Avrupa
“Avrupalı NATO” hızlanıyor

ABD’nin ittifak içindeki ağırlıklarını azaltması ve Avrupa’dan kısmi çekilme hazırlıkları ile birlikte “Avrupalı NATO” planı hızlanmaya başladı.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ve üst düzey NATO generalleri, NATO’nun “Avrupalılaşması” konusunda hızlı ilerleme kaydedildiğini bildirdi.
NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı ABD’li General Alexus Grynkewich’in de teyit ettiği üzere, Avrupalı NATO üye ülkeleri, Washington’un haziran başında NATO’dan geri çektiği çok sayıda ABD askeri uçağı, savaş gemisi ve askeri birimin yerini sadece birkaç hafta içinde doldurmayı başardılar.
Avrupalı birimler şu anda ABD birimlerinin yerine konuşlandırılmak üzere hazır bekliyor.
Geçen hafta Pistorius, Estonya’nın Valga kentindeki 1. Alman-Hollanda Kolordusunun, Estonya ve Letonya’daki tüm NATO operasyonlarının taktik karargahı olarak kullanılmasını da resmen onayladı.
Bu kolordu, Polonya ve Litvanya’daki operasyonların karargahı olarak görev yapmaya devam eden Szczecin’deki Alman-Polonya-Danimarka Kuzeydoğu Çokuluslu Kolordusu ile paralel olarak faaliyet gösteriyor.
“Avrupalı NATO”nun gelişimi Washington’da övgüyle karşılanıyor. Pentagon’da, ABD’nin yükünü hafifletmeyi ve böylece ABD’nin başka yerlerdeki operasyonlarını mümkün kılmayı amaçlayan “NATO 3.0”dan söz ediliyor.
Washington, bu konuda Almanya’nın liderliğini de övüyor.
ABD’nin yerini Avrupa alıyor
Bir kriz durumunda ABD olmadan bile ittifakın işlevselliğini sürdürebilmesi için Avrupa üye ülkelerinin NATO içindeki faaliyetlerini genişletme planları, geçen yılın başından beri sistematik olarak yürütülüyor.
Bu planlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci dönem göreve başlaması ve daha önce defalarca tehdit ettiği gibi ABD’yi NATO’dan gerçekten çekip çekmeyeceğine dair belirsizlikten kaynaklanıyor.
Wall Street Journal’ın nisan ayında bildirdiği gibi, başlangıçta bu konuda öncülüğü tek tek NATO ülkeleri üstlenmiş olsa da, geçen yılın sonlarında Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in Almanya’nın da bu çabalara katılacağına karar vermesiyle bu çabalar önemli bir ivme kazandı.
Somut olarak amaç, hem personel hem de teçhizat açısından her düzeyde baskın olan ABD varlığını, Avrupa’dan gelen subaylar ve silah sistemleriyle değiştirmek.
Örneğin, şubat ayı başında duyurulan en son büyük personel değişikliğinde, daha önce her ikisi de ABD’li generaller tarafından yürütülen Napoli’deki Müşterek Kuvvet Komutanlığı ve Norfolk, Virginia’daki Müşterek Kuvvet Komutanlığı’nın komuta kademelerine Avrupalı generaller terfi ettirildi.
NATO tatbikatları da giderek daha fazla Avrupa liderliğinde ya da hatta tamamen Avrupalı birliklerle gerçekleştiriliyor.
Ağır bombardıman uçakları hariç boşluklar dolduruluyor
Birkaç gün önce, Avrupalı NATO üye ülkeleri bir adım daha attı.
Haziran başında Belçika’nın Mons kentindeki NATO Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Karargahı’nda (SHAPE) düzenlenecek olan ittifak içi kuvvet kaynaklandırma konferansından kısa bir süre önce, ABD çok sayıda uçak, insansız hava aracı, gemi ve denizaltıyı “kullanıma sunmaktan çekmişti.”
Bu, söz konusu araçların NATO operasyonları için daha önce sağlanan kullanılabilirliklerinin sona erdiği anlamına geliyordu.
