Diplomasi
Azerbaycan ile Ermenistan ilk 13 kilometrelik sınırı belirledi

Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Azerbaycan ile Ermenistan’ın devlet sınırının yaklaşık 13 kilometrelik bölümünde delimitasyon ve ardından demarkasyon çalışmalarını tamamladığını açıkladı. Tarafların bir sonraki aşamada Gürcistan sınırından İran sınırına kadar tüm hattın delimitasyonunu sürdürmeyi planladığını belirten Bayramov, bu süreçte anklav ve eksklav yerleşimlerle ilgili meselelerin de ele alınacağını söyledi.
Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Azerbaycan ile Ermenistan’ın devlet sınırının yaklaşık 13 kilometrelik bölümünde delimitasyon çalışmalarını tamamladığını, bu kesimde daha sonra demarkasyonun da gerçekleştirildiğini açıkladı.
Resmi Azertag ajansına konuşan Bayramov, iki ülkenin başbakan yardımcılarının eş başkanlığını yürüttüğü ortak sınır komisyonlarının delimitasyon ve demarkasyon çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Bakan, tarafların sınır belirleme sürecini kuzeyden güneye doğru sürdürme konusunda uzlaştığını belirterek çalışmaların Azerbaycan ile Ermenistan sınırının Gürcistan’a bağlandığı noktadan başlayıp İran sınırına kadar devam edeceğini ifade etti. Bayramov, “Elbette bu süreçte eksklav köylerle ilgili meseleler de çözüme kavuşturulacak” dedi.
Bayramov ayrıca Bakü ile Erivan’ın, sınır belirleme ve demarkasyon komisyonlarının faaliyetlerini düzenleyen çeşitli hukuki düzenlemeleri kabul edip onayladığını bildirdi.
APA ajansının aktardığına göre Bayramov, Azerbaycan’ın Ermenistan ile hazırlanmakta olan barış anlaşmasına ilişkin kendi çalışmalarını tamamladığını da açıkladı.
“Azerbaycan tarafı barış anlaşmasının nihai hale getirilmesine yönelik kendi çalışmalarını tamamladı” diyen Bayramov, Bakü’nün Ermenistan Anayasası’nda Azerbaycan’a yönelik toprak iddialarını ortadan kaldıracak değişikliklerin yapılmasını beklediğini yineledi.
Barış süreci 2023’ten bu yana ilerliyor
2023’te Dağlık Karabağ’daki çatışmaların sona ermesinin ardından Azerbaycan ile Ermenistan kapsamlı bir barış anlaşması için müzakerelere başladı. Görüşmelerin temel başlıklarını karşılıklı toprak bütünlüğünün tanınması, devlet sınırının delimitasyonu ve demarkasyonu ile ulaşım hatlarının yeniden açılması oluşturdu.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Ocak 2025’te Azerbaycan’a karşılıklı toprak taleplerinden vazgeçilmesini, sınır belirleme çalışmalarının tamamlanmasını ve barış anlaşmasının imzalanmasını önermişti. Paşinyan aynı dönemde anlaşma metninin yüzde 90’dan fazlasının hazır olduğunu açıklamıştı.
Birkaç ay sonra Bakü ile Erivan, barış anlaşmasının metni üzerindeki müzakerelerin tamamlandığını duyurdu. Ancak Azerbaycan, Ermenistan Anayasası’nda kendi topraklarına yönelik iddiaların sürdüğünü savunarak anayasa değişikliği yapılmadan anlaşmanın imzalanamayacağını bildirdi.
Daha sonra iki ülke, 8 Ağustos 2025’te ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımıyla Washington’da paraflanan barış anlaşmasının tam metnini yayımladı. Belgede taraflar birbirlerinin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve uluslararası sınırların dokunulmazlığını karşılıklı olarak tanırken, gelecekte birbirlerine yönelik herhangi bir toprak talebinde bulunmamayı da taahhüt etti.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise bu yılın ocak ayında Bakü ile Erivan arasındaki ilişkilerin geçmişteki çatışma döneminden iş birliği aşamasına geçtiğini söylemişti.
Diplomasi
Liverpool’un azınlık hissesi Jeff Bezos’un konsorsiyumuna satıldı

Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, Liverpool’un yaklaşık yüzde 38 hissesini satın aldı. Kulübün çoğunluk hissesine sahip Fenway Sports Group ile yapılan anlaşmada, konsorsiyuma gelecek 12 ay içinde kulübün kontrolünü alma hakkı tanıyan bir opsiyon da yer alıyor.
The New York Times’ın spor departmanı The Athletic’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, Amazon kurucusu Jeff Bezos’un ana yatırımcısı olduğu 1892 Holdings konsorsiyumu, İngiltere Premier Lig kulüplerinden Liverpool’un yüzde 40’a yakın hissesini satın aldı.
