Bizi Takip Edin

Amerika

Zohran Mamdani, New York’un yeni belediye başkanı

Yayınlanma

Zohran Mamdani, New York Belediye Başkanlığı için yürüttüğü kampanyayı zaferle taçlandırdı ve oyların yüzde 50,4’ünü alarak birinci oldu.

New York Seçim Kurulu’nun verilerine göre, haziran ayında Demokrat Parti ön seçimlerinde Mamdani’ye yenilen ve bağımsız aday olarak seçimlere giren, yarışın son saatlerinde Başkan Donald Trump’ın desteğini kazanan eski Vali Andrew Cuomo ise yüzde 41,6 oyda kaldı.

Curtis Sliwa ise yüzde 7,1 oyla üçüncü sırada yer aldı.

1 Ocak’ta Mamdani, şehrin ilk Müslüman belediye başkanı ve David Dinkins’ten sonra modern tarihte “demokratik sosyalist” olarak tanımlanan ikinci belediye başkanı olacak.

Mamdani’nin seçim kampanyası, özellikle konut sorununda düşük maliyetli barınma mesajına ilgi duyan sol eğilimli, genç seçmenler tarafından desteklendi. Demokratik ön seçimlerde, Mamdani’nin New York’un soylulaştırılmış mahallelerinde iyi oy aldığı görülüyordu.

Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Brooklyn Paramount Tiyatrosunda kalabalık bir dinleyici kitlesine hitap eden Mamdani, dinleyicilerinin “ilerici işçi sınıfı seçmenler, göçmenler ve Demokrat Parti içinde kendilerini tanıyamayan renkli halklardan” oluştuğunu söyledi.

Mamdani, kentteki siyasetin, hizmet ettiği halkın ihtiyaçlarını daha iyi yansıtacak şekilde yakında değişeceğini de sözlerine ekledi.

Zohran Mamdani: Canavarın ininde bir ‘nepo bebek’

Mamdani Trump’a da seslendi

Seçilmiş belediye başkanı, “Bu yeni çağ, çok uzun süredir birbiriyle çelişen yetkinlik ve şefkat ile tanımlanacak. Hükümetin çözemeyeceği kadar büyük bir sorun ve ilgilenemeyeceği kadar küçük bir endişe olmadığını kanıtlayacağız,” dedi.

Mamdani, 1 Ocak’tan itibaren “herkese yardım eden bir şehir yönetimi başlatacaklarını” sözlerine ekledi.

Mamdani, kampanya sırasında 273 New York mahallesindeki 3 milyondan fazla eve gitmek için 100.000’den fazla gönüllüyü harekete geçirmeyi başardı.

Mamdani, zafer konuşmasında ABD’deki sosyalist siyasetin tarihi figürlerinden Eugene Debs ve Fiorello Henry La Guardia’yı anarak, yönetiminin “yaşam maliyeti krizini çözmek için en iddialı gündemi” belirleyeceğini söyledi.

Demokratik sosyalist, “Sendikaların yanında yer alacak ve işçi haklarını genişleteceğiz, çünkü Donald Trump gibi biz de, çalışanların sağlam haklara sahip olduğu zaman, onları sömürmeye çalışan patronların çok küçük hale geldiğini biliyoruz,” diye söz verdi.

New York’un, “göçmenlerin şehri olmaya devam edeceğini” vurgulayan Mamdani, kentin göçmenler tarafından inşa edildiğini, göçmenler tarafından güçlendirildiğini ve “bu geceden itibaren bir göçmen tarafından yönetilen bir şehir” olacağını kaydetti.

Seçim öncesi Trump’ın sert hücumlarına uğrayan Mamdani, başkana da seslendi ve “Öyleyse beni dinleyin, Başkan Trump, herhangi birimize ulaşmak için hepimizi geçmeniz gerekecek,” diye ekledi.

Beyaz Saray’ın göçmenlere yönelik baskınlarını artırması üzerine Mamdani, sınır dışı edilmelere karşı çıkarak, seçimlerdeki güçlü tabanını işaret etti ve görevdeyken bu konuda sert önlemler alacağına söz verdi.

