Avrupa
Fransız hükümetinin kaderi bugün belirlenecek

Michel Barnier liderliğindeki Fransa hükümeti bütçe anlaşmazlığı nedeniyle çökme riskiyle karşı karşıya.
Pazartesi günü Marine Le Pen’in partisi Ulusal Birlik (RN), Başbakan Barnier’in gelecek yılın bütçesine ilişkin tüm taleplerini kabul etmemesinin ardından Fransız hükümetini devirmek için bugün (4 Aralık) verilecek gensoru önergesini destekleyeceğini söyledi.
Fransa Başbakanı pazartesi günü Ulusal Meclis’te yaptığı açıklamada sosyal güvenlik yasa tasarısının oylama yapılmadan kabul edilmesine olanak tanıyan ama güvensizlik önergelerine kapı açan anayasal bir mekanizmayı kullanacağını açıkladı.
Bu açıklamanın hemen ardından RN, hükümetin gensoru ile düşürülmesini destekleyeceğini açıkladı. Le Pen’in partisi parlamentonun alt kanadında en büyük parti olduğu için, onun desteği Barnier’in mevcut durumda görevden alınmasını muhtemel kılıyor.
Muhalefet gruplarının pazartesi günü gensoru önergelerini sunmalarının ardından parlamentonun tartışmaya başlaması için 48 saat geçmesi gerekiyordu.
Fransa’da gensoru ile reddedilen yasa tasarıları teknik olarak iptal edilmiş sayılmıyor fakat geçici bir hükümetin bunları parlamentodan geçirme ya da yasal tedbirlerle uygulamaya koyma konusunda çok az meşruiyeti var. Zayıflamış bir hükümetin bunları nasıl uygulayacağını ve bu tür manevraları kullanmanın daha sonraki etkilerini tahmin etmek zor.
Bütçenin geçmemesi durumunda 1 Ocak’ta tamamen kapanmayı önlemek için mevcut hükümler var. Yine de bütçe kabul edilmezse ne yapılacağına dair bir “kullanım kılavuzu” olmadığı belirtiliyor.
Bütçeyi yeni yıla taşıyacak “özel yasa” krizi daha da derinleştirebilir
Bununla birlikte, ocak ayında vergi toplamak üzere parlamentodan yetki almak için loi spéciale (özel yasa) olarak bilinen acil bir yasa tasarısının varlığı sayesinde Amerikan tarzı bir federal kamu hizmetlerinin kapanma riski sıfıra yakın.
“Özel yasa” hükümetin bir önceki yılın bütçesini birkaç aylığına yeni yıla taşımasına izin veriyor.
Bununla birlikte prosedür, sadece hükümetin kamu hizmetlerini sağlamaya devam etmek için hayati olduğunu düşündüğü asgari harcamaya ve 2024 bütçesinde oylanandan daha fazlasına izin verilmesini gerektiriyor. Yoruma bağlı olarak bu, özellikle harcamaların artacağı savunma gibi alanlarda ciddi kemer sıkmaya yol açabilir.
Belirsizliğe ek olarak, 2001 yılında kabul edilen şekliyle loi spéciale daha önce hiç kullanılmadı. Benzer tedbirler 1962 ve 1979’da çok farklı koşullarda uygulanmıştı ama bunlarda hükümetin çökme ihtimali mevcut değildi.
Gensoru önergesi kabul edilirse, Barnier hükümeti Macron yeni bir başbakan atayana ya da Barnier’i yeniden atayana kadar bütçe için yeni bir girişimde bulunmak üzere geçici olarak görev yapacak.
Fakat Ulusal Meclis’te birbirine şiddetle karşıt üç bloğu kapsayan bir çoğunluğa hükmedebilecek belirgin bir aday yok. Macron, seçimlerden zaferle çıkan solcu Yeni Halk Cephesi’nin (NFP) adayına hükümet kurma şansını vermeyerek tüm teamülleri altüst etmişti.
İkinci bir seçenek parlamentodaki güç dengesini değiştirmek için yeni meclis seçimleri olabilir, fakat Macron bunu son oylamadan bir yıl sonra, 2025 yazına kadar yapamaz.
Fransa’da yeni hükümet üyeleri: Çokça macronizm, biraz lepenizm
Macron’dan vekillere: Hükümeti devirmeyin
Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Fransız milletvekillerine “kişisel hırslarını bir kenara bırakarak” hükümeti düşürecek ve ülkeyi siyasi kargaşaya sürükleyecek bir oylamayı reddetmeleri çağrısında bulundu.