Bu karar, diğerlerinin yanı sıra iki uzun menzilli bombardıman kanadından birini, 153 avcı uçağından 54’ünü ve kruvazör ile muhrip birimlerinin yarısını kapsıyordu.
Geçen hafta, Avrupa’daki NATO üyelerinin NATO zirvesi öncesinde bu eksiklikleri “büyük ölçüde gidermeyi” başardıkları bildirildi; bu durum, Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı (SACEUR) ABD’li General Alexus Grynkewich tarafından da doğrulandı.
Haberlere göre, örneğin, ABD’nin uzun menzilli bombardıman uçakları için henüz uygun bir yedek bulunamadı. Bununla birlikte, Grynkewich’in yardımcısı John Stringer’ın ifadesine göre, genel süreç, NATO içinde “daha güçlü bir Avrupa”nın kanıtı.
Yaşar Güler: NATO, Avro-Atlantik güvenliği için eşsiz ve temel bir platform
Almanya-Hollanda ortaklığında yeni karargah Baltık’ta
Geçen hafta, Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) ve Hollanda Silahlı Kuvvetleri Estonya’da bir adım daha attı.
Litvanya sınırındaki Valga’da, Savunma Bakanı Boris Pistorius’un huzurunda 1. Alman-Hollanda Kolordusu, Estonya ve Letonya’daki tüm NATO operasyonları için taktik karargâh rolünü üstlendi.
1995 yılında kurulan bu kolordu, daha önce ağırlıklı olarak Afganistan’da görev yapmıştı. Artık Rusya’ya karşı olası bir savaşın hazırlıklarına doğrudan dahil olmuş durumda.
Bu durum, Baltık bölgesindeki sorumluluk dağılımını şu şekilde değiştirdi: Merkezi Polonya’nın Szczecin kentinde bulunan ve Almanya, Polonya ve Danimarka tarafından yönetilen Çokuluslu Kuzeydoğu Kolordusu, Estonya ve Letonya’ya ilişkin önceki sorumluluğunu devretmiş olup, bundan böyle bir taktik karargah olarak yalnızca Polonya ve Litvanya’daki NATO operasyonlarını yönetecek.
Buna, Belarus’tan Polonya-Litvanya sınırı boyunca Kaliningrad’a uzanan jeostratejik açıdan son derece hassas Suwałki Koridoru da dahil.
NATO stratejistleri bu koridoru, bir Rus saldırısı için potansiyel bir hedef olarak görüyor.
Almanya Federal Savunma Bakanlığı’nın yakın tarihli bir açıklamasına göre, 1. Alman-Hollanda Kolordusunun yeni rolü, “NATO içindeki Avrupa’nın rolünü” güçlendiriyor.
“NATO 3.0” yol alıyor: Elbridge Colby’nin tezleri
NATO’nun Avrupalılaşması, ABD ile tam bir uyum içinde ve aslında ABD’nin baskısı altında gerçekleşiyor.
Bu durum, 12 Şubat’ta Brüksel’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısında Elbridge Colby’nin yaptığı açıklamalarla örneklendirilebilir.
Savaş Bakanlığı Politika Müsteşarı olarak görev yapan ve Pentagon’da etkili bir isim olan Colby, toplantıya Savaş Bakanı Pete Hegseth adına katıldı.
Colby’ye göre NATO şu anda yeni bir aşamaya giriyor. Kuruluşunu takip eden on yıllarda Sovyetler Birliği’ne karşı ortak transatlantik mücadeleye odaklanmış olsa da, 1990’dan itibaren odağını ittifakın sınırlarının çok ötesindeki denizaşırı operasyonlara –örneğin Yugoslavya’da ve ardından Afganistan’da– kaydırdı.
Colby, “NATO 1.0”dan “NATO 2.0”a geçişten bahsetti. Fakat şimdi görev, “NATO 3.0”a geçişi gerçekleştirmek.
Bunun nedeni, ABD’nin şu anda yeni önceliklere odaklanmış olmasıdır: Bir yandan Latin Amerika ve Karayiplerdeki yeni askeri faaliyetlere; diğer yandan ise Asya-Pasifik bölgesinde daha güçlü bir varlık göstermeye odaklanıyor.
