Asya
Fed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?

Analistler, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırmasına rağmen Pekin’in Çin ekonomisini desteklemek için faiz indirimine gidip gitmeyeceğini değerlendiriyor
ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz artırımının ardından bazı analistler, normal koşullarda Fed’in faiz artırmasının Çin Merkez Bankası’nın parasal gevşeme alanını daraltmasına rağmen, Pekin’in zayıflayan iç büyümeyi desteklemek amacıyla bu yıl yine de faiz indirimlerine yönelebileceğini savunuyor.
Fed çarşamba günü 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak gösterge faiz hedef aralığını 0,25 puan yükseltti ve yüzde 3,75-4 seviyesine çıkardı.
Fudan Üniversitesi İşletme Fakültesi Bilim ve Teknoloji İnovasyon Merkezi Başekonomisti Shao Yu’ya göre Fed’in faiz artırımı, Çin’in parasal gevşeme alanını “kayda değer ölçüde” daraltmış değil. Bununla birlikte Shao, Çinli politika yapıcıların kısa süreli temkinli bir gözlem dönemine girebileceğini belirtti.
South China Morning Post’a konuşan Shao, “Çin şu anda küresel ölçekte ekonomik döngüsü ABD dolarının döngüsünün ters yönünde hareket eden az sayıdaki ekonomiden biri. Bu da para politikamızda daha proaktif hareket etmemize imkân tanıyor” dedi.
Shao, Pekin’in ekonomiyi desteklemek amacıyla bu yıl zorunlu karşılık oranını ve faizleri düşürmesini beklediğini söyledi.
Fed’in faiz artırımı, ABD’de enflasyonun kalıcı biçimde yüksek seyrettiği bir döneme denk geliyor ve yılın ilerleyen aylarında bir faiz artışı daha gündeme gelebilir. Buna karşılık Çin, zayıf iç taleple mücadele etmeye devam ediyor.
Çin ekonomisi ikinci çeyrekten bu yana yavaşlıyor. Ekonomi bu dönemde yüzde 4,3 büyüdü. Tüketimin zayıf seyretmesi ve yatırımlardaki gerilemenin derinleşmesi nedeniyle piyasalar, Pekin’in yüzde 4,5-5 civarındaki yıllık büyüme hedefine ulaşabilmek için ilave politika desteği açıklamasını büyük ölçüde bekliyor.
ING Büyük Çin Başekonomisti Lynn Song da benzer şekilde Çin Merkez Bankası’nın (PBOC) önümüzdeki aylarda faiz indirimi yapması için hâlâ “güçlü gerekçeler” bulunduğunu belirtti.
Song, “Yuanın bu yıl sergilediği güçlü performans göz önüne alındığında, Fed’in faiz artırımının PBOC’nin faiz kararında belirleyici bir unsur olması pek olası değil” dedi. Song, yuanın değer kazanmaya devam etmesini beklediğini ancak bu değerlenmenin yılın şu ana kadarki bölümüne kıyasla daha yavaş bir hızda gerçekleşeceğini öngördü.
Song, “Faiz getirileri arasındaki farkın açılması şu ana kadar yuanın değer kazanmasını engellemedi ancak bundan sonraki dönemde giderek daha yakından izlenmesi gereken bir faktör haline gelebilir” dedi.
PBOC perşembe günü yuanın dolar karşısındaki orta nokta kurunu, diğer adıyla günlük referans kurunu, 6,7580 seviyesinde belirledi. Bu, Şubat 2023’ten bu yana görülen en güçlü seviye oldu.
Fed’in faiz artırımları normal şartlarda gelişmekte olan piyasalardan daha yüksek getiri sunan ABD varlıklarına doğru sermaye çıkışlarını tetiklese de Shao, Çin’in güçlü ihracat performansının desteğiyle yuan üzerindeki aşağı yönlü baskının sınırlı kalmasını beklediğini söyledi.
Shao ayrıca, yüksek faizler nedeniyle Washington’ın 40 trilyon dolara ulaşan devasa borcunu çevirebilme kapasitesine ilişkin artan kaygıların yatırımcıları yuan dahil dolar dışı varlıklara yöneltebileceğini, bunun da Çin para birimini değer kaybına karşı daha fazla koruyabileceğini belirtti.
