Diplomasi
Büyük petrol şirketleri Orta Doğu yerine yeni bölgelere yöneliyor

Exxon Mobil, Chevron ve diğer enerji şirketleri, Orta Doğu’daki savaşın tehlikelerinden uzak durarak yeni petrol ve doğalgaz sahaları arayışlarını hızlandırıyor.
Wall Street Journal’da (WSJ) yer alan habere göre Exxon kısa süre önce Nijerya’nın derin deniz petrol sahalarına 24 milyar dolara kadar yatırım yapma planını açıkladı; Chevron ise Venezuela’daki varlığını genişletti.
BP, Namibya açıklarındaki petrol bloklarında hisse satın aldı ve TotalEnergies, Türkiye ile bir arama anlaşması imzaladı.
Enerji araştırma ve danışmanlık şirketi Wood Mackenzie perşembe günü yaptığı tahminde, büyük petrol şirketlerinin önümüzdeki yıllarda arama girişimlerinden toplam 120 milyar dolarlık değer yaratabileceğini belirtti.
İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırıları ve Basra Körfezi bölgesindeki nakliye darboğazı, küresel çapta bir petrol yarışını tetikledi ve bazı Batı petrol şirketlerinin gelirlerinden milyarlarca dolarlık bir kayba yol açtı.
Fakat enerji fiyatlarındaki artış, petrol endüstrisine beklenmedik bir nakit akışı sağlıyor ve bu durumun, şirketlerin daha önce ulaşılamayan veya yıllar önce terk edilmiş bölgelere girmesine yardımcı olması bekleniyor.
Bu akış, birçok sondaj şirketinin hissedarlarına daha fazla nakit dağıtmak için keşif harcamalarını kısmasının ardından gerçekleşti.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nde misafir araştırmacı ve eski Chevron yöneticisi Edward Chow, “Fırsatları arayan upstream çalışanlarının romantizmini asla küçümsemeyin. Onlar, ‘Vay be, şunu ya da bunu yapabilsek ne harika olurdu’ derler. Artık bunu yapmak için nakitiniz var,” dedi.
Perşembe günü Exxon, Chevron ve diğer petrol şirketlerinin yöneticileriyle yapılan bir telefon görüşmesinde, Enerji Bakanı Chris Wright ve İçişleri Bakanı Doug Burgum, yaklaşan arz sıkıntısı öncesinde yükselen fiyatlara karşı koymak için petrol üretimini artırmaya devam etmeleri konusunda onlara çağrıda bulundu.
ABD petrol vadeli işlemleri, savaş öncesinde seyrettiği 60 dolar ortalamasının üzerinde, varil başına 88 dolar civarında işlem görüyor.
Konuya yakın kaynaklar, petrol şirketlerinin yüksek fiyatlardan yararlanmak için üretimlerini maksimize etmek istediklerini, fakat bunu mevcut bütçelerinin sınırları içinde ve büyük yatırımların getireceği ek maliyetleri üstlenmeden yapmak istediklerini belirtti.
Wood Mackenzie’ye göre, büyük petrol şirketleri 2021’den 2025’e kadar her yıl küresel arama faaliyetlerine ortalama 19 milyar dolar harcadı.
Bazı kaynaklara göre, enerji sektöründeki yöneticiler aynı zamanda daha uzun vadeli bir misyona odaklanmış durumda: 2030’lara kadar kârlarını sürdürmek için yeterli miktarda petrol ve doğalgaz bulmak.
Hürmüz Boğazı’nın kapatılması, dünyanın günlük petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihtiyacının %20’sini kesintiye uğrattı. Orta Doğu’da faaliyet gösteren bazı Batılı petrol şirketleri önemli darbelere maruz kaldı.
Exxon, savaşın ilk çeyrekte küresel petrol ve gaz üretimini %6 oranında azalttığını açıkladı.
Şirket, Katar’daki doğalgaz tesislerinde uğradığı hasarın ardından yılda yaklaşık 5 milyar dolarlık gelir kaybına uğramaya hazırlanıyor.
Ortağı QatarEnergy, onarımların beş yıla kadar sürebileceğini tahmin ediyor.
Şu an için petrol ve gaz sektörünün dikkatini Basra Körfezi’nden başka yönlere çevirmesi bekleniyor.
Savaş başlamadan birkaç gün önce Chevron, dünyanın en büyük kara petrol sahalarından biri olan West Qurna 2’deki hisseler için Irak’ın Basra Oil şirketiyle münhasır görüşmelere başladığını açıklamıştı.
Fakat analistler, çatışma tamamen çözülene kadar Batılı petrol şirketlerinin Orta Doğu’da önemli anlaşmalar imzalayacağının şüpheli olduğunu belirtiyor.