Macron salı günü Suudi Arabistan ziyareti sırasında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bugün siyasetçilerin kendilerine sormaları gereken tek soru, ülkeye ve Fransız halkına nasıl faydalı olabilecekleridir. Kendi hırslarına ya da kendi çıkarlarına nasıl faydalı olabilecekleri değil,” dedi.
Cumhurbaşkanı Riyad’da yaptığı açıklamada Le Pen’in partisinin güvensizlik önergesini desteklemesinin “dayanılmaz bir sinizm oylaması olacağını” söyledi ve “önergeye oy vereceklerine inanamadığını” kaydetti.
Barnier de güvensizlik önergesinin geçmeme ihtimalinden söz etti. Başbakan salı günü Fransız televizyonunda yaptığı açıklamada, “Bir sorumluluk refleksinin ortaya çıkmasının mümkün olduğunu düşünüyorum. Ülkenin yüksek menfaatinin, ortak yararın, ulusal çıkarın bir anlamı olduğunu düşünüyorum,” ifadelerini kullandı.
Le Pen, Macron’u istifaya davet ediyor
Siyasi istikrarı yeniden tesis etmenin açık bir yolu olmadığından, muhalefet partileri Le Pen’in pazartesi günü üçüncü bir seçenek olarak tanımladığı istifa çağrısında bulundu.
Le Pen, “Ciddi bir siyasi kriz olduğunda anayasamız açıktır. Bu cumhurbaşkanının kararı ve sorumluluğudur,” dedi.
Marine Le Pen, Michel Barnier’i başbakanlıktan düşürmek için verilen gensoruyu desteklemesinin ardından, gensoru önergesinin “bir koalisyon ya da siyasi anlaşma olmadığını” söyledi.
Le Pen daha önce de güvensizlik önergesini desteklemenin Fransız halkını “tehlikeli, adaletsiz ve cezalandırıcı bir bütçeden” korumanın tek anayasal yolu olduğunu söylemişti.
Salı günü X’te konuşan Le Pen, “Açık olalım: gensoru önergesi bir koalisyon ya da siyasi bir anlaşma değildir, Hükümet tarafından önerilen politika ve bütçe tercihlerinin reddedilmesinin ifadesinden başka bir şey değildir,” dedi.
Macron’un yeni başbakanı Barnier: Le Pen’in ideolojisine saygı duyuyorum
Boyun Eğmeyen Fransa da hükümeti devirmek istiyor
Le Pen ve partisi RN’nin yanı sıra solcu Yeni Halk Cephesi’ni oluşturan partiler de Barnier hükümetini devirmek istiyor.
Boyun Eğmeyen Fransa’nın (LFI) önde gelen isimlerinden ve ulusal meclisin finans komitesi başkanı Éric Coquerel, Barnier’in güven oylamasını kaybetmesi halinde solun birleşerek Yeni Halk Cephesi (NFP) hükümetini desteklemesinin tek geçerli seçenek olduğunu söyledi.
Le Figaro’ya göre, Sosyalistleri olası bir NFP seçeneğini desteklemeye çağıran Coquerel, Ulusal Meclis’te basına verdiği demeçte, “Eğer sol bir hükümetin kurulma şansının olmasını istiyorsak, hepimiz aynı çiviye vurmalıyız. Bizi birleştirebilecek tek şey, Yeni Halk Cephesi’nin programını taşıyacak bir hükümet talep etmeye devam etmektir,” dedi.
Fakat Macron görevinden ayrılmaya zorlanamıyor ve anketlere göre Le Pen’in önde gittiği bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimi 2027’de yapılacak.
Le Pen bütçe anlaşmazlığı nedeniyle Fransız hükümetini düşürmekle tehdit etti
Yatırımcılar Fransız varlıklarından çıkıyor
Tehlikeli siyasi durum yatırımcıları Fransız varlıklarını satmaya yöneltti. Bu durum, 10 yıllık borçlanmanın getiri primini Avro krizinden bu yana görülmemiş seviyelere çıkardı.
Fransız tahvilleri ve hisse senetleri, Le Pen’in partisinin güvensizlik oylamasını destekleyeceklerini açıklamasının ardından pazartesi öğleden sonra yeniden satış baskısı altına girdi.
