Avrupa
Avrupa’da elma şarabı savaşları

Avrupa Komisyonunun elma şarabı adlandırmasını yalnızca elma ve armut suyundan yapılan içeceklerle sınırlandırma girişimi, Danimarka, İsveç ve Finlandiya’nın sert muhalefetiyle karşılaştı. Üretici ülkeler ve Carlsberg gibi sektör devleri, bu düzenlemenin rekabeti engelleyeceğini ve tüketicilerin kafasını karıştıracağını savunuyor.
Avrupa genelinde meyve ve orman meyvesi aromalı elma şarabı üretiminde öne çıkan Danimarka, İsveç ve Finlandiya, Avrupa Komisyonunun “elma şarabı” (sidr) adlandırmasını yalnızca elma ve armut suyundan üretilen içeceklerle sınırlama planına karşı ortak bir mücadele yürütüyor.
The Financial Times gazetesinin Komisyon kaynaklarına ve sektör uzmanlarına dayandırdığı haberine göre, bu durum birlik içinde bir “elma şarabı savaşı” başlattı.
Avrupa Komisyonunun hazırladığı taslak düzenleme, geleneksel yöntemlerin dışındaki tüm aromalı varyasyonların “elma şarabı bazlı içecek” olarak adlandırılmasını öngörüyor.
İsveç, Danimarka ve Finlandiya’dan Avrupa Parlamentosu milletvekilleri ise bu öneriye karşı çıkıyor. Parlamenterler, Fransa ve İspanya’daki geleneksel üreticilerin kendi yerel ürünleri için haksız bir koruma elde etmeye çalıştıklarını savunuyor.
“Sektör coğrafi ve kültürel hatlarla bölünecek”
Tartışmaya Somersby markasının üreticisi olan Danimarkalı bira üreticisi Carlsberg de müdahil oldu. Şirketin Halkla İlişkiler Kristian Henningsen, Avrupa Komisyonunun getirmek istediği standartların tüketicilerin kafasını karıştıracağını, sektörü böleceğini ve Brüksel’in rekabetçilik vizyonuyla çelişeceğini ifade etti.
Henningsen, “Avrupalı üreticiler ve ortak pazar, kültürel ve coğrafi sınırlarla gereksiz yere bölünecek. Komisyonun, AB’nin sadeleştirme ve rekabetçilik programına açıkça aykırı olan bu standartları geliştirmeyi durdurması gerektiğine inanıyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Finli Avrupa Parlamentosu Milletvekili Pekka Toveri de Komisyon yetkililerinin, tüketicilerin kitlesel üretim elma şarapları ile Normandiya veya Asturias gibi bölgelerin geleneksel ürünlerini ayırt edemeyeceği yönündeki kaygılarının yersiz olduğunu belirtti.
Toveri, bu yaklaşımın tüketicilerin seçici becerilerini küçümsediğini vurguladı.
Finlandiya’da Crowmoor, Happy Joe, Lepola ve Kuura; İsveç’te Älska, Rekorderlig, Brännland Iscider ve Skål Cider; Danimarka’da ise Somersby, Æblerov, Decideret Cider ve Fejø Cider gibi markalar pazarın önemli kısmını oluşturuyor.
Bir parlamenter, konuyu ironik bir dille ele alarak, “2027 yazında güneşli bir günde bara gidip en sevdiğiniz elma şarabından bir bardak istediğinizde, barmenin size ‘Geleneksel elma şarabı mı, standart elma şarabı mı yoksa elma şarabı bazlı içecek mi istiyorsunuz?’ diye sormasıyla karşılaşabilirsiniz” ifadesini kullandı.
Komisyon geri adım atarak üçlü kategori önerdi
Üç kuzey ülkesinin gösterdiği direncin ardından Avrupa Komisyonu pozisyonunu yumuşatmak zorunda kaldı. The Financial Times gazetesinin ulaştığı yeni taslak metne göre Komisyon, pazarı üç kategoriye ayırmayı teklif ediyor:
Klasik elma şarabı: Yüzde 100 elma suyundan üretilen içecekler.