Buna ek olarak Colby, ABD’nin aynı anda birden fazla cephede savaş yürütebilme kapasitesine sahip olması gerektiğini açıkladı.
ABD, Almanya’yı liderlik için zorluyor
Ayrıca Colby, bunun Avrupa ülkelerinin savunmalarını mümkün olduğunca kendi başlarına sağlamaları gerektiği anlamına geldiğini belirtti.
Örneğin nükleer caydırıcılık dışında, ABD’nin artık bunun için yeterli yedek kapasitesi bulunmuyor.
Bu nedenle Avrupa’daki NATO üyeleri, sadece askeri harcamalarını artırmaya devam etmekle kalmayıp aynı zamanda askeri kapasitelerini de acilen genişletmek zorunda kalacak.
Amaç, sadece “hazırlık” durumunu değil, aynı zamanda silah ve mühimmat stoklarını ve her türlü savunma teçhizatı üretimi için “endüstriyel kapasiteleri” de güçlendirmek.
Colby’ye göre bu başarılı olursa, NATO mevcut anlaşmazlıklarından eskisinden daha güçlü bir şekilde çıkacak.
Colby, nisan ayı sonunda X’te, o dönemde benimsenen Alman askeri stratejisine ilişkin bir değerlendirmeyle bu konuyu ayrıntılı olarak ele aldı.
Colby, belgenin Almanya’nın şu anda “liderlik rolünü” üstlendiğini teyit ettiği sonucuna vardı. Pentagon, Avrupalı NATO üye devletlerine, özellikle de Almanya’ya yardım sağlamaya hazır olduğunu kaydeden Colby, Alman askeri stratejisini “NATO 3.0’a doğru net ve inandırıcı bir yol” olarak selamladı.
Müsteşar, stratejinin, “Avrupa’daki NATO’yu hızla gerçek anlamda güçlü hale getirmek için son derece uygun” olduğunu da vurguladı.
Avrupa
NATO’da füze mühimmatı için ortak kullanım adımı

Euractiv’in haberine göre ABD, ürettiği füze ve roketlerin Avrupa menşeli fırlatıcılarda kullanılmasına izin vermeyi değerlendiriyor. Bu adım, NATO müttefiklerinin olası bir savaş durumunda mühimmatı ortak kullanmasının önündeki en büyük engellerden birini kaldırmayı amaçlıyor. Kural esnetilirse Avrupa’nın uzun menzilli roket topçusu gücünü artırma sürecinde ortaya çıkan uyumsuzluk sorunu aşılacak.
Euractiv’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre ABD, kendi üretimi füze ve roketlerin Avrupa menşeli fırlatıcılarda kullanılmasına onay vermeyi değerlendiriyor.
Bu kararın hayata geçmesi, NATO müttefiklerinin savaş zamanında mühimmatı ortaklaşa kullanabilmesinin önündeki en kritik engellerden birini ortadan kaldıracak.
Washington yönetimi, kilit önemdeki Amerikan mühimmatının kullanımını uzun süredir HIMARS, M270 ve benzeri ABD tasarımı sistemlerle sınırlandırıyordu.
Haberde, bu kuralların gevşetilmesinin, Avrupa’nın uzun menzilli roket topçusu kapasitesini hızla artırma sürecinde beliren en zayıf noktalardan birini çözeceği kaydedildi.
NATO ülkeleri giderek daha fazla fırlatıcı satın alsa da mevcut sistemlerin tamamı aynı mühimmatı ateşleyemiyor.
Avrupa ülkeleri Soğuk Savaş döneminde geniş bir füze rampası envanterine sahipti. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından savunma bütçelerinde gidilen kesintiler nedeniyle bu filolar ciddi oranda daraltıldı.
Örneğin Almanya başlangıçta 200’den fazla LARS-II roket fırlatıcıya, ardından Amerikan M270 modelinin Alman versiyonu olan 150’yi aşkın MARS sistemine sahipti. Bugün ise Berlin’in elinde 40 adetten az MARS II fırlatıcı bulunuyor.