Bunun yerine, savaşın iktisadi etkileri şirketleri portföylerini çeşitlendirmeye ve kesintiye yol açabilecek riskleri dünya çapında dağıtmaya itiyor.
Enerji şirketleri aynı zamanda rezervlerini artırmaya çalışıyor. Wood Mackenzie’ye göre, dünya petrol üreticilerinin 2050 yılına kadar küresel talebi karşılayabilmek için toplam rezervlerine 300 milyar varil ekleyecek kadar yeni kaynak bulmaları gerekiyor.
Exxon, Chevron, Shell, BP ve TotalEnergies, önümüzdeki on yıl için rezervlerini yeniden doldurabilecek Afrika, Güney Amerika ve Doğu Akdeniz’deki yeni sondaj fırsatlarını yakından inceliyor.
Geçtiğimiz hafta, Exxon Yunanistan açıklarında sondaj yapmak için bir adım attı. Son aylarda Irak, Türkiye ve Gabon ile ön keşif anlaşmaları imzaladı.
Trinidad ve Tobago’da şirket, ülkenin derin sularında petrol ve gaz bulmak için sismik çalışmalar yürütüyor.
Exxon’un mevcut projeler dahil olmak üzere geçen yılki uluslararası harcamaları yaklaşık 9 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Bu arada Chevron, geçen yılki 53 milyar dolarlık Hess satın alımı da dahil olmak üzere keşif ekibini güçlendirdi.
Şirket, eski TotalEnergies yöneticisi Kevin McLachlan’ı keşif başkan yardımcısı olarak kadrosuna kattı. Chevron, bu yıl dünya çapındaki açık deniz projelerine 7 milyar dolarlık bir bütçe ayırdı.
Chevron’un en büyük yabancı yatırımcı olduğu Venezuela’da, şirket geçen hafta, ABD rafinerilerinin tercih ettiği viskoz ağır petrol açısından zengin bölgelerdeki konumunu güçlendirecek bir varlık takası anlaşması imzaladı.
Devlet işletmesi Petróleos de Venezuela, şirketin Venezuela’daki ortak girişimlerinden birinde ek %13’lük bir çalışma payını sattı.
Chevron’un %30 hissesi bulunan bir başka projeye ise komşu bir bölgenin geliştirme hakları verildi.
Geçen ay Houston’da düzenlenen bir enerji konferansında Chevron CEO’su Mike Wirth, ülkenin fosil yakıt anlaşmalarını düzenleyen yasaları değiştirmeye yönelik son adımının iyi bir ilk adım olduğunu söyledi.
Wirth, “İnsanların görmek istediği ölçekte yatırımı teşvik etmek için hâlâ yapılması gerekenler olduğunu düşünüyorum,” dedi.
Wirth, diğer endişelerin yanı sıra Venezuela’daki işletmecilerin daha kalıcı ve öngörülebilir bir uyuşmazlık çözüm mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.
Beyaz Saray, daha fazla ABD’li petrol şirketinin Venezuela petrol sektörüne yatırım yapması için baskı yapıyor.
Chevron, Akdeniz’de 9 milyon dönüm net araziye sahip olduğu Mısır’da bu yılın ilerleyen aylarında arama çalışmaları yürütmeye hazırlanıyor ve kısa süre önce Meksika Körfezinde önemli petrol keşifleri yaptığını doğruladı.
Bu yılın başlarında, Yunanistan yakınlarında dört açık deniz ruhsatı ve petrol zengini Libya’da bir blok ihalesi kazandı.
Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklık giderilse bile, petrol fiyatlarının önümüzdeki aylarda yüksek seviyelerde kalması bekleniyor.
Diplomasi
Ermenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı

Ermenistan ve ABD, “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (TRIPP) projesine ilişkin stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından da imzalanan belgenin Ermenistan’a ulaştığını ve onay sürecine hazır olduğunu bildirdi.
Ermenistan ve ABD, Ermenistan topraklarında gerçekleştirilmesi planlanan “Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Güzergahı” (Trump Route for International Peace and Prosperity – TRIPP) projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını imzaladı. Gelişme, Ermenistan Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesi üzerinden duyuruldu.
Ermenistan Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde, Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan’ın ilgili belgeyi imzaladığı anlara ait bir video paylaşıldı.
İmza töreninin ardından açıklamalarda bulunan Bakan Mirzoyan, “TRIPP projesine ilişkin çerçeve anlaşmasını az önce imzaladım. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da anlaşmayı imzalayarak belgeyi Ermenistan’a gönderdi. Böylece anlaşma onaylanmaya hazır hale geldi” ifadelerini kullandı.