Çarşamba günü açıklanan son verilere göre yabancı yatırımcıların elindeki ABD Hazine tahvillerinin miktarı temmuz ayında art arda ikinci kez geriledi. ABD’nin en büyük üç alacaklısından ikisi olan Japonya ve Çin, ellerindeki ABD Hazine tahvili miktarını azalttı.
Bununla birlikte tüm gözlemciler Çin Merkez Bankası’nın yakın zamanda faiz indirimine gideceği görüşünü paylaşmıyor.
Fransız yatırım bankası Natixis’in Asya-Pasifik Başekonomisti Alicia Garcia-Herrero, ABD ile Çin arasındaki geniş faiz farkına işaret ederek Pekin’in bu yıl herhangi bir parasal gevşemeye gitmesini beklemediğini söyledi.
Garcia-Herrero bunun yerine yetkililerin, sabit sermaye yatırımlarındaki gerilemeyi durdurmak amacıyla veri merkezleri ve elektrik şebekelerinin modernizasyonu gibi alanlardaki altyapı projelerini finanse etmek üzere yerel yönetim özel tahvil ihraçlarının artırılması gibi yerel düzeyde mali destek önlemlerine ağırlık vermesini bekliyor.
Çin’in en üst düzey ekonomik planlama kurumu olan Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu, son bir ay içinde bir dizi toplantı düzenleyerek büyük ölçekli inşaat projelerinin hızlandırılması ve yatırımları desteklemek amacıyla mali kaynakların daha hızlı kullandırılması çağrısında bulundu.
Buna karşın Garcia-Herrero yuanın istikrarlı kalmasını bekliyor. Hong Kong’da tutulan yüksek miktardaki dolar rezervlerinin, Çin bankalarının daha yüksek getiri elde etmek amacıyla fonlarını kısa vadeli ABD para piyasası araçlarına aktarmaya devam etmesinden kaynaklanan baskının bir bölümünü hafifleteceğini belirtti.
Asya
Hindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor

Hindistan ve Vietnam pazar ölçeği ile üretim kapasitesini birleştirerek yeni ticaret bağlantıları kurmaya çalışıyor.
Analistlere göre Hindistan ve Vietnam, “Çin artı bir” yatırımlarını çekme konusundaki rekabetlerini tamamlayıcı bir ortaklığa dönüştürebilir. İki ülke, Yeni Delhi’nin büyük pazar ölçeği ve teknoloji kapasitesi ile Hanoi’nin üretim çevikliği ve Doğu Asya tedarik zincirleriyle olan bağlantılarını bir araya getirebilir.
Böyle bir dönüşüm, iki ülkenin elektronik, ilaç ve yenilenebilir enerji gibi yüksek katma değerli sektörlerde küresel üretim ağlarındaki rollerini güçlendirebilir. Aynı zamanda şirketlere, tedarik zincirlerini Çin’in ötesine çeşitlendirme sürecinde daha güvenilir alternatifler sunabilir.
Bu fikir, Vietnam Başbakanı Le Minh Hung’ın Hindistan ile ekonomik entegrasyonun derinleştirilmesi, yeni ekonomik koridorlar ve tedarik zincirleri oluşturulması ile olası bir ikili serbest ticaret anlaşması çağrısı yapmasının ardından daha fazla ivme kazandı.
Le, cumartesi günü Delhi’de düzenlenen BRICS zirvesi kapsamında Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı görüşmede, iki ülkenin 2010 yılında Hindistan ile Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) üyeleri arasındaki gümrük engellerini azaltmak amacıyla yürürlüğe giren ASEAN-Hindistan Mal Ticareti Anlaşması’nın gözden geçirilmesini hızlandırmasını istedi.
Hindistan hükümetinin açıklamasına göre iki lider ayrıca, Vietnam Devlet Başkanı To Lam’ın ziyareti sırasında mayıs ayında ilişkilerin “geliştirilmiş kapsamlı stratejik ortaklık” seviyesine çıkarılmasından bu yana kaydedilen ilerlemeyi değerlendirdi.
İki ülke, ikili ticaret hacmini 2025-26 dönemindeki 18,28 milyar dolardan 2030 yılına kadar 25 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.
Rekabetten tamamlayıcılığa
South China Morning Post’a konuşan uzmanlar, daha güçlü bir ortaklığın çeşitli sektörleri canlandırabileceğini ve küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığını artırabileceğini belirtiyor.