10 yıllık Fransız ve Alman tahvilleri arasındaki fark gün içinde sekiz baz puan artarak 89 baz puana ulaştı, 2012’den bu yana en yüksek seviyeye yaklaştı ve Haziran ayından bu yana en büyük genişleme hareketine doğru ilerledi.
CAC 40 Endeksi %0,4 daha düşük işlem görürken, avro %1’den fazla değer kaybetti.
Fransa’da hükümet müzakereleri: Boyun Eğmeyen Fransa dışlanıyor
Yunanistan türü bir kriz kapıda mı?
Bloomberg‘e göre siyasi kaos, tahvil yatırımcılarının Fransa’nın kamu borcunu emsallerine göre “cezalandırmasına” yol açarak geçen hafta borçlanma maliyetlerini Yunanistan’ınkine yaklaştırdı ve Barnier’in iktidardan uzaklaştırılması halinde mali piyasalarda bir “fırtına” yaşanacağı uyarısında bulunmasına neden oldu.
Yatırımcılar aylardır Fransa’nın siyasi zorluklarından endişe duyarken, hükümet de bütçe açığını azaltacak önlemler almaya çalışıyor.
Barnier hükümeti tarafından sunulan bütçe tasarısı 60 milyar avro vergi artışı ve harcama kesintisi içeriyor ve bu yıl %6,1 olarak tahmin edilen bütçe açığının 2025 yılında ekonomik hasılanın %5’ine düşürülmesini hedefliyordu.
Mevcut maliye bakanı Antoine Armand salı günü erken saatlerde yaptığı açıklamada geçici bütçenin gündeme gelmesi halinde milyonlarca hanenin vergilerini artıracağı ve güvenlik ve tarım gibi bazı öncelikler için planlanan harcama artışlarını engelleyeceği uyarısında bulundu.
Politico‘ya göre Fransa’daki siyasi çalkantı, Avrupa’nın eski kötü günlere, devlet borç krizlerine dönmek üzere olabileceği spekülasyonlarına yol açtı. Avrupa Merkez Bankası (AMB) bile bu olasılığı kabul ediyor.
AMB, Fransa’ya müdahale edebilir
AMB’nin, Fransa’nın borçlanma maliyetlerini düşük tutmak için en yeni kriz aracını (“İletim Koruma Aracı” ya da TPI) devreye sokup sokmayacağı belli değil. Banka, bunun için gerekli koşullar ın henüz mevcut olmadığını düşünüyor.
AMB, finansal piyasaların 2008’den bu yana ilk büyük para politikası sıkılaştırma döngüsünün baskısı altında Avro bölgesinin dağılacağı yönünde spekülasyon yapma riskini önlemek için 2022’de TPI’yı oluşturmuştu.
Bu araç, AMB’nin belirli koşullar altında borçlanma maliyetlerini kontrol altında tutmak için üye devletlerin devlet tahvillerini satın almasına ve böylece Avro bölgesinin bölge genelinde keskin bir şekilde değişen kredi ve mevduat oranlarına sahip olmamasını sağlamasına olanak tanıyor. Bu hedef, para politikasının düzgün ya da eşit bir şekilde aktarılması olarak adlandırılıyor.
TPI’ın oluşturulduğu dönemde, gösterge 10 yıllık İtalyan tahvillerine uygulanan risk primi ya da ‘spread’ -yani yatırımcıların Almanya gibi daha güvenli bir kredi yerine İtalyan tahvili tutmak için talep ettikleri ekstra getiri- yüzde 2 puanın üzerine çıkmıştı. Buna rağmen AMB müdahale etmekten kaçındı.
Avrupa
Çekya’da NATO zirvesine kim katılacak krizi

Çekya Başbakanı Andrej Babiš, ülkesinin cumhurbaşkanının önümüzdeki ay Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine katılımını engelledi.
Bu durum, Prag’ı yurtdışında temsil etme yetkisine kimin sahip olduğu konusunda anayasal bir tartışmaya yol açtı.
Eski bir NATO komutanı ve Ukrayna’nın sadık bir destekçisi olan Cumhurbaşkanı Petr Pavel, salı günü yaptığı açıklamada, cumhurbaşkanının yetkilerini ihlal eden ve “benzeri görülmemiş ve son derece talihsiz bir adım” olarak nitelendirdiği bu durumla ilgili olarak anayasa mahkemesine başvuracağını söyledi.