Mamdani, “Şehrimizin siyasetinde sıklıkla unutulan, bu hareketi kendilerininmiş gibi benimseyenlere teşekkür ederim. Yemenli bodega sahiplerinden Meksikalı abuelalara, Senegalli taksi şoförlerinden Özbek hemşirelere, Trinidadlı aşçılardan Etiyopyalı teyzelere, evet teyzelere kadar herkesten bahsediyorum,” dedi.

Başkana “despot” dedi, Trump meydan okumayı kabul etti

Zaferini “despot” olarak nitelendirdiği Trump’ı yenmenin yolu olarak nitelendiren Mamdani, kalabalığın coşkuyla alkışlaması eşliğinde, “Donald Trump, izlediğini biliyorum, sana dört kelime söyleyeceğim: Sesini aç,” dedi.

Öte yandan Trump, Mamdani’nin New York belediye başkanlığı seçimlerinde zafer kazanmasının ardından, “Demek böyle başlıyor…” yazarak Mamdani’ye bir uyarıda bulundu.

Trump, Mamdani’nin belediye başkanlığı zafer konuşmasının ortasında, ABD başkanına birkaç kez gönderme yapan kısa bir mesajı Truth Social’da paylaştı.

Bu paylaşım, Trump’ın 2026 ara seçimleri için kampanya başlangıç vuruşunu yaptığı şeklinde yorumlanabilir. Cumhuriyetçiler, Mamdani’yi solcu radikalizmin sembolü olarak Demokratlara karşı bir silah olarak kullanma niyetlerini ortaya koydular.

Mamdani’nin New York’u “mahvetmesini” engellemeyi planladığını ve şehre federal fonları kesmeyi düşündüğünü söyleyen Trump, yönetimi ile yeni belediye başkanı arasında sert bir çatışma olacağına da işaret ediyor olabilir.

Wall Street’ten temkinli destek

Financial Times’a (FT) göre ise New York’un finans elitleri, Müslüman demokratik sosyalist Zohran Mamdani’nin rekor bir katılımla şehrin belediye başkanlığı seçimlerini kazanmasının ardından ona temkinli bir destek verdi. 

Wall Street’teki pek çok kişi, finans ve emlak devlerinin hakim olduğu bir şehirde zengin sınıfa yönelik eleştirileri ve 1 milyon doların üzerindeki maaşlara ek gelir vergisi getirme vaadi nedeniyle 34 yaşındaki Queens milletvekilini şüpheyle karşılamıştı.

Fakat seçimden önceki son haftalarda Mamdani, kaçınılmaz bir zaferi garantilemek için bir dizi toplantıya katılarak New York’un iş dünyasına yönelik “kur yapma” çabalarını yoğunlaştırdı.

Yatırım bankası Evercore’un emekli başkanı ve Wall Street’in en etkili Demokratlarından biri olan Ralph Schlosstein, acı bir seçim yarışının ardından New York’un bir araya gelme zamanının geldiğini söyledi. 

Schlosstein, “Katılım harika. İnanılmaz. Sanırım belediye başkanlığı seçimlerinde şimdiye kadarki en yüksek katılım. Seçmenleri coşturduğu için ona büyük bir övgü borçluyuz. Umut ve fırsat sundu… Artık herkesin bir araya gelip onun mümkün olduğunca başarılı olmasına yardımcı olma zamanı,” dedi.

Mamdani’yi destekleyen bağımsız bir komite olan OneNYC’nin başkanı Yasser Salem, önümüzdeki haftalarda yeni belediye başkanıyla çalışmaya başlayacak bir iş danışma konseyi kurulmasına yardımcı oldu ve “telefonunun durmadan çaldığını” söyledi.

Fakat birçok finansçı Mamdani’ye şüpheyle yaklaşıyor. Bir hedge fon yöneticisi, Mamdani’nin belediye başkanı olması halinde suç oranının artacağından endişe duyduğunu söyledi ve “Dünyanın en büyük kapitalist şehrinde bir sosyalist olamaz” dedi.