Liverpool’un ana sahibi olan ABD merkezli Fenway Sports Group (FSG), 14 Ağustos’ta 1892 Holdings ile kulübün azınlık payının satışına yönelik bir anlaşmaya varmıştı.
O dönemde satışa konu olan payın yüzde 30 seviyesinde bulunduğu bildirilmişti.
Queens Park Rangers’ın eski ortaklarından Amit Bhatia’nın liderlik ettiği konsorsiyum, İngiliz kulübünün yaklaşık yüzde 38’lik hissesini devraldı.
Daha önce The Guardian’ın aktardığı haberde, söz konusu satış işleminin maliyetinin 1,65 milyar sterlin (2,23 milyar dolar) olduğu belirtilmişti. Forbes verilerine göre Liverpool’un güncel toplam piyasa değeri 6 milyar doların üzerinde bulunuyor.
Konsorsiyum ile yapılan sözleşmede, 1892 Holdings’e gelecek 12 ay içinde kulübün kontrol hissesini satın alma hakkı tanıyan bir opsiyon da tanındı.
The Athletic, bu maddenin taraflar için bir zorunluluk değil, yalnızca bir imkan ve tercih hakkı olduğunu vurguluyor.
269 milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin üçüncü kişisi konumunda bulunan Jeff Bezos’un yatırım yaptığı Liverpool, geçtiğimiz sezonu kupasız tamamlamıştı.
Premier Lig’i beşinci sırada bitiren ve Şampiyonlar Ligi’ne çeyrek finalde veda eden İngiliz kulübü, sezon arasında teknik direktörlük görevine Andoni Iraola’yı getirdi.
Diplomasi
Barrack: İsrail-Suriye-Türkiye çatışmasızlık mekanizması istiyoruz

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail, Türkiye ve Suriye arasında bir çatışma önleme mekanizması kurmak için çalıştıklarını söyledi.
Dün İsrail uçakları, İdlib’de bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne sekiz saldırı düzenlemiş ve maddi hasara neden olmuştu.
Aynı zamanda ABD’nin Türkiye Büyükelçisi de olan Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırıları konusunda önceden uyarılmadığını belirterek, “bu nedenle Türkiye, uçakların kuzeye, kendi topraklarına doğru ilerlediğini gözlemledi ve dolayısıyla makul bir şekilde kendi tepkisini hazırlayabilirdi” dedi ve olası bir Türk askeri tepkisine atıfta bulundu.
Barrack, Reuters’a verdiği telefon röportajında, “Neyse ki, soğukkanlı kişiler durumun daha da kötüye gitmesini engelleyebildi,” dedi.
Türkiye, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur hava üssüne düzenlediği saldırıları kınadı fakat olası bir çatışma önleme mekanizması da dahil olmak üzere konuyla ilgili daha fazla yorumda bulunmadı.
Çatışma önleme mekanizması, askeri veya siyasi aktörler arasında yanlış anlaşılmaları veya kazara çatışmaları önlemek amacıyla oluşturulan bir iletişim kanalı.
Barrack, İsrail’in Suriye hava üssüne düzenlediği saldırıların, “Türkiye’nin yakın gelecekte o üssündeki varlığını artırabileceğine dair, doğru ya da yanlış olsun, bir algıyı yansıttığını” söyledi ve şöyle devam etti:
“Bu durum, İsrail, Suriye ve Türkiye’yi içeren bir çatışma önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı vurgulamaktadır. Gelecekte yaşanabilecek iletişim hatalarını önlemek amacıyla bu mekanizmayı kurmak için aktif olarak çalışıyoruz. Şu anda öncelik, gerginliği azaltmak ve daha ölçülü bir yaklaşıma zemin hazırlamak.”
Türkiye sınırının yaklaşık 70 km doğusunda bulunan hava üssü, 2013 yılından bu yana askeri havaalanı olarak hizmet vermiyor.
Suriye ve İsrail, Ahmed Şara komutasındaki güçlerin Beşar Esad’ı devirmesinden bu yana gerilimi azaltma ve sınır konuları üzerine birkaç tur görüşme gerçekleştirdi ama herhangi bir anlaşmaya varılamadı.
Barrack, “Bu sabah meydana gelen türden bir olay, bu çabaların yoğunlaştırılması ve sürecin genişletilmesi gerektiğini ortaya koyuyor,” dedi.
Temsilci, ABD’nin halihazırda taraflar arasında bir bilgi paylaşımı ve diyalog mekanizmasını kolaylaştırdığını belirtti:
“Gerekli olan, daha fazla kaynağın ayrıldığı daha sağlam bir yapı. Bu tür mekanizmalara yatırım yapmak, yüz milyonlarca dolara mal olabilecek kinetik iletişim araçlarına güvenmekten çok daha az maliyetlidir.”