Bu çatışma, Pavel ile Babiš arasındaki iktidar mücadelesinde yaşanan en son tırmanışı işaret ediyor.
Trump’ın da müttefiki olan milyarder başbakan Babiš, Çek vatandaşlarının Ukrayna’nın silah masraflarını karşılamasına karşı kampanya yürüttükten sonra aralık ayında yeniden göreve dönmüştü.
Pavel, 2023’teki cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde Babiš’i mağlup etmişti. Fakat Babiš, geçen yıl ANO partisinin parlamento seçimlerini kazanmasının ardından koalisyon hükümetinin başında yeniden iktidara gelmişti.
Prag’daki bu gergin ortak yaşam ortamına rağmen Pavel, NATO zirvesindeki temsil konusunda hükümetle “aylarca sürecek kamuoyu önünde tartışmaları” önlemek için defalarca çaba gösterdiğini belirtti.
Her ikisinin de Ankara’ya gidebileceğini, kendisinin gayri resmi bir akşam yemeğine katılmakla yetineceğini, resmi müzakereleri ise Babiš’e bırakacağını önerdi.
Pavel şunları söyledi:
“Bu anlaşmazlık aslında tek bir dış toplantıdaki tek bir koltukla ilgili değil. Bu, cumhurbaşkanını, silahlı kuvvetlerin başkomutanını ve eski bir NATO yüksek temsilcisini, Çek Cumhuriyeti’nin ve vatandaşlarının güvenliği yararına hayat boyu edindiği uzmanlığını kullanabileceği bir zamanda ittifakın zirvesinden dışlamak için hükümetin bilinçli olarak aldığı bir kararla ilgilidir.”
Pavel, Anayasa Mahkemesi’nden zirveye katılım konusunda kimin karar verebileceğini netleştirmesini ve hükümete cumhurbaşkanını engellememesini, bunun yerine onunla işbirliği yapmasını emretmesini istedi.
Ayrıca, Çek cumhurbaşkanlarının sağlık sorunları nedeniyle bir kez hariç, son 20 NATO zirvesinin 19’unda ülkeyi temsil ettiklerini de belirtti.
Pavel salı günü yaptığı açıklamada şöyle devam etti:
“Bu gelenek herhangi bir nedenle değişecekse, bu yine müzakereler ve mutabakat yoluyla gerçekleşmeli, hükümetin tek taraflı bir kararıyla değil. Başbakan Andrej Babiš geçtiğimiz günlerde cumhurbaşkanının kendisinin üstü olmadığını söyledi. Bu konuda haklı. Ben sadece bunun tersinin de geçerli olduğunu eklemek isterim.”
Babiš, dışişleri ve savunma bakanlarıyla birlikte Ankara’ya gelmeye hazırlanıyor. Çek lider, Prag’ın NATO savunma harcamaları hedeflerini tutturamaması nedeniyle ABD başkanının öfkesinden kaçınmak için Trump’a olan yakınlığına güveniyor.
Babiš geçen ay Financial Times’a verdiği demeçte, hükümetinin bu yıl GSYİH’nın yüzde 2’sini savunmaya ayırma hedefini “muhtemelen” tutturamayacağını ama bölgedeki ABD başkanını açıkça destekleyen son liderlerden biri olmanın “avantajına” güvendiğini söylemişti.
Çek başbakanı, Ukrayna’yı silahlandırma konusunda da daha az kararlı bir tutum sergiliyor. Oysa Pavel, 2024 yılında Prag öncülüğünde Kiev’e top mermisi sağlayan uluslararası bir girişimin başlatılmasına yardımcı olmuştu.
Babiš, projeye finansman sağlamayı durdurdu ve projeye katılan ülke sayısı geçen yıldan bu yana yarı yarıya azaldı.
Avrupa
Aşırı sıcaklar Avrupa genelinde uyarıları artırdı

Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın birçok ülkesini etkisi altına alırken, Fransa, İspanya ve İtalya’da yetkililer alarm seviyelerini yükseltti. Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu, son beş günde ülkede 40 kişinin boğularak hayatını kaybettiğini açıkladı. Bazı ülkelerde okullar ve belirli işyerleri faaliyetlerini durdurdu.