Fransa’nın 55 araçlık M270 filosu 9 adede gerilerken, İspanya Teruel sistemlerini 2011 yılında hizmet dışı bıraktığından bu yana hiçbir roket topçusu kabiliyetine sahip değil.
Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı askeri harekatın ardından Avrupa devletleri savunma alanına yoğun yatırım yapmaya başladı.
Almanya yaklaşık 200 adet Euro-PULS fırlatıcı almayı planlarken, Polonya 500 adede kadar HIMARS sistemi satın almayı hedefliyor. Fransa kendi sistemini geliştirme yoluna giderken Danimarka, İspanya, Hollanda ve Yunanistan da Euro-PULS fırlatıcıları tedarik ediyor.
Bununla birlikte, örneğin ABD’nin MFOM mühimmat ailesi yalnızca ABD yapımı onaylı sistemlerden ateşlenebiliyor. Bu durum, ittifakın diğer üyelerinde mühimmat bulunsa dahi her fırlatıcının bunları kullanamamasına yol açıyor.
Washington daha önce Almanya’nın mühimmatı diğer platformlara entegre etme taleplerini geri çevirmişti. Ancak başlayan müzakerelerle bu kısıtlamanın kalkması bekleniyor.
Almanya Savunma Bakanlığı yetkililerine göre Amerikan sistemlerinin entegrasyonu teknik açıdan oldukça basit; süreci şimdiye kadar engelleyen tek unsur ABD’nin gizli yazılımları paylaşma konusundaki isteksizliği de dahil olmak üzere siyasi ve ticari engeller oldu.
Bloomberg’in haziran ayında yayımladığı habere göre Avrupa, olası bir savaş veya kriz anında ABD’nin bölgeyi kurtarmak için sevk edeceği kaynak ve teçhizatı sert biçimde azaltacağı ihtimaline hazırlanıyor.
Üst düzey bir Batılı askeri yetkili, ABD’nin Avrupa ülkelerinde bulunmayan stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yüzde 30 azaltmayı planladığını aktardı.
Planlar arasında keşif ve taarruz insansız hava araçlarının mevcudiyetini yüzde 75 ila yüzde 100, donanma gemilerinin sayısını ise yaklaşık yüzde 50 oranında düşürmek de yer alıyor.
The New York Times da Washington’ın NATO müttefiklerine yönelik askeri desteği azaltma niyetinde olduğunu yazmıştı.
Avrupa
Fransa’da vergi dairesini soyan korsanlar verileri sattığını duyurdu

Fransa Vergi Genel Müdürlüğünden yüz binlerce mükellefe ait bilgileri çalan ZeroBytes adlı hacker grubu, verileri sattığını iddia etti. Dark web üzerinden faaliyet gösteren grup, aynı veri tabanını başka alıcılara da satmayı sürdüreceğini bildirdi. Fransız makamları siber saldırıyla ilgili soruşturma başlatırken hükümet kriz toplantısı düzenledi.
Fransa Vergi Genel Müdürlüğüne (DGFiP) yönelik kitlesel veri hırsızlığının arkasında yer alan ve kendilerini Fransız bir ikili olarak tanıtan siber korsan grubu ZeroBytes, çaldıkları verileri sattıklarını iddia etti.
Daha önce düzenledikleri siber saldırılarla da bilinen grup, pazartesi günü AFP’ye yaptığı açıklamada, çalınan dosyaları “birkaç bin avro” karşılığında “iki kişiye” sattıklarını öne sürdü.
Alıcıların kimliği hakkında ayrıntı vermeyi reddeden grup, aynı veri tabanının kopyalanarak birden fazla müşteriye devredilebileceğini belirterek “Veriler halen satılık” dedi.
ZeroBytes, kendilerini Fransız olarak niteleyen iki korsandan oluştuklarını savunuyor.
AFP, çalınan verilerin satışına ayrılmış bir karanlık ağ (dark web) forumunda paylaşılan irtibat bilgileri üzerinden grupla Telegram aracılığıyla temas kurdu. Hedeflerine ilişkin soru üzerine grup, “Sanırım para dışında” belirli bir saiklerinin bulunmadığını belirtti.