Delhi’deki Jawaharlal Nehru Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Fakültesi’nde eski diplomasi ve silahsızlanma profesörü olan Swaran Singh, “Bu teklifin gerçek önemi gümrük vergilerinin azaltılmasından daha büyük” dedi.
Singh, iki ülkenin yalnızca ayrıcalıklı bir ticaret anlaşmasının ötesine geçerek entegre tedarik zincirlerini birlikte oluşturmayı hedeflemesi gerektiğini söyledi.
Hem Hindistan hem de Vietnam, küresel şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışına girdiği pandemi dönemindeki kesintilerin ardından hız kazanan “Çin artı bir” stratejisinden yararlanmaya aktif biçimde çalışıyor.
Vietnam, elektronik montajı, tekstil, ayakkabı ve teknoloji bileşenleri alanlarında küçük ölçekli ve esnek üretim tesisleriyle bu tedarik zinciri çeşitlendirmesinin en başarılı ülkelerinden biri haline geldi.
Singh, “Değişmesi gereken şey, ‘Çin artı bir’ rekabetinden ‘Çin artı bir’ tamamlayıcılığına geçiştir” dedi.
Singh’e göre Vietnam, ihracata yönelik üretim ve Doğu Asya tedarik zincirleriyle entegrasyonda öne çıkarken, Hindistan geniş iç pazarı, tasarım kapasitesi ve dijital hizmetler alanındaki uzmanlığıyla avantaj sağlıyor.
Singh, “Aynı fabrika için rekabet etmek yerine iki ülke, değer zincirlerindeki kendi uzmanlık alanlarını birlikte şekillendirebilir” ifadelerini kullandı.
Singh, “Stratejik kazanım, Hindistan’ın ölçeğini Vietnam’ın üretim çevikliğiyle birleştiren Güney ve Güneydoğu Asya üretim koridorunun oluşturulması olacaktır” dedi.
Bir serbest ticaret anlaşmasının ilaç, tarım, elektronik, makine ve hizmet sektörlerinde yeni fırsatlar yaratabileceğini belirten Singh, asıl sınamanın tarife dışı engellerin azaltılması, idari süreçlerin kolaylaştırılması ve sınır ötesi lojistik ile yatırımların geliştirilmesi olacağını söyledi.
Derinleşen ilişkiler
Hindistanlı yetkililer, Vietnam’ın Yeni Delhi’nin “Doğu’ya Hareket” (Act East) politikasının temel unsurlarından biri olduğunu belirtiyor. Bu politika, Güneydoğu ve Doğu Asya genelinde ekonomik ve güvenlik bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
Global Trade Research Initiative’ın kurucusu Ajay Srivastava, mevcut ASEAN-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın ticaret hacmi açısından iki ülke arasındaki ticaretin yüzde 80’inden fazlasına sıfır gümrük vergisi avantajı sağladığını söyledi.
Mart 2026’da sona eren mali yılda Hindistan’ın Vietnam’a yaptığı ihracat; et ve alüminyum ürünleri dahil olmak üzere 6,7 milyar dolara ulaşırken, Vietnam’dan yapılan ithalat 11,6 milyar dolar oldu. İthalatın büyük bölümünü elektronik ürünler oluşturdu.
Srivastava, “Yeni bir serbest ticaret anlaşması müzakeresine başlamadan önce iki hükümet, mevcut ASEAN-Hindistan anlaşmasındaki tercihlerin neden yeterince kullanılmadığını değerlendirmeli ve daha derin taahhütlerin nasıl daha dengeli bir ticaret yaratabileceğini belirlemeli” dedi.
Srivastava; elektronik, yarı iletkenler, hassas üretim, ilaç ve gıda işleme sektörlerini iki ülkenin entegrasyonu açısından kilit alanlar olarak gösterdi.
Hindistan Ashoka Üniversitesi’nden Yardımcı Doçent Uday Chandra ise, “Hindistan ile ortaklık Vietnam’a askeri teknoloji, denizcilik iş birliği ve potansiyel olarak savunma alanında ortak üretim için yeni kaynaklar sağlıyor” dedi.
Chandra, “Hem Hindistan hem de Vietnam, Malakka Boğazı veya Güney Çin Denizi çevresinde olsun, serbest seyrüseferi ve açık denizleri destekliyor” ifadelerini kullandı.
Chandra, “Başka bir ifadeyle bu mesele Çin ile ilgili, ancak Çin’in ötesine de uzanıyor” dedi.