Aşırı sıcak hava dalgası Avrupa’nın çeşitli ülkelerini etkisi altına alırken, Fransa Başbakanı Sebastien Lecornu salı günü yaptığı açıklamada, ülkede son beş gün içinde 40 kişinin aşırı sıcakların yaşandığı dönemde boğularak hayatını kaybettiğini bildirdi.
Avrupa’daki birçok ülkenin yetkilileri tehlike uyarıları yayımlarken, bazı okullar ve işyerleri faaliyetlerini durdurdu.
Dünya Meteoroloji Örgütüne göre Avrupa kıtası, küresel ortalamaya kıyasla iki kat daha hızlı ısınıyor. Bu durum, uzun süreli sıcak hava dalgalarının daha sık görülme olasılığını artırıyor.
Meteorologlar, mevcut sıcak hava dalgasının “omega blokajı” olarak bilinen atmosferik basınç sistemiyle bağlantılı olduğunu belirtiyor.
Adını şeklinin Yunan alfabesindeki omega harfine benzemesinden alan bu yapıda, yüksek basınç merkezinde sıcak hava bulunurken iki yanında daha serin hava kütleleri yer alıyor.
Meteorologların aktardığına göre bu durum, Batı ve Orta Avrupa üzerinde sıcak havanın hapsolduğu bir “ısı kubbesi” oluşturdu. Hapsolan sıcak hava nedeniyle sıcaklıklar her gün daha da yükseliyor.
Meteo France verilerine göre Fransa’nın neredeyse tamamında sıcak hava uyarısı yürürlükte bulunuyor. Ülkenin batısındaki bazı bölgelerde sıcaklığın 43 dereceye kadar çıkması bekleniyor.
İtalya Sağlık Bakanlığı, 15 kent için en yüksek alarm seviyesini ilan etti. Ülkedeki bazı üretim tesislerinde çalışmalar durduruldu.
Birleşik Krallık Meteoroloji Servisi, salı günü İngiltere’nin güneyinde sıcaklığın 37 dereceye ulaşacağını ve sonraki iki gün içinde daha da yükseleceğini öngördü.
Kuruma göre bu durum, haziran ayı için yeni bir sıcaklık rekoruna yol açabilir.
İspanya Devlet Meteoroloji Ajansı ise bazı bölgelerde kırmızı alarm ilan etti. Bu bölgelerde hava sıcaklığının 44 dereceye kadar yükselmesi beklenirken, Andujar belediyesinde pazartesi günü sıcaklık 45 dereceyi aştı.
Avrupa
Alman istihbarat teşkilatı BND yeniden yapılandırılıyor

Almanya’nın dış istihbarat servisi BND, “Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak” amacıyla daha etkili bir hizmet vermek istiyor.
Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre siyasetçiler ve hatta BND personeli, 6.500 çalışanı bulunan bu kurumun, İngiltere’nin SIS’i, ABD’nin CIA’i ve Fransa’nın DGSE’si gibi “et yiyen” muadillerine kıyasla “vejetaryen” olduğunu esprili bir şekilde dile getiriyorlardı.
2022’de ise BND, Rusya konusunda o kadar geride kalmıştı ki, Kiev’e bombalar düşmeye başladığında kurumun o dönemki başkanı şehirde mahsur kaldı ve Polonya sınırına ulaşması iki gün sürdü. Buna karşılık, CIA ve SIS bir saldırı olacağı konusunda uyarıda bulunmuştu.
Dört yıl sonra, Avrupa liderlerinin artık ABD’ye bu kadar fazla güvenemeyeceklerine karar verdikleri bir dönemde Almanya, Rusya’dan gelen tehdide karşı koymak için BND’yi daha modern ve etkili bir istihbarat servisi haline getirmeye çalışıyor.
Ukrayna savaşının ardından Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) hızla yeniden silahlanırken, hükümet BND’nin de yeniden donatılması, genişletilmesi ve savaş hazırlığına geçirilmesi zamanının geldiğine inanıyor.
Berlin, hem istihbarat yetkilileri hem de askerleri için bir Zeitenwende (“dönüm noktası”) planlıyor.
Şansölye Friedrich Merz geçen sonbaharda yaptığı bir konuşmada, “Avrupa’da üstlendiğimiz sorumluluk, büyüklüğümüz ve ekonomik gücümüz göz önüne alındığında, BND’nin istihbarat alanında en üst düzeyde faaliyet göstermesi hedefimizdir,” demişti.