Elma şarabı: En az yüzde 35 elma suyu içeren içecekler.
Elma şarabı bazlı içecek: Yüzde 35 barajının altında elma suyu içeren, meyve ve aroma katkılı içecekler.
İsveçli üreticiler, geleneksel İspanyol ve Fransız ürünleri ile İsveç tarzı elma şaraplarının bir arada var olmasına izin verecek yapıcı bir çözümün bulunmasını umuyor.
Avrupa Komisyonu yetkilileri ise harmonize standartlar belirleme sürecindeki zorlukları kabul ederek, tüm üye ülkelerin desteğini alabilecek ortak bir formül arayışının sürdüğünü aktarıyor.
Sektör küresel ölçekte büyüyor
Analiz şirketi Grand View Research tarafından ocak ayında yayımlanan rapora göre, küresel elma şarabı sektörü büyüme eğilimini sürdürüyor. 2
024 verilerine göre küresel elma şarabı pazarının yüzde 37’sini Avrupa oluştururken, ciro bazında liderliği Meksika elinde tutuyor.
Kuzey Amerika ile Asya-Pasifik bölgelerinde pazar her yıl ortalama yüzde 5,9 büyürken, Hindistan ve Çin’deki büyümenin arkasında yükselen orta sınıf ve genç tüketici kitlesi yer alıyor.
Rusya Federal Alkol ve Tütün Pazarı Düzenleme Kurumu verilerine göre ise elma şarabı, 2025 yılında Rusya’da en hızlı büyüyen fermente içecek kategorisi haline geldi ve yıllık 13,4 milyon dekalitre hacme ulaşarak yüzde 27,8 büyüme kaydetti.
Romir araştırma şirketinin verileri de 2025 yılı boyunca yetişkin Rusya vatandaşlarının yüzde 5,3’ünün en az bir kez elma şarabı satın aldığını gösteriyor.
Ancak Rusya’da 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek yeni mevzuat gereği, yalnızca elma şırası veya elma konsantresinden üretilen ürünlerin “elma şarabı” adını taşımasına izin verilecek.
Sektör temsilcileri, bu sınırlama nedeniyle meyve ve orman meyvesi aromalı ürünlerin üretim hacminde düşüş yaşanmasını bekliyor.
Avrupa
AfD, CDU ile ittifak kurmayı hedefliyor

Almanya için Alternatif (AfD), eyalet hükümeti kurabilmek için Friedrich Merz’in partisi Hıristiyan Demokratlarla (CDU) ittifak kurmaya çalışıyor.
AfD, Almanya’nın merkez partilerinin eyalet veya federal düzeyde kendisiyle işbirliği yapmayı reddettiği bir “güvenlik duvarı” politikası nedeniyle hükümetlerden uzak tutuluyor.
Fakat pazar günü Saksonya-Anhalt’ta elde ettiği ezici seçim zaferinin ardından, bu politikada çatlaklar oluşmaya başladı.
The Telegraph’ın edindiği bilgiye göre, CDU içindeki muhalifler AfD’ye destek vermek istiyor.
AfD’nin önemli isimlerinden milletvekili Maximilian Krah, Saksonya-Anhalt eyaletindeki CDU’lu siyasetçilerin desteğini kendi partisine kaydırmayı düşündüklerini söyledi.
Kimlikleri açıklanmayan bu muhalifler, pazar gecesi yaşanan “felaket” niteliğindeki seçim sonucuna o kadar öfkelenmişlerdi ki, AfD ile aralarındaki engeli aşmak istediler.
Krah, The Telegraph’a verdiği demeçte, “Hıristiyan Demokratlar içinde, bu felaket sonucun ardından, kaybeden partiler yerine bize katılmayı tercih edecek bazı kişiler var,” dedi.