Belediye başkanının seçilmesinden sonra yaptığı açıklamaları takdir ettiğini söyleyen bir başka üst düzey iş adamı ise, “orta yola yönelme hamlesinin biraz samimiyetsiz göründüğünü” savundu ve Mamdani’nin ekonomi ve İsrail-Filistin çatışması konusundaki görüşlerinin esnek olmadığını ekledi. 

Bill Ackman, Mamdani’ye zeytin dalı uzattı

Hedge fon yöneticisi Bill Ackman ve eski belediye başkanı Michael Bloomberg gibi Wall Street devleri ile Palantir’in kurucu ortağı Alex Karp gibi iş dünyası liderleri, Mamdani’nin ana rakibi Andrew Cuomo’nun kampanya fonuna milyonlarca dolar bağışladı.

Mamdani’yi özellikle eleştiren Ackman, salı akşamı yeni belediye başkanına zeytin dalı uzattı ve zaferinden dolayı onu tebrik etti. Milyarder, sosyal medyada yaptığı bir paylaşımda “Artık büyük bir sorumluluğunuz var. New York’a yardımcı olabilirsem, ne yapabileceğimi bana bildirin,” dedi.

Mamdani’nin Wall Street’teki rakipleri, son haftalarda zaferin giderek daha olası hale gelmesi karşısında giderek daha pragmatik hale geldiler ve yeni belediye başkanını desteklemenin daha iyi olacağına karar verdiler.

Mike Bloomberg’in belediye başkanlığı döneminde görev yapmış, Wall Street’te uzun yıllar yönetici olarak çalışmış Robert Steel, şu anda en önemli olanın Mamdani tarafından seçilen belediye binasındaki ınlarca kurum başkanı olduğunu söyledi.

Steel, “Şehri gerçekten yöneten 30 ila 50 kişi var,” dedi. Bir Wall Street ağır topu, daha yüksek vergilere destek verdiğini bile ifade etti.

New York şehrinin mali konularında aktif olarak danışmanlık yapan deneyimli Wall Street finansçısı ve eski ABD Hazine danışmanı Antonio Weiss, “Koalisyonunu genişletme ve ona ulaşma konusunda etkili oldu, bu da onun yönetimine güven duyulmasını sağlayacaktır. Hükümeti daha verimli hale getirmek için gerçek bir çaba ile birleştirilen ve daha sonra daha fazla genç ailenin şehirde kalmasını sağlayan çocuk bakımı gibi bir programa yatırılan küçük bir vergi artışı konusunda tartışma olmamalı,” dedi.

Amerika

Illinois’de ayrılık oylaması: 44 bölge Chicago’dan kopmak istiyor

Yayınlanma

Illinois’de Chicago dışındaki bölgeleri 51’inci eyalet olarak ayırma girişimi kasım seçimlerinde 11 bölgenin daha katılımıyla oylanacak. Eyaletteki 102 bölgeden 44’üne ulaşması beklenen danışma referandumlarına karşılık Vali Pritzker yönetimi ayrılık ihtimalini kesin bir dille reddediyor.

ABD’nin Illinois eyaletinde, Chicago dışındaki bölgelerin ayrılarak 51’inci eyaleti kurması yönündeki tartışma yeni bir aşamaya geçiyor.

Eyaletteki 102 bölgeden 11’i daha, kasım ayındaki ara seçimlerde Chicago’suz yeni bir eyalet kurma ihtimalinin araştırılması için danışma niteliğinde sandık başına gidecek.

Ayrılık fikri kırsal kesimde uzun süredir zemin topluyor.

Daha önce benzer referandumlara onay veren 33 bölgenin ardından, yeni oylamalardan da destek çıkarsa ayrılık görüşmelerini onaylayan bölgelerin sayısı 44’e ulaşacak.

Eyalette idari yapı 102 bölgeden oluşurken Chicago kenti ve banliyölerinin bir kısmı Cook Bölgesi sınırları içinde kalıyor.