Hükümet, bu yıl BND’nin bütçesini yaklaşık yüzde 25 artırarak 1,51 milyar avroya çıkardı ve sonbahara kadar kurumla ilgili yeni bir yasa tasarısını Federal Meclis’e sunması bekleniyor.
Sızan ilk taslaklar, BND’nin 70 yıllık tarihindeki en önemli reformlar olacak ve kuruma önemli yeni yetkiler kazandıracak kapsamlı bir reform paketine işaret ediyor.
Merz’in 2025 yılında atadığı BND Başkanı Martin Jäger, nisan ayında kapalı kapılar ardında yaptığı bir konuşmada çalışanlara, “Almanya’nın ilk savunma hattı olmalıyız ve olacağız,” dedi.
Fakat FT’nin siyasetçiler, yetkililer ve BND’nin eski ve mevcut çalışanlarıyla yaptığı bir dizi mülakat, bu girişimin hâlâ Alman devletinin pek çok kesimini etkileyen bürokrasi ve yasalcılıkla ve ayrıca kurumun kendi zihniyetiyle engellenebileceğini gösteriyor.
Hükümetin önerdiği yeni yasa, BND’nin şu anda tabi olduğu siyasi ve hukuki denetim sistemini ortadan kaldıracak ve kimin gözetim altına alınabileceği, kimin alınamayacağına ilişkin kuralları değiştirecek.
Bir Alman diplomat ise, “Yeni bir yasa taslağı hazırlamak, bir soruna çok ‘Alman’ bir çözüm. Asıl sorun . . . [ise] siyasi kültürle ilgili,” diyerek, ülkede özellikle Soğuk Savaş sonrasında hassas bir konu olan “gözetim” alerjisine dair kamuoyu hafızasına işaret ediyor.
BND’de deneyimi olanlar, değişimin sadece gerekli değil, aynı zamanda acil olduğunu ileri sürüyor.
Örneğin eski bir BND yetkilisi şunları söylüyor:
“Gerçek şu ki, son yirmi yılın büyük bir bölümünde, dünya daha istikrarsız hale gelip Almanya’ya yönelik tehditler artarken, BND’nin [müdahale kuralları] giderek daha katı hale geldi. Ya radikal bir adım atarız ya da sonuçlarına gerçekten katlanırız diye bir kırılma noktasına geldik.”
Öte yandan BND’nin geçmişi pek de temiz değil. Bu kurumun öncülü, Nazi rejiminden gelen eski Alman askeri istihbarat ajanlarından oluşan ve ABD tarafından desteklenen bir ağ olan “Gehlen Örgütü” idi.
Almanya, istihbarat teşkilatına geniş yetkiler vermeyi planlıyor
1956’da örgütün ilk başkanı olan Reinhard Gehlen, İkinci Dünya Savaşı sırasında Wehrmacht’ın doğu cephesindeki casusluk şefi olarak görev yapmıştı.
Soğuk Savaş döneminde de BND özellikle CIA ile birlikte çalışarak adından söz ettirdi. On yıllar boyunca, CIA ile birlikte, İsviçre merkezli Crypto AG adlı, ticari açıdan dünyanın en başarılı şifreleme şirketinin gizli sahibi de BND idi. 1980’lere gelindiğinde, küresel diplomatik iletişimin tahmini olarak yüzde 40’ı Crypto AG makineleri kullanılarak gönderiliyordu. CIA ve BND bu iletişimin tamamını okuyabiliyordu.
Soğuk Savaş sonrasında ise BND biraz daha geri plana itildi. 2013 yılında eski ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) çalışanı Edward Snowden tarafından sızdırılan belgeler, ABD istihbarat kurumlarının Alman topraklarında BND ile el ele yürüttüğü kitlesel gözetim faaliyetlerini ortaya çıkarmış ve bu durum, zaten var olan güvensizliği daha da derinleştirmişti.
Bu ifşaatlara yanıt olarak Almanya, BND’yi düzenleyen BND Kanunu’nu sıkılaştırarak yeni kısıtlamalar getirdi.
Ama 2022 başlayan Ukrayna savaşından bu yana durum değişti. BND’nin çalışmalarını denetleyen güçlü Bundestag komitesinin CDU’lu başkanı Marc Henrichmann bu konuda şunları söylüyor:
“İnsanlar artık, bu ülkeyi son yıllarda yapabildiğimizden daha iyi korumamız gerektiğini fark ettikleri bir noktaya geldi. Artık burada siber saldırıların ne kadar sık gerçekleştiğinin farkında olmayan tek bir girişimciye bile rastlamıyorum. Herkes havaalanında insansız hava araçlarını gördü. Herkes haberlerde ya da başka yerlerde ‘gölge filo’ tankerlerini görüyor.”