AfD, Saksonya-Anhalt’ta oyların yüzde 43’ünü aldı ama hükümet kurmak için yeterli sayıda sandalye kazanamadı.
Parti, diğer partilerin desteği olmadan eyaleti yönetmek için gerekli olan mutlak çoğunluğa üç sandalye uzak.
Saksonya-Anhalt’ta iktidar partisi olmasına rağmen yüzde 17’de kalarak kötü bir sonuç alan CDU’nun performansı, güvenlik duvarının ayakta kalıp kalamayacağına dair soru işaretleri yaratıyor.
AfD lideri Alice Weidel de Saksonya-Anhalt’taki CDU üyelerinin taraf değiştirip AfD liderliğindeki bir hükümeti desteklemeyi düşündüklerine dair imalarda bulundu.
AfD’nin CDU’daki “isyancılardan” somut bir taahhüt alıp almadığı ya da sadece krizle boğuşan merkez sağ partinin liderlerine karşı psikolojik savaş yürüttüğü henüz netleşmedi.
Bugün yaptığı basın toplantısında Siegmund, partinin “değerlerimize sadık kalmasına” ve “ülkemizdeki siyasi sorumluluğun üstesinden gelmesine” imkân verecek bir anlaşmaya ancak o zaman gireceğini söyledi.
AfD’li siyasetçi, “Görüşmelere açığız ve bu tarihi görevin üstesinden gelebilecek parlamento grupları olup olmadığını göreceğiz,” dedi.
AfD’nin eşbaşkanı Tino Chrupalla ise parti yönetiminin “tüm partilere görüşme teklifi sunacağını” belirtti.
Pazar gecesi Saksonya-Anhalt’ta düzenlenen bir CDU etkinliğinden ayrılırken üzgün bir ifadeyle fotoğrafı çekilen Merz’in, bugün partisiyle kriz görüşmeleri yapması bekleniyor.
Seçim sonuçlarının ardından, CDU lideri ve şansölye olarak geleceğinin tehlikeye girdiğine dair yoğun spekülasyonlar var.
CDU, Eylül ayında Mecklenburg-Batı Pomeranya ve Berlin’de kaybedeceği tahmin edilen iki eyalet seçimiyle karşı karşıya olduğu için üzerindeki baskı giderek artıyor.
İngiliz hükümeti pazartesi sabahı, Saksonya-Anhalt’ta iktidara gelse bile AfD ile işbirliği yapmayacağını açıkladı.
Hazine Baş Sekreteri Emma Reynolds, Times Radio’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Biz o anki hükümetle çalışacağız ve AfD, Almanya’daki o anki hükümetin bir parçası değil. AfD ile temasa geçmeye pek istekli değilim.”
AfD’nin “aşırı sağ” olup olmadığı sorulduğunda, “onları oldukça aşırı sağ olarak gördüğünü” söyleyen Reynolds, “Bu durum, Reform gibi aşırı sağ popülistlerin bulunduğu tek ülkenin biz olmadığımızı hatırlatıyor. Fransa’da da aynı tür bir sorun var,” dedi.
Avrupa
BSW’de Thüringen kavgası: Katja Wolf yeni parti kurdu

Sahra Wagenknecht İttifakı’ndan (BSW) ayrılmalarının üzerinden iki gün geçtikten sonra, Thüringen’deki eski üyeler güçlerini birleştirerek Katja Wolf liderliğinde yeni bir parti kurdular.
Kurucu üyeler, Erfurt’ta yaptıkları açıklamada, eski BSW eyalet başkanı ve eski Maliye Bakanı Katja Wolf’un başkan seçildiğini duyurdular.
Pazar günü gerçekleşen parti kuruluşu, önceki liderlik ekibinin üyeleri için bile sürpriz oldu. Üyeler, “Bu, spontane bir parti kuruluşuydu,” dediler. Partinin adı Thüringen.Gerecht (Adil Thüringen).