Ancak uzmanlara göre, bu ilişkiler arasında denge kurmak dikkatli bir diplomasi gerektirecek.
Vietnamlı yetkililer dikkatli hareket etmek zorunda kalacak. Çünkü Hindistan ile ilişkilerini güçlendirirken, ülkeleri ile Çin arasındaki genel olarak sağlıklı ekonomik bağları zedelemek istemiyorlar.
Asya
Çin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor

Çin, jeopolitik gerilimler ve iç ekonomik zayıflıklar karşısında dayanıklı tedarik zincirleri oluşturma çabalarını hızlandırarak sanayi hamlesi yapıyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, gelişmiş imalat teknolojileri temelinde modern bir sanayi sistemi oluşturma sürecini hızlandırırken, Çin’in tedarik zincirlerini daha dayanıklı ve kendi kendine yeterli hale getirmesi yönündeki çağrılarını yineledi.
Çin devlet haber ajansı Xinhua’nın aktardığına göre Xi’nin çarşamba ve perşembe günleri Pekin’de düzenlenen ulusal ileri imalat konferansında verdiği son talimatların, Çin ekonomisini güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi.
Xi’nin bu haftaki açıklamaları, Pekin’in daha önce yaptığı benzer açıklamalarla paralellik gösterirken, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi istihdam kaygıları, zayıf tüketim ve süregelen gayrimenkul krizi nedeniyle daha yavaş bir büyüme süreciyle karşı karşıya.
Xinhua’nın haberine göre Xi, sanayi sektöründeki dönüşüm ve yükseltmelerin Çin’in küresel rekabet gücünü koruması açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Son yıllarda “dünyanın fabrikası” olarak anılan Çin, sanayi altyapısını giderek daha fazla modernize ediyor; geleneksel sektörlerden, yerli üretim girdileriyle desteklenen yüksek teknoloji ve yapay zekâ ağırlıklı bir sanayi modeline geçiş yapıyor.
Bu dönüşüm aynı zamanda Pekin’in teknolojik bağımsızlığa verdiği önemi ve yabancı çipler ile donanım tasarımlarına olan bağımlılığı azaltma çabalarını da yansıtıyor.
Çin ve ABD, yapay zekâ modelleri ve yarı iletkenler gibi ileri teknoloji alanlarında rekabet ederken, jeopolitik gerilimler iki ülke arasındaki iş birliğinin önündeki önemli engellerden biri haline geldi.
Başbakan Li Qiang da konferansta Xi’nin mesajını destekleyerek, gelişmiş imalat teknolojilerinin hayata geçirilmesinin Çin’in bir sanayi süper gücü olma hedefindeki uzun vadeli stratejik önceliklerden biri olduğunu söyledi.
Li, yeni nesil akıllı üretimin sektörün temel yönünü oluşturacağını belirtti. Akıllı üretim; fabrika üretimini geliştirmek amacıyla veri, bağlantılı ekipmanlar ve otomasyon teknolojilerinin kullanılmasını ifade ediyor.
Başbakan Li, Çin imalat sektörünün “daha akıllı, daha yeşil ve daha bağlantılı” hale gelmesini sağlamak için dijitalleşme, teknolojik bağımsızlık, düşük karbonlu üretim ve sektörler arası entegrasyon alanlarında daha kapsamlı adımlar atılması çağrısında bulundu.
Xinhua’nın aktardığına göre Xi daha önce salı günü yaptığı bir açıklamada, “Çin o kadar büyük bir ülke ki gerçek ekonomiye odaklanmak zorundayız” demişti.
“Gerçek ekonomi” kavramı, finansal işlemler veya parasal araçlardan ziyade gerçek mal ve hizmetlerin üretimi ve ticaretini ifade ediyor.
Xinhua ayrıca Xi’nin, Pekin’in “yeni nitelikli üretici güçler” stratejisini uygulamaya devam ettiği bir dönemde ülkenin “bilimsel ve teknolojik inovasyon yoluyla genel sanayi dönüşümüne öncülük etmesi” çağrısında bulunduğunu aktardı.
Xi’nin 2023’ten bu yana kullandığı “yeni nitelikli üretici güçler” kavramı, geleneksel üretim yöntemlerinden daha fazla teknoloji odaklı bir modele geçişi ifade ediyor.
Xinhua’nın aktardığına göre Xi, “İmalatı güçlendirmek için inovasyon odaklı kalkınma temel unsurdur” dedi ve Çin’i daha büyük bir üretim gücü haline getirme hedefinin altını çizdi.