BND’nin artık bilgi almak için ABD istihbarat kurumlarına güvenemeyeceği düşüncesi birçok Alman’da yankı buldu.
Mart 2025’te Donald Trump yönetimi Ukrayna ile istihbarat paylaşımını kısa süreliğine askıya aldığında, bir Avrupalı istihbarat yetkilisi bunun kıtadaki herkesin dikkatini çektiğini söyledi.
Merz hükümeti, yeni BND yasasının bu sorunu çözeceğini savunuyor. Yeni yasanın ayrıntıları hâlâ üzerinde çalışılıyor olsa da, BND ve Şansölyelik yetkilileri, yasanın dört alanı kapsamayı hedeflediğini belirtiyor: sinyal istihbaratı, yapay zeka ve teknolojinin kullanımı, kurumun düşmanlara “karşılık verebilmesi” için yeni yetkiler ve BND’nin denetimi.
Henrichmann, yasanın ilk taslaklarının bu yıl sızdırılması üzerine, kamuoyundaki tepkilerin reform sürecini bozacağını ya da en azından yeniden gözden geçirilmesine yol açacağını düşündüğünü söylüyor.
Fakat Henrichmann’a göre, “Tepkiler çok hafifti… Bana yazanların çoğu, ‘Nihayet bir şeyler oluyor’ dedi.”
2020 yılında, Almanya Federal Anayasa Mahkemesi, Snowden’ın ifşaatlarından bu yana BND’nin gözetim uygulamalarına karşı mücadele eden bir grup sivil haklar savunucusunun lehine tarihi bir karar vermişti.
Mahkemenin, BND’nin gözetleme faaliyetlerini denetlemek ve onaylamak üzere bir yargıçlar konseyi kurmasını öngören kararının etkisi, 332 maddelik kararın birinci maddesinde şu şekilde ifade edildi: “Alman Anayasası’nın . . . gözetleme faaliyetlerine karşı savunma hakkı olarak sağladığı korumalar, yurtdışındaki yabancı uyruklular için de geçerlidir.”
BND şu anda en az dört ayrı kurum tarafından denetleniyor. 2020 tarihli kararla kurulan konseye ek olarak, BND, çoğunlukla gizli toplantılar düzenleyen ve ABD Kongresi’ndeki istihbarat komiteleri gibi geniş denetim ve kontrol yetkilerine sahip olan Henrichmann’ın komitesi tarafından da denetleniyor.
Ayrıca, komite tarafından atanan ve BND’nin gözetleme faaliyetlerini geriye dönük olarak izleyen, uzmanlar ve eski milletvekillerinden oluşan 10 kişilik bir komisyon da bulunuyor.
Bu komisyon da endişe duyduğu konuları, geniş yaptırım yetkilerine sahip olan Almanya Federal Veri Koruma ve Bilgi Özgürlüğü Komiserine havale edebilir.
Dünyanın en büyük iletişim merkezlerinden biri olan Frankfurt’taki DE-CIX internet değişim noktasından BND, günlük yaklaşık 1,2 trilyon iletişim verisini süzüp Münih yakınlarındaki Pullach’taki teknik merkezine kopyalayabilir.
Bu, kurumun temel görevlerinden biri. Fransa’nın DGSE’si gibi, telekom ağlarından gelen dijital verilerin toplu olarak dinlenmesi ve analizinden, bilgisayar korsanlığı faaliyetlerinden ve elde edilen veri setlerinden sorumlu.
Bu işler ABD ve Birleşik Krallık’ta sırasıyla NSA ve GCHQ tarafından yürütülüyor.
Ancak şu anda, katı kurallar bu bilgi hazinesinin nasıl kullanılacağını sınırlıyor. Verileri filtrelemek için, ayrıntılı bir dizi yasal gereklilikle gerekçelendirilmiş bir arama terimi veya terim grubu kullanması gerekir.
Kurum , Alman vatandaşları veya gazetecilerle ilgili verilere ya da cinsel mahremiyet içeren veya bir kişinin dini inançlarına atıfta bulunan herhangi bir bilgiye erişemez.