Haberlere göre, Thüringen’deki eski üst düzey BSW temsilcileri Steffen Schütz ve Steffi Eschrich de yeni partide öncü roller üstleniyor.
Schütz, Wolf ile birlikte BSW eyalet başkanı olarak görev yapmıştı ve kabinede Altyapı ve Dijital İşler Bakanı olarak yer alıyor. Eschrich ise BSW’nin eyalet genel sekreteriydi.
Geçtiğimiz hafta boyunca, partinin eyalet hükümetine katılımı konusunda Wagenknecht liderliğindeki BSW federal yönetimi ile Thüringen BSW arasında ilkeler üzerine yaşanan açık bir anlaşmazlık nihayete erdi.
Federal parti yönetimi ve partinin kurucu lideri Sahra Wagenknecht, CDU’lu başbakanın yönetme ehliyetini yitirdiği gerekçesiyle BSW eyalet şubesinin hükümet koalisyonundan çekilmesini istiyordu.
İki BSW milletvekili hariç, tüm milletvekilleri partiden ve bazı durumlarda parlamento grup üyeliğinden de istifa etti. Bölünmeden önce eyalet meclisindeki BSW grubu 15 kişiden oluşuyordu.
Wolf hafta sonu şu açıklamayı yapmıştı:
“Mümkün olduğunca çabuk yeni bir parti kurmalıyız. Son başvuru tarihleri göz önüne alındığında, bunu Ekim ayında hâlâ başarabilmeliyiz.”
Yeni partinin pazar günü kurulmuş olması, haberlere göre Thüringen eyalet parlamentosundaki BSW milletvekili grubunun belirsiz yasal statüsüne bir tepki olarak değerlendiriliyor.
AfD milletvekili grubu, eyalet anayasasını gerekçe göstererek BSW milletvekili grubuna sağlanan finansmanın kesilmesini talep etmişti.
Ayrıca, çarşamba gününden cuma gününe kadar eyalet meclisinde olağan bir oturum planlanıyor ve bu oturum sırasında BSW milletvekili grubunun statüsü konusu da gündeme gelecek.
Wolf, bir basın açıklamasında, “Thüringen’de istikrar ve güvenilirliği sağlayacağımıza söz verdik. Şimdi herkesi bu sözü gerçeğe dönüştürmek için bize katılmaya davet ediyoruz,” dedi.
Yeni partinin yeni seçilen başkanı, kurucu yönetim kurulunun en kısa sürede bir kurucu parti kongresi toplayacağını da ekledi.
Kurucu üyeler ayrıca, Thüringen.Gerecht’in gelecekte odaklanmayı planladığı altı temel konuyu içeren bir kurucu programı kabul ettiler.
Basın açıklamasına göre, yeni parti “adil ücretli iş, Doğu Almanların yaşam boyu başarılarının tanınması, endüstriyel değer yaratma ve inovasyon, sağlıklı bir çevre, uygun fiyatlı enerji, sürdürülebilir yatırımlar ve gerçek vatandaş katılımı”nı savunuyor.
BSW, CDU’lu Başbakan Mario Voigt (CDU) liderliğindeki üç partili koalisyonun (CDU-SPD-BSW) bir parçası.
Bu nedenle, BSW’nin ve eski eyalet meclis grubunun dağılması koalisyon üzerinde baskı yaratıyor.
Koalisyon, eyalet meclisinde zaten mutlak çoğunluğa sahip değil. Eyalet bütçesi gibi kararlar söz konusu olduğunda koalisyon, Sol Parti ile işbirliği yapıyor.
En güçlü meclis grubu ise, Eyalet Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağ” olarak sınıflandırılan AfD.
Wolf ve grup başkanı Hupach’ın cuma günü vurguladığına göre, üyelerinin büyük çoğunluğu partiden ayrılmış olsa da, eski BSW eyalet meclis grubu yasal olarak hâlâ varlığını sürdürüyor.
BSW grubu çarşamba günü görüşmeler yapmak üzere toplanacak ve bu toplantıda kararlar da alabilir.
