Amerika
Epstein e-postalarından neler çıktı?

ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesindeki Demokratlar, cezaevinde ölen Jeffrey Epstein tarafından gönderilen e-postaları çarşamba günü yayınladı.
Yaşı küçük çocukları istismar ederek zenginlere fuhuş için pazarlayan finansçı ile ilgili dosyalar ve belgeler, ABD Başkanı Donald Trump’tan bahseden e-postaları içeren bir grup da dahil olmak üzere, tüm yıl boyunca siyasi tartışmaların merkezinde yer almıştı.
Epstein tarafından gönderilen ve Trump’ın “kızlar hakkında bilgi sahibi olduğunu” iddia eden bir e-posta gündeme oturdu.
Birkaç saat sonra, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Cumhuriyetçi üyeleri, Epstein’ın mülkünde bulunduğu iddia edilen binlerce belgeyi yayınladı.
Belgelerin yayınlanması, Adalet Bakanlığını Epstein ile ilgili belgeleri açıklamaya zorlayacak olası bir Temsilciler Meclisi oylaması öncesinde gerçekleşti.
2011 yılında gönderilen bir e-postada Epstein, ismi gizlenen bir kişinin Trump ile Epstein’ın evinde saatlerce vakit geçirdiğini iddia etti. Epstein, Trump’tan “havlamayan köpek” olarak söz ediyor.
2019 yılında gönderilen bir e-postada Epstein, Trump’ın “kızlar hakkında bilgi sahibi olduğunu” belirten bir cümleye yer verdi. Bu cümle, başkanın geçmişte Epstein’ın Mar-a-Lago’ya girişini, orada çalışan genç kadınlara yaklaştığı iddiasıyla yasakladığını iddia etmesine açık bir gönderme olarak görülüyor.
Yayımlanan belgeler arasında, Epstein’ın 2016 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın dostu ve şu anda Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’la yaptığı yazışmalar da yer alıyor.
Barrack, Epstein’a, “Umarım iyisindir, görüşelim” derken, Epstein ise bunun üzerine, “Çocukla fotoğrafını gönder” yanıtını veriyor.
E-postalarda BAE ve Suudi Arabistan yöneticilerinin de ismi geçiyor. Örneğin Emirliklerin önemli kraliyet üyelerinden Sultan Bin Sulayem, Epstein’a “GPS cihazı yerleştirilmiş ayakkabılar” hakkında bir e-posta göndermiş.
Bin Sulayem, Dubai’deki Jebel Ali Serbest Bölgesi (Jafza) Başkanı; DP World Başkanı ve CEO’su; Hyperloop One şirketinin başkanı gibi sıfatlara sahip.
Postalarda Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Sultan da görülüyor. Jeffrey Epstein, Aralık 2016’da milyarder Tom Pritzker’a attığı e-postada, “Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bana bir ÇADIR, halılar ve her şeyi gönderdiğine inanabiliyor musun?” diye yazmış.
Pritzker yanıt olarak, “Çadır mı? Hmmm… Bence bu ‘seni seviyorum’un şifresi. Ya da belki ‘git kumları döv’ün şifresi. Suudi şehir sözlüğünü kontrol etsen iyi olur,” diyor.
Bu, Epstein’ın Trump’ın 2016’daki zaferinden sonra, bin Selman’ın iktidarını sağlamlaştırdığı esnada veliaht prensle doğrudan temas halinde olduğunu gösteriyor.
Epstein, Donald Trump ile “nasıl başa çıkılacağı” konusunda Rusya hükümetine danışmanlık yaptığını e-postalarda belirtiyor.
2018 yılında Trump, Helsinki’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeden yaklaşık bir ay önce, Epstein Rusya’nın en üst düzey diplomatına, “Trump’ı anlamak istiyorsanız, benimle konuşun,”diyerek ulaşmak istemiş.
Epstein, 24 Haziran 2018’de, o sırada Avrupa Konseyi’ni yöneten Norveç’in eski başbakanı Thorbjorn Jagland’a gönderdiği bir e-postada, “Putin’e, Lavrov’un benimle konuşarak bilgi edinebileceğini önerebilirsiniz,” diye yazdı.
Yüzlerce e-postadan birinde Epstein, Rusya’nın Birleşmiş Milletler’deki büyükelçisi Vitali Çurkin ile Trump hakkında daha önce konuştuğunu belirtti.
Epstein, “Çurkin harikaydı. Konuşmalarımızdan sonra Trump’ı anladı. Bu karmaşık bir şey değil. Bir şeyi anlamak için onu görmek gerekiyor, bu kadar basit,” diyor.
E-postalarda Jagland, ertesi gün Lavrov’un asistanıyla görüşeceğini ve Epstein ile bağlantı kurmayı önereceğini söyledi. Önerilen temasın sonuçlandığına dair herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Ruslarla ilgili yardım için Jagland’a ulaşmadan bir yıl önce, Norveçli, Epstein’dan Strazburg’da kendisini ziyaret etmesini istiyor; böylece Epstein, “Trump ve Amerikan toplumunda neler olup bittiğini daha iyi anlamasına” yardımcı olabilecekti.
Clinton yönetimi Hazine Bakanı ve Obama yönetimi ekonomi danışmanı Larry Summers, Epstein’a, “Ruslar Trump hakkında bilgi sahibi mi? Bugün, onun standartlarına göre bile korkunç bir gündü,” diye yazmış. Bu e-postanın tarihi 16 Temmuz 2018, yani Putin ile Helsinki zirvesinin yapıldığı gün.
Epstein bu e-postaya ertesi gün verdiği yanıtta, “E-postam benzer yorumlarla dolu. Vay canına. Eminim onun görüşü, her şeyin çok iyi gittiği yönündedir. Rakibini büyülediğini düşünüyor… Kuşkusuz sembolizmin farkında değil. Çoğu şeyin farkında değil,” diyor ve ayrıca Trump’ın Putin ile yaptığı zirveyi “öngörülebilir” olarak nitelendiriyor.
Birkaç gün sonra Epstein, Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ile yaptığı e-posta yazışmalarında yurtdışı ilişkilerini sergiliyor ve 23 Temmuz 2018 tarihli bir mesajında Bannon’a, “kıtada nüfuz sahibi olmak için fiziksel olarak Avrupa’da bulunması gerektiğini” söylüyor.
Epstein, “Burada oynayacaksan, zaman harcamak zorundasın, uzaktan Avrupa olmaz,” diye yazıyor.
Epstein, Bannon’a yabancı liderlerle bire bir görüşmeler düzenleyebileceğini, fakat birkaç gün kalması gerekeceğini söylüyor ve “Korku, onların umutlarını ve duygularını körükleyip sonra onları terk etmendir. Bence sen bir yabancı değil, içeriden biri olmak istiyorsun,” diyor.
Bir konuşmada Summers, 2017 yılında Suudi Arabistan’a yaptığı geziden bazı kesitleri paylaşıyor ve Suudi yetkililer arasında “Donald bir palyaço ve dış politikada giderek daha tehlikeli hale geliyor,” şeklindeki “genel görüş”ü esprili bir şekilde aktarıyor.
Başka bir e-postada Summers, “Dünyadaki IQ’nun yarısının kadınlara ait olduğunu gözlemledim, fakat onların nüfusun yüzde 51’inden fazlasını oluşturduğundan bahsetmedim,” diyerek “şaka” yapıyor.
Demokrat isim, başka bir yerde de, “Amerikan elitlerinin, bebeğini döverek ve terk ederek öldürmenin Harvard’a kabul edilmenle ilgisi olmadığını, amak 10 yıl önce birkaç kadına asılmanın bir ağda veya düşünce kuruluşunda çalışmanı engellediğini düşünmelerinin nedenini anlamaya çalışıyorum,” diyen Summers, Epstein’a seslenerek, “BU GÖRÜŞÜ TEKRARLAMAYIN,” diye yazıyor.
10 yıl öncesine ait bir dizi e-postada Epstein, yazar ve gazeteci Michael Wolff ile içinde bulunduğu zor durumu ve Trump ile olan bağlarını tartışıyor.
Wolff, Epstein’a, o sırada 2016 başkanlık kampanyasının ortasında olan Trump ile ilişkisini kamuoyunda en iyi şekilde nasıl yönetebileceği konusunda birkaç kez tavsiyelerde bulunuyor.
2015 tarihli bir e-postada Wolff, Trump’a Epstein ile ilişkisi sorulursa ne yapması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Epstein, Wolff’a Trump’ın böyle bir soruya nasıl cevap vereceğini soruyor.
Wolff, 2015 yılında gönderdiği bir e-postada Trump hakkında, “Bence onun kendi kendini asmasına izin vermelisin. [Trump] uçağa binmediğini veya eve gitmediğini söylerse, bu sana değerli bir halkla ilişkiler ve siyasi avantaj sağlar,” diyor.
2019 yılında Wolff’a gönderdiği bir e-postada Epstein, “Trump benden istifa etmemi istediğini söyledi, hiçbir zaman üye olmadım. Tabii ki kızlar hakkında bilgi sahibiydi, çünkü Ghislaine’den durmasını istedi,” diye yazıyor.
Mesaj, Trump’ın Mar-a-Lago kulübüne ve Epstein’ın suç ortağı olarak hüküm giymiş ve Epstein ile bağlantılı suçlardan 20 yıl hapis cezasına çarptırılmış Ghislaine Maxwell’e atıfta bulunuyor gibi görünüyor.
Ertesi yıl, Epstein ve birkaç ortağı, Reuters’ın 1994’te meydana gelen bir cinsel saldırı iddiasıyla, kendisi ve Trump aleyhine açılan bir dava hakkında bir haber hazırladığını öğreniyor.
Wolff, “Sanırım bunu böylece ortadan kaldırabilecek biri varsa, o da Donald’dır. Yapabileceğim bir şey varsa bana haber verin,” diyor.
Epstein’ın gelen kutusunda, Obama yönetiminin bir başka üyesi olan eski Beyaz Saray Danışmanı Kathryn Ruemmler de sık sık yer alıyor.
2018 yılında yapılan bir görüşmede, o zamanlar Latham & Watkins hukuk firmasının ortağı olan Ruemmler, New York’ta yürütülen bir ceza soruşturması sırasında porno yıldızı Stormy Daniels’a sus payı ödemek için Trump ile komplo kurduğunu itiraf eden eski Trump avukatı Michael Cohen aleyhindeki ceza davasını tartışıyor.
Mesajlardan birinde Epstein, “Bakın, Donald’ın ne kadar kirli olduğunu biliyorum. Tahminimce, avukat olmayan New Yorklu iş adamları bunun ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir sorun çözücünüzün olması ne demek,” diyor.
2018 yılında yapılan bir yazışmada Epstein, PayPal ve Palantir’in kurucusu ve JD Vance’in en büyük destekçisi Peter Thiel’e, Los Angeles’ı beğenip beğenmediğini soruyor. Epstein ayrıca Thiel’i “yalanlar değil, abartılı ifadeler” konusunda övüyor.
Thiel, “Şu ana kadar şikayet edemem…” diye yanıtlıyor ve Epstein de “Aralık ayında Karayiplere gel” diye cevap veriyor.
Epstein’ın Karayiplerde bulunan St. Thomas yakınlarındaki özel adası, suç faaliyetlerini gizlemek için kullandığı iddia edilen bu adayı hangi olası isimlerin ziyaret etmiş olabileceği konusunda uzun süredir spekülasyonların konusu olmuştu.
Thiel’in sözcüsü, patronunun adayı hiç ziyaret etmediğini savundu.
Epstein’ın tavsiye almak için başvurduğu karakterler arasında, yönetmen ve yapımcı Woody Allen’ın ailesi de yer alıyor.
Epstein, bir e-postada, Clinton yönetimi sırasında CIA’in başında bulunan James Woolsey’in, Allen’ın eşi ve aktris Mia Farrow’un evlatlık kızı Soon-Yi Previn ile birlikte Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasına danışman olarak katıldığına dair bir haber makalesini paylaşıyor.
Previn, “Woody bunun hiçbir anlamı olmadığını söyledi,” diye cevap veriyor.
2011 yılında Epstein, New York ve Hollywood’un seçkin çevrelerinde çalışmış olan tanınmış bir halkla ilişkiler uzmanı olan Peggy Siegal’a bir mektup yazarak, medya patronu Ariana Huffington’a ulaşıp adını temize çıkarmak için yardımını isteyebilir mi diye soruyor.
Bu konuşmada Epstein ve Siegal, “Prens Andrew’u suçlayan kız” hakkında konuşuyorlar. Bu, Epstein’ın en önde gelen kurbanlarından biri olan ve 2021’de Prens Andrew’u kendisine birkaç kez cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla dava eden merhum Virginia Giuffre’ye açıkça atıfta bulunuyor.
Amerika
Mamdani, hükümetten Netanyahu’yu tutuklamasını istedi

New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, İsrail başbakanının bu yılın ilerleyen aylarında ABD’yi ziyaret etmesi halinde federal yetkililerden tutuklama talep etti.
Mamdani, sosyal medyada paylaşılan bir videoda, “Binyamin Netanyahu bir savaş suçlusu ve Filistin halkına karşı işlenen korkunç bir soykırımın mimarıdır,” dedi.
Mamdani, Netanyahu’ya yönelik savaş suçu iddiaları nedeniyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çıkardığı tutuklama emrinin haklı olduğuna inandığını belirtti ama bunu uygulamak için yasal yetkisi olmadığını kabul etti.
Mamdani, ABD’deki Yahudiler arasında Netanyahu’dan daha popüler
Mamdani şöyle konuştu:
“Yönetimim, Binyamin Netanyahu buraya gelirse New York Şehri’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama emrini uygulayıp uygulayamayacağını belirlemek için yürürlükteki yasalar çerçevesinde mevcut tüm yolları inceledi. Bu emri uygulamak için bağımsız yasal yetkimiz olmadığı açık. Fakat federal hükümetin bu yetkisi var ve ben onlara Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (ICC) katılmalarını ve bu tutuklama emrini yerine getirmelerini çağrıda bulunuyorum. Ve şunu da aynı derecede açıkça belirtmek istiyorum: Binyamin Netanyahu, New York Şehri’nde hoş karşılanmaz; kaçak durumdaki diğer hiçbir savaş suçlusu da hoş karşılanmaz.”
Netanyahu’nun eylül ayında BM Genel Kurulu için New York’a gelmesi bekleniyor.
Mamdani, geçen hafta, geçen yıl belediye başkanlığı kampanyası sırasında bunu taahhüt ettikten sonra, söz konusu ziyaret sırasında Netanyahu’yu tutuklayıp tutuklayamayacağını incelediğini söylemişti.
Mamdani, “Başbakan Netanyahu’nun yeri Lahey’dir,” dedi.
ABD, UCM’nin yetkisini tanımıyor ve bu mahkemenin tarafı değil.
Mamdani’nin bu sözleri, Netanyahu’nun ABD topraklarında “tutuklanmayacağını” vurgulayan Donald Trump’tan tepki gördü.
Trump, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda Netanyahu’nun “İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı savaştığını” ve “tutuklanması gereken tek kişilerin, İran’ı bu eşi görülmemiş ölüm ve yıkım sarmalına sürükleyenler olduğunu” belirtti.
Netanyahu ise Mamdani’nin yorumları konusunda “endişeli olmadığını” söyledi.
Amerika
ABD Temsilciler Meclisinde Johnson’a bütçe isyanı

ABD Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi vekiller, İran savaşı ve tarım yardımlarını içeren 95 milyar dolarlık bütçe çerçevesine karşı oy kullanma tehdidiyle Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyor. Meclis liderliği yarın başlayacak kongre tatili öncesinde tüm grupların desteğini almaya çalışırken, kıl payı çoğunluğa sahip partide fire sınırının en fazla iki vekil olduğu belirtiliyor.
ABD Temsilciler Meclisindeki önemli sayıdaki Cumhuriyetçi milletvekili, Meclis Başkanı Mike Johnson’a meydan okuyarak partinin önceliklerini içeren bütçe çerçeve tasarısına karşı oy kullanma tehdidinde bulunuyor.
Meclis Başkanı Johnson, parlamentodaki kıl payı çoğunluğu elinde bulunduran partisini İran savaşı ve tarım yardımları için hazırlanan 95 milyar dolarlık finansman planını desteklemeye yönlendirmeye çalışıyor. Cumhuriyetçi parti yönetimi, yarın başlayacak kongre tatili öncesinde gruptaki tüm kesimlerin desteğini kazanmak için çabalarken, tam katılımın sağlanacağı varsayımıyla Johnson’ın bugün en fazla iki oy kaybetme lüksü bulunuyor.
Beyaz Saray ve parti liderleri, Donald Trump’ın önceliklerinden biri olan “SAVE America Act” seçim güvenliği hükümlerine ilişkin planın ayrıntılarını sunarak henüz kararını vermemiş Cumhuriyetçileri ikna etmek için yoğun bir mesai harcıyor. Yönetim ayrıca, mevcut bütçe planında yer almayan ve üyelerin talep ettiği diğer maddeleri kapsayacak dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının da sözünü veriyor.
Cumhuriyetçi liderlerin kararını değiştirmeyi neredeyse imkânsız gördüğü isimlerin başında ise Milletvekili Thomas Massie geliyor.
Massie konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu tasarı, yetkilendirilmemiş İran savaşı için kurulmuş bir örtülü ödenektir. Savaşın yanı sıra Trump’ın ticaret politikaları nedeniyle artan yakıt ve gübre fiyatlarından zarar gören çiftçilere yönelik bir rüşvettir” ifadelerini kullandı.
Milletvekili Warren Davidson da bütçe planına karşı oy kullanmayı planladığını bildirerek, tasarıyı desteklemek için bütçe açıklarını kapatacak kaynakların gösterilmesi gerektiğini kaydetti.
Kararı beklenen diğer isimler arasında Milletvekilleri Tim Burchett ve Kevin Kiley de bulunuyor. Kiley, tasarıya destek verme ihtimalinin “çok düşük” olduğunu ve fikrinin değişmeyeceğini ifade etti. Bu yıl Demokratların öncülük ettiği çok sayıda İran savaş yetkileri tasarısına destek veren Milletvekili Tom Barrett ise “Göreceğiz” demekle yetindi.
Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi liderleri, plandaki “SAVE America Act” hükümleri kapsamında yer alan vatandaşlık ve seçmen kimliği zorunluluklarının uygulanmasını denetlemek amacıyla önerilen 1 milyar dolardan fazla bütçeli teklifin ayrıntılarını üyelerle paylaşarak desteği artırmaya çalışıyor.
Ancak özel görüşmeler hakkında bilgi veren ve kimliğinin açıklanmasını istemeyen dört kaynağa göre, bu “denetim ve uygulama” mekanizmasının nasıl işleyeceği, muhalif vekiller ile Cumhuriyetçi yönetim arasındaki sert tartışmaların odağını oluşturuyor.
Dün akşam bu denetim politikasının nasıl yapılandırılmasını istediği sorulan Meclis Başkanı Johnson, “Bilmiyorum. Önümüzde müzakere edilmesi gereken çok konu var” yanıtını verdi.
Çoğunluk Lideri Steve Scalise de konuya ilişkin olarak “Tüm bunlar üzerinde çalışmalar halen devam ediyor” dedi.
Yönetimin müzakerelerde koz olarak kullandığı bir diğer taktik ise üyelere dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısı sözü verilmesi olarak öne çıkıyor.
Birçok Cumhuriyetçi vekil, ara seçimlerin ardından dördüncü bir bütçe uzlaşı tasarısının gerçekten hayata geçirilebileceği konusunda şüphe duyuyor. Vekiller, mevcut taslakta yer almayan ve kendi istedikleri düzenlemelerin bu yeni tasarıya dahil edileceği yönündeki vaatlere de şüpheyle yaklaşıyor.
Temsilciler Meclisi Bütçe Komisyonu Başkanı Jason Smith, liderliğin dördüncü tasarı vaadi hakkındaki sorulara, “Bütçe uzlaşısı hakkında hiç konuşmayacağım; 3, 4, 10 veya 17 fark etmez” karşılığını verdi. Smith’in komisyonunun son planların dışında bırakılması dikkat çekti.
Bugün oylanacak bütçe planına destek verip vermeyeceği sorulan Smith, “Size bütçe uzlaşısı hakkında konuşmayacağımı söylemiştim” diyerek pozisyonunu yineledi.
Temsilciler Meclisinde yoğun oylama trafiği
Temsilciler Meclisi; yıllık savunma politikası tasarısını, partiler üstü bütçe uzlaşı tasarısına yönelik bütçe kararını ve Kongre üyelerinin hisse senedi ticareti yapmasını yasaklayan düzenlemeyi içeren yasa tasarılarını oylayacak. Demokratlar ise bugün kadar erken bir tarihte İran savaş yetkileri oylaması talep edebilir.
Senato ise Benjamin M. Flowers’ın Altıncı Daire yargıçlığını onaylamak ve Michael C. Martin’in Michigan Doğu Bölgesi yargı adaylığını ilerletmek üzere toplanacak. Öğleden sonra yapılacak oturumda Martin’in adaylığının kesinleşmesi ve Antonio M. Pozos’un Pennsylvania Doğu Bölgesi yargı adaylığının oylanması bekleniyor. Akşam saatlerinde ise Daniel Mack Traynor’ın Sekizinci Daire yargı adaylığının ilerletilmesi oylanacak.
Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Pentagon’un, Katar tarafından ABD başkanına hediye edilen 400 milyon dolarlık lüks uçağın modifikasyonu, restorasyonu veya bakımı için vergi mükelleflerinin parasını harcamasını engelleyecek yasa tasarısını oybirliğiyle geçirmeyi deneyecek.
Ayrıca bugün Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu, BM Büyükelçisi Mike Waltz’ın katılımıyla Birleşmiş Milletler’in hesap verebilirliği ve reformu konulu bir oturum düzenleyecek. Senato Finans Komisyonu ise ABD Ticaret Temsilcisi Jameison Greer’ın tanıklığında Trump’ın ticaret politikası gündemini ele alacak.
Darline Graham Senatoda kendi yolunu çizecek
Hayatını kaybeden ağabeyi Lindsey Graham’ın mirasını sürdürmesi için Senato koltuğuna atanan Darline Graham’ın, ağabeyinin izlediği siyasi çizgiyi birebir takip etmesi beklenmiyor.
Trump’ın desteğiyle tam dönem senatörlük için adaylığını açıklayan Graham, bir yandan ağabeyinin önem verdiği projeleri geçirmeye çalışırken diğer yandan kendi siyasi profilini oluşturmak için hassas bir denge kurmak zorunda kalacak.
İsimlerinin açıklanmasını istemeyen bazı Cumhuriyetçi meslektaşları, Politico’ya yaptıkları açıklamada, Graham’ın hangi politikaları savunacağını veya tam olarak neyi temsil ettiğini henüz bilmediklerini ifade etti. Buna karşın Graham, ağabeyinin en önemli önceliklerini hızla sahiplendi. Rusya’ya yönelik iki partili yaptırım tasarısına destek toplamak için Cumhuriyetçi liderlerle arka planda çalışmaya başlayan Graham, mevcut yasalar arasında ilk olarak “SAVE America Act” tasarısına ortak sponsor oldu.
Graham ayrıca dış politikadan ziyade iç politikaya odaklanacağının sinyalini verdi. Cumartesi günü seçmenlerine yönelik kaleme aldığı açık mektupta Graham, “Ben Lindsey değilim. Benim işleri yapma yöntemim kendime has” ifadesini kullandı.
Temsilciler Meclisi, Cumhuriyetçilerin savunma tasarısını daha muhafazakâr bir çizgiye çekmesinin ardından Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’nı (NDAA) oylamaya hazırlanıyor.
Milletvekilleri savunma tasarısına sunulan 320 değişikliği ele almaya başladı.
Cumhuriyetçilerin bazı muhafazakâr değişiklikleri tasarıya dahil etmesi, kararsız Demokratların savunma bütçesi tasarısına destek verme ihtimalini azalttı. Buna karşın, Trump’ın trans bireylerin orduda görev yapmasını yasaklayan başkanlık kararnamesini yasalaştırmayı öngören düzenleme gibi en çok tartışılan bazı teklifler oylamalarda reddedildi.
Diğer taraftan Demokratlar, bugün Temsilciler Meclisi genel kurulunda bir İran savaş yetkileri oylaması yapılması için baskı kurmaya devam ediyor.
Thune tatil öncesi geçici bütçe oylaması sözü verdi
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, ağustos tatili öncesinde kendi kamarasının hazırladığı kısa vadeli geçici bütçe tasarısını genel kurula getireceğini açıkladı.
Thune, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins’in, hükümetin kasım ayındaki seçimlerin sonrasına kadar fonlanmasını sağlayacak iki partili bir anlaşma için Demokratlarla görüşmeler yürüttüğünü aktardı.
Bu sırada Temsilciler Meclisi üyeleri, hükümet fonlamasını 4 Aralık tarihine kadar uzatacak geçici bütçe düzenlemesini 205 karşı oya karşı 220 oyla kabul etti. Oylamada büyük oranda parti çizgileri korundu.
Cruz yapay zekâ ajandasını açıklayabilir
Senato Ticaret Komisyonu Başkanı Ted Cruz, yapay zekâ mevzuatına ilişkin gelecek hafta yapılacak komisyon toplantısının ajandasını bugün kamuoyuna duyurabilir.
Cruz, Senatör Marsha Blackburn’ün çocukların çevrimiçi güvenliğini korumaya yönelik tedbirleri eyaletlerin yapay zekâ yasalarının önüne geçecek hükümlerle birleştiren yasa teklifini, 29 Temmuz’daki toplantıya kadar sunulması halinde ajandaya dahil edeceğini belirtti. Ancak Cruz, söz konusu paketin Senatodan geçme şansı konusunda şüphelerini dile getirdi.
Cumhuriyetçi ve Demokrat komisyon üyeleri konuyla ilgili bilgilendirilmediklerini belirtirken, Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Maria Cantwell, hangi tasarıların gündemde yer alacağını bilmediğini söyledi.
Komisyon kuralları gereği ajandanın bir hafta önceden duyurulması gerekiyor. Cruz’un bugün gündemi açıklamaması durumunda, toplantının planlanan tarihte yapılmayabileceği belirtiliyor. Ayrıca hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’ın önümüzdeki hafta yapılacak cenaze töreninin de planları etkileyebileceği ifade ediliyor.
Cornyn büyükelçi oylamalarını PEPFAR fonuna bağladı
Senatör John Cornyn, Trump’ın iki büyükelçi adayının bugün komisyondan geçmesi için yönetime şart koştu.
Cornyn, yönetimin yoksul ülkelerde milyonlarca hayat kurtardığı belirtilen HIV ve AIDS programı PEPFAR için ayrılan fonları serbest bırakacağına dair kendisine kesin güvence vermesini talep ediyor.
Senato Dış İlişkiler Komisyonu bugün Trump’ın Jamaika ve Slovakya büyükelçi adayları Kari Lake ve Doug Mastriano için oylama yapmaya hazırlanırken, Cornyn’in tek bir karşı oyu, partiler düzeyinde destek görseler dahi bu iki adaylığı engelleyebilir.
Dört dönemdir senatörlük yapan Cornyn, Trump’ın Teksas Başsavcısı Ken Paxton’ı desteklemesi nedeniyle kaybettiği ön seçimlerin ardından bir hafta içinde ikinci kez Beyaz Saray’a karşı tavır alıyor.
Son haftalarda Beyaz Saray’ı kendi tercih ettiği politikalara zorlamak amacıyla oyunu bir koz olarak kullanması sorulan Cornyn, “Bu bir bakıma eğlenceli” değerlendirmesini yaptı.
Milletvekilleri ve personel arasındaki ilişki yasağına destek
Temsilciler Meclisinde milletvekilleri ile kongre personeli arasındaki tüm cinsel ilişkilerin yasaklanması yönündeki girişim iki partinin de desteğini alıyor.
Temsilciler Meclisi İdari İşler Komisyonunun kıdemli Demokrat üyesi Joe Morelle, Demokrat Lider Hakeem Jeffries’in kendisinden Milletvekilleri Kat Cammack ve Teresa Leger Fernandez ile bu konudaki çalışmaları yürütmek üzere ortak hareket etmesini istediğini açıkladı. Cammack ve Leger Fernandez, Kongre’deki cinsel taciz iddialarının ele alınış biçimini yeniden yapılandırmak için ortak bir çaba yürütüyor.
Meclis Başkanı Johnson da milletvekillerinin sadece kendilerine bağlı çalışanlarla değil, tüm kongre personeliyle cinsel ilişki yaşamasının yasaklanması yönündeki mevcut kuralın genişletilmesini desteklediğini açıkladı.
Leger Fernandez yaptığı açıklamada liderliğin kendilerine çok destek olduğunu ve Cammack’ın ekibiyle bu çalışmayı tamamlamayı sabırsızlıkla beklediklerini belirtti.
Demokratlardan Jeffrey Epstein baskısı
Demokratlar, Adalet Bakanlığı liderliği için Todd Blanche’ın adaylığı değerlendirilirken, bakanlığın Jeffrey Epstein dosyalarının açıklanması sürecindeki hatalarını gündemde tutmaya çalışıyor.
Senatör Cory Booker, bu öğleden sonra eski bakanlık yetkilileri, bir Epstein mağduru ve hukuk uzmanlarının katılımıyla bir forum düzenleyecek.
Booker, tanıklıkların bu adaylığın üzerine gölge düşüreceğini ve Blanche’ın neden bu görevde kalmaması gerektiğini ortaya koyacağını ifade etti. Blanche, Adalet Bakanlığındaki dosyaların kamuoyuyla paylaşılması sürecini yönetmişti.
Cornyn ile doğrudan bir görüşme yapmadığını belirten Booker, Teksaslı Cumhuriyetçi senatörün, Adalet Bakanlığı’nı Donald Trump’ın taleplerini yerine getirmek için kullandığı iddia edilen bir ismin onaylanmasının sonuçlarını değerlendirmesini umduğunu ekledi.
Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonunun kıdemli üyesi Jamie Raskin de Epstein’ın yabancı bir devlet adına kayıt dışı ajanlık yapıp yapmadığına yönelik başlattığı inceleme kapsamında federal hükümetten kayıtları talep ediyor.
Graham için Kongre’De tören düzenlenecek
Hayatını kaybeden eski Senatör Lindsey Graham’ın naaşı salı günü Capitol Rotunda’da katafalka konulacak.
Kız kardeşi tarafından organize edilen cenaze merasimi çerçevesinde Washington Ulusal Katedrali’nde Trump’ın da katılacağı ve sadece davetlilerin yer alacağı bir tören gerçekleştirilecek.
Naaş, buradaki törenin ardından Güney Carolina’ya götürülecek ve ertesi gün Columbia’daki İlk Baptist Kilisesi’nde bir anma töreni daha düzenlenecek.
Arizona ön seçim sonuçları
Arizona’da yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Milletvekili Andy Biggs, kasım ayındaki valilik seçiminde Demokrat Vali Katie Hobbs’un rakibi olmaya hak kazandı.
Phoenix bölgesindeki 5. Bölge’de ise eski Pinal County Şerifi Mark Lamb, ön seçimleri kazanarak Biggs’ten boşalacak koltuk için aday oldu. Lamb, hakkındaki iddialara rağmen Trump’ın desteğini arkasına alarak rakibini mağlup etti.
Bölge’de ise yine Trump’ın desteklediği eski Arizona Cardinals oyuncusu Jay Feely ön seçimlerden galip çıktı. Bu bölgenin mevcut temsilcisi David Schweikert, valilik ön seçiminde Biggs’e karşı kaybetmişti.
Bölge’de ise Demokrat Milletvekili Greg Stanton, ilerici bir aktivistin meydan okumasını aşarak ön seçimleri kazandı.
Amerika
ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.
Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.
FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.
Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.
Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.
Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.
Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.
ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.
Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.
Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.
Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.
Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.
Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.
Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.
Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.
Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.
Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.
Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.
Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.
Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.
Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.
Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.
Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.
Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.
ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.
Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.
Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.
Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.
Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.
Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.
Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.
Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.
Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.
Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.
ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.
Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.
ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?








