Bizi Takip Edin

Amerika

FT: Sosyal medya platformu X, KOBİ’lerin ilgisini çekmeyi amaçlıyor

Yayınlanma

Financial Times (FT) gazetesi, X (eski adıyla Twitter) sosyal medya platformunun reklam gelirlerini arttırmak için küçük ve orta ölçekli işletmeleri kendine çekmeyi planladığını bildirdi.

Gazetede yer alan haberde, platformun “KOBİ’ler uzun zamandır kesinlikle hafife aldığımız önemli bir itici güç. Bu her zaman planın bir parçasıydı, şimdi daha da ileri gideceğiz,” şeklindeki açıklaması aktarıldı.

Haberde, stratejideki söz konusu değişikliğin, platformun sahibi Elon Musk’ın açıklamalarıyla alakalı olarak büyük şirketlerin reklam vermeyi reddetmelerinden kaynaklandığına dikkat çekildi.

Musk, 30 Kasım’da kendisine yönelik anti-Semitizm suçlamalarının ardından platforma reklam vermeyi reddeden reklam verenler hakkında tepki çeken bir yorum yapmıştı.

Daha önce de bir sosyal medya kullanıcısının “Batı ülkelerindeki Yahudi cemaati, bu ülkelere akın eden azınlık ordularının kendilerinden pek de hoşlanmadığının rahatsız edici bir şekilde farkına varıyor,” şeklindeki paylaşımına yorum yapmıştı. Musk, “Siz yalın gerçeği söylüyorsunuz,” demişti.

Bunun yanı sıra Washington Post gazetesi, teknoloji devi IBM’in Musk’ın tartışmalı paylaşımları nedeniyle sosyal ağdaki reklamlarını askıya aldığını bildirmiş; IBM’i Walt Disney ve Apple takip etmişti.

New York Times’a göre 24 Kasım itibariyle 100 marka X’te reklam vermeyi durdurdu. Bunlar arasında teknoloji şirketleri, fast food zincirleri ve siyasi kampanyalar da bulunuyor.

Amerika

Cumhuriyetçilerin NASA anlaşmazlığı Trump’ın Ay planını zorluyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde Senato ve Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler arasında süren NASA yasa tasarısı müzakereleri, Ay üssü ve uzay istasyonunun geleceği konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle kilitlendi. Yaşanan anlaşmazlık, Başkan Donald Trump’ın 2030 yılına kadar kalıcı bir Ay üssü kurma hedefini tehlikeye atıyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın cuma günü Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’nin (NASA) Houston’daki Johnson Uzay Merkezi’ne yapacağı ziyaret öncesinde, Kongre’nin iki kanadındaki Cumhuriyetçiler arasında NASA yetkilendirme yasa tasarısı üzerine yürütülen müzakereler tıkandı.

Senato ile Temsilciler Meclisi arasındaki bu görüş ayrılığı, Trump’ın en önemli önceliklerinden biri olan kalıcı Ay üssü projesini tehlikeye sokuyor.

Trump, geçen yılın aralık ayında yayımladığı bir başkanlık kararnamesiyle NASA’dan Artemis programı kapsamında 2030 yılına kadar bir Ay üssünün ilk unsurlarını kurmasını talep etmişti.

Ziyaret hakkında bilgi sahibi bir hükümet yetkilisi, Trump’ın Houston’da Artemis programının önemine ve on yılın sonuna kadar bir Ay üssünün inşasına başlama hedefine değinmesinin beklendiğini aktardı.

Trump’ın Houston ziyaretinin amaçlarından biri de bu yılın başlarında Ay çevresinde on günlük bir uçuş gerçekleştiren Artemis II mürettebatına Kongre Uzay Onur Madalyası takdim etmek. Söz konusu görevle 1972 yılından bu yana ilk kez mürettebatlı bir uzay aracı alçak Dünya yörüngesinin ötesine geçmişti.

Trump ayrıca geçen hafta ABD’nin ticari uzay fırlatmalarının sayısını artırmayı hedefleyen ve 2025’te 200’ün altında kalan fırlatma ve atmosfere yeniden giriş sayısını 2030’a kadar en az bine çıkarmayı amaçlayan bir genelge imzaladı.

