Asya
Çin Maliye Bakanlığı tüketim ve yatırımı artıracak önlemler sözü verdi

Maliye Bakanlığı, Pekin’in tüketimi en önemli öncelik haline getirmesi ve ekonomiyi canlandırmak için daha aktif politikalara yönelmesinin ardından, önümüzdeki yıl iç talebi genişletmek için daha fazla ve daha hızlı mali harcamaların yanı sıra ortak çaba sözü verdi.
Salı günü gelecek yılın çalışma gündemine ilişkin bir bakanlık konferansının tamamlanmasının ardından yapılan açıklamaya göre bakanlık, tüketim büyümesini desteklemek için emekli maaşlarını ve sağlık sigortası sübvansiyonlarını “uygun bir şekilde artıracak” ve tüketim malları takas programlarına daha fazla destek verecek. Açıklamada bakanlığın ayrıca etkin yatırımları teşvik edeceği, yeni tahviller çıkaracağı ve harcamaları artıracağı belirtildi.
Maliye Bakanı Lan Foan toplantıda yaptığı konuşmada “2025 yılında daha yüksek bir mali açık oranı için daha proaktif bir politika kombinasyonu uygulayacağız, harcama yoğunluğunu arttıracağız ve yatırım ve tüketimi teşvik etmek için harcama hızını artıracağız” dedi.
Pekin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisinin büyümesini tekrar rayına oturtmak için önümüzdeki yıl için kilit görevler belirledi. Tüketimin canlandırılmasının en önemli hedef olmasının yanı sıra, üst yönetim bu ayki ton belirleyici merkezi ekonomik çalışma konferansında bütçe açığı oranının yükseltilmesi de dahil olmak üzere daha aktif mali politikalara duyulan ihtiyacı da vurguladı.
Pekin ayrıca 2025 yılı için para politikası duruşunu “ılımlı gevşek” olarak değiştirirken, bazı ekonomistler gelecek yıl ekonomi politikasının artırılması sorumluluğunun mali tarafa verilmesi çağrısında bulundu.
Ekonomist Tao Dong geçtiğimiz hafta bir forumda yaptığı konuşmada, Çin’in gelecek yılki maliye politikasının odağının yatırımları teşvik etmekten harcamaları teşvik etmeye kayacağını ve daha fazla tüketim artırıcı maliye politikasının sırada olduğunu söyledi.
Salı günü Reuters, Çin’in tüketimi artırmak için önümüzdeki yıl 3 trilyon yuan (411 milyar ABD Doları) tutarında rekor düzeyde özel hazine bonosu ihraç etmeyi planladığını bildirdi. Reuters haberinde, bu yıl 1 trilyon yuan olan yeni tahvil ihracındaki keskin artışın, ekonominin gümrük tarifeleri ve diğer dış şoklardan kaynaklanan potansiyel etkileri hafifletmesine yardımcı olmayı amaçladığı belirtildi.
Maliye Bakanlığı toplantısında ayrıca ulusal lojistik merkezlerinin kapasitelerinin artırılması ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, teknoloji odaklı start-up’lar ile küçük ve orta ölçekli işletmeler için daha fazla mali destek ve zorluklarla karşılaşan işletmelere daha fazla yardım gibi diğer çalışma öncelikleri de belirlendi. Bakanlık, işletmelere verdiği bir taahhütte keyfi ücret, ceza ve harçların uygulanmasını kararlılıkla önleyeceğini söyledi.
İstihdam ve yeşil dönüşüm çabalarının desteklenmesinin yanı sıra yerel yönetim borçlarının ve diğer risklerin azaltılmasının da önümüzdeki yılın önemli gündem maddeleri olduğu belirtildi.
Çin gelecek yıl 411 milyar dolarlık özel hazine bonosu ihracı planlıyor
Asya
Xi Jinping Çin Komünist Partisi’nin ‘küresel etkisini’ övdü

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 105. yıl dönümünde konuşan Xi Jinping, parti üyelerine teyakkuz halinde kalmaları ve zorluklara hazırlıklı olmaları uyarısında da bulundu
Kritik kongreye bir yıl kala Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Komünist Parti’nin hem ülke içindeki hem de küresel düzeydeki yönetim kapasitesine güçlü bir güven mesajı verdi. Xi, hızla değişen küresel rüzgârlar karşısında parti üyelerine disiplinli ve odaklanmış kalma çağrısında bulundu.
Çin Komünist Partisi’nin kuruluşunun 105. yıl dönümü dolayısıyla yaptığı kapsamlı konuşmada Xi, ÇKP’yi dünyanın en büyük iktidar partisi olarak nitelendirdi; partinin “önemli bir küresel etkiye” ve “halkın gerçek desteğine” sahip olduğunu söyledi.