FT’ye göre bundan dolayı, “Kremlin’in kontrolündeki medya kuruluşlarından birinde gazeteci olarak çalışan şüpheli bir Rus casusu, Alman anayasası sayesinde gözetimden korunuyor.”
Veri saklama konusunda da sıkı kısıtlamalar bulunuyor. Bazen BND, veri setlerini sadece iki hafta sonra silmek zorunda kalır.
Bu durum, ipuçlarını araştırmak için daha uzun süreye ihtiyaç duyan analistleri zor durumda bırakıyor.
Bilgilerin saklanmasına izin verildiği durumlarda bile, 2020 tarihli anayasa kararının gerektirdiği çok sayıda onay ve güvenlik önlemi, analiz sürecini yavaşlatıyor.
Bir kıdemli subay şaka yollu olarak, kurumun Berlin veya müttefikleri için “anlık istihbarat” hazırladığında, bunu alan herkesin önce “bu bir BND dakikası mı, yoksa gerçek bir dakika mı?” diye sorması gerektiğini söylüyor.
Yeni yasa, bu tür sorunları gidermeyi amaçlıyor. Hükümet, denetimi geri çekmeyi değil, daha yönetilebilir hale getirmeyi hedeflediğini belirtiyor.
Örneğin, kurumun filtrelerinden geçen belirli verilerin ve meta verilerin saklanma süresini mevcut altı aylık üst sınırın çok ötesine uzatarak.
BND ayrıca, her gün yakaladığı filtrelenmemiş çevrimiçi bilgilerin tamamını çok daha uzun süre saklamayı umuyor. Bu veriler şu anda sadece birkaç gün boyunca tutuluyor.
Bu önemli bir husus çünkü şu anda Almanya ticari kuruluşlardan verileri saklamalarını zorunlu kılmıyor.
BND, arama emri olsa bile, internet şirketleri bu verileri silmiş oldukları için genellikle değerli bilgilere erişemiyor.
Buna karşılık örneğin Birleşik Krallık, telekom ve internet servis sağlayıcılarından verileri bir yıla kadar saklamalarını talep edebiliyor.
BND’ye, dinleme merkezlerinden topladığı büyük veri yığınını daha uzun süre (meta veriler için 15 aya kadar) saklama konusunda yasal yetki vermek, BND jargonunda kurumun “soğuk başlangıç” yeteneği olarak bilinen şey için hayati önem taşıyor.
Beklenmedik bir durum meydana geldiğinde, geriye dönük olarak taranabilecek depolanmış bir veri “tamponu” (küresel internet trafiğinin bir anlık görüntüsü) ipuçları bulmak için hayati öneme sahip olabilir.
Fakat CIA gibi istihbarat teşkilatlarının işkence ve olağandışı teslim (extraordinary rendition) gibi eylemlere karıştığı bir yüzyılda, birçok yorumcu denetim ve incelemenin önemini vurguluyor.
Ayrıca yeni yasa ile BND’nin yalnızca bilgi toplayan bir istihbarat servisi olmaktan çıkarak kendi operasyonlarını da yürüten bir kurum haline gelmesi hedefleniyor.
Örneğin Alman istihbarat yetkilileri, hedeflerine karşı “karşılık olarak siber saldırı” düzenleyebilecek.
Ajansın bir yetkilisi, örneğin BND’nin kötü amaçlı yazılım kullanarak Rus insansız hava aracı fabrikalarına fiziksel hasar verememesinin nedenini sorguluyor.
Bunun yanı sıra, BND yetkililerinin hesaplı riskler almayı düşünmeye ve daha proaktif olmaya teşvik edildiği daha geniş kapsamlı bir kültürel dönüşümü desteklemek de amaçlanıyor.
Çalışanlar, şu anda kurumun operasyonlarının ajanlar yerine avukatlar tarafından tasarlandığı izlenimini veriyor.
Bununla birlikte, BND’nin kültürünü değiştirmek için yeni bir yasadan fazlası gerekebilir. Eski bir yetkiliye göre sorun, BND’den ziyade Alman devletinin kendisiyle ilgili.
ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’da, dış istihbarat servisleri cumhurbaşkanlığı ve başbakanlığın yetki ve nüfuzunun temel bileşenleri iken Almanya’da, BND genellikle başbakanlar ve bakanları tarafından potansiyel bir siyasi yükümlülük kaynağı olarak görülür.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