Teksaslı Cumhuriyetçiler karşı karşıya

Trump’ın Ay hedeflerindeki ilerleme, Senato Ticaret Komisyonu ile Temsilciler Meclisi Bilim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu arasındaki anlaşmazlık nedeniyle duraksamış durumda. Her iki komisyona da Teksaslı Cumhuriyetçiler, Senatör Ted Cruz ve Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Babin başkanlık ediyor.

İlkbaharda tamamlanması öngörülen müzakerelerin, Senato tasarısında yer alan iki ana madde nedeniyle tıkandığı bildiriliyor. Bu maddeler, Ay’ın güney kutbundaki Shackleton Krateri yakınlarında bir Ay üssünün zeminini hazırlamayı ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nun (ISS) faaliyetlerini 2032 yılına kadar uzatmayı içeriyor.

Görüşmelere yakın bir kaynak, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, 119. Kongre dönemi sona yaklaşırken Temsilciler Meclisi’nin Senato tasarısını “ağırdan aldığını” ve bunun gerilimi tırmandırdığını öne sürdü.

Temsilciler Meclisi Bilim Komisyonu’na yakın bir kaynak ise tasarının yıl sonuna kadar çıkacağını savunarak tarafların Noel tatilinden önce bir uzlaşmaya varmak amacıyla resmi metin alışverişini sürdürdüğünü söyledi. Aynı kaynak, “Temsilciler Meclisi süreci bekletmiyor, biz Senato’dan adım bekliyoruz” dedi.

Temsilciler Meclisi şubat ayında kendi tasarısını kabul etmiş ancak metne Ay üssü inşasının önünü açacak veya uzay istasyonunun görev süresini iki yıl daha uzatacak ifadeleri dahil etmemişti.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler, önceki Kongre döneminde de benzer bir tasarıyı geçirdiklerini ancak o dönemde Demokratların kontrolündeki Senato’nun adım atmadığını hatırlatıyor. Siyasi analistlerin öngördüğü gibi ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nde çoğunluk Demokratlara geçerse, müzakerelerin tamamen başa dönebileceği değerlendiriliyor.

Houston Körfez Bölgesi Ekonomik Ortaklığı Başkanı Brian Freedman, tasarının yasalaşmasının uzay sektörüne güvence sağlayacağını vurguladı:

“Yetkilendirme yasası NASA için kritik önemde. Dokuz yıldır tam kapsamlı bir yasa çıkarılamadı; iki kanadın ortak paydada buluşmasını destekliyoruz. Her iki tasarıda da çok olumlu unsurlar var.”

Kongre en son 2022’de kapsamı dar bir yetkilendirme yasası çıkarmış, tam kapsamlı son yetkilendirme yasasını ise 2017’de onaylamıştı.

Uzay istasyonunun geleceği

Senato Ticaret Komisyonu’ndan mart ayında partiler üstü bir uzlaşmayla geçen tasarı, doğrudan NASA ile istişare içinde hazırlandı. Tasarı, NASA Başkanı Jared Isaacman’ın Ay üssü kurmak için duyurduğu 20 milyar dolarlık planın hayata geçirilmesi yönünde önemli bir adım olarak görülüyor.

Isaacman mart ayında yaptığı açıklamada, “Bu kez hedef sadece bayrak dikip ayak izi bırakmak değil, orada kalıcı olmak” demiş ve NASA’nın en az iki ticari fırlatma sağlayıcısıyla altı ayda bir mürettebatlı iniş gerçekleştirmeyi hedeflediğini duyurmuştu.

Temsilciler Meclisi Bilim, Uzay ve Teknoloji Komisyonu ise Senato’nun getirdiği yükümlülüklerin, konsept tam anlamıyla olgunlaşmadan NASA’yı pahalı bir taahhüdün altına sokmasından endişe ediyor.

Komisyonun yaklaşımını bilen bir kaynak, “Planı beğeniyoruz ancak bu çok maliyetli bir girişim. Gelecek yıllarda NASA’nın elini kolunu bağlamak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçiler ayrıca, yılda birkaç milyar dolara mal olan Uluslararası Uzay İstasyonu’nun 2032’ye kadar mürettebatlı olarak işletilmesini zorunlu kılmaya karşı çıkıyor.

