Bizi Takip Edin

Diplomasi

Çin, Elbridge Colby’nin ziyaretine yeşil ışık yakmıyor

Yayınlanma

Uzun süredir Çin konusunda sert bir tutum sergileyen Pentagon politika şefi Elbridge Colby, Pekin yönetimi tarafından pek hoş karşılanmıyor.

Colby, Pekin’e yapacağı resmi ziyaretle iyi niyet gösterisinde bulunmak istese de Çin hükümeti karşılık vermiyor.

Bu çabaları yakından takip eden iki kaynağın POLITICO’ya aktardığına göre, Colby aylardır Çin hükümetinden ülkeye ziyaret daveti almaya çalışıyor.

Bu kapsamda Savunma Bakanlığı yetkililerinden Çinli meslektaşlarıyla yapacakları toplantılarda bu talebini gündeme getirmelerini de istedi. Fakat şu ana kadar bu çabalar sonuçsuz kaldı.

Bu kaynaklara göre, Pentagon yetkilisi, karşılıklı gümrük vergileri, ihracat kısıtlamaları ve Tayvan Boğazı ile Güney Çin Denizi’ndeki giderek daha agresif hale gelen Çin askeri faaliyetleri nedeniyle artan gerilimler yüzünden geçen yıl çalkantıya giren ilişkilerin istikrar kazanmasına yardımcı olmak için Çin gezisini kilit öneme sahip görüyor. 

Ne var ki bu, ilk Trump yönetimi döneminde Pekin’i Amerika’nın en büyük tehdidi olarak ön plana çıkaran stratejinin oluşturulmasına katkıda bulunan Colby için de önemli bir yön değişikliği anlamına geliyor.

Bir kaynak, “Şu anda bir numaralı hedefi, Çin Ulusal Savunma Üniversitesi’nde konuşma yapmak ve toplantılarda herkesi bu konuyu gündeme getirmeye zorluyor. Bu konuya takıntılı,” dedi.

Colby’nin hayal kırıklığı, yönetimin Pekin’e yönelik çelişkili mesajlarının, zaten kırılgan olan ABD-Çin ilişkilerini ne kadar karmaşık hale getirdiğini vurguluyor.

NATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby

Örneğin Başkan Donald Trump, Çin lideri Xi Jinping’i “bir dost” olarak nitelendirirken, aynı zamanda onu 2020 başkanlık seçimlerine müdahale etmekle suçladı.

Çinli yetkililer, özellikle Trump yönetiminin aralık ayında onayladığı Tayvan’a rekor düzeyde 11 milyar dolarlık ABD silah satışı konusunda oldukça hoşnutsuz.

İlk Trump yönetiminde Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Randy Schriver, Pekin’in Colby’ye soğuk davranmasının nedenlerinden birinin de bu olduğunu söyledi.

Schriver, Çinli hükümet yetkililerinin geçen ay kendisine “Tayvan’a silah satışıyla ilgili daha önceki bir karar” nedeniyle ABD’li yetkilinin Pekin’de ağırlanma planlarının ertelendiğini söylediklerini aktardı

Fakat Çinli yetkililer hâlâ Colby ile bir ziyaret ve Savunma Bakanı Pete Hegseth ile ayrı bir ziyaretin takvimini belirlemek için çalışıyorlar.

Schriver, Çinli yetkililerin bu bilgiyi, kendisinin ABD-Çin Ekonomi ve Güvenlik İnceleme Komisyonu heyetinin bir parçası olarak Pekin’de bulunduğu sırada paylaştıklarını da ekledi.

Elbridge Colby: ABD’nin Asya’daki hedefi, kimsenin hegemon olamayacağı bir düzen

Çin’in Colby’yi davet etmekte isteksiz davranması, iki büyük güç arasındaki üst düzey savunma ziyaretlerinin giderek seyrekleştiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Çin ordusu, iki eski savunma bakanının görevden alınmasına yol açan ve iki ülke arasındaki üst düzey askeri yetkililer arasındaki iletişimi zorlaştıran büyük çaplı bir tasfiye sürecinin ortasında bulunuyor.

