doğurabilir ve gerekli ürünlere erişimi kesilen müşterileri kendi teknolojilerini geliştirerek Batı’ya rakip olmaya zorlayabilir.
Financial Times gazetesine konuşan Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin Genel Müdürü Christophe Fouquet, ABD’nin şirketin Çin’e yönelik sevkiyatlarını sınırlandırması için Avrupa üzerinde kurduğu baskıya dikkat çekti.
Bu baskı, silikon plakalar üzerine en hassas ve karmaşık devreleri basmak amacıyla 13,5 nanometre dalga boyuna sahip aşırı ultraviyole ışık kullanan EUV litografi teknolojisine dönük ihracat kontrollerini de kapsıyor. Bu gelişmiş mikroelektronik pazarında ASML yalnızca Amerikan şirketlerinin gerisinde kalıyor.
Fouquet açıklamasında, “Belirli teknolojilerin meşru ve somut gerekçelerle sınırlandırılabileceğini anlıyoruz; ancak aşırıya kaçarsak ulaşmak istediğimiz hedefin tam zıddı sonuçlarla karşılaşırız” dedi.
ASML yöneticisine göre bu tür engeller Çin için bir yenilik motivasyonuna dönüşüyor:
“Aşırı kısıtlamalar çaresizlik doğurur. Çaresizlik ise insanların kendi geliştirdikleri sistemleri hızlandırmaları ve nihayetinde güçlü birer rakip haline gelmeleri yönünde muazzam bir iştah yaratır.”
Yarı iletken imalatında kullanılan litografi sistemlerinin üretiminde uzmanlaşan ASML Holding, Avrupa’nın en değerli halka açık şirketi konumunda.
Piyasa değeri yaklaşık 588 milyar euro seviyesinde olan ASML’yi, 217,4 milyar euroluk piyasa değeriyle Siemens takip ediyor.
Şirket, yapay zeka çiplerine yönelik ekipman talebinin artmasıyla 2026 yılında Avrupa’nın zirvesine yerleşti.
ABD Başkanı Donald Trump ise ülkesinin yapay zeka alanında Çin’in 1 ila 1,5 yıl önünde olduğunu savunuyor.
Trump, “Muhtemelen Çin’in bir ya da bir buçuk yıl ilerisindeyiz. Üçüncü sırada kimse yok. Yalnızca biz ve Çin varız. Oldukça geniş bir farkla lider durumdayız” ifadelerini kullandı.
Yapay zeka yarışını kazanan tarafın küresel arenada belirleyici üstünlük elde edeceğini dile getiren Trump, Anthropic yöneticisi Dario Amodei ve OpenAI CEO’su Sam Altman gibi sektör liderlerinin teknolojinin hızlı gelişimine dair risk uyarılarının kendisini “endişelendirmediğini” söyledi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD ziyareti ve Trump ile temaslarının ardından Beyaz Saray, Washington ve Pekin’in “süper zeka” kaynaklı tehditleri ele almak üzere özel bir iletişim kanalı kuracağını duyurdu.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Rusya2 hafta önceWSJ: Rusya ucuz silah üretiminde ABD ve Ukrayna’yı geride bıraktı