NASA’nın gelecekte bu bütçeyi başka alanlara kaydırmak isteyebileceği kaydediliyor. Cruz ve Senato’daki Cumhuriyetçiler ise istasyonun alçak Dünya yörüngesinde kesintisiz mürettebatla tutulmasını uzun vadeli ABD politikasının bir gereği olarak görüyor.

İstasyon, Temsilciler Meclisi Üyesi Babin’in seçim bölgesi olan Teksas 36. Bölge’deki Johnson Uzay Merkezi bünyesinde yer alan ve 24 saat çalışan Christopher Kraft Jr. Görev Kontrol Merkezi tarafından yönetiliyor.

Senato kanadı, istasyonun merkez için büyük bir gurur kaynağı olmasına rağmen Babin’in süreyi 2032 sonuna kadar uzatan maddeyi neden benimsemediğini sorguluyor.

Buna karşın Temsilciler Meclisi Bilim Komisyonu’na yakın kaynaklar, kendi tasarılarının da NASA’nın 2030 sonrasında istasyonu işletmesine izin verdiğini, ancak kurumu milyarlarca dolar harcamaya mecbur bırakmak istemediklerini belirtiyor.

Bir kaynak, “Bunu sürdürdüğümüz her yıl, alçak Dünya yörüngesinde ticari araçlara geçişi destekleyecek paradan kesilmiş oluyor” dedi.

İki tasarı arasındaki bir diğer temel farkı ise süre oluşturuyor. Senato tasarısı NASA’ya iki yıllık, Temsilciler Meclisi tasarısı ise bir yıllık yetkilendirme sağlıyor. Temsilciler Meclisi müzakerecileri, iki yıllık bir tasarının genel kurulda üçte iki çoğunlukla hızlı usulden geçirilmesinin daha zor olacağını savunuyor.

Eski NASA Genel Sekreteri ve Space Policy Group kurucusu Mike French, Senato tasarısının zamanlama açısından daha avantajlı olduğunu ve daha net bir yön çizdiğini, Temsilciler Meclisi tasarısının ise denetim ve raporlama odaklı kaldığını ifade etti.

French, Temsilciler Meclisi’nin tasarısını Isaacman’ın Artemis hedeflerini açıklamasından önce hazırladığına dikkat çekerek, “Senato tasarısı, Isaacman’ın bu yılın başında ortaya koyduğu genel vizyonla çok daha uyumlu; Ay üssü de bu vizyonun kilit unsurunu oluşturuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de şirket karları rekor kırdı, ücretler dip yaptı

Yayınlanma

ABD’de Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde şirket karları rekor seviyeye ulaşırken çalışanların gelir payı tarihi dip noktaya geriledi. The Financial Times gazetesi, derinleşen gelir eşitsizliğinin ülkede hoşnutsuzluğu artırarak siyasi kutuplaşmayı ve popülizmi körüklediğini aktardı.

ABD’de Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminde şirketlerin elde ettiği karlar tarihi rekor kırarken, çalışanların milli gelirden aldığı pay son yılların en düşük seviyesine indi.

The Financial Times’ın (FT) ABD Ekonomik Analiz Bürosu verilerine dayandırdığı haberine göre, bu durum kamuoyunda tepkileri artırırken ülkedeki siyasi kutuplaşmayı da derinleştirdi.

Ekonomik Analiz Bürosu verilerine göre, ABD merkezli şirketler ikinci çeyrekte yıllık bazda 4,8 trilyon dolarla vergi öncesi rekor kar elde etti. Şirket karlarının toplam milli gelirin yüzde 18’ine ulaştığı ve bunun İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en yüksek oran olduğu belirtildi. Buna karşılık, çalışanların maaş ve sosyal yardımlardan aldığı pay yüzde 60’a gerileyerek 1950’li yıllardan bu yana görülen en düşük düzeye indi.

Habere göre, düşük ücret politikası uygulayan en büyük şirketlerin üst düzey yöneticilerinin maaşları 2019-2025 döneminde yüzde 41 artış gösterdi. Aynı dönemde medyan çalışan ücretlerindeki artış ise yüzde 21’de kalarak yüzde 26’lık fiyat artışının gerisinde kaldı.