Ayrılık hareketinin öncüleri ise Chicago merkezli politikaların eyaletin geri kalanını gölgede bıraktığı gerekçesiyle Cook dışındaki tüm yerleşimleri yeni bir çatı altında toplamayı hedefliyor.

Illinois Separation adlı organizasyonun direktörü Loret Newlin, yerel halkın eyalet yönetimi tarafından dışlandığını savunuyor. Newlin, “Bizim gerçek hayatımız bu. Görmezden geliniyoruz. Bize zarar veren pek çok yasa çıkarılırken hiçbir şekilde hesaba katılmıyoruz” dedi.

Süreci sandıklara taşıyan bir diğer yapı olan New Illinois yönetim kurulu başkanı G.H. Merritt de benzer bir soruna işaret ediyor.

KRCU Kamu Radyosu’na konuşan Merritt, asıl meselenin eyalet yönetiminde kırsal alanların, küçük kasabaların ve banliyölerin yeterince temsil edilmemesi olduğunu kaydetti.

Buna karşılık eyaletin siyasi merkezi ayrılık taleplerine kapıyı tamamen kapatıyor.

Eyalet Valisi J.B. Pritzker yönetimi, girişimi daha önce “siyasi bir manevra” olarak nitelendirip sınırların bölünmesi gibi bir durumun “kesinlikle gerçekleşmeyeceğini” duyurmuştu.

Hukuki tablo da ayrılıkçıların önünde zorlu bir bariyer oluşturuyor.

ABD Anayasası’nın 4. maddesinin 3. fıkrasına göre, bir eyaletin sınırları bölünerek yeni bir eyalet oluşturulması hem ilgili eyalet meclisinin hem de ABD Kongresi’nin onayına bağlı.

Kasım ayında seçmenlerin önüne gelecek pusulada, bölge yetkililerinin Cook dışındaki diğer yerel yönetimlerle temasa geçerek yeni bir eyalet kurulması ve ABD’ye katılımı konusunu müzakere edip etmeyeceği soruluyor.

Sandıktan çıkacak “evet” oyları yalnızca istişari nitelik taşıyor ve eyalet sınırlarını doğrudan değiştirmiyor.

Tartışmanın merkezindeki demografik ağırlık da dengeleri belirliyor. Yaklaşık 2,7 milyon kent nüfusuna ve 9,6 milyondan fazla metropol nüfusuna sahip Chicago, ABD’nin üçüncü büyük şehri konumunda yer alıyor.

Sınırları yeniden çizme arayışı yalnızca Illinois ile de sınırlı kalmıyor. Komşu eyalet Indiana’nın parlamentosu, Illinois bölgelerini kendi sınırlarına davet eden bir yasa kabul etmişti.

Doğu Oregon’da ise Greater Idaho hareketi temsilcileri, bölgelerini komşu Idaho’ya bağlamak için girişimlerini sürdürüyor.

ABD tarihinde eyaletlerin bölünmesiyle kurulan yeni yapılar daha önce de görüldü. Maine halkı 1819’da Massachusetts’ten ayrılma yönünde oy kullanmış, ardından 1820’deki Missouri Uzlaşması çerçevesinde ülkenin 23’üncü eyaleti olarak birliğe katılmıştı.

Benzer şekilde Batı Virginia da Amerikan İç Savaşı sırasında, 1863 yılında Virginia’dan koparak ABD yönetimine dahil olmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

AIPAC, adaylara yönelik destek beyanlarını ve doğrudan bağışları durdurdu

Yayınlanma

İsrail yanlısı Amerikan-İsrail Kamu İşleri Komitesi (AIPAC), artık adaylara destek açıklaması yapmayacağını veya adaylar için fon ayırmayacağını duyurdu.

Uzun süredir etkili bir lobi grubu olan AIPAC, doğrudan siyasi faaliyetlerine beş yıl önce başlamıştı.

O zamandan beri, özellikle de bu ara seçim döneminde, AIPAC giderek artan bir direnişle karşı karşıya kaldı.

Grup, Gazze ve İran’daki savaşlar da dahil olmak üzere çeşitli konulardaki tutumları nedeniyle eleştiriliyor.