Mirzoyan ve Rubio, 26 Mayıs’ta Ermenistan’ın başkenti Erivan’da TRIPP projesine yönelik stratejik işbirliği çerçeve anlaşmasını parafe etmişti.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, ABD Başkanı Donald Trump ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Ağustos 2025’te ortak bir deklarasyona imza atmıştı. Söz konusu deklarasyonda, Erivan yönetiminin Ermenistan topraklarında TRIPP projesinin çerçevesini oluşturmak üzere Washington ve üçüncü taraflarla birlikte çalışacağı taahhüt edilmişti.
Proje kapsamında Ermenistan topraklarında karayolu, demiryolu ile petrol ve doğalgaz boru hattı altyapısının inşa edilmesi planlanıyor. TRIPP projesi, Azerbaycan’ın ana topraklarını Ermenistan üzerinden geçecek 42 kilometre uzunluğundaki bir hatla Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’ne ve ardından Türkiye’ye bağlamayı hedefliyor.
Mayıs ayında, Amerikan mühendislik ve danışmanlık şirketi AECOM yetkilileri, TRIPP projesinin hayata geçirileceği sahada inceleme çalışmalarına başlamıştı. AECOM ekibinin, ABD Dışişleri Bakanlığı Küresel Altyapı ve Yatırım Ortaklığı Fonu adına Erivan’a geldiği bildirilmişti.
Diplomasi
OECD raporu: Uzun süreli enerji kesintisi küresel ekonomiyi resesyona sürükleyebilir

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan küresel ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaşa bağlı olarak enerji arzında yaşanacak uzun süreli kesintilerin dünya ekonomisine ağır bir darbe vurabileceğini ortaya koydu. Raporda, böylesi bir krizin ülkeleri resesyona sürükleme ve işsizliği artırma riski taşıdığı belirtilirken, çatışmanın küresel ekonomik görünümü şekillendiren temel unsur haline geldiği vurgulandı.
Çarşamba günü yayımlanan yeni bir ekonomik görünüm raporu, İran’daki savaştan kaynaklanacak uzun süreli bir enerji arzı kesintisinin küresel ekonomiye ağır bir darbe indireceğine işaret etti.
Araştırma verileri, bu tür kesintilerin ülkeleri resesyona sürükleme olasılığının yüksek olduğunu ve işsizlikte artışa yol açabileceğini gösterdi.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), söz konusu savaşın etkilerini “küresel ekonomik görünümü şekillendiren baskın güç” olarak tanımladı.
Aksaklıkların kalıcı olması halinde, küresel büyümenin 2026 yılındaki yüzde 2,1 seviyesinden 2027 yılında yüzde 1,8’e gerileyerek önemli ölçüde yavaşlayabileceği kaydedildi. Bu yavaşlama, dünya ekonomisini Kovid-19 pandemisi ve Büyük Resesyon döneminden bu yana görülmemiş seviyelere düşürebilir.
OECD Başekonomisti Stefano Scarpetta raporda, “Yüksek emtia fiyatlarından kaynaklanan yukarı yönlü baskıların, zayıflayan nihai talep tarafından kısmen dengelenmesiyle birlikte, küresel enflasyon 2026’da 0,4 yüzde puan, 2027’de ise 1,3 yüzde puan yükselecektir” ifadesine yer verdi.
Gelişmekte olan ve enerji rezervleri sınırlı olan ekonomilerin, ham petrol, akaryakıt ve doğal gaza bağımlı Asya ekonomileriyle birlikte bu durumdan en ağır darbeyi alacak kesimler arasında yer alacağı aktarıldı.
Alternatif bir kısa vadeli senaryo üzerinde duran araştırmacılar, enerji üretiminin ve Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatların çatışma öncesindeki seviyelere yeniden ulaşması durumunda, büyümenin 2027 yılında yüzde 3,1’e geri dönebileceğini bildirdi.
Küresel ekonominin “tek bir tıkanma noktasına” karşı olan hassasiyetinin arz zincirlerini güçlendirme ve daha çeşitli bir enerji arzı yaratma ihtiyacını ortaya koyduğunu belirten araştırmacılar, fosil yakıt ithalatına olan bağımlılıktan kurtulmak amacıyla daha fazla yatırım yapılması gerektiğinin her zamankinden daha acil olduğunu vurguladı.
Raporda ayrıca, bu yıl artan savunma harcamalarının, inovasyon yoluyla savunma dışı sektörlerde yayılma etkileri yaratmadığı sürece üretim kapasitesini muhtemelen genişletmeyeceğine dikkat çekildi.
Scarpetta, politika yapıcıların zor kararlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, “Merkez bankaları, enflasyon beklentileri iyi çıpalanmış kaldığı ve ikinci tur etkiler kontrol altında tutulduğu sürece, arz kaynaklı fiyat artışlarını görmezden gelebilir. Ancak fiyat baskılarının genişlemesi veya büyümenin önemli ölçüde zayıflaması halinde bir politika hamlesi gerekli hale gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.
İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, ABD ve İsrail’in şubat ayı sonunda İran’a yönelik ilk saldırıları düzenlemesinden bu yana petrol fiyatlarının yüksek kalmasına neden oldu.
ABD’deki ortalama akaryakıt fiyatları, çatışmayı sona erdirecek bir anlaşmaya yönelik son görüşmelerin etkisiyle düşüş gösterse de AAA’in çarşamba günü açıkladığı verilere göre 4,26 dolar ile yüksek seyrini korudu.
Geçen yıl 3,14 dolar olan ortalamanın ardından, geçen haftaki ortalamanın da 4,50 dolar seviyesinde gerçekleşerek yüksek kalmaya devam ettiği bildirildi.
Çatışmanın başlangıcından bu yana yapılan kamuoyu yoklamaları, yaşam maliyeti üzerindeki etkilerin uzaması nedeniyle Amerikalıların çoğunun savaşı desteklemediğini ortaya koydu.
Politico tarafından cuma günü yayımlanan son anket, katılımcıların yüzde 60’ından fazlasının Başkan Trump’ın Amerikalıları savaşın ekonomik etkilerinden korumak için yeterli çabayı göstermediğine inandığını gösterdi.
Ankete katılanların yüzde 53’ü yaşam maliyetinin hatırlayabildikleri en kötü seviyede olduğunu ifade ederken, çoğunluk Trump’ın göreve dönmesinden bu yana mali durumlarının kötüleştiğini dile getirdi.
Diplomasi
İran, ABD’ye dört aşamalı barış anlaşması planı sundu

İran, ABD ile olası bir barış anlaşması için dört aşamalı bir çerçeve plan sundu. ABD Başkanı Donald Trump Tahran ile bir hafta içinde ateşkes sağlanabileceğini belirtirken, ABD Temsilciler Meclisi İran’a yönelik askeri operasyonlar için kongre onayı şartı getiren bir kararı kabul etti.
İran, ABD’ye olası bir barış anlaşmasına zemin oluşturabilecek dört aşamalı bir çerçeve yapı önerdi.
Fars haber ajansının İran müzakere heyeti üyesi Said Acarlu’ya dayandırdığı habere göre öneri, çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılmasına yönelik kademeli bir takvimi içeriyor.
Planın ilk aşaması, İran, ABD ve “direniş cephesi” dahil olmak üzere tüm tarafların katılımıyla savaşın durdurulmasını ve bütün askeri operasyonların tamamen tam zamanlı olarak askıya alınmasını öngörüyor.
Olası anlaşmanın ikinci aşaması ise başta boğazla ilgili meseleler olmak üzere pratik adımlara, ablukaların kaldırılmasına, petrol yaptırımlarının iptal edilmesine ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasına odaklanıyor.
Üçüncü aşamada daha geniş kapsamlı yaptırımlar ve nükleer meseleler ele alınırken, son aşama ise anlaşmanın uygulanmasını denetlemek ve tarafların yükümlülüklerine bağlılığını güvence altına almak için bir izleme komitesi kurulmasını içeriyor.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, konuya ilişkin değerlendirmesinde, ABD ile İran arasındaki savaşın ancak “Lübnan’da da sona erdiğinde” biteceğini ifade etti.
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Haziran tarihinde New York Post gazetesinin podcast yayınında Ortadoğu’daki savaş ortamını değerlendirdi. Trump, İran’ın nükleer silahtan vazgeçmeyi kabul ettiğini belirtti ancak “fikirlerini değiştirebilecekleri” yönünde bir ihtiyat payı bıraktı.
Bu açıklamadan bir gün önce ABC News televizyonuna konuşan Trump, İran ile bir ateşkes anlaşmasına “önümüzdeki hafta içinde” ulaşılabileceğini kaydetmişti.
Ancak aynı gün Tesnim haber ajansı, İran’ın, İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerini protesto etmek amacıyla aracılar vasıtasıyla yürütülen müzakereleri askıya aldığını bildirdi.
Tüm bu diplomatik hareketlilik sürerken, ABD Temsilciler Meclisi askeri operasyonlara yönelik kısıtlayıcı bir adım attı. Temsilciler Meclisinde yapılan oylamada, Kongre’nin onayı alınmadığı takdirde Trump’ın İran ile savaşı sonlandırmasını zorunlu kılan karar tasarısı kabul edildi.
Söz konusu tasarı, aralarında 4 Cumhuriyetçi temsilcinin de bulunduğu 215 kongre üyesinin kabul oyuna karşılık 208 ret oyuyla yasalaştı.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Ortadoğu1 hafta önceİddia: İran, zenginleştirilmiş uranyumu Çin’e göndermeye razı oldu