Avrupa
AfD depremi: Söder’den uyarı, Musk’tan tebrik

Almanya için Alternatif’in (AfD) Saksonta-Anhalt’taki zaferinin ardından CSU lideri Markus Söder uyarılarda bulunurken, Elon Musk partiyi tebrik etti.
Bavyera Başbakanı ve CDU’nun kardeş partisi CSU’nun lideri, ilk etapta CDU’nun eyalette hükümet kurma yetkisine sahip olmadığını düşünüyor.
Söder, “Yetki AfD’ye verildi,” dedi ve “bunu nasıl değerlendireceklerini” bekleyip görmek gerektiğini ekledi.
Ona göre şu anda önemli olan, “ne pahasına olursa olsun yarı oy çoğunluğunu sağlamak” değil. Aksine, AfD’nin herhangi bir siyasi program olmadan neler başarabileceğini göstermesi gerekiyor.
Söder, “Sonuç hoşunuza gitmese bile demokrasi ciddiye alınmalıdır,” diye vurguladı ve bu nedenle öncelikle seçim sonucunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
CSU liderine göre seçim sonuçlarına yanıt olarak, AfD nihayet politikalarının içeriği konusunda sorgulanmalı.
“Güvenlik duvarına” (Brandmauer) ilişkin resmi tartışmaların bir faydası olmayacağı gibi, Birlik ile AfD arasında işbirliği çağrılarının da uygun olmadığını savunan Söder, Bavyera’daki duruma ilişkin olarak da CSU’yu AfD’ye karşı mücadele etmeye çağırdı.
Başbakan, “hiçbir koşulda” Bavyera’yı AfD’ye bırakmayacağını söyledi.
Söder, CDU’nun “azınlık hükümeti” peşinde koşmaması gerektiğini söyledi
Söder, ayrıca AfD’nin açık seçim zaferini tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.
CSU lideri, Bayern 2 radyo istasyonuna verdiği demeçte, “Öncelikle derin bir nefes almamız gerekiyor. Bu gerçek bir dönüm noktası ve bir bakıma tarihteki bir dönüm noktası,” dedi.
Öte yandan Söder, kardeş parti olan CDU’ya, “her ne pahasına olursa olsun”, dar çoğunluklarla bile olsa tek başına iktidara gelmeye ve eyalet başbakanını atamaya çalışmaması konusunda uyarıda bulundu.
Söder şöyle konuştu:
“Bunun umut verici bir yaklaşım olacağını sanmıyorum. Seçim sonuçlarını yeniden yorumlamak zor bir iş olur.”
Bunun “vatandaşlar için anlaşılması zor” olacağını savunan CSU lideri, “Yetki açıkça AfD’ye ait. Bu demokrasidir, bu yüzden her şeyden önce bunu kabul etmeliyiz,” dedi.
Musk’tan AfD’ye “aferin”
Uzun süredir AfD’ye sempati duyan Elon Musk, Saksonya-Anhalt’taki seçim zaferi nedeniyle sağcı partiyi tebrik etti ve karşılığında hemen bir işbirliği teklifi aldı.
Musk, AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel’in baş aday Ulrich Siegmund’u Saksonya-Anhalt’taki zaferinden dolayı tebrik ettiği bir gönderiye, kendi çevrimiçi platformu X’te “Aferin!” yazarak yorum yaptı.
Siegmund, dünyanın en zengin adamına hemen yanıt verdi ve “desteği” için teşekkür etti.
AfD lideri İngilizce olarak şöyle yazdı:
“Burada sorumluluk üstlenirsek, güçlü ve yapıcı bir işbirliği fırsatını büyük bir memnuniyetle karşılayacağım. Almanya o zaman yeniden yatırım yapmaya değer bir yer haline gelir. Saksonya-Anhalt’tan en içten selamlar!”
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Dünya Basını1 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”












