Bizi Takip Edin

Amerika

Eski ABD Başkan Yardımcısı ve Irak işgalinin mimarı Dick Cheney öldü

Yayınlanma

Eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, zatürre ile kalp ve damar hastalıklarına bağlı komplikasyonlar nedeniyle 84 yaşında öldü. George W. Bush döneminde görev yapan Cheney, 2003’teki Irak işgalinin baş mimarı olarak biliniyor ve “teröre karşı savaş” politikalarıyla tanınıyordu.

Eski ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, zatürre ile kalp ve damar hastalıklarının yol açtığı komplikasyonlar nedeniyle öldü. Ailesi, Cheney’nin 84 yaşında vefat ettiğini duyurdu.

Ailesinden yapılan açıklamada, “Amerika Birleşik Devletleri’nin 46. Başkan Yardımcısı Richard B. Cheney, geçen gece, 3 Kasım 2025’te vefat etti. 84 yaşındaydı” denildi.

Açıklamada, Cheney’nin 61 yıllık eşi Lynne, kızları Liz ve Mary ile diğer aile üyelerinin son anlarında yanında olduğu belirtildi.

Irak işgalinin baş mimarıydı

2001-2009 yılları arasında eski ABD Başkanı George W. Bush’un yardımcılığını yapan Cheney, 2003’teki ABD’nin Irak işgalinin başlıca mimarlarından biriydi.

Dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğunu öne süren iddiaların en güçlü savunucuları arasında yer alan Cheney’nin bu iddiaları daha sonra çürütülmüştü.

Cheney, aynı zamanda daha geniş kapsamlı “teröre karşı savaş” politikasını desteklemiş, “terör şüphelilerine” işkence uygulanmasına onay vermiş ve Amerikalıların telefon görüşmeleri ile e-postalarının mahkeme kararı olmaksızın izlenmesine izin vermişti.

ABD’nin önde gelen anket kuruluşlarına göre Cheney, görevden ayrıldığında bir ABD başkan yardımcısı için kaydedilen en düşük onay oranlarından birine sahipti.

Buna karşın Cheney, politika tercihlerinden pişmanlık duymadığını belirterek, 11 Eylül’de yaklaşık 2 bin 800 kişinin ölümüne yol açan terör saldırılarının ardından “gerekli olanı yaptığını” savundu.

“Bir dakika düşünmeden tekrar yapardım”

Cheney, 2014 yılında CIA’in sorgulama yöntemlerini “acımasız, etkisiz ve Amerika’nın küresel itibarına zarar verici” olarak niteleyen Senato raporuna yanıt verirken, “Bunu bir dakikada tekrar yapardım” diye konuşmuştu.

Cheney’nin saldırgan dış politikasının ve Irak Savaşı’ndaki rolünün, ABD ve dünya üzerinde kalıcı ve yıkıcı etkiler yarattığı biliniyor.

İşgal, mezhep çatışmalarını körükleyen, Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran ve IŞİD gibi örgütlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan bir güç boşluğu yaratmıştı.

Savaş, 4 bin 600’den fazla ABD askerinin ve 300 bine yakın Iraklı sivilin ölümüne yol açtı.

Bazı araştırmalar ise savaşla bağlantılı toplam ölü sayısının 500 binin üzerinde olduğunu tahmin ediyor.

Yaşamı boyunca kalp hastalıklarıyla mücadele etti

Cheney, yetişkin yaşamının büyük bölümünde ciddi kalp-damar hastalıklarıyla mücadele etti ve pek çok kalp krizini atlattı.

İlk kalp krizini 1978’de, henüz 37 yaşındayken geçirdi.

Sonrasında dört kez daha kalp krizi geçiren Cheney, bu süreçte bypass ameliyatları, anjiyoplasti işlemleri ve 2010’da sol karıncık destek cihazı implantasyonu dahil olmak üzere pek çok operasyon geçirdi. Cheney’e 2012 yılında ise kalp nakli yapılmıştı.

Amerika

Trump ve Senatör Cassidy’nin basına kapalı görüşmesinde kavga çıktı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy arasında basına kapalı yapılan Kongre toplantısında İran savaşı ve yasama süreçleri üzerine şiddetli bir tartışma yaşandı. Senatör Cassidy, Trump’ın İran politikası konusunda Amerikan halkına dürüst davranmadığını savunurken, ikili arasındaki gerilim fiziksel müdahale eşiğine geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’de çarşamba günü basına kapalı düzenlenen hararetli bir toplantı sırasında, kendisini İran savaşı konusunda Amerikan halkına karşı dürüst olmamakla suçlayan Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy ile sert bir tartışma yaşadı.

Toplantıda Trump ile Louisiana Senatörü Cassidy arasındaki tartışmanın ses tonu ve gerilimi o kadar yükseldi ki Cassidy’nin yanında oturan bir diğer senatör, kendisini sakinleştirmek amacıyla koltuğuna geri çekmek zorunda kaldı.

Gerilim, Trump’ın salı günü Senato tarafından kabul edilen ve kendisinin İran’a yönelik düşmanca faaliyetlerdeki ABD askeri gücünü geri çekmesini öngören savaş yetkileri tasarısına yönelik hoşnutsuzluğunu dile getirmesiyle başladı.

Trump’ın bu kararı veto yetkisine doğrudan bir tepki niteliği taşıyordu.

Daha sonra yaşadıkları gerilimli diyalogu aktaran Cassidy’nin verdiği bilgiye göre Trump, toplantıda “Herhangi biri savaş yetkileri tasarısına neden evet oyu verir ki?” sorusunu yöneltti. Cassidy, bu soru üzerine ayağa kalkarak, “Bu retorik bir soru mu yoksa gerçekten öğrenmek mi istiyorsunuz?” diye sorduğunu belirtti.

Trump’ın, Cassidy ve diğer üç Cumhuriyetçi senatör olan Rand Paul (Kentucky), Susan Collins (Maine) ve Lisa Murkowski’nin (Alaska) başkomutanlık yetkilerini sınırlandırmak amacıyla neden Demokratlarla birlikte oy kullandığını gerçekten bilmek istediğini söylemesi üzerine Cassidy, Trump’ın kamuoyunda destek bulmayan bu savaşı yürütme biçimini sert bir dille eleştirdi.

Cassidy, karşılıklı atışmayı şu sözlerle aktardı:

“Ayağa kalktım ve ‘Amerikan halkına neler olduğunu anlatmadınız. Bu sürecin dört hafta sürmesi gerekiyordu ama dört ay sürdü. Başlangıçtaki hedeflerimize ulaşılamadı ve ben neler olup bittiğini bilmek istiyorum’ dedim.”

Cassidy’nin tüm Cumhuriyetçi senatörlerin önünde sergilediği bu meydan okuma karşısında öfkelenen Trump, senatöre bağırmaya başladı. Cassidy de başkanın ses tonuna ve öfkesine aynı şekilde bağırarak karşılık verdi.

Cassidy yaşananları, “Yorumlarımdan pek hoşlanmadı ve sesini yükseltti. Ben de öfkeme yenik düştüm, bu pek şık olmadı, içimdeki İrlandalı damarı ortaya çıktı. Onun ses tonuna ve desibeline aynı şekilde karşılık verdim ve tartışma bu şekilde karşılıklı sürdü” sözleriyle ifade etti.

Cumhuriyetçi senatör, Trump’ın tartışmayı kişiselleştirdiğini ve kendisini ön seçimlerde aldığı mağlubiyet üzerinden hedef aldığını ekledi. Cassidy, “Başkan Trump ne mi dedi? ‘Ön seçimi kaybettin’ gibi, bir insanı küçümsemek için akla gelebilecek her şeyi söyledi” diye konuştu.

Cassidy, yanındaki senatörün tansiyonu düşürme yönündeki uyarısıyla koltuğuna geri oturduğunu belirtti.

Ancak Louisiana Senatörü, Trump ile girdiği bu münakaşadan pişman olmadığını vurgulayarak, İran ile yaşanan çatışmanın gidişatı hakkında hem Amerikan halkının hem de Senato’nun daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini savundu.

Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın Güney Lübnan’daki vekillerini dizginlememesi halinde bu ülkeyi bombalama tehdidini yinelemişti.

Bu güç kullanma tehdidi, Trump yönetiminin İran ile imzaladığı mutabakat zaptının ihlali anlamına geliyordu.

Cassidy, “Görünen o ki bu sürecin gidişatı bize anlatıldığı gibi ilerlemiyor. Bu yüzden başkana karşı durduğum, Senato’ya ve Amerikan halkına daha fazla bilgi verilmesini talep ettiğim için kimseden özür dilemiyorum” dedi ve ekledi:

“Eğer birileri beni bu soruyu sormaktan alıkoymak için sindirmeye çalışırsa bunu da kabul etmeyeceğim.”

Toplantı salonundan ayrılırken öfkesi geçmediği görülen Trump ise gazetecilere, “Birkaç kişiden hoşlanmıyorum ama onların kim olduğunu zaten bildiğinizi tahmin ediyorum” açıklamasını yaptı.

Geçen ay Trump destekli bir rakibe karşı girdiği ön seçimleri kaybetmesinden bu yana Cassidy, yönetime yönelik eleştirilerini açıkça dile getiren isimlerden biri haline geldi.

Cassidy, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınındaki rolü nedeniyle Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanan az sayıdaki Cumhuriyetçi senatörden biri olduğu günden bu yana Trump’ın hedefindeydi.

Buna rağmen Cassidy, o tarihten bu yana genellikle parti çizgisine sadık kalmaya çalışmış, çekincelerine rağmen Trump’ın adaylarını onaylamış ve Kongre’de neredeyse her zaman başkanla uyumlu oy kullanmıştı.

Ancak bu durum 16 Mayıs’ta değişti. Adaylardan birinin Trump’ın desteğini aldığı iki turlu seçimde üçüncü sırada kalan Cassidy, o tarihten bu yana birçok kritik yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.

Senatör ayrıca, balo salonu fonlamaları, “silahsızlandırma karşıtı fon” olarak adlandırılan bütçe ve Bill Pulte’nin ulusal istihbarat direktör vekilliğine atanması gibi yönetim adımlarına karşı sesini yükseltti.

Geçtiğimiz birkaç ay içinde Trump’a karşı sesini yükseltmeye başlayan tek Cumhuriyetçi senatör Cassidy değil. Çarşamba günkü kapalı toplantı, Cumhuriyetçi senatörler arasında başkanın adımlarına yönelik genel bir huzursuzluğun yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmak için İran ile yaptığı anlaşmayı eleştiren Teksas Senatörü Ted Cruz, kapalı toplantıyı “heyecanlı bir sohbet” olarak nitelendirdi.

Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven ise “İran hakkında ve bir arada kalarak hedeflerimize ulaştığımızdan emin olmamız gerektiği üzerine çok konuştuk” diyerek toplantının büyük bölümünde İran çatışmasının ele alındığını ifade etti.

Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Trump’ın ayrıca, Demokratların engeline (filibuster) takılan SAVE America Act adlı yasa tasarısının Senato’dan geçememesinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdiğini aktardı.

Tillis, Senato Çoğunluk Lideri John Thune’un da defalarca belirttiği gibi, Cumhuriyetçi liderlerin Senato’daki kürsü işgali ve engelleme kuralını (filibuster) tamamen ortadan kaldıracak oy çoğunluğuna sahip olmadığını kaydetti.

Tillis, “Save Act’in geçememesi konusunda bir hayal kırıklığı olduğunu biliyorum ama bu engelleme kuralını ortadan kaldırmayacağımız için yeterli oyumuz yok. Dolayısıyla asıl mesele, nasıl ilerleyeceğimiz, FISA’yı nasıl neticelendireceğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz alanları nasıl bulacağımızdır” dedi.

Tillis ayrıca, “SAVE Act’in geçmesi için engelleme kuralının kaldırılması gerekiyorsa bunun gerçekleşmeyeceğini daha önce de net bir şekilde ifade etmiştik” diye ekledi.

Trump, geçtiğimiz hafta Kongre’nin SAVE America Act’i kabul etmemesi durumunda, süresi dolan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) uzatılmasını imzalamayacağını açıklamıştı.

Başkan çarşamba sabahı bu tutumunu daha da ileri taşıyarak, Kongre seçim reformu yasasını onaylamadığı sürece, konut erişilebilirliğine yönelik hazırlanan ve geniş destek gören 21. Yüzyıl Konuta Gidiş Yolu Yasası’nın imza törenini iptal ettiğini duyurdu.

Trump’ın bu yasa tasarısına ilişkin kendi tercih ettiği versiyon, aralarında Tillis’in de bulunduğu dört Cumhuriyetçi senatörün karşı oy kullanması nedeniyle bu ayın başlarında salt çoğunluğu bile elde edememişti.

Senatör Tillis, başkan ve Cumhuriyetçi senatörlerin iletişim ve strateji konusunda daha yakın çalışma kararı almasıyla salondaki gerilimin yatıştığını belirtti.

Tillis, “Kongre ile Beyaz Saray’ın artık tam bir uyum içinde hareket etmesi gerektiği konusunda genel bir fikir birliği oluştu. Mesajlarımızın ve zamanlamamızın daha senkronize olması için koordinasyon sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD nükleer cephanelik için yeni aracını denedi

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yapay zeka ve süper bilgisayarlar kullanılarak beş ayda tasarlanan deneysel uçuş aracı Aires Tide’ın başarıyla test edildiğini duyurdu. Utah’taki askeri poligonda denenen prototip, nükleer silahların uçuş esnasında maruz kaldığı ısı ve titreşimleri ölçecek.

ABD Enerji Bakanlığına bağlı Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), dün yapay zeka, süper bilgisayarlar ve 3D yazıcı teknolojisiyle tasarlanıp üretilen deneysel uçuş aracı Aires Tide’ın geliştirildiğini ve test edildiğini duyurdu.

Kurum tarafından yapılan açıklamada, Aires Tide’ın ulusal güvenlik alanındaki çözümlerin geliştirilmesini hızlandırmayı amaçlayan deneysel bir uçuş aracı olduğu belirtildi. NNSA verilerine göre uzmanlar, mayıs ayında iki başarılı uçuş testi gerçekleştirdi. Testler kapsamında araç, Utah’taki ABD Ordusu Dugway Poligonu’nda 32 bin fit yükseklikten bırakıldı.

Sandia Ulusal Laboratuvarları tarafından paylaşılan detaylara göre, 11 fit uzunluğundaki bu prototip, nükleer silahların hedefe doğru uçuşu sırasında maruz kaldığı ısı ve titreşimleri ölçmek amacıyla tasarlandı. Laboratuvar yetkilileri, normal şartlarda yaklaşık iki yıl süren tasarım ve test sürecinin bu proje kapsamında beş ay gibi kısa bir sürede tamamlandığına dikkat çekti.

NNSA Yöneticisi Brandon Williams, Aires Tide’ın ulusal güvenlik hedefleri doğrultusunda yapay zeka, süper bilgisayarlar ve katmanlı imalat imkanlarını bir araya getiren “Genesis Mission” girişiminin erken aşamadaki bir gösterimi olduğunu ifade etti.

Gelişme, ABD’nin nükleer silahlara yönelik bütçe artışının yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. ABD’nin 2025 yılı nükleer silah harcamaları yaklaşık yüzde 25 oranında artış gösterdi.

ABD nükleer silahlara harcamayı yüzde 22 artırdı

Küresel nükleer güvenlik gündemine ilişkin olarak ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran’da Rusya ve Çin’e nükleer silahsızlanma anlaşması yapılması çağrısında bulunmuş, ülkelerin “tüm dünyayı arka arkaya 300 kez havaya uçurabilme” kapasitesine sahip olmalarına gerek olmadığını savunmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise ABD veya diğer nükleer güce sahip ülkelerin test gerçekleştirmesi durumunda Moskova’nın “uygun adımlarla” karşılık vereceği uyarısında bulunmuştu.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov da 24 Haziran’da yaptığı açıklamada, teknolojik gelişmelerin nükleer olmasa bile yıkıcı gücü bakımından nükleer silahlarla yarışabilecek yeni silahların ortaya çıkmasına yol açabileceğini ifade etti. Peskov ayrıca, dünyada nükleer caydırıcılık dışında küresel güvenlik aracının neredeyse kalmadığını dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray İran nükleer programına karşı bütçe talep etti

Yayınlanma

ABD yönetimi, İran’ın nükleer silah geliştirme veya edinme kapasitesini tamamen ve doğrulanabilir şekilde durdurmaya yönelik önlemler için Kongreden 672 milyon dolar talep etti. Söz konusu bütçe, İran’ın nükleer malzemelerinin ülkeden çıkarılması, imhası ve denetim faaliyetlerinin desteklenmesi için kullanılacak.

ABD yönetimi, İran’ın nükleer silah geliştirme veya edinme kapasitesinin “tamamen ve doğrulanabilir şekilde durdurulması” amacıyla alınacak önlemler için Kongreden 672 milyon dolar talep etti.

Fox News televizyon kanalının Beyaz Saray’dan bir kaynağa dayandırdığı habere göre, söz konusu talep ek bütçe kapsamında yapıldı.

Talep edilen fonun; uranyum heksaflorür, farklı formlardaki uranyum ve araştırma reaktörlerinin yakıtları da dahil olmak üzere İran’ın nükleer malzemelerinin ülkeden çıkarılması ve tasfiyesini kapsaması öngörülüyor.

Bu kaynak ayrıca, ABD’nin İran’daki denetimlerini, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) teftişlerine verilen desteği, nükleer kaçakçılıkla mücadeleyi ve Nükleer Acil Durum Destek Ekibinin (NEST) Ortadoğu’daki faaliyetlerinin genişletilmesini finanse edecek.

Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought’un Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’a gönderdiği mektupta, bu kaynakların nükleer yayılmanın önlenmesi programları çerçevesinde ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA) için talep edildiği belirtildi.

Finansman, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı ve nükleer yayılma açısından hassas nitelik taşıyan malzeme, teknoloji, ekipman ve altyapının tasfiyesinde kullanılacak.

Beyaz Saray yönetimi, Kongreden toplam 87,6 milyar dolarlık ek finansman talebinde bulundu. Mektuba göre, bu bütçe talebinin büyük bir kısmı İran savaşı kapsamındaki harcamalarla ilişkili bulunuyor.

Ayrıca ABD Enerji Bakanlığına, nükleer ve enerji güvenliği kapsamında, öncelikle NNSA’nın bu operasyonla bağlantılı faaliyetlerinde kullanılmak üzere 768 milyon dolar ayrılması istendi.

ABD ve İran, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Bu mutabakat; çatışmaların durdurulmasını, 60 gün içinde nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin yürütülmesini, ABD’nin kısıtlamalarının kademeli olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’ndaki blokajın kaldırılmasını ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyor.

UAEA Başkanı Rafael Grossi, ajansın ABD ile İran arasında varılabilecek olası anlaşmaların doğrulanması sürecine katılmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English