“İki ayrı ekonomi oluştu”

Gazete, şirketlerin elde ettiği aşırı karların eşitsizliği tırmandırdığına dikkat çekti. Temel kazanımların yatırım gelirleriyle yaşayan varlıklı kesime gittiği, orta ve düşük gelirli hanelerin ise yalnızca maaşlara bağımlı olduğu kaydedildi. Enflasyonun ücret artışlarını geride bırakmasıyla birlikte reel saatlik ücretler temmuz ayında yıllık bazda yüzde 0,2 azaldı.

Groundwork Collaborative adlı düşünce kuruluşunun politika direktörü Elizabeth Pancotti tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:

“En üst gelir grubunda görülen büyüme, alt kesimlerdeki büyümeyi -eğer böyle bir büyüme varsa- çok ama çok geride bırakıyor. Bugün iki ayrı ekonominin var olduğunu görüyoruz: Biri ana geliri yatırımlardan ve pasif kazançlardan oluşanlar için, diğeri ise her gün çalışan sıradan emekçiler için.”

FT’nin aktardığına göre Trump, gıda yardımı kuponları dahil olmak üzere sosyal yardım programlarında kesintiye giderken, ağırlıklı olarak şirketlere ve zenginlere fayda sağlayan geniş çaplı vergi indirimlerini hayata geçirdi. Şirketler ile yatırımcıların durumu ve düşük gelirli Amerikalılar arasındaki açılan makas, seçmenlerin tepkisini artırarak ülkedeki siyasi bölünmeyi hızlandırdı.

Siyasette popülist söylem yükselişte

Derinleşen eşitsizlik Amerikan siyasetinde popülizm dalgasını güçlendirdi. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar popülist söylemlere daha sık başvururken, “Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri” ön seçimlerde ılımlı adayları geride bıraktı. New York’ta “şirket açgözlülüğünü” eleştiren Zohran Mamdani belediye başkanı seçildi.

Başkan Yardımcısı JD Vance, çalışanların şirket kararlarına daha fazla dahil edilmesi çağrısında bulunurken, Trump da şirketleri spekülasyon yapmak ve fiyatları fahiş şekilde artırmakla suçladı.

The Washington Post’un ağustos ayında yayımladığı analizde de süregelen yüzde 3,4’lük enflasyon ve yüksek fiyatlar nedeniyle Amerikalıların harcamalarında daha temkinli davrandığı aktarılmıştı.

Tüketici hareketliliğinin genel olarak dirençli kalmasına rağmen, ailelerin indirim arayışına girdiği, daha ucuz ürünleri tercih ettiği ve pahalı hizmetlerden vazgeçtiği vurgulanmıştı.

Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, genel tüketim göstergelerinin borsa artışlarından kazanç sağlayan varlıklı Amerikalılar sayesinde ayakta kaldığını, buna karşılık dar gelirli kesimlerin mali zorluklarla daha fazla yüzleştiğini ifade etmişti.

Trump bir yıl önce, 2018 yılında yürürlüğe koyduğu vergi indirimlerinin süresini uzatan “Büyük ve Güzel Yasa”yı (Big Beautiful Bill) imzalamıştı. Bu yasa, kurumlar vergisinin yüzde 35’ten yüzde 21’e düşürülmesini ve vergiye tabi geliri 600 bin doların üzerinde olan evli çiftler için azami gelir vergisi oranının yüzde 39,6 yerine yüzde 37 olarak uygulanmasını içeriyordu.

FT, söz konusu vergi yasasının eşitsizliği daha da artırdığını, en yoksul hanelerin daha fazla kayba uğrarken zenginlerin kazancını artırdığını aktardı. Bu durumun, kriz sonrasında farklı sosyal kesimlerin kalkınma süreçlerindeki ayrışmayı tanımlayan “K tipi ekonomi” modelini güçlendirdiği belirtildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Silikon Vadisi, medyaya milyarlar akıtıyor

Yayınlanma

Silikon Vadisi şirketleri, yapay zeka modellerini telif davalarından korumak ve gerçek zamanlı verilerle eğitmek amacıyla ana akım medya kuruluşlarıyla milyar dolarlık lisans anlaşmalarına imza atıyor.