Dolandırıcılar için zengin bir veri kaynağı
Fransa Vergi Genel Müdürlüğü, haziran sonu ve temmuz sonunda gerçekleşen iki ayrı yetkisiz erişimi ve en az 678 bin bireysel ve kurumsal mükellef ile kadastro kayıtlarındaki yaklaşık 200 bin hesaba ait bilgilerin çalındığını 14 Ağustos’ta teyit etti.
Bireysel mükelleflerden çalınan vergi bilgileri arasında ad ve soyadlar, referans vergi geliri, aile katsayısı ile kaynakta kesinti oranı yer alıyor.
DGFiP’ye göre kurumsal mükelleflere ait veriler “daha az hassas” nitelik taşıyor. AFP’nin incelediği bir örneklemde, aralarında büyük bir Fransız otomotiv yan sanayi şirketinin bir bağlı ortaklığının da bulunduğu küçük ve orta ölçekli işletmelere ait bilgilerin ağırlıkta olduğu görüldü.
Söz konusu kayıtların içerdiği ayrıntılar, hedef odaklı dolandırıcılık endişelerini artırıyor.
Siber suç ekonomisinde bir sisteme sızan korsan genellikle bu bilgileri doğrudan kullanan kişi olmuyor; çalınan veri tabanları çoğunlukla dolandırıcılık uzmanlarına satılıyor.
Uzaktan erişim bağlantısı istismar edildi
ZeroBytes, ilk saldırıyı gerçekleştirmek için vergi dairesi personelinin kullandığı bir Sanal Özel Ağa (VPN) erişim sağladığını iddia etti.
Bu sanal özel ağ, kurum çalışanlarının idarenin dahili araçlarına uzaktan ve güvenli bir şekilde bağlanmasına imkan tanıyor.
Grubun aktardığına göre korsanlar, maliye yönetimi bağlantıyı kesmeden önce bu erişim sayesinde yaklaşık 680 bin satır veriyi çekmeyi başardı.
Temmuz sonunda düzenlenen ikinci siber saldırı ise gayrimenkul mülkiyetine ilişkin bilgilere erişim sağlayan Profesyonel Kadastro Verileri Sunucusu’nu (SPDC) hedef aldı.
DGFiP, cuma günü yaptığı açıklamada, öncekilere kıyasla “daha karmaşık” bir saldırıya maruz kaldığını kabul etti.
Olaya ilişkin ilk teknik tespitleri yayımlayan FrenchBreaches adlı uzman internet sitesinden Sébastien, AFP’ye yaptığı değerlendirmede grubun profilini tamamen inandırıcı bulduğunu ifade etti.
Sébastien’e göre sisteme sızılması teknik bir başarıdan ziyade “DGFiP’nin olası bir zafiyetine” işaret ediyor. Sébastien, yüz binlerce satır verinin çekilmesi karşısında herhangi bir sistem uyarısının verilmemiş görünmesini de sorguladı.
DGFiP Genel Müdürü Amélie Verdier, cuma günü basına yaptığı açıklamada, “Karşımızda bilgileri parça parça vererek açıkça oyun oynayan biri var” diyerek tepkisini dile getirdi.
Korsanların geçmiş saldırı sicili
ZeroBytes, vergi idaresini hedef almadan önce de karanlık ağ forumlarında süpermarket zinciri Intermarché ve Fransa Hentbol Federasyonuna yönelik siber saldırıları üstlenmişti.
Grup ayrıca yaz döneminde büyük bir Fransız telefon operatörü ile bir otelcilik grubundan veri çaldığını öne sürdü; ancak bu iki saldırı ilgili şirketler tarafından doğrulanmadı.
Çalınan verilerin satıldığı forumlarda Fransız kuruluşları sıklıkla hedef listelerinde yer alıyor. ZeroBytes, Fransa’ya yönelme nedenlerini bu kurumların “hacklenmesi kolay” olmasıyla açıkladı.