AIPAC’ın desteklediği adaylar, ABD’nin İsrail ile ilişkilerine yönelik kamuoyu görüşünün değişmesiyle birlikte, örgütün desteğini ve mali katkılarını kabul ettikleri için hem sağdan hem de soldan sert muhalefetle karşı karşıya kaldı.

Eleştirileri yatıştırmak amacıyla, AIPAC’ın desteklediği bazı adaylar, örgütten herhangi bir para kabul etmeyeceklerini açıkladı.

AIPAC, değişiklikleri ilk olarak üyelere gönderdiği bir mektupta duyurdu ve “Karşı karşıya olduğumuz zorluklar önümüzdeki yıllarda artmaya devam edecek,” dedi.

Mektupta AIPAC, bireysel bağışçıları harekete geçirerek grubun misyonuyla uyumlu adaylara para aktarmaya devam edeceğini belirtti.

Mektupta, “Mevcut çabalarımızı genişleterek, Amerikalı bireylerin adaylara yaptığı doğrudan ve organize bağışları artırmaya ve ortaya çıkan siyasi bağış toplama araçlarını en üst düzeye çıkarmaya öncelik vereceğiz,” denildi.

Mektupta ayrıca, 2028 seçim döngüsünün “aktivistlerimizden İsrail yanlısı siyasete daha da güçlü bir bağlılık gerektireceği” belirtildi.

Sonuç olarak, grup, “Amerika’nın İsrail ile ittifakını güçlendiren ve İsrail karşıtı yasaya karşı duran Cumhuriyetçiler ve Demokratlara” desteğini artırmayı planlıyor.

NPR’ye yaptığı açıklamada, AIPAC sözcüsü Deryn Sousa, değişikliklere rağmen grubun misyonu ve stratejisinin aynı kaldığını belirtti:

“Amacımız, ABD-İsrail ilişkilerine destek sağlamak. AIPAC üyeleri bu seçim döneminde adaylara doğrudan 90 milyon dolardan fazla bağışta bulundu ve üyelerimizden gelen bu organize, doğrudan bağışlar devam edecek ve artacak.”

Federal Seçim Komisyonu (FEC) kayıtlarına göre, AIPAC 2026 yılında 30 Eylül itibariyle adaylara ve siyasi komitelere yaklaşık 25 milyon dolar bağışladı.

AIPAC’a bağlı süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) olan United Democracy Project ise adaylara ve siyasi komitelere 13 milyon dolar bağışladı ve bağımsız harcamalar olarak ek 53,5 milyon dolar harcadı.

Son günlerde, süper PAC’ın bireysel bağımsız harcamalarının bir kısmı, Michigan’daki ABD Senatosu için Demokrat Parti adayı olan Abdul El-Sayed’e karşı kampanya yürütmek amacıyla kullanılıyor.

AIPAC, ön seçimlerde de El-Sayed’e karşı kampanya yürütmek için büyük harcamalar yapmış ve rakibi Temsilci Haley Stevens’ı desteklemişti.

Michigan Senato yarışı, AIPAC’ın İsrail yanlısı bir politikacıyı desteklemek ya da örgütün İsrail’e karşı daha olumsuz bir tutum sergilediğini düşündüğü birine karşı çıkmak amacıyla harcama yaptığı, dikkat çeken yarışlardan sadece biri.

AIPAC, NPR’ye yaptığı açıklamada, bağlı süper PAC’ı United Democracy Project’in faaliyetlerine devam edeceğini ve sınırsız miktarda para toplayabileceğini doğruladı.

Kuruluş, İsrail yanlısı adayları desteklemek ve İsrail’i eleştirenlere karşı çıkmak için büyük harcamalar yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Elon Musk, Tesla ile SpaceX’i birleştirmek istiyor

Yayınlanma

Elon Musk, SpaceX ve Tesla’yı roketler, uydular, internet hizmeti, sohbet robotları, sosyal medya, robotlar ve otomobilleri kapsayan tek bir şirket altında birleştirmeye hazırlanıyor.