Bir İsrailli yetkili salı günü Fox News’e, İsrail’in saldırı öncesinde ABD ile “son derece hassas istihbarat” paylaştığını söyledi; fakat daha fazla ayrıntı vermedi.
Yetkili, “Şara, vekil güçleri elinde tutan önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğini anlıyor. Olan biteni anlamamış ya da bilmiyor olabilir,” dedi.
Barrack, saldırıdan hemen sonra yaptığı açıklamada Şra yönetiminin Suriye’de “vekil güç bulundurmadığını” söylemişti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi daha sonra saldırıları üstlenen bir açıklama yaptı.
İsrail ve Suriye’nin, “güvenlik konularında mevcut durumun korunması konusunda” mutabık kaldığını savunan Netanyahu, Suriye’nin Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vererek bu durumu ihlal etmenin eşiğine geldiğini öne sürdü:
“İsrail, Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu. Suriye ise bu uyarıları görmezden gelmeyi tercih etti.”
Ofis, Tel Aviv’in Suriye’ye böyle bir konuşlandırmanın İsrail’in güvenliğini tehdit edeceği konusunda uyarıda bulunduğunu belirterek, “statükoya geri dönülmesini memnuniyetle karşılayacağını” da ekledi.
Axios‘a göre Suriye hükümeti, İsrail’in üsle ilgili endişelerinden bir süredir haberdardı. Konuyla ilgili bilgi sahibi bir kaynağın belirttiğine göre, Suriye hükümeti İsraillilere pistin yeniden inşasının nedenlerini açıklayan ve düşmanca niyetleri olmadığını vurgulayan mesajlar göndermişti.
ABD’li ve İsrailli yetkililer, İsraillilerin Beyaz Saray’a, saldırının amacının Türkiye’yi hava üssüne gelişmiş silah sistemleri sevk etmesinden caydırmak ve söz konusu bölgede daha geniş çaplı bir askeri yığınak oluşumunu engellemek olduğunu bildirdiklerini belirtti.
Bir Türk yetkili ise İsrail’in iddialarını yalanladı. Yetkili, “Hava üssünde Türk varlığı yoktu. İsrail, komşu ülkeleri bombalamak ve bölgenin istikrarını bozmak için bahaneler uyduruyor,” dedi.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırıyı kınayarak, İsrail’in “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal ederek ülkenin altyapısını ve askeri kapasitesini hedef aldığını” belirtti.
Diplomasi
Stubb, ABD’nin NATO anketini savundu

Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, Başkan Donald Trump’ın politikalarına yönelik desteği ölçen bir anketle ABD’nin NATO müttefiklerini zorlamakta olduğu yönündeki iddiayı reddetti.
Gazetecilerin, ABD’nin bu anketle müttefiklerine baskı uyguladığı şeklinde yorumlanıp yorumlanamayacağı sorusu üzerine Stubb, “Bunu baskı olarak görmüyorum; bu, mevcut ABD yönetiminin işleyiş şekli,” dedi.
Finlandiya’nın güneybatısındaki askerden arındırılmış Åland takımadalarını ziyaret ederken basına konuşan Stubb, soruların çoğunun ABD’nin savunma stratejisinin şekillendirilmesiyle ilgili olduğunu belirtti.
Fin lider, “ABD ile birlikte, NATO içindeki sorumluluk devrini tartıştığımız daha küçük bir grup içinde yer alıyoruz,” dedi.
ABD, Washington’un Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirmesi kapsamında, NATO üyelerine Trump’ın politikalarına verdikleri destekle ilgili soruların yer aldığı bir belge gönderdi.
Anket, diğer konuların yanı sıra, ülkelerin ABD dış politikasını “kamuoyu önünde destekleyip desteklemediklerini” ve ABD ordusunun üs kullanımına kısıtlamalar getirip getirmediklerini soruyor.
Finlandiya’nın yanıtında ABD’yi eleştirip eleştiremeyeceği sorulduğunda Stubb, bunu yapmasını engelleyen hiçbir şeyin olmadığını söyledi.
Stubb, “ABD ile hemfikir olduğumuz konular da var, anlaşamadığımız konular da. Zamanı geldiğinde bu ankete de yanıt vereceğiz,” dedi.
Trump yönetiminin Avrupa’daki askeri varlığını gözden geçirme sürecinin aralık ayına kadar tamamlanması bekleniyor ve genel kanı, ABD’nin buradaki varlığını azaltacağı yönünde.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Asya2 hafta önceAlibaba 2,4 trilyon parametreli yapay zeka modeli Qwen3.8-Max’i tanıttı
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak











