Bizi Takip Edin

Amerika

Zohran Mamdani, New York’un yeni belediye başkanı

Yayınlanma

Zohran Mamdani, New York Belediye Başkanlığı için yürüttüğü kampanyayı zaferle taçlandırdı ve oyların yüzde 50,4’ünü alarak birinci oldu.

New York Seçim Kurulu’nun verilerine göre, haziran ayında Demokrat Parti ön seçimlerinde Mamdani’ye yenilen ve bağımsız aday olarak seçimlere giren, yarışın son saatlerinde Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanan eski Vali Andrew Cuomo ise yüzde 41,6 oyda kaldı.

Curtis Sliwa ise yüzde 7,1 oyla üçüncü sırada yer aldı.

1 Ocak’ta Mamdani, şehrin ilk Müslüman belediye başkanı ve David Dinkins’ten sonra modern tarihte “demokratik sosyalist” olarak tanımlanan ikinci belediye başkanı olacak.

Mamdani’nin seçim kampanyası, özellikle konut sorununda düşük maliyetli barınma mesajına ilgi duyan sol eğilimli, genç seçmenler tarafından desteklendi. Demokratik ön seçimlerde, Mamdani’nin New York’un soylulaştırılmış mahallelerinde iyi oy aldığı görülüyordu.

Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Brooklyn Paramount Tiyatrosunda kalabalık bir dinleyici kitlesine hitap eden Mamdani, dinleyicilerinin “ilerici işçi sınıfı seçmenler, göçmenler ve Demokrat Parti içinde kendilerini tanıyamayan renkli halklardan” oluştuğunu söyledi.

Mamdani, kentteki siyasetin, hizmet ettiği halkın ihtiyaçlarını daha iyi yansıtacak şekilde yakında değişeceğini de sözlerine ekledi.

Zohran Mamdani: Canavarın ininde bir ‘nepo bebek’

Mamdani Trump’a da seslendi

Seçilmiş belediye başkanı, “Bu yeni çağ, çok uzun süredir birbiriyle çelişen yetkinlik ve şefkat ile tanımlanacak. Hükümetin çözemeyeceği kadar büyük bir sorun ve ilgilenemeyeceği kadar küçük bir endişe olmadığını kanıtlayacağız,” dedi.

Mamdani, 1 Ocak’tan itibaren “herkese yardım eden bir şehir yönetimi başlatacaklarını” sözlerine ekledi.

Mamdani, kampanya sırasında 273 New York mahallesindeki 3 milyondan fazla eve gitmek için 100.000’den fazla gönüllüyü harekete geçirmeyi başardı.

Mamdani, zafer konuşmasında ABD’deki sosyalist siyasetin tarihi figürlerinden Eugene Debs ve Fiorello Henry La Guardia’yı anarak, yönetiminin “yaşam maliyeti krizini çözmek için en iddialı gündemi” belirleyeceğini söyledi.

Demokratik sosyalist, “Sendikaların yanında yer alacak ve işçi haklarını genişleteceğiz, çünkü Donald Trump gibi biz de, çalışanların sağlam haklara sahip olduğu zaman, onları sömürmeye çalışan patronların çok küçük hale geldiğini biliyoruz,” diye söz verdi.

New York’un, “göçmenlerin şehri olmaya devam edeceğini” vurgulayan Mamdani, kentin göçmenler tarafından inşa edildiğini, göçmenler tarafından güçlendirildiğini ve “bu geceden itibaren bir göçmen tarafından yönetilen bir şehir” olacağını kaydetti.

Seçim öncesi Trump’ın sert hücumlarına uğrayan Mamdani, başkana da seslendi ve “Öyleyse beni dinleyin, Başkan Trump, herhangi birimize ulaşmak için hepimizi geçmeniz gerekecek,” diye ekledi.

Beyaz Saray’ın göçmenlere yönelik baskınlarını artırması üzerine Mamdani, sınır dışı edilmelere karşı çıkarak, seçimlerdeki güçlü tabanını işaret etti ve görevdeyken bu konuda sert önlemler alacağına söz verdi.

Mamdani, “Şehrimizin siyasetinde sıklıkla unutulan, bu hareketi kendilerininmiş gibi benimseyenlere teşekkür ederim. Yemenli bodega sahiplerinden Meksikalı abuelalara, Senegalli taksi şoförlerinden Özbek hemşirelere, Trinidadlı aşçılardan Etiyopyalı teyzelere, evet teyzelere kadar herkesten bahsediyorum,” dedi.

Başkana “despot” dedi, Trump meydan okumayı kabul etti

Zaferini “despot” olarak nitelendirdiği Trump’ı yenmenin yolu olarak nitelendiren Mamdani, kalabalığın coşkuyla alkışlaması eşliğinde, “Donald Trump, izlediğini biliyorum, sana dört kelime söyleyeceğim: Sesini aç,” dedi.

Öte yandan Trump, Mamdani’nin New York belediye başkanlığı seçimlerinde zafer kazanmasının ardından, “Demek böyle başlıyor…” yazarak Mamdani’ye bir uyarıda bulundu.

Trump, Mamdani’nin belediye başkanlığı zafer konuşmasının ortasında, ABD başkanına birkaç kez gönderme yapan kısa bir mesajı Truth Social’da paylaştı.

Bu paylaşım, Trump’ın 2026 ara seçimleri için kampanya başlangıç vuruşunu yaptığı şeklinde yorumlanabilir. Cumhuriyetçiler, Mamdani’yi solcu radikalizmin sembolü olarak Demokratlara karşı bir silah olarak kullanma niyetlerini ortaya koydular.

Mamdani’nin New York’u “mahvetmesini” engellemeyi planladığını ve şehre federal fonları kesmeyi düşündüğünü söyleyen Trump, yönetimi ile yeni belediye başkanı arasında sert bir çatışma olacağına da işaret ediyor olabilir.

Wall Street’ten temkinli destek

Financial Times’a (FT) göre ise New York’un finans elitleri, Müslüman demokratik sosyalist Zohran Mamdani’nin rekor bir katılımla şehrin belediye başkanlığı seçimlerini kazanmasının ardından ona temkinli bir destek verdi

Wall Street’teki pek çok kişi, finans ve emlak devlerinin hakim olduğu bir şehirde zengin sınıfa yönelik eleştirileri ve 1 milyon doların üzerindeki maaşlara ek gelir vergisi getirme vaadi nedeniyle 34 yaşındaki Queens milletvekilini şüpheyle karşılamıştı.

Fakat seçimden önceki son haftalarda Mamdani, kaçınılmaz bir zaferi garantilemek için bir dizi toplantıya katılarak New York’un iş dünyasına yönelik “kur yapma” çabalarını yoğunlaştırdı.

Yatırım bankası Evercore’un emekli başkanı ve Wall Street’in en etkili Demokratlarından biri olan Ralph Schlosstein, acı bir seçim yarışının ardından New York’un bir araya gelme zamanının geldiğini söyledi. 

Schlosstein, “Katılım harika. İnanılmaz. Sanırım belediye başkanlığı seçimlerinde şimdiye kadarki en yüksek katılım. Seçmenleri coşturduğu için ona büyük bir övgü borçluyuz. Umut ve fırsat sundu… Artık herkesin bir araya gelip onun mümkün olduğunca başarılı olmasına yardımcı olma zamanı,” dedi.

Mamdani’yi destekleyen bağımsız bir komite olan OneNYC’nin başkanı Yasser Salem, önümüzdeki haftalarda yeni belediye başkanıyla çalışmaya başlayacak bir iş danışma konseyi kurulmasına yardımcı oldu ve “telefonunun durmadan çaldığını” söyledi.

Fakat birçok finansçı Mamdani’ye şüpheyle yaklaşıyor. Bir hedge fon yöneticisi, Mamdani’nin belediye başkanı olması halinde suç oranının artacağından endişe duyduğunu söyledi ve “Dünyanın en büyük kapitalist şehrinde bir sosyalist olamaz” dedi.

Belediye başkanının seçilmesinden sonra yaptığı açıklamaları takdir ettiğini söyleyen bir başka üst düzey iş adamı ise, “orta yola yönelme hamlesinin biraz samimiyetsiz göründüğünü” savundu ve Mamdani’nin ekonomi ve İsrail-Filistin çatışması konusundaki görüşlerinin esnek olmadığını ekledi. 

Bill Ackman, Mamdani’ye zeytin dalı uzattı

Hedge fon yöneticisi Bill Ackman ve eski belediye başkanı Michael Bloomberg gibi Wall Street devleri ile Palantir’in kurucu ortağı Alex Karp gibi iş dünyası liderleri, Mamdani’nin ana rakibi Andrew Cuomo’nun kampanya fonuna milyonlarca dolar bağışladı.

Mamdani’yi özellikle eleştiren Ackman, salı akşamı yeni belediye başkanına zeytin dalı uzattı ve zaferinden dolayı onu tebrik etti. Milyarder, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda “Artık büyük bir sorumluluğunuz var. New York’a yardımcı olabilirsem, ne yapabileceğimi bana bildirin,” dedi.

Mamdani’nin Wall Street’teki rakipleri, son haftalarda zaferin giderek daha olası hale gelmesi karşısında giderek daha pragmatik hale geldiler ve yeni belediye başkanını desteklemenin daha iyi olacağına karar verdiler.

Mike Bloomberg’in belediye başkanlığı döneminde görev yapmış, Wall Street’te uzun yıllar yönetici olarak çalışmış Robert Steel, şu anda en önemli olanın Mamdani tarafından seçilen belediye binasındaki ınlarca kurum başkanı olduğunu söyledi.

Steel, “Şehri gerçekten yöneten 30 ila 50 kişi var,” dedi. Bir Wall Street ağır topu, daha yüksek vergilere destek verdiğini bile ifade etti.

New York şehrinin mali konularında aktif olarak danışmanlık yapan deneyimli Wall Street finansçısı ve eski ABD Hazine danışmanı Antonio Weiss, “Koalisyonunu genişletme ve ona ulaşma konusunda etkili oldu, bu da onun yönetimine güven duyulmasını sağlayacaktır. Hükümeti daha verimli hale getirmek için gerçek bir çaba ile birleştirilen ve daha sonra daha fazla genç ailenin şehirde kalmasını sağlayan çocuk bakımı gibi bir programa yatırılan küçük bir vergi artışı konusunda tartışma olmamalı,” dedi.

Amerika

ABD Senatosu Trump’ın İran yetkilerini sınırlayan tasarıyı reddetti

Yayınlanma

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı askeri eylemlerde bulunma yetkilerini sınırlandırmayı öngören karar tasarısını reddetti. Demokrat Senatör Tim Kaine tarafından sunulan tasarı, Kongre onayı olmaksızın yürütülen askeri operasyonlardaki ABD askerlerinin geri çekilmesini şart koşuyordu.

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı askeri eylemlerde bulunma yetkilerini sınırlandırmayı hedefleyen girişimi reddetti.

CBS News kanalının aktardığı gelişmede, oylamanın Trump yönetimi ve Senatodaki Cumhuriyetçi liderlik açısından siyasi bir başarı olduğu kaydedildi.

Demokrat Senatör Tim Kaine tarafından sunulan belge, Kongre tarafından yetki verilmediği sürece ABD güçlerinin İran’daki veya İran’a karşı yürütülen her türlü askeri çatışmadan çekilmesini öngörüyordu.

Yapılan usul oylamasında 47 kabul oyuna karşı 50 ret oyu kullanıldı. Tasarının ilerlemesi yönünde yalnızca iki Cumhuriyetçi senatör, Demokrat çoğunluğa katılarak oy verdi.

Başkan Trump, daha önce Kongrenin askeri yetkilerini sınırlandırma girişimlerini eleştirmiş ve bu tür adımların Washington ile Tahran arasındaki müzakerelere zarar verdiğini savunmuştu.

CBS News, Trump’ın 24 Haziran tarihinde, Temsilciler Meclisindeki benzer bir karar tasarısına destek veren Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy’nin tutumuna sert tepki gösterdiğini aktardı.

Cassidy, daha sonra Beyaz Saray’da Başkan Yardımcısı JD Vance ve Özel Temsilci Steve Witkoff’un katılımıyla gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısının ardından pozisyonunu değiştirdi.

Trump yönetimi, ateşkes rejiminin yürürlüğe girmesinden bu yana ABD’nin artık İran’a karşı herhangi bir çatışmada yer almadığını savunuyor. Beyaz Saray ayrıca, Kongrenin başkan tarafından askeri güç kullanımını sınırlandırmasına izin veren 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nı anayasaya aykırı bulduğunu ifade ediyor.

Trump, 18 Haziran’da İran ile iki ülke arasındaki ateşkesin 60 gün süreyle uzatılmasını ve İran nükleer programı üzerine müzakerelerin başlatılmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Anlaşmanın temel amacı, yapılan anketlere göre Amerikan halkının çoğunluğu tarafından harcanan maliyetler açısından meşru görülmeyen bu çatışmayı nihai olarak sonlandırmayı hedefliyor.

Oylamanın ardından kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden paylaşım yapan Trump, Senatodaki müttefiklerine teşekkür ederek alınan kararın “İran’a bir mesaj gönderdiğini” yazdı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.

ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.

Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.

Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.

Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.

ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.

Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.

Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.

Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.

FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.

Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.

Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.

Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

Yayınlanma

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.

Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.

Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.

Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.

Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.

Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.

Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.

Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.

Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.

Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.

WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.

“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.

Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.

Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English