Dünyanın en zengin insanı geçen salı günü yaptığı açıklamada, her iki şirketin de birleşmeyi incelemek üzere bağımsız yönetim kurulu üyelerinden oluşan özel komiteler kurduğunu ve bunu “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi.

Her iki şirketin de ana hissedarı ve yöneticisi olan Musk, “çıkar çatışması yaşayan taraf” olarak “görüşmelere katılamayacağını” kabul etti ve iki şirketin bir anlaşmaya varacağına dair hiçbir garanti olmadığını belirtti.

Musk, şimdiye kadarki en cüretkar anlaşmasını gerçekleştirebilirse, birleşik grubun mevcut fiyatlarla değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşacak ve bu da onu Nvidia, Apple, Alphabet ve Microsoft ile birlikte dünyanın en değerli beş şirketi arasına sokacak.

Fakat herhangi bir birleşme, Musk’ın gücüne ilişkin hissedar endişelerinden, tüm zamanların en büyük birleşmesini mercek altına alacak olan ABD ve Çin’deki yetkililerin onayı sürecine kadar ciddi engellerle karşı karşıya kalacak.

Geçen çarşamba günü erken saatlerdeki işlemlerde SpaceX hisseleri yüzde 9 artış gösterirken, Tesla hisseleri yüzde 2,5 değer kazandı.

Musk’ın oluşturacağı holding, çok geniş bir iş kolları yelpazesine sahip olacak. SpaceX, dünyanın önde gelen roket işini ve Starlink uydu iletişim ağını bu yapıya katacak.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminlerine göre, birleşik şirket 155.000’den fazla kişiyi istihdam edecek ve bu yıl toplam 153 milyar dolarlık gelir elde edecek.

Fakat analistler, Musk’ın yapay zeka altyapısı, çip fabrikaları ve roketlere yönelik harcama planlarının her geçen gün artmasıyla birlikte, şirketin en az 54 milyar dolarlık negatif serbest nakit akışına sahip olacağını öngörüyor.

Anlaşma, Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü de güçlendirecek. Bir hisse bir oy hakkı taşıyan Tesla’da yaklaşık yüzde 20’lik oy hakkına sahip olan Musk, süper oy hakkına sahip hisseler sayesinde SpaceX’teki oyların yaklaşık yüzde 84’ünü kontrol ediyor.

Analistler, Tesla’nın bu yıl yarım milyondan fazla Model 3 sedan, 1 milyondan fazla Model Y ve 22.000 adet Cybertruck satmasını bekliyor.

Tesla’nın ayrıca büyümekte olan otonom sürüş iş kolu ve Musk’ın bir gün Tesla’nın değerini 25 trilyon dolara çıkarabileceğini öngördüğü Optimus robot serisi de bulunuyor.

Musk, yapay zekanın (AI) kendi önceliği olduğunu açıkça belirtirken, birleşmenin mantıklı olduğunu “neredeyse süper zeka tekilliği içinde olduğumuz” gerekçesiyle ifade etti.

“Süper zeka tekilliği”, yapay zekanın insan zekasını aştığı anı ifade ediyor.

Musk, SpaceX’in bu yılın sonuna kadar yaklaşık 3 GW, gelecek yılın sonuna kadar ise 13 GW çevrimiçi hesaplama gücüne sahip olacağını ve 20 GW’yi aşma ihtimalinin “sıfırdan farklı” olduğunu söyledi.

Bu, SpaceX’in Amazon Web Services, Microsoft ve Google dahil olmak üzere en büyük bulut hizmet sağlayıcılarıyla rekabet etmesini sağlayacak.

SpaceX’in uyguladığını belirttiği watt başına 50 dolardan biraz fazla bir ücretle, 20 GW’lık kapasitenin her bir watt’ı kiralanırsa yılda yaklaşık 1 trilyon dolar gelir elde edilecek.

Bu rakam, Musk’ın 2027 sonu için öngördüğü 500 milyar dolar ile 1 trilyon dolar arasındaki gelir aralığının en üst sınırına denk geliyor.

Uzun vadede Musk, Starlink’i uzaydan telefon hizmeti sunan büyük bir mobil operatöre dönüştürmek, yörüngeye veri merkezleri yerleştirmek ve Mars’ı kolonileştirmek istiyor.

Yatırımcılar, Musk’ın imparatorluğunun tamamına odaklanma kabiliyeti konusunda uzun süredir soru işaretleri taşıyor.

Önde gelen bir Tesla yatırımcısı, “Şu anda zamanının bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar, enerjisinin ya da parasının çoğunu nereye harcadığını bilemiyor,” dedi.

Trilyoner olma eşiğindeki Musk, haftanın dört gününü genellikle Tennessee’nin Memphis kentinde geçirdiğini ve yeni bilgi işlem kümelerini devreye aldığını belirterek, SpaceX’in roket mühendisleri ekibinin veri merkezlerini herkesten daha hızlı inşa edebileceğini savundu.

Öte yandan Musk’ın liderliğinde iki şirket şimdiden birleşme sürecine girmiş durumda.

Milyarder, “Süper zeki yazılım geliştirme, çip tasarımı, Terafab projesi, elbette robotik ve yörüngeye kütle taşıma alanlarında işbirliği yapmaktan elde edilecek çok şey var,” dedi.

Mart ayında Musk, Teksas’ta kurulacak ve nihai maliyeti 119 milyar dolara ulaşabilecek devasa bir yarı iletken üretim tesisi olan Terafab adında iki şirketin ortak girişimini duyurdu.

Bu tesis, Musk’ın otonom araçları, insansı robotları ve yörünge yapay zeka veri merkezleri için çip üretecek.

İki şirket ayrıca, geçen hafta tanıtılan Roadster adlı “uçan” spor otomobil üretmek için de işbirliği yaptı.

Araç, SpaceX tarafından geliştirilen soğuk gaz iticileri kullanarak bir dizi ters takla ve zıplama gerçekleştirdi.

Musk’ın yapay zeka modeli Grok da birçok Tesla aracında ücretsiz olarak sunuluyor.

Şirketler halihazırda birlikte iş yapıyorlar. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack bataryası ve Cybertruck satın aldı.

Bu tutarın içinde geçen yıl satışları düşük seyreden kamyonetlerden 131 milyon dolarlık bir pay da bulunuyor.

Buna karşılık Tesla, Musk’ın sahibi olduğu iki şirketin birleşmesinin ardından xAI’ye yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın SpaceX hisselerine dönüştürülmesiyle SpaceX hissedarı oldu.

Tesla’ya yakın bir kaynak, Roadster, Terafab ve malzemeler, yakıtlar ile üretim alanlarındaki ortak araştırmalara işaret ederek, “Ticari düzeydeki işbirliğine bir bakın,” dedi.

Bu kaynak, bir birleşmenin “bilgi işlem gücünü fiziksel yapay zeka dünyasına taşıyan dikey olarak entegre bir şirket” yaratacağını belirtti ve bunun halihazırda gerçekleştiğini vurguladı.

Musk, iki şirketin özel komitelerinin şartlar üzerinde anlaşmaya varmadığını ve “anlaşacaklarına dair bir garanti olmadığını” söyledi.

Tesla’nın ayrıca sadece oy kullanan hissedarların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteğine de ihtiyacı olacak. Musk bunu “oldukça yüksek bir engel” olarak nitelendirdi.

Fakat Musk, istediğini elde etme konusunda uzun bir geçmişe sahip. On yıl önce, o dönemde borsada işlem gören temiz enerji şirketi SolarCity’yi Tesla ile birleştirmişti.

Bu işlem, Musk’ın tamamen hisse senedi bazlı anlaşmayı, imparatorluğunun bir kolunun diğer bir bölümünü usulsüz bir şekilde kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiğine inanan elektrikli araç üreticisi Tesla’nın yatırımcıları tarafından açılan bir hissedar davasına yol açtı.