Silikon Vadisi merkezli teknoloji devlerinin ana akım medya kuruluşlarına yönelik yatırımları; doğrudan nakit akışları, teknoloji transferleri ve hukuki stratejiler ekseninde son yıllarda yeni bir boyut kazandı.

Yapay zeka modellerini telif hakkı davalarından korumayı ve internetteki yapay zeka kaynaklı düşük kaliteli içeriklerden arındırılmış yüksek kaliteli, gerçek zamanlı verilerle beslemeyi hedefleyen şirketler, milyar dolarlık bir lisanslama yarışı yürütüyor.

OpenAI agresif lisanslama stratejisiyle öne çıkıyor

Sektördeki en geniş içerik lisanslama portföyünü oluşturan OpenAI, veri satın almanın yanı sıra medya kuruluşlarını yapay zeka entegrasyonu yoluyla kendi ekosistemine dahil ediyor.

Şirket ile News Corp arasında yapılan 5 yıl vadeli anlaşma, 250 milyon doların üzerinde nakit ve teknoloji kredisini kapsıyor. Anlaşmanın yıllık ortalama nakit akışı 50 milyon dolar civarında seyrediyor.

Bu işbirliğiyle The Wall Street Journal, Barron’s, MarketWatch, The New York Post, The Times, The Sunday Times ve The Sun arşivleri ile canlı haber akışları OpenAI sistemlerine açıldı. OpenAI bu verileri GPT modellerinin eğitiminin yanı sıra ChatGPT arama sonuçlarında News Corp makalelerini özetleyip kaynak bağlantısı vererek kullanıyor.

The Media Copilot Citation Study ve pazar dinamiklerine yer veren The Wall Street Journal analizleri, lisans anlaşması yapan yayıncıların ChatGPT alıntılarında yüzde 48 oranında öncelik kazandığını ortaya koyuyor.

OpenAI ayrıca bünyesinde Politico ve Business Insider gibi yayınları barındıran Axel Springer ile 3 yıllık süreç için 25 ila 30 milyon dolar değerinde bir anlaşma imzalayarak kullanıcılara Avrupa ve ABD siyasi haberlerini anlık özetleme hakkı elde etti.

Dotdash Meredith ile yapılan ortaklıkta ise yıllık 16 milyon dolarlık sabit garanti ücretin yanında değişken ticari gelir paylaşımları belirlendi.

IAC finansal bildirimleri ve Adweek verilerine göre; People, Better Homes & Gardens, Lifewire ve InStyle gibi markaların milyonlarca makalesi OpenAI’a aktarılırken teknoloji şirketi de Dotdash Meredith’in reklam hedefleme platformu D.M.A.P.’in yapay zeka ile optimize edilmesine destek sağlıyor.

Diğer taraftan Disney CEO’su Bob Iger ve Sam Altman tarafından duyurulan The Walt Disney Company ortaklığı, 1 milyar dolarlık özsermaye yatırımı ve hisse senedi alma hakkı (varant) kombinasyonunu içeriyordu.

Anlaşma; Disney, Pixar, Marvel ve Star Wars evrenlerinden 200’den fazla karakterin metinden video üreten yapay zeka modeli Sora içinde yasal kullanımını amaçlıyordu.

Ancak The Guardian ve OpenAI Index bildirimlerine yansıyan bilgilere göre, Hollywood’un yapay zekaya yönelik direnci, oyuncu ve seslendirme sanatçılarının hakları ile OpenAI’ın Sora uygulamasına ilişkin önceliklerini değiştirmesi sonucunda milyar dolarlık entegrasyon projesinin operasyonel süreci krize girdi.

OpenAI, geleneksel medyanın yanı sıra alternatif ve yükselen medya platformlarına da yöneliyor. Şirket, geçen nisan ayında TBPN’i satın almıştı. TBPN, ikisi de risk sermayesi dünyasından gelen ortak sunucular John Coogan ve Jordi Hays tarafından sunulan bir podcast. İkili her gün, Los Angeles’taki bir stüdyodan ana akım medyadaki iş veya spor programlarını andıran üç saatlik bir program sunuyor.