Asya
Suudi boru hattına saldırılar sonrası Çin’de petrol fiyatları rekor kırdı

Çin, petrol stoklarını eriterek İran savaşının küresel etkisini hafifletmişti ancak analistlere göre Kızıldeniz’deki gerginlik sonrası durum değişebilir.
Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı Çin’de petrol fiyatları rekor seviyelere yükseldi. Orta Doğu’dan yapılan ihracatın güvenliğine ilişkin kaygıların artmasıyla Çinli rafineriler yeni tedarik kaynakları bulma çabalarını hızlandırdı.
Şanghay’da petrol vadeli işlemleri çarşamba günü varil başına 129 dolardan işlem gördü. Bu seviye, İran savaşının ilk haftalarında görülen 121,80 dolarlık zirvenin de üzerinde. Fiyatlar, Iraklı milislerin geçen haftanın sonunda Suudi Arabistan’ın ihracatı Kızıldeniz’e taşıyan kilit önemdeki boru hattına saldırmasının ardından yüzde 14 yükseldi.
Fiyat şoku, küresel ham petrol ve rafine ürün piyasalarına da yayıldı. Fiyatlandırma kuruluşu Argus’a göre ultra düşük kükürtlü dizelin fiyatı bu hafta New York’ta varil başına 221 dolarla rekor seviyeye ulaştı.
Financial Times’a değerlendiren Rabobank analisti Michael Every, “Doğu-Batı boru hattı önümüzdeki iki ay içinde hızla onarılsa bile Kızıldeniz artık sıcak bir savaş bölgesi. Bu akışlar tam kapasiteyle geri dönmeyecek” dedi.
Şanghay vadeli petrol fiyatları normalde uluslararası petrol göstergesi Brent ham petrol vadeli işlemlerine yakın seviyelerde seyrediyor ve nadiren ciddi bir primle işlem görüyor. Brent petrol çarşamba günü varil başına yaklaşık 108 dolardan işlem görüyordu.
Körfez petrolünün büyük bölümü normal koşullarda Hürmüz Boğazı üzerinden doğuya, Çin ve diğer Asya pazarlarına taşınıyor. Savaş nedeniyle boğazın büyük ölçüde kapanmasının ardından Suudi Arabistan, petrol akışlarının bir bölümünü Körfez’den Arap Yarımadası boyunca Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattına yönlendirmeye başladı.
Ancak geçen haftanın sonunda Iraklı militanlar Suudi boru hattına saldırırken, Yemen’deki Husi güçleri de Kızıldeniz ile Hint Okyanusu arasındaki Bab el-Mendeb Boğazı’na doğru ilerledi. Bu gelişmeler hem Çin’de hem de dünya genelinde fiyatları hızla yükseltti ve küresel ham petrol arzına ilişkin kaygıları artırdı.
Rafineriler ve diğer alıcılar acil teslimat için petrol bulmaya çalışırken, Brent ham petrolün spot fiyatı çarşamba günü varil başına 146 dolara çıktı. Bu, geçen haftanın sonuna kıyasla varil başına 25 dolarlık bir artış anlamına geliyor.
Argus’a göre Suudi Arabistan, bazı Avrupalı rafinerilere bu ay yüklenmesi planlanan petrol kargolarının iptal edildiğini ya da ertelendiğini bildirdi. Ayrıca krallığın birkaç gün içerisinde ihraç edebileceği ham petrolün tükenebileceğine ilişkin uyarılar yapılıyor.
Energy Aspects analistlerinin bu hafta kullandığı ifadeyle küresel ham petrol piyasaları “göz yaşartıcı bir hızla” sıkılaşıyor. Alıcılar Suudi Arabistan’dan azalan tedariki telafi etmeye çalışıyor. Danışmanlık şirketine göre piyasada günlük yaklaşık 5 milyon varil ham petrol ve rafine yakıt açığı bulunuyor ve şirket fiyatların yukarı doğru sarmal biçimde yükselmesini bekliyor.
Çin, bu yılın büyük bölümünde ithalatı azaltarak, stoklarını kullanarak ve talebi kısmak amacıyla perakende fiyatları yükselterek savaşın etkisini hafifletmeye çalıştı. Pekin’in bu adımları, dünyanın diğer ülkelerini ham petrol fiyatlarında daha da sert yükselişlerden kısmen korudu.