Davaya bakan yargıç, sonunda hissedarların iddialarını reddetti. Fakat bunu yapmadan önce Musk’ın Tesla’nın bağımsız yönetim kurulu üyeleriyle olan yakın bağlarını ve müzakerelere müdahil olmasını eleştirdi.

Önemli bir nokta olarak, Musk o zamandan beri hem Tesla’yı hem de SpaceX’i, milyarderin Tesla’nın kurumsal yönetim uygulamaları nedeniyle çok sayıda hissedar davasıyla karşı karşıya kaldığı küçük bir Orta Atlantik eyaleti olan Delaware’den Teksas’a taşıdı.

Uzmanlar Financial Times’a, Musk’ın şirketlerinden birinin diğerine göre kayırıldığına dair endişeleri gidermek amacıyla, hem Tesla’nın hem de SpaceX’in birleşme müzakereleri ve hissedar onayları sürecini nasıl şekillendirecekleri konusunda birçok önemli karar alması gerekeceğini belirtti.

Fakat Teksas şirketler hukuku, yönetim kurulu kararlarına çok daha fazla saygı gösterir ve hatta belirli türdeki hissedar davalarını yalnızca çok büyük hissedarlarla sınırlayabilir.

Musk’ın anlaşma sürecini uzun süredir takip eden Colorado Üniversitesi şirketler hukuku profesörü Ann Lipton şunları söyledi:

“Teksas yasalarına göre, hissedarlar, yöneticilerin ‘dolandırıcılık, kasıtlı suistimal, yetki aşımı veya bilerek kanun ihlali’ yaptığını kanıtladıkları takdirde, kurumsal yetkililere veya yönetim kurulu üyelerine karşı sadece güvene dayalı yükümlülüğün ihlali nedeniyle dava açabilirler. Bu, bir yönetim kurulu üyesinin bir işlemin her iki tarafında da yer aldığını göstermekten çok daha yüksek bir eşik.”

Dünyanın dört bir yanındaki düzenleyici kurumlar da bu anlaşmayı yakından inceleyecek ve avukatlar, ABD dışında bu birleşmenin AB, Birleşik Krallık ve Çin gibi önemli yargı bölgelerinde de neredeyse kesin olarak onaylanması gerekeceğini belirttiler.

Bu birleşmenin en büyük endişeye yol açacağı yer, Tesla’nın geçen yıl toplam gelirinin yaklaşık yüzde 22’sini oluşturan 21 milyar dolarlık gelir elde ettiği ve Şanghay’da en büyük otomobil fabrikasını işlettiği Çin olabilir.

Pekin, ABD’li bir savunma müteahhidi olan SpaceX’e uzun süredir derin bir şüpheyle bakıyor.

SpaceX, yalnızca son çeyrekte 18 yeni ABD ulusal güvenlik fırlatma görevi için sözleşme imzaladı ve ABD hükümeti için Starshield askeri uyduları üretiyor.

Çinli askeri araştırmacılar, SpaceX’in Rusya’nın 2022’deki işgalinin ardından Ukrayna’ya terminaller tedarik etmesinden bu yana, şirketin Starlink hizmetini bir tehdit olarak nitelendiriyor.

JPMorgan’daki analistler, bu işbirliği hakkında hazırladıkları bir notta, “Olası ulusal güvenlik hassasiyetleri göz önüne alındığında, Çin’de onay alınması özel bir engel teşkil edebilir,” diye yazdı.

Analistler, Tesla’nın Çin’deki işlerini ayrı bir yapıya aktarmak ya da kontrolünü bir Çinli konsorsiyuma devretmek zorunda kalabileceğini öne sürdü.

Bu, TikTok’un ABD operasyonlarını Amerikalıların eline geçiren anlaşmanın “aynı kopyası” olur ve Tesla, markası ve otonom sürüş teknolojisi için lisans ücreti alacak.

ABD’de Tesla’ya yakın bir kaynak, Donald Trump’ın görevden ayrılmasından önce anlaşmanın sonuçlandırılmasının çok önemli olduğunu belirtti.

Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek. Fakat herkesin düşündüğü kadar çabuk olmayacak,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English