Podcast ve ekibi, Clinton yönetimi dönemindeki skandalları yönetmesiyle ün kazanan, deneyimli lobici Chris Lehane’nin sorumluluğu altında. Lehane, OpenAI’nin halkla ilişkiler sorumlusu.

Silikon Vadisi’nin “paralel medya ekosistemi” teknoloji yatırımcılarının girişimlerinden ibaret değil. Örneğin Andreessen Horowitz, kendi medya imparatorluğunu kurmak için büyük yatırımlar yapıyor. Risk sermayesi şirketi, teknoloji yatırım portföyünü sergilemek ve teknoloji yanlısı bir siyaseti öne çıkarmak amacıyla podcast’ler yayınlıyor. Bu kapsamda teknoloji konusunda iyimser bakış açılarını yaygınlaştırmak ve portföylerindeki kurucuları eleştirel bir dış incelemeye tabi tutmadan öne çıkarmak amacıyla Future gibi özel yayın organları kuruldu.

Ayrıca yapay zeka platformu State Affairs (Peter Thiel’in risk sermayesi şirketi Founders Fund ve Khosla Ventures tarafından destekleniyor) gibi teknoloji destekli girişimler, kurumsal aboneler için eyalet yasama verilerini büyük dil modellerine (LLM’ler) aktarmak üzere insan muhabirler istihdam ediyor.

Meta sosyal medya trafiği yerine yapay zeka verisine yöneliyor

Facebook ve Instagram üzerinden geleneksel medyaya aktarılan dış bağlantı trafiğini kısıtlaması nedeniyle yayıncılarla anlaşmazlık yaşayan Meta, çözüm olarak yapay zeka bütçelerini devreye soktu.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre şirket, News Corp ve küresel yayıncı havuzuyla yıllık 50 milyon dolara ulaşan çok yıllı anlaşmalar yürütüyor.

Meta, açık kaynaklı Llama modellerinin internet aramalarında ve Meta AI asistanı içinde haber sunarken telif sorunlarıyla karşılaşmaması adına bu yatırımı gerçekleştiriyor.

Şirket verileri doğrudan model ağırlıklarını eğitmek yerine, asistanın kullanıcıya anlık ve yasal haber aktarmasını sağlayan RAG (erişimle zenginleştirilmiş üretim) altyapısında kullanıyor.

Apple yasal sorumluluk şartıyla müzakereler yürütüyor

Yapay zeka alanına “Apple Intelligence” entegrasyonuyla dahil olan Apple, veri toplama sürecini tamamen yasal zeminde yürütmek amacıyla Condé Nast, NBC News ve IAC gibi yayıncı gruplarıyla görüşmeler gerçekleştirdi.

The New York Times ve PCMag‘ın aktardığına göre Apple; Vogue, The New Yorker, GQ, Vanity Fair ve NBC News gibi kurumların onlarca yıllık arşivleri için grup başına çok yıllı ve en az 50 milyon dolar taban fiyatlı teklifler sundu.

Pazarlıkların uzamasındaki temel etkenin, Apple’ın sistem içinde veri işlenmesinden kaynaklanabilecek olası hukuki sorumlulukların yayıncılar tarafından da üstlenilmesini talep etmesi olduğu kaydedildi.

Perplexity AI reklam gelirlerini paylaşıyor

Medya kuruluşlarının intihal ve içerik hırsızlığı suçlamalarıyla karşılaşan Perplexity AI, olası telif davalarının önüne geçmek için “Perplexity Publishers Program” adıyla gelir paylaşım havuzu kurdu.

TIME, Fortune, Der Spiegel ve Los Angeles Times’ın yer aldığı ortaklık kapsamında başlangıçta 42,5 milyon dolarlık nakit havuzu oluşturuldu.

The Wall Street Journal ve Digiday tarafından incelenen modele göre, arama sonuçlarına reklam almaya başlayan Perplexity AI, yanıt üretirken ilgili medya organının makalesinden yararlanması durumunda elde edilen reklam gelirinin yüzde 50 ila yüzde 80’lik kısmını yayıncıya aktarıyor.

Şirket ayrıca bu medya organlarının çalışanlarına kurumsal yapay zeka aboneliği sağlıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English