Ancak Rapidan Energy Group’un kurucusu Bob McNally’ye göre Çin artık “şok diyetinden çıkmaya başlıyor”.
McNally, Çin’in yeniden açık piyasadan petrol almaya başlamasının, Suudi boru hattının kapanması ve savaşın kısa sürede sona ereceğine dair bir çözüm görünmemesi nedeniyleham petrol fiyatlarındaki sıçramayı tetiklediğini söyledi.
Çin’in ham petrol ithalatı savaş öncesinde günlük 12 milyon varilin üzerindeyken haziran ayında 7,1 milyon varile kadar geriledi. Ağustosta ise yeniden günlük 8,9 milyon varile çıktı. Mevcut analist tahminleri, eylül ayında ithalatın günlük yaklaşık 9 milyon varil seviyesinde gerçekleşeceğine işaret ediyor.
Marex’in küresel piyasa analizleri başkanı Guy Wolf, Şanghay vadeli işlemlerinin Orta Doğu petrollerine büyük ölçüde bağımlı olması nedeniyle Çin’in fiyat artışlarına karşı oluşturduğu savunma mekanizmalarının giderek daha fazla risk altında olduğunu söyledi.
Wolf, “Gerçek şu ki bu durum ne kadar uzun sürerse fiziksel stok tamponları da o kadar azalıyor” dedi.
Devlete ait rafineriler ham petrol ithalatlarını azaltırken, İran petrolünün başlıca ithalatçıları olan Çin’in bağımsız rafinerileri son dönemde daha büyük bir rol üstlendi. Ancak ABD’nin Körfez’de uyguladığı deniz ablukasının petrol akışlarını ciddi ölçüde azaltması nedeniyle onlar da giderek büyüyen tedarik sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.
Bunun sonucunda Çin’in benzin, dizel ve jet yakıtı stokları düşüyor. Bu durum Pekin’in yakıt ihracatına yeniden yasak getirebileceği yönündeki spekülasyonları artırıyor.
Çin, dünyanın en büyük rafine yakıt üreticilerinden biri. Savaşın ilk dönemlerinde uygulanan ihracat yasağı, ticaret ortaklarını sarsmış ve küresel fiyatların hızla yükselmesine yol açmıştı.
S&P Global Energy’den Karim Fawaz, “Dizel, kıtlık riskine karşı en savunmasız yakıt olmaya devam ediyor. En küçük tedarik aksaması bile piyasayı ciddi sıkışıklıktan doğrudan kriz seviyesine taşıyabilir” dedi.
Rystad Energy’nin Asya petrol piyasaları analisti Ye Lin, Çin’de rafineri üretiminin mevsimsel faktörler nedeniyle zaten artmasının beklendiğini ancak Pekin’in artık ekonomik güvenlik önceliği ile devlete ait petrol şirketleri üzerinde büyüyen mali baskılar arasında nasıl denge kurulacağını değerlendirmek zorunda olduğunu söyledi.
Ye, “Artık tamamen yeni bir durumla karşı karşıyayız” dedi.
S&P Global Energy’de Çin ham petrol, yakıt ve rafinaj baş analisti Hu Min Min de Çin’in rafine ürün stoklarının “son iki ayda çok hızlı düştüğünü” söyledi.
Hu, “Devlete ait rafinerilerin kargoları güvence altına almak için ellerinden geleni yapacağına inanıyoruz. Bunu başaramazlarsa hem ihracatta azalma hem de stokların daha fazla kullanılması söz konusu olacak” dedi.
Çin’in rezervleri savaş süresince arzın sürdürülmesine yardımcı olsa da bu stokların seviyesi veya Pekin’in kamu şirketlerinin bu rezervlerden ne ölçüde yararlanmasına izin vermeye hazır olduğu konusunda kamuya açık çok az bilgi bulunuyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise Suudi boru hattının kapanmasının yol açtığı kesintinin etkisini küçümsemeye çalıştı.
Wright salı günü CNBC’ye yaptığı açıklamada, “Bu kısa süreli ve geçici bir kesinti olacak. Süresi günlerle ölçülecek” dedi.
Saudi Aramco, boru hattının onarılması ve yeniden faaliyete geçirilmesinin ne kadar süreceğini açıklamadı. Ancak birçok analist, hattın bir aya kadar devre dışı kalabileceğini öngörüyor.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Asya2 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”