Parti liderinin, Çin’i zor durumdaki bir ülkeden küresel bir süper güce dönüştüren geçmiş başarıları övmesi geleneksel bir tutum olsa da, bu yılki konuşmanın tonu Xi’nin önceki yıl dönümü konuşmalarına kıyasla belirgin biçimde daha özgüvenliydi.
Xi, partinin başarısının küresel kalkınma anlayışını kökten değiştirdiğini ve diğer gelişmekte olan ülkelere yeni bir model sunduğunu vurguladı.
Her beş yılda bir yapılan yıl dönümü konuşmasında, “Çin halkı, partinin liderliği altında yeni bir medeniyet biçimi yarattı ve diğer gelişmekte olan ülkeler için modernleşmeye giden yolları genişletti,” dedi.
Xi, “Ortak kader topluluğunun inşasını teşvik ediyoruz… Parti liderliğindeki sosyalist Çin, artık dünya barışının istikrar unsuru, küresel büyümenin katkı sağlayıcısı ve uluslararası düzenin savunucusu olarak evrensel biçimde kabul görüyor” ifadelerini kullandı.
Bu özgüven gösterisi, uluslararası dalgalanmaların arttığı bir döneme denk geliyor. İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre geçen yıl, taraflarından birinde ya da her iki tarafında devletlerin yer aldığı 65 silahlı çatışma yaşandı. Bu sayı, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek seviye oldu.
Ukrayna ile Rusya arasındaki savaşın yanı sıra ABD ile İran arasındaki çatışma da dahil olmak üzere büyük krizler hâlâ çözüme kavuşmuş değil.
Bu çalkantılı tablo karşısında Xi, parti üyelerine teyakkuz halinde kalmaları ve yaklaşan zorluklara hazırlıklı olmaları uyarısında bulundu. Çin’in “şiddetli rüzgârlar ve sert dalgalar” karşısında ayakta kalmaya hazır olması gerektiğini söyledi. Xi bu ifadeyi, muhtemel ekonomik, siyasi ve güvenlik krizlerini tanımlamak için sık sık kullanıyor.
Xi’ye göre bu baskılara dayanabilmek için parti disiplinli ve odaklanmış kalmalı; “partinin saflığını zedeleyen tüm unsurları kararlılıkla ortadan kaldırmalı”. Bu ifade, devam eden yolsuzlukla mücadele kampanyalarına açık bir gönderme niteliği taşıyor.
Aynı zamanda Xi, yetkililere esnek ve yaratıcı olmaları çağrısında bulundu; karmaşık küresel gerçekliklerin bilimsel analizi yoluyla risklerin öngörülmesi gerektiğini belirtti.
“Zor sorunlarla yüzleşmeye cesaret etmeli ve bunu başarmakta maharetli olmalıyız,” dedi. “Rakibimiz ne kadar güçlü, karşılaştığımız zorluklar ne kadar ağır olursa olsun, asla korkuya kapılmamalı ya da geri adım atmamalıyız… Demirden bir iradeyle her fırtınayı atlatabiliriz.”
Xi, eski Çin klasiği Belgeler Kitabı’na atıf yaparak parti üyelerine “büyük başarıların yüce hedefler, büyük davaların ise gayretli çaba gerektirdiğini” hatırlattı.
Konuşma, Pekin’deki Büyük Halk Salonu’nda düzenlenen büyük törende yapıldı. Zi burada, partiye olağanüstü katkıları nedeniyle sekiz kişiye 1 Temmuz Madalyası takdim etti.
Madalyayı alanlar arasında askerî gaziler, silah uzmanları ve yoksulluğun azaltılması ile toplum çalışmalarında görev alan yerel kamu görevlileri yer aldı. Partinin en yüksek bireysel onuru olan bu madalya, ilk kez 2021’de partinin kuruluşunun yüzüncü yılı kutlamaları sırasında 29 üyeye verilmişti.
Tören, kritik bir siyasi döneme denk geliyor. Parti, gelecek yıl yapılacak ulusal parti kongresi için hazırlıklara şimdiden başladı. Beş yılda bir düzenlenen bu kongrede yeni liderlik kadrosu açıklanacak ve Xi’nin parti lideri olarak bir beş yıl daha görev yapmasının onaylanması bekleniyor.
Savunma konusuna da değinen Xi, Halk Kurtuluş Ordusu’nun modernizasyonunun hızlandırılması çağrısında bulundu. Orduya, 1 Ağustos 2027’ye kadar yüzüncü yıl hedeflerine ulaşma talimatı verirken, 2050’ye kadar “dünya çapında” bir ordu inşa etme yönündeki daha geniş hedefin de sürdürülmesini istedi.
Xi, “ordunun siyasi inşasının kapsamlı biçimde ilerletilmesi” ve “silahlı kuvvetlerin hukuka uygun şekilde yönetilmesi” gerektiğini vurguladı. Bu sloganlar, Pekin’in ordu içindeki sert yolsuzlukla mücadele kampanyasıyla yakından bağlantılı.
Bu vurgu, Çin’in en üst düzey askerî karar alma organı olan Merkezi Askerî Komisyon’un yedi üyesinden beşi de dahil olmak üzere çok sayıda üst düzey generalin görevden alındığı Halk Kurtuluş Ordusu içindeki tasfiyelerin ardından geldi.
Hassas Tayvan meselesine ilişkin olarak Xi, Pekin’in uzun süredir dile getirdiği pozisyonu tekrarladı; ancak acil bir zaman çizelgesine işaret etmedi.
“Tayvan meselesini çözmek ve anavatanın tam birleşmesini gerçekleştirmek, partimizin sarsılmaz tarihî misyonu ve tüm Çin halkının ortak arzusudur,” dedi.
Xi, “Tayvan bağımsızlığı yanlısı ayrılıkçı güçlerin kararlılıkla bastırılacağını, dış güçlerin müdahalesine karşı çıkılacağını ve ulusal birleşme büyük davasının istikrarlı biçimde ilerletileceğini” söylerken, Boğaz’ın iki yakası arasında daha derin temaslar, ekonomik işbirliği ve bütünleşik kalkınma çağrısı da yaptı.
Xi ayrıca selefleri Mao Zedong, Deng Xiaoping, Jiang Zemin ve Hu Jintao’ya da saygılarını sundu; onların “Çin ulusunun büyük yeniden canlanmasına tarihî katkılarda” bulunduğunu söyledi.
Batı’daki geçmiş askerî değerlendirmeler, Halk Kurtuluş Ordusu’nun 2027 modernizasyon takvimini yakından Tayvan Boğazı’nda yaşanabilecek muhtemel bir çatışmayla ilişkilendirmişti. Ancak analistler, Xi’nin konuşmasındaki tonun ölçülü olduğuna dikkat çekti.
Pekin Birleşik Üniversitesi Tayvan Araştırmaları Enstitüsü profesörlerinden Zhu Songling, konuşmanın Tayvan konusunda hızlandırılmış bir takvimden ziyade “istikrarlı” bir ilerleyişe işaret ettiğini söyledi.
Zhu’ya göre Xi’nin sözleri, Pekin’in birleşme hedefini kendi belirlediği tempoda sürdüreceğini; gerekli siyasi, ekonomik ve uluslararası koşulları zaman içinde sistematik biçimde inşa etmeye odaklanacağını gösterdi.
Tsinghua Üniversitesi Ulusal Stratejik Araştırmalar Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Xie Maosong ise Zi’nin konuşmasının, Çin-ABD rekabetinin yoğunlaştığı bir dönemde özgüven mesajı verdiğini belirtti.
“ABD, Çin tarafından geride bırakılmayı elbette kabul etmek istemiyor. Bu da Washington’ın Pekin’e karşı çeşitli çevreleme yöntemlerine başvurmasına yol açıyor,” dedi.
“Ancak Çin-ABD ilişkileri artık stratejik istikrar aşamasına ulaşmış durumda. Bu da esasen iki ülke arasındaki güç dinamiğinin kabaca dengelenmeye başladığı anlamına geliyor” diye ekledi.
Asya
Kazakistan’da yeni anayasa yürürlüğe girdi

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, ülkede yeni anayasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte egemen Kazakistan tarihinde yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Tokayev, bu adımın siyasi sistemde köklü bir yeniden yapılanmayı ve devlet kurumlarının dönüşümünü beraberinde getireceğini belirtti.
Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, 1 Temmuz’da yürürlüğe giren yeni anayasa vesilesiyle Kazakistan halkına hitap ettiği bir mesaj yayımladı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi tarafından paylaşılan açıklamada Tokayev, ülkesinin gelişiminde yeni bir dönemin kapılarını araladığını belirtti.
Tokayev, mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Bugün egemen Kazakistan tarihinde yeni bir dönem başlıyor. Siyasi ve ekonomik reformların, kapsamlı modernizasyonun gerçekleşeceği istikrarlı bir ilerleme yoluna giriyoruz. Bu gün, siyasi sistemin köklü bir şekilde yeniden yapılandırılmasını, devletin temel kurumlarının ve sivil toplumun dönüşümünü simgeliyor.”
Kazakistan halkını bu tarihi gelişme dolayısıyla tebrik eden Tokayev, 15 Mart’ta yapılan referandumda halkın, ülkenin gelecek on yıllardaki gelişim yönünü belirleyen kader niteliğinde bir seçim gerçekleştirdiğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Tokayev, belirlenen hedeflere ulaşarak tüm vatandaşlar için eşit fırsatlar barındıran adil bir Kazakistan inşa edeceklerine inandığını vurguladı.
Siyasi yapıda köklü değişiklikler
1 Temmuz itibarıyla resmen yürürlüğe giren yeni anayasa, ülkede önemli yönetimsel değişiklikleri beraberinde getiriyor. Bu kapsamda yeni anayasa, tek kamaralı parlamento sistemine geçişi, cumhurbaşkanı yardımcılığı makamının oluşturulmasını ve danışma kurullarında reform yapılmasını öngörüyor.
Kazakistan’da bundan önceki anayasa 1995 yılından bu yana yürürlükte yer alıyordu ve geçen yaklaşık 30 yıllık süre zarfında üzerinde çok sayıda değişiklik yapılmıştı.
Kazakistan anayasasını baştan yazıyor: Tokayev’in yedi yılda üçüncü reformu
Asya
Hindistan’ın Rusya’dan petrol ithalatı haziranda rekor kırdı

Hindistan’ın haziran ayında Rusya’dan gerçekleştirdiği petrol ithalatı, Ortadoğu’daki tedarik kesintilerinin de etkisiyle tarihi bir zirveye ulaştı. Rus ham maddesinin ülkenin toplam petrol ithalatı içindeki payı haziranda yüzde 50’yi aşarak mayıs ayındaki yüzde 36,5 seviyesini geride bıraktı.
Hindistan’ın Rusya’dan gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı, haziran ayında tarihi bir zirveye ulaştı.
Reuters haber ajansının enerji analizi firmaları LSEG ve Kpler verilerine dayandırdığı haberine göre, ülkedeki rafineriler bu dönemde Rus petrolüne olan talebini önemli ölçüde artırdı.
Ön veriler, Hindistanlı petrol rafinerilerinin haziran ayında Rusya’dan günlük yaklaşık 2,7 milyon varil ham petrol satın aldığını ortaya koyuyor.
Hindistan’ın bu ayda gerçekleştirdiği toplam günlük petrol ithalatının 4,9 milyon varil civarında seyretmesiyle birlikte, Rus ham maddesinin toplam ithalattaki payı yarıdan fazlasını oluşturdu.
Bu oran, mayıs ayında kaydedilen yüzde 36,5 seviyesinin oldukça üzerinde yer alıyor.
Kpler verilerine göre, Hindistan’ın mayıs ayında Rusya’dan yaptığı ithalat günlük 2,13 milyon varil seviyesindeyken, LSEG bu hacmi günlük 1,95 milyon varil olarak tahmin ediyor.
Yeni Delhi yönetiminin Rus petrolüne yönelik alımlarını yoğunlaştırmasının arkasında, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın bloke edilmesiyle tetiklenen Ortadoğu kaynaklı tedarik kesintilerini telafi etme çabası yer alıyor.
Ancak Hindistan’ın bu hamlesi, jeopolitik riskleri ve yaptırım mekanizmalarını da beraberinde getiriyor. ABD’nin Rus petrolü satın alınmasına imkan tanıyan geçici yaptırım muafiyeti 17 Haziran tarihi itibarıyla sona erdi ve bu muafiyetin uzatıldığına dair resmi bir açıklama yapılmadı.
Hindistan, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla ortaya çıkan enerji darboğazı nedeniyle daha önce ABD’den bu muafiyetin süresinin uzatılmasını talep etmişti.
Rusya, Ukrayna’daki askeri operasyonlarını finanse etmek için petrol ve doğalgaz gelirlerinden yararlanırken, aynı zamanda Ortadoğu’daki krizin küresel enerji piyasalarında yarattığı fiyata bağlı avantajları kullanmayı sürdürüyor.
Rusya Maliye Bakanlığı verilerine göre, Moskova’nın petrol ve doğalgaz gelirleri mayıs ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,4 artarak 678,9 milyar rubleye (yaklaşık 9,26 milyon dolar) ulaştı.
Bu miktar nisan ayına kıyasla yüzde 20,7 oranında bir düşüşe işaret etse de mart ayına göre yüzde 10’luk bir artışı temsil ediyor.
Bloomberg’e göre ise küresel enerji krizinin etkisiyle yükselen petrol fiyatlarının Kremlin’e sağladığı gelir avantajının sınırlarına gelmeye başladığı ve bu kazançların daralma eğilimine girdiği belirtiliyor.
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Rusya3 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Dünya Basını1 hafta önceVaroufakis: Avrupa Birliği liderleri kesik başlı tavuk gibi
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?
Söyleşi4 gün önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”