Hegseth, Biden yönetimi döneminde uluslararası konferansların kenarında düzenlenen türden toplantıları Çinli muhataplarıyla gerçekleştiremedi.

Mayıs ayında Trump ile birlikte yaptığı Çin ziyareti, 2018’de James Mattis’ten bu yana bir ABD savunma bakanı tarafından yapılan ilk ziyaretti.

Yine de, Pasifik’teki savunma hamlelerini ele almak üzere daha alt düzeyde görüşmeler bu yılın başlarında gerçekleşti.

Trump’a yakın Elbridge Colby: Tüm askeri gücümüzü Doğu Avrupa’ya aktarmayacağız

Konunun hassasiyeti nedeniyle diğerleri gibi isminin açıklanmaması istenen ikinci kaynak, Colby’nin “ilişkilere yönelik savunma politikası önceliklerini” ortaya koymak için Pekin’e gitmeyi sabırsızlıkla beklediğini söyledi.

Bu kaynak, politika şefinin bunu Çin’e odaklanmayı sürdürme görevinin bir parçası olarak gördüğünü ve bu görevin “Halk Kurtuluş Ordusu ile diyalogların devamını desteklemeyi” de içerdiğini belirtti.

Ziyaretin ertelenmesi protokol meselesi de olabilir. Yakın geçmişte hiçbir Pentagon politika şefi tek başına Pekin’e seyahat etmedi.

Ayrıca, bakanlıktaki rolü ile Çin’in askeri yapısı arasındaki uyumsuzluk da çabaları zorlaştırıyor.

ABD-Çin askeri ilişkileri konusunda uzman eski bir Pentagon yetkilisi, “Çin’de Bridge’in [Colby] muadili yok. Bu her zaman bir sorun olmuştur,” dedi.

Hegseth kasım ayında yaptığı açıklamada, kendisi ile Çinli muadili Amiral Dong Jun’un, “ortaya çıkabilecek sorunları çözmek ve gerilimi azaltmak için ordular arası iletişim kanalları” oluşturma konusunda anlaştıklarını duyurmuştu.

Pentagon’da Asya-Orta Doğu ayrışması

Fakat yönetim, Çin’i ulusal güvenlik tehdidi olarak görme eğilimini de pekiştirdi. Çin menşeli robot ve insansız hava araçlarının ithalatını yasakladı ve gelişmiş yapay zeka teknolojisinde kullanılan çiplerin ihracatını kısıtladı.

Hegseth ise Colby’nin Pekin’e yapacağı seyahatin değeri konusunda şüpheci görünüyor.

Bir kaynak, “Hegseth, Colby’nin bu seyahati yapması gerektiği konusunda kararsız,” dedi.

Pekin’in, Colby’nin geçmişteki açıklamaları nedeniyle ona karşı özellikle temkinli davranması muhtemel.

Uzun süredir görev yapan bu ABD’li yetkili, 2021 yılında yayımlanan kitabında Çin’in ABD’nin küresel hakimiyetini elinden almaya çalıştığını ve ABD’nin bir mücadeleye hazırlıklı olması gerektiğini savunmuştu.

Colby ayrıca 2024 yılında “Çin’in savaşa hazırlandığı ampirik bir gerçektir” uyarısında bulunmuş ve ABD’nin “Çin ile bir çatışma olasılığını, tam da bunu önlemek amacıyla öncelikli olarak ele alması” gerektiğini belirtmişti.

Politika şefi, Pekin ile sürtüşmeleri azaltmaya yönelik yönetim çabaları doğrultusunda bu mesajını yumuşattı.

Colby, Güney Kore’de ABD’nin Hint-Pasifik savunma öncelikleri üzerine yaptığı bir konuşmasında Tayvan’a atıfta bulunmaktan kaçındı.

Trump’ın dış siyaset danışmanı Colby: Çin, Rusya’dan daha tehlikeli

Bunun yerine Pekin’e, ABD’nin “rejim değişikliği” peşinde olmadığını garanti etti ve “Çin’in gurur verici tarihine” saygılarını sundu.

Politika şefinin güvenilirliği, geçen yıl bazı ABD müttefiklerini hayal kırıklığına uğratan ve Beyaz Saray’ın bazı kesimlerini hazırlıksız yakalayan bir dizi hızlı politika hamlesi sonrasında büyük darbe aldı.

Bunlar arasında Ukrayna’ya bazı hava savunma füzelerinin sevkiyatının dondurulması ve ABD’nin Birleşik Krallık ve Avustralya ile imzaladığı nükleer denizaltı anlaşmasının gözden geçirilmesi yer alıyordu.

Kongre’deki her iki parti de, ofisinin şeffaflık eksikliğinden dolayı hayal kırıklığını dile getirdi.

Ülkenin üst düzey askeri liderlerini yetiştiren Çin Ulusal Savunma Üniversitesi’nde yapılacak bir konuşma, Colby’ye iki ülke arasındaki ilişkiler konusunda yönetimdeki başlıca isim olma fırsatı verecek.

Colby’nin planlarına aşina olan ilk kaynak, “Başarılı bir ziyaret, Trump nezdinde, yönetimin stratejik istikrar politikasının mimarı olarak konumunu güçlendirecek,” dedi.

Fakat Pekin’in, bu Pentagon yetkilisine görüşlerini dile getirmesi için yüksek profilli bir platform sunması için pek bir nedeni yok.

Diplomasi

Britanya, Doğu Kudüs’teki konsolosluğunu “misyon” olarak değiştirdi

Yayınlanma

Dışişleri Bakanı Ed Miliband, Doğu Kudüs’teki konsolosluğun bundan sonra “Birleşik Krallık misyonu” olarak anılacağını açıkladı.

İsrail, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerlerine yaptırım uygulama planları nedeniyle konsolosluğun perşembe gününe kadar kapatılmasını emretmişti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar bugün (8 Ekim) yaptığı açıklamada, İsrail’in Birleşik Krallık’a yedi diplomatla sınırlı bir kapsamda binada faaliyetlerine devam etme izni verdiğini belirtti.

Sa’ar, İngiliz başkonsolos da dahil olmak üzere 20 diplomatın görev sürelerinin sona erdiğini ve İsrail’den ayrılacaklarını söyledi.

Perşembe günü erken saatlerde, Reuters haber ajansından gazeteciler, işçilerin binadan “İngiliz Başkonsolosluğu” yazan bir tabelayı ve konsolosluk bölümüyle ilgili başka bir tabelayı kaldırdığını gördü.

Binanın üzerinde Birleşik Krallık bayrağı hâlâ dalgalanıyordu.

Miliband, ülkesinin İsrail’in konsolosluğu kapatma konusunda yasal hakkı olduğunu kabul etmediğini söyledi.

Konsolosluk, İsrail’in 1967 savaşında ele geçirdiği ve o zamandan beri işgal altında tuttuğu Kudüs’ün bir bölümünde bulunuyor.

Dört Avrupa ülkesi İsrail’in Batı Şeria planını kınadı

Miliband yaptığı açıklamada, İsrail ile yapılan görüşmelerin ardından, “Başkonsolosluk binamız kapanmayacak ve bugünden itibaren ‘Birleşik Krallık Kudüs Temsilciliği’ olarak anılacaktır,” dedi.

Miliband, temsilciliğin “hayati hizmetleri sunmaya ve Filistin halkıyla olan çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğini” belirtti.

Perşembe günü, İsrail’in konsolosluğun kapatılmasını emretmesinin üzerinden 30 gün geçti.

Bu adım, Birleşik Krallık’ın İsrail yerleşim yerlerine uyguladığı yaptırımlara, özellikle de bu yerleşim yerlerinde üretilen malların ithalatının yasaklanmasına yanıt olarak atıldı.

Sa’ar, X’te paylaştığı bir gönderide, “Net bir ilke belirledik: İsrail uygun misilleme önlemleri almadan İsrail aleyhine hiçbir eylemde bulunulamaz,” diye yazdı.

Bakan söz konusu önlemlerin, 8 Eylül’deki açıklamasının ardından “bu ruhla” uygulandığını belirtti.

Birleşmiş Milletler ve çoğu ülke, uluslararası hukuk kapsamında yerleşim yerlerini yasadışı kabul ediyor. İsrail ise bu görüşe itiraz ediyor.

Miliband, son haftalarda bir dizi personeli ve ailelerini geri çekmiş olan Birleşik Krallık’ın artık varlığını güçlendirmeye çalışacağını söyledi.

Birleşik Krallık’ın birkaç İsrailli diplomatı sınır dışı edebileceğine dair spekülasyonların ardından Miliband, iki taraf görüşmelerini sürdürdüğü sürece Birleşik Krallık’ın İsrail’e karşı herhangi bir misilleme önlemi almayacağını belirtti.

İsrail, konsolosluğun kapanacağı konusunda ısrarcı davranırken, Birleşik Krallık ise konsolosluğu açık tutmaya çalıştı.

Londra bu çabaların bir parçası olarak geçen hafta ülkenin en üst düzey ulusal güvenlik danışmanı Jonathan Powell’u görüşmeler için İsrail’e gönderdi.

İngiltere, İsrail’e karşı “hedefli yaptırımlar” planlıyor

New York Times’a konuşan üç yetkili, Powell’ın özel bir toplantıda üst düzey İsrailli yetkililere, İngiliz diplomatik temsilcesinin kapatılmasını önlemenin bir yolunu bulmaları için çağrıda bulunduğunu belirtti.

Üç yetkiliden ikisinin aktardığına göre, Powell ayrıca konsolosluğun kapatılması halinde ülkesinin, Londra’daki İsrail Büyükelçiliğinden bir dizi diplomatı sınır dışı ederek misilleme yapabileceği uyarısında bulundu.

Geçen hafta Ramallah’ta düzenlenen ayrı bir toplantıda Powell, Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas’a, İsrail’in konsolosluğu kapatma kararını uygulamaya koyması halinde İngiltere’nin bir şekilde misilleme yapacağını söylediğini, diğer iki yetkili aktardı.

Kaynaklar, İsraillilerin Powell’ın önerilerine olumlu yanıt vermediklerini ve kendisinin bir anlaşma sağlayamadan İsrail’den ayrıldığını belirtti.

Ürdün hükümetine göre, Powell daha sonra Kral II. Abdullah ile bir görüşme yapmak üzere Ürdün’e gitti.

Son iki yıl içinde, Norveç ve Avustralya’dan diplomatlar, İsrail politikalarını eleştirip Filistin devletine destek verdikten sonra Filistinlilere yönelik misyonlarını Ürdün’e taşımak zorunda kalmışlardı.

İsrail hükümetinin düşünce yapısını yakından bilen ve hassas bir konuyu tartışmak üzere isminin açıklanmamasını isteyen bir kaynak, POLITICO’ya bu temsilciliğin vize veremeyen, pasaportları yenileyemeyen ve Filistin Yönetimi ile irtibat kuramayan “temelde boş bir kabuk” olduğunu söyledi.

İngiltere, konsolosluklarda genellikle vize veya pasaport düzenlemez.

Kaynak, “Oradaki yedi diplomatın görevi, temelde binanın bakımını yapmak ve Union Jack bayrağını yerinde tutmak,” dedi.

Buna rağmen bir İngiliz yetkili, anlaşmayı “iyi bir sonuç” olarak nitelendirdi. Üç hafta süren zorlu müzakerelerin ardından, korkulan karşılıklı sınır dışı etme sarmalından kaçınılmış oldu.

Kapatma kararı, İsrail hükümetiyle diplomatik ilişkileri yürüten Tel Aviv’deki Birleşik Krallık büyükelçiliğini etkilemiyor.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Şeyh Cerrah mahallesindeki konsolosluk, Birleşik Krallık’ın Kudüs, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinlilerle olan ilişkilerini yürütüyor.

Temsilcilik ayrıca Filistinlilere konsolosluk hizmetleri de sunuyor.

Mevcut gerginliklere rağmen, Birleşik Krallık ve İsrail, ekonomi, güvenlik ve istihbarat alanlarında yakın ortaklar.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Çin, AB’nin hibrit otomobil ihracatına kısıtlama talebini reddetti

Yayınlanma

Çin, AB’nin hibrit otomobil ihracatına yönelik gönüllü kısıtlamalar getirilmesi yönündeki talebini reddetti.

Financial Times (FT), Avrupa Komisyonu artık Pekin’in, hibrit araç ithalatına sınır getirme yönündeki tek taraflı AB önlemini kabul etmesini umduğunu ekledi.

Avrupa Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, bu anlaşmazlığı çözmeyi amaçlayan iki günlük müzakerelere bugün (8 Ekim 2026) Pekin’de başlıyor.

Brüksel, cezai gümrük vergilerini önlemek amacıyla Çin’e, AB hibrit araç pazarındaki payını bugünkü üçte birin üzerindeki seviyeden yaklaşık %15’e indirmesini önermişti.

Yayında alıntılanan iki diplomata göre, Pekin’in gönüllü kısıtlamaları kabul etmeyi reddetmesinin ardından Avrupa Komisyonu, haksız ticaret uygulamalarına dair kanıt gerektirmeyen geçici koruma gümrük vergilerini değerlendiriyor.

Öneriye göre, belirlenen bir kotaya kadar Çin menşeli hibrit araçlar standart şartlarla AB’ye girebilecek, bu tavanı aşan sevkiyatlara ise yüksek ek gümrük vergileri uygulanacak.

Dünya Ticaret Örgütü kuralları, koruma önlemlerinin ayrım gözetmeksizin uygulanmasını gerektirdiğinden, herhangi bir ithalat kısıtlaması, tarihsel ihracat hacimlerine göre kota tahsis edilmesi muhtemel olan Birleşik Krallık, Güney Kore ve Japonya dahil olmak üzere dış tedarikçileri de etkileyecek.

Hibrit araçlar konusundaki bu gerginlik, AB’nin Çin menşeli batarya ile çalışan elektrikli araçlara standart %10’luk gümrük vergisinin üzerine %35’e varan telafi edici vergiler getirmesinin ardından ortaya çıktı.

Pekin ise Avrupa menşeli konyak, domuz eti ve süt ürünlerine karşı anti-damping önlemleriyle karşılık verdi.

Avrupalı yetkililer, otomotiv anlaşmazlığının çözülmesini daha geniş çaplı bir ticaret çatışmasını durdurmak için hayati önemde görüyor ve AB’nin Çin ile olan 1 milyar avro tutarındaki günlük ticaret açığını sürdürülemez olarak nitelendiriyor.

Fransa ve Almanya, Komisyon’u Çin rekabetine karşı kararlı bir şekilde harekete geçmeye çağıran ortak bir belge dağıttı ve otomotiv, kimya, havacılık, takım tezgahları ve ilaç sektörlerinde ciddi bir şok yaşanacağı uyarısında bulundu.

Pekin’deki görüşmelerde ayrıca, Avrupa’nın Çin’e yaptığı ihracatla ilgili tıkanan müzakereler, Avrupa’nın Çin’in kritik minerallerine ve nadir toprak mıknatıslarına erişimi ile Pekin’in, AB’den yarı iletken ekipmanlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını ve Ukrayna savaşıyla bağlantılı Çinli firmalara uygulanan yaptırımları kaldırması yönündeki talepleri de ele alınacak.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, ABD baskısı sonucu “dezenformasyon” konferansından çekildi

Yayınlanma

Trump yönetimi birçok ülkeye, dezenformasyon konusunda Avrupa’nın önde gelen bir konferansına verdikleri desteği geri çekmeleri için baskı uyguladı.

Bunun üzerine Kanada, Litvanya ve AB Dışişleri Servisi (EEAS) bunu kabul etti.

Çarşamba ve Perşembe günleri düzenlenen #Disinfo2026 konferansı, Avrupa’nın dezenformasyonla mücadele topluluğunun yıllık buluşması ve yüzlerce araştırmacı, gazeteci, teknoloji uzmanı ve politika yapıcıyı Litvanya’nın Vilnius kentindeki bir otelde bir araya geldi.

Konferans, Brüksel merkezli bağımsız bir kâr amacı gütmeyen kuruluş olan EU Disinfo Lab tarafından düzenleniyor.

Konferanstan birkaç gün önce, ana destekçileri olan Litvanya Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) ve Kanada Dışişleri Bakanlığı’nın logoları web sitesinden kaldırıldı.

Guardian ile paylaşılan etkinlik fotoğraflarında, resmi konferans materyallerine basılmış bu kuruluşların logolarının üzerine yapıştırılmış beyaz etiketler de görülüyor.

Bu durum, logoların programdan aceleyle çıkarıldığını gösteriyor gibi görünüyor.

Avrupalı yetkililer de dahil olmak üzere konuyu yakından bilen üç kişi, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın konferansa verdikleri destek konusunda birçok hükümetle temasa geçtiğini doğruladı.

The Guardian’ın ele geçirdiği ABD Dışişleri Bakanlığı’na ait iç belgeler, ABD’li yetkililerin Litvanya’ya “ABD’nin endişelerini ciddiye aldığı” için teşekkür ettiğini de ortaya koyuyor.

Belgede, Washington’un, Litvanya’nın ABD’yi yabancı bir bilgi tehdidi olarak nitelendiren bir panelin düzenlenmesini “kınanacak ve şaşırtıcı” bulmasının “minnettar” olduğu ve konferansa katılımını sınırlama kararını memnuniyetle karşıladığı belirtiliyor.

The Guardian’ın edindiği bilgiye göre Fransa ile de temasa geçildi.

“FIMI tehdidi olarak ABD: uyum sağlamak, kabul etmek, karşı koymak” başlıklı bu panel (burada FIMI kısaltması “yabancı bilgi manipülasyonu ve müdahalesi” anlamına geliyor) çarşamba günü yapıldı.

Panel, Avrupa’nın dezenformasyon topluluğunun Washington olmadan dayanıklılığını nasıl yeniden kazanabileceğini ele aldı ve konferansın, ABD’nin Avrupa’da bir dezenformasyon aktörü olabileceği fikrini ilk kez gündeme getirdiği görülüyor.

Kaynaklar ve iç belgelere göre, Dışişleri Bakanlığı, aralarında eski bir CIA görevlisinin de bulunduğu üç Amerikalı konuşmacının yer aldığı bu panele özellikle odaklanmıştı.

Görüşmelerden haberdar olan bir kişiye göre, diğer yazışmaların kaynağı ABD Dışişleri Bakanlığı Kamu Diplomasisi Müsteşarı Sarah B. Rogers’ın ofisi gibi görünüyordu.

Litvanya, Kanada ve AB, yaptıkları açıklamalarda, konferans programının, dezenformasyondaki ABD’nin rolüne ilişkin resmi görüşleriyle uyuşmadığını belirttiler.

Oysa bu program, Haziran ayından itibaren, desteklerini geri çekmelerinden aylar önce hazırlanmıştı.

Litvanya Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Konferans programının bazı kısımları hükümetin resmi tutumundan farklılık gösterdiği için Litvanya, ‘Disinfo 2026’ konferansına katılımını iptal etmiştir” dedi.

Global Affairs Canada (GAC) sözcüsü Samantha Lafleur, “GAC, dış etkinliklere katılımı ve bu etkinliklere sponsorluğu her bir vaka için ayrı ayrı dikkatle değerlendirir. Birkaç panel tartışmasının çerçevesindeki değişikliklerin ardından, GAC, AB DisinfoLab 2026 konferansındaki bu oturumlara katılımını gözden geçirmeye karar verdi,” dedi ve Kanadalı yetkililerin hâlâ konferansa katıldıklarını da ekledi.

Bir AB sözcüsü, Avrupa Dış Eylem Servisi’nin konferansa verdiği desteği geri çekmeye karar verdiğini doğruladı; bunun nedeni ise “organizatörlerin bazı tartışmaları, AB’nin resmi tutumlarıyla uyuşmayan bir şekilde çerçevelemeyi tercih etmeleriydi.”

The Guardian’ın edindiği bilgiye göre, AB yetkilileri ABD’nin bir dezenformasyon aktörü olarak nitelendirilmesine katılmadılar.

Resmi destekçi olarak adını geri çekmesine rağmen, AB konferansa finansman sağlamaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English