Bizi Takip Edin

Diplomasi

El Niño küresel ekonomide trilyonlarca dolarlık kayba yol açabilir

Yayınlanma

Büyük Okyanus’taki sıcaklıkların rekor seviyeye ulaşmasıyla başlayan şiddetli El Niño dalgası dünya ekonomisini olumsuz etkiliyor. Deniz taşımacılığından madenciliğe kadar birçok sektörde aksamalara yol açan doğa olayının trilyonlarca dolarlık zarara neden olabileceği belirtiliyor.

Büyük Okyanus’un ekvatoral kesimindeki rekor sıcaklık artışıyla birlikte son neslin en şiddetli El Niño dalgasının küresel ekonomide ciddi çalkantılara yol açtığı bildirildi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre, yaşanan süreç deniz taşımacılığından bakır madenciliğine ve balık yemi üretimine kadar pek çok stratejik sektörü doğrudan etkiliyor.

Uydu ve okyanus şamandırası verilerini inceleyen bilim insanları, El Niño evresinin haziran ayında başladığını ve mevcut okyanus sıcaklıklarının kayıt altına alınan en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi.

İspanyolcada “erkek çocuk” anlamına gelen El Niño, Büyük Okyanus’un ekvator kuşağındaki suların normalden en fazla 3 derece daha sıcak hale gelmesiyle oluşuyor.

Suyun yaklaşık aynı derecede soğuması ise “kız çocuk” anlamına gelen La Niña olarak adlandırılıyor. Her iki ila yedi yılda bir tekrarlanan bu döngüler, dünya genelinde iklim düzenini önemli ölçüde etkiliyor.

Indiana Üniversitesinden iklimbilimci Christopher Callahan, mevcut duruma ilişkin değerlendirmesinde, “Bunun benzersiz bir güce sahip bir doğa olayı olacağına dair oldukça net bir işaret var. Bu durum, beraberinde ciddi ekonomik sonuçlar doğuracaktır” dedi.

Callahan, El Niño’nun özellikle tropikal bölgelerdeki ülkeler başta olmak üzere küresel ölçekte trilyonlarca dolarlık kayba yol açabileceğini belirtti.

Doğa olayının etkilerini sürdürmesiyle birlikte 2027’nin tarihin en sıcak yılı olabileceği öngörülüyor.

Okyanus sularındaki ısınmanın sonuçlarıyla ilk yüzleşen aktörlerin başında Panama Kanalı’nı kullanan denizcilik şirketleri geliyor. Yağış azlığı nedeniyle Panama Kanalı kritik bir darboğaza dönüşmüş durumda.

Bir geminin geçişi sırasında kanalda yaklaşık 50 milyon galon su kaybı meydana geliyor. Bu su Panama’daki Gatun Gölü’nden karşılanırken, bölgedeki kuraklık su kaynaklarını daha da daraltıyor.

Panama’da mayıs ile ağustos ayları arasındaki yağış miktarının ortalamanın yüzde 34 altında kaldığı kaydedildi.

İklim olayının etkilediği bir diğer ülke olan Zambiya’da, 2023-2024 dönemindeki kuraklık hidroelektrik enerji kapasitesini tüketerek bakır üreticilerine darbe vurdu.

Bölgede bu yıl da devam eden kurak hava, nehir taşımacılığı ve lojistiği olumsuz etkiliyor.

Zambiya’nın aksine Şili’de ise aşırı yağışlar yerel üretimi zorlaştırıyor.

Ülkedeki bakır üreticisi Antofagasta, temmuz ayında maden sahasına 5 milyon metreküp kar getiren fırtınanın ardından üretim beklentilerini düşürdü.

WSJ, İran’daki savaş nedeniyle artan gübre ve yakıt fiyatlarından ötürü halihazırda zor durumda olan çiftçilerin, bu süreçte en savunmasız kesim haline geldiğini aktardı.

Avrupa İklim Değişikliği Servisi Copernicus ise Ağustos 2024’te yaptığı açıklamada, El Niño’nun insan kaynaklı iklim değişikliklerinin etkisiyle daha da şiddetlendiğini bildirdi.

Diplomasi

ABD Dışişleri’nden Ukrayna için sivil itaatsizlik uyarısı

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’ya yönelik seyahat uyarısını güncelleyerek risk faktörleri arasına olası kitlesel huzursuzlukları da ekledi. Bakanlık, vatandaşlarına Ukrayna’ya seyahat etmeme çağrısını yinelerken ülkedekilerden gösterilerden ve kalabalıklardan uzak durmalarını istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’daki vatandaşlarına yönelik seyahat tavsiyesini güncelleyerek ülkede meydana gelebilecek sivil huzursuzluk ve toplumsal olay riskine karşı uyarıda bulundu.

Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan güncellenmiş bildirimde, ABD vatandaşlarına Ukrayna’ya seyahat etmeme tavsiyesi yinelendi.

Bakanlık, 28 Ağustos’ta güncellediği seyahat uyarısındaki risk maddeleri arasına “toplumsal huzursuzluk” başlığını da dahil etti.

Bununla birlikte genel uyarı seviyesi değiştirilmeyerek en yüksek kademe olan “Dördüncü Seviye: Seyahat Etmeyin” şeklinde korundu.

Hâlihazırda Ukrayna’da bulunan ABD vatandaşlarına sahadaki gelişmeleri yakından takip etmeleri ve gerektiğinde bulundukları yeri hızla terk etmeye hazırlıklı olmaları tavsiye edildi.

Uyarı metninde ayrıca vatandaşların hava saldırısı alarmlarını dikkate almaları, en yakın sığınakların konumunu önceden öğrenmeleri, gösterilerden ve kalabalık ortamlardan uzak durmaları istendi.

ABD’nin Kiev Büyükelçiliği faaliyetlerini sürdürmekle birlikte, büyükelçilik personelinin başkent dışındaki hareket alanı sınırlandırılmış durumda.

ABD devlet görevlilerinin Kiev dışına yapacakları seyahatler özel izne tabi tutulurken, Dışişleri Bakanlığı personelin aile üyelerinin Ukrayna’da bulunmasına izin vermiyor.

Bildirimde ayrıca Ukrayna hava sahasının ABD sivil havacılığına kapalı kalmaya devam ettiği hatırlatıldı.

Belirli bölgelerde ise sokağa çıkma yasakları ve kimlik kontrollerini de içeren sıkıyönetim kısıtlamalarının yürürlükte olduğu belirtildi.

Washington diğer bölgelerdeki uyarılarını da güncellemişti

ABD Dışişleri Bakanlığı şubat ayında da vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri ve Ermenistan ya da Türkiye üzerinden çıkış güzergâhlarını kendilerinin planlaması çağrısında bulunmuştu.

Bakanlık o dönemde gözaltı riskine ve internet kesintilerine dikkat çekmişti. Ardından ABD’nin İsrail’deki ve bazı Arap ülkelerindeki diplomatik misyonları, Ortadoğu’da olası bir gerilim tırmanışına karşı uyarılarda bulunmuştu.

Mayıs ayında ise ABD’nin Londra Büyükelçiliği, Birleşik Krallık’taki terör tehdidi seviyesinin yükseltilmesinin ardından Amerikalılara dikkatli olmaları yönünde çağrı yapmış; kamuya açık alanlarda tetikte olmalarını, haberleri takip etmelerini ve dikkat çekmekten kaçınmalarını tavsiye etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, ABD’ye mineral anlaşması teklif etti

Yayınlanma

Afganistan’daki Taliban hükümeti, yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş Afgan varlıklarının serbest bırakılmasını talep ederken, ABD’ye ülkenin maden kaynaklarına erişim imkânı sunuyor.

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Kabil’in madencilik, altyapı, tarım ve ticaret alanlarındaki ABD yatırımlarını “kesinlikle” memnuniyetle karşılayacağını belirterek, gelecekteki ABD-Afganistan ilişkilerinin son yirmi yıllık savaştan ziyade iktisadi işbirliğine dayandırılması gerektiğini savundu.

ABD ve Afgan jeoloji kurumlarının tahminlerine göre, Afganistan’da en az 1 trilyon dolar değerinde maden kaynağı bulunuyor.

Ülkedeki işlenmemiş maden kaynakları arasında bakır, demir cevheri, kobalt, altın ve lityum da yer alıyor. Taliban, Ağustos 2021’de Afganistan’ı yeniden ele geçirdiğinden bu yana, altın ve krom gibi madenlerin işlenmesi amacıyla Çin ve İran gibi ülkelerle 7 milyar dolardan fazla değerinde yatırım anlaşmaları imzaladı.

Taliban ayrıca, ABD’de tutulan yaklaşık 7 milyar dolar da dahil olmak üzere, yurtdışında tutulan yaklaşık 9,5 milyar dolarlık Afgan merkez bankası rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.

Bakan, “Hiçbir ülke veya kurum, Afgan halkının varlıklarını siyasi baskı aracı olarak kullanmamalı” diyerek yaptırımların kaldırılmasını istedi.

Muttaki, “İktisadi politikamız tamamen açıktır,” diye ekledi fakat bu öneriyi Beyaz Saray’a doğrudan iletip iletmediğine ilişkin bir yanıt vermedi.

Bakan ayrıca, 2021 yılında kapatılan Afganistan’ın başkenti Kabil’deki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılmasını istediğini belirtti.

“Büyükelçiliğin güvenliğini sağladık, yolları onardık ve yeni ağaçlar diktik,” diyen Muttaki, buranın “artık çok canlı ve çekici” olduğunu vurguladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Volkswagen ve Rafael, Demir Kubbe anlaşmasına yakın

Yayınlanma

Volkswagen, Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrailli Rafael, otomobil üreticisinin Osnabrück fabrikasında askeri teçhizat üretimi konusunda bir anlaşmaya yakın.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre, önümüzdeki haftalarda bir anlaşmaya varılabilir. Kaynaklar, görüşmelerin halen devam ettiğini ve anlaşmanın kesinleşmediğini de ekledi.

Bloomberg’in daha önce bildirdiği üzere, füzelerin, fırlatıcıların ve jeneratörlerin taşınmasında kullanılan ağır hizmet kamyonları da dahil olmak üzere Rafael’in Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemi için destek ekipmanı üretme planına, Volkswagen hisselerinin %10’undan fazlasına sahip olan ve oy haklarının %17’sini kontrol eden Katar Yatırım Kurumu (Qatar Investment Authority) karşı çıkmıştı.

Değerlendirilen seçeneklerden biri, Volkswagen’in Osnabrück tesisinin bazı bölümlerini Aşağı Saksonya’ya taşıması ve bu tesisin daha sonra Rafael ile bir ortak girişim kurması.

Bu senaryoda Volkswagen, İsrail’in devlet sahipliğindeki savunma şirketiyle doğrudan işbirliği yapmayacak. Bu çözüm, Katar’ın varlık fonunun endişelerini gidermeye yönelik bir alternatif olacak.

Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Olaf Lies’in bir sözcüsü, eyaletin şu anda Osnabrück tesisine yönelik gelecekte ortaya çıkabilecek olası bir endüstriyel çözüme nasıl katılabileceğini incelediğini belirtti.

Bir anlaşma, 4 Eylül’de yapılacak denetim kurulu toplantısı öncesinde Volkswagen’in yeniden yapılandırma müzakerelerindeki en tartışmalı konulardan birinin çözülmesine yardımcı olabilir. 

Yüksek işgücü maliyetleri, tam kapasiteyle çalışmayan fabrikalar ve giderek yoğunlaşan Çin rekabeti kârlılığı olumsuz etkilerken, CEO Oliver Blume milyarlarca avroluk tasarruf sağlamaya çalışıyor; fakat güçlü işçi temsilcileri fabrika kapatmalarını reddetmiş durumda.

Bu proje, zor günler geçiren Osnabrück fabrikası için bir can simidi niteliğinde olacak çünkü fabrikanın ürettiği son Volkswagen modeli olan T-Roc Cabriolet’in üretimi önümüzdeki yıl sona erecek.

Kaynaklar, Katar Yatırım Kurumu’nun yönetim kurulunda iki koltuğu olduğunu fakat engelleyici azınlık hakkına sahip olmadığını ve bu nedenle projeyi tek başına durduramayacağını belirtti.

Rafael ile yapılacak bir anlaşma, Volkswagen’e diğer atıl durumda olan fabrikalar için bir model sunabilir.

Blume, VW’nin yedek araç üretiminin mümkün olmadığı durumlarda ortaklar, yatırımcılar ve yeni endüstriyel kullanım alanları arayacağını söylemişti.

ABD’nin İran’daki savaşı, küresel hava savunma sistemleri stoklarını ciddi şekilde tüketmiş durumda ve bu durum, kısa menzilli Demir Kubbe füze savunma kalkanı için talebi artırabilir.

Almanya şu anda Demir Kubbe’yi kullanmıyor. Ülkenin hava savunma sistemleri arasında, yüksek irtifalar için İsrail yapımı Arrow 3 ve ABD yapımı Patriot sistemi ile alçak irtifalar için IRIS-T ve Skyrangers yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English