Paris Savcılığı, olayla ilgili olarak “yetkisiz veri çekme” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçlamaları başta olmak üzere adli soruşturma başlattı.
Başbakan Sébastien Lecornu ise bakanlıklar arası bir kriz toplantısı düzenledi. Soruşturma kapsamında korsanlar “yetkisiz veri çekme” suçundan yedi yıla kadar hapis cezası istemiyle karşı karşıya bulunuyor.
Siber saldırıdan etkilenen 678 bin mükellefle, olası hedefli dolandırıcılık girişimlerine karşı uyarılmaları amacıyla pazartesi gününden itibaren tek tek iletişime geçilmesi planlandı.
Avrupa
Almanya’da askere alımlar artmaya devam ediyor

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) aktif asker sayısı 186.700’e ulaşarak son 13 yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Savunma Bakanlığı’nın temmuz ayına ait yeni verilerine göre, Bundeswehr son 12 ayda yaklaşık 3.700 erkek ve kadını kadrosuna kattı. Bu, yaklaşık %2’lik bir artışa tekabül ediyor.
Genel olarak, Bundeswehr geçen ay 47.300 başvuru aldı; bu rakam, Temmuz 2025’e kıyasla %26 artışa işaret ediyor.
Fakat bakanlık, çoğu yeni subayın eğitiminin bu ay içinde başlaması nedeniyle temmuz ayında genellikle mevsimsel bir askere alma artışının yaşandığını belirtti.
Yine de bu artış, Almanya’nın hedeflediği noktadan hâlâ çok uzak: 2035 yılına kadar 260.000 aktif asker ve 200.000 yedek asker.
Yıllık yaklaşık %2’lik mevcut büyüme hızı artmazsa, Berlin hedefine ulaşmakta zorlanacak.
Bu oranda doğrusal bir artış, önümüzdeki dokuz yıl içinde sadece yaklaşık 36.000 asker ekleyecek.
Bu rakam, Almanya’nın ihtiyaç duyduğunu belirttiği yaklaşık 80.000 ek askerden çok uzak.
Bu açığı kapatmaya yardımcı olmak amacıyla, özellikle yedek kuvvetler konusunda Almanya, bu yıl 6 aylık gönüllü askerlik hizmetini hayata geçirdi.
Şu anda yaklaşık 12.100 gönüllü ve kısa süreli sözleşmeli asker hizmet vermekte olsa da, gönüllü hizmetin Berlin’in umduğu sayıları sağlayıp sağlayamayacağı konusunda şüpheler devam ediyor.
Parlamentonun Alman ordusu sorumlusu Henning Otte, programın gerekli artışı sağlayacağı konusunda “biraz şüpheli” olduğunu belirtti.
Bundeswehr, bu yıl 20.000, 2027’de ise 23.000 gönüllü çekmeyi hedefliyor. Bu hedefler tutturulamazsa, Berlin zorunlu askerlik uygulamasını yeniden getirebilir.
Bu kapsamda Almanya, dijital dönüşümü bir adım daha ileri götürerek, Bundeswehr’in askere alma kanallarını sosyal medya kültürüne uyum sağlayan bir askeri kurumun en göze çarpan örneklerinden biri haline getirdi.
TikTok’ta, Bundeswehr Karriere hesabı, askere alma mesajlarını mizah, samimi videolar ve askeri yaşamın gündelik yönlerini yansıtan perde arkası içerikleriyle harmanlıyor.
Silahlı kuvvetleri yalnızca resmi törenler veya askeri teçhizat görüntüleri aracılığıyla tanıtmak yerine, bu strateji kişilere odaklanıyor.
Askerler görevlerini açıklıyor, eğitim rutinlerini gösteriyor ve askeri hayata daha samimi bir bakış açısı sunuyor.
2026 yılında Almanya, askere alma kampanyasının başlatılmasının ardından silahlı kuvvetlerine olan ilginin arttığını kaydetti; başvuru sayısında geçen yıla göre %20 artış görüldü.
Dünya Basını2 hafta önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını7 gün önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio yapay zeka balonu ve küresel borç krizini değerlendirdi
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi








